Şap alarmı büyüyor: Hayvan pazarları yeniden kapanıyor
Hastalıkla mücadelede yeni soru işaretleri: Kayseri, Uşak, Ankara, Sivas, Kars ve Kütahya’da pazarlar kapatıldı. Peki, Türkiye şap sorununu neden kalıcı olarak çözemiyor?
Haber Merkezi





23 Eylül 2026 itibarıyla teyit edilebilen son kararlar şöyle:
Uşak: Uşak Belediyesi Hayvan Pazarı ile Banaz Belediyesi Hayvan Pazarı kapatıldı. Kentte şap vakalarının tespit edildiği bildirildi.
Kayseri: Kayseri Ticaret Borsası Canlı Hayvan Pazarı geçici olarak kapatıldı.
Ankara: Çubuk Canlı Hayvan Pazarı'nın 24 Eylül'den itibaren en az 30 gün kapatılması kararlaştırıldı.
Sivas: Şarkışla Hayvan Pazarı, çevre illerde görülen şap vakaları nedeniyle 17 Eylül'den itibaren geçici olarak kapatıldı.
Kars: Selim Hayvan Pazarı, bölgede şap görülmesi üzerine 14 Eylül'den itibaren kapatıldı.
Kütahya: Merkez Canlı Hayvan Pazarı, Kınık köyündeki vaka sonrasında aşılama çalışmaları kapsamında 15 gün süreyle kapatıldı.
2025'TE TÜM ÜLKEYİ SARMIŞTI

Sorunun boyutu yeni değil. Türkiye, 2025'te 1965'ten beri ilk kez SAT-1 serotipiyle karşılaştı. Tarım ve Orman Bakanlığı, hastalığın yayılmasını önlemek amacıyla hayvan hareketlerini kısıtladı ve ülke genelindeki hayvan pazarlarını geçici olarak kapattı.
Bakanlığın açıklamasına göre Şap Enstitüsü tarafından milyonlarca doz SAT-1 aşısı üretildi ve aşılama oranı yüzde 85'in üzerine çıkan illerde pazarlar kademeli olarak yeniden açıldı.
Cumhurbaşkanlığı'nın 2026 Yılı Programı'nda ise 2025'te hastalığın Hakkari ve Van'da tespit edildiği, Kurban Bayramı sonrasında artan hayvan hareketleriyle birlikte SAT-1 vakalarında artış görüldüğü ve hastalığın başka illere yayıldığı belirtiliyor.
ASIL SORU: HASTALIK NEDEN GERİ DÖNÜYOR?

Türkiye'de aşılama sistemi bulunuyor. 2026 sonbahar döneminde de ülke genelinde yeni aşılama kampanyaları yürütülüyor. Örneğin Samsun'da 14 Eylül-13 Kasım arasında aşılama programı uygulanıyor ve aşısız hayvanların sevkine izin verilmiyor.
Buna rağmen Eylül 2026'da yeniden pazar kapatmaları görülmesi, aşılama kadar hayvan hareketlerinin denetimi, erken teşhis, karantina, kayıt dışı sevkiyat ve işletmeler arasındaki biyogüvenlik uygulamalarının da belirleyici olduğunu gösteriyor.
Şap hastalığı Türkiye'de yeni ortaya çıkmış bir sorun değil. Bakanlığın tarihçesine göre hastalıkla mücadelede karantina ve aşılama 1962'den beri uygulanıyor.
Ancak hastalığın farklı serotiplerle yeniden ortaya çıkabilmesi ve hayvan hareketlerinin yoğunluğu, "bir kez aşılandı, sorun bitti" yaklaşımını geçersiz kılıyor.
ÜRETİCİ YİNE BEDEL ÖDÜYOR
Her yeni kapatma kararı üretici açısından yalnızca hayvan satışının durması anlamına gelmiyor. Hayvanın pazara götürülememesi, sevkiyatların aksaması, besicinin nakit akışının bozulması ve hastalık nedeniyle verim kayıpları ekonomik baskıyı artırıyor.
Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, şap hastalığının et veriminde yüzde 30-45, süt veriminde ise yüzde 15-35 arasında kayıplara yol açabildiğini bildiriyor.
Türkiye'nin önündeki temel soru artık yalnızca "kaç pazar kapatıldı?" değil:
Yıllardır aşılanan, karantina uygulanan ve hayvan hareketleri denetlenen bir ülkede şap neden tekrar tekrar ortaya çıkıyor?
Ve daha önemlisi: Canlı hayvan ithalatından ülke içindeki hayvan hareketlerine kadar bütün zincirde hastalık güvenliği gerçekten yeterince denetleniyor mu?













































































