'Her şey Türkiye için' edebiyatı ile milletin gözünü boyayan ama iktidar koltuğunun sıcaklığını hissedince Türkiye için hiçbir şey yapmayan Başbakan'ın, sevinerek imzaladığı AB ilerleme raporu ile önümüze konulan sevr maddeleri kabul edilemez maddelerdir.
Dün, Türk işçilerine serbest dolaşım hakkı verilmemesi hakkındaki maddeyi değerlendirmiştik. İlerleme raporunun başka bir maddesi şunları içermektedir;
2. Ekonomide IMF düzeni devam etmeli ve kamu bankaları ile KİT'ler vakit kaybetmeden özelleştirilmeli.
IMF köleliğinin pekiştirilmesi anlamı taşıyan bu maddeyi de Başbakan hiç tereddüd etmeden kabul etmiştir. IMF'ye mahkum olmayı iktidara gelmeden önce kabullenen AKP, bu şart ile IMF'nin iflah olmaz bir müptelası haline gelmektedir.
Milli değerlerimize teslim olması gereken AKP, daha baştan yanlış yere veya yerlere teslimiyet göstermeyi seçmiş ve bu geri dönüşü olmayan yola bilinçli bir şekilde adım atmıştır.
Olacağı buydu taviz verdiğimiz AB hep daha fazlasını istedi ve istemeye devam ediyor. Tavizleri peşi sıra veren AKP de, hep daha fazla taviz verdi ve görünen o ki, taviz vermeye devam edecek.
Kamu bankaları da satılması gerekiyor çünkü, ülkemizi ekonomik olarak işgal eden yabancı bankaların hakimiyeti artırılmak isteniyor. Bu işlem satılacak şirket ve toprak kalmayıncaya kadar devam edecektir.
Başbakan'a göre AB'nin hiçbir şart sunmadığı ilerleme raporundaki ağır şartlar AKP tarafından yerine getirilirse birkaç yıl sonra Türkler azınlık konumuna düşecektir.
Ekonominin başındakiler 'IMF ile yolumuzu ayıracağız' demiyor muydu? Bu sözlerinde samimi olanlar bu şartları nasıl kabul edebilirler? Yoksa samimi değiller miydi? Bunu okurun takdirine bırakıyorum.
İlerleme raporunda Başbakan'ın şart diye kabul etmediği başka bir şart şöyle;
3. Gümrük duvarları tümüyle kaldırılacak.
AB ihtiyaç duymasına rağmen kapılarını bizim işçimize kapatırken, kendi ürünlerini hiç bir kısıtlamaya takılmadan bize satabilecektir. Bu maddede istenenler, kapitülasyon değil de nedir?
Osmanlı'nın sadece Fransa'ya verdiği kapitülasyon imtiyazları bugün AKP tarafından bu madde ile bütün Avrupa'ya verilmektedir. Peki karşılığında ne alınmaktadır? Gazetemiz yazarlarından Murat Çabas'ın 06.10.2004 tarihli yazısının sonunda dediği gibi 'koskoca bir HİÇ'.
'Her şey Türkiye için' diyen bir hükümetin Türkiye'ye hiçbir şey getirmeyen bilakis bütün dokunulmaz ve kutsal saydığımız varlığımızı alıp götüren bu maddelere 'evet' demesini milletimiz, özellikle AKP'ye oy verenler içlerine sindiremeyeceklerdir.
Ama sevindirici olan bir şey var, bu verilen tavizler sayesinde milletimiz her geçen gün biraz daha dostunun ve düşmanının kim olduğunu anlıyor.
Milletimizin bilinçlendirilmesinde II. Kuvay-ı Milliye hareketinin önderi, BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'ın ayak uydurması zor gayretleri rol oynamıştır.
Bu gayretler İnşaallah milletimizin hakettiği yere gelmesini sağlayacak uyanışa vesile olacaktır.
Dün, Türk işçilerine serbest dolaşım hakkı verilmemesi hakkındaki maddeyi değerlendirmiştik. İlerleme raporunun başka bir maddesi şunları içermektedir;
2. Ekonomide IMF düzeni devam etmeli ve kamu bankaları ile KİT'ler vakit kaybetmeden özelleştirilmeli.
IMF köleliğinin pekiştirilmesi anlamı taşıyan bu maddeyi de Başbakan hiç tereddüd etmeden kabul etmiştir. IMF'ye mahkum olmayı iktidara gelmeden önce kabullenen AKP, bu şart ile IMF'nin iflah olmaz bir müptelası haline gelmektedir.
Milli değerlerimize teslim olması gereken AKP, daha baştan yanlış yere veya yerlere teslimiyet göstermeyi seçmiş ve bu geri dönüşü olmayan yola bilinçli bir şekilde adım atmıştır.
Olacağı buydu taviz verdiğimiz AB hep daha fazlasını istedi ve istemeye devam ediyor. Tavizleri peşi sıra veren AKP de, hep daha fazla taviz verdi ve görünen o ki, taviz vermeye devam edecek.
Kamu bankaları da satılması gerekiyor çünkü, ülkemizi ekonomik olarak işgal eden yabancı bankaların hakimiyeti artırılmak isteniyor. Bu işlem satılacak şirket ve toprak kalmayıncaya kadar devam edecektir.
Başbakan'a göre AB'nin hiçbir şart sunmadığı ilerleme raporundaki ağır şartlar AKP tarafından yerine getirilirse birkaç yıl sonra Türkler azınlık konumuna düşecektir.
Ekonominin başındakiler 'IMF ile yolumuzu ayıracağız' demiyor muydu? Bu sözlerinde samimi olanlar bu şartları nasıl kabul edebilirler? Yoksa samimi değiller miydi? Bunu okurun takdirine bırakıyorum.
İlerleme raporunda Başbakan'ın şart diye kabul etmediği başka bir şart şöyle;
3. Gümrük duvarları tümüyle kaldırılacak.
AB ihtiyaç duymasına rağmen kapılarını bizim işçimize kapatırken, kendi ürünlerini hiç bir kısıtlamaya takılmadan bize satabilecektir. Bu maddede istenenler, kapitülasyon değil de nedir?
Osmanlı'nın sadece Fransa'ya verdiği kapitülasyon imtiyazları bugün AKP tarafından bu madde ile bütün Avrupa'ya verilmektedir. Peki karşılığında ne alınmaktadır? Gazetemiz yazarlarından Murat Çabas'ın 06.10.2004 tarihli yazısının sonunda dediği gibi 'koskoca bir HİÇ'.
'Her şey Türkiye için' diyen bir hükümetin Türkiye'ye hiçbir şey getirmeyen bilakis bütün dokunulmaz ve kutsal saydığımız varlığımızı alıp götüren bu maddelere 'evet' demesini milletimiz, özellikle AKP'ye oy verenler içlerine sindiremeyeceklerdir.
Ama sevindirici olan bir şey var, bu verilen tavizler sayesinde milletimiz her geçen gün biraz daha dostunun ve düşmanının kim olduğunu anlıyor.
Milletimizin bilinçlendirilmesinde II. Kuvay-ı Milliye hareketinin önderi, BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'ın ayak uydurması zor gayretleri rol oynamıştır.
Bu gayretler İnşaallah milletimizin hakettiği yere gelmesini sağlayacak uyanışa vesile olacaktır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Orhan Dede / diğer yazıları
- PKK’nın yerini DEAŞ mı dolduracak? / 31.12.2025
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024






























































































