Seçimler demokrasiyi kurumsallaştırır, kökleştirir.
14 Mayıs'ta yapılacak seçimin bu amaca hizmet etmesi için hak ve hukuka uygun gerçekleşmesi gerekiyor.
Bunu denetleme-belirleme yetkisini anayasamız ve Cumhurbaşkanlığı Seçim Yasası, Yüksek Seçim Kurulu'na (YSK) vermiştir.
Seçimlerin düzen içinde, dürüstlük ve eşitlik ilkelerine uygun biçimde yapılmasını güvence altına almak üzere görevlendirilen tek kurum, Yüksek Seçim Kurulu'dur. Bu görev, halen 1982 Anayasası'nın 79.maddesi ile de devam etmektedir.
YSK, hiç kuşkusuz hem varlığı hem de kararları ile "Demokratik Hukuk Devleti'nin" ve bu yönde "seçimlerin düzen içinde ve dürüst bir biçimde yapılabilmesinin" en önemli ve vazgeçilmez güvencesi niteliğindedir.
Her seçim öncesinde, görevlerini ve ilkelerini hatırlatan ilke kararları alır. Bu kararlarında YSK, "propaganda ve basın yayın organlarının her tür yayınları" ile "seçimlerin dürüstlüğü ve eşitliği ilkelerini" bir bütünün ayrılmaz parçaları olarak gördüğünü vurgulamaktadır. Üstelik tüm bu zorunluluğu ve anayasa ile yüklenen "görevin" o denli farkındadır ki, basın yayın organlarının uyması gereken esasları, ilan ve reklam yerlerinin kullanılmasını, temel atma gibi tüm siyasal faaliyetleri, ayrıntılı bir biçimde ele alıp, tümünün de "eşitlik, dürüstlük, tarafsız yayın esasları dahilinde" yapılması gerektiğini açıklar. Bu görev, demokrasi açısından da o kadar yaşamsaldır ki, kanunun 138.maddesi, bu görevi yerine getirmemenin yaptırımı olarak Türk Ceza Kanunun (TCK) 257.maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunun, üstelik ağırlaştırılmış şekilde uygulanmasını öngörmektedir.
YSK, eskiden bu ilkeleri titizlikle uyguluyordu. Ancak bir dönemden beri uygulamaları ve kararları ile bu görevini ihmal etmiş görünüyor.
1 Kasım 2015 seçimlerindeki ve 16 Nisan referandumu sürecindeki "propaganda ve medya organlarının kullanılması yönündeki açık eşitsizlikler" ortada iken bunu görmezden gelmiştir.
16 Nisan referandum sonuçlarını tamamıyla etkileyen "mühürsüz oyların toptan geçerli sayılması" yönündeki kararı ve bunu savunan 560 ve 573 sayılı kararları da inanılması güç hukuksuzluk örnekleridir.
Bir başka skandal boyutundaki örnek:
İktidarıyla, muhalefetiyle 13. Cumhurbaşkanının seçileceği söylense de aslında seçilecek olan 14. Cumhurbaşkanıdır.
YSK'nın 15 Ağustos 2014 tarih ve 3719 sayılı kararına göre Recep Tayyip Erdoğan 12. Cumhurbaşkanıdır (2014 seçim sonuçları).
Keza YSK'nın 4 Temmuz 2018 tarih ve 952 sayılı kararına göre de Recep Tayyip Erdoğan 13. Cumhurbaşkanıdır (2018 seçim sonuçları).
Kararlarının kesin olduğu yargı yoluna bile gidilemeyecek olan YSK, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'nın uyarısıyla Recep Tayyip Erdoğan'ın 13. Cumhurbaşkanı olduğu kararını düzeltmiş,"13" rakamını silmiştir.
Kaçıncı Cumhurbaşkanı olduğunu bile belirleyemeyen YSK ile seçime gidiyoruz… Haydi hayırlısı!
- Yerel yönetim / 25.01.2024
- Muhalefet / milli irade / 22.01.2024
- Anayasa Mahkemesi yoksa… / 18.01.2024
- Soykırım davası / 15.01.2024
- Sosyal devlet için / 11.01.2024
- Hukuk devletine başkaldırı / 25.12.2023
- Güç dengesi / 21.12.2023
- Yerel seçime giderken / 14.12.2023
- İnsanlığın anayasası / 11.12.2023
























































