HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 11 MAYIS 2021, SALI

Seçimlerimize bile karışacaklar

05.10.2005 00:00:00
17 Aralık sonrası müzakerelerin başlaması için verilen tarihin ardından davul zurnayla karşılanan AKP hükümeti, bildiğiniz gibi bu olayı Türkiye'nin kendileri öncülüğünde aldığı büyük bir zaferiymiş gibi yansıtıp, 3 gün sonra da AB'ye "biz bunları nasıl kabul edebiliriz!" diye nota vermişti. Tarihin tekerrürden ibaret olduğu bir kez daha kanıtlandı ki, yine AKP hükümeti bu kez 3 Ekim'de, sanki 17 Aralık'ta vaadedilen üyelik görüşmeleri imtiyazlı değilmiş gibi ve bu kez de kabul edilen müzakereler gerçekte tam üyelik için başlamış gibi yine bir zafer kazanılmış edasıyla kamuoyunu ayağa kaldırdı.Olayların aslı ise tam bir senaryo. 17 Aralık'ta kağıt üzerinde adı tam üyelik gibi gözüken ama muhteviyatı imtiyazlarla dolu Ortaklık Belgesi, 3 Ekim'de daha imtiyazlı bir şekilde kabul edildi. Rumların NATO'ya girmesi, KKTC'nin fiili ve hukuki olarak tanınması, liman ve havaalanlarımızın Rum'lara açılması gibi Türkiye'den her zaman koparılmaya çalışılan tavizler yine başı çeken ve aleyhimize sonuçlanan konular arasındaydı. Müslümanları kıyan Sırp savaş suçlularının, Hırvatistan'a arka çıkan Avusturya'nın bize zorluk çıkarmasıyla tekrar gündeme taşınması ve akabinde Lahey Adalet Divanı'ndan gelen haberle aklanması, sonunda da Avusturya'nın iddialarından vazgeçmesi aslında olayların hiçbirisinin tesadüf olmadığının açık bir kanıtıydı. Türkiye'nin bu tür ayak oyunlarından sonra AB ile müzakerelere başlayacağı ise bu oyunun kaçınılmaz bir sonu oldu. Çünkü AB'nin Türkiye'yi böyle anlamsızca elinden kaçırması ve AB'den başka hiçbir politikası bulunmayan Türk hükümetinin bu uğurda veremeyeceği bir tavizin olması düşünülemezdi. Yani, yüz sene sonra bile birliğe girmesi garanti olmayan, vatandaşları Avrupa ülkelerinde dolaşma hakkını elinde bulundurmayan bir Türkiye'yi Avrupa'nın ellerinden kaçırmaları ve AKP'nin de bu uğurda ne pahasına olursa olsun olumsuz bir sonuç alması her iki taraf için de büyük bir hata olurdu. Ve nihayetinde beklenen oldu. Sadece bizim için sonu gözükmeyen müzakereler Hırvatistan'la aynı anda başladı. Ama kabul edilen Müzakere Çerçeve Belgesi'nde akıllara durgunluk verecek maddeler de mevcuttu maalesef. Hele bir madde vardı ki olayın ne kadar havada kaldığını doğrular nitelikte. Birlik, Türkiye'nin herşeyi eksiksiz yapması durumunda bile karşılıklı "hazmedememe" gibi bir maddeyi ileri sürüp müzakereleri askıya alabilecekti. Yani, üye 25 ülkeden herhangi birisi 2020 yılında "ben Türkiye'nin üye olmasını şu gerekçeden dolayı istemiyorum" dediğinde her şey bitecek ve hiçbir hak iddia edemeyecektik, edemeyeceğiz de.Sadece bu maddeden bile belli oluyor ki, Avrupa bu yolla Türkiye'ye her istediğini yaptırmak isteyecek. Yaptıramadığı bir yerde de kopardıkları yanına kar kalacaktır. Unutulmaması gerekir ki, Avrupa Birliği daha önce de Avusturya'da sırf seçim sonuçlarını beğenmediği için "bu adam başbakan yardımcısı olursa bağlarımızı kopartırız" tehdidini savurmuşlar ve ülkelerdeki bağımsız seçimlere dahi müdahale etmişlerdir.Bir ülkenin başına geçecek Başbakan'a ve yardımcısına bile müdahale eden bir birliğin, sizin Ermeni sorununuza, KKTC sorununuza, ekümeniklik, Ege kıta sağanlığı, hatta yanıbaşınızda kurulan bir Kürdistan'a karşı nasıl tavır takınacağını ve bu konularda size hangi şartları dikta edeceğini bir düşünsenize!Sizce 10 yıl sonra geride Türkiye diye bir devlet kalır mı?
 
Ender Karabulut / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.