logo
13 EYLÜL 2026

Şehit ve gazi ailelerine şafak baskını

Ankara’nın göbeğinde, Güvenpark’ta evlatlarının ve kendilerinin ellerinden alınan hakları için 38 gündür gece gündüz demeden adalet nöbeti tutan er şehit aileleri ve er gaziler, bu sabah karanlığında polis barikatlarıyla karşılaştı

19.08.2026 10:52:00
Haber Merkezi
 
Şehit ve gazi ailelerine şafak baskını
Şehit ve gazi ailelerine şafak baskını
Ankara'nın göbeğinde, Güvenpark'ta evlatlarının ve kendilerinin ellerinden alınan hakları için 38 gündür gece gündüz demeden adalet nöbeti tutan er şehit aileleri ve er gaziler, bu sabah karanlığında polis barikatlarıyla karşılaştı.

Sabah saat 04.45'te yüzlerce çevik kuvvet polisiyle parka giren emniyet güçleri, anayasal eylem hakkını kullanan acılı aileleri zor kullanarak parktan çıkardı.

"Vatan sağ olsun" diyerek en değerli varlıklarını toprağa veren şehit anneleri ve uzuvlarını cephede bırakan kahraman gaziler, sabaha karşı yapılan bu muameleye isyan etti.

Çadırlar Söküldü, Pankartlar Toplandı

Görgü tanıklarının ve ailelerin aktardığı bilgilere göre, polis ekipleri sabah saatlerinde parkın etrafını tamamen abluka altına aldı. Eylemcilere alanı boşaltmaları yönünde yapılan kısa uyarının ardından müdahale başladı. 38 gündür ailelerin sığınağı olan derme çatma çadırlar ve hak taleplerini içeren pankartlar tek tek sökülerek kamyonlara yüklendi.

Müdahale esnasında polise direnen ve "Biz bu ülkeye canımızı verdik, siz bizi kimin parkından kovuyorsunuz?" diyerek feryat eden şehit yakınları ile polis arasında arbede yaşandı. Yürüme engeli olan bazı er gazilerin tekerlekli sandalyelerinden zorla indirilerek alandan uzaklaştırılmaya çalışılması yürekleri dağladı.

Acılı Anneler Fenalık Geçirdi

Polisin sert müdahalesi ve yaşanan arbede nedeniyle parkta tansiyon hızla yükseldi. Günlerdir soğukta ve zor şartlar altında nöbet tutan şehit annelerinden birçoğu sinir krizi ve fenalık geçirdi. Kalp ve tansiyon hastası olduğu öğrenilen bazı şehit yakınları için olay yerine çok sayıda ambulans sevk edildi. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından fenalaşan aileler Ankara'daki çeşitli hastanelere kaldırılarak müşahede altına alındı.

"Rütbeliye Var, Er Şehide Neden Yok?"



Güvenpark'ta 38 gündür devam eden eylemin temel sebebi, subay, astsubay ve uzman çavuş ailelerine tanınan bazı mali ve sosyal hakların, vatani görevini er olarak yaparken şehit düşenlerin ailelerine ve er gazilere tanınmamasıydı. Aradaki bu maaş ve özlük hakkı uçurumunun kapatılmasını isteyen aileler, seslerini yetkililere duyurabilmek için parkı mesken tutmuştu.

Müdahale sonrası gözyaşları içinde açıklama yapan bir şehit babası, "Bizim çocuklarımız bu vatan için canını verirken göğüslerinde rütbe yoktu. Şimdi hak ararken mi rütbe ayrımı yapılıyor? Biz kimseden sadaka istemiyoruz, evlatlarımızın hakkını istiyoruz. Devlet bize sabahın köründe polisi göndereceğine, bir yetkilisini gönderip derdimizi dinleseydi" diyerek tepki gösterdi.

Kanserin genetik şifresi çözüldü

Tıbbi onkolojinin hedeflenmesi en zor alanı olarak kabul edilen pankreas kanserinde, uzun yıllardır "ulaşılamaz" denilen KRAS gen mutasyonunu kilitleyen yeni bir akıllı molekül (daraxonrasib), ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından onaylandı. Laboratuvardan klinik aşamaya taşınan bu tarihi gelişme, pankreas kanserini çaresiz bir hastalık olmaktan çıkarıp yönetilebilir bir kronik durum haline getirmeyi hedefliyor

13.09.2026 11:10:00
Eyüp Kabil
 
Kanserin genetik şifresi çözüldü
Kanserin genetik şifresi çözüldü
Dünya genelinde agresif seyri ve çok kısıtlı tedavi seçenekleriyle bilinen pankreas kanseri için tıp tarihi niteliğinde bir adım atıldı. Sağlık Editörleri tarafından derlenen bilgilere göre, vakaların neredeyse %90'ından sorumlu olan ancak yapısal özellikleri nedeniyle otuz yılı aşkın süredir ilaçla hedeflenemeyen KRAS proteini, geliştirilen yeni nesil bir "moleküler yapıştırıcı" teknolojisi sayesinde tamamen kilitlendi.

Geleneksel kemoterapilerin aksine doğrudan tümörün mutasyonlu gen yapısına saldıran bu yeni etken madde, kanserli hücrelerin büyüme sinyallerini kalıcı olarak kesiyor.


Hücreleri birbirine "yapıştırarak" tümörü durduruyor


Onkoloji uzmanları, yeni nesil tedavinin çalışma mekanizmasını bir mühendislik harikası olarak tanımlıyor. İlaç, kanser hücresindeki mutasyonlu proteini bloke etmek yerine, hücre içindeki bir yardımcı proteini yakalayarak adeta bir "moleküler tutkal" gibi KRAS genine yapıştırıyor. Bu sayede kanserli hücre bölünme yeteneğini kaybederek kendi kendini imha etme sürecine giriyor.

Klinik çalışmalarda elde edilen ilk sonuçlar, özellikle ileri evre ve yayılım göstermiş (metastatik) hastalarda tümör boyutlarında belirgin bir küçülme ve hastaların sağ kalım sürelerinde ciddi bir uzama sağlandığını ortaya koydu. Ayrıca ağızdan günlük tablet olarak alınması, hastaların hastaneye bağımlı kalmadan ev konforunda tedavi olmalarına imkan tanıyor.


Kemoterapi yan etkilerine son


Yeni tedavinin hastalar açısından en büyük avantajlarından biri de hafif yan etki profili oldu. Kemoterapinin saç dökülmesi, ağır halsizlik ve bağışıklık çökmesi gibi yıkıcı yan etkilerine yol açmayan akıllı molekül, sadece tümörlü dokuyu hedef alarak sağlıklı hücreleri koruyor. Uzmanlar, hastaların tedavi süresince günlük yaşam kalitelerini neredeyse tamamen koruyabildiklerini belirtiyor.


Türkiye'ye ne zaman gelecek?


Sağlık Bakanlığı onay ve ruhsatlandırma süreçlerinin ardından, ilacın küresel ölçekte yaygınlaşması bekleniyor. Türkiye'deki onkoloji profesörleri, Türk hastaların bu yenilikçi tedaviye erken erişim sağlayabilmesi için "Erken Erişim ve İnsani Amaçlı İlaca Ulaşım Programları" kapsamında gerekli girişimlerin hızla başlatılacağını ifade ediyor. Tıp dünyası, 2026 yılını onkolojide biyolojik sistemlerin tamamen restore edildiği yeni bir çağın başlangıcı olarak kabul ediyor.

TESK Başkanı Palandöken: "Esnafları uyararak öğrencilerimizi, kötü alışkanlıklardan uzak tutmak için gerekli tedbirleri almalarını istiyoruz"

Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Esnafları uyararak öğrencilerimizi, kötü alışkanlıklardan uzak tutmak için gerekli tedbirleri almalarını istiyoruz" dedi

12.09.2026 12:31:00 / Güncelleme: 12.09.2026 13:18:40
İHA
 
TESK Başkanı Palandöken: "Esnafları uyararak öğrencilerimizi, kötü alışkanlıklardan uzak tutmak için gerekli tedbirleri almalarını istiyoruz"
TESK Başkanı Palandöken: "Esnafları uyararak öğrencilerimizi, kötü alışkanlıklardan uzak tutmak için gerekli tedbirleri almalarını istiyoruz"
Yeni eğitimin öğretim döneminin başlamasından önce açıklamalar yapan Palandöken, "İlk, orta ve lisede yaklaşık 18 milyon öğrenci eğitim görüyor. Dolayısıyla 1 milyon 200 binin üzerinde öğretmenimiz var. Ülkemizde yaklaşık 75 bini aşkın okulumuz var. Yeni eğitim öğretim yılında 30 bine yakın güvenlik görevlisi görev yapacak. Dolayısıyla biz aileleri, başta tabii ki çevredeki esnafları uyararak öğrencilerimizi, kötü alışkanlıklardan uzak tutmak için gerekli tedbirleri almalarını istiyoruz. Bununla birlikte ailelerin de eğitim döneminde çocukların okul aile birlikleriyle ve öğretmenleriyle temasını geliştirmesi lazım" dedi.

"Okul çevrelerinde kötü alışkanlıklara karşı tedbir alınmalı"

Okul çevrelerinin güvenliği konusunda uyarılarda bulunan Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Korsan satıcıların veya illegal örgütlerin ürünlerini satan, bağımlılık kazandıran içeriklerden uzak tutulması lazım. En önemlisi çocuklarımızı kontrol etmemiz. Bunların geleceğini daha güvenli, daha emin, gözümüz gibi koruduğumuz; sınıflara yeni başlayandan liseyi bitirip üniversiteye gidinceye kadarki ebeveynlik görevlerimizi de harfiyen yerine getirmemiz lazım. Gidiş geliş saatleri başta olmak üzere, çevresindeki arkadaşları, okuldaki hareketleri mercek altında olması lazım. Hem çevredeki esnaflarımızla birlikte hem de servis araçlarımızla, onların bakımlarıyla güvenli bir şekilde öğrencileri indirip bindiren araçlarda bulunması gereken eğitici ablalarının, koruyucu ablalarının çok dikkatli bir şekilde; evlerinin bulunduğu caddenin, sokağın ve trafik akışını iyi hesap edip indirilip bindirilmesine de dikkat etmesi lazım" diye konuştu.

"Servis şoförlerimizin yeterlilikleri ve araçların bakımı önemli"

Yeni eğitim-öğretim döneminde servis şoförlerinin mesleki yeterliliklerinin ve araç bakımlarının çok önemli olduğuna işaret eden Palandöken, "İnşallah 2026-2027 öğretim yılı başarılı bir şekilde neticelenir. Kazasız belasız ve çocuklarımızın yetişmesindeki, eve geliş gidiş saatlerindeki, beslenmeleri, harcadıkları zamanların, kimlerle birlikte olduklarının da kontrol edilmesi lazım. En önemlisi kolluk kuvvetleri. Hem yerel yönetimler hem de emniyet güçlerinin çok sık takip etmesi çok önemli. Çocukları taşıyan servis araçlarının bakımlı aynı zamanda da can güvenlikleriyle ilgili bütün sorunlar halledilmiş bir vaziyette, servisleri yapılmış, okula getirip götürmelerinde ilgili Oda belgesine dayanan, sertifikaları olan şoförlerimizin bu konuda uyarılmasıyla ilgili tedbirler alındı. Bizim umudumuz inşallah bu sene çok daha dikkatli ve çok daha disiplinli bir şekilde okul hayatlarını idame ettirecek yavrularımıza hepimiz birlikte, toplum olarak da sahip çıkacağız. Onların yetişmeleri, toplumun refaha ermesi, daha iyi neticeleri alması için, hepimize gerekli olan bir uygulama olacak inşallah" ifadelerini kullandı.

Gazilere abluka, Öcalan’a dubleks villa!

Gaziler haklarını isterken polis ablukası ve engellemelerle karşı karşıya kalırken, Abdullah Öcalan için İmralı’da dubleks villa inşa edildiğine ilişkin açıklamalar kamuoyunda büyük tepki yarattı

12.09.2026 11:25:00
Haber Merkezi
 
Gazilere abluka, Öcalan’a dubleks villa!
Gazilere abluka, Öcalan’a dubleks villa!
Gaziler haklarını isterken polis ablukası ve engellemelerle karşı karşıya kalırken, Abdullah Öcalan için İmralı'da dubleks villa inşa edildiğine ilişkin açıklamalar kamuoyunda büyük tepki yarattı. "Gazilere yer yok, terör örgütü elebaşına villa var" eleştirileri yükseldi.

AK Parti eski milletvekili Şamil Tayyar, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin gazeteci Nagehan Alçı'ya Abdullah Öcalan için İmralı'da "bahçeli ev" yapıldığını söylediğini belirterek, konuya ilişkin dikkat çeken ayrıntılar paylaştı.

Tayyar'ın mesajı

"Madem Devlet Bey, Gazeteci Nagehan Alçı'ya Abdullah Öcalan için İmralı'da bahçeli ev inşa edildiğini açıkladı, biz de biraz açalım.

Mevzudan uzunca süredir haberdardık, bilgiyi aktarana sözümüzden hiç gündeme getirmedik.

Artık söz hükmünü yitirdi.

Devlet Beyin açıkladığı "bahçeli ev" dubleks bir villa.

250 metrekare kapalı alanı var. İki katı kadar bahçesi.

Hem barınma hem çalışma ofisi olarak planlanmış.

Her türlü teknik altyapısı mevcut, görüntülü telefon ve internet imkanı var.

Öcalan henüz yerleşmedi ama villanın ofis şartlarından ihtiyaç halinde yararlanıyor.

Öcalan'ın statü konusundaki ısrarlı talebi Cumhurbaşkanımızdan döndü, silah bırakma işlemi kesinleşmeden adım atmak istemiyor. Doğrusu da bu.

Gaziler Ankara'da günlerce bekledi

Türkiye'nin bağımsızlığı ve güvenliği uğruna mücadele eden gaziler ise geçtiğimiz günlerde Ankara'da haklarını ve taleplerini duyurmak için günlerce eylem yaptı.

Gazilerin basın açıklamalarının engellendiği, polis ablukası altında tutuldukları, Meclis'e girişlerinin engellendiği ve bazı çevrelerce "provokatörlükle" itham edildikleri yönündeki görüntü ve açıklamalar kamuoyuna yansıdı.

Ortaya çıkan tablo şu soruyu gündeme getiriyor:

Bu ülke için canını ortaya koyan gaziler haklarını anlatmak için Ankara'da polis ablukasıyla karşılaşırken, terör örgütünün başındaki isim için İmralı'da 250 metrekarelik dubleks villa hazırlanması hangi vicdana sığar?

Vatan için mücadele eden gazilere gösterilmesi gereken saygı ve imkânlar tartışma konusu olurken, İmralı'da terör örgütü elebaşına villa tahsis edildiği iddiası, yalnızca siyasi değil, aynı zamanda vicdani bir hesaplaşmayı da zorunlu kılıyor.

Tekirdağ'a şehit ateşi düştü

Iğdır'ın Aralık ilçesinde devriye görevi yapan askeri aracın devrilmesi sonucu şehit olan 24 yaşındaki Piyade Sözleşmeli Er Ziyar Koparan'ın acı haberi, Tekirdağ'ın Çerkezköy ilçesine bağlı Kızılpınar Mahallesi'nde yaşayan ailesine ulaştı. Şehidin ailesinin isteği doğrultusunda cenaze töreninin, memleketleri Hakkari Yüksekova'da gerçekleştirileceği bildirildi

12.09.2026 05:00:00
İHA
 
Tekirdağ'a şehit ateşi düştü
Tekirdağ'a şehit ateşi düştü
Tekirdağ'ın Çerkezköy ilçesine bağlı Kızılpınar Mahallesi'nde şehidin ailesinin yaşadığı evin önüne Türk bayrağı asılırken, acı haberin ardından yakınları ve vatandaşlar taziye için evin önünde bir araya geldi.

Çerkezköy Kaymakamı Nazmi Günlü, Çerkezköy Tugay Komutanı Tuğgeneral Günal Budak, şehidin ailesini ziyaret ederek başsağlığı dileklerini iletti.



Şehidin ailesi Yüksekova'ya uğurlanacak



Çerkezköy Kaymakamı Nazmi Günlü, şehidin ailesinin isteği doğrultusunda cenaze töreninin memleketleri Hakkari Yüksekova'da gerçekleştirileceğini açıkladı. Günlü, "Iğdır'da meydana gelen askeri araç kazası neticesinde bir şehidimiz var. Şehidimizin anne ve babası ilçemizde ikamet ediyorlar. Şehit haberini aldığımız andan itibaren biz de onlarla beraber olmaya, onların acısını paylaşmaya çalışıyoruz. Ailenin isteği doğrultusunda cenaze, memleketleri Yüksekova'da defnedilecek. Sabahleyin kendilerini oraya uğurlayacağız. Cenaze Iğdır'dan Yüksekova'ya geçecek. Tören Yüksekova'da yapılacak" dedi.



Şehit Ziyar Koparan'ın cenaze töreninin Yüksekova'da düzenlenmesi bekleniyor.

Sakın ses kaydınızı kaptırmayın!


 
 
Hepimiz sevdiğimiz birinin sesini tanıyabileceğimizi düşünürüz. Ancak klonlama teknolojisi baş döndürücü bir hızla ilerliyor. Dolandırıcıların ikna edici bir deepfake oluşturmak için tek ihtiyacı olan şey birkaç saniyelik bir ses kaydı. Teknoloji etkileyici olsa da  basit bir teknik dolandırıcıları durdurabilir: Önceden kararlaştırılmış bir güvenlik kelimesi.
 

12.09.2026 00:10:00
Hasan Gündoğdu
 
Sakın ses kaydınızı kaptırmayın!
Sakın ses kaydınızı kaptırmayın!

Siber güvenlikte küresel bir lider olan ESET, deepfake dolandırıcılığına karşı alınabilecek önlemleri inceledi; önlemleri sıraladı.
En yaygın dolandırıcılık yöntemlerinden biri, bir akrabayı rastgele arayarak, sevdiklerinin kaçırıldığını düşünmelerini sağlamak için tasarlanmış deepfake ses kaydı dinletmek. Bu sanal kaçırma dolandırıcılıkları, sosyal medya hesaplarından elde edilen kişisel ayrıntılar kullanılarak daha gerçekçi hâle getirilebilir. Dolandırıcılar, saldırı için en uygun zamanı seçmek amacıyla kurbanın veya akrabalarının sosyal medya profillerini de takip edebilirler. Dolandırıcılar için en önemli nokta, kurbanın akrabalarını belirsizlik içinde tutmak ve travmaya uğratmaktır. Bu amaçla, klonlanmış sesi her seferinde sadece birkaç saniye kullanır, hıçkırık sesleriyle karıştırır ve tüm olayı daha inandırıcı ve kaotik hâle getirmek için arka plan gürültüsü ekleyebilirler.

Güvenlik kelimesi nedir?

Bir dolandırıcılığı fark etmek için yapabilecek en basit ama en etkili şeylerden biri, aile üyeleriyle bir "güvenli kelime" üzerinde anlaşmaktır. Bu, aile üyesinin sesinizin deepfake ile değiştirilmiş olabileceğini düşündüğünde isteyebileceği, hatırlanması kolay bir kelime veya cümle olmalıdır. Bir dolandırıcı, güvenli kelimenin ne olduğunu öğrenmenin hiçbir yoluna sahip olmayacaktır; böylece ailenizi fidye ödemesi için kandırmaya yönelik herhangi bir komplo ortaya çıkarılır. Bu kelime hem akılda kalıcı hem de sıra dışı olmalıdır. Ayrıca sosyal medya paylaşımlarınızı okuyarak elde edilebilecek bir şey olmamalıdır.

Güvenlik kelimesini unutulursa ne olur?

Birisi güvenlik kelimesini hatırlayamazsa bir yedek planın olması önemlidir. Yapılacak en iyi şey, aile üyelerini aramayı sonlandırmaya ve ardından adres defterlerinde kayıtlı olan numaranızdan geri aramaya teşvik etmektir. Ya da kurduğunuz mevcut bir grup üzerinden size mesaj göndermelerini sağlayın. Bu, başınızın dertte olup olmadığını onlara anında gösterecektir.  Alternatif olarak, sadece aile üyelerinin bileceği başka bir soru sormayı deneyebilirler. Bu, internette araştırılabilecek herhangi bir bilgi olmamalıdır. Ayrıca bir şeylerin ters gittiğini hissederlerse asla para veya kişisel bilgi göndermemeleri gerektiğini de bilmelidirler.

Deepfake dolandırıcılığına kurban gittiyseniz ne yapmalısınız?

Deepfake teknolojisi her geçen gün daha da inandırıcı hâle geliyor. Siz veya bir aile üyeniz dolandırıldıysa:
Dolandırıcıyla iletişimi derhal kesin.
Bankanızla iletişime geçerek olanları açıklayın ve dolandırılan paranın bloke edilmesi veya iade edilmesi için bir yol olup olmadığını sorun.
İlgili tüm hesaplarda ifşa olmuş olabilecek parolaları değiştirin. Bu, iki faktörlü kimlik doğrulamayı (2FA) etkinleştirmek ve parola yöneticisinde saklanan her hesap için güçlü, benzersiz parolalara geçmek için iyi bir fırsattır.
İlgili tüm kanıtları (telefon numaraları, kayıtlar) saklayın.
Dolandırıcılığı ilgili makamlara  bildirin.

Bir ücret karşılığında paranızı geri alacağını veya hesaplarınızı güvence altına alacağını vaat eden ikincil dolandırıcılarına karşı tetikte olun. Yalan söylüyorlar. Onlara ödeme yapmak, kayıplarınızı sadece artıracaktır.

Bebek katilinin talepleri bitmiyor

Nagehan Alçı’nın Devlet Bahçeli ile görüşmesine ilişkin aktardığı sözler, İmralı tartışmasını yeni bir boyuta taşıdı

11.09.2026 21:21:00
Haber Merkezi
 
Bebek katilinin talepleri bitmiyor
Bebek katilinin talepleri bitmiyor
Nagehan Alçı'nın Devlet Bahçeli ile görüşmesine ilişkin aktardığı sözler, İmralı tartışmasını yeni bir boyuta taşıdı.

Alçı'nın anlatımına göre Bahçeli, Abdullah Öcalan için İmralı'da önünde bahçesi bulunan, "ev konforunda" bir yaşam alanı hazırlandığını söyledi. Öcalan'ın ise bu yere geçmeyi reddettiği ve gerekçesinin "statü" talebi olduğu ileri sürüldü.

Peki Türkiye, terör örgütü PKK'nın elebaşı için "statü" tartışmasının yapılabildiği bir noktaya nasıl geldi?

Türkiye yıllarca terörle mücadelede binlerce insanını kaybetti. Asker, polis, korucu ve siviller terör saldırılarında hayatını kaybetti. Şehit aileleri acılarını yıllarca taşıdı.

Bugün ise Türkiye'nin gündeminde, terör örgütünün elebaşı Abdullah Öcalan'ın hangi şartlarda yaşayacağı, kendisine nasıl bir yaşam alanı sağlanacağı ve daha da önemlisi "statü" talep edip etmediği tartışılıyor.

Nagehan Alçı'nın Devlet Bahçeli ile görüşmesine ilişkin aktardığı ifadeler bu nedenle büyük önem taşıyor.

Alçı'nın anlatımına göre Bahçeli, Öcalan için İmralı'da bahçeli, insani yaşam koşullarına sahip ve ev konforunda bir yer hazırlandığını söyledi. Öcalan'ın ise buraya geçmeyi reddettiğini ve bunun nedeninin "statü" talebi olduğunu belirtti.

Şehitlerin ardından "statü" tartışması



Türkiye'nin hafızasında terör saldırılarının acıları hâlâ canlıyken, kamuoyunun karşısına "Öcalan ne istiyor?" sorusunun çıkması toplumda ciddi rahatsızlık oluşturuyor.

Buradaki temel mesele yalnızca İmralı'daki fiziki koşullar değildir. Asıl soru şudur:

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, yıllarca terörle mücadele ettiği bir örgütün elebaşının taleplerini neden bu kadar ayrıntılı biçimde tartışmak zorunda kalmaktadır?

Bir terör örgütünün elebaşının yaşam koşullarının iyileştirilmesi ayrı bir tartışma konusu olabilir. Ancak bunun ötesine geçilerek "statü" talebinin gündeme gelmesi, kamuoyunun cevap beklediği çok daha ciddi soruları ortaya çıkarıyor.

"Bebek katili" üzerinden yeni bir siyasi denklem mi?

Öcalan, 1999 yılında yakalanarak Türkiye'ye getirildi. Hakkındaki ağır suçlamalar ve PKK'nın gerçekleştirdiği saldırılar nedeniyle Türkiye'nin yakın tarihindeki en tartışmalı isimlerden biri oldu.

Aradan geçen yılların ardından bugün tartışmanın "statü" noktasına taşınması, Türkiye'nin terörle mücadele anlayışında neyin değiştiği sorusunu gündeme getiriyor.

Devletin terör sorununu bitirmek istemesi elbette anlaşılabilir. Ancak terörün sona erdirilmesi adına atılan adımların şehitlerin hatırası, hukukun üstünlüğü ve vatandaşların adalet duygusu açısından da izah edilebilir olması gerekir.

Türkiye'nin cevabını beklediği sorular

İmralı'da gerçekten bahçeli ve ev konforunda yeni bir yaşam alanı mı oluşturuldu?

Bu yapı hangi karar ve hangi yetkiyle hazırlandı?

"Statü" talebi gerçekten gündemde mi?

Bu ifade hukuki olarak ne anlama geliyor?

Türkiye'nin terörle mücadele politikasında hangi yeni aşamaya geçiliyor?

Ve en önemlisi: Şehit ailelerine bu süreç nasıl anlatılacak?

Türkiye'nin terör sorununu çözmesi, silahların susması ve yeni acıların yaşanmaması herkesin isteğidir. Ancak çözüm adına yapılan her adımın toplumun vicdanında karşılık bulması gerekir.

Çünkü mesele artık yalnızca İmralı'daki bir mahkûmun yaşam koşulları değildir.

Mesele, Türkiye Cumhuriyeti'nin terör karşısındaki devlet ciddiyetinin, şehitlerin hatırasının ve adalet duygusunun nasıl korunacağıdır.

Ve Türkiye'nin sormaya hakkı vardır: Terörün elebaşının talepleri neden sürekli gündemde? Türkiye bu noktaya nasıl getirildi?

Otopsiden korkunç gerçek çıktı

Elazığ'ın Karakoçan ilçesinde müstakil bir evde çıkan yangında can verdikleri düşünülen Ağa ve Hayriye Üykü çiftinin otopsisinde sırtlarında kurşun izleri tespit edildi. Altınları çalındıktan sonra delilleri karartmak amacıyla evleri yakılan talihsiz çiftin ölümüyle ilgili 4 şüpheli gözaltına alınırken, acılı oğul Düzgün Üykü, "2 bileziğe, 1 yüzüğe tav olup insanları katledebiliyorlar" sözleriyle isyan etti

11.09.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
Otopsiden korkunç gerçek çıktı
Otopsiden korkunç gerçek çıktı
Elazığ'ın Karakoçan ilçesine bağlı Koçyiğitler köyü Ürünlü mezrasında yaşanan ve ilk etapta kayıtlara "ev yangını faciası" olarak geçen olayın arkasından tüyler ürperten bir çifte cinayet ve yağma çıktı.

İki katlı müstakil evde henüz belirlenemeyen bir nedenle çıkan yangına müdahale eden Karakoçan Belediyesi itfaiye ekipleri, alevleri söndürdükten sonra içeride 7 çocuk sahibi Ağa ve Hayriye Üykü çiftinin cansız bedenlerine ulaştı. Dumandan zehirlenerek öldükleri tahmin edilen yaşlı çiftin cenazeleri, otopsi işlemleri için Fırat Üniversitesi Hastanesi morguna kaldırıldı.

Gerçek otopsi raporuyla ortaya çıktı: Sırtlarından vurulmuşlar!

Morga kaldırılan cenazeler üzerinde yapılan ön otopsi incelemesi, olayın seyrini tamamen değiştirdi. Uzmanların yaptığı incelemede, Ağa ve Hayriye Üykü çiftinin vücutlarında, özellikle de sırt bölgelerinde kurşun izlerine rastlandı. Canilerin, yaşlı çifti silahla vurarak katlettikten sonra cinayete "yangın süsü" vermek ve delilleri yok etmek amacıyla evi ateşe verdikleri belirlendi.

Vahşetin arkasındaki neden: Altın yağması

Cinayet şüphesi üzerine soruşturmayı derinleştiren jandarma ekipleri, evde yaptıkları detaylı aramalarda çarpıcı bir bulguya daha ulaştı. Hayriye Üykü'ye ait olduğu bilinen altın ve bazı değerli ziynet eşyalarının evde olmadığı ve çalındığı saptandı. Sadece 4-5 hanenin yaşadığı tenha mezrada, çiftin gece saatlerinde kapıyı açmış olmasından yola çıkan ekipler, faillerin aileyi tanıyan ya da mezra çevresini iyi bilen en az iki kişi olabileceği ihtimali üzerinde duruyor. Yürütülen çok yönlü teknik ve fiziki takip sonucunda olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen 4 şüpheli gözaltına alındı.

Gözyaşları içinde toprağa verildiler

Otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından yakınları tarafından teslim alınan Ağa ve Hayriye Üykü'nün cenazeleri, Ürünlü mezrasına getirildi. Kılınan cenaze namazının ardından yaşlı çift, köy sakinlerinin ve yakınlarının gözyaşları arasında aile kabristanında yan yana toprağa verildi.

"Biz kaza biliyorken vahşet çıktı: 2 bilezik için can alıyorlar"

Cenaze töreninin ardından metanetini koruyarak açıklamalarda bulunan çiftin oğlu Düzgün Üykü, adaletin yerini bulmasını isteyerek şu yürek yakan ifadeleri kullandı:

"Kimsenin hak etmediği bir ölüm şekli... Para için, pul için can almaya, kıymaya gerek yok. Sonuç olarak insanoğlu nefsine yenik düşebiliyor; 2 bileziğe, 1 yüzüğe tav olup insanları katledebiliyor." (Açıklamanın tam metni için ilgili kaynaklara başvurulabilir).

Jandarma ekiplerinin, cinayetin tüm ortaklarını ve kayıp ziynet eşyalarını ortaya çıkarmak için bölgedeki arama kurtarma köpekleriyle yürüttüğü geniş çaplı soruşturma devam ediyor.

Lüks düğünün ardından çember daralıyor

Sosyal medyada sergilenen kilolarca altın ve lüks yaşamın ardından başlatılan soruşturmada sarsıcı gelişmeler yaşanıyor. "Vanlı Kara Haydar" lakaplı Mehmet Fatih Tançalan'ın tutuklanmasının ardından, 222 milyon liralık gizemli para trafiğini ortaya çıkaran MASAK raporu dosyaya girdi. Soruşturma kapsamında kayınvalide gözaltına alınırken, sosyal medya fenomeni gelin Çağla Öz Tançalan'ın firari olarak arandığı bildirildi

11.09.2026 17:30:00
Haber Merkezi
 
Lüks düğünün ardından çember daralıyor
Lüks düğünün ardından çember daralıyor
Kamuoyunda "Vanlı Kara Haydar" ismiyle tanınan Mehmet Fatih Tançalan ile sosyal medya fenomeni eşi Çağla Öz Tançalan'ın geçtiğimiz pazar günü Van'da gerçekleştirdiği şatafatlı düğün, adli makamları harekete geçirdi. Geline takılan kilolarca altın ve lüks yaşam paylaşımlarının ardından, Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada çember giderek daralıyor.

"Devleti aşağılama" (TCK 301) ve "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" suçlamalarıyla gözaltına alınan Mehmet Fatih Tançalan çıkarıldığı nöbetçi mahkemece tutuklanırken, firari durumdaki eşi Çağla Öz için yakalama kararı çıkarıldı. Soruşturmanın son dalgasında ise kayınvalide İstanbul'da yakalandı.

74 bin liralık gelire karşılık 222 milyon liralık trafik!

Soruşturma kapsamında Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından hazırlanan rapor, çiftin paravan olduğu değerlendirilen finansal ağını gözler önüne serdi. Raporda öne çıkan çarpıcı detaylar şunlar oldu:

Gelir Uyumsuzluğu: Mehmet Fatih Tançalan'ın 2020 yılından itibaren resmi kayıtlardaki toplam ticari kâr beyanının sadece 74 bin 281 TL olduğu görüldü. SSK kaydı bulunmasına rağmen prime esas kazanç bilgisine rastlanmadı.

Devasa Banka Hareketleri: Çiftin resmi gelirleriyle tamamen çelişen bir servet artışı tespit edildi. Mehmet Fatih Tançalan'ın banka hesaplarında yaklaşık 115 milyon TL, eşi Çağla Öz Tançalan'ın hesaplarında ise 107 milyon TL'yi aşkın para hareketi belirlendi. Çiftin toplam banka transfer trafiği 222 milyon TL'yi aştı.

Lüks Araçlar: Çiftin üzerine kayıtlı, mali profilleriyle uyuşmayan çok sayıda ultra lüks otomobilin alım, satım ve devir işlemleri mercek altına alındı.

"Altınlar emanet, Dubai'den kazanıyorum" savunması çöktü

Mehmet Fatih Tançalan ifadesinde, düğünde sergilenen ve milyonlarca lira değerinde olan takıların, kuyumcudan reklam amaçlı "emanet" alındığını iddia etmişti. Ancak MASAK raporunda yer alan kuyumcu faturası, takıların bir kısmının doğrudan satıldığını kanıtlayarak bu savunmayı çürüttü.

Tançalan'ın, paranın kaynağını Dubai üzerinden yürütülen "mail order" ticaretine dayandırma çabası da boşa çıktı. İncelemelerde, yurt dışından çiftin hesaplarına yasal finansal kanallar aracılığıyla gelen herhangi bir fon transferine rastlanmadığı açıklandı.

Fenomen gelin firarda, annesi gözaltında!

Operasyonun ardından sosyal medya hesaplarını aniden kapatarak sessizliğe bürünen fenomen gelin Çağla Öz Tançalan, hakkında verilen gözaltı kararına rağmen henüz yakalanamadı ve polis ekiplerince her yerde aranıyor.

Buna karşın, MASAK raporunda şüpheli para hareketlerinde rolleri olduğu belirlenen isimlere yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda, Çağla Öz'ün annesi N.O. İstanbul'da, şüphelilerden M.S.T. ise Van'ın Muradiye ilçesinde gözaltına alındı.

Kabarık suç dosyası ve şok iddialar

Tutuklanan Mehmet Fatih Tançalan'ın UYAP adli sicil taramasında 37 ayrı soruşturma ve 20 kovuşturma kaydı olduğu belirlendi. Öte yandan, ünlü sanatçı Ferdi Tayfur'un damadı Muhammet Aydın da Tançalan'ın tutuklanmasının ardından şok bir iddiada bulunarak, "Vanlı Kara Haydar yaklaşık bir ay önce benim iş yerime çökmeye çalıştı, elimde tüm yazışma ve mesaj kayıtları var" açıklamasını yaptı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek de konuya ilişkin yaptığı resmi açıklamada net bir mesaj vererek, "Sanal şöhret, suçun ve suç gelirlerinin gizlenmesine perde olamayacaktır" ifadelerini kullandı. Van Cumhuriyet Başsavcılığı'nın geniş çaplı kara para aklama soruşturması çok yönlü olarak devam ediyor.

Kiracı vahşetinde detaylar ortaya çıktı

Maltepe'de ev sahibi ve eşini silahla öldürüp, olay yerindeki avukatı ise ağır yaralayan şüphelinin ifadesi ortaya çıktı. Şüpheli ifadesinde, karşı tarafın kendisine hakaret ettiğini, daha sonra evine giderek ruhsatsız tabancasını aldığını ve olayın gerçekleştiğini beyan etti

11.09.2026 16:30:00
İHA
 
Kiracı vahşetinde detaylar ortaya çıktı
Kiracı vahşetinde detaylar ortaya çıktı
Maltepe'de ev sahibi çifti öldüren şüphelinin ifadesi ortaya çıktı.

Olay, dün öğle saatlerinde Maltepe'de meydana gelmişti. Gülsuyu Mahallesi Taşocağı Sokak'ta çıkan tartışmada ev sahibi Osman A. ile eşi Nursen A'yı öldürdüğü, avukat Emir Ali S.'yi ise ağır yaraladığı gerekçesiyle özel harekat polislerince gözaltına alınan Mehmet T.,'nin Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği'ndeki işlemleri tamamlandı. Zanlı, hastanedeki sağlık kontrolünün ardından Anadolu Adliyesi'ne götürüldü. Öte yandan soruşturmanın detaylarına ulaşıldı.

Cinayetin detayları ve şüphelinin ifadesi ortaya çıktı

Şüpheli Mehmet T.'nin yaklaşık 30 yıldır binada kiracı olduğu, maktul tarafın ise Almanya'da yaşadığı ve binanın tamamının sahibi olduğu öğrenildi. Hayatını kaybeden çiftin, yaklaşık 10 yıl önce binayı satmak istediği, Mehmet T.,'nin de binaya talip olduğu ve bu kapsamda binada tadilat yaptırdığı belirlendi. Şüphelinin, tadilat masrafları ve satışla ilgili olarak ev sahibi tarafa bir miktar para verdiği, ancak binanın bir bölümünün kaçak olması nedeniyle anlaşmanın gerçekleşmemesi üzerine verdiği paranın yanı sıra tadilat masraflarını da geri istediği öğrenildi. Taraflar arasında yapılan anlaşmanın ardından binadaki kiraların Mehmet T. tarafından toplandığı, bu süreçte taraflar arasında alacak verecek meselesi nedeniyle anlaşmazlık yaşandığı belirtildi.

Maktul tarafın bu süreçte Türkiye'ye geldiği, açılan dava sonucunda sürecin kendi lehlerine sonuçlanmasının ardından olaydan bir gün önce binanın zemin katındaki giriş bölümünde bulunan dükkanların tahliye ettirildiği öğrenildi. Mehmet T.'nin de söz konusu dükkanlardan birini ofis olarak kullandığı ve tahliye işlemi sırasında maktul tarafın olayda yaralanan avukatıyla birlikte bulunduğu belirtildi. Taraflar arasında burada tartışma yaşandığı, karşı tarafın ertesi gün yeniden geleceklerini söylediği öğrenildi.

Şüpheli Mehmet T.'nin ifadesinde, bu sırada karşı tarafın kendisine hakaret ettiğini, daha sonra evine giderek ruhsatsız tabancasını aldığını ve olayın gerçekleştiğini beyan etti. Ayrıca şüphelinin, kalabalığa ateş etmesinin amacının karşı tarafı dağıtmak olduğunu savunduğu, olayın ardından teslim olacağını ancak polis ekiplerinin gelmesi üzerine teslim olduğunu söylediği öğrenildi.

Bayraktar AKINCI Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA), İHA-300 süpersonik balistik füzesi ile gerçekleştirdiği atış testinde hedefi tam isabetle vurdu

Bayraktar AKINCI Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA), İHA-300 süpersonik balistik füzesi ile gerçekleştirdiği atış testinde hedefi tam isabetle vurdu

11.09.2026 14:10:00
AA
 
 Bayraktar AKINCI Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA), İHA-300 süpersonik balistik füzesi ile gerçekleştirdiği atış testinde hedefi tam isabetle vurdu
 Bayraktar AKINCI Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA), İHA-300 süpersonik balistik füzesi ile gerçekleştirdiği atış testinde hedefi tam isabetle vurdu
Bayraktar AKINCI Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA), İHA-300 süpersonik balistik füzesi ile gerçekleştirdiği atış testinde hedefi tam isabetle vurdu.

Baykar'dan yapılan açıklamaya göre, şirket tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen Bayraktar AKINCI TİHA, operasyonel yeteneklerini geliştirmeye ve uzun menzilli farklı mühimmat entegrasyonlarını artırmaya devam ediyor. Bu kapsamda yapılan testte ROKETSAN tarafından geliştirilen İHA-300 süpersonik balistik füzesi ile 250 kilometrenin üzerindeki menzilde yer alan hedef başarıyla vuruldu.

Test faaliyeti kapsamında Tekirdağ'da bulunan Çorlu Uçuş Eğitim ve Test Merkezi'nden kalkış yapan Bayraktar AKINCI, Karadeniz üzerindeki test sahasına intikal etti. Sinop açıklarında icra edilen testte deniz üzerindeki hedef, Bayraktar AKINCI'dan ateşlenen İHA-300 mühimmatı tarafından tam isabetle vuruldu. Atış testinin başarıyla sonuçlanmasının ardından Bayraktar AKINCI, planlanan rotayı takip ederek Çorlu'ya geri döndü.

Daha önce İHA-122 ve İHA-230 süpersonik füzelerinin Bayraktar AKINCI'ya entegrasyonu başarıyla tamamlanmıştı. İHA-300 füzesinin de başarılı entegrasyonu ile AKINCI'nın uzun menzilli ve yüksek etkili taarruz kapasitesi yeni bir seviyeye taşındı. Farklı görev ihtiyaçlarına yönelik çok çeşitli mühimmatları hem kara hem de hava hedeflerine karşı kullanabilen AKINCI, sahip olduğu geniş milli mühimmat yelpazesiyle stratejik görev kabiliyetini bir kez daha ortaya koydu.

Milli mühimmatlarla görev çeşitliliği
Bugüne kadar milli TİHA'nın geliştirme ve mühimmat entegrasyon faaliyetleri kapsamında MAM-L, MAM-L TV, MAM-T, MAM-T IIR/TV, MAM-C, TOLUN mühimmat ailesi, TEBER-81, TEBER-82, LAÇİN, LGK-81, LGK-82, HGK-82, GÖKÇE Güdüm Kiti, GÖZDE Güdüm Kiti, KGK-82-SİHA, İHA-230 Süpersonik Füze, TV arayıcı ve lazer arayıcı başlıklı İHA-122 Süpersonik Füze, ÇAKIR Seyir Füzesi ile EREN Yüksek Hızlı Çok Amaçlı Dolanan Mühimmat başarıyla entegre edildi.

Farklı menzil, güdüm ve harp başlığı seçeneklerine sahip bu mühimmat çeşitliliği sayesinde AKINCI, yakın mesafeden uzun menzile uzanan, farklı hedef türlerine karşı görev yapabilen katmanlı bir harekat ve taarruz kabiliyeti kazandı.

İhracat şampiyonu
Başlangıçtan bugüne tüm projelerini tamamen öz kaynakları ile yürüten Baykar, 2025 yılında da insansız hava aracı segmentinde dünyanın en büyük ihracatçısı olmaya devam etti. Son 3 yılda dünya SİHA pazarında liderliğini sürdüren Baykar, 2025 yılında ulaştığı 2,2 milyar dolarlık ihracat hacmiyle kendi rekorunu tazeledi.

Son yıllarda gelirlerinin yüzde 90'ını ihracattan elde eden Baykar, Türkiye'nin yüksek teknoloji ihracatının lokomotifi oldu.

2023, 2024 ve 2025 yıllarında Türkiye'deki tüm sektörlerde en çok ihracat yapan ilk 10 firma arasına girerek İhracatın Şampiyonları Ödülü alan Baykar, 2021, 2022, 2023 ve 2024 yıllarında Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre savunma ve havacılık sektörünün ihracat lideri oldu. 2023'te sektör ihracatının üçte birini tek başına yapan Baykar, 2024 yılında da savunma ve havacılık sektörü toplam ihracatının dörtte birini tek başına gerçekleştirerek Türkiye'yi küresel SİHA ihracat pazarında lider konuma taşıdı.

Dünyanın en büyük insansız hava aracı şirketi olan Baykar, Bayraktar TB2 SİHA için 36 ülkeyle, AKINCI TİHA için ise şimdiye kadar 16 ülke ile olmak üzere toplamda 39 ülkeyle ihracat anlaşması imzaladı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.