Birinci Dünya Savaşı'ndan galip çıkan devletler, 10 Ağustos 1920'de Paris'in banliyölerinden porselen fabrikasıyla ünlü Sévres'de bir araya geldiler.
Osmanlı Devleti'ne bir anlaşma imzalatılacak ve stratejik öneme sahip zengin toprakları paylaşılacaktı. Türkiye, savaşın en değerli ganimetiydi. Stratejik önemi dışında, el değmemiş petrol yataklarına, bakır, gümüş, demir başta olmak üzere bilinen hemen tüm değerli madenlere ve verimli tarım arazilerine sahipti.
Anlaşma (İtilaf) Devletleri, Osmanlı topraklarını savaştan hemen sonra işgal etmiş, fiilen aralarında paylaşmışlardı. İstanbul'da askeri bir yönetim oluşturulmuş, Meclis dağıtılmış, hükûmet her söyleneni yerine getiren bir kukla durumuna getirilmişti. Toprak paylaşımının biçim ve miktarı, savaş içindeki gizli-açık birçok anlaşmayla önceden belirlenmişti. Amerikalı tarihçi Prof. Paul C. Helmreich, Paris'ten Sevr'e (From Paris to Sévres) adlı kapsamlı eserinde, Sevr Antlaşması için, "19. yüzyıl sömürgeciliğini izleyen mükemmel bir emperyalist çözüm" der ve şu değerlendirmeyi yapar:
"Büyük güçler kamp ateşinin çevresinde, aç gözlerle fırsat kollayan kurtlar gibiydi. Çünkü Türkler, doğası gereği zengin ve emperyalizm oburdu… Herkesin Türkiye'de bir çıkarı vardı, olmayanlar da icat ediyordu. Neredeys gelebilecek tüm azınlıklar için birer ülke planlanıyordu."
İkinci Meclis'in açılış konuşmasında (13 Ağustos 1923) Mustafa Kemal Paşa şunları söylüyordu:
"Efendiler, (…) düşmanlarla beraber padişah ve halife olan zat, (…) Paris'te imza ettikleri Sevr Muahedesi'ni zorla millete kabul ettirmek için ortak tedbir aldılar. Anadolu'nun milli heyecanlarını bastırmak için başvurmadıkları şeytanlık bırakmadılar.
Lozan Barış Antlaşması'nın imzalanmasının ardından 10 yıl sonra (24 Temmuz 1933) Atatürk, şu tespiti yapmıştı:
"Lozan Antlaşması, Türk milleti aleyhine, asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması ile tamamlandığı sanılan büyük bir suikastın sona erişini ifade eden bir vesikadır."
Atatürk'ün Söylev'i ve demeçleri de incelendiğinde Sevr'in ne kadar kanlı canlı gerçek bir antlaşma olduğu, ölü olmadığı açık bir şekilde görülmektedir. Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan bütün barış antlaşmaları ölü değildir.
Osmanlı Devleti'nin imzaladığı Sevr'in, Osmanlı parlamentosunda onaylanmadığı için geçersiz olduğu iddiası, şehir efsanesinden ibarettir.
Başta ABD olmak üzere emperyalist ülkeler, günümüzde Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) gibi daha nice projelerle Sevr hortlakları olarak görev üstlenmişlerdir.
Kurtuluş Savaşı'nı kazanarak Türk tarihinin en ağır antlaşması olan Sevr'i geçersiz kılıp yerine Lozan'ı koyan Atatürk'ün mirasına sahip çıkarak, insanlık âleminin ve uygar dünyanın saygın bir üyesi olmak için çaba harcamak ve Sevr'i unutmamak ulusal görevimizdir.
- Yerel yönetim / 25.01.2024
- Muhalefet / milli irade / 22.01.2024
- Anayasa Mahkemesi yoksa… / 18.01.2024
- Soykırım davası / 15.01.2024
- Sosyal devlet için / 11.01.2024
- Hukuk devletine başkaldırı / 25.12.2023
- Güç dengesi / 21.12.2023
- Yerel seçime giderken / 14.12.2023
- İnsanlığın anayasası / 11.12.2023




























































