Şiddet çağrısı yok, hakaret yok, soruşturma var!
Eski AKUT Arama Kurtarma Derneği Başkanı Nasuh Mahruki’nin sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı 15 Temmuz paylaşımı gerekçe gösterilerek hakkında soruşturma başlatıldı
16.07.2026 09:25:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Eski AKUT Arama Kurtarma Derneği Başkanı Nasuh Mahruki'nin sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı 15 Temmuz paylaşımı gerekçe gösterilerek hakkında "Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama" suçlamasıyla re'sen soruşturma başlatılması ve gözaltı kararı verilmesi, kamuoyunda, hukuk çevrelerinde ve muhalefette sert tepkiyle karşılandı.
Alınan bu karar, Türkiye'de her geçen gün daralan ifade özgürlüğü ve eleştiri hakkına yönelik yeni bir darbe olarak nitelendirildi.
"Siyasi Analiz Suç Sayılamaz"

Kararı değerlendiren hukukçular ve insan hakları savunucuları, Mahruki'nin paylaşımının tamamen bir siyasi analiz, eleştiri ve düşünce açıklaması sınırları içinde kaldığını vurguluyor. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) tarafından güvence altına alınan ifade özgürlüğünün, sarsıcı ve rahatsız edici fikirleri de kapsadığına dikkat çeken uzmanlar, yargının siyasi iktidarın hoşuna gitmeyen her fikir beyanını cezalandırma aracına dönüştürülmesini eleştirdi. Paylaşımda herhangi bir şiddet çağrısı veya somut bir tehlike unsuru bulunmamasına rağmen "Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik" suçlamasının yöneltilmesinin hukuki temelden yoksun olduğu belirtildi.
"Deprem Kahramanına Vefasızlık ve Sindirme Politikası"
Muhalefet partileri ve sivil toplum kuruluşları, ömrünü hayat kurtarmaya adamış, Türkiye'nin en kritik afetlerinde ön saflarda yer almış bir isme yönelik bu muameleyi "vefasızlık ve sindirme operasyonu" olarak yorumladı.
Yapılan açıklamalarda, iktidarın toplumsal muhalefeti susturmak ve resmi anlatının dışındaki her türlü alternatif bakış açısını kriminalize etmek için yargıyı bir sopa gibi kullandığı ifade edildi. Mahruki'ye yönelik bu gözaltı kararının, toplumun bütününe verilen bir gözdağı olduğu savunuldu.
Sosyal Medyada Dayanışma Dalgası
Soruşturma ve gözaltı kararının duyulmasının ardından sosyal medyada binlerce kullanıcı Mahruki'ye destek mesajları yağdırdı. Kullanıcılar, "Nasuh Mahruki Yalnız Değildir" etiketiyle yaptıkları paylaşımlarda, bir vatandaşın ülkenin yakın tarihi ve siyasi süreçleri hakkında fikir beyan etmesinin en temel demokratik hakkı olduğunu hatırlatarak adli makamları bu hukuksuz karardan geri dönmeye çağırdı.
Alınan bu karar, Türkiye'de her geçen gün daralan ifade özgürlüğü ve eleştiri hakkına yönelik yeni bir darbe olarak nitelendirildi.
"Siyasi Analiz Suç Sayılamaz"

Kararı değerlendiren hukukçular ve insan hakları savunucuları, Mahruki'nin paylaşımının tamamen bir siyasi analiz, eleştiri ve düşünce açıklaması sınırları içinde kaldığını vurguluyor. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) tarafından güvence altına alınan ifade özgürlüğünün, sarsıcı ve rahatsız edici fikirleri de kapsadığına dikkat çeken uzmanlar, yargının siyasi iktidarın hoşuna gitmeyen her fikir beyanını cezalandırma aracına dönüştürülmesini eleştirdi. Paylaşımda herhangi bir şiddet çağrısı veya somut bir tehlike unsuru bulunmamasına rağmen "Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik" suçlamasının yöneltilmesinin hukuki temelden yoksun olduğu belirtildi.
"Deprem Kahramanına Vefasızlık ve Sindirme Politikası"
Muhalefet partileri ve sivil toplum kuruluşları, ömrünü hayat kurtarmaya adamış, Türkiye'nin en kritik afetlerinde ön saflarda yer almış bir isme yönelik bu muameleyi "vefasızlık ve sindirme operasyonu" olarak yorumladı.
Yapılan açıklamalarda, iktidarın toplumsal muhalefeti susturmak ve resmi anlatının dışındaki her türlü alternatif bakış açısını kriminalize etmek için yargıyı bir sopa gibi kullandığı ifade edildi. Mahruki'ye yönelik bu gözaltı kararının, toplumun bütününe verilen bir gözdağı olduğu savunuldu.
Sosyal Medyada Dayanışma Dalgası
Soruşturma ve gözaltı kararının duyulmasının ardından sosyal medyada binlerce kullanıcı Mahruki'ye destek mesajları yağdırdı. Kullanıcılar, "Nasuh Mahruki Yalnız Değildir" etiketiyle yaptıkları paylaşımlarda, bir vatandaşın ülkenin yakın tarihi ve siyasi süreçleri hakkında fikir beyan etmesinin en temel demokratik hakkı olduğunu hatırlatarak adli makamları bu hukuksuz karardan geri dönmeye çağırdı.





















































































