logo
08 AĞUSTOS 2026

"Şikayetim yoktu" demeyin: Hipertansiyon sessizce ilerliyor

Uzmanlar, hiçbir belirti vermeden ilerleyen hipertansiyonun kalp, beyin, böbrek ve gözlerde geri dönüşü olmayan hasarlara yol açabildiğine dikkat çekerek, düzenli tansiyon ölçümünün hayati önem taşıdığını vurguluyor

13.02.2026 12:31:00
İHA
 
"Şikayetim yoktu" demeyin: Hipertansiyon sessizce ilerliyor
"Şikayetim yoktu" demeyin: Hipertansiyon sessizce ilerliyor
Son dönemde sağlık kuruluşlarına başvuran birçok hastanın, "Şu ana kadar tansiyonla ilgili hiçbir şikayetim olmadı" ifadesini kullandığını belirten uzmanlar, bu söylemin son derece yanıltıcı olduğuna dikkat çekiyor. Hastaların öyküsü sorgulandığında, tansiyonlarını bugüne kadar hiç ölçtürmediklerini ve herhangi bir şikayet hissetmedikleri için sorun olmadığını düşündüklerini ifade eden uzmanlar hipertansiyonun dünyada en sık görülen hastalıklardan biri olduğunu belirtiyor.






Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yüksel Çiçek, hipertansiyonun en önemli özelliğinin çoğu zaman hiçbir belirti vermeden ilerlemesi olduğuna dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu.






Hastanelerde yatan ağır hastalıkların büyük bir bölümünün temelinde hipertansiyonun yer aldığını kaydeden Çiçek, "Son günlerde en sık duyduğum ve yanlış olarak değerlendirdiğim ifadelerden biri, 'şu ana kadar tansiyonla ilgili hiçbir şikayetim olmadı' söylemidir. Bize başvuran hastaların öyküsünü sorguladığımızda, tansiyonlarının ne kadar süredir yüksek seyrettiğini soruyoruz. Aldığımız yanıtlar çoğunlukla, 'şimdiye kadar hiç ölçüm yaptırmadım, herhangi bir şikayetim yoktu" şeklinde oluyor. Bu ifadenin yanlışlığı üzerinde özellikle durmak isterim. Hipertansiyonun, dünyada en sık görülen hastalıklardan biri olduğunu her zaman vurguluyoruz.

En önemli özelliklerinden biri, ciddi şikayetlere, semptomlara veya belirgin bulgulara neden olmadan seyredebilmesidir. Bu nedenle, hiçbir şikayeti olmayan kişilerde tansiyonun normal olduğu yönünde yanlış bir algı oluşmaktadır. Oysa tansiyon yüksekliği çoğu zaman herhangi bir belirti vermez. Nadiren baş ağrısı, kulak çınlaması, baş dönmesi veya burun kanaması gibi bulgularla ortaya çıkabilir ancak çoğunlukla sessiz seyreder. Bu yüzden kişiler tansiyonlarını düzenli ve belirli aralıklarla ölçmedikçe yüksek tansiyona sahip olduklarının farkına varamazlar. Hastanelerde yatan en ağır hastalıkları sıraladığımızda, hipertansiyonun birçok tablonun temelinde yer aldığını görmekteyiz" dedi.






Hipertansiyon ilk sırada yer alıyor

"Kalp yetmezliği, kalp damar tıkanıklıkları, kalp krizleri, ciddi ritim bozuklukları ve aort damarının genişlemesi gibi durumların altında yatan nedenler arasında hipertansiyon ilk sırada yer almaktadır" diyen Çiçek, şu bilgileri verdi:

"Aynı şekilde, beyin damar tıkanıklıkları, beyin kanamaları ve böbrek yetmezliğinin nedenleri araştırıldığında da en önemli etkenin hipertansiyon olduğu görülmektedir. Göz damar hastalıkları ve buna bağlı gelişen görme bozukluklarının altında da hipertansiyon önemli nedenlerden biridir. Bu nedenle 'hiç şikayetim yoktu, ölçüm yaptırmadım, bilmiyordum' cümlesini artık değiştirmemiz gerekmektedir. Günümüz koşullarında ulaşılabilir maliyetlerle tansiyon ölçüm cihazlarına sahip olmak mümkündür. Benim önerim, her evde mutlaka bir tansiyon ölçüm cihazının bulunmasıdır. Cihazın çok pahalı ya da çok özellikli olması şart değildir, önemli olan doğru ölçüm yapabilmesidir.






Tansiyon sorunu olmasa bile erişkin yaşa ulaşmış, özellikle 30 yaş üzerindeki bireylerin tansiyonlarını 6 ayda bir, yılda bir ya da gerekirse 3 ayda bir ölçmeleri faydalıdır. Bu sıklık kişiye göre artırılabilir, kesin bir kural yoktur. Önemli olan, dinlenmiş halde ve doğru ölçüm tekniğiyle zaman zaman tansiyonun kontrol edilmesidir. Ölçüm değerleri 13,5/8,5 ve üzerinde çıkıyorsa tek bir ölçüm elbette yeterli değildir. Bir hafta boyunca sabah ve akşam yapılan düzenli ölçümlerde ortalamanın bu değerlerin üzerinde seyretmesi durumunda mutlaka bir kardiyoloji hekimine başvurulmasını öneriyorum.






Kardiyoloji hekimi yapacağı değerlendirmede fizik muayene, kalp grafisi, ekokardiyografi, laboratuvar tetkikleri, idrar tetkiki ve gerekirse batın usg ve böbrek damarı için doppler incelemesi yapıp, hipertansiyondan kaynaklı kalp yetmezliği, kalp duvarlarında kalınlaşma, aort damarında genişleme, kalp damar daralması, kalpte ritim bozukluğu, böbrek fonksiyonlarında bozulma var mı diye değerlendirme yapıp uygun tedavi planını önerecektir. İlaveten göz damarlarında etkilenme olup olmadığını tespit etmek için göz hastalıkları hekimi değerlendirmesini istenebilir.






Burada özellikle vurgulamak isterim ki korkulması gereken ilaç kullanmak değil, tansiyonun tedavi edilmemesidir. Hipertansiyon kontrol altına alınabilir bir hastalıktır ancak sessiz seyretmesi nedeniyle uzun yıllar tedavisiz kaldığında kalp, böbrek, beyin ve göz gibi hayati organlarda kalıcı ve ciddi hasarlara yol açabilir. Bu hasarların büyük bir kısmı, ne yazık ki geri döndürülemez hale gelebilmektedir."

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.

Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü

Karadeniz'in eşsiz doğası ve yaylalarına ulaştıran karayollarındaki yön ve işaret tabelaları son yıllarda magandaların atış poligonuna dönüştü

01.08.2026 11:56:00 / Güncelleme: 01.08.2026 12:00:52
İHA
 
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Bölge genelinde yollara güvenliği sağlamak amacıyla yerleştirilen yüzlerce trafik işaret ve yön levhası, kimliği belirsiz şahısların ateşli silahlarla hedef tahtası haline getirilmesi sonucu kevgire döndü. Sürücülerin can güvenliğini tehlikeye atan bu durum, aynı zamanda ülke ekonomisine de milyonlarca liralık dev bir yük bindiriyor.






Özellikle Trabzon, Rize, Giresun ve Artvin'in virajlı, dik ve sık sık sis çöken yayla yollarında hayati önem taşıyan "Keskin Viraj", "Dur" ve "Heyelan Riski" gibi uyarı levhaları magandaların kurşunlarıyla parçalanmış durumda. Kurşun delikleri sebebiyle üzerindeki reflektörleri (gece parlayan kaplama) özelliğini yitiren tabelalar, gece seyahat eden sürücüleri adeta kör noktada bırakıyor. Bölgede sürekli yolculuk yapan yerel halk ve sürücüler duruma isyan ederek, "Zaten yollarımız engebeli ve sisli. Tabelalara bakarak yolumuzu bulmaya çalışıyoruz ama tabelalar delik deşik. Virajı göremiyoruz, uçurumu fark edemiyoruz. Bir tabela magandalığı yüzünden her an canımızdan olabiliriz" sözleriyle tepkilerini dile getirdi.








Milli servet çöpe gidiyor, tabela başına maliyet katlanıyor

Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) ekipleri, kurşunlanan levhaları yenilemek için yoğun mesai harcıyor ancak takılan her yeni tabela kısa süre içinde yeniden hedef tahtası haline geliyor. Yapılan son maliyet hesaplamalarına göre; yalnızca bir tek trafik levhasının sökülmesi, yeniden imal edilmesi ve sahada montajının yapılmasının maliyeti 3-5 bin TL arasında değişiyor. Yılda belki binlerce tabelanın tahrip edildiği ülkede harcanan milyonlarca liralık milli servet magandaların "zevk" uğruna yaptığı atışlar nedeniyle çöpe gidiyor.

Tabelaları kurşunlayan kişilerin tespit edilmesi durumunda ise cezai işlem uygulanıyor. Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 152 uyarınca "Kamu malına zarar verme" suçundan 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılıyor. TCK Madde 170 kapsamında meskun mahalde veya yolda silah ateşlemekten "Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma" suçlamasıyla 6 aydan 3 yıla kadar ek hapis cezası uygulanabiliyor. Zarar verilen tüm tabelaların maliyetleri, faizleriyle birlikte faillerden nakit olarak tazmin ediliyor. Jandarma ve emniyet birimleri, vatandaşları da tabelalara ateş açan kişileri gördüklerinde plakalarıyla birlikte derhal 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbar etmeye çağırıyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.