logo
23 MAYIS 2026

Sınırsız bayramlaşmada kavga

12.09.2010 00:00:00
Suriyeliler, sınır ötesi bayramlaşma uygulaması kapsamında Türkiye'ye getirdikleri 5 kilo şeker ve çaydan fazla mallarına el koyan Türk polis ve gümrükçelerle kavga etti

Sınır ötesi bayramlaşma uygulaması kapsamında Ramazan Bayramı'nı Türkiye'deki akrabalarıyla geçirmek isteyen 2 bin 461 Suriyeli, dün sabah saatlerinden itibaren Şanlıurfa'nın Akçakale İlçesi'ndeki sınır kapısından Türkiye'ye geçiş yapmaya başladı. Bir an önce geçiş yapmak isteyenler, Suriye tarafında izdihama yol açarken, Türkiye girişinde ise fazla olduğu için yanlarında getirdikleri çay ve şekere el koyan gümrük muhafaza ve polis memurlarıyla kavga etti. Türkiye ile Suriye arasında yapılan anlaşma gereği dini bayramlarda gerçekleştirilen 48 saatlik sınır ötesi bayramlaşma kapsamında Suriyeliler, sabahın erken saatlerinde Talebyad sınır kapısına yakın bir bölgede toplandı. 2 bini aşkın kişi, işlemlerin başlamasıyla birlikte bir an önce Türkiye'ye geçmek için kapıya akın edince izdiham yaşandı. Bazı kadın ve çocukların ezilme tehlikesi geçirdiği izdihamı Suriyeli polisler güçlükle engellendi. İzdiham sırasında bazı kişiler yanlarında getirdikleri çocuklarını kaybederken, izdihamın ardından bilgi işlem noktasına gruplar halinde alınan Suriyeliler, işlemlerinin yapılmasının ardından tampon bölgeden Türkiye'ye giriş yaptı.

Çay ve şekere kısıtlama

Türkiye tarafına geçişlerinin ardından Suriyeliler'in beraberinde getirdiği eşya Gümrük Muayene bölümünde incelenmeye başlandı. Birçok kişinin burada yapılan kontrolde yanında getirdiği kilolarca, çay, şeker ve sigaraya el konuldu. Sadece 5 kilo çay ve şeker girişine izin verileceğinin duyurulmasına rağmen ticari amaçla getirildiği ileri sürülen kilolarca ürünlerinin ellerinden alınmasına sinirlenen Suriyeliler, görevlilerle tartışmaya başladı. Tartışmanın uzamasının ardından el konulan eşyalarının kendilerine verilmesini isteyen Suriyeliler, polis ve gümrük muhafaza memurları ile kavga etmeye başladı. Tekme - tokat saldıran Suriyeliler, alanda görevli çevik kuvvet polisleri tarafından etkisiz hale getirilip bölgeden uzaklaştırıldı. Uzun süre devam eden tartışma ve kavgalar polis ve memurların direnen kişileri gümrük muayene alanının dışına çıkarmasıyla sona erdi.

Uygulama saptırılıyor

Suriyeliler'in geçişleri devam ederken Rakka'ya bağlı Telabyad İlçesi'nin Mıntıka Müdürü Albay Adnan El Halil ve beraberindeki bir grup tampon bölgede Akçakale Kaymakamı Şefik Aygöl ile bir araya gelip bayramlaştı. Akçakale Kaymakamı Şefik Aygöl, iki ülke arasında yapılan protokol gereği Suriye'den 2 bin 416 vatandaşın 48 saat süreyle geçiş yaptığını söyledi. Vizelerin kaldırılmasının ardından sayıların düştüğüne işaret eden Aygöl, gümrük sahasında yaşanan kavgaların ise ticari amaç güdenler tarafından çıkarılıp, kalabalığın provoke edildiğini belirterek, "Geçmişte tel örgülerin ardından birbiriyle hediyeleşen insanlar uygulama ile rahatça görüşmeye başladı. Vizelerin de kaldırılması ile bayramlaşmalara ilgi iyice azaldı. Şimdi bayramlaşma için gelen bazı kişiler ise ticari amaç taşıyor ve yanlarında izin verilenden fazla eşya getiriyor. El konulunca da ortaya istenmeyen görüntüler çıkıyor ve uygulama amacının dışına taşıyor" dedi. Telabyad Mıntıka Müdürü Albay Adnan El Halil de istenmeyen görüntülerin kendilerini üzdüğünü belirterek, bundan sonra benzer problemlerin yaşanmaması için önlem alacaklarını ifade etti.

Dindar nesil buhar oldu


 
 
MAK Danışmanlık ve Araştırma şirketinin “2026 Gençlik Araştırması”nın sonuçlarına göre 'dindarım' diyen gençlerin oranı yüzde 12.2... Fırsatını bulduğunda yurtdışına gitmek isteyenlerin oranı ise yüzde 64...

23.05.2026 11:19:00
Haber Merkezi
Dindar nesil buhar oldu
Dindar nesil buhar oldu

Gazeteci Ertuğrul Özkök, T24'teki yazısında MAK Danışmanlık ve Araştırma şirketinin "2026 Gençlik Araştırması"nın sonuçlarını yayınladı.  
Özkök'ün yazısına göre, araştırma 18-29 yaş arasındaki 8 bin genç üzerinde uygulanmış. Bu yaş grubu 16 milyon genci kapsıyor.
Nüfusun yüzde 20'sini oluşturuyor.  Bir anlamda AKP'nin iktidara geldiği 2002 yılından sonra geçen 24 yıl içinde doğmuş bir nesil diyebilirsiniz.

"Dindarım" diyen genç sayısı 2 milyon

SORU: "Kendinizi en çok ne olarak tanımlıyorsunuz?"
YÜZDE 29  : "Birden fazla kimlik"
YÜZDE 27.5: "Atatürkçü"
YÜZDE 15.8: "Milliyetçi-Ülkücü"
YÜZDE 12.2: "Dindar"
YÜZDE   7.8: "Kürt milliyetçisi"
YÜZDE   3.4: "Liberal"
YÜZDE   2.4: "Sosyalist/Komünist"
YÜZDE   1.3: "Kararsız/cevap yok"

SORU: "Bu ülkeyi yönetiyor olsanız öncelikle çözeceğiniz sorun ne olurdu?

1. İşsizlik/istihdam

2. Hayat pahalılığı
3. Adalet
4. Dış politika
5. Eğitim

SORU: "Ülkemizde kendinizi özgürce ifade edebildiğiniz şartlar olduğunu düşünüyor musunuz?

(*) YÜZDE 43.8 Kesinlike olmadığını düşünüyorum
(*) YÜZDE 29.3: Kısmen olduğunu düşünüyorum
(*) YÜZDE 15.2: Kesinlikle olduğunu düşünüyorum. 


SORU: Size kalıcı olarak bir başka ülke vatandaşlığı verilse Türkiyeyi terkedip o ülkeye yerleşmeyi düşünür müsün?

YÜZDE 64   "Evet, terk eder giderim"
YÜZDE 14.  "Hayır ülkemde kalırım"
YÜZDE 22   "Kararsızım" veya cevap yok


SORU: ("Türkiye'yi terk eder giderim" diyenlere soruldu)  "Hangi ülkeye gitmek istersin?

YÜZDE 43.      "Avrupa ülkelerine"
YÜZDE 39.8.   " ABD/Kanada
YÜZDE 14.8.   " İskandinav ülkelerine"

Yani yüzde 97'si "Demokrasinin bulunduğu" bir "Batı" ülkesine yerleşmek istiyor.
Bir İslam ülkesine gitmek isteyenler yüzde 0.4..

Bayram trafiğinde akıcı yoğunluk yaşanıyor


 
Anadolu Otoyolu'nun Bolu, Sakarya ve Düzce kesiminde Kurban Bayramı tatili dolayısıyla bazı sürücülerin yola çıkmasıyla hareketlilik yaşanıyor. 

23.05.2026 10:53:00
AA
Bayram trafiğinde akıcı yoğunluk yaşanıyor
Bayram trafiğinde akıcı yoğunluk yaşanıyor

Anadolu Otoyolu'nun Bolu, Sakarya ve Düzce kesiminde Kurban Bayramı tatili dolayısıyla bazı sürücülerin yola çıkmasıyla hareketlilik yaşanıyor.

Sakarya'da Kuzey Marmara Otoyolu'nun sona erdiği, Anadolu Otoyolu'na bağlantı sağlanan Hendek-Akyazı bölgesinde trafik yoğunluğu yaşanıyor. Araç kuyruğu Akyazı kesimine kadar uzanıyor.

Türkiye uyuşturucu kıskacında

Adana'da dev operasyon: 4 milyon uyuşturucu hap ile 3 ton 994 kilogram etken madde ele geçirildi

23.05.2026 09:58:00
İhlas Haber Ajansı
Türkiye uyuşturucu kıskacında
Türkiye uyuşturucu kıskacında
Adana'da narkotik polisinin Adana ve Mersin'de faaliyet gösteren sentetik ecza tabletleme merkezlerine yönelik düzenlediği operasyonda 4 milyon uyuşturucu hap ile 3 ton 994 kilogram etken madde ele geçirildi. Operasyonda gözaltına alınan 30 şüpheliden 22'si tutuklanırken 8 kişi adli kontrol şartıyla serbest kaldı.

Adana Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Adana ve Mersin'de sentetik ecza tabletleme merkezi kurulduğunu tespit etti. Yaklaşık 3 ay süren teknik ve fiziki takip çalışmaları sonucunda 30 şüphelinin kimliği belirlendi.



Elde edilen bilgiler doğrultusunda Adana merkezli olmak üzere Mersin ve İstanbul'da eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda haklarında gözaltı kararı bulunan 30 şüpheli yakalandı.

Polis ekipleri, Adana ve Mersin'de tabletleme merkezine dönüştürülen depolarda yaptığı aramalarda blister makinesi, kapsül doldurma, kapsül temizleme, karıştırma, kompresör, soğutma ve öğütme makineleri olmak üzere toplam 14 makine ele geçirdi.

Operasyon kapsamında ayrıca 4 milyon sentetik ecza hap, 3 ton 994 kilogram etken madde, 27 milyon boş kapsül, 2 ruhsatsız tabanca ile 1 kilogram skunk maddesi bulundu. Ele geçirilen etken maddeden yaklaşık 11 milyon sentetik ecza üretilebileceği öğrenildi.

Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 22'si tutuklanırken 8'i adli kontrol şartıyla serbest kaldı.

Emniyet müdürü tebrik etti

Operasyon sonrası İl Emniyet Müdürü Ahmet Hakan Arıkan ekipleri tebrik ederek, "Gerçekten çok güzel bir iş çıkardınız. Emeklerinize sağlık. Adana'da Narkotik Şube Müdürlüğü dünyanın ve Türkiye'nin başına bela olan bir konuyla ilgili kararlılıkla mücadelesine devam ediyor. Çok güzel çok temiz bir iş yaptınız" sözlerine yer verdi.

CHP'ye kurultay operasyonu


 
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan yapılan açıklamaya göre; CHP'nin mahkeme kararıyla iptal edilen 38. Olağan Kurultayı'na ilişkin olarak düzenlenen operasyonda siyasi partiler kanuna muhalefet, rüşvet almak, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklamak suçlarını işlediği iddia edilen 13 kişi gözaltına alındı. 

23.05.2026 08:04:00 / Güncelleme: 23.05.2026 11:05:40
Haber Merkezi
CHP'ye kurultay operasyonu
CHP'ye kurultay operasyonu

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan yapılan açıklamaya göre; CHP'nin mahkeme kararıyla iptal edilen 38. Olağan Kurultayı'na ilişkin olarak düzenlenen operasyonda siyasi partiler kanuna muhalefet, rüşvet almak, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklamak suçlarını işlediği iddia edilen 13 kişi gözaltına alındı.

Başsavcılık'tan yapılan açıklama şöyle:
"Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından Cumhuriyet Halk Partisinin 38'inci Olağan Kurultayında delegelerin oy kullanma iradesini etkilemeye yönelik müdahale edildiğine ilişkin iddialar hakkında yürütülen soruşturma kapsamında; İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün yaptığı çalışmalar neticesinde siyasi partiler kanuna muhalefet, rüşvet almak, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklamak suçlarını işlediği değerlendirilen 13 şüpheli gözaltına alınmış ve şüphelilerin İstanbul, Ankara, İzmir, Şanlıurfa, Kahramanmaraş, Kilis ve Malatya illerinde bulunan adreslerinde arama, el koyma işlemi gerçekleştirilmiştir."


Gözaltına alınan isimler şöyle 
 
1. Gülhan AYDIN - (Kahramanmaraş/Göksun delegesi)
2. Safi KARAYALÇIN (Erzurum İl Başkanı)
3. Melda TANIŞMAN TUTAN (Çekmeköy İlçe Başkanı)
4. Hayati KAYA (İstanbul il delegesi)
5. Suat DÜLGER (Eski CHP Erzurum İl Başkanı)
6. Kalender ÖZDEMİR (İBB görevlisi/eski Ataşehir Belediye Başkan Yardımcısı)
7. Özkan DENİZ (Etimesgut Belediyesi Meclis Üyesi)
8. İbrahim ŞAHİN (Karaman İl Disiplin Kurulu Üyesi)
9. Umut Mehmet SAPAN (CHP Kilis İl Başkanı)
10. Mehmet Ayıp DEMİRBÜKEN (Şanlıurfa Siverek İlçe Başkanı)
11. Metin KAYA (CHP Ümraniye Meclis Üyesi / İBB Grup Yöneticisi) 
12. Gaffar ÇİÇEK (CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba'nın makam şoförü)
13. Ayça AKPEK ŞENAY (CHP YDK Başkan Yardımcısı) 

Giresun'da tır katliam yaptı


 
Giresun'da kırmızı ışıkta bekleyen araçlara arkadan çarpan tır, katliama yol açtı. Kazada 5 kişi öldü, 6 kişi yaralandı. Katil tır, kırmızı ışıkta bekleyen araçlar arasında bulunan tıra çarparak durabildi. 

23.05.2026 06:51:00 / Güncelleme: 23.05.2026 11:01:19
AA
Giresun'da tır katliam yaptı
Giresun'da tır katliam yaptı

 
Karadeniz Sahil Yolu Giresun Limanı mevkisinde 'katil ve canavar sürücü' Musa U. (59) idaresindeki 55 K 4065 plakalı tır, Ali Y'nin (43) kullandığı 34 PMS 61 ve Ferhat Y. (45) yönetimindeki 34 PNK 09 plakalı otomobil'e, araçların kırmızı ışıkta beklediği sırada aşırı hızla gelerek arkadan çarptı.







İhbar üzerine olay yerine 112 Acil Sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edildi.







İkisi çocuk, 5 kişiyi katletti
 
Ekipler, sürücü Ali Y. ile beraberindeki Melek Y. (40), Hamza Y. (7), Hasan Y. (7) ve Sadem Yağmur Y'nin (15) hayatını kaybettiğini belirledi.







Yaralılar Ferhat Y. (45), Fatma Y, Sümeyye Y. (9), Eymen Y. (16), Rana Meltem Y. (20) ile katil tır sürücüsü Musa U. ambulanslarla kentteki hastanelere kaldırıldı.

Fabrikaları insanlar yakıyor!


 
 
Securitas İtfaiye Genel Müdürü Uğur Yertut, anayi yangınlarının yaklaşık yüzde 90'ının insan kaynaklı olduğunu ifade etti.

23.05.2026 01:24:00 / Güncelleme: 23.05.2026 01:29:54
ABDÜLKADİR GÜNDOĞDU
Fabrikaları insanlar yakıyor!
Fabrikaları insanlar yakıyor!

Securitas İtfaiye Genel Müdürü Uğur Yertut, endüstriyel tesislerde profesyonel itfaiye ekiplerinin artık zorunluluk olduğunu söyledi. Endüstriyel tesislerdeki yangınların büyük bölümünün insan kaynaklı hatalardan kaynaklandığını belirten Yertut, sanayi yangınlarının yaklaşık yüzde 90'ının insan kaynaklı olduğunu ifade etti.

Yertut, tesislerdeki rehavet ve aşırı özgüvenin büyük risk oluşturduğunu söyledi. "Eğer bir tesiste 'sistemler çalışıyor mu?' sorusuna herkes otomatik olarak 'evet' diyorsa, orada ciddi bir risk vardır" diyen Yertut, şu değerlendirmede bulundu: "2024 yılında 720 endüstriyel tesis yangını yaşandı. Oysa hiçbir tesisin yanmaması gerekir. Yangınların büyük çoğunluğu teknik yetersizlikten değil, insan hatası, ihmal, eksik kontrol ve yanlış güven duygusundan kaynaklanıyor. Ezbere verilen cevaplar yerine sahayı sürekli kontrol eden, riski yerinde analiz eden ve tehlikeyi önceden öngören bir anlayışla hareket edilmesi gerekiyor."

Yangın yönetiminin ayrı bir uzmanlık alanı olduğuna dikkat çeken Yertut, birçok tesiste yangın sorumluluğunun mevcut çalışanlara veya iş sağlığı ve güvenliği personeline bırakılmasının yanlış bir yaklaşım olduğunu ifade etti.

Endüstriyel tesislerde prosedürlerin çoğu zaman kâğıt üzerinde eksiksiz göründüğünü ancak asıl kritik konunun ekipmanların gerçekten çalışır durumda olup olmadığının denetlenmesi olduğunu söyleyen Yertut, "Sahada zaman zaman prosedürlere uygun yerleştirilmiş cihazlar görüyoruz ancak bunların aktif şekilde çalışıp çalışmadığı bilinmiyor. Kâğıt üzerindeki uygunluk tek başına yeterli değil" dedi. 

Cumhuriyet tarihinin en karmaşık siyasi operasyonu


 
İstinaf mahkemesinin CHP'nin 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde yapılan 38. Olağan Kurultayı hakkında 'mutlak butlan' kararı vermesi, bir 'ilk' olarak tarihe geçti. Özgür Özel yönetimi 'direnme' kararı alırken, mahkeme kararıyla göreve iade edilen Kemal Kılıçdaroğlu eleştiri bombardımanına tutuluyor. En çarpıcı açıklama ise 'Kılıçdaroğlu feragat etsin' diyen Bahçeli'den geldi.

23.05.2026 00:43:00
Haber Merkezi
Cumhuriyet tarihinin en karmaşık siyasi operasyonu
Cumhuriyet tarihinin en karmaşık siyasi operasyonu

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesinin (istinaf) CHP'nin 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde yapılan 38. Olağan Kurultayı hakkında 'mutlak butlan' kararı vermesi, bir 'ilk' olarak tarihe geçti. Karar, sadece "dava sonuç değil, süreç odaklı" diyen CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve yönetiminin görevine son verilmesini değil, son üç yılda yapılan bütün kurultay kararlarının da geçersiz olması sonucunu doğurdu. Kararı 'siyasi darbe' olarak nitelendiren Özel yönetimi, sonuna kadar direnme, partiyi terk etmeme ve muhalefetle birlikte toplumsal tepkiyi büyütme kararı aldı.
Genel merkezde 'direniş' söylemi öne çıkarken, 'dünya siyasi tarihinin en büyük ihanetine imza atmak'la suçlanan Kemal Kılıçdaroğlu cephesinden ise "Partinin bölünmesine izin vermeyeceğiz" mesajları geldi. Bu arada icra memurları, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin CHP kurultay davasında verdiği ihtiyati tedbir kararını, CHP Genel Başkanlığı görevine iade edilen Kemal Kılıçdaroğlu'na tebliğ etti. Böylece Kemal Kılıçdaroğlu resmen CHP Genel Başkanı sıfatını kazanmış oldu.

'Patlamaya hazır bomba' CHP'nin kucağında!

Ancak ilk kez bir siyasi parti yönetimi 'mutlak butlan' kararıyla düşürüldüğü için, önümüzdeki süreç CHP açısından birçok bilinmezi ve tartışmalı başlıkları da içinde barındırıyor. Kararın ardından gözler şimdi üç başlığa çevrildi:
• Kılıçdaroğlu yönetimi nasıl geri dönecek?
• Özgür Özel yönetimi hangi yolları zorlayacak?
• CHP içinde yeni bir ayrışma yaşanacak mı?

Karar ne anlama geliyor?

Kararla birlikte, 25-26 Temmuz 2020'de yapılan 37. Olağan Kurultay'da seçilen Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile o dönemin Parti Meclisi (PM) ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin görevlerine dönüş yolu açıldı. Kararla, sadece Özgür Özel yönetimi değil, 38. Kurultay sonrası yapılan olağanüstü kurultaylar, tüzük değişiklikleri ve parti programındaki düzenlemeler de 'yok hükmünde' sayıldı. Aslında Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesinin böyle bir yetkisi yok! Siyasi Partiler Kanunu'na göre siyasi parti kurultaylarının hukuki açıdan uygunluğu konusunda karar verme yetkisi seçim kurulları ve Yüksek Seçim Kuruluna ait... Adli mahkemeler 'mutlak butlan kararı' veremez... Ancak burası Türkiye... Burada birileri 'erkek deveye 'dişi deve' dediğinde, erkek devenin sahip oldukları bir anlam' ifade etmiyor. Örneğin, parti tüzüğüne göre kurulan Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi gibi yeni yapılanmalar, yeni parti programı da yok hükmünde sayıldı.

Parti içi dengeler nasıl etkilenebilir?

Kararla, göreve iade edilen 37. Kurultay'da seçilen Parti Meclisi, Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) dahil partinin tüm kademelerinde, geçen süreçte dengeler büyük ölçüde değişti. Kılıçdaroğlu yönetiminde yer alan bazı isimler, Özel yönetimine katıldı veya 38. Olağan Kurultay'da "değişim" cephesinde yer aldı. O dönemdeki PM ve YDK üyeleri arasında belediye başkanı seçilen; partiden istifa eden ya da Meclis Grup Başkanvekilliği, Meclis Başkanlık Divanı üyesi olan isimler de bulunuyor. Parti kulislerinde, PM ve delege dengesi nedeniyle Kılıçdaroğlu işbaşına gelse bile her konuda istediği kararı almasının kolay olmayacağı yorumları yapılıyor.

Yeni parti gelir mi?

CHP MYK'sında alınan ilk siyasi karar, 'kararı tanımama ve mücadeleyi sürdürme' yönünde oldu. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, olağanüstü MYK toplantısı sonrasındaki yaptığı açıklamada, karara karşı Yargıtay'a temyiz başvurusu yaptıklarını, Yüksek Seçim Kurulu'na da başvurduklarını açıkladı. Özel yönetiminin gerçekleştirdiği iki olağanüstü kurultay ile 39. Olağan Kurultay'ı geçerli sayan YSK'nın kararı da bu anlamda atılacak adımlar konusunda belirleyici olacak. İstinaf kararıyla partinin başına geçmeye hazırlanan Kemal Kılıçdaroğlu'nun görüşme talebine şimdilik cevap vermeme kararı alan Özel ve yönetimi, partiyi terk etmemenin ve toplumsal tepkiyi yükseltmenin yanısıra tüm hukuki yolları denemeyi planlıyor. CHP kulislerinde bir süredir, partinin bölünme ihtimalinden söz ediliyor ve Özel yönetiminin, temyiz dahil hukuki süreçlerin uzun olması nedeniyle seçimleri de dikkate alarak 'yedek partiyle' yola devam edeceği konuşuluyor. Ancak Özel, bu seçeneğin 'parti kapatma davası' nedeniyle yedekte tutulduğunu belirterek "Ev sahibiyiz, kiracılar gider ev sahipleri kalır" açıklamasıyla, yeni bir parti yerine CHP'de mücadele mesajı verdi.
İstinaf mahkemesinin tedbir kararı nedeniyle, temyiz sürecinin hemen sonuçlanmayacağı, hatta seçime kadar da bir karar çıkmayacağı yorumları yapılıyor. Böyle bir durumda Özel ve kendisine destek verenlerin seçimler öncesinde kendi cumhurbaşkanı adayını çıkarmak için "yedek parti" seçeneğini devreye sokması ihtimal dışında görülmüyor.

Olağanüstü kurultay en güçlü ihtimal

Mahkeme kayyum yerine mutlak butlan kararı verdiği için Kılıçdaroğlu'nun, partiyi hemen bir olağanüstü kurultaya götürme zorunluluğu bulunmuyor. Kılıçdaroğlu'na yakın bazı kaynaklar, partinin başına döndükten sonra, sonbahara doğru, mahalle ve ilçelerden başlayarak olağan kurultay takviminin işletilmesinin güçlü olasılık olduğunu söylüyor. Kılıçdaroğlu ile göreve dönecek olan PM ve delege yapısını da dikkate alarak Özgür Özel yönetiminin "olağanüstü kurultay" seçeneğini gündeme taşıması bekleniyor.
CHP tüzüğüne göre, genel başkan, PM veya delegelerin salt çoğunluğuyla olağanüstü kurultay kararı alınabiliyor. PM'de dengeler henüz net değil ve her iki taraf da kendilerine yakın isimlerin çoğunlukta olduğunu savunuyor ve buradan bir karar çıkarmanın kolay olmayacağı belirtiliyor. Genel merkez yönetiminin olağanüstü kurultay için delege imzasıyla olağanüstü kurultayı zorlaması güçlü seçenek olarak görülüyor.

Muhalefet partilerinin tamamına yakını kararı doğrudan CHP'nin iç meselesi olarak değil "demokratik siyaset alanına müdahale" olarak değerlendirdi ve Özel yönetimine destek verdi. Özel, muhalefetin CHP'ye değil "demokrasi zeminine sahip çıktığına" dikkat çekti.
En dikkat çekici açıklama ise Cumhur İttifakı ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'den geldi.

Bahçeli planları alt üst etti


Bahçeli, 'mutlak butlan' davasında çıkan karara ilişkin CNN Türk'e açıklama yaptı. Bahçeli, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesinin kararı kapsamında Özgür Özel, Merkez Yönetim Kurulu, Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin de tedbiren görevden uzaklaştırılmasına karar verildiğini anımsatarak, şunları kaydetti: "Mahkeme, kurultay öncesindeki yönetimin, yani Kemal Kılıçdaroğlu ve o dönemki parti organlarının, karar kesinleşinceye kadar tedbiren görevi üstlenmesine hükmetmiştir. Kararın en önemli sonucu, CHP'de hukuki ve fiili yönetim yetkisi konusunda ciddi bir belirsizlik yaratmasıdır. Bize göre meseleyi soğukkanlılıkla, hukuka uygun hareket etmekle, sorumluluk bilinciyle değerlendirmek, CHP'nin tarihi ve kurumsal kimliğini geleceğe taşıma iradesiyle hareket etmek en sağlıklı yol olacaktır. Etrafımızın ateş çemberi olduğu bir ahvalde aynı zamanda da 'Terörsüz Türkiye' iradesinin vücut bulduğu iklimde toplumsal hareketliliğe CHP üzerinden yönelme girişimlerine fırsat vermemek elzemdir. CHP farklı amaçlarla kullanılmaya müsait hale getirilmemeli, o halde bırakılmamalıdır. Bu çerçevede CHP'de ortak akıl egemen hale gelmelidir. Sayın Kılıçdaroğlu, tarihi bir sorumluluk üstlenmelidir. Hukukun da cevaz verdiği çerçevede Sayın Özgür Özel ile görüşerek CHP'nin geleceğine ilişkin bir ortak formül oluşturmak amacıyla feragat ettiğini belirtmelidir.

Bu sonuç hem CHP'nin hem de ülkemizin yararına olacaktır. Aynı zamanda da bu tarihi sorumlulukla Sayın Kılıçdaroğlu hem CHP kurumsal kimliğinin hem de CHP'ye gönül vermiş vatandaşlarımızın gönlünde müstesna bir yer edinecektir" değerlendirmesinde bulundu.

Geçmişte yaşanan bu tür olayların yarattığı travmaların Türk siyasi hafızasında saklı olduğunu belirten Bahçeli, şöyle devam etti: "Bu bağlamda, Sayın Kılıçdaroğlu'nun alacağı bu karar, istikrar ve CHP'nin birlikteliği açısından daha hayırlı olacaktır. Temennimiz kalabalıklar oluşturarak karşılıklı meydan okumalar yerine her iki genel başkanın bir araya gelerek kanunların, parti tüzüğünün ve mahkeme kararının verdiği imkan çerçevesinde gerekli fedakarlıkları göstermek suretiyle CHP menfaatlerini esas alan ortak bir yol bulmalarıdır. Bunu da geciktirmeden, toplumsal veya parti içi bir karışıklığa yol açmadan yapmalarıdır. Unutulmamalı ki; CHP'nin kurumsal kimliğine, mirasına ve tabanına karşı ihanet noktasına evrilebilecek bir tavır CHP'ye hizmet etmiş insanlar için ağır bir yük olacaktır. Bu aşamada tek yol uzlaşmak; uzlaşmanın temel unsuru da tahriklerden kaçınmak, feragat ve sorumluluk duygusuyla hareket etmektir."

Çözüm süreci nedeniyle sık sık "iç cephenin güçlendirilmesi" çağrısı yapan Bahçeli'nin bu açıklaması, karardan memnuniyetsizliğinin göstergesi olarak yorumlandı. Bahçeli'nin CHP çıkışının ne kadar etkili olacağını zaman gösterecek.

Bir gecede üniversite kapatılan bir ülkede her şey olur!


 
Cumhurbaşkanlığı kararıyla faaliyeti durdurulan İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde belirsizlik ve endişe hakim. Endüstriyel tasarım bölümünden bir son sınıf öğrencisi, "İnsan, bir gecede bir üniversite böyle kapatılabiliyorsa daha neler olabileceğini düşünüyor" dedi!

23.05.2026 00:37:00
Haber Merkezi
Bir gecede üniversite kapatılan bir ülkede her şey olur!
Bir gecede üniversite kapatılan bir ülkede her şey olur!

Cumhurbaşkanlığı kararıyla faaliyeti durdurulan İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde belirsizlik ve endişe hakim. Öğrenciler, böyle bir kararın sınav haftası devam ederken alınmasının akademik takvimlerini aksattığını ve kafa karışıklığına yol açtığını söyledi.

Öğretim görevlileri ise yöneticiler tarafından yeterli açıklama yapılmadığını, bunun karmaşaya yol açtığını ifade etti. Endüstriyel tasarım bölümünden bir son sınıf öğrencisi, "İnsan, bir gecede bir üniversite böyle kapatılabiliyorsa daha neler olabileceğini düşünüyor" dedi!

Öğrenciler, Cuma günü 14:00'te kararı protesto etmek için Bilgi Üniversitesi'nin Santral kampüsünde toplandı. Bilgi Üniversitesi'nde bazı hocalar dersleri ve sınavları iptal etti. Bazı hocalar ise eğitim faaliyetlerini devam ediyor!

Uzmanından gençlere kritik uyarı!


 
Gençlik denildiğinde aklımıza bitmeyen enerji ve hareketlilik geliyor. Peki gençlikteki enerji hiç azalmıyor mu? Bugün birçok genç "Nasıl olsa ileride toparlarım" düşüncesiyle uyku düzenini, beslenmesini, fiziksel aktivitesini ve stres yönetimini ihmal ediyor. 

23.05.2026 00:33:00 / Güncelleme: 23.05.2026 00:42:20
MURAT ÇORBACI
Uzmanından gençlere kritik uyarı!
Uzmanından gençlere kritik uyarı!

Gençlik denildiğinde aklımıza bitmeyen enerji ve hareketlilik geliyor. Peki gençlikteki enerji hiç azalmıyor mu? Bugün birçok genç "Nasıl olsa ileride toparlarım" düşüncesiyle uyku düzenini, beslenmesini, fiziksel aktivitesini ve stres yönetimini ihmal ediyor. Oysa modern longevity (uzun ve sağlıklı yaşam) yaklaşımı, biyolojik yaşlanmanın temellerinin çok daha erken yıllarda atıldığını gösteriyor.

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk, kas sağlığının yalnızca sporcular için değil, uzun ve sağlıklı yaşam açısından her birey için kritik olduğunu vurguladı. Dr. Ertürk, özellikle genç yaşta oluşturulan kas rezervinin ilerleyen yaşlarda büyük önem taşıdığını belirtiyor ve "İnsan vücudu yaklaşık 30'lu yaşlardan itibaren kas kaybetmeye başlayabiliyor. Bu nedenle gençlik döneminde oluşturulan güçlü kas yapısı; metabolik sağlığı, dengeyi, hareket kabiliyetini ve yaşam kalitesini doğrudan etkiliyor. Bugün yapılan direnç egzersizleri, aslında gelecekteki hareket özgürlüğüne yapılan yatırım anlamına geliyor" ifadelerini kullanıyor.

Dr. Halil Ertürk, sağlıklı yaşamın temel taşlarını şöyle sıraladı:
1. Düzenli fiziksel aktivite: Düzenli hareket etmek, kalp-damar sağlığını desteklerken metabolizmanın daha verimli çalışmasına yardımcı oluyor.
2. Aerobik ve direnç egzersizleri: Aerobik egzersizler dayanıklılığı artırırken, direnç egzersizleri kas kütlesini koruyarak ilerleyen yaşlarda hareket kabiliyeti ve metabolik sağlığın sürdürülmesine katkı sağlıyor.

3. Kaliteli uyku: Yeterli ve kaliteli uyku, bedenin kendini onarmasını destekliyor; bağışıklık sistemi, hormon dengesi ve beyin sağlığı üzerinde doğrudan etkili oluyor.
4. Gerçek gıdaya dayalı dengeli beslenme: Sebze, meyve, kaliteli protein ve sağlıklı yağlardan oluşan dengeli beslenme modeli; inflamasyonu azaltarak metabolik sağlığın korunmasına yardımcı oluyor.

5. Stres yönetimi: Kronik stresin kontrol altına alınması, stres hormonlarının vücut üzerindeki yıpratıcı etkilerini azaltarak hem zihinsel hem fiziksel sağlığı destekliyor.
6. Tütün ürünleri, alkol ve toksik maruziyetlerden uzak durmak: Sigara, yoğun alkol tüketimi ve çevresel toksinlerden uzak durmak; hücre hasarını ve oksidatif stresi azaltarak sağlıklı yaş alma sürecine katkı sağlıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Türkiye bölgesinin güvenli limanı'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Son dönemde bölgemizde yaşanan hadiseler, Türkiye'nin ekonomisiyle, savunmasıyla, diplomatik kapasitesiyle, toplumsal dayanışmasıyla ve yönetimde sağladığı istikrarıyla krizlere karşı dayanıklılığını ispat etmiştir. Ülkemizin bölgesinin güvenli limanı olduğu bu süreçte bir kere daha görülmüştür. İktidar olarak önümüzdeki dönemde ülkemizin bu müstesna yönünü daha da güçlendirmekte kararlıyız" dedi  

22.05.2026 19:10:00
İHA
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Türkiye bölgesinin güvenli limanı'
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Türkiye bölgesinin güvenli limanı'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi'nde düzenlenen "22 Mayıs Finansal Okuryazarlık Günü Programı"na katıldı. Burada bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bankacılıktan borsaya, bütçe yönetiminden krediye, yatırımlardan dijital varlıklara geniş bir yelpazeye yayılan çalışmaları kıymetli bulduğumu ifade ederek, "Bakanlıklarımız, kurumlarımız ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği içinde yürütülen bu çalışmalar, ilkokul çağındaki gençlerimizden hane halkına kadar finansal farkındalığın her yaş grubunda oluşturulmasına katkı sağlıyor. Bankacılıktan borsaya, bütçe yönetiminden krediye, yatırımlardan dijital varlıklara geniş bir yelpazeye yayılan bu çalışmaları kıymetli bulduğumu özellikle ifade etmek istiyorum.

Sizlerin de çok iyi bildiği gibi üretimden ihracata, yatırımdan istihdama ekonominin tüm bileşenleri sermaye ve finans piyasalarındaki istikrara bağlıdır. Aynı şekilde milli gelir ve refah seviyesindeki artış da finansal sistemlerin sorunsuz ve öngörülebilir surette, manipülasyon ve spekülasyonlardan arındırılmış bir şekilde çalışmasıyla doğru orantılıdır. Bir ülkenin sermaye piyasaları ne kadar güçlüyse üretim kapasitesi, teknoloji yatırımı, girişimcilik ruhu ve rekabet gücü de o kadar kuvvetli olur. Sermaye ve finans piyasalarının adil, şeffaf ve güvenli bir şekilde işlemesi, piyasadaki beklenti ve ihtiyaçların karşılanması bu bakımdan büyük önem arz ediyor.

Bugün gelişmiş ülke ekonomilerine baktığımızda hepsinin gerisinde derinleşmiş finansal yapılar ve güçlü sermaye piyasaları görüyoruz. Fakat şurası da bir hakikat ki dijital teknolojilerin ve yapay zekanın diğer alanlar gibi finans piyasalarını da dönüştürdüğü bir önemi ve dönemi yaşıyoruz. Tasarruf alışkanlıklarından yatırım kararlarına, dijital ödeme sistemlerinden siber güvenliğe, sanal kumar ve yasa dışı bahisten dijital finans tehditlerine uzanan çok boyutlu bir tabloyla karşı karşıyayız" dedi.  

Son yıllarda finansal sistemlerde yaşanan dijital dönüşümün fırsatların yanı sıra tehditleri de beraberinde getirdiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Özellikle sosyal medya ve dijital iletişim platformları vasıtasıyla yayılan manipülatif içerikler, fiktif işlemler, kısa sürede yüksek kazanç vadeden yapılar dünya genelinde endişe verici seviyelere ulaşmıştır. Aynı şekilde sahte yatırım tavsiyeleri dijital dolandırıcılık ve paravan hesap girişimleri ve daha nicesi yalnızca bireyleri değil, finansal sistemlerin itibarını da tehdit eden boyutlara varmıştır.

Böyle bir konjonktürde finansal okuryazarlık bireysel bütçe yönetim kapasitesinin çok çok ötesine geçmiş, güçlü, dirençli ve sürdürülebilir bir ekonominin gerek şartı haline gelmiştir. Biz bu meseleye daha geniş bir açıdan bakıyor, toplumsal farkındalık, dijital güvenlik ve finansal dayanıklılık perspektifiyle yaklaşıyoruz. Nitekim uluslararası çalışmalar da bizim bu hassasiyetimizi doğruluyor. OECD'nin 2023 yılında yaptığı bir araştırma, finansal okuryazarlığı yüksek toplumların tasarruflarını daha verimli alanlara yönlendirdiğini, borçlanma ve yatırım kararlarını daha sağlıklı verdiğini ortaya koyuyor. Aynı şekilde manipülatif yönlendirmelere karşı daha uyanık olduklarını, uzun vadeli yatırım kültürünü benimsediklerini teyit ediyor. Bu da kuşkusuz sermaye piyasalarının derinleşmesine, finansal sistemin sağlıklı büyümesine ve ekonomide kaynakların daha etkin, verimli ve adil dağılımına çok ciddi katkı sağlıyor" diye konuştu. 

"Türkiye'nin küresel rekabet gücünü artıracak, düzenlemeleri yakın zamanda devreye almayı hedefliyoruz"

Devlet olarak İstanbul'u küresel bir finans ve cazibe merkezi yapmak için yoğun bir mesai harcadıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dört hafta önce İstanbul Finans Merkezi'nde tertiplediğimiz yatırımlar için güçlü merkez Türkiye programıyla bu yöndeki kararlılığımızı bir kez daha ve güçlü bir şekilde ortaya koyduk. Önceki gün meclisimizde kabul edilen yasa teklifimizle ülkemize yabancı kaynak girişini teşvik edecek bir düzenlemeyi hayata geçirmiş olduk.

Bugün de İstanbul Finans Merkezi'ndeki yatırımcılara hizmet vermek üzere Tek Durak Ofisimizin açılışını gerçekleştirdik. Bütün bunları özellikle şunun için çok önemsiyoruz. Son dönemde bölgemizde yaşanan hadiseler, Türkiye'nin ekonomisiyle, savunmasıyla, diplomatik kapasitesiyle, toplumsal dayanışmasıyla ve yönetimde sağladığı istikrarıyla krizlere karşı dayanıklılığını ispat etmiştir. Ülkemizin bölgesinin güvenli limanı olduğu bu süreçte bir kere daha görülmüştür. İktidar olarak önümüzdeki dönemde ülkemizin bu müstesna yönünü daha da güçlendirmekte kararlıyız. Türkiye'nin küresel rekabet gücünü artıracak, finans ve yatırım ortamını iyileştirecek hukuki, idari, mali ve kurumsal düzenlemeleri yakın zamanda devreye almayı hedefliyoruz. Bununla birlikte hem vatandaşlarımızın hem firmalarımızın hem de ekonominin tüm paydaşlarının finansal farkındalıklarını artırmasına büyük önem atfediyoruz" diye konuştu. 

"SPK'ya çok önemli sorumluluklar düşüyor"

2014 yılında hazırladıkları strateji ve eylem planı ile sektöre ilişkin kapsamlı bir yol haritası oluşturduklarını ifade eden Erdoğan, "Geçtiğimiz sene yayımladığımız Cumhurbaşkanlığı genelgesi ile 22 Mayıs'ı Finansal Okuryazarlık Günü ilan ettik. 24 Mart'ta ilkokul, ortaokul ve liselerimizin ilk dersi Finansal Okuryazarlık başlığıyla işlendi. Yaklaşık 18 milyon öğrencimiz aynı anda kendi yaş gruplarına ve eğitim kademelerine göre özel olarak hazırlanan içeriklerden istifade etti.

Finansal ürün ve hizmetlerden faydalanan yatırımcı ve tüketicilerimizin olası piyasa risklerine karşı korunabilmeleri bizim temel önceliğimizdir. Bu noktada Sermaye Piyasası Kurulunun asli görevi olan düzenleme ve denetleme faaliyetlerini tam ve eksiksiz yerine getirmesi çok mühimdir. Reel sektörle bağını koparmayan, yalnızca refah değil değer de üreten, gelir ve servet adaletsizliğini gideren bir finans piyasasının temin edilmesinde SPK'ya çok önemli sorumluluklar düşüyor. Özellikle dişinden tırnağından artırdığıyla sermaye piyasalarında yatırım yapan vatandaşlarımızın istismar edilmesinin önüne geçilmesi kurulun asli misyonlarından biri olmalıdır.

Şu bir gerçek ki doğası itibarıyla sermaye piyasalarına yatırım veya işlem yapmak risklidir. Ama denetime, gözetime, düzenlemeye tabi alanlarda manipülasyon ve spekülasyona fırsat vermemek de düzenleyici kurumların vazifesidir. Eğer atıl vaziyette duran üretime, yatırıma, büyüme ve kalkınmaya hiçbir katkısı olmayan birikimlerin ekonomiye katma değer sağlayan alanlara yönelmesini istiyorsak sermaye piyasalarına güveni artırmak zorundayız.

Bunun da yolu finansal okuryazarlığın artırılmasının yanı sıra yatırım ve tasarrufların güven veren bir kanaldan sisteme dahil edilmesinden geçiyor. Vatandaşımızın korku ve iyi niyetini istismar eden telefon dolandırıcılarıyla nasıl tavizsiz mücadele ediyorsak dijital mecraları kullanarak insanımızın birikimine el uzatan aç gözlülerle de aynı kararlılıkla mücadele etmemiz gerekiyor. Diğer türlü ortaya sadece ekonomik değil toplumsal bir fatura da çıkmakta, bunun da yükünü siyaset kurumu çekmektedir. Sermaye Piyasası Kurulumuzun bu anlamda üzerine düşen görev ve sorumlulukları en etkin şekilde doğru araç ve tedbirlerle bihakkın yerine getireceğine yürekten inanıyorum" ifadelerini kullandı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.