logo
06 AĞUSTOS 2026

Siyasetin hukukla sınavı: Yargı bağımsızlığı

Devlet mekanizmasının temel taşlarından biri olan yargı bağımsızlığı, çağdaş demokrasilerin hem en güçlü kalelerinden biri hem de siyasi erkin en çetin sınav alanını oluşturuyor

06.08.2026 00:41:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Siyasetin hukukla sınavı: Yargı bağımsızlığı
Siyasetin hukukla sınavı: Yargı bağımsızlığı
Devlet mekanizmasının temel taşlarından biri olan yargı bağımsızlığı, çağdaş demokrasilerin hem en güçlü kalelerinden biri hem de siyasi erkin en çetin sınav alanını oluşturuyor.

Yasama ve yürütmenin kararlarını denetleme, yurttaşların temel hak ve özgürlüklerini güvence altına alma işlevini üstlenen yargı erki; tarafsızlığını koruyabildiği ölçüde hukuk devletinin teminatı sayılıyor.







Bağımsızlık ve Tarafsızlık Dengesi

Hukuk teorisinde yargı bağımsızlığı, hakimlerin ve savcıların görevlerini ifa ederken her türlü organ, makam, merci veya kişiden emri, talimat ve tavsiye almaması anlamına geliyor.

Ancak bu kavram, yalnızca kağıt üzerindeki anayasal metinlerle değil, kurumların fiili uygulamaları ve kuvvetler ayrılığı prensibinin ne derece işletildiğiyle doğrudan ilişkilendiriliyor.







Son yıllarda küresel ölçekte yürütülen tartışmalarda, yargı bağımsızlığının iki temel boyutu öne çıkıyor:

Kurumsal Bağımsızlık: Yargı teşkilatının bütçe, yönetim ve atama süreçlerinde yürütme organının etkisinden arındırılması.

Kişisel (Hakimlik) Bağımsızlığı: Yargıçların coğrafi teminat, özlük hakları ve mesleki güvenceler bakımından baskı görmeden karar verebilmesi.







Siyasi Etki ve Güven Bunalımı

Kamuoyunda yargı kararlarına yönelik güvenin sarsıldığı dönemlerde, siyasi aktörlerin yargı süreçlerine müdahale iddiaları tartışmaların merkezine oturuyor.

Yargının bir denetim mekanizması olmaktan çıkıp siyasal rekabetin bir aracı haline geldiği yönündeki algı, toplumdaki adalet duygusunu zedeliyor.

Uluslararası endeksler ve hukuk örgütleri, yargı mekanizmasındaki şeffaflık ve liyakat eksikliğinin doğrudan yatırım iklimini, ekonomik istikrarı ve toplumsal barışı etkilediğine dikkat çekiyor.







Çözüm Arayışları ve Reform Talepleri

Hukuk çevreleri ve barolar, yargı bağımsızlığının tam anlamıyla tesisi için somut adımların atılması gerektiğinin altını çiziyor. Öne çıkan temel reform önerileri şunlar:

Hakimler ve Savcılar Kurulunun (HSK) Yapılanması: Yüksek yargı organlarına ve HSK'ya yapılan üye seçimlerinde yürütmenin ağırlığının azaltılması ve nispi temsil esasının getirilmesi.

Coğrafi Teminat Güvencesi: Yargıçların istemleri dışında atanmasının önüne geçilerek mesleki özerkliklerinin korunması.

Liyakata Dayalı Atama Sistemleri: Mülakat ve terfi süreçlerinde objektif, ölçülebilir ve denetlenebilir kriterlerin uygulanması.

Yargının bağımsızlığı, yalnızca hukukçuların veya siyasetçilerin meselesi olmanın ötesinde, her bireyin adil yargılanma hakkının temel şartıdır.

Siyasetin hukukla olan bu sınavı, demokratik standartların ve toplumsal adalet inancının sürdürülebilirliği açısından belirleyici bir rol oynamaya devam ediyor.

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.

Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz

Balıkesir'in Ayvalık ilçesi, son yılların en büyük orman yangınlarıyla mücadele ederken, Balıkesir Valiliği'nin 5 Mayıs 2026 tarih ve 2026/1 sayılı Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonu Kararı kapsamında, 15 Haziran-30 Eylül 2026 tarihleri arasında belirlenen mesire alanları ve izin verilen noktalar dışında ormanlara giriş yasaklanmasına rağmen özellikle Ayvalık'taki bazı koy ve ormanlık alanlarda vatandaşların denetimsiz şekilde ormana girmeye devam ettiği gözleniyor

01.08.2026 11:41:00 / Güncelleme: 01.08.2026 11:45:00
İHA
 
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Balıkesir Valiliğinin aldığı karar doğrultusunda, yangın sezonu boyunca yalnızca belirlenen orman parkları ve mesire alanlarında belirli kurallar çerçevesinde piknik yapılmasına izin verilirken, bunun dışındaki tüm ormanlık alanlara giriş 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında yasak bulunuyor.






Geçtiğimiz yıl söz konusu yasaklar Jandarma ekipleri tarafından sıkı şekilde denetlenirken, bu yıl denetim görevinin Orman İşletme Müdürlüğü ekiplerine bırakıldığı öğrenildi. Ancak sahadaki görüntüler, denetimlerin yeterli düzeyde yapılmadığı yönünde eleştirilere neden oluyor.








Objektiflere yansıyan fotoğraflarda, çok sayıda vatandaşın ormanlık alan içerisindeki sahillere rahatlıkla girerek gün boyu vakit geçirdiği görülüyor. Özellikle yoğun sıcakların ve kuvvetli rüzgârın etkili olduğu günlerde bu durumun, oluşabilecek bir ihmal veya dikkatsizlik sonucu yeni orman yangınlarına zemin hazırlayabileceği değerlendiriliyor.








Son günlerde Ayvalık, Gömeç ve çevresinde binlerce hektarlık alanın kül olduğu büyük orman yangınlarının ardından, vatandaşlar denetimlerin artırılmasını ve yasakların sadece kâğıt üzerinde kalmayıp sahada da etkin şekilde uygulanmasını istiyor.

Uzmanlar ise orman yangınlarıyla mücadelede en etkili yöntemin, yangın çıkmadan önce riskleri ortadan kaldıracak önleyici tedbirlerin eksiksiz uygulanması olduğuna dikkat çekiyor.

Ağustos ayı zaferlerle dolu

Ağustos ayı, Türk tarihinde yüzyıllardır "Zaferler Ayı" olarak anılır; ancak bu ayın en kritik ve kader tayin edici dönüm noktaları Kurtuluş Savaşı sırasında yaşanmıştır

31.07.2026 15:59:00
Hasan Gündoğdu
 
Ağustos ayı zaferlerle dolu
Ağustos ayı zaferlerle dolu
Millî Mücadele'nin hem savunma stratejisinden taarruza geçiş hazırlıkları hem de düşman ordusunun tamamen imha edildiği nihai askeri başarılar tam da bu ayın günlerine sığdırılmıştır.






Türk Tarihinde Ağustos'un Stratejik ve Psikolojik Önemi

Ağustos ayını Kurtuluş Savaşı açısından eşsiz kılan temel unsur, milletin var olma mücadelesinin en kritik dönemeçlerinin bu 31 gün içinde gerçekleşmiş olmasıdır. 1921 ve 1922 yıllarının Ağustos ayları, Türk ordusunun kaderini "savunma" çizgisinden "zafere" taşıyan iki büyük askeri ve toplumsal hamleye ev sahipliği yapmıştır.

Ayrıca Malazgirt (26 Ağustos 1071) ve Otlukbeli (11 Ağustos 1473) gibi tarihi zaferlerin de bu aya denk gelmesi, Mustafa Kemal Paşa ve kurmay heyeti için taarruz tarihinin seçiminde sembolik bir motivasyon kaynağı olmuştur.






Kurtuluş Savaşı'nın Ağustos Kronolojisi

Tekâlif-i Milliye Emirleri'nin Yayımlanması - 7-8 Ağustos 1921:
Kütahya-Eskişehir Muharebeleri sonrası ordunun ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Mustafa Kemal Paşa tarafından yayımlanan topyekûn seferberlik emirleridir. Ülkenin tüm kaynakları ordunun emrine sunulmuş, millet-ordu bütünleşmesi sağlanmıştır.

Sakarya Meydan Muharebesi'nin Başlaması - 23 Ağustos 1921:
Yunan ordusunun Ankara'ya dönük son büyük taarruzuna karşı başlayan ve 22 gün 22 gece süren tarihi savunma savaşıdır. Mustafa Kemal Paşa'nın "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır; o hat bütün vatandır" stratejisi ilk kez burada uygulanmıştır.

Büyük Taarruz'un Başlaması - 26 Ağustos 1922:
Sabaha karşı saat 05.30'da Kocatepe'den başlayan topçu ateşiyle nihai harekât başlatılmıştır. Türk ordusu gizlilik içinde tahkim ettiği cepheyi yararak Yunan savunma hattını çökertmiştir.

Başkomutanlık Meydan Muharebesi (Dumlupınar) - 30 Ağustos 1922:
Dumlupınar'da bizzat Mustafa Kemal Paşa'nın sevk ve idare ettiği muharebede düşman ordusunun ana unsurları kuşatılarak imha edilmiştir. Bu zafer, Milli Mücadele'nin askeri safhasının kesin sonucunu belirlemiştir.






Ağustos Ayında Elde Edilen Başarıların Katkıları

• Savunmadan Taarruza Geçiş: Sakarya Meydan Muharebesi ile 1683 Viyana Kuşatması'ndan beri süregelen Türk gerilemesi son bulmuş, askeri inisiyatif tamamen Türk ordusuna geçmiştir.

• Toplumun Topyekûn Seferber Edilmesi: 1921 Ağustos'undaki Tekâlif-i Milliye Kararları, bir milletin var varını yoğunu ordusuna adamasının dünyadaki en somut örneklerinden biri olmuş; lojistik zafiyet aşılmıştır.

• Diplomatik ve Siyasi Üstünlük: 30 Ağustos Zaferi, Mudanya Mütarekesi ve ardından Lozan Barış Antlaşması'na giden yolu açmış, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin uluslararası alandaki meşruiyetini tartışmasız biçimde pekiştirmiştir.

Ağustos ayı, yalnızca takvimdeki bir zaman dilimi değil; bir milletin yok oluşun eşiğinden dönerek bağımsızlığını ve egemenliğini yeniden tesis ettiği tarihi bir semboldür.

Köylülerin 52 kişilik 'Yangın timi' 7 gün 24 saat nöbet tutuyor

Eskişehir'in kırsal Kızılinler Mahallesi'nde yaşayan vatandaşlar, sıcak havalarla birlikte artan yangın riskine karşı traktör arkası su tankerli nöbet sistemi başlattı. Mahalledeki 52 traktör sahibinin dâhil olduğu 24 saatlik imece usulü nöbet sayesinde itfaiye gelinceye kadar alevlere ilk müdahale yapılıyor

31.07.2026 12:36:00
İHA
 
Köylülerin 52 kişilik 'Yangın timi' 7 gün 24 saat nöbet tutuyor
Köylülerin 52 kişilik 'Yangın timi' 7 gün 24 saat nöbet tutuyor
Tepebaşı ilçesine bağlı kırsal Kızılinler Mahallesi sakinleri, sıcak havaların etkisiyle kuruyan otların neden olduğu yangın tehlikesine karşı örnek bir önlem aldı. Mahalle halkı, Eskişehir Orman Bölge Müdürlüğü tarafından tedbir amacıyla verilen 3 tonluk yangın tankerini aktif tutmak için 24 saat esaslı bir nöbet sistemi kurdu.






52 traktör sahibi 24 saat esasıyla nöbet tutuyor

Mahallede bulunan 52 traktör sahibi, sırayla 24 saatlik nöbetler üstleniyor. Sabah 09.00'da başlayan nöbet, ertesi gün aynı saate kadar devam ediyor. Nöbet tutan vatandaşlar dürbünle çevreyi gözlüyor. Muhtemel bir ihbar, duman veya alev görülmesi durumunda nöbetçi, önceden suyu doldurulmuş tanker takılı traktörüyle hızla olay yerine gidiyor. Yangına ilk müdahaleyi yapan nöbetçi, bir yandan da durumu itfaiyeye bildiriyor ve mahallenin ortak WhatsApp grubu üzerinden organize oluyor.








"Amacımız itfaiye gelinceye kadar alevleri kontrol altına almak"

Mahalle Muhtarı Halil İbrahim Can, bu yıl otların çok fazla yükselip kuruması nedeniyle riskin arttığını belirterek, "Bu döneme gelince de hasat mevsimi yaklaştıkça otların da kurumasıyla karşılaştık biz. Dolayısıyla çevrede gözlemlemeye başladık. Bunu biz daha önce de yapardık ama bu seneki gibi değildi. Bu sene otlar çok yükseldi, aşırı derecede kurudu ve sıcaklar başladıktan sonra da böyle bir tehlike oluştu. Yangın tehlikesi oluştu. Dolayısıyla biz de bir önlem almak istedik. Bunu ne yapabiliriz dedik. İşte Orman Bölge Müdürlüğümüzün Eskişehir'de bazı köylere vermiş olduğu tedbir amaçlı yangın tankerleri var. Bunlar 3'er tonluk traktörlerle kullanılabilen tankerler. Biz de bu tankeri aktif tutabilmek için suyunu doldurduk ve köyde mevcut olan 52 traktör sahibine bir nöbet yazdık. Bu nöbetler art arda devam ediyor. Sabah 9 ve ertesi gün 9'a kadar bu şekilde bir nöbet tutuluyor. Dolayısıyla burada çıkabilecek olan yangınlara ya da herhangi bir probleme karşı biz daha hızlı ve etkili davranabilmek için traktörlerimizi hazır tutuyoruz. Nöbetleri de aynı şekilde arkadaşlar aksatmadan devam ediyorlar. Ben kendilerine bu anlamda teşekkür ediyorum. Nöbetin tutulması sırasında acil durumda işi çıkanlar ya da bir başka işe gidecek olanlar nöbetini devredebiliyor. Bize ya da nöbetçi arkadaşa bir ihbar geldiğinde acilen hareket ediyor. Bizim de köyde oluşturduğumuz bir WhatsApp grubumuz var. Bu grup üzerinden de ben bunları yazıyorum. Yani şehir itfaiyesi gelinceye kadar biz yakın olduğumuz için şehir itfaiyesi gelene kadar en azından bir kontrol altına almaya çalışıyoruz" dedi.








"Alevlerin önünü alıp söndürdük"

Geçtiğimiz günlerde gelen bir ihbar üzerine hızla hareket ederek yangının büyümesini engelleyen 64 yaşındaki mahalle sakini Yusuf Kızılin ise, şunları söyledi:
"Bugün çıkan ot yangınına telefonla ihbar gelir gelmez yangın yerine hemen ulaştım. Müdahale ettik ve alevlerin önünü alıp söndürdük. Bizden sonra gelen itfaiye ekipleri de soğutma çalışması yaptı. 7/24 hazırız, her yangına ulaşırız."








Kurdukları bu nöbet sistemi ve gösterdikleri dayanışma sayesinde Kızılinler halkı, hem evlerini ve hem de tarım arazilerini hem de çevre ormanları yangın tehlikesine karşı korumayı sürdürüyor.













Tokat'ın doğal güzelliği 5 yıldır ziyaretlere kapalı

Tokat'ın Pazar ilçesinde 110 kuş türüne ev sahipliği yapan göç yolu üzerindeki Kaz Gölü, çevre düzenleme çalışmaları nedeniyle 5 yılı aşkın süredir ziyaretçilere kapalı. Sazlık alanları, su ekosistemi ve doğal yaşam zenginliğiyle dikkat çeken göl, tamamlanacak çalışmaların ardından yeniden doğa turizmine kazandırılmayı bekliyor

30.07.2026 12:17:00
İHA
 
Tokat'ın doğal güzelliği 5 yıldır ziyaretlere kapalı
Tokat'ın doğal güzelliği 5 yıldır ziyaretlere kapalı
Tokat'ın doğal yaşam alanlarından Kaz Gölü, 16 Haziran 2021'de başlatılan çevre düzenleme çalışmaları nedeniyle ziyarete kapatıldı. Bakanlar Kurulu kararıyla 2006 yılında 'Yaban hayatı geliştirme sahası' ilan edilen gölde yürüyüş ve bisiklet yolları, seyir kuleleri, kır lokantası, gün batımı terası, mescit ve sosyal donatı alanlarının yapılması amacıyla başlatılan projenin ilk etapta 2021 yılı sonunda tamamlanması planlanıyordu. Ancak pandemi süreci ve 6 Şubat depremleri sonrasında çalışmalar çeşitli nedenlerle uzadı.






"Yakın zamanda açacağız" denilmişti

Dönemin Tokat Valisi Numan Hatipoğlu, 15 Mart 2024 tarihinde İhlas Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada Kaz Gölü'ndeki çalışmaların son aşamaya geldiğini belirterek, "İnşaat sürecimiz biraz uzadı ama yakın bir zaman içerisinde faaliyete açacağız. Sadece yürüyüş alanının yolunun betonlanması kaldı. Doğayla barışık güzel bir çalışma yapıyoruz" ifadelerini kullanmıştı.








Vali değişti proje tamamlanamadı

Aradan geçen 2 yılı aşkın sürede Tokat'ta valilik görevinde değişiklik yaşanırken, Kaz Gölü ise halen ziyaretçilere açılamadı. Bölgede seyir kuleleri, yürüyüş yolları ve sosyal tesislerin büyük bölümünün tamamlandığı görülse de tesis resmi olarak hizmete alınmadı.








110 kuş türünün yaşam alanı

Yaklaşık 117 hektarlık alana sahip Kaz Gölü, göçmen kuşların önemli konaklama noktalarından biri olmasının yanı sıra 110 farklı kuş türüne ev sahipliği yapıyor. Sazlık alanları, su ekosistemi ve doğal yaşam zenginliğiyle dikkat çeken göl, tamamlanacak çalışmaların ardından yeniden doğa turizmine kazandırılmayı bekliyor.




















Altınoluk'taki yangın kontrol altında: Gömeç'te müdahale sürüyor

Balıkesir Valiliği, Edremit, Gömeç ve Ayvalık ilçelerinde devam eden orman yangınlarına ilişkin son durumu paylaştı. Açıklamada, Edremit'in Altınoluk Mahallesi yakınlarındaki yangının kontrol altına alındığı, Gömeç ilçesindeki yangına ise müdahalenin sürdüğü bildirildi

30.07.2026 12:11:00
İHA
 
Altınoluk'taki yangın kontrol altında: Gömeç'te müdahale sürüyor
Altınoluk'taki yangın kontrol altında: Gömeç'te müdahale sürüyor
Valilikten yapılan yazı açıklamaya göre, Ayvalık ilçesinde üç mahalleyi etkileyen yangına 5 uçak, 6 helikopter, 57 arazöz, 42 itfaiye aracı, 58 su tankeri, 16 ilk müdahale aracı, 181 hizmet aracı, 14 dozer, 17 kepçe ve greyder, 3 TOMA, 10 otobüs, 13 ambulans, 850 personel ve 55 orman gönüllüsü ile müdahale ediliyor.






Yangın nedeniyle Ayvalık ilçesinin Hacıveliler ve Tıfıllar mahallelerinden tahliye edilen vatandaşlar için kamu kurumlarında barınma imkânı sağlandı. Açıklamada, 53 vatandaşın geceyi Ayvalık KYK Yurdu'nda geçirdiği, ayrıca 560 küçükbaş ve büyükbaş hayvanın güvenli bölgelere tahliye edildiği kaydedildi.








Valilik, AFAD, Kızılay ve UMKE ekiplerinin de bölgede vatandaşların ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü bildirirken, yangınlara yönelik müdahalenin aralıksız devam ettiğini duyurdu.













Antalya'daki yangında seralar zarar gördü

Antalya'nın Serik ilçesinde gece ormanlık alanda çıkan ve rüzgarın etkisiyle tarım arazileri ile seralara sıçrayan yangın, ekiplerin yaklaşık 4 saat süren müdahalesiyle söndürüldü. Yangında çok sayıda sera zarar görürken, bir ev ise son anda alevlerden kurtarıldı

30.07.2026 11:54:00
İHA
 
Antalya'daki yangında seralar zarar gördü
Antalya'daki yangında seralar zarar gördü
Edinilen bilgiye göre, saat 00.15 sıralarında Serik ilçesi Deniztepesi Mahallesi'ndeki ormanlık alanda henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Rüzgarın etkisiyle kısa sürede büyüyen alevler, Bilginler, Yeşilyurt ve Üründü mahallelerindeki tarım arazileri ile seralara sıçradı. İhbar üzerine bölgeye Serik Orman İşletme Müdürlüğü'ne bağlı arazözler ile Antalya Büyükşehir Belediyesi Serik İtfaiye Müdürlüğü ekipleri sevk edildi.






Mahalle sakinleri traktörler ve ilaçlama motorlarıyla yangına ilk müdahaleyi yaparken, ekiplerin yaklaşık 4 saat süren çalışmasıyla yangın kontrol altına alınarak söndürüldü. Yangında çok sayıda seranın örtüleri ile açık alandaki zeytin ağaçları zarar görürken, alevlerin yaklaştığı bir ev ekiplerin ve vatandaşların müdahalesi sayesinde yanmaktan kurtarıldı.








Deniztepesi Mahallesi Muhtarı İbrahim Ersöz, her yıl aynı bölgede benzer yangınların yaşandığını belirterek, "Gece saat 00.15 sıralarında gelen ihbar üzerine itfaiye ve Orman Müdürlüğü ekiplerine haber verdim. Bu sırada mahalle sakinlerimiz traktör ve ilaçlama motorlarıyla yangına müdahale etti. Her sene aynı bölgede yangın çıkıyor. Burada bir sıkıntı olduğunu düşünüyoruz. Devletimizden bu bölgeye fotokapan sistemi kurulmasını istiyoruz. Yangın saat 04.00 sıralarında söndürüldü. Yaklaşık 60 dönüm sera alanındaki örtüler zarar gördü. Zararın devletimiz tarafından karşılanacağına inanıyoruz" dedi.








Yangında seraları zarar gören çiftçi Mazhar Karaşahin ise, "Yangın gece saat 00.15 sıralarında tarım arazilerinin yakınında başladı. Köylüler olarak ilaçlama motorlarıyla seralarımızı korumaya çalıştık. Rüzgarın etkisiyle yangın diğer mahallelere doğru yayıldı. En büyük zarar seralarda oluştu. Geçen yıl da aynı bölgede benzer bir yangın çıkmıştı. Yanan alanda elektrik hattı yok, yol kenarında da değil. Bu nedenle olayın şüpheli olduğunu düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.








Yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için inceleme başlatıldı.













Seydikemer'deki orman yangınında acı tablo ortaya çıktı

Muğla'nın Seydikemer ilçesinde başlayan orman yangınında 24 saati aşkın süre geride kalırken, gece boyunca yürütülen yoğun müdahale sayesinde yangın büyük ölçüde kontrol altına alındı

30.07.2026 11:50:00
İhlas Haber Ajansı
 
Seydikemer'deki orman yangınında acı tablo ortaya çıktı
Seydikemer'deki orman yangınında acı tablo ortaya çıktı
Muğla'nın Seydikemer ilçesinde sabah saatlerinde başlayan orman yangınında 24 saati aşkın süre geride kalırken, gece boyunca yürütülen yoğun müdahale sayesinde yangın büyük ölçüde kontrol altına alındı. Günün ilk ışıklarıyla birlikte hava araçlarının da yeniden devreye girmesiyle yangını tamamen kontrol altına alma çalışmaları aralıksız sürerken, günün aydınlanmasıyla birlikte ise alevlerin geride bıraktığı acı tablo ortaya çıktı.






Seydikemer ilçesi Bayır Mahallesi'nde 29 Temmuz Çarşamba günü saat 07.45 sıralarında çıkan ve şiddetli rüzgarın etkisiyle kısa sürede ormanlık alana yayılan yangına, 24 saati aşkın süredir havadan ve karadan yoğun şekilde müdahale ediliyor. 






Gece boyunca sürdürülen çalışmalar sonucunda yangının ilerleyişi büyük ölçüde durdurulurken, ekipler gece boyunca tam kontrolü sağlamak için çalışmalarını aralıksız sürdürdü. Sabah saatlerinde hava araçlarının yeniden görev almasıyla birlikte söndürme çalışmaları hız kazandı. Yangının tamamen kontrol altına alınması için ekiplerin havadan ve karadan yoğun mücadelesi devam ediyor.






Yangından etkilenen bölgelerde bazı evlerin kullanılamaz hale geldiği, traktörlerin ise tamamen yanarak hurdaya döndüğü görüldü. Alevlerin etkili olduğu alanlarda çok sayıda ağacın kül olduğu, geniş bir ormanlık alanın siyaha büründüğü dikkat çekti.






Ekipler bölgede çalışmalarını aralıksız sürdürürken, yangının çıkış nedenine ilişkin inceleme de devam ediyor.

Sahilde tesadüfün böylesi: İHA bulan adamdan ikinci keşif

Sakarya'nın Karasu ilçesinde geçtiğimiz günlerde denizden kıyıya vuran insansız hava aracını (İHA) cep telefonundaki yapay zeka uygulamasına inceletip bagajına yükleyerek evine götüren Ali Çabuk, benzer konumda yeniden bir İHA buldu. Kuzeniyle şakalaşırken dron ile karşılaşan Çabuk, "Bu sefer elimizi sürmedik, ekiplere haber verdik" dedi

30.07.2026 11:45:00
İHA
 
Sahilde tesadüfün böylesi: İHA bulan adamdan ikinci keşif
Sahilde tesadüfün böylesi: İHA bulan adamdan ikinci keşif
Karasu ilçesi Camitepe Mahallesi sahilinde geçtiğimiz günlerde yaşanan olayda, deniz kıyısında 15-20 kilogram ağırlığındaki bir İHA'yı bulan 63 yaşındaki Ali Çabuk, fotoğrafını yapay zeka uygulamasına taratıp "bomba yok" yanıtını alınca aracı bagajına yükleyerek evinin yakınına götürdükten sonra ekiplere haber vermişti.






Jandarma ekiplerinin incelemesinin ardından patlayıcı taşımadığı belirlenen ve jandarma aracına sığmayınca yine Çabuk'un kendi aracıyla karakola taşınan İHA olayı hafızalarda yer edinirken, Çabuk sahil şeridinde kuzeni ile arazi aracıyla gezdiği esnada tekrardan kıyıya vurmuş İHA ile karşılaştı. Çabuk, bu sefer İHA'yı aracına yüklemeden ya da yapay zekaya "bomba var mı'" diye sormadan önce ekiplere haber verdi. Gerekli incelemelerin ardından İHA ekiplerce götürüldü.








"'Gel sana dron bulalım' dedim, bulduk"

Kuzeniyle birlikte sahil kenarında gezintiye çıktıkları sırada yaşanan ilginç anları anlatan Ali Çabuk, "Kuzenim ile evden çıktık. Hatta kendisine, 'Gel sana dron bulalım' diye espiri yaptım. Bulduk, o da gördü. Ben buralarda denizde sürekli kalas, tahta arıyorum. Bu sefer elimizi sürmedik. Dronu bulduğumuzu ekiplere haber verdik" dedi.






logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.