Siyasette bir tehdit nasıl inşa edilir?
Siyaset sahnesinde bazı konular vardır ki, bir gün normal bir dille tartışılırken ertesi gün birden herkesin sesini alçaltarak konuştuğu bir "beka" meselesine dönüşüverir
28.06.2026 09:01:00
Abdülkadir Gündoğdu
Abdülkadir Gündoğdu





Siyaset sahnesinde bazı konular vardır ki, bir gün normal bir dille tartışılırken ertesi gün birden herkesin sesini alçaltarak konuştuğu bir "beka" meselesine dönüşüverir.
İşte uluslararası ilişkilerde buna Güvenlikleştirme Teorisi deniliyor. Bir şeyin tehdit olması onun doğasından değil, siyasi elitlerin onu, bize nasıl sunduğundan ve bizim bu korkuyu ne kadar satın aldığımızdan kaynaklanır.
Peki, sabah kahvemizi içerken gazetede gördüğümüz sıradan bir gündem maddesi, nasıl oluyor da akşam ana haber bülteninde "beka sorunu" haline geliyor?

Adım Adım Güvenlikleştirme Fabrikası
Bir konunun sıradan siyasetin şeffaf ve tartışmalı zemininden koparılıp, "dokunulmaz" bir güvenlik meselesi haline getirilmesi tam bir mühendislik işidir. Süreç genelde şöyle işler:
1. Sahneye Çıkış: Siyasi liderler, elitler veya güçlü medya organları mikrofonu eline alır. Belirli bir konuyu (bu mülteci akını olabilir, bir iklim krizi, hatta ekonomik gidişat olabilir) varoluşsal bir tehdit olarak ilan eder. Dilbilimdeki ifadesiyle burada sadece bir durum tarifi yapılmaz; kelimelerle yeni bir korku duvarı inşa edilir.

2. "Eğer Şimdi Adım Atmazsak..." Söylemi: Tehdit öyle bir sunulur ki, toplumda "Son çıkıştan önceki köprüdeyiz" algısı yaratılır. Referans nesnesi (yani korunması gereken değer; devlet, kültür veya ekonomi) büyük bir uçurumun kenarındaymış gibi gösterilir.
3. Seyircinin İknası: İşte en kritik eşik burası. Bir liderin tek başına "Bu bir tehdittir!" diye bağırması yetmez. Hedef kitlenin (yani bizlerin, kamuoyunun veya meclisin) bu korkuyu satın alması gerekir. Toplum "Evet, gerçekten tehlikedeyiz" dediği an, güvenlikleştirme hamlesi başarıya ulaşmış demektir.
4. Olağanüstü Önlemler ve Kuralların Askıya Alınması: Kitleler ikna olduktan sonra oyunun kuralları değişir. Normal şartlarda demokratik süreçlerde asla kabul görmeyecek olan özgürlük kısıtlamaları, devasa bütçe harcamaları ya da sert yasal düzenlemeler "acil durum" bahanesiyle bir gecede yürürlüğe girer. Çünkü artık mesele siyaset değil, hayatta kalma meselesidir.

Güvenlikleştirmenin Madalyonunun İki Yüzü
Bu teori bize küresel ve yerel siyaseti okurken muazzam bir büyüteç sunuyor. 11 Eylül sonrası tüm dünyada sivil özgürlüklerin "terörle mücadele" adı altında tırpanlanmasını ya da pandemi döneminde sağlık krizinin bir güvenlik bürokrasisine dönüşüp sokağa çıkma yasaklarını meşrulaştırmasını hatırlayın.

Meselenin Özü: Güvenlik nesnel bir gerçeklikten ziyade, subjektif bir kurgudur. Bir konuyu güvenlikleştirmek, aslında o konuyu halkın özgürce tartışmasına kapatmak ve "Soru sormayı bırakın, çünkü şu an beka mücadelesi veriyoruz" demektir.

Evet, devletlerin kriz anlarında hızlı refleks göstermesini sağlar ama madalyonun diğer yüzünde demokratik denetimin felç olması ve otoriterleşmeye kapı aralanması riski vardır. Tam da bu yüzden teorinin mimarları, asıl başarının bir konuyu güvenlikleştirmek değil; aksine o konuyu yeniden normal, konuşulabilir, eleştirilebilir siyasi alana çekmek (yani güvensizleştirmek) olduğunu savunur.
İşte uluslararası ilişkilerde buna Güvenlikleştirme Teorisi deniliyor. Bir şeyin tehdit olması onun doğasından değil, siyasi elitlerin onu, bize nasıl sunduğundan ve bizim bu korkuyu ne kadar satın aldığımızdan kaynaklanır.
Peki, sabah kahvemizi içerken gazetede gördüğümüz sıradan bir gündem maddesi, nasıl oluyor da akşam ana haber bülteninde "beka sorunu" haline geliyor?

Adım Adım Güvenlikleştirme Fabrikası
Bir konunun sıradan siyasetin şeffaf ve tartışmalı zemininden koparılıp, "dokunulmaz" bir güvenlik meselesi haline getirilmesi tam bir mühendislik işidir. Süreç genelde şöyle işler:
1. Sahneye Çıkış: Siyasi liderler, elitler veya güçlü medya organları mikrofonu eline alır. Belirli bir konuyu (bu mülteci akını olabilir, bir iklim krizi, hatta ekonomik gidişat olabilir) varoluşsal bir tehdit olarak ilan eder. Dilbilimdeki ifadesiyle burada sadece bir durum tarifi yapılmaz; kelimelerle yeni bir korku duvarı inşa edilir.

2. "Eğer Şimdi Adım Atmazsak..." Söylemi: Tehdit öyle bir sunulur ki, toplumda "Son çıkıştan önceki köprüdeyiz" algısı yaratılır. Referans nesnesi (yani korunması gereken değer; devlet, kültür veya ekonomi) büyük bir uçurumun kenarındaymış gibi gösterilir.
3. Seyircinin İknası: İşte en kritik eşik burası. Bir liderin tek başına "Bu bir tehdittir!" diye bağırması yetmez. Hedef kitlenin (yani bizlerin, kamuoyunun veya meclisin) bu korkuyu satın alması gerekir. Toplum "Evet, gerçekten tehlikedeyiz" dediği an, güvenlikleştirme hamlesi başarıya ulaşmış demektir.
4. Olağanüstü Önlemler ve Kuralların Askıya Alınması: Kitleler ikna olduktan sonra oyunun kuralları değişir. Normal şartlarda demokratik süreçlerde asla kabul görmeyecek olan özgürlük kısıtlamaları, devasa bütçe harcamaları ya da sert yasal düzenlemeler "acil durum" bahanesiyle bir gecede yürürlüğe girer. Çünkü artık mesele siyaset değil, hayatta kalma meselesidir.

Güvenlikleştirmenin Madalyonunun İki Yüzü
Bu teori bize küresel ve yerel siyaseti okurken muazzam bir büyüteç sunuyor. 11 Eylül sonrası tüm dünyada sivil özgürlüklerin "terörle mücadele" adı altında tırpanlanmasını ya da pandemi döneminde sağlık krizinin bir güvenlik bürokrasisine dönüşüp sokağa çıkma yasaklarını meşrulaştırmasını hatırlayın.

Meselenin Özü: Güvenlik nesnel bir gerçeklikten ziyade, subjektif bir kurgudur. Bir konuyu güvenlikleştirmek, aslında o konuyu halkın özgürce tartışmasına kapatmak ve "Soru sormayı bırakın, çünkü şu an beka mücadelesi veriyoruz" demektir.

Evet, devletlerin kriz anlarında hızlı refleks göstermesini sağlar ama madalyonun diğer yüzünde demokratik denetimin felç olması ve otoriterleşmeye kapı aralanması riski vardır. Tam da bu yüzden teorinin mimarları, asıl başarının bir konuyu güvenlikleştirmek değil; aksine o konuyu yeniden normal, konuşulabilir, eleştirilebilir siyasi alana çekmek (yani güvensizleştirmek) olduğunu savunur.












































































