logo
30 HAZİRAN 2026

Sosyal hizmetler

Ülkemiz örneğine tekrar dönersek; bütün bu kaynaklara ihtiyaç bile duymadan, sadece faize ödenen paranın son bulmasından dolayı elimizde kalacak gelir bütün bu harcamalar için yeterli finansmanı bize kazandırmaktadır

30.06.2026 00:44:00
Haber Merkezi
 
Sosyal hizmetler
Sosyal hizmetler
Ülkemiz örneğine tekrar dönersek; bütün bu kaynaklara ihtiyaç bile duymadan, sadece faize ödenen paranın son bulmasından dolayı elimizde kalacak gelir bütün bu harcamalar için yeterli finansmanı bize kazandırmaktadır.

Faizle borçlanmaya ne şekilde ve niye son vereceğimizi Milli Ekonomi Modeli'nde izah etmiştik. Ülkemiz şartlarında yılda faize ödenen para 100 trilyonun üzerindedir.

Bütçe kayıtlarımızda hükümetin bunun nerede ise yarısını gösteriyor olması; geri kalan kısmını, anapara haline çevirip gizlemesi, gerçekleri değiştirmemektedir. Gerek iskontolu tahvil ihaleleri ile gerekse öteleme ihaleleri ile faiz kısmı ana para haline çevrilerek bütçe ve borç kayıtlarından çıkarılmaktadır.

Faiz ödemelerinin düşük hesaplandığı resmi rakamlarda dahi faize ödenen paranın sosyal güvenliğe yapılan ödemelerden  en az 3 kat daha fazla olduğu açıkça ortadadır. 







 Sadece faize verdiğimiz para elimizde kalsa; şu anda sosyal güvenliğe yaptığımız harcamanın nerede ise üç katını yapabiliriz ki, bundan başka elimizde devreye konmayı bekleyen yukarıda ifade ettiğimiz üç kaynağımız daha bulunmaktadır.

Sosyal güvenlik kapsamında yukarıda ifade ettiğimiz 9 riske karşı bireyler devletin koruması altındadır, devletin koruması sosyal devlet olmasının gereğidir.

Ancak bu 9 riskin dışında Sosyal Devlet/Milli Devlet, sosyal güvenlik hizmetlerinin arasına barınma ihtiyacının karşılanmasını da eklemiştir. Her bireyin en azından başını sokabileceği bir eve ihtiyacı vardır. Bu sebeple evi olmayanlara, sıfır faizli, uzun vadeli ve maliyetine ev verilerek kira öder gibi bireyler ev sahibi olacaktır. 

Bu ev için ödenecek olan kira miktarına denk taksitler, vatandaşlık maaşını geçmeyecek düzeyde olacaktır. Bu sebeple evi olmayanlara ev projesi sosyal güvenlikte 10. madde olarak Sosyal Devlet/Milli Devletin temel hizmetleri arasında yerini almıştır.







Ayrıca,

– Vatandaşa, her hangi bir ücret ödemeden verilecek sağlık hizmeti,

– Her hangi bir prim ödemesi alınmadan asgari geçim seviyesine karşılık gelecek miktarda verilecek emeklilik maaşı,

– Ev hanımlarının insan işçisi statüsünde emekli edilerek maaşa bağlanması,

– Doğan her çocuğa nakdi yardımlar,

– Engelli ve çalışamayacakların geçimlerinin devlet tarafından üstlenilmesi ve benzeri birçok uygulama, yukarıda değindiğimiz 9 temel riske karşı, Sosyal Devlet/Milli Devlet'in vatandaşlarını gerçekten koruma altına alan bir sosyal güvenlik anlayışına verilecek bazı örneklerdir.







SOSYAL HİZMETLER

Sosyal Devlet'in ikinci ayağı ise sosyal hizmetlerdir… Bu bağlamda eğitim hizmeti, kültür hizmetleri, din hizmetleri, spor hizmetleri vb. faaliyetleri ele alabiliriz.

EĞİTİM HİZMETLERİ

Eğitim bahsinde detaylı olarak bu konuya değineceğiz; ancak burada belirtmemiz gereken husus, gençlerin eğitim masraflarının, anne–babanın sırtında değil, devletin sorumluluğu içerisinde olduğudur. Bireylerin sahip oldukları kabiliyetleri açığa çıkarmak, onları kendi kültürüne göre eğitmek, çağdaş bilgilerle donatmak öncelikle devletin vazifesidir ve her vatandaşının hakkıdır.







KÜLTÜR HİZMETLERİ

Öncelikle milletlerin kendi kültürü, kendi tarihi ve medeniyeti ile ilgili olmak üzere kültürel faaliyetlerin devlet tarafından finanse edilmesi; bu bağlamda sanatsal faaliyetler için gerekli maddi katkının sağlanması, bu hususta gerekli eğitim kurumlarının sayısının arttırılması Sosyal Devlet'in hizmetleri arasında yer almaktadır. Burada görsel medyaya da değinmekte fayda bulunmaktadır. Sosyal Devlet, büyük bütçeler gerektirdiği için yapılamayan filmlerin bütçelerini finanse ederek milletin kendi değerlerini nesillere görsel olarak anlatmasına imkan tanıyacaktır.

Yabancı filimler ile o milletlerin kültür bombardımanı altında kalan nesillerin kendi kültürlerinin değerlerini görsel olarak sinema mantığı içerisinde öğrenmesi sağlanacaktır.

Özellikle görsel medya son derece stratejik bir alandır. Bu sahada milli bir politikanın varlığı nesillerin yetiştirilmesi ve bilinçlendirilmesi için son derece önemlidir.

Medya ile ilgili bir diğer konu da, gerek yazılı, gerekse görsel yerel medya kuruluşları maddi olarak desteklenecektir. Yerel medyanın güçlendirilmesi, çok sesliliği sağladığı gibi, demokrasinin de yerleşmesine katkıda bulunacaktır. Örneğin yerel televizyonların uydu kiraları, belli bir tiraja kadar yazılı basının kağıt giderleri devlet tarafından verilen "toplumu bilinçlendiren reklamlar" karşılığı sübvanse edilecektir.







DİN HİZMETLERİ

Bireylere din eğitiminin verilmesi ve ibadethanelerin yapılmasının sağlanması yine Sosyal Devlet'in vazifeleri arasındadır. Elbette Sosyal Devlet'in bu özelliği hem devlet–millet kaynaşmasına katkı sağlayacak, hem de din istismarını önleyecektir.

SPOR HİZMETLERİ

Sportif faaliyetlerin tabana yayılmasının sağlanması, özellikle gençlerin yetişmesinde zararlı alışkanlıklardan korunmasında son derece önemlidir. Mahalle, köy spor kulüplerinin devlet bütçesi tarafından desteklenmesi, çocuklar için geniş oyun ve eğlence komplekslerinin yapılması Sosyal Devlet'in hizmetleri arasında yer almaktadır. Atatürk'ün dediği gibi "sağlam kafa sağlam vücutta bulunur." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Kocaeli'nde akran zorbalığı

Kocaeli'nin Gebze ilçesinde TikTok üzerinden yapılan "beğeni" yüzünden çıktığı iddia edilen tartışmada 16 yaşındaki şüpheli tarafından bıçaklanan 17 yaşındaki lise öğrencisi Erencan Alparslan ağır yaralandı. Dalağı alınan gencin yoğun bakımda tedavisi sürerken, olayın şüphelisi tutuklandı. Erencan Alparslan'ın annesi gözyaşlarıyla, "Geçtiğimiz hafta doğum gününü kutladık, bu olay sonrasında adeta oğlum yeniden doğdu" dedi   

29.06.2026 18:10:00
Haber Merkezi
 
Kocaeli'nde akran zorbalığı
Kocaeli'nde akran zorbalığı
İddiaya göre, 26 Haziran'da Ali Kuşçu Parkı'nda İ.O. (16), 11. sınıf öğrencisi Erencan Alparslan'ı (17)  sevgilisine beğeni attığını öne sürerek bıçakla kovalamaya başladı. İ.O.'nun, kovalamaca sonucu yere düşen Erencan'ı iki kez bıçakladığı öğrenildi. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine gelen sağlık ekiplerince ilk müdahalesi yapılan ağır yaralı Erencan Alparslan, ambulansla hastaneye kaldırıldı. 

Ameliyata alınan gencin dalağının alındığı öğrenildi. Olayın ardından polis ekiplerince gözaltına alınan şüpheli İ.O, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği adli makamlarca tutuklanarak cezaevine gönderildi. Kocaeli Şehir Hastanesi yoğun bakım ünitesinde tedavisi devam eden Alparslan'ın sağlık durumunda iyileşme gözlendiği bildirildi. 

Erencan'ın 19 Haziran'da doğum gününü kutladığı, olaydan bir gün sonra karnesini alacağı da öğrenildi.






"Oğlum bıçağı görünce kaçmış ancak düşmüş"

Hastanede oğullarından gelecek iyi haberi bekleyen aile ise yaşananlara tepki gösterdi. Baba Ersin Alparslan, oğlunun karne almak için iş yerinden izin aldığını belirterek, "Olay kız muhabbetiymiş. Benim oğlum, bir çocuğun kız arkadaşına TikTok'tan beğeni veya mesaj atmış. Olay bundan ibaret. Oğlum normalde cumartesi günü karne alacaktı. Erencan, perşembe günü ustasından karne için izin almış. Benim de haberim yok. Cuma günü sabah işe gitti diye gönderdiğim evladım o gün hiç işe gitmemiş. Benim oğlumu şahıs mı çağırıyor, yoksa karşılaşıyorlar mı bilmiyorum. Oğlum bıçağı görünce kaçmış ancak düşünce şahıs orada bıçağı oğlumun kalbinin altına bıçağı saplıyor. Erencan cuma gününden beri yoğun bakım ünitesinde tedavi görüyor. Şu an dalağı alındı" dedi.






"Çocuğumun hayalleri vardı"

Ersin Alparslan, sözlerini şöyle noktaladı:

"Şüpheli de 16 yaşında. Biz ilk önce tutuksuz sanıyorduk ancak yetkili mercilerden bize ulaşıldı. Şu an Ankara Sincan Kapalı Cezaevi'ndeymiş. Çocuğumun hayalleri vardı. Amcası gibi asker olmak istiyordu.mBelki koşmayacak veya bisiklet süremeyecek. Sonuçta bir organı eksildi. Ciğeri ve diyaframı da zarar gördü, dalağını kurtaramadılar."






"Oğlumun dediğine göre şüpheli celallenmiş"

Anne Serpil Alparslan ise "Oğlum 4 gündür yoğun bakımda. Doktorlar durumun iyiye gittiğini söylüyor, Allah'ıma çok şükür. Allah bize tekrar çocuğumuzu bağışladı. Bunun daha kötüsü de olabilirdi. Adalet istiyoruz. Oğlum sadece beğeni atmış. Oğlum arkadaşına 'Bu kıza sahip çık' demiş. Sonra da ne olduysa oğlumun dediğine göre şüpheli celallenmiş. Herkes çocuğuna sahip çıksın. Ben çocuğumun nefesine kadar kontrol ediyorum. Çocuklarınızı boş bırakmayın. Zor bir zamandayız. Nereden zarar geleceğini bilemiyoruz" diye konuştu.






"Beğeni attı diye oğlum bu hale geldi"

Adaletin yerini bulmasını talep eden Serpil Alparslan, "Adalet istiyorum. Şüpheliye en ağır ceza verilsin. Daha kötü de sonuçlanabilirdi, oğlum ölebilirdi. Geçen hafta Erencan'ın doğum günüydü. Bu olay sonrası oğlum adeta yeniden doğdu. Allah onu bize bağışladı. 4 çocuğum var ama Erencan gözümün ilk nuru. Oğlumun şu an servise çıkmasını bekliyoruz. Beğeni attı diye oğlum bu hale geldi. Sadece arkadaşına 'kıza sahip çık' diye uyarıda bulunmuş. Cumartesi günü oğlum karne alacaktı" diyerek ağladı.

Hukuk sustuğunda sokak konuşur

Bir toplumun bir arada yaşamasını sağlayan en temel çimento, şüphesiz ki hukuk sistemine duyulan güvendir

28.06.2026 10:29:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Hukuk sustuğunda sokak konuşur
Hukuk sustuğunda sokak konuşur
Bir toplumun bir arada yaşamasını sağlayan en temel çimento, şüphesiz ki hukuk sistemine duyulan güvendir.

Ancak son dönemde kamuoyunun adalet sistemine olan inancında ciddi bir kırılma yaşandığını görüyoruz. Bireylerin hukukun kendilerini koruduğuna, suçluyu cezalandırdığına ve mağdurun hakkını teslim ettiğine dair inancı zayıfladığında, toplumlar çok tehlikeli bir eşiğe sürükleniyor: Kendi adaletini arama ve ihkak-ı hak eğilimi.

Peki, bir toplum nasıl olur da kurumsal adaletten umudunu kesip kendi adaletini uygulama noktasına gelir? Gelin, bu tehlikeli dönüşümün anatomisine birlikte bakalım.







Adım Adım Güven Kaybı: Kurumsal Çöküşten Sosyal Kaosa

Adalet sistemine güvenin kaybolması bir gecede gerçekleşmez. Bu, bir dizi sistemik tıkanıklığın ve çaresizlik hissinin üst üste binmesiyle oluşan kronik bir süreçtir:

1. Cezasızlık Algısı ve Geciken Kararlar: "Geç gelen adalet, adalet değildir" sözünün somutlaştığı aşamadır bu. Yıllar süren davalar, infaz yasalarındaki boşluklar veya denetimli serbestlik sınırlarının esnekliği nedeniyle suçluların sokakta rahatça gezmesi, kamuoyunda "Suç işleyen cezasız kalıyor" algısını kökleştirir.

2. Hukuki Yalnızlık ve Çaresizlik Hissi: Mağdurun, devletin koruyucu zırhından mahrum kaldığını hissettiği andır. Birey, maruz kaldığı haksızlık veya şiddet karşısında yasal mekanizmaların işlevsiz kaldığını gördüğünde, kurumsal yapılardan psikolojik olarak kopar ve derin bir çaresizlik hissine kapılır.







3. Sosyal Medya Adaleti ve Dijital Mahkemeler: Geleneksel mahkemelerden umudunu kesen kitleler, davaları sosyal medya platformlarına taşır. Hashtag'ler vasıtasıyla "dijital mahkemeler" kurulur, sanıklar daha hakim karşısına çıkmadan toplum vicdanında mahkum edilir. Sosyal medyanın baskısıyla açılan soruşturmalar veya değişen kararlar, adalet sisteminin bağımsızlığına indirilen en büyük darbelerden biri olur.

4. Bireysel Adalet ve İhkak-ı Hak: Sürecin en karanlık noktasıdır. Devletin şiddet kullanma tekelini ve yargı yetkisini kaybettiği algısı yerleştiğinde, bireyler veya gruplar kendi adaletlerini kendileri sağlamaya kalkışır. Sokak kavgalarının infaza dönüşmesi, linç girişimleri, mafyatik yapılardan medet umma ve bireysel silahlanma bu aşamada tırmanışa geçer.







Orman Kanununa Dönüş Riski

Sosyologlar ve hukukçular, adalete inancın kaybolduğu bir toplumun "hukuk devleti" vasfını yitirerek hızlıca bir "orman kanunu" ortamına gerileyeceği konusunda hemfikir. Hukuk sisteminin işlevini yitirmesi, suç oranlarını artırmakla kalmaz; aynı zamanda ticari hayatı, yatırımları ve en önemlisi toplumsal barışı da felç eder. Kimsenin yarınından emin olmadığı bir iklimde, en temel insani güven duygusu yok olur.







Meselenin Özü: Adalet, yalnızca suçlunun cezalandırılması değil, toplumun vicdanen tatmin edilmesidir. Vicdanların kurumsal yollarla teskin edilmediği her boşluk, bireysel öfke, intikam duygusu ve kontrolsüz şiddet tarafından doldurulmaya mahkumdur.






Bu tehlikeli gidişatın durdurulmasının tek yolu; yargı bağımsızlığının koşulsuz şartsız güvence altına alınması, infaz sisteminin caydırıcı hale getirilmesi ve hukukun "güçlünün kalkanı" değil, "haklının kılıcı" olduğunun topluma yeniden uygulamalarla kanıtlanmasıdır.

Unutkan damatlar bu tarihi seçti: Evlendirme daireleri doldu taştı

Sivas'ta evlilik tarihlerini unutulmaz kılmak isteyen çiftler, nikah töreni için takvimlerin dikkat çeken tarihi 26.06.2026'yı tercih etti. Unutkan damatların özel gün tercihi, evlendirme dairelerinde yoğunluk oluşturdu

26.06.2026 13:02:00 / Güncelleme: 26.06.2026 13:06:24
İHA
 
Unutkan damatlar bu tarihi seçti: Evlendirme daireleri doldu taştı
Unutkan damatlar bu tarihi seçti: Evlendirme daireleri doldu taştı
Sivas'ta hayatlarını birleştirmek isteyen çiftler, dikkat çeken tarih olan '26.06.2026' gününde nikâhlarını kıydırmak için Sivas Belediyesi Evlendirme Dairesi'ne akın etti. Akılda kalıcı olması nedeniyle yoğun ilgi gören özel tarih, nikah salonunda yoğunluğa neden oldu. Evlilik tarihlerini unutulmaz hale getirmek isteyen çiftler, özel günlerini anlamlı bir tarihle taçlandırmak için aylar öncesinden rezervasyon yaptırdı. Düğün ve nikâh hazırlıklarını bu tarihe göre planlayan çiftler, günün oluşturduğu görsel uyumun yanı sıra akılda kalıcılığını da önemli bir tercih sebebi olarak gösterdi.






Resmi nikahı kıyılan Lokman Yağmur, "Özel bir gün olmasını istedik. Unutmamak adına belli bir tarih olsun diye karar verdik. Bu sebeple bu tarihi seçtik. Özel bir tarih olduğu için yoğunluk vardı. İnsanlar da bizim gibi düşünüp bu tarihi seçmişler" dedi.









Özel anlar için özel tarihleri seçtiler

Evlilik sürecindeki bütün adımları için özel tarihler seçtiğini ifade eden damat Taha Çotul, "Bu günü seçmemizin sebebi, bu süreçte her anımızın özel bir gün olması. 14 Şubat'ta nişanlandık, 1 Ocak'ta evlenme teklifi ettim. Düğünümüzü de 4 Eylül Sivas Kongresi tarihinde yapacağız. Bütün özel günleri dolduruyoruz. Bugün de özel bir gün olsun istedik. Hem o günlerden biri olsun hem de unutmamak için bu tarihi seçtik" diye konuştu.








"Eşimin böyle önemli tarihleri unutacağını düşünmüyorum"

Gelin Merve Çotul ise, "Hatırda kalır bir tarih olsun istedik. Çabuk unutulan bir tarih olmasın diye düşündük. Denk geldi, güzel oldu. Özel bir gün olduğu için güzel bir yoğunluk da var. Ben eşimin böyle önemli tarihleri unutacağını düşünmüyorum" şeklinde konuştu.




















logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.