Hollanda'da camiler polis ablukasına alınmış durumda.
Camilerde verilen vaazları sıkı kontrole alan Hollanda hükümeti kalabalığının taşkınlık yapmaması için böyle bir önlem aldıklarını söylüyor.
Özellikle Cuma namazlarını silahların gölgesinde geçiren Hollandalı Müslümanlar sadece camide değil oturdukları mahallelerde de yerel güçlerce sıkı takibe alınmaktalar.
11 Eylül şaibeli saldırıları sonrası İslam dünyasına yönelik artan şiddet olayları ve Müslüman kimlik üzerine abanmalar Avrupa'da da yoğunluk kazandı.
Sadece Hollanda'da değil, İngiltere'de de Müslüman kurumlara saldırılarda bulunuldu. Devamında Almanya'da yükselen Türkiye karşıtlığı konuya tuz biber oldu.
Almanya'da camilere hemen her hafta saldırılar olmakta. Türkler'e yönelik ev yakma olaylarından sonra yeni yeni kundaklamalar ve ırkçı saldırılar tırmanış gösterdi.
Önceki gün Fransa'dan da yeni bir haber geldi.
Fransa İslam Konseyi'nin Strasbourg'daki sözcüsü Aziz El Elvani'nin evi, kimliği belirlenemeyen saldırganlar tarafından kundaklanmak istendi.
Özellikle Türkiye'ye Avrupa Birliği üyeliği konusunda mesafeli davranan Hollanda, Almanya ve Fransa gibi ülkelerde saldırıların yoğunlaşması düşündürücü.
Türk ve Müslüman yoğunluklu bu ülkelerde Türkler istenmeyen vatandaş, İslam da dışlanan bir din konumunda.
Ancak hem Türk nüfusunun bu ülkelerde büyük bir sayısal oran teşkil etmesi ve İslam dininin her geçen gün daha da büyümesi mevcut paranoyayı ateşliyor.
Hollanda, Almanya ve Fransa'daki muhalif siyasal kanatlar da bu düşünce temelinde Türkiye'ye cephe açmak niyetindeler.
Almanya'da Hıristiyan Demokratlar, Hollanda'da Liberaller, Fransa'da ise Aşırı sağın büyümesini sürdürmesi onların halk tarafından desteklendiklerini gösteriyor.
Türk ve Müslüman karşıtlığı o derece milliyetçi bir söylevle kabarmış durumda ki; Fransa'daki Türkiye karşıtları Türkiye'ye karşı ortak bir kitap dahi yazabiliyorlar.
Bunların fikir temsilcileri de ulusal yayınlarında Türk ve müslümanlar için saldırı kampanyaları düzenlemekte.
Psikolojik baskılar ve Soğuk Savaş taktiklerinin Türkler ve Müslümanlar üzerinden yürütüldüğü Avrupa'da Türkiye'nin yoğun bir mücadele vermesi gerekiyor.
İş sadece Avrupa Birliği'ne monte olmakla bitmiyor.
Avrupa medeni(!)milletlerinin zihnindeki negatif algılamaları da silebilmek önemli.
Asıl mücadele zihni temelde yaşanıyor.
Türkiye'ye karşı şoven politika izlemeyi sürdüren ülkelerde şoven saldırıların sürmesi bizleri ürkütüyor.
Camilerde verilen vaazları sıkı kontrole alan Hollanda hükümeti kalabalığının taşkınlık yapmaması için böyle bir önlem aldıklarını söylüyor.
Özellikle Cuma namazlarını silahların gölgesinde geçiren Hollandalı Müslümanlar sadece camide değil oturdukları mahallelerde de yerel güçlerce sıkı takibe alınmaktalar.
11 Eylül şaibeli saldırıları sonrası İslam dünyasına yönelik artan şiddet olayları ve Müslüman kimlik üzerine abanmalar Avrupa'da da yoğunluk kazandı.
Sadece Hollanda'da değil, İngiltere'de de Müslüman kurumlara saldırılarda bulunuldu. Devamında Almanya'da yükselen Türkiye karşıtlığı konuya tuz biber oldu.
Almanya'da camilere hemen her hafta saldırılar olmakta. Türkler'e yönelik ev yakma olaylarından sonra yeni yeni kundaklamalar ve ırkçı saldırılar tırmanış gösterdi.
Önceki gün Fransa'dan da yeni bir haber geldi.
Fransa İslam Konseyi'nin Strasbourg'daki sözcüsü Aziz El Elvani'nin evi, kimliği belirlenemeyen saldırganlar tarafından kundaklanmak istendi.
Özellikle Türkiye'ye Avrupa Birliği üyeliği konusunda mesafeli davranan Hollanda, Almanya ve Fransa gibi ülkelerde saldırıların yoğunlaşması düşündürücü.
Türk ve Müslüman yoğunluklu bu ülkelerde Türkler istenmeyen vatandaş, İslam da dışlanan bir din konumunda.
Ancak hem Türk nüfusunun bu ülkelerde büyük bir sayısal oran teşkil etmesi ve İslam dininin her geçen gün daha da büyümesi mevcut paranoyayı ateşliyor.
Hollanda, Almanya ve Fransa'daki muhalif siyasal kanatlar da bu düşünce temelinde Türkiye'ye cephe açmak niyetindeler.
Almanya'da Hıristiyan Demokratlar, Hollanda'da Liberaller, Fransa'da ise Aşırı sağın büyümesini sürdürmesi onların halk tarafından desteklendiklerini gösteriyor.
Türk ve Müslüman karşıtlığı o derece milliyetçi bir söylevle kabarmış durumda ki; Fransa'daki Türkiye karşıtları Türkiye'ye karşı ortak bir kitap dahi yazabiliyorlar.
Bunların fikir temsilcileri de ulusal yayınlarında Türk ve müslümanlar için saldırı kampanyaları düzenlemekte.
Psikolojik baskılar ve Soğuk Savaş taktiklerinin Türkler ve Müslümanlar üzerinden yürütüldüğü Avrupa'da Türkiye'nin yoğun bir mücadele vermesi gerekiyor.
İş sadece Avrupa Birliği'ne monte olmakla bitmiyor.
Avrupa medeni(!)milletlerinin zihnindeki negatif algılamaları da silebilmek önemli.
Asıl mücadele zihni temelde yaşanıyor.
Türkiye'ye karşı şoven politika izlemeyi sürdüren ülkelerde şoven saldırıların sürmesi bizleri ürkütüyor.
Cevat Kışlalı / diğer yazıları
- Suikastın geri planı / 09.05.2006
- Sessizliğin sesi / 28.03.2006
- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü / 08.03.2006
- Hangi ittifak, hangi kadın? / 26.01.2006
- Varoluş mücadelesi / 24.01.2006
- Bu M.E.M'leket bizim / 01.12.2005
- Çözüm mü dediniz? / 27.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 04.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 21.10.2005
- Felaket kapıda / 19.10.2005
- Sessizliğin sesi / 28.03.2006
- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü / 08.03.2006
- Hangi ittifak, hangi kadın? / 26.01.2006
- Varoluş mücadelesi / 24.01.2006
- Bu M.E.M'leket bizim / 01.12.2005
- Çözüm mü dediniz? / 27.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 04.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 21.10.2005
- Felaket kapıda / 19.10.2005



























































