logo
20 NİSAN 2026

Stratejik düşünmek

15.01.2002 00:00:00
Bizi AB havucuyla "küreselleştirmek" isteyen dışarıdakiler ve onların "Bağımlı Türkiye" isteyen içerideki işbirlikçileri sık sık, önlerinde en büyük engel olarak gördükleri askerin "Avrupa normlarına" çekilmesi gereğinden söz ederler.

Fakat kendileri asla politikacıların da "Avrupa normlarında" bulunmasının elzem olduğu gerçeğini görmezler.

Durum böyle olunca Türk sosyal ve idare sistemi içinde asker "batıcı değil fakat batılı"; politikacı ise "doğulu bile değil şarklı" kimliğini isteseler de, istemeseler de yüklenmek durumunda kalırlar. Batıda gündemi tavır ve hareketleri, davranışları ile politikacılar belirler, bizde ise asker konuşunca nedense herkesin "ağırına gider". Çünkü şarklı politikacılar "günlük" yaşar, "günlük" politika üretirler. Ufukları "sandığa" kadardır. Sandığı mümkün olduğunca ileri atmaya çalışırlar. Asker ise bu günü değil beş-on-yüz adım sonrasını düşünür. Yarını, gelecek on yılı, elli yılı planlamaya çalışır.

Ocak 2002 başında asker bir adım daha attı. İç ve dış olaylara geniş açılı bir projeksiyon getirmek niyetiyle SAREM (Stratejik Araştırma ve Etüt Merkezi)'i kurdu.

Bu maksatla Genelkurmay Başkanlığı Karargahı Orbay Salonu'nda düzenlenen tanıtım ve bilgilendirme toplantısında bir konuşma yapan Genelkurmay Başkanı Kıvrıkoğlu, SAREM'in asker ve sivil yönetici, stratejist ve bilim adamlarını bir araya getiren bir düşünce kulübü olduğunu söyledi. Konuşmasında, SAREM'e neden ihtiyaç duyulduğuna açıklık getirmek istediğini belirten Orgeneral Kıvrıkoğlu, şöyle devam etti:

"Milli askeri stratejilerin tespitinde en önemli unsurlardan birisi, geleceğin güvenlik ortamıdır. Eğer bir savunma stratejisi geliştirecekseniz, önünüzdeki ortalama 20 yıllık bir dönemdeki uluslararası güvenlik ortamının nasıl bir değişim göstereceğini doğru yönde tahmin edip değerlendirmeniz gerekir. Çünkü, bir ulusun askeri gücünü bugünden yarına değiştirmek mümkün değildir. Bu tür çabalar, yıllar öncesinden karar vermemizi ve silahlı kuvvetlerinizi geleceğin güvenlik ortamının öngördüğü şekilde yapılandırmanızı gerekir."

Geleceğin güvenlik ortamının çok bilinmeyenli bir denkleme benzetilebileceğini ifade eden Kıvrıkoğlu, şunları kaydetti: "Bir kaç örnek vermek gerekirse, gelecekte ulusların menfaatleri hangi alanlar üzerinde çatışacaktır? Dünya devletleri, bölgesel güçler ve komşularımız gelecekte nasıl bir politika benimseyeceklerdir? Muhtemel hasımlarımızın gelecekle ilgili niyet ve maksatları neler olabilecektir? Saldırgan mı olacaklar? İşbirliğini mi daha ön plana alacaklardır? Büyüyen ekonomilerin enerji ve hammadde ihtiyaçları, büyüyen nüfusların doğal ihtiyaçları nasıl karşılanacaktır? Doğal kaynakların, enerji ve stratejik ulaştırma hatlarının emniyeti nasıl sağlanacaktır? Bu çabalar dünyadaki hangi alanlarda kriz ve çatışmalara sebep olabilecektir? Teknolojik gelişmeler hangi yöne doğru ve hangi hızla ilerlemektedir? Bu teknolojilerin muhtemel hasım devletler tarafından ele geçirilmesi, modern harp silah ve vasıtalarına tatbiki bizi nasıl etkileyecektir? Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bekası, hak ve menfaatlerinin korunması için Türk Ulusu, Silahlı Kuvvetleri'ne hangi vazifeleri verebilecektir? gibi ilk anda cevaplanması zor gelen pek çok soru akla gelebilmektedir. Görüldüğü üzere, bu soruların büyük çoğunluğu askerlerin sivil bilim adamları ile yan yana çalışmasını gerektirmektedir."

Soğuk savaşın bitmesinin ardından dünyada hızlı bir değişim yaşandığını, uluslararası güvenlik ortamının son derece kaygan bir hal aldığını vurgulayan Orgeneral Kıvrıkoğlu, "Bir tarafta soğuk savaşın eski düşman ülkeleri ortak çıkarlar için işbirliği yaparken, diğer yanda yıllarca dost ve müttefik olduğumuz ülkelerin, Türk Ulusu'nun bekasına yönelik terörizme destek verdiği görülebilmektedir" dedi.

Bu değişim sürecini doğru algılayabilen ve algılayamayan toplumların kendi geleceklerini olumlu veya olumsuz yönde etkileyeceklerine dikkati çeken Kıvrıkoğlu, değişimi farkedemeyen toplumların ise kendi iradeleri dışında oluşan sonuçlara katlanmak zorunda kalacaklarını belirtti. "Bugünü anlamanın ve geleceğe hazırlanmanın yöntemi, günümüzü doğru bir şekilde görebilmek, geleceği ise sağlıklı bir şekilde tahmin edebilmektir" diye konuşan Orgeneral Kıvrıkoğlu, geleceği en sağlıklı şekilde tahmin etmenin yolunun da geleceği bugünden yaratmaktan geçtiğini kaydetti.

SAREM'in geleceği öngörmek ve kolektif zeka ile organizasyonu esas alan bilimsel çalışmalar yapmak açısından önemli katkılar sağlayacağını dile getiren Orgeneral Kıvrıkoğlu, şöyle konuştu: "Bu kulüp, güvenlik bağlamında ve geleceğe yönelik jeopolitik ve jeostratejik konularda araştırmalar yaparak karar vericilere önemli veri tabanı, bilgiler ve alternatifler sunacaktır. Yapmayacağı husus ise iç politikadır. İç politika ve iç politik konular, bu kurumun faaliyet alanı dışındadır ve dışında kalacaktır. Ancak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bekası ve milli gücünü doğrudan ilgilendirdiği için irticai ve bölücü faaliyetlere ilişkin değerlendirmeler, bu genellemenin dışında olup, bu konular doğal olarak bu kurumun ilgi alanı içinde olacaktır.

O halde SAREM'e rahatlıkla, 28 Şubat sürecinde telaşla kurulmuş ve hayli gürültü koparmış olan Batı Çalışma Grubu'nun daha organize, rasyonel ve kurumsallaştırılmış şekli diyebilir miyiz?

Peki ama "irtica"dan neyi kastediyordu Sayın Kıvrıkoğlu:

"Menemen olayıyla gericilerin, akılcılığa, çağdaşlığa, fenne, ilme ve mantığa dayanan İslam Dini'ni ve halkın din duygularını istismar ederek çıkar sağlamaya çalıştıkları, bunların da gerçek anlamda din ile ilgilerinin bulunmadığı anlaşılmıştır".(26.12.2001 Bu köşedeki yazımız. Menemen konuşması.)

Bırakın başkaları telaşlansın, siz keyfinize bakın...
 
Hüseyin Mümtaz / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.