HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 07 ARALIK 2021, SALI

Su hatırlatması

05.08.2001 00:00:00
Gündem çok hızlı değiştiği için, birçok mesele takip edilemiyor ve unutulup gidiyor.

Küllenen konulardan biri de Manavgat Irmağı'nın satılması meselesi...

Şu günlerde siyasi meseleler hız kazandığı için, kimse suya-muya zaman harcayacak durumda değil.

Onun için, Manavgat Irmağı meselesi de unutulanlar veya bekletilenler listesinde yer aldı.

Bu konu basında konu edilince, "Satılmalı-satılmamalı..." meselesi haliyle vatandaşlar arasında da konuşuluyordu.

"Satılamaz" diyenler, meseleye "Vatanın bir parçasının satılması" manasına geleceğini söylüyorlar yani milliyetçilik cihetinden bakıyorlar. Satılmalı/satılabilir diyenlerse, memleketin paraya ihtiyacı olduğundan dem vurarak, meseleye ekonomik cihetten yaklaşıyorlar.

Bir nokta daha konuşuluyor.

O da Türkiye'nin suya kendisinin ihtiyacı olup olmadığı...

Diyorlar ki,

"Zaten Türkiye'nin 3 tarafı deniz. O cihetten suya ihtiyacımız yok. Bir çok da ırmağımız var. Hepsi de harıl harıl akıyor. Birini satsak da gelir elde etsek ne zararımız olur."

Bu sözler, oturup konuşurken doğru ve güzel geliyor da gerçek maalesef böyle değil.

Hükümetse zaten kendi derdine düşmüş.

Vatandaşın suyla arasının nasıl olup olmadığının farkında bile değil.

O, kendi süresini, iktidarını nasıl biraz daha uzatabileceğini düşünüyor.

Denize düşenin yılana sarılması gibi, koalisyon ortakları da gelir getirecek köklü kaynakları hareket geçirmek yerine, riskli de olsa kolay yoldan çabuk para bulma yoluna gidiyorlar.

21. asrın petrolü bor, "Ben buradayım!" diye Ege bölgesinden bar-bar bağırıyor ama, hükümet ona sessiz mi sessiz...

Su meselesine gelelim...

Su deyince, şehirli vatandaşlarımızın aklına haklı olarak ilk önce suyun musluktan akıp akmadığı geliyor.

Köylünün derdi ise daha başka.

O, şehirliden farklı olarak arazisinde de suya muhtaç....

"Türkiye su ülkesi. Nasıl olsa suyumuz bol. Niçin Manavgat'tan para kazanmayalım" diyenler, meseleye bir de bu cihetten bakmaya çalışmalılar.

Etrafı da içi de suyla dolu denilen memleketimizde, barajlardaki su seviyelerinin düştüğünü herkes biliyor.

Baraj olmayan yerlerde de durum farksız.

Birçok derelerin suları, geçmiş senelere göre azalmış vaziyette.

Köylerdeki içme suları da, çeşmeler de öyle...

Bu vaziyeti görmek isteyenler, Anadolu'yu şöyle bir geziversinler yeter...

Gezsinler ve vatandaşlarımızın el arabalarıyla ne zorluklarla su taşıdıklarını görsünler...

Bu vaziyet su bolluğunun ifadesi midir?

Üç tarafımızı çeviren denizlerin balığını habire azalması, deniz zengini olduğumuzun alameti midir?

Velhasıl, hem içme hem de kullanma suyu bakımından yer yer sıkıntı içinde olduğumuz ortada...

Bu vaziyet ortadayken, eldeki suyu da satışa çıkarmanın manası olmayacağı açıktır.

Bu satışı, el arabalarında su taşıya taşıya elleri nasırlı köylülerimize sormalı. Tısılaya tısılaya testilerle su taşıyan vatandaşlarımıza sormalı...

Sorun da bir dinleyin bakalım neler söylüyorlar.

Birkaç milyonluk küçük İsrail'in suya ne kadar ihtiyacı varsa, bizim ondan 10 misli daha fazla suya ihtiyacımız var.

Ve yukarda da ifadeye çalıştığım gibi, su zengini bir ülke de değiliz şu anda...

Bunu, Anadolu'nun halihazırdaki hali isbata kafidir.

Yeter ki gidilsin, bakılsın, görülsün...

Suyun, bir memleketten başka bir memlekete taşınması mı yoksa aynı memleketin başka bir zaruri olanı yapmak gerekmez mi?

Kendi ihtiyacımızı karşılamadan, parayla da olsa başkasına verek ne demek?

Unutmayalım!

İsrail'in, "Manavgat Irmağı meselesini unutmadığını" unutmayalım...

Irmakla beraber, her iki tarafından birer kilometre toprak da onları kontrolü altında olacak; yani satılacak.

İsrail'in suya ihtiyacı habire azalıyor. Niye bizim suyumuza talip oluyorlar ki? Durmadan Filistinlilerin akan kanları yerde kalıyor da, kuruyan kanları temizlemek için mi bizden su istiyorlar?

Galiba içlerine su istiyorlar?

Galiba içlerinden şu sloganı söylüyorlar:

Filistinlilerin kanları yerde kalmayacak.

Bunun için suya ihtiyaç oluyor zahir.

Öyleyse verelim gitsin.

Nasıl olsa bizim suya o kadar ihtiyacımız olmuyor.

Bizde şehitlerin kanları yerde kalmıyor.

Baksanıza! Apo yerde yatıyor. Yemyeşil bir yerde. İsmi ada da olsa, bir yer işte.

Demek ki gidişat iyi...
 
Ali Eren / diğer yazıları
- Alın size Avrupa'dan taze cevap / 16.03.2002
- Derviş'e ODTÜ'yü dar etmek / 02.03.2002
- Bayram sonrası düşünceleri / 26.02.2002
- Artık açıkça "ha kilese ha câmi" diyebiliyorlar / 16.02.2002
- Müfsidi Kebir (Büyük Fesatçı) / 13.02.2002
- Bir maskara / 12.02.2002
- Tarihe ve zihinlere bir-iki hatıra kaydı / 09.02.2002
- Başbakanlığı al, neyi ver? / 02.02.2002
- Papa'nın davet etmemesine üzülünür (!) / 26.01.2002
- Bizi, onlarca sene dinsiz tanıtmışlar / 19.01.2002
- Bu işe Amerika ne diyor? / 12.01.2002
- AB=Elma şekeri içindeki zehir / 05.01.2002
- Hedef, yılbaşını 2000 yılından itibaren kutlamaktı / 01.01.2002
- İşte işin boyutu / 29.12.2001
- Damad-ı Şehriyârîden inciler / 22.12.2001
- Bayramda hangi vazifeler var? / 15.12.2001
- Kadir Gecesinde ibâdete hazır mıyız? / 08.12.2001
- "Küreselleşme, İslam Dünyası ve Türkiye" / 01.12.2001
- Cennette âile hayatı var mı? / 24.11.2001
- Ramazan, iftar ve Sahur / 17.11.2001
- İngilizleri de memnun eden parti / 10.11.2001
- Cennet nerede kurulacak? / 03.11.2001
- "İnşallah ... akıllanmıştır" / 27.10.2001
- Bir saldırıyla açığa çıkan gerçekler / 20.10.2001
- Mirac Kandili ve vazifelerimiz / 13.10.2001
- Ramazan'a daha vardı halbuki / 06.10.2001
- Tavırlarına bak dinlerini anla / 29.09.2001
- ABD-Üsâme bin Ladin savaşı / 22.09.2001
- Amerika'nın geleceği / 15.09.2001
- Okullar açılıyor ya / 08.09.2001
- Mossad ajanları ve TL hutbesi / 01.09.2001
- Düşmanlarımızın bize bakışı ve planları / 26.08.2001
- İkaamet ve yarım / 18.08.2001
- Yahudiler ve İğneli Fıçı / 11.08.2001
- Su hatırlatması / 05.08.2001
- Hükümetçilik mi oynuyoruz? / 28.07.2001
- Bunlarla olmuyor vesselam / 21.07.2001
- Adı konulmamış savaş / 14.07.2001
- Laf değil hizmetse, işte bu... / 30.06.2001
- Kökü mâzide olan âtî olmak / 23.06.2001
- Dinlerarası diyalog ve hoşgörü histerisi / 16.06.2001
- Müslüman kadınlar kimlerle evlenebilirler? / 09.06.2001
- 29 Mayıs hüznü / 26.05.2001
- Üzerimizde menfî/değişmez emeller / 19.05.2001

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

05.08.2000, 05.08.1999, 05.08.1998, 05.08.1997, 05.08.1996, 05.08.1995, 05.08.1994, 05.08.1993, 05.08.1992, 05.08.1991, 05.08.1990, 05.08.1989, 05.08.1988, 05.08.1987, 05.08.1986, 05.08.1985, 05.08.1984, 05.08.1983, 05.08.1982


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.