logo
08 AĞUSTOS 2026

Acılı baba oğlunun mezarı başında "adalet" istedi

İstanbul Küçükçekmece'de 27 Nisan Pazartesi günü İETT durağında otobüs beklerken tekeri patlayan kamyonetin altında kalan genç mühendis Görkem Selvitop'un babası Necati Selvitop, oğlunun vefatı sonrasında yaşananları anlatarak suçluların cezalandırılmasını istedi

07.05.2026 20:06:00
İHA
 
Acılı baba oğlunun mezarı başında "adalet" istedi
Acılı baba oğlunun mezarı başında "adalet" istedi
Olay, 27 Nisan Pazartesi günü saat 18.30 sıralarında İstasyon Mahallesi Turgut Özal Bulvarında yaşanan olayda işinden çıktıktan sonra İETT durağına gelen Görkem Selvitop, otobüs beklemeye başlamış, yol üzerinde süratli şekilde ilerlediği belirtilen kamyon, şoförünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedeniyle kaldırıma çıkarak mühendis Selvitop'u ezmişti. Yaşanan kazada ağır şekilde yaralanan ve sağlık ekiplerince hastaneye kaldırılan Selvitop, yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmişti.






Kazayla ilgili bugün oğlunun Trabzon'un Şalpazarı ilçesindeki mezarı başında açıklamalarda bulunan Necati Selvitop, "27 Nisan Pazartesi günü oğlum Görkem Selvi Top, Ulaştırma Bakanlığı'nın hızlı tren projesinde çalışıyor. Akşam evine giderken bir 7-8 dakika otobüs bekliyor durakta. Görgü tanıklarının anlattığına göre daha sonra bize haberden ulaştıkları için söylüyorum, çok süratli gelen araba yani olağanüstü süratli gelen araba yolun ışıkların tam dibinde bulunan logara hızlı bir şekilde vurduğunu söylüyorlar ve orada büyük bir patlama oluştuğunu, patlamayla birlikte araba sürünerek 30-40 metre de ileri giderek kaldırıma çıkıyor araba. Kaldırım da 30-40 santim yüksekliğinde yani orada videolardan görüyoruz. O kaldırımın üzerindeki İETT durağının köşesine çarpıyor, kasa da oğluma vurarak oğlumu işte saç panellere sıkıştırıyor. Şimdi kamuoyunda işte efendim lastik fırladı, yok jant yerinden çıktı, yok logar kapağı çıkıktı işte vardı vurdu vesaire falan yuvarlandı vurdu gibi acımız zaten bizim acımız çok büyük. Bu acımıza da böyle katlayarak acımızı artırdılar" dedi.









"Aracın 57 km hızla gitmesi imkansız"

Oğlunun defin işlemlerinin ardından kendilerine bir kaza raporu ulaştığını kaydeden Selvitop, "Polis raporu, emniyetin tuttuğu rapor. Ve bu raporda işte hızlı giden şoför 57 kilometreyle gidiyormuş. Efendim 57 kilometreyle giden bir araç logar kapağına vurup logar kapağını parçalayıp arabanın lastiğini gümletip ondan sonra da 30-40 metre jantın üzerinde sürünerek gidip 30 santimetre yüksekliğinde bir kaldırıma çıkıp oradan da benim oğluma vurduktan sonra da yani sürüklenerek yani bir aşağı yukarı da bir 15-20 metre de sürüklenerek gidip yine kaldırımda çökerek oturarak askıda kalıyor. Yani kaldırımda askıda kaldığı şekline baksan bir defa o arabanın orada o kaldırımda askıda kaldığı şekliyle arabanın 57 kilometre süratle gelmesi mümkün değil. Sonra yani o araba o şekilde gelse zaten benim oğlum çok uyanık yani dikkatli de bir insan. Yani orada onu görür bakar yani en azından bir ses duyar bir tedbir alır yani kaçar hiçbir fırsatı olmamış" diye konuştu.









"Şoför yüzde 100 suçlu"

"Benim canım yandı, ciğerim yandı, yüreğim yandı biz perişan olduk. Ailesi perişan oldu, 9 yaşında torunum perişan oldu" diyen Selvitop "Zaten bir buçuk ay olmuştu işe gireli. Yani vallahi mahvolduk yani perişan olduk. O arabanın orada 57 kilometreyle değil 100-120 kilometre süratle gittiği aşikar. Orada zıplayarak o logara vurduğu da kamera görüntüsü ama kamera görüntüsünü çaprazdan almışlar çok küçük bir görüntü yani 20-25 saniye. Patlıyor bir gümlüyor böyle bir toz duman havaya ondan sonra zaten direkt vuruyor yani direkt kaldırıma çıkıp vuruyor. Bizim şimdi talebimiz şu: Bir, araç çok süratli araç yüzde 100 suçlu şoför. İki, logar kapağı orada 3-4 saattir tangur tungur ediyormuş görgü tanıkları. O yol güzergahının bozuk olması videolar attılar bizlere. Üçüncüsü, burada çok kaza oluyormuş zaten. Yani biz şöyle vurdu böyle vurdu lastik fırladı bunların hepsi yalan. Böyle bir şey yok. Aracın lastiği de çıkmamış. Öyle bir şey yok arabanın lastiği zaten paramparça olduğu yerde olmuş zaten yani. Görüntüde de hiçbir şey belli değil. Biz cepheden görünen sağdan soldan görünen ve özellikle de kamuoyundan haberlere çıkıp sesimizi duyurduğu için basın mensupları bizim Allah hepinizden razı olsun. Yani gerçekten bize görgü tanıkları ulaşmaya başladı. Biz şimdi şunu kamuoyundan istiyoruz. Bir durakta bekleyen çantasını fırlatıp benim oğluma doğru koşup yardım etmeye giden o kişinin bize ulaşmasını istiyoruz. İkincisi o aracın arkasında seyir halinde olan ve arabasında kamera olan şoförlerin, sürücülerin bize ulaşmasını istiyoruz. Biz çok acılıyız yani adalet istiyoruz. Adalet yerini bulsun istiyoruz. Buna da inancımız sonsuz. Oğlumun 38 yaşına sığdırdığı çok şeyler var. Çanakkale Köprüsü'nden İstanbul Çamlıca Metrosu'na, 3. Boğaz Köprüsü'nden Osmangazi Köprüsü'ne, Kandıra Viyadüğüne yani şimdi de işte İstanbul Havalimanı otopark projesinden hızlı tren projesine çok kaliteli çok bilgili becerikli mütevazı alçak gönüllü pırlanta gibi Allah kimseye göstermesin evlat acısını. Şehit dedesinin anıt mezarına buraya defnettik evimizin on metre karşısında. Sabah çıkıyoruz ağlıyoruz öğlen geliyoruz ağlıyoruz, kapıya çıktık ağlıyoruz acımız çok büyük" şeklinde konuştu.









"Kurban Bayramı'na tatile gelecekti"

Oğlunun son anlarını anlatan Selvitop, "Görgü tanıkları gitmiş oğlumun yanına. Adın ne demişler Görkem demiş. Nerede oturuyorsun Halkalı'da oturuyorum demiş oğlum. Oğlum demiş aramamı istediğin birisi var mı demiş yok demiş cevap verememiş oğlum. Oğlum evladım oğlum. Oğlum şehit dedesine kavuştu oğlum. Oğlum evladım oğlum. Babasıyla sözleşmişti planları vardı oğlumun. Kurban Bayramı'na tatile gelecekti oğlum. Telli tatile geldi benim oğlum yıkıldım be. Altın çocuğum benim aslan oğlum. Babasını aramadan yapamazdı benim oğlum günde 3-4 defa "baba bir isteğin var mı'" derdi. "Oğlum köyde ne duruyorsun korkmuyor musun'" derdi. Şimdi daha korkmayacağım oğlum bekçi olarak geldin buraya. Yandım be. Başkaları yanmasın oğlum. Oğlum bu nasıl bir süratti oğlum acı hissettin mi oğlum sormuşlar 'belim kırıldı' demiş. Oğlum elini uzatmış oğlum 'Belden altımı hissetmiyorum' demiş. Oğlum ambulansa bindirirken oğlumun gözlerini kapatmış bir daha açmamış. Oracıkta öldü benim oğlum oğlum. Allah verdi Allah aldı diye kendimizi idare etmeye çalışıyoruz ayakta duracak takatimiz kalmadı" ifadelerini kullandı.

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.

Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama

Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı

03.08.2026 10:50:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında tabancayla vurarak öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı. Şüphelinin ifadesinde cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdüğü öğrenilirken, olayla ilgili gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 15 şüpheliden 13'ü tutuklandı.






Olay, 24 Temmuz'da merkez Seyhan ilçesi Gülbahçesi Mahallesi 13362. Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, Reyhan Acar (24) sokakta bir kişinin tabancayla açtığı ateş sonucu kanlar içerisinde yere yığılırken, saldırgan olay yerinden kaçtı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan Acar, ambulansla kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, cinayeti aydınlatmak için yaklaşık 750 saatlik güvenlik kamerası görüntüsünü mercek altına aldı. Yapılan çalışmalar sonucunda saldırıyı Bilal F.'nin (24) gerçekleştirdiği belirlendi. Şüphelinin eşi Öykü F. (22) ile birlikte İstanbul'a kaçtığını tespit eden ekipler, soruşturmayı derinleştirdi. Çalışmalarda Bilal F.'nin kaçmasına ve saklanmasına yardım ettiği öne sürülen 13 kişinin kimliği de belirlendi.







Yunanistan'a kaçma planı başarısız oldu

Yapılan araştırmalarda Bilal F. ile eşi Öykü F.'nin Edirne'ye giderek Yunanistan'a kaçmayı planladığı tespit edildi. Ancak polis uygulamasını fark eden şüphelilerin ayçiçeği tarlasına kaçarak izlerini kaybettirdiği, bir gece burada saklandıktan sonra yeniden İstanbul'a döndükleri öğrenildi.







Yakalanmamak için 3 saatte bir adres değiştirdi, petshopta yakalandı

Cinayet dedektifleri, şüphelilerin İstanbul Bahçeşehir'de bir sitede saklandığını belirledi. Özel Harekat polislerinin de desteğiyle düzenlenen operasyonda Öykü F. sitenin bahçesinde yakalanırken, Bilal F. adreste bulunamadı. Bölgedeki güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, zanlının yakalanmamak için yaklaşık 3 saatte bir adres değiştirdiğini belirledi. İzini süren polis, Bilal F.'yi siteye yakın bir petshopta saklanırken yakalayarak gözaltına aldı.

Bilal F.'nin yakalanmasının ardından harekete geçen ekipler, şüphelinin Adana'dan kaçmasına ve İstanbul'da saklanmasına yardım ettiği belirlenen 13 kişiyi de eş zamanlı operasyonlarla gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında bulunan Fırat T.'nin cinayet suçundan 39 yıl, Şeyhmus Y.'nin ise yine cinayet suçundan 37 yıl kesinleşmiş hapis cezasıyla arandığı öğrenildi.









Cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdü

Emniyetteki sorgusunda Bilal F.'nin "Reyhan ile ilişkimiz vardı. Başkasıyla görüştüğünü düşündüğüm için kıskançlık krizine girdim. Bu nedenle saldırıyı gerçekleştirdim" dediği öne sürüldü.

Emniyetteki işlemlerinin ardından Bilal F. ve eşi Öykü F. ile birlikte 15 şüpheli adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkartılan Bilal F. ve 12 şüpheli tutuklanırken, Bilal F.'nin eşi Öykü F. ile 1 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz

Balıkesir'in Ayvalık ilçesi, son yılların en büyük orman yangınlarıyla mücadele ederken, Balıkesir Valiliği'nin 5 Mayıs 2026 tarih ve 2026/1 sayılı Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonu Kararı kapsamında, 15 Haziran-30 Eylül 2026 tarihleri arasında belirlenen mesire alanları ve izin verilen noktalar dışında ormanlara giriş yasaklanmasına rağmen özellikle Ayvalık'taki bazı koy ve ormanlık alanlarda vatandaşların denetimsiz şekilde ormana girmeye devam ettiği gözleniyor

01.08.2026 11:41:00 / Güncelleme: 01.08.2026 11:45:00
İHA
 
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Balıkesir Valiliğinin aldığı karar doğrultusunda, yangın sezonu boyunca yalnızca belirlenen orman parkları ve mesire alanlarında belirli kurallar çerçevesinde piknik yapılmasına izin verilirken, bunun dışındaki tüm ormanlık alanlara giriş 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında yasak bulunuyor.






Geçtiğimiz yıl söz konusu yasaklar Jandarma ekipleri tarafından sıkı şekilde denetlenirken, bu yıl denetim görevinin Orman İşletme Müdürlüğü ekiplerine bırakıldığı öğrenildi. Ancak sahadaki görüntüler, denetimlerin yeterli düzeyde yapılmadığı yönünde eleştirilere neden oluyor.








Objektiflere yansıyan fotoğraflarda, çok sayıda vatandaşın ormanlık alan içerisindeki sahillere rahatlıkla girerek gün boyu vakit geçirdiği görülüyor. Özellikle yoğun sıcakların ve kuvvetli rüzgârın etkili olduğu günlerde bu durumun, oluşabilecek bir ihmal veya dikkatsizlik sonucu yeni orman yangınlarına zemin hazırlayabileceği değerlendiriliyor.








Son günlerde Ayvalık, Gömeç ve çevresinde binlerce hektarlık alanın kül olduğu büyük orman yangınlarının ardından, vatandaşlar denetimlerin artırılmasını ve yasakların sadece kâğıt üzerinde kalmayıp sahada da etkin şekilde uygulanmasını istiyor.

Uzmanlar ise orman yangınlarıyla mücadelede en etkili yöntemin, yangın çıkmadan önce riskleri ortadan kaldıracak önleyici tedbirlerin eksiksiz uygulanması olduğuna dikkat çekiyor.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.