Sükûtun tefekkür, sözün zikir olsun
İsa (aleyhisselâm)’a sordular: ‘Mahlûkat arasında senin gibisi var mıdır?’ ‘Kâinata bakışı ibret, sükûtu tefekkür, sözü de zikir olan kişi benim gibidir” cevabını aldılar
26.07.2019 00:00:00





İmam Gazal Hazretleri şöyle buyuruyor:
"Allah (c.c), el-Basir'dir. Her şeyi gören, yerin altındakileri de, üstündekileri de hülâsa bütün kâinatı gören O'dur.
O'nun gözleri bizim gözlerimiz gibi değildir. Yaratmış olduğu insan ve hayvan ve sair eşyanın gözleri gibi olmaktan münezzeh ve müberradır. İş böyle olunca O'nun görme sıfatı en mükemmeldir. Noksan sıfattan tamamen berî ve azadedir.
Kulun bu vasıftan nasibi meydanda... Lâkin yukarıda arz ettiğimiz gibi kulun görmesi zayıftır. Çünkü uzağı görememektedir. Hatta çok yakınında ve içinde olan çöpü de, gözünü döndürüp göremez. Kul ancak yakında görünen ve aydınlıkta olan şeyleri görebilir. Karanlıkta olanları da göremez.
Kulun bundan istifade edebileceği dini fayda iki şeyden ibarettir:
1- Onun gözlerini Allah yaratmıştır, Allah'ın ayetlerini, melekûttaki akılları durduracak garaip ve acayiplerini, gökteki çeşitli ayetlerini görmesi için… Tabiî bunlara bakışları, ders ve ibret almak için olmalıdır..
İsa (aleyhisselâm)'a sordular: 'Mahlûkat arasında senin gibisi var mıdır?' 'Kâinata bakışı ibret, sükûtu tefekkür, sözü de zikir olan kişi benim gibidir" cevabını aldılar.
2- Şunu iyi bilmelidir ki, onu Allah görmekte ve yaptıklarını bilmektedir. Yaptığı kötülükleri Allah'tan başkasından gizleyip de Allah'tan gizlememek Allah'ın murakabesini hiçe saymaktır. Cenab-ı Hakk'ın bu sıfatını bilmek ve ona göre hareket etmek, imanın verimli semerelerinden biridir.
Allah'ın; kendisini mürakabe ettiğini bildiği ve gördüğü halde, bile bile masiyete yaklaşan kimsenin cesaretine diyecek söz yok doğrusu! Allah'ın, yaptıklarını görmediğini zannederse küfre girmiş olur.
Allah, el-Habir'dir. O, öyle bir varlıktır ki, en gizli haberler bile, O'nun malûmu olur. Yerlerde, göklerde olup bitenlerden haberdardır. Hareket eden veya hareketsiz duran her şeyden O'nun haberi vardır. Bu itibarla Allah'ın bu ismi aynı Alim mânasında olmuş olur. Ancak şu farkla; ilim, gizli ve bâtınî şeylere izafe edildiğinde o ilme hibre (haberdar olma), sahibine de Habir (tam manasıyla haberdar) denilir.
Kulun bundan nasibi şu olabilir: Kul kendi âleminde cereyan edenleri bilmelidir. Kulun kendi dünyası hiç şüphe yok ki, kalbi ile bedenidir. Kalpte çöreklenen gizli şeyler de; kin, hıyanet, dünyaya karşı aşırı temayül, kötüyü gizlemek, iyiyi de sırf gösteriş için izhar etmek gibi işlerdir. İşte kendini bilen ve kendi iç dünyasından haberdar olan kişi, iç âleminde cereyan edenlerden haberdar olur ve ona göre kollarını sıvar da olanca gücü ile o hislerle mücadele eder. Sırtlarını yere getirinceye kadar bu mücadeleyi elden bırakmaz. Bu suretle o kul, bu isme lâyık olur."
OKAN EGESEL
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.



























































































