logo
06 TEMMUZ 2026

Sürdürülebilir kalkınmanın anahtarı ‘siyasal irade’

İklim krizi, biyoçeşitlilik kaybı, derinleşen ekonomik eşitsizlikler ve küresel gıda güvencesizliği gibi 21. yüzyılın en büyük meydan okumaları karşısında dünya genelinde yeni bir dönemeçten geçiliyor

06.07.2026 00:44:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Sürdürülebilir kalkınmanın anahtarı ‘siyasal irade’
Sürdürülebilir kalkınmanın anahtarı ‘siyasal irade’
İklim krizi, biyoçeşitlilik kaybı, derinleşen ekonomik eşitsizlikler ve küresel gıda güvencesizliği gibi 21. yüzyılın en büyük meydan okumaları karşısında dünya genelinde yeni bir dönemeçten geçiliyor.

Uzmanlar, Birleşmiş Milletler'in Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları'na (SKA) ulaşılabilmesi için artık sadece teknolojik yeniliklerin veya ekonomik fonların yeterli olmadığını; en kritik ihtiyacın güçlü bir "Siyasal İrade" olduğunu vurguluyor.

Teknik çözümler ve bilimsel veriler masada hazır beklerken, bu çözümlerin hayata geçirilmesi, bütçelendirilmesi ve yasal zeminlere oturtulması tamamen siyasi karar alıcıların kararlılığına bağlı.







Retorikten Eyleme Geçiş Zorunluluğu

Bugüne kadar uluslararası zirvelerde verilen taahhütler ve imzalanan iyi niyet protokolleri, sürdürülebilir bir geleceğin çerçevesini çizmede başarılı oldu. Ancak küresel raporlar, karbon emisyonlarının azaltılması, yeşil enerjiye geçiş ve adil gelir dağılımı gibi hayati konularda uygulamaların, verilen sözlerin gerisinde kaldığını gösteriyor.

Sürdürülebilir kalkınmanın sadece çevre örgütlerinin veya akademinin bir gündemi olmaktan çıkıp devletlerin birincil yönetim politikası haline gelmesi gerekiyor. Siyasal irade; günübirlik ekonomik büyüme kaygıları yerine, gelecek nesillerin hakkını gözeten uzun vadeli stratejiler üretme cesaretidir.







Siyasal İradenin Somutlaşacağı 4 Temel Alan

Sürdürülebilir bir kalkınma modelinin başarıya ulaşması için siyasi yönetimlerin şu yapısal dönüşümlere öncülük etmesi şart koşuluyor:

Yasal Mevzuat ve Yaptırımlar: Çevreye zarar veren endüstriyel pratiklerin sıkı denetimi, karbon vergilendirmesi ve yeşil dönüşümü zorunlu kılan yasal düzenlemelerin tavizsiz uygulanması.

Bütçe ve Teşvik Mekanizmaları: Kamu kaynaklarının fosil yakıt sübvansiyonları yerine; yenilenebilir enerji, sürdürülebilir tarım, döngüsel ekonomi ve Ar-Ge çalışmalarına aktarılması.







Eğitim ve Toplumsal Bilinç: Sürdürülebilirlik felsefesinin eğitim müfredatlarına güçlü bir şekilde entegre edilerek, tüketim alışkanlıklarının dönüştürülmesi amacıyla devlet eliyle toplumsal seferberlik başlatılması.

Küresel İş Birliği ve Adalet: Gelişmiş ülkelerin, iklim krizinden en çok etkilenen gelişmekte olan ülkelere yönelik finansman ve teknoloji transferi taahhütlerini siyasi bir sorumluluk olarak yerine getirmesi.







"Gelecek, Seçim Kaygılarından Daha Büyük"

Siyaset bilimciler ve kalkınma uzmanları, sürdürülebilir kalkınma yatırımlarının meyvelerinin genellikle bir seçim döneminden (4-5 yıl) çok daha uzun sürede toplandığına dikkat çekiyor. Bu durum, klasik siyaset anlayışında bir "isteksizlik" yaratsa da, dönüşümü başlatan liderlerin tarihsel bir miras bırakacağı ifade ediliyor.







Uzman Görüşü: "Sürdürülebilirlik bir tercih değil, varoluşsal bir zorunluluktur. Bugün yeşil dönüşüme yatırım yapmayan devletler, yarın iklim krizinin getireceği devasa ekonomik yıkımlarla ve göç dalgalarıyla yüzleşmek zorunda kalacak. Gerçek siyasal irade, kısa vadeli seçim kaygılarını bir kenara bırakıp, uzun vadeli toplumsal ve küresel faydayı savunmayı gerektirir."

Netice itibarıyla; dünyanın elindeki teknolojik birikim, finansal güç ve bilimsel rehberlik, dünyayı daha adil ve yaşanabilir kılmaya fazlasıyla yetiyor. Eksik olan tek şey, bu potansiyeli harekete geçirecek, ulusal ve uluslararası düzeyde sergilenecek kararlı bir siyasal irade.

BTP gençliği Afyon Kocatepe’de buluştu


 
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) bu yılki Geleneksel Yaz Gençlik Kampını Afyonkarahisar'da gerçekleştiriyor. Türkiye'nin dört biryanından gelen gençlerin katıldığı kampın ilk gününde anlamlı bir ziyaret gerçekleştirildi. BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş gençlerle birlikte Mustafa Kemal Atatürk'ün Büyük Taarruzu yönettiği Kocatepe'yi ziyaret etti.

04.07.2026 13:49:00 / Güncelleme: 04.07.2026 13:58:29
HASAN GÜNDOĞDU
 
BTP gençliği Afyon Kocatepe’de buluştu
BTP gençliği Afyon Kocatepe’de buluştu

Kocatepe'de Dağ Başını Duman Almış marşıyla karşılanan BTP lideri büyük taarruza ilişkin BTP Genel Başkan Yardımcısı olan emekli asker Selim Oktay'ın yaptığı bilgilendirmeyi dinledi. Kocatepe'deki tarihi yerleri ziyaret eden BTP lideri yaptığı değerlendirmede ise dikkat çekici ifadeler kullandı.







BTP liderinin açıklamasından satır başları şöyle: "Bugün sözüm ona dünyanın süper gücü olarak nitelendirilen ABD ve Avrupa Birliği gibi devletler arkasında durduğu için küçücük İsrail dünyaya bir tehdit olarak, Ortadoğu'nun en büyük baş belası olarak ortada duruyor. Şimdi bu İsrailliler her dönemde oldu. Bundan 100 yıl öncesinin İsrail'i Yunanistan'dı. O günün şartlarında o günün süper güçlerini arkasına almış, onlardan her türlü mühimmatı, silahı, istihbaratı, insan kaynağını elde etmiş ve bu elde ettikleriyle birlikte Anadolu'nun işgali için o süper güçlerin maşası olmuş bir devlet."







"Buradan 26 Ağustos'ta başlatılan taarruz aslında Yunan'a karşı başlatılan bir taarruz değil bütün emperyalist güçlere karşı bir taarruzdur. Çünkü bütün emperyalist güçler o sembol ülke Yunanistan'ın arkasında. Yunanın şöyle özel bir durumu da var; Yunan bütün Avrupa'nın kültür atası olarak kabul edilir. Dolayısıyla Yunanistan'ın galip gelmesi demek bütün batı ve Hristiyan gibi bir algıya da sebep olduğu için bütün dünya arkasında. Atatürk ve yüce Türk milleti, Türk ordusu sadece o küçük bir Yunan ile mücadele etmedi. Buradan başlayan harekat bütün emperyalizmin bağrına bir hançer saplama operasyonudur ve başarıya ulaşmış bir operasyondur."







"İngiliz istihbaratı faaliyeti yürüten bazı odaklar var. Atatürk zevke ve sefaya düşkün, manevi değerleri olmayan bir insanmış gibi gösterilmek isteniyor. Peki kimdir Atatürk? Mustafa Kemal Atatürk Osmanlı devletinin paşası, son derece inançlı, son derece imanlı bir insan. Zaten o inanç ve iman olmadan bunları gerçekleştirmeniz mümkün değil. Atatürk Kocatepe'ye geldiğinde bir dua ediyor ve bu duadan sonra büyük taarruzu başlatıyor. O dua nasıl büyük bir imanın, nasıl büyük bir teslimiyetin, Müslümanlığın ispatı. Atatürk duasında diyor ki; Ya Rabbi sen Türk ordusunu muzaffer et. Türklüğün ve Müslümanlığın düşman ayakları altında esaret zincirinde kalmasına müsaade etme. Atatürk'ün duası bu. Şimdi bu duayı edip, buradan taarruzu başlatıp, akabinde cumhuriyeti ilan edip, kazandığı her şeyi belki istese bir saltanat, bir krallık kurup kendisine mal edebilecek kişi kazandığı her şeyi milletine armağan ediyor. Kim o mille? O millet de Müslüman. Şimdi haşa Atatürk'ün imanı zafiyeti var, ne için savaşıyor Allah için, kim için Müslüman için. Savaşı kazanıyor kazandığı toprakları Müslüman millete armağan ediyor. Şimdi bu yüce şahsiyet kimisinin gözünde Müslüman olamadı. İşte o göz aslında Türkiye Cumhuriyeti Devletine el uzatan göz, o göz bu milletin birliğine, beraberliğine el uzatan göz. O göz aslında Türk milletiyle, Türk devletiyle, tarihiyle, kültürüyle, medeniyetiyle, haysiyetiyle, şerefiyle derdi olan göz."







"Biz Bağımsız Türkiye Partililer olarak, Bağımsız Türkiye Gençliği olarak Kocatepe'den tekrar Atamıza söz veriyoruz; bu milleti, bu devleti layık olduğu yere taşımak için var gücümüzle çalışacağız. Buradan bu vesileyle bize bu güzel Atatürk'ün hayatını, fikrini anlatan, hiç bilmediğimiz gerçekleriyle Atatürk'ün hayatını kaleme alıp bize aktaran ebedi liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş'ı da tekrar anıyor ve Ona da söz veriyoruz; Bağımsız Türkiye yolculuğunu Allah'ın izniyle ve milletimizin de birliği ile dirliği ile biz başaracağız. Bütün dünyaya da örnek olacağız."

Dünyaya huzur ve refahı getirebilecek tek millet Türk milletidir

"Dünya bir gömlek değişiminde, deri değiminde ve bu değişimin sonucu hiç hayra alamet bir sonuç değil. Baskının, otoritenin, kanın, gözyaşının, savaşın başladığı bir döneme doğru dünya ilerliyor. İran'daki gelişmeleri hepimiz takip ediyoruz, Rusya - Ukrayna savaşını hepimiz takip ediyoruz. Savaş Suriye'de Libya'da, Irak'ta yaşandı, hala Yemen'de yaşanıyor. Savaş bugün dünyanın birçok noktasında yaşanıyor ve bu dünyaya huzur ve refahı getirebilecek millet Türk milletidir ve o milletin içinden çıkan Türk gençliğidir ve Allah'ın izniyle biz de onu başaracağız. Bu milli mücadelede biz hep askeri konuşuruz, Atatürk'ü konuşuruz ama bu milli mücadelenin bir de kadın kahramanları var. İşte o kadın kahramanların yerini alacak yine Türk gençliğinin kadınları da burada."

Kocatepe ziyareti duayla sona erdi

Bağımsız Türkiye Parti lideri Hüseyin Baş'ın Kocatepe ziyareti Atatürk ve milli mücadele kahramanları için yapılan dua ile sona erdi.

'İran halkının acısını paylaşıyoruz'

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ABD/İsrail ikilisinin şehit ettiği İran'ın eski lideri Ali Hamaney'in cenaze törenine katılmak üzere gittiği Tahran'da, Türkiye'nin coğrafyanın kadim ülkeleri olduğunu vurgulayarak, İran halkının acısını paylaştığını belirtti
 

03.07.2026 17:10:00
AA
 
'İran halkının acısını paylaşıyoruz'
'İran halkının acısını paylaşıyoruz'
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ABD/İsrail ikilisinin şehit ettiği İran'ın eski lideri Ali Hamaney'in cenaze törenine katılmak üzere gittiği Tahran'da basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

İran'a son dönemde düzenlenen saldırılarda hayatını kaybedenler için başsağlığı dileyen Yılmaz, savaşın engellenmesi için Türkiye'nin gösterdiği çabaları hatırlattı.

Yılmaz, "İran ve Türkiye bu coğrafyanın kadim ülkeleri, ortak bir medeniyet ve geçmişimiz var. Kardeş ve komşu ülkeleriz. İran halkının acısı bizim acımızdır" ifadelerini kullandı.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile verimli bir görüşme gerçekleştirdiğini belirten Yılmaz, İran ve ABD arasında imzalanan mutabakat zaptına işaret ederek, Türkiye'nin mutabakatın kalıcı barışa dönüşmesi için çaba gösterdiğini vurguladı.

Yılmaz, "Türkiye Cumhuriyeti olarak biz bölgemizde savaş istemiyoruz, istikrar istiyoruz. Bölgedeki tüm toplumların huzur ve istikrar içinde yaşamalarını istiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye ve İran arasındaki ticari potansiyele işaret eden Yılmaz, iki ülkenin önemli ticari partner olduğunu belirtti.

Yılmaz, jeopolitik gerilimler ve yaptırımlar gibi nedenlerle iki ülke arasındaki mevcut potansiyelin tam anlamıyla hayata geçirilemediğini belirterek ortamın normalleşmesiyle birlikte Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey çalışmalarının yeniden etkin hale getirileceğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı, iki ülke arasında ulaştırmadan, sanayiye, ticarete ve sınır kapılarının daha iyi çalıştırılmasına kadar birçok alanda yapılacak önemli işlerin bulunduğunu ifade etti.

Yılmaz, "İran şu anda savaşın yaralarını sarmak durumunda. İran halkının ekonomik refahını artırma gündeminin önümüzdeki dönem daha merkezi bir noktaya geleceğine inanıyorum. Bu çerçevede Türkiye'yle ilişkiler, ekonomik ilişkiler de bugün yaptığımız toplantıda yine gündemimizde olan hususlar arasındaydı" dedi.






Türkiye-İran ekonomik ilişkilerini çok daha hızlı geliştirme imkanı

İki ülke arasındaki ticaret hacmi hedefinin 30 milyar dolar olduğunu hatırlatan Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti:

"Şimdi yaptırımların hafifletilmesi, kaldırılması gündemde. Bundan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Bu yaptırımlar esas olarak İran halkını cezalandırıyor. İran halkının refahını aşağıya çekiyor ve tüm bölgedeki ekonomik faaliyete zarar veriyor.

Dolayısıyla bu yaptırımların gevşemesi ve sonuçta kalkması hepimizin arzu ettiği bir durum. Böyle bir ortamda da Türkiye ve İran ilişkileri, ekonomik ilişkileri çok daha hızlı bir şekilde gelişme imkanına kavuşmuş olacaktır."

"Enerji işbirliği en önemli başlıklardan biri"

Türkiye ile İran arasındaki enerji işbirliğine ilişkin ise Yılmaz, enerjinin en önemli başlıklardan bir tanesi olduğuna dikkati çekti.

Türkiye'nin İran'dan doğal gaz ithal eden bir ülke olduğu ve iki ülke arasında boru hattı bulunduğunu belirten Yılmaz, "Ayrıca bir dönem Türkmen doğal gazı İran üzerinden Türkiye'ye aktarıldı ama yaptırımlar nedeniyle şu anda askıya alınmış durumda. Gerek doğal gaz gerek diğer başlıklarda enerji işbirliği İran'la aramızda en önemli başlıklardan bir tanesi. Tabii ki İran'la bu konuda da çalışmak isteriz." ifadelerini kullandı.






"İsrail bölgenin istikrarını tehlikeye atıyor"

Yılmaz, gazetecilerin ABD-İsrail-İran Savaşı'nda gelinen son durumla ilgili sorusu üzerine şu an bir mutabakat zaptı olduğunu ve yoğun bir çalışma ortamının olmadığını dile getirdi.

Mutabakatın zaman zaman ihlal edildiğine işaret eden Yılmaz, "Bunu zaman zaman hep birlikte görüyoruz. Karşılıklı bazı hadiseler yaşanıyor. Bunların bir an önce sona ermesi, başta Lübnan olmak üzere bölgedeki çatışmaların son bulması da mutabakatın önemli unsurlarından biri." değerlendirmesinde bulundu.

Bölgede istikrarın sağlanmasının, kalıcı barış açısından çok kıymetli olduğunu vurgulayan Yılmaz şöyle devam etti:

"Şunun altını çiziyoruz, İsrail'in 'güvenliğim için yapıyorum' dediği hadiseler güvenlikle ilgili değil bir yayılmacı politika ve bu bütün bölgenin istikrarını tehlikeye atıyor. Yine bu savaşta şunu gördük, bu savaş sadece insani maliyetler üretmekle kalmadı. Aynı zamanda büyük çevresel ve ekonomik maliyetler üretti, Hürmüz başta olmak üzere."

Yılmaz, "bir an önce savaş öncesi normal şartlara dönülmesinin hem küresel ekonomi açısından hem bölgesel ekonomi açısından hem de ikili ilişkiler bakımından çok önemli" olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye ile İran'ın köklü devlet geleneğine sahip iki kadim ülke olduğunu belirterek, siyasi, kültürel ve ekonomik alanlarda geliştirilecek daha yakın işbirliğinin yalnızca iki ülkeye değil tüm bölgenin refahı ve istikrarına katkı sağlayacağını söyledi.

Yılmaz, açıklamalarına şu şekilde devam etti:

"Şunu da biliyoruz, bu bölge üzerinde oyun oynayan dış güçler, mezhep farklılıkları, etnik farklılıklar üzerinden çatışmalar oluşturup bu bölgenin kaynaklarını sömürme faaliyeti içindeler.

Buna karşı bizim yapmamız gereken bu farklılıklara saygı duyarak ortak noktalarımızı ön plana çıkarmak, ilişkilerimizi geliştirmek, güçlendirmek ve bu tuzaklara çatışmalara düşmeden bölge halklarının, milletlerinin, devletlerinin refahını yükseltmek. Bunun da en önemli şartlarından biri huzur ve güven ortamı. Güvenliğin olmadığı yerde kalkınma olmuyor. Ekonomik kalkınma güvenli ortamda gerçekleşiyor."

Şu anda bölgenin kırılgan bir dönemde olduğunu kaydeden Yılmaz, "Provokasyonlara açık bir dönemde olduğumuzu, sabotajlara açık bir dönemde olduğumuzu söyleyebiliriz. Bunlara karşı da hepimizin çok uyanık olması gerekiyor" dedi.

İstanbul ile Ankara'nın köprüsü Bolu geçişinde NATO denetimleri

Ankara'da 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde düzenlenecek olan NATO Zirvesi öncesi, İstanbul ile Ankara arasında köprü görevi gören Bolu'da polis ekipleri teyakkuza geçti. Şehrin giriş ve çıkış noktalarında kuş uçurtmayan ekipler, geniş çaplı denetim yapıyor

02.07.2026 01:30:00
İHA
 
İstanbul ile Ankara'nın köprüsü Bolu geçişinde NATO denetimleri
İstanbul ile Ankara'nın köprüsü Bolu geçişinde NATO denetimleri
Ankara'da gerçekleştirilecek dev zirveye sayılı günler kala, Başkentin en önemli geçiş güzergahlarından biri olan Bolu'da güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarıldı. Bolu İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, hem D-100 Karayolu hem de TEM Otoyolu'nun çıkış noktalarında şüpheli araçlara yönelik şok uygulamalar gerçekleştiriyor.








Ekipler teyakkuzda

TEM Otoyolu Batı Gişeleri mevkiinde oluşturulan denetim noktasında ekipler sürücüleri tek tek denetledi. Uygulamaya İl Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğü, Asayiş Şube Müdürlüğü, Çevik Kuvvet personeli ile çarşı ve mahalle bekçileri katıldı. Durdurulan araçlar ekipler tarafından sürücü ve yolcuların Genel Bilgi Toplama (GBT) sorgulamaları yapıldı. Asayiş kontrollerinin yanı sıra trafik yönünden de eksikleri bulunan ve kurallara uymadığı tespit edilen sürücülere, cezai işlem uyguladı.








Denetimde durdurulan bir araçta yolcu konumunda bulunan Serhat Küçük, "Bolu gerçekten çok huzurlu bir yer, polislerimiz sayesinde. Denetimler yarar sağlıyor sık sık yapılmalı" dedi.















Kocaeli'nde akran zorbalığı

Kocaeli'nin Gebze ilçesinde TikTok üzerinden yapılan "beğeni" yüzünden çıktığı iddia edilen tartışmada 16 yaşındaki şüpheli tarafından bıçaklanan 17 yaşındaki lise öğrencisi Erencan Alparslan ağır yaralandı. Dalağı alınan gencin yoğun bakımda tedavisi sürerken, olayın şüphelisi tutuklandı. Erencan Alparslan'ın annesi gözyaşlarıyla, "Geçtiğimiz hafta doğum gününü kutladık, bu olay sonrasında adeta oğlum yeniden doğdu" dedi   

29.06.2026 18:10:00
Haber Merkezi
 
Kocaeli'nde akran zorbalığı
Kocaeli'nde akran zorbalığı
İddiaya göre, 26 Haziran'da Ali Kuşçu Parkı'nda İ.O. (16), 11. sınıf öğrencisi Erencan Alparslan'ı (17)  sevgilisine beğeni attığını öne sürerek bıçakla kovalamaya başladı. İ.O.'nun, kovalamaca sonucu yere düşen Erencan'ı iki kez bıçakladığı öğrenildi. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine gelen sağlık ekiplerince ilk müdahalesi yapılan ağır yaralı Erencan Alparslan, ambulansla hastaneye kaldırıldı. 

Ameliyata alınan gencin dalağının alındığı öğrenildi. Olayın ardından polis ekiplerince gözaltına alınan şüpheli İ.O, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği adli makamlarca tutuklanarak cezaevine gönderildi. Kocaeli Şehir Hastanesi yoğun bakım ünitesinde tedavisi devam eden Alparslan'ın sağlık durumunda iyileşme gözlendiği bildirildi. 

Erencan'ın 19 Haziran'da doğum gününü kutladığı, olaydan bir gün sonra karnesini alacağı da öğrenildi.






"Oğlum bıçağı görünce kaçmış ancak düşmüş"

Hastanede oğullarından gelecek iyi haberi bekleyen aile ise yaşananlara tepki gösterdi. Baba Ersin Alparslan, oğlunun karne almak için iş yerinden izin aldığını belirterek, "Olay kız muhabbetiymiş. Benim oğlum, bir çocuğun kız arkadaşına TikTok'tan beğeni veya mesaj atmış. Olay bundan ibaret. Oğlum normalde cumartesi günü karne alacaktı. Erencan, perşembe günü ustasından karne için izin almış. Benim de haberim yok. Cuma günü sabah işe gitti diye gönderdiğim evladım o gün hiç işe gitmemiş. Benim oğlumu şahıs mı çağırıyor, yoksa karşılaşıyorlar mı bilmiyorum. Oğlum bıçağı görünce kaçmış ancak düşünce şahıs orada bıçağı oğlumun kalbinin altına bıçağı saplıyor. Erencan cuma gününden beri yoğun bakım ünitesinde tedavi görüyor. Şu an dalağı alındı" dedi.






"Çocuğumun hayalleri vardı"

Ersin Alparslan, sözlerini şöyle noktaladı:

"Şüpheli de 16 yaşında. Biz ilk önce tutuksuz sanıyorduk ancak yetkili mercilerden bize ulaşıldı. Şu an Ankara Sincan Kapalı Cezaevi'ndeymiş. Çocuğumun hayalleri vardı. Amcası gibi asker olmak istiyordu.mBelki koşmayacak veya bisiklet süremeyecek. Sonuçta bir organı eksildi. Ciğeri ve diyaframı da zarar gördü, dalağını kurtaramadılar."






"Oğlumun dediğine göre şüpheli celallenmiş"

Anne Serpil Alparslan ise "Oğlum 4 gündür yoğun bakımda. Doktorlar durumun iyiye gittiğini söylüyor, Allah'ıma çok şükür. Allah bize tekrar çocuğumuzu bağışladı. Bunun daha kötüsü de olabilirdi. Adalet istiyoruz. Oğlum sadece beğeni atmış. Oğlum arkadaşına 'Bu kıza sahip çık' demiş. Sonra da ne olduysa oğlumun dediğine göre şüpheli celallenmiş. Herkes çocuğuna sahip çıksın. Ben çocuğumun nefesine kadar kontrol ediyorum. Çocuklarınızı boş bırakmayın. Zor bir zamandayız. Nereden zarar geleceğini bilemiyoruz" diye konuştu.






"Beğeni attı diye oğlum bu hale geldi"

Adaletin yerini bulmasını talep eden Serpil Alparslan, "Adalet istiyorum. Şüpheliye en ağır ceza verilsin. Daha kötü de sonuçlanabilirdi, oğlum ölebilirdi. Geçen hafta Erencan'ın doğum günüydü. Bu olay sonrası oğlum adeta yeniden doğdu. Allah onu bize bağışladı. 4 çocuğum var ama Erencan gözümün ilk nuru. Oğlumun şu an servise çıkmasını bekliyoruz. Beğeni attı diye oğlum bu hale geldi. Sadece arkadaşına 'kıza sahip çık' diye uyarıda bulunmuş. Cumartesi günü oğlum karne alacaktı" diyerek ağladı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.