Suriye Ulusal Konseyi'nin (SUK) başına bir Hıristiyan olan George Sabra’nın getirilmesini
Başbakan Erdoğan, “manidar” olarak niteledi.
Ve bu konuyu Obama ile yüz yüze görüşebileceğini ifade etti.
Bu olay çok manidardır ama asla sürpriz
değildir.
Çünkü İslam coğrafyasını işgale niyetlenmiş, Ortadoğu’yu kan gölüne çevirmiş ABD2nini çok mübarek birini isyan hareketinin başına getirmesini beklenemezdi.
Evet, ABD ve İngiltere Suriye krizinde Türkiye’yi dışlayarak müdahil olduklarından beri her saldırıdan sonra Suriyeli isyancılardan duyulan tekbir sesleri artık duyulmaz oldu.
Tekbir sesleri yerini istavroz çıkarmaya bırakmış gibi görünüyor.
Zira liderleri bir Hıristiyan olan isyancıların tekbirleri inandırıcılığını iyice kaybetti.
Suriye’de isyan hareketinin başına bir Hıristiyan’ın getirilmesi ABD’nin Suriye konusundaki stratejisinin değiştiğinin göstergelerinden biri.
Suriye’de isyan hareketinin sözde bile olsa bir İslam karakteri göstermesinden rahatsız olan batılılar muhatap olarak kendi belirledikleri bir kişiyi seçti. Sabra, Suriye’de olaylar patlak verir vermez soluğu Paris’te alan bir kişi. Sıkıştığında Sabra’nın kaçıp sığındığı kucak, efendilerinin de kimler olduğunu göstermektedir.
Bu strateji değişikliğinin bir sebebi de toplama isyancıların tekbir getirmelerine rağmen başta Suriye ve Türk halkı olmak üzere bölgedeki Müslüman halkları Suriye konusunda ikna edememiş olmalarıdır.
Kamu binalarının tepesinden insanları canlı canlı aşağı atarken getirdikleri tekbirler, isyancıların Müslüman olduklarını ispatlayamamış ama yaptıkları iş cani olduklarını göstermişti.
Şimdi oyunu tutmayan batılılar, Suriye’deki isyanı gerçek kimliğine döndürdüler.
Evet, Suriye’deki isyan bir halk hareketi değildi. Bunu başından beri aklıselimle olayları değerlendiren herkes tespit etmişti.
Libya ve Mısır’da olduğu gibi Suriye’de de Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) versiyonu olan Arap Baharı’nın gerekleri yerine getirildi.
BOP ortaya konulduğunda dönemin ABD Başkanı Bush ‘Haçlı Savaşı’ başladığını ifade etmişti.
Haçlı karakterli olduğundan şüphe olmayan BOP’un bir versiyonu olan Arap Baharı’nın da Haçlı olmasından daha doğal bir şey olamazdı zaten.
Bundan dolayıdır ki Suriye’de isyan hareketi gerçek kimliğine, yani Haçlı kimliğine bürünmüştür.
Maskesi düşen Haçlı planları inşallah Müslümanların Suriye’de olan biteni anlamalarını sağlar.
Belki bu sayede siyasilerin Haçlı projelerde taşeron olmalarının önüne geçilebilir.
Başbakan Erdoğan, “manidar” olarak niteledi.
Ve bu konuyu Obama ile yüz yüze görüşebileceğini ifade etti.
Bu olay çok manidardır ama asla sürpriz
değildir.
Çünkü İslam coğrafyasını işgale niyetlenmiş, Ortadoğu’yu kan gölüne çevirmiş ABD2nini çok mübarek birini isyan hareketinin başına getirmesini beklenemezdi.
Evet, ABD ve İngiltere Suriye krizinde Türkiye’yi dışlayarak müdahil olduklarından beri her saldırıdan sonra Suriyeli isyancılardan duyulan tekbir sesleri artık duyulmaz oldu.
Tekbir sesleri yerini istavroz çıkarmaya bırakmış gibi görünüyor.
Zira liderleri bir Hıristiyan olan isyancıların tekbirleri inandırıcılığını iyice kaybetti.
Suriye’de isyan hareketinin başına bir Hıristiyan’ın getirilmesi ABD’nin Suriye konusundaki stratejisinin değiştiğinin göstergelerinden biri.
Suriye’de isyan hareketinin sözde bile olsa bir İslam karakteri göstermesinden rahatsız olan batılılar muhatap olarak kendi belirledikleri bir kişiyi seçti. Sabra, Suriye’de olaylar patlak verir vermez soluğu Paris’te alan bir kişi. Sıkıştığında Sabra’nın kaçıp sığındığı kucak, efendilerinin de kimler olduğunu göstermektedir.
Bu strateji değişikliğinin bir sebebi de toplama isyancıların tekbir getirmelerine rağmen başta Suriye ve Türk halkı olmak üzere bölgedeki Müslüman halkları Suriye konusunda ikna edememiş olmalarıdır.
Kamu binalarının tepesinden insanları canlı canlı aşağı atarken getirdikleri tekbirler, isyancıların Müslüman olduklarını ispatlayamamış ama yaptıkları iş cani olduklarını göstermişti.
Şimdi oyunu tutmayan batılılar, Suriye’deki isyanı gerçek kimliğine döndürdüler.
Evet, Suriye’deki isyan bir halk hareketi değildi. Bunu başından beri aklıselimle olayları değerlendiren herkes tespit etmişti.
Libya ve Mısır’da olduğu gibi Suriye’de de Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) versiyonu olan Arap Baharı’nın gerekleri yerine getirildi.
BOP ortaya konulduğunda dönemin ABD Başkanı Bush ‘Haçlı Savaşı’ başladığını ifade etmişti.
Haçlı karakterli olduğundan şüphe olmayan BOP’un bir versiyonu olan Arap Baharı’nın da Haçlı olmasından daha doğal bir şey olamazdı zaten.
Bundan dolayıdır ki Suriye’de isyan hareketi gerçek kimliğine, yani Haçlı kimliğine bürünmüştür.
Maskesi düşen Haçlı planları inşallah Müslümanların Suriye’de olan biteni anlamalarını sağlar.
Belki bu sayede siyasilerin Haçlı projelerde taşeron olmalarının önüne geçilebilir.
Orhan Dede / diğer yazıları
- PKK’nın yerini DEAŞ mı dolduracak? / 31.12.2025
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024






















































