logo
07 EKİM 2026

Tarım ve hayvancılığa genel bakış -2-

Ülkemizde 1932 yılında buğday ile başlayan taban fiyat uygulaması,1992 yılında 26 ürüne çıkartılmışken; 5 Nisan 1994 yılında alınan kararlarla başlayan süreçte önce destekleme hububat, şeker pancarı, tütün ve çay ile sınırlandırıldı; bu arada tarım satış kooperatiflerinin hazineden aldığı desteklere de son verilerek tarım tamamı ile sahipsiz bırakıldı

07.10.2026 00:51:00
Haber Merkezi
 
Tarım ve hayvancılığa genel bakış -2-
Tarım ve hayvancılığa genel bakış -2-
Ülkemizde 1932 yılında buğday ile başlayan taban fiyat uygulaması,1992 yılında 26 ürüne çıkartılmışken; 5 Nisan 1994 yılında alınan kararlarla başlayan süreçte önce destekleme hububat, şeker pancarı, tütün ve çay ile sınırlandırıldı; bu arada tarım satış kooperatiflerinin hazineden aldığı desteklere de son verilerek tarım tamamı ile sahipsiz bırakıldı.

AB direktifleri doğrultusunda hazırlanan 2013 Stratejik Kalkınma çerçevesinde 10 milyona yakın kişinin tarım sahasından çıkarılması hedeflenmektedir.

Gelişmiş ülkeler ise tarıma çok yüksek oranlarda destek vermekte; böylelikle hem gelişme yolunda olan geri kalmış ülkelerin kalkınmaları için gerekli olan tarımsal alandaki rekabet şansları ellerinden alınarak kalkınmaları engellenmekte, hem de işsizliğin bu ülkelerde artmasına sebep olunmaktadır.

Diğer taraftan gelişmiş ülkeler kendi ellerindeki tarım stoklarına bu sayede pazar oluşturmaktadırlar. Hepsinden önemlisi gelişmekte olan ülkeleri kendilerine bağımlı hale getirmektedirler.

ABD eski Dışişleri Bakanlarından Henry Kissenger 1970 yılında çok manidar bir tespitte bulunmuştu: "Birleşik Devletlerin yiyecek silahı, Arap petrol kartellerinin elindeki petrol silahı ile boy ölçüşecek durumdadır." 

Gerçekten de "yiyecek silahı" günümüzde kullanılan çok önemli bir silahtır ve hayatın devamında, enerji kaynakları kadar değerli ve stratejiktir.

2004 yılında OECD ülkelerinin tarıma verdikleri destek 279 milyar dolar düzeyindedir.

2006 yılı AB bütçesi 111.9 milyar dolar iken, bunun 56.3 milyar Euro yani %50.3 'ü tarımın desteklenmesine ayrılmıştır. 2007 bütçesinde ise tarıma ayrılan destek 57.2 milyar Euro'dur.  2017 yılında ise AB içerisinde yaşanan tüm bütçe daralmalarına rağmen tarıma verdikleri destek 60.191 milyar Euro olmuştur.  AB'de tarımda kişibaşına destek 1990 yılında 10.700 Euro iken, 2002 yılında bu rakam 17.200 Euroya çıkmıştır. 







ABD'de ise destekleme rakamları daha da yüksektir. ABD'de Tarım Bakanlığı üzerinden tarıma ayrılan bütçe 2004 yılında 72 milyar dolar iken, 2005 yılında bu rakam 85. 284 milyar dolara, 2006 yılında ise 95.712 milyar dolara çıkartılmıştır. Ayrıca 30 milyar doları aşan kredi desteği mevcuttur. Örneğin 2005 yılında ayrılan kredi rakamı toplamı 31.194 milyar Dolardır.

Sistemin nasıl işlediğini anlamak için, 1962 yılında oluşturulan AB Ortak Tarım politikalarına (OTP) ana hatları ile bir göz atalım…

1962 yılında Roma Antlaşması ile birlikte OTP ve FEOGA (Avrupa Tarımsal Yönlendirme ve Garanti Fonu) aynı zamanda hayata geçirilmiştir.

OTP ile temel yaklaşım, AB bölgesi ile dış dünya ikiye ayrılmaktadır. İçeride dünya fiyatlarının üzerinde ve AB çiftçisini memnun edecek bir hedef fiyat belirlenmekte; ithal ürünlere ise prelevman vergiler uygulanarak ithal ürünlerin fiyatı iç piyasa fiyatlarına çıkarılmaktadır.

İç piyasada ürünün fiyatı, hedef fiyat seviyesinin altına düşmesine müsaade edilmemekte; talep fazlası ürünler, kamu kurumları tarafından alınarak stoklanmaktadır İhraç ürünleri için ise içerideki fiyat, dış piyasa fiyatlarından pahalı olduğu için ihracat desteklenmesi (restitution) yapılarak tarım üreticisi desteklenmektedir. Bu sayede dış piyasa fiyatları da baskı altına alınarak düşürülmekte; böylece tarıma dayalı kalkınma yolunu seçen birçok gelişmekte olan ülkenin ticareti ağır darbeler almaktadır.

Bütün bu uygulamalar, gelişmiş ülkelerde tarımsal üretimi arttırırken, gelişmekte olan ülkelere rekabet şansı tanımamakta, hatta gelişmekte veya geri kalmış olan ülkelerin tarım sektörünü daralmaya zorlamaktadır.







ABD, tarımın stratejik önemini dikkate alarak yaptığı çalışmalarla, dünya tahıl ticaretinin kontrolünü ele geçirmiştir.

Birleşik Devletlerin tarım programında yüksek meblağlarda tarımı destekleme fonları ayrılırken; üretilen tarım ürünlerinin tamamı, aynı zamanda devlet koruması altında bulunmaktadır. Yabancı tarım ürünlerinin ABD'ye girmesinde de ciddi kotalar vardır. Sadece yeterince üretilmeyen veya hiç üretilmeyen ürünlerin ABD'ye gümrüksüz girmesine izin verilmektedir.

Nitekim Amerikalı ekonomist Hanry Magdof, "Amerikan endüstrisi ve tarımının kotalarla ve özel anlaşmalarla korunması, ABD'nin uluslararası ekonomi politikasının yaşamsal bir unsudur" demektedir. 

Ayrıca gelişmiş ülkelerde konumlanmış dev tarım şirketleri, GATT anlaşmaları ile tohum sattıkları ülkelerle çeşitli anlaşmalar yaparak ve ürettikleri tohumların genetik yapılarını değiştirerek; bir yıldan fazla kullanılmayan tohumları, azgelişmiş ülkelere vermişler ve bu yöntemle söz konusu ülkeleri tarımda tamamen dışa bağımlı hale getirmişlerdir. Tarım yapılmasına imkan tanınan sınırlı sahalarda ise intihar eden tohumlardan yararlanılarak ülkelerin tam bağımlı hale getirilmesi ise bir başka yöntemdir.







Burada bir hususa daha dikkat çekmek istiyoruz... Tarım ürünlerinin ekimine getirilen kısıtlamalar, sübvansiyonların kaldırılması ve sınırlı sahalarda yapılan ekimlerde intihar eden tohumların kullanılması gibi yöntemlerle tarımın tamamen dışa bağımlı olması ve bitirilmesi; çiftçiyi geçinebileceği yeni iş alanları aramaya yöneltmektedir.

Tarımla uğraşmayı bırakan pek çok çiftçi, topraklarını da işe yaramıyor gerekçesiyle paraya çevirmekte; bu topraklara talip olan yabancılara ederinin altında meblağlara satmaktadır. Bu durum, toprağın stratejik önemi düşünüldüğünde, ülke topraklarının vatandaşlarının rızası ile yabancılara satılmasıdır.

Ülkenin çeşitli yerlerinde yabancılara ait büyük miktarlarda tapulu arazilerin bulunmasının, muhtemel parçalanmanın önünü açması kaçınılmazdır.

Toprağa dayalı her sektörü ele geçirmeye kararlı global güçler, yaptıkları çalışmalarla bunu başarırken; aslında devletlere ait olan toprakları da ele geçirmektedirler. Bu durum, vatan topraklarının silahsız ele geçirilmesinden başka bir şey değildir.

Milli Devlet'in tarımı stratejik bağlamda ele alması, köklü toprak reformunu projelendirmesi, milletin efendisi olan köylümüzü–çiftçimizi zengin ve müreffeh kılmanın yanı sıra vatan toprağının üzerinde oynanan oyunları da boşa çıkarmaktadır. Getirilen kısıtlamalar, sadece IMF veya Dünya Bankası programlarında yer almamaktadır.

Transatlantik Ekonomik Ortaklığı (TEO) adıyla hazırlanan bir taslağa göre, globalizmin azgelişmiş ülkelerden istediği tarım reformlarından bazıları şöyledir: Özellikle soya ve transgenic pirinç gibi ABD'nin tekelinde bulunan tohumlar için, patent haklarına mutlak uyulacak ve üye ülkelerin açlık riskine karşı stok yapmalarına sınırlama getirilecektir.







Bugün gelişmiş ülkeler, kendi çiftçisini, üreticisini, kendi tarım sektörünü yabancı ülkelere karşı sıkı bir şekilde korumakta; ancak azgelişmiş veya gelişmekte olan ülkelere ise Serbest Piyasa Ekonomisi adı altında tam tersi uygulamalar tavsiye edilmektedir.

Gelişmiş ülkelerin tarımda uyguladıkları diğer ülkelerin ekonomilerini tahrip eden bu tarz politikalar bugün artık kendilerine de zarar vermektedir. Bu uygulamaları şöyle özetleyebiliriz:

a– İç piyasada verilen desteklemeler, tarım ürünlerinin pahalı olmasına sebep olmakta; bu da tüketiciye yansımaktadır.

b– Ürün fazlalıkları, stok maliyetlerini beraberinde getirmekte; tahıl stokları her geçen gün artmaktadır.

c– Verimliliği arttırmak için hormonlu ürünlerin tercih edilmesi, ekolojik tarımdan bu ülkeleri koparmakta; elde edilen ürünlerin insan sağlığını riske eden etkileri tartışılmaktadır.

Ürün stoklarını azaltmak için gidilen doğrudan gelir desteği uygulaması için ayrılan fonlardan, daha çok büyük toprak sahiplerinin istifade etmesi sağlamıştır. Bu desteklerden büyük işletmeler istifade etmesi, ülke genelindeki gelir dağılımında adaletsizliği körüklemiştir. AB'de desteklerin %70'ini, nüfusun %20'lik kısmına karşılık gelen büyük çiftlikler almaktadır. 

Milli Devlet'in tarıma yaklaşımı, bugün sadece gelişmekte olan ülkeler için değil; gelişmiş kabul edilen ülkeler için de, tarımda içine düştükleri problemlerden onları kurtaracak çözümler sunmaktadır." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli) 

Çocukların gürültüsü kavgaya dönüştü: Zincir, keser, sopa, bıçak...

Adana'da çocukların çıkardığı gürültü nedeniyle başlayan tartışma zincir, keser, sopa ve bıçakların kullanıldığı kavgaya dönüştü. Olayda aynı aileden 3 kişi yaralanırken, gözaltına alınan 3 şüpheli ifadelerinin ardından serbest bırakıldı. Kavga anları ise güvenlik kamerasına yansıdı

06.10.2026 14:32:00
İHA
 
Çocukların gürültüsü kavgaya dönüştü: Zincir, keser, sopa, bıçak...
Çocukların gürültüsü kavgaya dönüştü: Zincir, keser, sopa, bıçak...
Olay, 12 Eylül'de merkez Seyhan ilçesi Yeni Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, Serpil Ulusoy, sokakta oynayan komşularının çocuklarını çıkardıkları gürültü nedeniyle uyardı. Bunun üzerine çocukların aileleri ile karşı taraf arasında tartışma çıktı. İhbar üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Ekiplerin müdahalesiyle taraflar sakinleştirildi.






Ancak ertesi gün S.K., N.K. ve H.İ.Ö.'nün de aralarında bulunduğu aile üyeleri, ellerinde zincir, keser, sopa ve bıçaklarla Serpil Ulusoy'un yaşadığı evin önüne geldi. Burada taraflar arasında yeniden tartışma çıktı. Kısa sürede büyüyen tartışma kavgaya dönüştü.








Çıkan kavgada Serpil Ulusoy, Mehmet Ulusoy ve Emre Ulusoy yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralılar, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulanslarla hastaneye kaldırıldı.

Hastanede tedavileri yapılan Ulusoy ailesi, darp raporu aldıktan sonra polis merkezine giderek şüphelilerden şikayetçi oldu. Polis ekiplerince gözaltına alınan S.K., N.K. ve H.İ.Ö., ifadelerinin ardından serbest bırakıldı.









Öte yandan zincir, keser, sopa ve bıçakların kullanıldığı kavga anları çevredeki bir güvenlik kamerası tarafından saniye saniye kaydedildi.

Saldırıya uğrayan Emre Ulusoy, karşı tarafın evlerini bastığını söyleyerek, "Evimize zincir, bıçak, keserlerle geldiler. Kafama keserle vurdular, anneme zincirle vurdular. Bu adamlar ertesi gün serbest kaldı adalet istiyoruz" dedi.









Mehmet Ulusoy ise eşini baygınken bile darp etmeye devam ettiklerini belirterek, "Benim çocuğumun kafasına keserle vurdular. Benim çocuğum ölebilirdi. Köyden geldiler gece bu olayı organize ettiler sabah yaptılar. Bizi kameraya çektirdiler. Benim çocuğum, eşim ölse kim verecek hesabını. Ben adalet istiyorum" diye konuştu.








Serpil Ulusoy da hasta olduğu için çocukları sessiz olmaları konusunda uyardığı kaydederek, "Olayın ardından karşımıza gelip gülüyorlar. Devletin adaletini istiyoruz. Evimi bastılar. Bıçakları zincirleri sallayarak üstümüze geliyorlar. Ben baygınken beni dövdüler. Biz o gün ölebilirdik" dedi.






Trabzon'un Maçka ilçesindeki T2 Tüneli'nde tehlikeli saatler

Trabzon'un Maçka ilçesinde bulunan T2 Tüneli'nde bugün öğle saatlerinde beton mikseri ile bir otomobilin çarpışması sonrasında otomobil alev aldı 

05.10.2026 15:02:00
İHA
 
Trabzon'un Maçka ilçesindeki T2 Tüneli'nde tehlikeli saatler
Trabzon'un Maçka ilçesindeki T2 Tüneli'nde tehlikeli saatler
Kaza sonrası Trabzon'dan Gümüşhane istikametine ulaşım dururken, tünel içinde yangın söndürme çalışması başlatıldı.






Alınan bilgiye göre, bugün saat 14.00 sıralarında Maçka ilçesi T2 Tüneli Gümüşhane istikametinde bir beton mikseri ile otomobilin çarpışması sonrasında kaza meydana geldi. 






Kaza nedeniyle otomobil alev alırken, tünelde ulaşım durdu. Yapılan ihbar üzerine bölgeye jandarma trafik ve itfaiye ekipleri sevk edilirken, yolda uzun araç kuyrukları oluştu. 






Yanan otomobilde bir kişinin bulunduğu öğrenilirken, yangın söndürme çalışmaları sürüyor.













Bursa'da fabrika yangınının bilançosu ortaya çıkt

Bursa'da mobilya üretimi yapılan fabrikada çıkan yangının ardından ekiplerin bölgedeki çalışmaları sürerken, fabrikanın yangın sonrası son hali havadan görüntülendi

05.10.2026 10:31:00
İhlas Haber Ajansı
 
Bursa'da fabrika yangınının bilançosu ortaya çıkt
Bursa'da fabrika yangınının bilançosu ortaya çıkt
Bursa'nın Nilüfer ilçesinde mobilya üretimi yapılan fabrikada çıkan yangının ardından ekiplerin bölgedeki çalışmaları sürerken, fabrikanın yangın sonrası son hali havadan görüntülendi.






Bursa-İzmir kara yolu Başköy mevkisinde mobilya üretimi yapılan fabrikada saat 06.05'te yangın çıktı. İhbar üzerine bölgeye Bursa Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığına bağlı 20 itfaiye aracı ile BUSKİ, Park ve Bahçeler, Tarım A.Ş. ve Nilüfer Belediyesine ait 10 su tankeri ile 1 kepçe sevk edildi. AFAD'a bağlı KBRN ekibi de tedbir amacıyla olay yerine gönderildi.







Ekiplerin yaklaşık 2,5 saat süren müdahalesinin ardından alevler kontrol altına alınırken, yangının ardından fabrikada büyük çapta hasar meydana geldi. Yangının bilançosu dron görüntülerine de yansıdı. Fabrikanın çatısının ve bazı bölümlerinin yangından zarar gördüğü görülürken, ekiplerin bölgede soğutma çalışmalarını sürdürdüğü öğrenildi.







Öte yandan, yangın sırasında yükselen yoğun siyah dumanlar Bursa-İzmir kara yolunun birçok noktasından görüldü. Yangının çıkış sebebinin belirlenmesi için başlatılan soruşturma sürüyor.

Siirt'te terör örgütü PKK'nın katlettiği 37 kişi törenle anıldı

Siirt'in Şirvan ilçesine bağlı Daltepe ve Kalkancık köylerinde 33 yıl önce bölücü terör örgütü PKK mensuplarınca katledilen, çoğunluğu çocuk ve kadınlardan oluşan 37 vatandaş törenle anıldı

05.10.2026 03:00:00 / Güncelleme: 05.10.2026 05:25:30
Haber Merkezi
 
Siirt'te terör örgütü PKK'nın katlettiği 37 kişi törenle anıldı
Siirt'te terör örgütü PKK'nın katlettiği 37 kişi törenle anıldı
Valilik himayesinde Şirvan Kaymakamlığı tarafından Daltepe ve Kalkancık şehitliklerinde düzenlenen anma programı, Kur'an-ı Kerim tilaveti ve şehitler için yapılan dualarla başladı.








Törende konuşan Siirt Valisi Kemal Kızılkaya, 1993 yılında terör örgütü tarafından gerçekleştirilen hain saldırıda hayatını kaybeden 37 vatandaşın hatırasını yaşatmak üzere bir araya geldiklerini ifade etti.









Aradan geçen yıllara rağmen acının yüreklerdeki tazeliğini koruduğunu belirten Vali Kızılkaya, "Bölücü terör örgütü mensupları tarafından gerçekleştirilen hain saldırıda kadınlar, yaşlılar ve çocukların da aralarında bulunduğu 37 masum şehit edilmiştir. Aralarında henüz adı dahi konulmamış bebeklerin ve yalnızca 8 aylık Gülcan bebeğin de bulunması, yaşanan vahşetin ve insanlık dışı saldırının acısını daha da derinleştirmektedir. Onlar bu toprakların evlatları, anneleri, babaları, kardeşleri ve çocuklarıydı. Onların acısı yalnızca ailelerinin değil, milletimizin ortak acısıdır" dedi.
 







Törende konuşan Şirvan Kaymakamı Ertuğrul Bayram ise aziz şehitlerin emanetlerine her zaman sahip çıkacaklarını kaydederek, tüm şehitlere Allah'tan rahmet diledi.
Konuşmaların ardından protokolden isimler ve vatandaşlar şehit kabirlerini ziyaret ederek dualar okudu ve kabirlere kırmızı güller bıraktı.
 







Anma programına Siirt Valisi Kemal Kızılkaya, Şirvan Kaymakamı Ertuğrul Bayram, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Ceylan Yaman, İl Emniyet Müdürü Mehmet Özdemir, kurum müdürleri, şehit yakınları ve çok sayıda vatandaş katıldı.






33 yıl önce ne yaşanmıştı?

4 Ekim 1993 tarihinde gerçekleşen Daltepe ve Kalkancık katliamı, bölücü terör örgütü PKK'nın sivil halka yönelik gerçekleştirdiği en acımasız ve vahşi saldırılardan biridir. 
 
Siirt'in Şirvan ilçesine bağlı bu iki komşu köyde gerçekleşen hain gece baskınında, 27 sivil vatandaş ve 10 güvenlik korucusu olmak üzere toplam 37 vatandaşımız şehit edilmiştir. 
 
Katliama dair öne çıkan tarihi detaylar ve yaşananlar şu şekildedir:






Yaklaşık 70 kişiden oluşan ağır silahlı bir PKK'lı terörist grubu, gece saatlerinde Daltepe köyüne baskın düzenlemiştir. Teröristler ilk olarak köydeki geçici köy korucularından silahlarını bırakıp teslim olmalarını istemiştir. 
 
Korucuların vatanı savunmak adına ateşle karşılık vermesi üzerine çatışma çıkmıştır. Ağır silahlar kullanan teröristler korucuları etkisiz hale getirdikten sonra, korucu ailelerini ve baskından kaçmaya çalışan masum köylüleri köy camisinde toplamıştır. 
 
Katledilen 37 kişinin büyük çoğunluğunu kadınlar, yaşlılar ve kundaktaki bebekler oluşturmaktadır. Şehitler arasında henüz 8 aylık olan Gülcan bebek ve nüfusa kaydı dahi yapılamamış, adı konulmamış birkaç aylık bebekler bulunmaktadır. Teröristler, annelerinin kucağındaki bebekleri dahi ateşe atarak veya kurşunlayarak katletmiştir. 
 
Katliam sırasında köy meydanında ve camide yapılan infazların yanı sıra, köylülerin sığındığı evler el bombaları ile havaya uçurulmuş ve ateşe verilmiştir.
 
Tarihe kara bir leke olarak geçen bu insanlık dışı katliamın kurbanları, her yıl 4-5 Ekim tarihlerinde Siirt Valiliği ve Şirvan Kaymakamlığı tarafından Daltepe ve Kalkancık şehitliklerinde düzenlenen resmi törenlerle dualarla anılmaktadır. 

Konya merkezli 8 ilde FETÖ operasyonu: 5 şüpheli tutuklandı

Konya merkezli 8 ilde FETÖ'nün askeri mahrem yapılanmasına yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 20 şüpheliden 5'i tutuklandı, 15'i adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı

03.10.2026 12:09:00
İHA
 
Konya merkezli 8 ilde FETÖ operasyonu: 5 şüpheli tutuklandı
Konya merkezli 8 ilde FETÖ operasyonu: 5 şüpheli tutuklandı
Edinilen bilgiye göre, Konya Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün askeri mahrem yapılanmasına yönelik çalışma başlattı.






Ekiplerin yürüttüğü çalışmalar kapsamında, FETÖ ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu değerlendirilen şüphelilerin bulunduğu belirlendi. Konya merkezli 8 ilde düzenlenen operasyonlarda 20 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. 






Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 5'i çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Diğer 15 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.








Konya Emniyet Müdürlüğü tarafından, suç ve suçluyla mücadele çalışmalarının kararlılıkla sürdürüleceği bildirildi.

Konya'da yeni obruk oluştu

Konya'nın Karapınar ilçesinde pancar ekili tarlada yeni bir obruk oluştu

02.10.2026 14:04:00
İHA
 
Konya'da yeni obruk oluştu
Konya'da yeni obruk oluştu
Obruk, Fevzipaşa Mahallesi'nde pancar ekili bir tarlada meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, obruk bölgede çalışma yapan bir işçi tarafından fark edildi.






Pancar ekili tarlada oluşan obruğun yakın zamanda meydana geldiği tahmin edilirken, yaklaşık 15 metre çapında ve 8 metre derinliğinde olduğu belirtildi. Obruğu fark eden işçi, durumu vakit kaybetmeden belediye ekiplerine bildirdi. 






İhbar üzerine bölgeye gelen ekipler, obruk çevresinde incelemelerde bulundu. Obruğun tarla yollarına yakın olması nedeniyle çevrede güvenlik tedbirleri alındı. Ekiplerin bölgede gerekli kontrolleri sürdürdüğü öğrenildi.








Karapınar'da son yıllarda farklı bölgelerde meydana gelen obruklar, tarım arazileri ve ulaşım güzergahları açısından da dikkat çekmeye devam ediyor.

Güllü davasının ilk duruşması için tanık Nur Sultan Ulu Yalova Adliyesi'nde

Yalova'da geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden, kamuoyunda 'Güllü' adıyla tanınan sanatçı Gül Tut'un ölümüne ilişkin davanın ilk duruşması için Güllü'nün kızının arkadaşı Nur Sultan Ulu Yalova Adliyesi'ne geldi

01.10.2026 13:30:00
İHA
 
Güllü davasının ilk duruşması için tanık Nur Sultan Ulu Yalova Adliyesi'nde
Güllü davasının ilk duruşması için tanık Nur Sultan Ulu Yalova Adliyesi'nde
Güllü'nün 26 Eylül 2025 tarihinde Çınarcık ilçesindeki evinin 6'ncı katındaki pencereden düşerek hayatını kaybetmesinin ardından başlatılan soruşturma kapsamında dava açılmıştı.






Davanın ilk duruşması bugün Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülüyor. Tutuklu sanık Tuğyan Ülkem Gülter'in 'tasarlayarak üst soya karşı kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılandığı davada, olay sırasında evde bulunan Sultan Nur Ulu hakkında ise 'yalan tanıklık' suçundan 4 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.








Tuğberk'in ardından Sultan Ulu da ilk duruşma için Yalova Adliyesi'ne geldi. Davada görgü tanığı olarak yer alan Sultan Ulu'nun, olayla ilgili bildikleri ve tanıklığı duruşmanın önemli başlıkları arasında yer alıyor.








Sultan Ulu, ilk duruşma öncesinde adliyeye gelerek duruşmanın başlamasını beklemeye başladı.

Motosiklet camiasının ‘Dayı’sına hüzünlü veda

Sosyal medyada "Motovlogcu Dayı" olarak tanınan ve İzmir’in Dikili ilçesinde geçirdiği trajik trafik kazasında hayatını kaybeden ünlü içerik üreticisi Cumhur Kahriman, İstanbul’da binlerce motosikletlinin katıldığı duygu dolu bir törenle son yolculuğuna uğurlandı

30.09.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
Motosiklet camiasının ‘Dayı’sına hüzünlü veda
Motosiklet camiasının ‘Dayı’sına hüzünlü veda
Motosiklet dünyasının yakından tanıdığı, trafik güvenliği, kurallar ve kuryelerin yaşadığı sorunlara yönelik hazırladığı videolarla milyonların sevgisini kazanan 46 yaşındaki Cumhur Kahriman (Motovlogcu Dayı), 27 Eylül akşamı İzmir'in Dikili ilçesinde feci bir kaza geçirmişti.

34 GMM 853 plakalı motosikletiyle seyir halindeyken bir TIR ile çarpışan Kahriman, ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamayarak hayata gözlerini yummuştu.

Florya'da binlerce motorcu bir araya geldi

İzmir Adli Tıp Kurumu'ndaki işlemlerinin ardından ailesi tarafından teslim alınan Kahriman'ın cenazesi, İstanbul Küçükçekmece'deki evinin önünde helallik alınmasının ardından cenaze namazı için Florya Yeni Camii'ne getirildi. Öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazına; Kahriman'ın ailesi ve yakınlarının yanı sıra Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi ile Türkiye'nin dört bir yanından gelen binlerce motosiklet tutkunu katıldı.

Cami avlusuna sığmayan kalabalık sık sık gözyaşlarına boğulurken, dualar eşliğinde helallik alındı. Kılınan namazın ardından tabutu omuzlayan dostları ve takipçileri, Kahriman'ı defnedilmek üzere Esenyurt Gülbahçe Mezarlığı'na uğurladı.






Kilometrelerce uzanan duygu dolu kortej

Cenaze töreninin ardından, yüzlerce motosiklet sürücüsü cenaze aracının arkasında dev bir kortej oluşturdu. Florya'dan mezarlığa kadar uzanan yolda motorcular, camianın gür sesi olan "Dayı"larına kornalar basarak ve motorlarını bağırttırarak son görevlerini yerine getirdi.

"Bizim için devletle aramızda bir köprüydü"

Cenazede konuşan motosiklet camiasının önemli isimleri ve Kahriman'ın yakın arkadaşları, onun sadece bir fenomen değil, aynı zamanda motorcuların haklarını savunan bir lider olduğunu vurguladı.

Hakkı Topal (Arkadaşı): "Cumhur abimiz bizim sorunlarımızı dinler, yoldaki çukurları, eksiklikleri dile getirirdi. Adeta devletle aramızda bir bağlantı kurardı. Bugün trafikte motosikletliler olarak çok büyük zorluklar yaşıyoruz, o bu zorlukların aşılmasında hep öncüydü. Bir kolumuz koptu diyebiliriz."

Burçim Özsayar (Osmanlı Motosiklet Derneği Başkanı): "Motosiklet camiasının sorunlarını en yüksek sesle kamuoyuna duyuran liderlerden biriydi. Bu kazayı bir cinayet olarak görüyoruz. Motosikletlerin trafikte fark edilmesi için artık devletimizden yeni düzenlemeler bekliyoruz."






Kazadaki süreç takip ediliyor

Cenazeye katılan motorcular, kazaya karışan TIR sürücüsünün gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldığı ve ardından yeniden gözaltına alındığı yönündeki iddiaları hatırlatarak sürecin takipçisi olacaklarını ve adaletin yerini bulmasını istediklerini belirtti.

YouTube'da paylaştığı sürüş deneyimleri, mizahi videoları ve trafik farkındalığı içerikleriyle 35 milyonun üzerinde izlenmeye ulaşan "Motovlogcu Dayı", arkasında yollarda daha güvenli sürüş yapılabilmesi adına adanmış binden fazla eğitici video ve yasa boğulmuş bir camia bıraktı.

Aniden yola çıkan TIR'ın dorsesine çarptı

İzmir-Çanakkale kara yolunda seyir halinde olan Kahriman, aniden yola çıkan ve geniş açıyla manevra yapan bir TIR'ın dorsesine arkadan çarptı. Selektör yaparak durumu engellemeye çalışsa da çarpışmadan kaçamayan ünlü motorcu, olay yerinde yaşamını yitirdi. Kazanın ardından olay yerinden kaçan TIR sürücüsü jandarma ekiplerince yakalanarak gözaltına alındı.

Sakarya'da taşkın yaşanan mahalledeki son durum

Sakarya'nın Karasu ilçesinde kuvvetli sağanak yağış sonrası baraj sularının taşmasıyla sular altında kalan Darıçayırı Mahallesi'nde ekiplerin çalışması sonucu yaralar sarılmaya başlandı. Suların çekilmesiyle birlikte cadde ve sokaklar çamurdan temizlenerek yeniden trafiğe açılırken, ilçe genelinde 18 okulda eğitime verilen ara uzatıldı. Mahalledeki son durum ise havadan görüntülendi

30.09.2026 15:54:00
İHA
 
Sakarya'da taşkın yaşanan mahalledeki son durum
Sakarya'da taşkın yaşanan mahalledeki son durum
Sakarya genelinde 2 gündür etkisini sürdüren kuvvetli sağanak yağış neticesinde, Karasu ilçesi Darıçayırı Mahallesi'nde baraj bölgesinde biriken suların taşmasıyla mahalle merkezi, ev ve iş yerlerinin bodrum katları ile tarım arazileri sular altında kalmıştı. Su seviyesinin 1 metreyi aştığı ve yaklaşık 60 hanenin etkilendiği olayın ardından bölgede başlatılan temizlik ve ihya çalışmaları aralıksız devam ediyor.






Büyükşehir ve ilçe belediyesinden ortak seferberlik

Taşkının ardından Sakarya Büyükşehir Belediyesi ve Karasu Belediyesi ekipleri cadde, ara sokak ve kamu kurumlarında biriken çamur ile tortuları temizledi. Yürütülen yoğun çalışmalar neticesinde mahalledeki ulaşım yolları çamurdan arındırılarak yeniden araç trafiğine açıldı. Ekipler ayrıca kendi imkanlarıyla temizlik yapmakta zorlanan vatandaşların da ev ve bahçelerindeki su tahliyesi ile temizlik süreçlerine destek oldu. Bölgede herhangi bir can kaybı ve yaralanma yaşanmadı. Taşkın sırasında ahırlarda bulunan büyükbaş ve küçükbaş hayvanların da zamanında tahliye edilmesiyle herhangi bir olumsuzluk yaşanmadığı bildirildi. Ekipler mahalle genelinde zarar gören konut ve tarım arazilerinde hasar tespit çalışmalarını sürdürüyor.








Eğitime verilen ara genişletildi: 18 okul tatil

Öte yandan sel ve su baskını riskine karşı dün Şehit Oktay Demirci İlk ve Ortaokulu'nda ara verilen eğitimle ilgili yeni tedbirler alındı. Olumsuz hava şartları ve temizlik çalışmalarının devam etmesi sebebiyle ilçe genelinde tedbir amacıyla tatil edilen okul sayısı 18'e yükseltildi.








"Büyük boyutlara ulaştı"

Darıçayırı Mahallesi Muhtarı Ahmet Demiral ise bölgedeki taşkının öncekilere göre daha büyük zararlar verdiğini belirterek, "Mahallede yaşanan felaket, son yılların en büyük yağışını aldığı için büyük boyutlara ulaştı. Her zamankinden daha büyük oldu. SASKİ, Karasu Belediyesi, AFAD, Sahil Güvenlik, Jandarma ekiplerinden Allah razı olsun, hepsi müdahalesi yaptı. Yapmaya devam ediyorlar. DSİ Bölge Müdürü Kağan Şan geldi, bakan beyin talimatı ile. Bölgede yapılacak çalışmaları nihai sona vardırmak için bakan bey talimatı vermiş. Sular yeni çekildi, yeni çalışmalara başlayacağız. Ne kadar bir alanda ne kadar kişi, haneler ve işyerlerinin tespitlerini gelecek olan Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı ekibi, AFAD ekibi ile birlikte sağlayacağız" dedi.




















Fenomen motorcu Cumhur Kahraman son yolculuğuna uğurlandı

İzmir'de geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden motosiklet tutkunu sosyal medya fenomeni Cumhur Kahraman İstanbul'da düzenlenen cenaze törenin ardından son yolculuğuna uğurlandı. Kahraman'ı son yolculuğunda yalnız bırakmayan motosiklet tutkunlarının oluşturduğu konvoy havadan görüntülendi

30.09.2026 15:47:00
İHA
 
Fenomen motorcu Cumhur Kahraman son yolculuğuna uğurlandı
Fenomen motorcu Cumhur Kahraman son yolculuğuna uğurlandı
İzmir'in Dikili ilçesinde tırla çarpışması sonucu hayatını kaybeden "Motovlogcu Dayı" lakaplı Cumhur Kahraman için İstanbul Florya Yeni Camii'nde bir cenaze töreni düzenlendi. Cenaze törenine Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, Kahraman'ın ailesi, yakınları ve çok sayıda motosiklet tutkunu katıldı. Kahraman'ı son yolculuğunda yalnız bırakmayan motosiklet tutkunları konvoy oluşturdu. Oluşturulan konvoy havadan görüntülendi. Cumhur Kahraman, öğle namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrası, toprağa verilmek üzere Esenyurt Gülbahçe Mezarlığı'na götürüldü.






"Cumhur arkadaşımızın tıra vurduğu söyleniyor, böyle bir şey yok"

Cumhur Kahraman'ın arkadaşı Cemal Dalyan, "Cumhur Kahraman arkadaşımız çok bilinçli bir sürücüydü. Kesinlikle hız kurallarına, trafik kurallarına uyan bir arkadaşımızdı. Hiçbir zaman hız yapmazdı. Birçok arkadaşımız hız yapar, o kesinlikle yapmazdı. Soma Motosiklet Festivali'nde beraberdik. Festivalden sonra İzmir'de bir arkadaşını ziyarete geçti. Daha sonra Çanakkale'de bir arkadaşımız vardı, onun yanına gitmek için yola çıktı ve bu kaza gerçekleşti. Cumhur arkadaşımızın tıra vurduğu söyleniyor, böyle bir şey yok. Kamera görüntülerini gördük. Görüntüde tırın sol şeride kontrolsüz bir şekilde aniden girmesi sonucu dorsenin savrulmasından dolayı sol şeritte olan arkadaşımıza çarpmıştır" dedi.
Görkem Akbulak isimli motosiklet tutkunu ise, "Cumhur abimiz motosiklet camiasına çok emek veren bir insandı. Elinden gelen her şeyi yapardı. Aşırı derecede milliyetçi, cumhuriyetçi bir insandı. Her şeye değer veren, kanunu bilen bir insandı. Maalesef bizi üzdü, erkenden aramızdan ayrıldı. Çok üzgünüz. Allah geride kalanlara sabır ihsan eylesin" diye konuştu.








"Hala şaka gibi geliyor"

Nur Köseoğlu arkadaşı ise, "Çok üzgünüm. Cumhur'u ben çok eskiden beri tanıyorum. Camiamızın önemli değerlerinden biriydi. Motosiklet camiasına çok fazla şey yaptı. Yani sürekli, ben de bir motosiklet eğitmeniyim, özellikle gençlere çok önem verirdi. Biz eski motorcuların hepsi gençlerimizi korumak için üstümüze düşen görevleri yapıyoruz. O bunu fazlasıyla yapıyordu ve bunu sosyal medyada dile getiriyordu, esprili yollarla. Şaka yaptığını düşündüm. Daha önceden bu tarz şakaları vardı. Hâlâ şaka gibi geliyor" şeklinde konuştu.



























logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.