TCMB'den temmuz enflasyonuna karşı erken barikat
Küresel piyasalarda tırmanan enerji maliyetleri ve bölgesel çatışmalar dezenflasyon sürecini baskılarken, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Temmuz 2026 Para Politikası Kurulu toplantısında faiz oranını değiştirmeyerek sıkı duruşun korunacağı sinyalini verdi
Eyüp Kabil





Ekonomistlerin ve piyasa katılımcılarının tam mutabakatla beklediği bu karar, dezenflasyon patikasının korunması adına "ihtiyatlı şahin" duruşun bir süre daha devam edeceğini ortaya koydu.
Küresel riskler enflasyon tahminlerini yukarı çekti
Karar metninde öne çıkan en kritik başlık, küresel arenada tırmanan gerilimlerin makroekonomik dengeler üzerindeki etkisi oldu. Özellikle şubat ayında patlak veren bölgesel çatışmaların ardından petrol ve doğal gaz fiyatlarında yaşanan oynaklık, maliyet yönlü enflasyon baskılarını yeniden canlandırdı.
Uluslararası finans kuruluşlarından Deutsche Bank analizinde, küresel jeopolitik riskler ve enerji maliyetlerindeki artış sebebiyle Türkiye'de dezenflasyon sürecinin öngörülenden daha uzun sürebileceği vurgulandı. Bu durum, küresel yatırım bankalarının yakın dönemde bir faiz indirimi beklentisini tamamen ötelemesine yol açtı.
Temmuz ayında geçici enflasyon artışı bekleniyor
Merkez Bankası, haziran ayında yıllık bazda yüzde 32,11 olarak açıklanan tüketici enflasyonunun (TÜFE) ana eğiliminde sınırlı bir gerileme kaydedildiğini belirtti. Ancak öncü verilerin, temmuz ayında enflasyonun geçici bir yükseliş kaydedebileceğine işaret ettiği uyarısında bulunuldu.
TCMB Temmuz ayı Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarına göre;
• Yıl sonu TÜFE beklentisi: Yüzde 29,14'ten yüzde 29,21'e yükseldi.
• Yıl sonu Dolar/TL beklentisi: 51,55 TL seviyesine güncellendi.
• 12 ay sonrası kur beklentisi: 59,69 TL olarak kayıtlara geçti.
Merkez Bankası, fiyat istikrarı kalıcı olarak sağlanana kadar sıkı para politikası duruşunun talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden sürdürüleceğinin altını bir kez daha çizdi.
İç talepte belirgin zayıflama sinyalleri
Sıkı para politikasının reel ekonomi üzerindeki etkileri de karar metninde geniş yer buldu. Son aylarda uygulanan yüksek faiz ikliminin, iç talep tarafında belirgin bir zayıflamaya yol açtığı gözlendi.
Ekonomistler, iç talepteki bu soğumanın enflasyonu düşürme hedefiyle uyumlu olduğunu, ancak büyüme oranları ve üretim çarkları üzerindeki baskısının yakından izlenmesi gerektiğini savunuyor. Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında bir genişleme yaşanması durumunda ise Merkez Bankası'nın ilave makroihtiyati tedbirlerle parasal sıkılığı destekleyeceği açıklandı.
Faiz indirimleri ne zaman başlar?
Finans piyasaları, Merkez Bankası'nın şahin tondaki açıklamalarının ardından JPMorgan raporlarına yansıyan fiyatlamalara göre, 2026 yıl sonu politika faizini yüzde 36,6 seviyesinde öngörüyor. Bu durum, yılın son çeyreğine kadar sembolik adımlar dışında radikal bir faiz indirimi döngüsünün başlamayacağı algısını güçlendiriyor.
Mevcut yüksek faiz oranları, TL varlıklara olan ilgiyi canlı tutarak yabancı yatırımcıların küresel riskten kaçış dönemlerinde "carry trade" mekanizmalarıyla Türkiye pazarında kalmasını desteklemeye devam ediyor.





































































