logo
08 AĞUSTOS 2026

Tecelli durduğu an madde hiç olur

“Hamd göklerde ve yerde bulunanların hepsi kendisinin olan Allah’a mahsustur. Ahrette de hamd O’na mahsustur. O hikmet sahibidir (her şeyden) haberdar olandır” (Sebe: 1)

04.03.2026 00:10:00
Haber Merkezi
 
Tecelli durduğu an madde hiç olur
Tecelli durduğu an madde hiç olur
"Hamd göklerde ve yerde bulunanların hepsi kendisinin olan Allah'a mahsustur. Ahrette de hamd O'na mahsustur. O hikmet sahibidir (her şeyden) haberdar olandır" (Sebe: 1)

"Kullukta ilk vazife, Allah'a hamd etmektir. Zira hamd, ulemanın ifade ettiği gibi, nimete karşılık Allah'ı sena etmektir.

Hayata gelmek ilk lütuf olmak üzere, insanın gerek iç tabiatına ve gerekse dış tabiatına ait milyonlarca ikram vardır ki; bunların hepsi ve sahip olduğu daha nice imkânlar, hakkı olmadığı halde, Cenab–ı Hakk'ın lütfü ile şahsına ikram edilmiş hediyelerdir.







Bu hediyelerin mukabilinde kula düşen, Rabbine senâ etmesi, yani teşekkür etmesidir, hamd etmesidir. Bundan olacak ki, Kur'an–ı Kerim'in ilk suresinin ilk ayeti de bu gerçeği beyanla, "ElhamdülillahiRabbilalemin (Âlemlerin Rabbine hamd olsun) diye başlamaktadır.

Kainatı içine alan bu muazzam beyan, neyi anlatmıyor, neyi öğretmiyor ki? İslam itikadının temelini teşkil eden bu ayet–i kerime, Cenab–ı Hakk'ın rububiyetini tescil ile kainata ve insanda mevcut olan her oluşun ve varlığın koyucu ve devam ettiricisinin Allah olduğunu beyan etmektedir.







Yerçekimi kanunundan suyun kaldırma kuvvetine, ısınan havanın genişlemesinden bulutun suyu taşımasına, dilin tatmasından midenin hazmetmesine, insanın hayal etmesinden akletmesine ve evrenin mikro bütünlüğünden galaksiler çapındaki makro bütünlüğüne kadar her an dengeleri kuran ve koruyan, devam ettiren işte O, Rab'dir.






Tecelli durduğu an madde hiç olur

Öyle nimetler ki... Hakk'ın insana ikram ettiği şu zaman nimetine bak! Zaman, Allah'ın tecellisidir.
Tecelli bir anlamda hareket demektir. Kainat ise en büyük (makro) cisimden en küçük (mikro) cisme kadar bir hareketin eseridir. Yani Allah'ın tecellisidir. Tecelli durduğu an, madde hiç olur, yok olur. Maddenin aslı, demek ki hiçliktir.

Bu işin cilvesine gelince burada kanun adı verilen Allah'ın sünneti (kanunu) şudur: Atomun karakteristiklerinden biri olan elektron (veya elektronlar), çekirdek etrafında korkunç bir hızla dönmektedir.

Bu hız o kadar yüksektir ki, elektronlar, dönmekte oldukları yörüngeyi adeta kapatırlar, kaplarlar; bu yörünge (ki çoğu zaman küresel veya elipsoidiktir, yani üç boyutludur), çekirdek etrafında bir elektron duvarı olarak karşımıza çıkar.







Bizim, karşımızda madde olarak gördüğümüz şey, aslında idrak edemeyeceğimiz kadar hızlı dönen parçacıkların oluşturduğu bir görüntüdür. Bu görüntü aslında hareketin görüntüsüdür.


Hareket ise tecelliden başka bir şey değildir. Mekan'a gelince; o da hareketin görünümüdür. Kısaca elektronların tecelli sonucu meydana gelmeleri anı, anların art arda oluşu zamanı, bu görünüş de mekanı meydana getirir. Tecelli yani hareket durunca zaman ve mekan da yok olur.







Bu denli ince ve hassas hikmetli nimetlerden en kaba idrakin bile algılayacağı nimetlere kadar, bütün nimetlerde Cenab–ı Hakk'ın, Rab sıfatının tecellileri vardır.

İşte bu sonsuz ikramlardan dolayı kula düşen vazife de Rabbül Alemin olan Allah'a hamd etmesidir.

İslam itikadının ilk alameti ve işareti, şahsın üzerinde görülen bu nimetlere mukabele etmesi, yani hamd etmesidir. Cenab-ı Hakkın bu sonsuz nimetlerinin birer ikram olduğunu düşünerek Rabbine hamd eden kuluna, bu hassas idrakinden dolayı Allah'ın ikramı da yine sonsuzdur.

Nitekim bir mü'min kul, "Elhamdülillah" dediği vakit, Allah–u Teala (c.c) fazl-ı kereminden o kulu için bütün ölçülerin fevkinde sevap yazar.







Sünen–i İbni Mace'de Abdullah bin Ömer'den (ra) rivayet olunduğuna göre, Resulüllah Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: "Allah'ın kullarından biri; "Ya Rabbi, sultanlığının azametine, Zatının celaline layık olan hamd Sana mahsustur" dedi. İki melek bu sözün sevabını yazmakta öyle müşkül duruma düştüler ki ne yapacaklarını bilemediler. Bunun üzerine Allah'ın (c.c) huzuruna çıkaracak; "Ey bizim Rabbimiz, bir kul öyle bir söz söyledi ki onu nasıl değerlendireceğimizi bilemiyoruz" dediler.

Kulunun ne dediğini en iyi bilen Allah-u Teala "Kulum ne dedi" buyurdu.







Melekler cevaben; "Sultanlığının azametine, Zatının celaline layık olan hamd Sana mahsustur dedi" dediler.

"Kulumun söylediği gibi yazınız. Benim huzuruma geldiğinde onun mükafatını Ben vereceğim" buyurdu."

Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü

Karadeniz'in eşsiz doğası ve yaylalarına ulaştıran karayollarındaki yön ve işaret tabelaları son yıllarda magandaların atış poligonuna dönüştü

01.08.2026 11:56:00 / Güncelleme: 01.08.2026 12:00:52
İHA
 
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Bölge genelinde yollara güvenliği sağlamak amacıyla yerleştirilen yüzlerce trafik işaret ve yön levhası, kimliği belirsiz şahısların ateşli silahlarla hedef tahtası haline getirilmesi sonucu kevgire döndü. Sürücülerin can güvenliğini tehlikeye atan bu durum, aynı zamanda ülke ekonomisine de milyonlarca liralık dev bir yük bindiriyor.






Özellikle Trabzon, Rize, Giresun ve Artvin'in virajlı, dik ve sık sık sis çöken yayla yollarında hayati önem taşıyan "Keskin Viraj", "Dur" ve "Heyelan Riski" gibi uyarı levhaları magandaların kurşunlarıyla parçalanmış durumda. Kurşun delikleri sebebiyle üzerindeki reflektörleri (gece parlayan kaplama) özelliğini yitiren tabelalar, gece seyahat eden sürücüleri adeta kör noktada bırakıyor. Bölgede sürekli yolculuk yapan yerel halk ve sürücüler duruma isyan ederek, "Zaten yollarımız engebeli ve sisli. Tabelalara bakarak yolumuzu bulmaya çalışıyoruz ama tabelalar delik deşik. Virajı göremiyoruz, uçurumu fark edemiyoruz. Bir tabela magandalığı yüzünden her an canımızdan olabiliriz" sözleriyle tepkilerini dile getirdi.








Milli servet çöpe gidiyor, tabela başına maliyet katlanıyor

Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) ekipleri, kurşunlanan levhaları yenilemek için yoğun mesai harcıyor ancak takılan her yeni tabela kısa süre içinde yeniden hedef tahtası haline geliyor. Yapılan son maliyet hesaplamalarına göre; yalnızca bir tek trafik levhasının sökülmesi, yeniden imal edilmesi ve sahada montajının yapılmasının maliyeti 3-5 bin TL arasında değişiyor. Yılda belki binlerce tabelanın tahrip edildiği ülkede harcanan milyonlarca liralık milli servet magandaların "zevk" uğruna yaptığı atışlar nedeniyle çöpe gidiyor.

Tabelaları kurşunlayan kişilerin tespit edilmesi durumunda ise cezai işlem uygulanıyor. Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 152 uyarınca "Kamu malına zarar verme" suçundan 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılıyor. TCK Madde 170 kapsamında meskun mahalde veya yolda silah ateşlemekten "Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma" suçlamasıyla 6 aydan 3 yıla kadar ek hapis cezası uygulanabiliyor. Zarar verilen tüm tabelaların maliyetleri, faizleriyle birlikte faillerden nakit olarak tazmin ediliyor. Jandarma ve emniyet birimleri, vatandaşları da tabelalara ateş açan kişileri gördüklerinde plakalarıyla birlikte derhal 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbar etmeye çağırıyor.

Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz

Balıkesir'in Ayvalık ilçesi, son yılların en büyük orman yangınlarıyla mücadele ederken, Balıkesir Valiliği'nin 5 Mayıs 2026 tarih ve 2026/1 sayılı Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonu Kararı kapsamında, 15 Haziran-30 Eylül 2026 tarihleri arasında belirlenen mesire alanları ve izin verilen noktalar dışında ormanlara giriş yasaklanmasına rağmen özellikle Ayvalık'taki bazı koy ve ormanlık alanlarda vatandaşların denetimsiz şekilde ormana girmeye devam ettiği gözleniyor

01.08.2026 11:41:00 / Güncelleme: 01.08.2026 11:45:00
İHA
 
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Balıkesir Valiliğinin aldığı karar doğrultusunda, yangın sezonu boyunca yalnızca belirlenen orman parkları ve mesire alanlarında belirli kurallar çerçevesinde piknik yapılmasına izin verilirken, bunun dışındaki tüm ormanlık alanlara giriş 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında yasak bulunuyor.






Geçtiğimiz yıl söz konusu yasaklar Jandarma ekipleri tarafından sıkı şekilde denetlenirken, bu yıl denetim görevinin Orman İşletme Müdürlüğü ekiplerine bırakıldığı öğrenildi. Ancak sahadaki görüntüler, denetimlerin yeterli düzeyde yapılmadığı yönünde eleştirilere neden oluyor.








Objektiflere yansıyan fotoğraflarda, çok sayıda vatandaşın ormanlık alan içerisindeki sahillere rahatlıkla girerek gün boyu vakit geçirdiği görülüyor. Özellikle yoğun sıcakların ve kuvvetli rüzgârın etkili olduğu günlerde bu durumun, oluşabilecek bir ihmal veya dikkatsizlik sonucu yeni orman yangınlarına zemin hazırlayabileceği değerlendiriliyor.








Son günlerde Ayvalık, Gömeç ve çevresinde binlerce hektarlık alanın kül olduğu büyük orman yangınlarının ardından, vatandaşlar denetimlerin artırılmasını ve yasakların sadece kâğıt üzerinde kalmayıp sahada da etkin şekilde uygulanmasını istiyor.

Uzmanlar ise orman yangınlarıyla mücadelede en etkili yöntemin, yangın çıkmadan önce riskleri ortadan kaldıracak önleyici tedbirlerin eksiksiz uygulanması olduğuna dikkat çekiyor.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.