logo
30 TEMMUZ 2026

Tekirdağ'da denize girmek 1 gün yasaklandı

Tekirdağ Valiliği, olumsuz hava ve deniz şartları nedeniyle boğulma vakalarının önlenmesi amacıyla Saray ve Süleymanpaşa ilçelerinde denize girişlerin 1 gün süreyle yasaklandığını duyurdu

30.07.2026 16:05:00
İhlas Haber Ajansı
 
Tekirdağ'da denize girmek 1 gün yasaklandı
Tekirdağ'da denize girmek 1 gün yasaklandı
Valilik tarafından yapılan açıklamada, 30 Temmuz 2026 Perşembe günü Saray ve Süleymanpaşa ilçeleri sınırları içerisinde denize girişlerin yasaklandığı belirtildi. Kararın, olumsuz hava ve deniz şartları nedeniyle vatandaşların can güvenliğinin korunması ve suda boğulmaların önlenmesi amacıyla alındığı ifade edildi.

Yetkililer, vatandaşların yasağa uymalarını ve can güvenlikleri açısından denize girmemelerini istedi.

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, X sosyal medya hesabından Türkiye ile ABD ilişkileri üzerine bir paylaşım yaptı

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, X sosyal medya hesabından Türkiye ile ABD ilişkileri üzerine bir paylaşım yaptı

30.07.2026 16:48:00
Ahmet Turan Yiğit
 
 Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, X sosyal medya hesabından Türkiye ile ABD ilişkileri üzerine bir paylaşım yaptı
 Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, X sosyal medya hesabından Türkiye ile ABD ilişkileri üzerine bir paylaşım yaptı
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, X sosyal medya hesabından Türkiye ile ABD ilişkileri üzerine bir paylaşım yaptı. Paylaşımında Türkiye ile ABD arasındaki ilişkiler Türkiye'nin sürekli taviz vermesiyle ilerlediğine dikkati çeken BTP lideri Baş, "Türkiye, ABD'ye "stratejik ortak" derken; ABD, Türkiye'yi düşman ülkelere uyguladığı CAATSA yaptırımlarına tabi tutuyor" ifadelerine yer verdi. 
BTP lideri Hüseyin Baş, şu açıklamada bulundu:
"Türkiye'nin ABD ile ilişkileri tek taraflı bir taviz süreci şeklinde ilerliyor.
Türkiye, ABD'ye "stratejik ortak" derken; ABD, Türkiye'yi düşman ülkelere uyguladığı CAATSA yaptırımlarına tabi tutuyor.
ABD Başkanı Trump'ın NATO Zirvesi için geldiği Ankara'da yaptığı açıklamalar hâlâ gündemde.
Ankara'ya hediyelerle gelecek denilen Trump, Sayın Cumhurbaşkanımızı bol bol övdükten sonra CAATSA yaptırımlarının kaldırılma ihtimalinden bahsetti.
Bu açıklama, Türk basınında zafer başlıklarıyla yer alırken, araya F-35'ler ve KAAN uçağı motorları da sıkıştırıldı.
Peki, sonuç?
Yine sonuç yok!
ABD, bırakın yaptırımların kaldırılmasını, hazırgiyimde yüzde 12,5 oranında ek vergi getirdiği ülkelerin arasına Türkiye'yi de dâhil etti.
Bu durum bir kez daha tescillemiştir ki; ABD, ülkemizi bölgedeki çıkarları için bir aparat olarak görmektedir.
ABD'nin bölgede bir tane stratejik ortağı vardır; o da İsrail'dir.
İsrail'in çıkarları, ABD'nin kendi çıkarlarından bile önceliklidir.
Türkiye konusunda da İsrail ne derse, ABD onu yapmaktadır ve yapmaya devam edecektir.
Amaç, bölgeyi bu iki ülkenin çıkarlarına göre dizayn etmektir.
Gazze'den İran'a kadar yaşananlar ne yazık ki bu durumun kanıtıdır.
Bağımsız Türkiye Partisi, Türkiye'nin bu kötü gidişatını değiştirecek olan partidir.
Ekonomi başta olmak üzere, gerçek anlamda bağımsız bir Türkiye ancak Bağımsız Türkiye Partisi iktidarı ile mümkün olabilecektir."

Gözaltındaki Sinem Dedetaş'tan açıklama: 'Olmayı hak ettiğim yer nezarethane değildi'

Gözaltına alınan Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, sosyal medya hesabından ilk açıklamasını yaptı. Sağlık durumunun iyi olduğunu belirten Dedetaş, "Tüm çalışma hayatımı gözden geçirdiğimde, olmayı hak ettiğim ve hayal ettiğim yer elbette nezarethane değildi" dedi

30.07.2026 15:55:00
Haber Merkezi
 
Gözaltındaki Sinem Dedetaş'tan açıklama: 'Olmayı hak ettiğim yer nezarethane değildi'
Gözaltındaki Sinem Dedetaş'tan açıklama: 'Olmayı hak ettiğim yer nezarethane değildi'
Üsküdar Belediyesi'nde yapı ve iskan ruhsatı işlemlerinde usulsüzlük yapılarak "rüşvet" ve "irtikap" suçlarının işlendiği iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında düzenlenen operasyonda, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın da aralarında bulunduğu 6 şüpheli gözaltına alındı.
Gözaltında bulunan Sinem Dedetaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda sağlık durumunun iyi olduğunu belirterek destek mesajları için teşekkür etti.

'Olmayı hak ettiğim yer nezarethane değildi'
Dedetaş, paylaşımında şu ifadeleri kullandı: "Bu sabah yanınızda olamasam da her sabah olduğu gibi bugün de aklım ve kalbim Üsküdar'ın sokaklarında.Tüm çalışma hayatımı gözden geçirdiğimde, olmayı hak ettiğim ve hayal ettiğim yer elbette nezarethane değildi. Ama sağlığım yerinde çok şükür. Sizlerin de vermiş olduğu destekleri avukat arkadaşlarımız bana ulaştırıyor, gerçekten çok mutlu oluyorum. Sizden haber almak, destek almak moral veriyor. En yakın zamanda görüşmek ümidi ve sevgilerimle."

Diyanet İşleri Başkanlığı, 2027 hac kurasında ismi çıkan adayların kesin kayıt işlemlerinin bugün itibarıyla başladığını bildirdi

Diyanet İşleri Başkanlığı, 2027 hac kurasında ismi çıkan adayların kesin kayıt işlemlerinin bugün itibarıyla başladığını bildirdi

30.07.2026 15:20:00
AA
 
 Diyanet İşleri Başkanlığı, 2027 hac kurasında ismi çıkan adayların kesin kayıt işlemlerinin bugün itibarıyla başladığını bildirdi
 Diyanet İşleri Başkanlığı, 2027 hac kurasında ismi çıkan adayların kesin kayıt işlemlerinin bugün itibarıyla başladığını bildirdi
Diyanet İşleri Başkanlığı, 2027 hac kurasında ismi çıkan adayların kesin kayıt işlemlerinin bugün itibarıyla başladığını bildirdi.

Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürlüğünün internet sayfasında yer alan bilgiye göre, ​hacı adayları, işlemleri 18 Ağustos'a kadar e-Devlet kapısı üzerinden yapabilecek.

Boş kalan kontenjanların doldurulması işlemleri ise kura sırası gözetilerek 24 Ağustos-1 Eylül'de gerçekleştirilecek.

Hac ibadeti için kesin kayıt hakkı elde edip kayıt süresince kaydını yapmayanlara ek kayıt süresinde, belgelendirilebilir mücbir sebepler ile Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürlüğünün onayı olmadıkça kesin kayıt hakkı verilmeyecek.

Aynı yılda kayıt yaptırmayanlara ise gelecek yıllarda kesin kayıt hakkı tanınmayacak.

Başaran Holding'in sahibi Hüseyin Başaran'ın emniyetteki ifadesi ortaya çıktı

Ahbap Derneği'ne yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan Başaran Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Başaran emniyetteki ifadesinde, Haluk Levent ile 2026 yılı Şubat ve Nisan ayları aralığında toplamda 22 adet taşınmaz satışı yapıldığını, bu taşınmazların toplam bedelinin 2 milyar 298 milyon 985 bin 908 TL tutarında olduğunu kaydettiği öğrenildi

30.07.2026 06:01:00
İHA
 
Başaran Holding'in sahibi Hüseyin Başaran'ın emniyetteki ifadesi ortaya çıktı
Başaran Holding'in sahibi Hüseyin Başaran'ın emniyetteki ifadesi ortaya çıktı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca Ahbap Derneği'ne yönelik başlatılan yolsuzluk soruşturması kapsamında son dalga operasyonunda gözaltına alınan şüphelilerin polisteki ifadeleri tamamlandı. Dördüncü dalga operasyonda gözaltına alınan 12 kişi arasında yer alan iş adamı Hüseyin Başaran'ın İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nde verdiği ifade işlemi sona erdi.


Toplam 22 taşınmaz ve bedeli 2 milyar 298 milyonu aşan tutar



Hüseyin Başaran'ın ifadesinde; Haluk Levent ile 2026 yılı Şubat ve Nisan ayları aralığında toplamda 22 adet taşınmaz satışı yaptıklarını, bu taşınmazların toplam bedelinin 2 milyar 298 milyon 985 bin 908 TL tutarında olduğunu, tüm bu satışlara ait protokol ve senet kayıtlarının kendisinde mevcut olduğunu söylediği öğrenildi. Satmış olduğu taşınmazlar karşılığında Haluk Levent ile aralarında oluşan güvene dayalı satışı vadeli yaptığını belirten Başaran'ın, bu vadeleri Haluk Levent'in yurt dışından alacağı fonlarla karşılayacağını ve bu fonları alacağı konusunda kendisine güven verdiğini söylediği öğrenildi.

Başaran'ın ifadesinde, Haluk Levent'in satılan tüm taşınmazların devirlerinin Yeliz Kaya isimli şahıs üzerine yapılmasını istediğini, çünkü yurt dışından gelecek olan fonların yetkilisinin Yeliz Kaya olduğunu kaydettiği öğrenildi. Başaran, 22 taşınmaz için çok küçük bir kısmının ödemesinin yapıldığını, sonrasında durumdan şüphelenmeye başladıklarını ve yapmış oldukları araştırmalar sonrasında Yeliz Kaya'nın 1-2 gün içerisinde bu taşınmazları Esin Önder Çağlayan isimli bir başka şahsa devrettiğini hatta bu devirlerin hemen ardından bankalardan yüksek tutarlı krediler çekmek suretiyle taşınmazlara ipotek koydurduklarını anlattı.


Yeliz Kaya'ya devredilen taşınmazlar



Bunun üzerine kendisinin ihtiyati tedbir kapsamında hukuk davası açtığını söylediği belirtilen Hüseyin Başaran'ın, şikayetçi olduğunu bu dava kapsamında satışı gerçekleşen taşınmazlara tedbir konulduğunu, taşınmazların rayiç bedelinin doğru ve geçerli olduğunu anlattığı, bankaların eksper sonuçlarında rayiç bedellerin her zaman düşük çıktığını ve bu durumun kendisi ile bir ilgisinin olmadığını ifade ettiği kaydedildi. Başaran'ın, taşınmaz devirleri kapsamında kendisinin de mağdur edildiğini beyan ettiği aktarıldı.
Öte yandan Holding CEO'su Başaran'ın, soruşturmanın ilk aşamasında "müşteki" olarak yer aldığı belirtilmişti.


Zanlılar, yarın adliyeye sevk edilecek



Hüseyin Başaran hakkındaki işlem, soruşturmanın kilit isimleri arasında gösterilen "Yeliz Kaya'ya devredilen taşınmazlara ilişkin işlemler" başlığı kapsamında yürütülüyor.

Yolsuzluk soruşturmasının merkezindeki Ahbap Derneği'nin mali yapısına yönelik son operasyonda gözaltına alınan Hüseyin Başaran da dahil 12 şüphelinin tamamının Mali Suçlarla Mücadele Şubesindeki ifade işlemleri sona erdi. Zanlılar, yarın sabah saatlerinde polis eşliğinde soruşturmanın yürütüldüğü Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na götürülecek.

Maden işçileri Enerji Bakanlığı önünde

Yıldızlar SSS Holding'e bağlı Doruk Madencilik işçileri, ödenmeyen maaş ve kıdem tazminatları için bugün Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde eylem düzenledi. Söz verilen ödemeler yapılmadığı için Ankara'dan ayrılmayacaklarını belirten işçilerden biri eylem sırasında fenalaştı

29.07.2026 21:00:00
Haber Merkezi
 
Maden işçileri Enerji Bakanlığı önünde
Maden işçileri Enerji Bakanlığı önünde
Yıldızlar SSS Holding bünyesinde Eskişehir'de faaliyet gösteren Doruk Madencilik'te çalışan Türkiye Maden İşçileri Sendikası (Türk Maden-İş) üyesi işçiler, ödenmeyen maaş ve kıdem tazminatı alacakları için Ankara'daki eylemlerini sürdürüyor.

16 Haziran'da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı nezaretinde imzalanan protokole rağmen 23 Temmuz'da yapılması taahhüt edilen ödemelerin gerçekleşmemesi üzerine dün Çalışma Bakanlığı, bugün ise Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde seslerini yükselttiler. Eylem sırasında bir işçi fenalaşarak baygınlık geçirdi.

Bakanlık önünde eylem ve kararlılık mesajı

İşçiler, 27 Temmuz'da Ankara'daki Yıldızlar SSS Holding binası önünde oturma eylemine başlamıştı. Beypazarı'ndan gelen madenciler, dün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde açıklama yaptı. Türkiye Maden İşçileri Sendikası Orta Anadolu Şube Başkanı Talih Kocabıyık, 16 Haziran 2026'da bakanlığın katılımıyla imzalanan protokolü hatırlatarak, "Kıdem tazminatlarımızın ve yasal alacaklarımızın 23 Temmuz 2026 tarihinde ödeneceğine dair söz verilmişti. Ancak şirket tarafından herhangi bir ödeme gerçekleşmedi. Yapılan protokolde sözü verilen ödemelerin hepsi hesaplara geçinceye dek Ankara'dan ayrılmayacağız. Perşembe gününe kadar gelişme olmazsa farklı aksiyonlar alacağız" demişti.

Bugün saat 14.00 civarında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı binası önünde toplanan işçiler, baretlerini yere vurarak slogan attı. "Ankara, Ankara duy sesimizi", "Ya bu paralar yatar ya bu paralar yatar" ve "Ölmek var, dönmek yok" gibi sloganların yükseldiği eylemde, abluka altında bekleyen bir işçi fenalaşarak baygınlık geçirdi. Sendika yetkilileri ve işçiler, alacakları ödenene kadar başkentten ayrılmayacaklarını ve akşam net bir cevap gelmezse yarın holding önünde eylemlerini yoğunlaştıracaklarını duyurdu.

Sendika temsilcilerine göre yaklaşık 580-600 işçinin toplam kıdem tazminatı alacağı 150 milyon liranın üzerinde. Maaş ödemelerinin de düzenli yapılmadığı, bazı işçilerin Nisan-Temmuz dönemine ait ücretlerini henüz alamadığı belirtiliyor. İşçiler, "Sadaka değil, yasal haklarımızı istiyoruz" mesajını vurguluyor.

Protokol süreci ve geçmiş direnişler

Doruk Madencilik işçilerinin hak mücadelesi uzun bir geçmişe sahip. Nisan 2026'da Bağımsız Maden-İş Sendikası öncülüğünde Eskişehir'den Ankara'ya yürüyüş başlatan işçiler, Enerji Bakanlığı önünde açlık grevi yapmış, gözaltılar ve polis müdahaleleriyle karşılaşmıştı. 28 Nisan'da üç bakanlığın garantörlüğünde uzlaşı sağlanmış, ancak ödemelerin gecikmesi üzerine Haziran'da yeniden eylemler gündeme gelmişti. Bazı alacakların kısmen ödenmesinin ardından süreç yatışmış gibi görünse de sorunlar devam etti.

16 Haziran'da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın arabuluculuğunda Türkiye Maden İşçileri Sendikası ile işveren arasında yeni bir protokol imzalandı. Bakanlık açıklamasında alacakların bir takvime bağlandığı ve güvence altına alındığı belirtilmişti. Ancak 23 Temmuz tarihinin geçmesine rağmen ödemelerin yapılmaması, işçileri yeniden Ankara'ya getirdi. Sendika yetkilileri, holdingin geçmişte de benzer sözleri tutmadığını hatırlatarak devlet kurumlarının sürece daha etkin müdahale etmesini beklediklerini ifade ediyor.

İşçiler, mağduriyetlerinin yıllardır sürdüğünü, ailelerinin ekonomik zorluk yaşadığını ve artık sabırlarının tükendiğini söylüyor. Eylemin seyri, Perşembe gününe kadar yetkililerden gelecek yanıta bağlı olarak şekillenecek.

'Geçmiş yasakları bölücülük için kullanıyorlar'

Meltem TV’de Ebru Çanak’ın sunduğu Sümen6 programına konuk olan Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Süheyl Batum, ana dil hakları tartışmalarına ilişkin net mesajlar verdi. Batum, ana dilin konuşulmasının bir hak olduğunu kabul ederken, ana dilde eğitimin toplumsal ayrışmaya yol açacağını savundu. Geçmişteki dil yasaklarının bugün ülkeyi bölmek için fırsat haline getirilmesini “korkunç” olarak nitelendiren Batum, dünyada bu yaklaşımın aksi bir örnek bulunmadığını vurguladı

29.07.2026 19:30:00
Eyüp Kabil
 
'Geçmiş yasakları bölücülük için kullanıyorlar'
'Geçmiş yasakları bölücülük için kullanıyorlar'
Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Süheyl Batum, Meltem TV ekranlarında yayınlanan Sümen6 programında, 'Terörsüz Türkiye' ve Türkiye'nin güncel siyasi ve toplumsal tartışmalarını değerlendirirken ana dil meselesine özel bir yer ayırdı. Programda Ebru Çanak'ın moderatörlüğünde, Bağımsız Türkiye Partisi Başdanışmanı Harun Kayacı ve Yeniçağ gazetesi yazarı Fatih Ergin'in de yer aldığı tartışmada Batum, anayasa hukuku perspektifinden açıklamalarda bulundu.

Batum, konuşmasının ilgili bölümünde ana dil konusunu şu şekilde özetledi: "Ana dil bir haktır ve konuşulabilir. Ancak ana dilde eğitimle insanları ayrıştırmak mümkün değildir." Bu ifadeyle, bireylerin kendi ana dillerini günlük yaşamda kullanma ve öğrenme hakkını temel bir hak olarak kabul ettiğini ortaya koydu. Buna karşılık, eğitim sisteminin ana dil üzerinden yapılandırılmasının toplumsal bütünlüğü zedeleyebileceği uyarısında bulundu.

Batum, geçmiş dönemlerde uygulanan dil yasaklarına da değindi. Bu yasakların tarihsel bir hata olduğunu dolaylı olarak kabul ederken, aynı yasakların bugün siyasi amaçlarla yeniden gündeme getirilmesini eleştirerek, "Geçmişteki yasakları bugün ülkeyi bölmek için bir fırsat olarak kullanmak korkunçtur" ifadesini kullandı. Batum'a göre, geçmişte yaşanan kısıtlamalar, bugün bazı çevreler tarafından Türkiye'nin üniter yapısını zayıflatmak ve ayrışmayı derinleştirmek amacıyla araçsallaştırılıyor.

"Dünyada bunun aksi bir örnek yok"

Batum, görüşlerini uluslararası karşılaştırmalarla da destekledi. "Dünyada bunun aksi bir örnek yoktur" diyerek, hiçbir ülkede ana dilde eğitimin toplumsal ayrışmayı önleyen veya birliği güçlendiren bir model olarak başarıyla uygulanmadığını savundu. Bu yaklaşımın, Türkiye'nin anayasal düzeni ve ulusal bütünlüğü açısından risk taşıdığının altını çizdi.

Programda Batum'un bu sözleri, aynı yayın içinde ele alınan diğer konularla da bağlantılıydı. Özellikle Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi dilinin Türkçe olduğu vurgusu, PKK'nın Lozan öncesi düzen ve Sevr benzeri bir yapıya dönme hedefi iddiaları ve "eşit yurttaşlık" söylemlerinin ardında ayrılıkçı talepler bulunduğu yönündeki değerlendirmeleri, ana dil tartışmasına hukuki ve siyasi bir çerçeve kazandırdı. Batum, mevcut sürecin hukuki bir zemin üzerine oturmadığını, "ısmarlama" ve belirsiz bir yapı taşıdığını da dile getirdi.

Prof. Dr. Süheyl Batum'un bu açıklamaları, Türkiye'de dil, kimlik ve eğitim politikaları etrafında süregelen tartışmalara anayasa hukuku eksenli bir katkı olarak kayda geçti.

Seydikemer’de hastane ve evler boşaltıldı

Türkiye'nin gözde turizm ve doğa merkezleri Antalya ve Muğla, peş peşe çıkan orman yangınlarıyla sarsılıyor. Kaş'ta iki gündür sarp arazide süren yangınla mücadele zor şartlarda devam ederken, Fethiye'deki alevler söndürüldü; son olarak Seydikemer'de ziraat alanında başlayıp ormana sıçrayan yangın nedeniyle ilçe devlet hastanesi tahliye edilerek Fethiye-Antalya kara yolu trafiğe kapatıldı

29.07.2026 15:10:00
Haber Merkezi
 
Seydikemer’de hastane ve evler boşaltıldı
Seydikemer’de hastane ve evler boşaltıldı
Muğla'nın Seydikemer ilçesi Bayır Mahallesi yakınlarında ziraat alanında başlayan yangın, şiddetli rüzgarın etkisiyle hızla ormanlık alana sıçradı. Alevlerin yerleşim yerlerini ve kamu binalarını tehdit etmesi üzerine bölgede acil durum alarmı verildi.

Yangın bölgesine yakın mesafede bulunan Seydikemer Devlet Hastanesi'nin yoğun bakım ve palyatif bakım bölümleri tedbir amacıyla tamamen boşaltıldı. Ayrıca alevlerin tehdit ettiği 43 haneden 65 vatandaş tahliye edilirken, bölgedeki 3 boş evin yandığı bildirildi.

Yangının neden olduğu yoğun duman ve güvenlik riskleri sebebiyle Fethiye-Seydikemer-Antalya kara yolu sivil araç trafiğine geçici olarak kapatıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın "orman dışı alandan sıçradı" olarak duyurduğu yangına; 5 uçak, 18 helikopter, 93 arazöz, 3 TOMA ve toplam 835 personelle havadan ve karadan yoğun şekilde müdahale ediliyor.



Kaş'ta arazi şartları çalışmaları güçleştiriyor

Antalya'nın Kaş ilçesine bağlı Üzümlü Mahallesi'nde dün sabaha karşı başlayan orman yangını ise ikinci gününde de etkisini sürdürüyor. Yangının sarp, eğimli ve kayalık bir arazi yapısında yayılması kara ekiplerinin müdahalesini büyük ölçüde zorlaştırıyor.

Gece boyunca sarp kayalıklarda yangın işçileriyle yürütülen karadan mücadeleye, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte helikopter ve uçaklar yeniden havadan destek vermeye başladı. Antalya genelinde son iki günde çıkan diğer yangınlardan Demre ve Kumluca'daki alevler ise ekiplerin hızlı müdahalesiyle kontrol altına alınarak soğutma çalışmalarına geçildi.

Fethiye'den sevindirici haber geldi

Muğla'nın Fethiye ilçesi Çiftlik Mahallesi'ndeki ormanlık alanda çıkan yangın ise yüreklere su serpti. Şiddetli rüzgarın etkisiyle büyüyen ve yerleşim alan sınırlarına dayanan alevler, Orman Genel Müdürlüğü ekiplerinin çok sayıda arazöz, uçak ve helikopterle gerçekleştirdiği yoğun koordineli operasyon sayesinde tamamen söndürüldü. Bölgede geniş çaplı soğutma çalışmaları yürütülüyor.

Meteoroloji ve Tarım ve Orman Bakanlığı, bölgedeki şiddetli rüzgar ve düşük nem oranına karşı vatandaşları ve ekipleri yeni risklere karşı teyakkuzda olmaya çağırdı.

Türkiye'de beklenen yaşam süresi konusunda TÜİK rakamları açıkladı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Hayat Tabloları, 2023-2025 verilerine göre, Türkiye'de doğuşta beklenen yaşam süresi 78,5 yıl oldu. Bir önceki döneme göre artış gösteren yaşam süresi kadınlarda 81,1 yıl, erkeklerde ise 75,9 yıl olarak hesaplandı

29.07.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
Türkiye'de beklenen yaşam süresi konusunda TÜİK rakamları açıkladı
Türkiye'de beklenen yaşam süresi konusunda TÜİK rakamları açıkladı
TÜİK, Hayat Tabloları, 2023-2025 istatistiklerini yayımladı.
Buna göre, Türkiye'de doğuşta beklenen yaşam süresi 78,5 yıl olarak hesaplandı. Bu süre, 2022-2024 döneminde 78,1 yıl olarak açıklanmıştı.
Cinsiyete göre değerlendirildiğinde, erkeklerde beklenen yaşam süresi 75,9 yıl, kadınlarda ise 81,1 yıl oldu. Böylece kadınların erkeklerden ortalama 5,2 yıl daha uzun yaşaması bekleniyor.

Yaş ilerledikçe beklenen yaşam süreleri
Verilere göre, 15 yaşındaki bir kişinin ortalama kalan yaşam süresi 64,7 yıl olarak hesaplandı. Bu süre erkeklerde 62,1 yıl, kadınlarda ise 67,3 yıl olarak belirlendi.
30 yaşındaki bir kişi için ortalama kalan yaşam süresi 50,3 yıl olurken, erkeklerde 47,8 yıl, kadınlarda 52,7 yıl olarak kayıtlara geçti. Bu yaş grubunda kadınlarla erkekler arasındaki fark 4,9 yıl oldu.
50 yaşındaki bir kişinin kalan yaşam süresi ortalama 31,3 yıl olarak hesaplandı. Erkeklerde bu süre 29 yıl, kadınlarda ise 33,4 yıl olarak tespit edildi.
65 yaşındaki bir kişinin kalan yaşam süresi ise ortalama 18,4 yıl olarak açıklandı. Erkeklerin 16,7 yıl, kadınların ise 20 yıl daha yaşaması beklenirken, kadınların bu yaş grubunda erkeklerden ortalama 3,3 yıl daha uzun yaşadığı görüldü.

Eğitim seviyesi yükseldikçe yaşam süresi artıyor
TÜİK verilerine göre, eğitim düzeyi yükseldikçe beklenen yaşam süresi de uzuyor.
Her yaş grubunda, düşük eğitim seviyesine sahip bireylerin beklenen yaşam süresinin daha kısa olduğu, eğitim seviyesinin artmasıyla birlikte yaşam süresinin de yükseldiği belirlendi.
Cinsiyet bazında yapılan değerlendirmede de benzer sonuçlar ortaya çıktı. 30 yaşındaki erkeklerde, ortaöğretim altı eğitim seviyesi ile yükseköğretim mezunları arasında beklenen yaşam süresi farkı 5,1 yıl olurken, kadınlarda bu fark 4,6 yıl olarak hesaplandı.

Sağlıklı yaşam süresi doğuşta 58 yıl
"Belirli bir yaştaki kişinin günlük hayattaki faaliyetlerini sınırlandıracak bir sağlık sorunu olmadan yaşaması beklenen yıl sayısı" olarak tanımlanan sağlıklı yaşam süresi, doğuşta ortalama 58 yıl olarak kaydedildi.
Bu süre erkeklerde 59,1 yıl, kadınlarda ise 56,9 yıl olarak hesaplandı. Verilere göre, erkeklerin sağlıklı yaşam süresi kadınlardan ortalama 2,2 yıl daha uzun oldu.

TBMM mutfak personeli davasında gerekçeli karar açıklandı

Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) mutfaklarında staj yapan öğrencilere cinsel taciz ve cinsel istismar iddialarına ilişkin davada verdiği mahkumiyet ve beraat kararlarının gerekçesini açıkladı. Mahkeme, mahkumiyet verilen sanıkların stajyer öğrenciler üzerinde sahip oldukları usta-çırak ilişkisinden kaynaklanan otoriteyi ve kamu görevinin sağladığı kolaylığı kötüye kullandıklarını, mağdur beyanlarının dosyadaki diğer delillerle desteklendiğini belirtti

29.07.2026 12:32:00
İHA
 
TBMM mutfak personeli davasında gerekçeli karar açıklandı
TBMM mutfak personeli davasında gerekçeli karar açıklandı
Gerekçeli kararda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede sanıklar Halil İlker Güner, Durmuş Uğurlu, Recep Seven, İbrahim Beşlioğlu ve Ramazan Çetin hakkında farklı mağdurlara yönelik "çocuğun cinsel istismarı" ve "çocuğa karşı cinsel taciz" suçlarından kamu davası açıldığı hatırlatıldı.

Mahkeme, yargılama boyunca mağdur beyanları, tanık anlatımları, dijital materyaller, HTS kayıtları, WhatsApp yazışmaları, kamera görüntüleri ve bilirkişi raporlarının birlikte değerlendirildiğini belirtti. Kararda sanıkların duruşmalarda suçlamaları reddettikleri, mesajların cinsel amaç taşımadığını, fiziksel temas iddialarını kabul etmediklerini ve mağdurların kendilerine iftira attığını savundukları aktarıldı.

Sanık müdafilerinin de Yargıtay kararlarına atıf yaparak, eylemlerin cinsel taciz suçunu oluşturmadığını, mağdur beyanlarının çelişkili olduğunu ve beraat kararı verilmesi gerektiğini savunduğu belirtildi. Kararda, mahkeme dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde mahkumiyet verilen sanıkların savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğuna karar verdiği, mağdur beyanlarının kendi içerisinde tutarlı olduğu ve dosya kapsamındaki diğer delillerle desteklendiği kanaatine varıldığı ifade edildi.

Kararda, sanıkların TBMM'de kamu görevlisi olarak çalışmaları ve stajyer öğrenciler üzerinde eğitim ve denetim yetkisine sahip olmalarının suçların işlenmesini kolaylaştıran bir unsur olduğu vurgulandı. Bu nedenle sanıklar hakkında kamu görevinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılmasına ilişkin nitelikli hal hükümlerinin uygulandığı ifade edildi. Aynı mağdura yönelik benzer eylemlerin farklı tarihlerde tekrarlanması nedeniyle ilgili sanıklar hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı da kaydedildi.

Gerekçeli kararda, mahkemenin sanıkların geçmişi, yargılama sürecindeki tutum ve davranışları ile sabıka kayıtlarını da değerlendirdiği, bu kapsamda uygun görülen sanıklar hakkında takdiri indirim uygulandığı belirtildi. Buna mukabil verilen hapis cezalarının niteliği ve süresi dikkate alınarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması, cezanın ertelenmesi veya seçenek yaptırımlara çevrilmesi şartlarının oluşmadığı değerlendirilerek bu taleplerin reddedildiği ifade edildi. Ayrıca mahkumiyet verilen sanıklar hakkında belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmalarına ilişkin güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına karar verildiği belirtildi.

Gerekçeli kararda, mağdur A.G.'nin soruşturma aşamasında verdiği ifadeler ile kovuşturma aşamasındaki beyanları arasında önemli çelişkiler bulunduğu, duruşmada önceki anlatımlarını kabul etmediği ve bazı olayları yaşamadığını söylediği belirtildi. Bu nedenle Recep Seven ve Durmuş Uğurlu hakkında A.G.'ye yönelik isnat edilen suçlardan beraat kararı verildiği, Ramazan Çetin hakkında ise üzerine isnat edilen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraatına hükmedildiği kaydedildi.

Mağdur hakkında suç duyurusu

Mahkeme, A.G.'nin duruşma aşamasındaki beyanlarının soruşturma aşamasındaki ifadeleriyle uyuşmadığını değerlendirerek, gerçeğe aykırı beyanda bulunup bulunmadığının araştırılması için "iftira" suçu yönünden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.

Öte yandan mahkeme, sanıklar hakkında verilen mahkumiyet hükümlerinin temelini oluşturan deliller arasında mağdur anlatımlarının yanı sıra telefon incelemeleri, mesaj içerikleri, kamera kayıtları, bilirkişi raporları ve tanık ifadelerinin birlikte değerlendirildiğini, tek başına bir delile dayanılarak hüküm kurulmadığını vurguladı.

Kararda, ceza yargılamasında tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda vicdani kanaate ulaşıldığı ve mahkumiyet kararlarının bu kapsamda verildiği ifade edildi.

Kandıra'da birçok plajda denize girmek yasaklandı

Kocaeli'nin Kandıra ilçesinde, Kovanağzı, Kumcağız, Kerpe, Seyrek, Bağırganlı ve Miço Kadınlar Plajı dışındaki tüm sahillerde olumsuz hava ve deniz şartları nedeniyle denize girmek yasaklandı

29.07.2026 12:03:00
İHA
 
Kandıra'da birçok plajda denize girmek yasaklandı
Kandıra'da birçok plajda denize girmek yasaklandı
Kocaeli Valiliği, Kandıra Kaymakamlığı'nın aldığı karar doğrultusunda olumsuz hava ve deniz şartları nedeniyle ilçedeki birçok plajda denize girmenin yasaklandığını duyurdu.

Yapılan açıklamaya göre, bugün Kovanağzı, Kumcağız, Kerpe, Seyrek, Bağırganlı ve Miço Kadınlar Plajı haricindeki tüm sahillerde denize girmek yasaklandı.

Yetkililer, vatandaşların can güvenliği açısından yalnızca cankurtaran hizmeti verilen ve yasak bulunmayan plajlarda, mantar dubalarla belirlenen güvenli alanlar içerisinde denize girmeleri gerektiğini belirterek, alınan tedbirlere uyulmasını istedi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.