logo
08 AĞUSTOS 2026

Tekirdağ'da kuruyan baraj yağışlarla canlandı

Tekirdağ'ın Süleymanpaşa ilçesinde geçtiğimiz yaz kuraklık nedeniyle adeta dibi gören Naip Barajı, son yağışlarla birlikte yeniden su tutmaya başladı.

24.04.2026 13:53:00
İhlas Haber Ajansı
 
Tekirdağ'da kuruyan baraj yağışlarla canlandı
Tekirdağ'da kuruyan baraj yağışlarla canlandı
Tekirdağ'da geçen yıl yağışların yetersiz kalması nedeniyle su debisinin kritik seviyelere kadar düştüğü Naip Barajı'nda bu yıl etkili olan yağışlar ve alınan önlemlerle birlikte kısmi toparlanma yaşandı. Önceki yıl aynı dönemde yüzde 12 seviyelerinde olan doluluk oranı, son ölçümlere göre yüzde 22'ye yükseldi. Barajda yaşanan artışın yalnızca yağışlardan değil, aynı zamanda yapılan altyapı çalışmaları ve alternatif su kaynaklarının devreye alınmasından kaynaklandığı belirtildi.






Alternatif kaynaklarla destek sağlandı
Geçtiğimiz yaz aylarında su seviyesinin aşırı düşmesi nedeniyle barajda çatlayan topraklar ve ortaya çıkan eski yapılar dikkat çekmişti. Su seviyesinin "ölü hacim" noktasına kadar gerilediği barajda bu yılki gelişmeler umut verdi. Kuraklık döneminde susuzluk yaşanmaması için farklı su kaynaklarından takviye sağlandı. Göletlerden ve derelerden alınan sular, oluşturulan hatlarla Naip Barajı'na yönlendirildi. Özellikle Yazır Göleti ve Kocadere hattı üzerinden baraja önemli miktarda su taşındı.








"Tekirdağ'ın su yükü ağır"
Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Candan Yüceer, Naip Barajı'nda gazetecilere yaptığı açıklamada, "Türkiye'de özellikle Kırklareli ve Edirne güzel yağışlar aldı. Tekirdağ'ımız maalesef bu noktada kışın kar yağışı noktasında, yağmurlar noktasında istediğimiz yağışı alamadı. Yağdı tabii ki ama istediğimiz düzeyde, yeterli düzeyde değildi. Tekirdağ su tüketimi fazla olan bir il. Tekirdağ'ımız ağır sanayi, ağır tarım ve göç stresi altında olan bir il. Ama bu kadar stresin altında maalesef yüzey kaynakları yeterli olmayan da bir il. Maalesef şu an içme ve kullanma suyumuzun yaklaşık yüzde 90'ına yakınını biz yeraltı sularından temin etmekteyiz. Ve her yıl da daha derine inmek zorunda kalan bir mücadelemiz var. Bununla beraber hem artan göç, hem sanayi tüketimi, hem tarımın tüketimi, vahşi sulama ama bir yandan da özellikle yaz aylarında da daha da fazla katlanan sahil şeridimiz var. Dolayısıyla yaz nüfusumuzda gerek tatilcilerimiz, gerek günübirlikçilerimiz, İstanbul'a çok yakın bir il olmamız sebebiyle de gerçekten tüketimi fazla olan bir iliz' dedi.








"Her damla suyu toplamaya çalışıyoruz"
Yüceer, barajdaki toparlanmanın sadece yağışlarla sınırlı olmadığını belirterek, "Arkamda gördüğünüz Naip Barajı en son geldiğimde, yani şimdi biraz önce gelince çok sevindim. İnşallah bir daha geldiğimde daha da çok sevineceğim. Gerçekten toprak çatlamıştı, kurumuştu, evler ortaya çıkmıştı. Yani ölü hacimden su alamadık biz. O noktadaydı. Bugün ne mutlu ki yüzde 15 seviyelerinde, ölü hacmiyle beraber yüzde 22 seviyelerinde. Ama bu sadece yağışlarla dediğiniz gibi olmadı. Ne yaptık' Denize akan suları, var olan göletlerden -Yazır Göleti'nden geliyorum şimdi, orası da çok iyi- hatlar çekerek. Geçtiğimiz sene yaşadığımız krizle beraber zaten 5,5 kilometrelik hattı hemen döşemiştik göletlerden Yazır'a. Yazır'dan da Naip'e su çekerek vatandaşlarımızı susuz bırakmama gayretindeydik. Bugün de ne mutlu ki Kocadere'den yaklaşık 9,6 kilometre, yaklaşık 10 kilometreye yakın bir hat döşeyerek Yazır Göleti'ni besliyoruz. Orada da çok ciddi anlamda su birikti. Yaklaşık günde 3 bin metreküpten 5 bin metreküpe bugün çıkmış bulunuyoruz. Bulduğumuz her yeri, denize akan nerede varsa, nerede bir su kaynağı varsa biriktirmeye çalışıyoruz. Çünkü sudan daha kıymetli bir şeyimiz yok. Bunu yaşadık biz zaten. Ve görünen o ki bu göçle, bu sanayiyle, bu küresel iklim kriziyle, bu nüfus göçüyle, tarımla. Tekirdağ çünkü gerçekten hem sanayisi hem tarımı güçlü olan nadir illerden biri. Bu iki saydığım alan da çok ciddi bir su tüketimi yapıyor. Barajların yapılması noktasında da çaba gösteriyoruz'' ifadelerini kullandı.








"Yaza hazırlanıyoruz ama risk sürüyor"
Yüceer, su yönetimi konusunda daha kapsamlı politikalara ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, "Yaza hazırlanıyoruz ama daha fazlasına ihtiyacımız var. Bu iklim krizi ile beraber, kuraklıkla beraber, tüketimin artması ile beraber ciddi politikalar lazım ilimiz için. Bunun için yüzey sularına ihtiyacımız var. Biz kesinlikle yeraltı suyunu kullanmayı istemiyoruz. Biz biliyoruz ki bu suları çocuklarımıza, torunlarımıza rezerv olarak saklamamız gerekiyor. Biz bu rezervleri tüketiyoruz şu anda, bundan da mutlu değiliz Tekirdağ olarak'' dedi.İHA













Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü

Karadeniz'in eşsiz doğası ve yaylalarına ulaştıran karayollarındaki yön ve işaret tabelaları son yıllarda magandaların atış poligonuna dönüştü

01.08.2026 11:56:00 / Güncelleme: 01.08.2026 12:00:52
İHA
 
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Bölge genelinde yollara güvenliği sağlamak amacıyla yerleştirilen yüzlerce trafik işaret ve yön levhası, kimliği belirsiz şahısların ateşli silahlarla hedef tahtası haline getirilmesi sonucu kevgire döndü. Sürücülerin can güvenliğini tehlikeye atan bu durum, aynı zamanda ülke ekonomisine de milyonlarca liralık dev bir yük bindiriyor.






Özellikle Trabzon, Rize, Giresun ve Artvin'in virajlı, dik ve sık sık sis çöken yayla yollarında hayati önem taşıyan "Keskin Viraj", "Dur" ve "Heyelan Riski" gibi uyarı levhaları magandaların kurşunlarıyla parçalanmış durumda. Kurşun delikleri sebebiyle üzerindeki reflektörleri (gece parlayan kaplama) özelliğini yitiren tabelalar, gece seyahat eden sürücüleri adeta kör noktada bırakıyor. Bölgede sürekli yolculuk yapan yerel halk ve sürücüler duruma isyan ederek, "Zaten yollarımız engebeli ve sisli. Tabelalara bakarak yolumuzu bulmaya çalışıyoruz ama tabelalar delik deşik. Virajı göremiyoruz, uçurumu fark edemiyoruz. Bir tabela magandalığı yüzünden her an canımızdan olabiliriz" sözleriyle tepkilerini dile getirdi.








Milli servet çöpe gidiyor, tabela başına maliyet katlanıyor

Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) ekipleri, kurşunlanan levhaları yenilemek için yoğun mesai harcıyor ancak takılan her yeni tabela kısa süre içinde yeniden hedef tahtası haline geliyor. Yapılan son maliyet hesaplamalarına göre; yalnızca bir tek trafik levhasının sökülmesi, yeniden imal edilmesi ve sahada montajının yapılmasının maliyeti 3-5 bin TL arasında değişiyor. Yılda belki binlerce tabelanın tahrip edildiği ülkede harcanan milyonlarca liralık milli servet magandaların "zevk" uğruna yaptığı atışlar nedeniyle çöpe gidiyor.

Tabelaları kurşunlayan kişilerin tespit edilmesi durumunda ise cezai işlem uygulanıyor. Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 152 uyarınca "Kamu malına zarar verme" suçundan 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılıyor. TCK Madde 170 kapsamında meskun mahalde veya yolda silah ateşlemekten "Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma" suçlamasıyla 6 aydan 3 yıla kadar ek hapis cezası uygulanabiliyor. Zarar verilen tüm tabelaların maliyetleri, faizleriyle birlikte faillerden nakit olarak tazmin ediliyor. Jandarma ve emniyet birimleri, vatandaşları da tabelalara ateş açan kişileri gördüklerinde plakalarıyla birlikte derhal 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbar etmeye çağırıyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.