Ekonomi dibe doğru hızla giderken, hükümetimiz tiyatrolarla günü kurtarmaya çalışmaktadır.Hükümet, tekstil, hazır giyim ve deri sektöründe KDV oranını yüzde 18'den yüzde 8'e indirdi. Kendilerine göre bir çözüm sundular, bazı sektör temsilcileri(!) de, bu tiyatrodaki rolünü iyi oynayarak, memnuniyetlerini ifade ettiler ve olay oldu bittiye getirildi.Dışarıdan bakıldığında tekstilciler, hükümete şikayetlerini sundu, hükümet de çözüm getirdi. Peki gerçekte böyle mi? Tekstilciler gerçekten de memnun mu? Problemler çözüldü mü? Bırakalım çözülmesini en ufak bir adım atılmış oldu mu? Yoksa yaklaşan seçimler için bir göz boyama tiyatrosu mu oynandı? Bizler de bazı sektör temsilcileri, bu işe yıllarını adamış olan iş adamlarımızla görüştük. Artık her sahada o kadar çok tiyatro oynanıyor ki, işi bizzat kaynağından öğrenelim dedik.Yaptığımız görüşmeler neticesinde tekstilcilerimizin KDV'nin indirilmesinin hiçbir meseleyi çözmediğini söylediler. Tekstilci için KDV'nin ne olduğu pek önemli değil, çünkü zaten devletten bu KDV'yi geri alıyorlar.İthal ürünlere karşı rekabete bir faydası var mı? Yok, çünkü KDV indirimi ithal ürünler için de geçerli.Kısacası, hükümetin övündüğü bu KDV indirimi tiyatrosunun, ne maliyetlere, ne istihdama, ne de rekabete faydası var.Hükümet ve hükümete yakınlığıyla bilinen sektör temsilcileri(!) kendileri çalıp kendileri oynuyorlar, tekstilciler ise büyüğünden küçüğüne kara kara düşünmeye devam ediyor.Peki, çözüm yok mu? Bu mesele çözülemeyecek kadar karmaşık bir mesele mi?Bakış açısına ve uygulanacak ekonomi politikalarına göre değişir.Tekstilcilerimizin problemi IMF politikalarını uygulayarak asla çözülemez.Çünkü bugün tekstilcilerimizin yaşadığı iki ana problem vardır: Birincisi maliyetlerin yüksekliği, ikincisi pazar darlığı.Global kapitalist ekonominin sözcülüğünü yapan IMF politikaları, bu iki ana problemin ger geçen gün büyümesine yol açmıştır.Maliyet unsurlarından bazılarını ele alalım.Enerji. IMF mantığı yıllarca kendi yerli enerji kaynaklarımızı değil de hep dışarıdan pahalı ithal kaynakları kullanmamızı teşvik etmiştir. Halbuki Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in ifadesiyle Türkiye'nin 3 katrilyon dolarlık yeraltı ve yerüstü kaynağı vardır. Örneğin, elektrik ve ısınma için Rusya'dan doğalgaz ithal ediyoruz. Doğalgaz en pahalı elektrik üretim kaynağı. 1 kilovatsaati için 11 cent ödüyoruz. Halbuki kömürle üretim yapan termik santrallerde 2 cente mal edebiliyoruz. Üstelik bir de doğalgazı dünyada en pahalı fiyata biz alıyoruz. Belarus, bin metreküpüne 50 dolar öderken, biz 260 dolar ödüyoruz. Halbuki Tübitak'ın verdiği bilgilere göre sadece Zonguldak taşkömürü madenlerinin altında 1.2 milyon metreküp doğal olarak korunan doğalgaz rezervimiz var.Üreticinin önemli kalemlerinden hammaddeyi de bu kapsamda değerlendirmekte faydalı olacaktır. Yine ithalini yerlisine tercih ediyoruz ve bu da bize pahalıya mal oluyor.Dolayısıyla bu mantık yüzünden tekstilcimize ve bütün üreticilerimize dünyanın en pahalı enerjisini ve hammaddesini takdim ediyoruz. Sonra da hiçbir çözüm ortaya koymayan bir KDV indirimi tiyatrosuyla olayı geçirmeye çalışıyoruz.Diğer önemli bir unsur da para. IMF'nin bize dayattığı model kapitalist anlayışın bir ürünüdür. Para kapitalist ekonomide maliyetlidir, yani mal gibidir. Kar edilerek alınır satılır. Malın stoklanması ve piyasada az olması nasıl malın değerini haksız bir biçimde arttırırsa, paranın stoklanması, belirli ellerde tekelleşmesi ve de az bulunması ona haksız bir değer yükler.Bu kapitalist anlayış neticesinde para ulaşılması zor olan ve maliyeti fazla olan bir unsur olarak tekstilcimizin ve üreticilerimizin karşısına çıkar. Reel kredi faizlerinin yüksekliği ve geri ödenemediği takdirde cezalardaki astronomik rakamlar üreticilerin kepenk kapatmasının en büyük nedenlerindendir.Tekstilcinin ikinci temel problemi ise pazardır. IMF politikaları sebebiyle uygulanan mali disiplin, paranın darlığı, vatandaşın alım gücünün düşmesi, ithal ucuz malların piyasada kontrolsüz bir biçimde cirit atması iç piyasayı tamamen bitirmiştir. Çin'e tekstil kotalarının kaldırılması ile de zaten varolan tıkanıklık had safhaya ulaşmıştır.Döviz kurlarının sıcak para girişi sebebiyle düşük kalması ülkemizi ithalat cennetine çevirmiş, ihracatçıyı ise perişan etmiştir. Merkez Bankası'nın 5 milyar dolar gibi bir alım yapmasına rağmen doların kıpırdamaması, Kemal Derviş'in bir sözüyle artışa geçmesi önemli bir gerçeği ispatlamaktadır: "Mevcut dalgalı kur politikası yanlıştır, yabancıların kontrolü altındadır ve kontrolümüzden tamamen çıkmıştır."Görüldüğü gibi IMF politikalarını baz alan hükümetimizin hiçbir üreticimizin problemine çözüm olması mümkün değildir. Bu anlayıştan medet ummak çok büyük bir basiretsizliktir.Çözüm net ve açıktır. Tekstilcilerimizi ve diğer bütün üreticilerimizi bu IMF girdabından kurtaracak tek model Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in Milli Ekonomi Modeli'dir. Milli Ekonomi Modeli, iç piyasayı canlandıran sosyal devlet projeleriyle, üreticilere faizsiz kredi desteğiyle, maliyetleri minimuma indiren yerli hammadde, yerli enerji imkanları sunmasıyla, yerli üreticiyi koruyan bir ithalat anlayışıyla tekstilcilerimizi ve üreticilerimizi ülkemizde kral haline getirmektedir.Model, ihracatımızı da kendi paramızla yapabileceğimiz bir zemin oluşturmaktadır. Bu da üreticilerimizin aynı zamanda da dünya piyasalarında kral yapmaktadır.Sayın Baş'ın bu modeli sayesinde Türk lirası ve Türk malları hem ülkemizde hem de dünyanın birçok ülkesinde hakim unsur haline gelecektir.Dediğimiz gibi çözüm bakış açısında ve uygulanacak modele bağlı.
Murat Çabas / diğer yazıları
- ABD’den diplomasi maskeli kuşatma / 26.04.2026
- Monarşiden milli iradeye, geçmişten geleceğe / 25.04.2026
- Muhalefet için stratejik çıkış yolu / 24.04.2026
- Tom Barrack ve "sömürge valisi" diplomasisi / 23.04.2026
- Trump’ın İran kararı müttefiklerini vurdu / 22.04.2026
- ABD’nin 100 yıllık deniz hegemonyasının sonu mu? / 21.04.2026
- Trump’ın abluka ısrarı küresel enerji koridorunu yeniden kararttı / 20.04.2026
- Petro-Dolar sisteminin çöküşü ve kağıttan imparatorluğun son çırpınışları / 19.04.2026
- Sınıflarda yankılanan kurşun sesleri / 18.04.2026
- Bütçenin yükü vatandaşa, rantı faiz lobisine / 17.04.2026
- Monarşiden milli iradeye, geçmişten geleceğe / 25.04.2026
- Muhalefet için stratejik çıkış yolu / 24.04.2026
- Tom Barrack ve "sömürge valisi" diplomasisi / 23.04.2026
- Trump’ın İran kararı müttefiklerini vurdu / 22.04.2026
- ABD’nin 100 yıllık deniz hegemonyasının sonu mu? / 21.04.2026
- Trump’ın abluka ısrarı küresel enerji koridorunu yeniden kararttı / 20.04.2026
- Petro-Dolar sisteminin çöküşü ve kağıttan imparatorluğun son çırpınışları / 19.04.2026
- Sınıflarda yankılanan kurşun sesleri / 18.04.2026
- Bütçenin yükü vatandaşa, rantı faiz lobisine / 17.04.2026

























































