logo
17 MAYIS 2026

Terör lordları

22.08.2005 00:00:00
Türkiye'de PKK terör eylemlerine olanca hızıyla devam ederken; Kuzey Irak'taki Kürt gruplar da bulundukları bölgeleri tamamen kontrol altına almak amacıyla Türkmenler dahil diğer etnik ve siyasi gruplar üzerinde adam kaçırma, cinayet ve diğer yıldırma faaliyetlerini ara vermeden sürdürüyor.

-Terörden medet umuyorlarTürkiye'de Abdullah Öcalan ve militanları; kuzey Irak'ta Barzani ve Talabani ve peşmergeleri... Ortak özellikleri amaçlarına 'terör' yöntemiyle ulaşmak. Destek aldıkları kaynaklar da aynı: ABD ve AB... Nitekim ABD'de yayınlanan Washington Post'un haberine göre, peşmergeler kuzey Irak'ta Türkmen, Sünni Arap ve diğer toplumlara mensup yüzlerce kişiyi kaçırarak Erbil, Süleymaniye, Dohuk, Akra ve Şaklava kentlerindeki cezaevlerinde topluyor. Bu şekilde kaçırılarak hapsedilenlerin sayısının 500 civarında olduğu tahmin ediliyor.

-Şu yapılana bakın!The Washington Post, aslında Irak güvenlik güçlerinin mensubu konumundaki peşmergelerin, Kürt çıkarlarına aykırı davrandığını düşündükleri yetkilileri ve siyasi liderleri dövdüğünü ve tehdit ettiğini de kaydetti. Görgü tanıklarına dayanılarak verilen bir örnekte, yüzü gözü kanlar içindeki bir yetkilinin, bu halde bir kamyonetin arkasında bir kasabada ibret olsun diye dolaştırıldığı belirtildi. BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, ne DEHAP, ne de PKK'nın kendiliğinden konuşmadığına dikkat çekerek "Dün Hicaz Bölgesini Osmanlı'dan kopartmak için Hüseyin bin Ali'yi konuşturan yabancı irade ne ise, bugün PKK ve DEHAP'ı konuşturan irade de odur. Bunu millet olarak görmediğimiz müddetçe de bizim gerçek hainin kim olduğunu tespit etmemiz mümkün olamayacaktır" dedi.Son günlerde medya organlarında ve Ankara kulislerinde konuşulan yeni Anayasa değişiklikleri konusundaki soruları cevaplandıran BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, "Yeni Anayasa taslağında Türkiye'yi kuran iki milletin varlığının adları, bu adların Kürtler ve Türkler zikredileceği söyleniyor. Bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusunu, "Türk Milleti'nin tarifi Lozan'da inançlara göre yapılmıştır. Müslümanlar olanlar bir millet, olmayanlar azınlık olarak kayıt altına alındı. Bu tarifle oynamak Türkiye'yi bölmeye ve parçalanmaya götürür" şeklinde cevapladıİngiliz'in dün üstlendiği misyonu, bugün Atlantik ötesinden gelenler devraldıBugün tezgahlanan oyunun benzerlerinin geçmişte de oynandığına dikkat çeken BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, "Yeri gelmişken size bir misal vereceğim. İmparatorluk döneminde birliği, vahdeti, beraberliği neresi temin ediyordu? Hilafet makamı, yani Sultan. O günkü padişah, halife olan padişah temin ediyordu. İngiliz baktı ki, burası birliği temin etmede merkez kaldığı sürece, biz Osmanlının tasarruf ettiği topraklarda istediğimiz oyunu oynayamayacağız. Bu sefer ne yaptı? Onların tasarruf ettiği topraklarda İttihad-ı İslam adı altında cemiyet kurdular. Yani İslam Birliği cemiyetini kurdular. Ve bunu o zamanki Cemalettin Efgani denilen bir zata kurdurdular. Peki kardeşim, sen İslam birliğini kuruyorsun; ama burada birliği sağlayan ve koruyan bir merkezi otorite var, sana ne gerek var? Niye bunun etrafında bir ve beraber olmuyorsun, şayet dağınıklık var, tefrika var, fitne varsa...? Oyun, Osmanlı "merkezli otorite"yi dağıtmak için burada yeni bir birlik kurmak lazım oyunudur. Ortaya kim çıkıyor? İslam adına işte Cemalettin Efgani. Anadolu'dan bir tane yardımcısı çıkıyor; Üstad, onun yanına yardımcısı olarak geçiyor. Şunu demek istiyorum. Aynı adamlar, aynı İngilizler kalkıyor, Kürt Teali Cemiyetini kurduruyorlar. Yani Kürtlerin böyle bir iddiası yok, bir Kürtlük iddiaları yok, bir vatan bulma iddiaları yok. Zaten vatanları var. Bir devlet kurma iddiası yok. Kürt Teali Cemiyetini aynı el, aynı İngiliz kurduruyor. Şimdi dün bunu yapan İngiliz, halef selef meselesi, daha mütekamil bir devlete yerini ve misyonunu terk ediyor. Okyanus'un ötesine terk ediyor. Aynı işi o yapıyor. Anadolu'daki PKK harekatı senin, benim, vatandaşın harekâtı değil. Vatandaşın ihtiyaçlarından kaynaklanan bir hareket değil. Talimatla zuhur eden bir harekettir. O bakımdan milletle yakından uzaktan alakası yoktur. Bu gerçeğin altını da kalın çizgiyle çizmek için de, vatandaş, "Bizim böyle bir problemimiz yok. Sayın Başbakan, niye buraya geldin?" dercesine onun toplantısına gitmemiştir. Olayın manası budur. Millet burada masumdur" şeklinde konuştu.Irak'taki tezgahtarlar Güneydoğu'muzu ateşliyorIrak'taki ve Kuzey Irak'taki gelişmelerin bölgesel terörizme yaptığı kayda değer katkılarına da dikkat çeken BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, "Biz bunu daha evvel söyledik. Kırmızı çizgilerimizi tamamen ihlal edip Musul ve Kerkük'te hakimiyet kurulacak, bu bölgede bir Kürt devleti fiili olarak, yarın da resmen hayata geçecek. İddialara göre, benim de tahminim, bizim Güneydoğu ile hadiseleri buluşturmak ve bunların ikisini federe bir yapıya kavuşturmaktır. Sayın Başbakan'ın aslında cinayet mertebesindeki sözünün altında yatan bir başka gerçek de bu, denilebilir veya düşünülebilir. Ama, Başbakan'ın bunu kastederek söylediğini hiç zannetmiyorum. Aksi takdirde mesuliyeti mucip büyük bir hadise olur. Şimdi burada oyun bellidir. Biz, Kerkük ve Musul'u niye kaybettik? Kırmızı çizgilerimiz vardı, Kıvrıkoğlu döneminde. Ne oldu ki, biz bütün bunlardan vazgeçtik. Okyanus'un ötesinden birileri gelip sana talimat veriyor, "emret komutanım, emret padişahım" diyorsun, sen de onun dediklerine tabi oluyorsun. Bunların izahı kesinlikle yapılamaz. Bu, adım adım Türk coğrafyasının evvela orada, sonra da Anadolu'da bölünmesine doğru giden yollardır ki, zararın neresinden dönerseniz kârdır hesabıyla devlet ve milletin ayıkması ve bütün bunların önüne geçmesi zamanı gelmiştir ve de geçmiştir, geçmektedir. Başbakan'ın açıklamalarının ardından Batı başkentlerinde, "Türkiye bu işin tarafıdır. Bir komisyon kuralım" diyorlar. Bütün bunlar Türk devletini idam sehpasına çekmenin adıdır. Artık milletin ayıkması lazım. Çok samimi konuşuyorum; bunları konuştukça sinirlerimiz de bozuluyor. Böyle şey mi olur? Memleket gidiyor, vatan gidiyor, devlet bölünüyor, kimsenin sesi çıkmıyor. Böyle şey olmaz" şeklinde konuştu. Asıl perde arkasındakileri görmek lazımBaşbakan'ın son verdiği mesajların ardından, DEHAP ve eski DEP milletvekillerinin "PKK ve Başbakanın verdiği sözleri tutmasını bekliyoruz" şeklindeki açıklamalar, kendisine hatırlatıldığında, BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, "Bu hayırlı bir gidişat değil. Ne DEHAP, ne PKK kendiliğinden konuşmuyor. Dün Hüseyin bin Ali'yi konuşturan yabancı irade ne ise, bugün PKK ve DEHAP'ı konuşturan irade de odur. Bunu millet olarak görmediğimiz müddetçe de bizim gerçek hainin kim olduğunu tespit etmemiz mümkün olamayacaktır" dedi. Terörün arka planındaki asıl odakları görmedikçe netice almanın mümkün olamayacağının altını çizen BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, "Terör aslında yabancıların senaryosudur. Tiyatroyu oynatanlar, rejisörler onlar, senaryoyu hazırlayanlar onlar, oyuncuları bizimkiler. Aydın dediğin de onun verdiği rolü paylaşan adam, PKK dediğin de onun verdiği rolü paylaşan insandır. Elbette onlar kalkıp arkasındaki gücü ele vermezler. Arkasındaki gücü görecek olan irade sizsiniz, millettir ve devlettir, devleti korumakla görevli olanlardır. Elbette kalkıp diyemez ki "Bizi şunlar, bunlar itekliyor." Tabii ona uzanmadıktan, onun boynunu ele almadıktan sonra terörün önüne geçmek muhaldir. İmkan dışı bir olaydır. Terörün önüne geçebilmek için yabancı bağlantıları bir defa Türkiye sınırları içerisinde yaşayan insanların tamamen aşması ve onların bihakkın üstesinden gelmesi lazım. Bunu yapamadığımız, daha doğrusu bunları karşımıza almadığımız müddetçe terör ciddiyetini devam ettirecektir. Millet için tehlike olduğunu her zaman her yerde gösterecektir. Olayı kısaca odaklayan, senaryo haline getiren, insanımıza yaşatan yabancı odaklardır. Bunun iç problemle hiç bir alakası yoktur. Oradaki su problemi, yol problemi, elektrik problemi eğer bu meseleyi ele alırsan bir vatan meselesidir. Vatanın problemidir. Bu bir bölgeye ait mesele değil ki. Bu, doğusunda da, batısında da, güneyinde de, kuzeyinde de var. Her tarafta var. O halde, bunlar, memleketin, milletin meselesi değil. Bunu istismar ederek gündem edenlerin arkasındaki irade güç odakları, yabancı güç odakları oynamak istiyor. Bunu da hepimizin görmesi lazım. Milletin görmesi lazım. Devletin görmesi lazım. Bunu gördük; ne oldu? O zaman ona uzanan, onunla el ele tutan eli de tespit etmemiz gayet kolay olur. Ona da tenbihatımız gayet hukuki olur. 'Sen millet adına değil, devlet adına değil, nefsin adına, onun adına konuşuyorsun, onun adına hoparlörlük yapıyorsun' denilir" şeklinde konuştu.Anadolu'da birlik mayasını Alparslan cennetmekân attıLozan Anlaşması'nda kayıt altına alına Türk Milleti tarifinin afakî olmadığına dikkat çeken BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş "Malumunuz, medeniyeti, kültürü, siyaseti, dili, dini bir olan insan topluluklarının adına millet denir. Bunların örfleri birdir, adetleri birdir, gelenekleri birdir. Hülasa bir kader birlikleri vardır. Milletler bunlardır. Şimdi bu tabloya baktığımız zaman Lozan'da bir şey tescil edildi; "Biz bir milletiz" dendi. Ama bu tarif, afaki bir düşünce üzerine bina edilmedi. Dolayısıyla, her ne kadar sağdan soldan ülkeyi bölmek için, imparatorluk döneminden bu tarafa fitne çıkartıp bazı etnik unsurları devreye koymak istemişler ise de aslında milletin tamamı Türk milletidir. Bunun tamamı "Türk"tür. Peki, bu dediğimiz etnik gruplar nedir? Bunun boylarıdır. Neden boylarıdır? Alparslan Anadolu'ya geldikten sonra burada yaşayan insanların tamamını aynı kültürde, aynı medeniyette, aynı siyasette biraraya getirdi. Bütün bunların adına da Türk Milleti dendi. Müslüman Türk Milleti dendi. Hiç kimse etinin ve kemiğinin soyuna, boyuna bakmadı, "Biz buyuz" dedi. Bu çok iyi bilindiği için bu milleti bölüp parçalamak, dağıtıp atmak için uzun yıllardan beri planlar, programlar yapılıyor, projeler hayata geçiriliyor. O bakımdan Türk milleti, Müslüman Türk kimliği genelde bu şemsiye altında bulunan herkesi kuşatır ve bunun dışına kimse çıkamaz. Devletin yapısı da budur. Buna aykırı bir iddia ile ortaya çıkmak, kimin ağzından olursa olsun, devlete husumettir, devlete düşmanlıktır. Vatanın bölünmesini, parçalanmasını isteyip arzı etmek, hayata geçirmek manasına gelir" şeklinde konuştu.Türk Milleti tek vücut, tek yürektirDoğusuyla batısıyla, güneyiyle kuzeyiyle biz, tek vücut, tek yürek, bir bilek, bir milletiz" diyen BTP Genel başkanı Prof. Dr. Baş, "Bizim adımız Müslüman Türk milletidir. Örfümüz birdir, adetimiz birdir, geleneğimiz birdir, siyasetimiz birdir, kültürümüz birdir, dinimiz birdir, dilimiz birdir. Ama içimizde boylardan ayrı ayrı dilde konuşanlar var. O bizim zenginliğimizden kaynaklanan bir görüntüdür. Hiç de bir mahsuru yoktur.Çanakkale Savaşındaki şehitlerimize baktığımız zaman, bütün bu bahsettiğimiz boyların Ehl-i Sâlib'e karşı omuz omuza mücadele ettiklerini ve gerektiğinde koyun koyuna can verdiklerini görüyoruz" dedi.

İçişleri Bakanı Çiftçi, Tekirdağ'da iki polisin şehit olduğunu bildirdi

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Tekirdağ'da iki polisin şehit olduğunu bildirdi.
 

17.05.2026 15:52:00
AA
İçişleri Bakanı Çiftçi, Tekirdağ'da iki polisin şehit olduğunu bildirdi
İçişleri Bakanı Çiftçi, Tekirdağ'da iki polisin şehit olduğunu bildirdi
Çiftçi, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, şu ifadelere yer verdi:

"Tekirdağ Çorlu İlçe Emniyet Müdürlüğü kadrosunda görevli polis memurları Erkan Tütüncüler ve Emrah Koç, görevli iken silahlı kavga olayına müdahale ettikleri esnada şüpheli şahsın ateşli silahla karşılık vermesi sonucu şehit olmuşlardır. Şehitlerimize Allah'tan rahmet, kederli ailelerine, kahraman Emniyet teşkilatımıza ve milletimize başsağlığı diliyorum. Şehitlerimizin makamları ali olsun."

Diyarbakır merkezli 23 ildeki uyuşturucu operasyonunda 279 tutuklama

Diyarbakır merkezli 23 ilde gerçekleştirilen narkotik operasyonunda 322 şüphelinden 279'u tutuklandı

17.05.2026 15:30:00
İhlas Haber Ajansı
Diyarbakır merkezli 23 ildeki uyuşturucu operasyonunda 279 tutuklama
Diyarbakır merkezli 23 ildeki uyuşturucu operasyonunda 279 tutuklama
Diyarbakır merkezli 23 ilde gerçekleştirilen narkotik operasyonunda 322 şüphelinden 279'u tutuklandı.
Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Gençlerimizin geleceğini karartan uyuşturucuyla mücadelemiz kapsamında, 14 Mayıs'ta kapsamlı bir operasyon gerçekleştirmiştik. Operasyonda gözaltına alınan 322 şüpheliden 279'u tutuklandı, 27'si hakkında adli kontrol kararı verildi, 16'sı da serbest bırakıldı. Diyarbakır'da uyuşturucu tacirlerine göz açtırmamaya kararlıyı" ifadelerine yer verdi.İHA

Uluslararası suç örgütü lideri ve kardeşi İstanbul'da yakalandı

Uluslararası suç örgütü lideri Johannes Leijdekkers'in kırmızı bültenle aranan kardeşi kardeşi Wilhelmus Adrianus Leijdekkers, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve İstanbul polisinin düzenlediği operasyon ile yakalandı. 

17.05.2026 11:10:00
İhlas Haber Ajansı
Uluslararası suç örgütü lideri ve kardeşi İstanbul'da yakalandı
Uluslararası suç örgütü lideri ve kardeşi İstanbul'da yakalandı
Uluslararası suç örgütü lideri Johannes Leijdekkers'in kırmızı bültenle aranan kardeşi kardeşi Wilhelmus Adrianus Leijdekkers, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve İstanbul polisinin düzenlediği operasyon ile yakalandı. Leijdekkers, Hollanda yetkili makamlarınca, "Suçtan Kaynaklanan Mal Varlığı Değerlerini Aklama" suçu kapsamında, ülkesine iadesi isteniyor.

Böyle çöp ev görülmedi!


 
İzmir'de bir evden 10 tona yakın çöp çıkarıldı.

16.05.2026 12:46:00
AA
Böyle çöp ev görülmedi!
Böyle çöp ev görülmedi!

İzmir'in göbeğindeki Konak ilçesinde çevreye kötü kokuların yayıldığı bir evdeki 10 tona yakın çöp ve atıl durumdaki eşya belediye temizlik ekiplerince boşaltıldı.







Konak Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, Kemal Reis Mahallesi'ndeki bir daireden çevreye kötü koku yayıldığı şikayeti üzerine çalışma başlatıldı.







Adreste inceleme yapan ekipler, dairenin çöp ve atıl durumdaki eşyalarla dolu olduğunu belirledi.







Temizlik işleri ekipleri söz konusu dairedeki 10 tona yakın çöp ve atıl durumdaki malzemeyi boşalttı.
Atıkların çıkarılmasının ardından ev ve çevresinde temizlik yapıldı.

'Gizli tuz'a dikkat


 
Gizli tuz, yemeklere eklenen tuz dışında gıdaların doğal yapısında veya işlenme sürecinde bulunan tuz olarak biliniyor. Ekmek, peynir, zeytin, hazır çorbalar, soslar, cipsler, salçalar, kuruyemişler, turşu ve salamura gıdalar, işlenmiş et ve şarküteri ürünleri ile paketli ürünler en önemli gizli tuz kaynakları olarak öne çıkıyor.

16.05.2026 09:12:00
MURAT ÇORBACI
  'Gizli tuz'a dikkat
  'Gizli tuz'a dikkat

Modern yaşamın hızına ayak uydururken beslenme alışkanlıkları da giderek değişiyor. Hazır ve işlenmiş gıdaların günlük yaşamda daha fazla yer almasıyla birlikte, farkında olmadan tüketilen tuz miktarının arttığına değinen İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Emine Dündar, "Fazla tuz tüketimi yalnızca sofradaki lezzeti değil, uzun vadede sağlığımızı da doğrudan etkiliyor. Özellikle kalp-damar sistemi ve böbrekler üzerinde kritik sonuçlara yol açabilen aşırı tuz tüketimi, yaşam kalitesini düşüren sağlık sorunlarının başlıca nedenleri arasında" dedi.
Fazla tuz tüketiminin vücutta sodyum birikimine yol açtığını belirten Dündar, "Sodyum suyu tutma eğilimindedir. Bu durum damar dışına sıvı geçişini artırarak dokular arasında su birikmesine neden olur. Böbrekler fazla sodyumu atmakta zorlandığında ise vücut dengeyi sağlamak için daha fazla su tutar. Sonuç olarak özellikle ayaklar, bilekler, bacaklar ve yüzde şişlik yani ödem ortaya çıkar. Bu tablo genellikle gün içinde artan, akşam saatlerinde belirginleşen bir şişlik şeklinde kendini gösterebilir. Sürekli tekrar eden ödem şikâyetlerinin ise mutlaka bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerekir" uyarısında bulundu.

Gıdaların etiketlerine dikkat!


Gizli tuzun, yemeklere eklenen tuz dışında gıdaların doğal yapısında veya işlenme sürecinde bulunan tuz olduğunu dile getiren Dündar, "Ekmek, peynir, zeytin, hazır çorbalar, soslar, cipsler, salçalar, kuruyemişler, turşu ve salamura gıdalar, işlenmiş et ve şarküteri ürünleri ile paketli ürünler en önemli gizli tuz kaynaklardır. Bu nedenle kişi bu ve benzeri besinlere tuz eklemediğini düşünse bile günlük alım farkında olmadan yükselir. Bu nedenle öncelikle gizli tuz kaynaklarının farkına varmak gerekir. Paketli ve işlenmiş gıdaların tüketimini azaltmak, etiket okumak önemli bir adımdır. Yemeklerin tuz eklemeden önce tadına bakmak ve miktarı kademeli olarak azaltmak damak tadının uyum sağlamasını kolaylaştırır. Limon, sirke, sarımsak ve çeşitli baharatlar tuz yerine lezzet artırıcı olarak kullanılabilir. Ayrıca evde yeme alışkanlığı kazanmak ve dışarıda hazır gıda tüketimini azaltmak da tuz alımını belirgin şekilde düşürür" şeklinde konuştu.

Tuzun 7 zararı

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Emine Dündar, uzun vadede yüksek tuz tüketiminin zararlarını sıraladı:
• Yüksek tansiyon: Damar basıncını artırarak hipertansiyona yol açar.
• Kalp hastalıkları: Kalbin yükünü artırarak kalp krizi ve kalp yetmezliği riskini arttırır.
• Böbrek hasarı: Böbrek fonksiyonlarının azalmasına, protein kaçağına ve hatta kronik böbrek hastalığına zemin hazırlayabilir.
• Felç riski: Beyin damarlarında hasar oluşturarak inme riskini artırır.
• Ödem: Vücutta sıvı tutulmasına ve şişliklere yol açar.
• Kemik kaybı: Kalsiyum atılımını artırarak kemik sağlığını olumsuz etkiler.
• Mide hastalıkları: Mide mukozasını etkileyerek gastrit ve bazı mide hastalıklarına zemin hazırlar.

İnegöl'de trafik denetimlerinde gecelik hasılat fena değil!


 
 
 Bursa'nın İnegöl ilçesinde polis ve jandarma ekiplerince trafik denetimlerinde sürücülere çeşitli ihlaller gerekçesiyle toplam 500 bin lira ceza uygulandı. Bir ilçede bir gecede bu kadar ceza tahsilatının çıkması dikkat çekti. 

16.05.2026 09:02:00 / Güncelleme: 16.05.2026 09:08:15
HABER MERKEZİ/AA
İnegöl'de trafik denetimlerinde gecelik hasılat fena değil!
İnegöl'de trafik denetimlerinde gecelik hasılat fena değil!

Bursa'nın İnegöl ilçesinde polis ve jandarma ekiplerince trafik denetimlerinde sürücülere çeşitli ihlaller gerekçesiyle toplam 500 bin lira ceza uygulandı.

İnegöl İlçe Emniyet Müdürlüğü Trafik Büro Amirliği ekipleri ile İlçe Jandarma Komutanlığına bağlı trafik ekiplerince ilçe genelinde eş zamanlı trafik uygulaması yapıldı.
Uygulamada, çok sayıda araç durdurularak sürücülerin belgeleri kontrol edildi.

Uygulama sırasında "dur" ihtarına uymayarak kaçan bir araç, polis ekiplerinin kovalamacası sonucu yakalandı.
Sürücü hakkında işlem yapılırken sürücü belgesine 60 gün süreyle el konuldu, araç ise 60 gün trafikten men edildi.

Ayrıca, alkollü araç kullandığı belirlenen 2 sürücünün de sürücü belgesine el konuldu.
Emniyet ve jandarma ekiplerinin ortak gerçekleştirdiği uygulamalarda toplam 500 bin lira cezai işlem uygulandığı öğrenildi.

Bahar depresyonunun pençesine düşmeyin!


 
Bahar aylarında doğanın canlanmasıyla birlikte pek çok kişinin enerjisi ve motivasyonu artarken, bazı kişilerde ise tam tersine yorgunluk, huzursuzluk ve depresif bir ruh hali ortaya çıkabiliyor.

16.05.2026 00:58:00
MURAT ÇORBACI
Bahar depresyonunun pençesine düşmeyin!
Bahar depresyonunun pençesine düşmeyin!

Bahar depresyonu çoğu zaman görünür bir neden olmaksızın ortaya çıkan; ancak bireyin iç dünyasında anlamlı karşılığı olan bir deneyim olarak tanımlanıyor. Bazı bireyler bahar aylarında kendilerini daha yorgun, huzursuz ve duygusal olarak dalgalı hissedebilir. Bastırılmış duygular, ertelenmiş ihtiyaçlar ve fark edilmeyen zihinsel yükler bu dönemde daha görünür hale gelebilir. Günlerin uzamasıyla birlikte artan 'aktif olma' baskısı, kişinin iç dünyasıyla, dış dünyanın beklentileri arasında uyumsuzluk yaratır. Bu da kaygı, isteksizlik ve tükenmişlik hissini beraberinde getirir, bahar depresyonuna neden olabilir. Klinik Psikolog Seda Akcan, bahar depresyonunun belirtilerini, hazırladığı 10 soruluk test ile anlattı.







1. Kendinizi sürekli yorgun hissediyor musunuz?

Herhangi bir hastalığa bağlı olmadan ve yeterince dinlenmenize rağmen yorgunluğunuz geçmiyorsa, nedeni fiziksel değil; duygusal ya da zihinsel tükenmişlik olabilir. Baharda artan hareketlilik beklentisiyle içsel yavaşlık çatıştığında bu his daha da belirgin hale gelebilir.

2. Sabahları yataktan çıkmakta zorlanıyor musunuz?

Yataktan çıkmakta zorlanmak ve güne isteksiz başlamak bahar depresyonunun erken sinyallerinden biri olabilir. Kişi bilinçdışı şekilde güne başlamayı erteleyerek, duygusal yükten kaçınmaya çalışabilir. Bu durum içsel motivasyon kaybının önemli bir göstergesi olabilir.







3. Eskiden keyif aldığınız şeyler artık sizi mutlu etmiyor mu?

Daha önce size iyi gelen aktivitelerin artık ilginizi çekmemesi veya keyif vermemesi duygusal bir geri çekilmenin önemli göstergelerindendir. Bu durum kişinin yaşamdan aldığı tatminin azalmasıyla ilişkilidir ve depresif süreçlerde sıkça gözlemlenir.

4. Kendinizi diğer insanlarla kıyaslayıp yetersiz hissettiğiniz oluyor mu?

Kıyaslama davranışı çoğu zaman özdeğer algısıyla ilişkilidir. Kişi, kendi içsel ölçütleri yerine dış referanslara odaklandığında, yetersizlik ve değersizlik duygusu derinleşir. Bahar aylarında artan sosyal görünürlük bu karşılaştırmaları daha da artırır.

5. Duygusal dalgalanmalar yaşıyor musunuz?

Duyguların kısa sürede ve yoğun bir biçimde değişmesi psikolojik esnekliğin zorlandığını gösterir. Kişi bir yandan uyum sağlamaya çalışırken, diğer yandan içsel çatışmalar yaşayabilir. Bahar dönemindeki biyolojik ve çevresel değişimler bu kırılganlığı artırabilir.







6. Dikkatinizi toplamakta zorlanıyor musunuz?

Odaklanma güçlüğü, unutkanlık ve zihinsel dağınıklık; stresli dönemlerde artar. Zihin 'şimdi ve burada' kalmakta, mevcut ana odaklanmakta zorlanır; geçmişe dair düşüncelerle gelecek kaygıları arasında gidip gelir.  Bu durum performansı düşürür,  yetersizlik hissi yaratabilir.

7. Uyku düzeniniz değişti mi?

Uyku, psikolojik dengeyi düzenleyen en temel alanlardan biridir. Uykuya dalamamak ya da aşırı uyuma isteği, kişinin duygusal düzenleme becerilerinde zorlanma yaşadığını gösterebilir. Zihin, gün içerisinde işlenemeyen duyguları gece yaşamaya devam eder.

8. İştahınızda değişiklik fark ettiniz mi?

İştahın artması ya da azalması, duygu durumla yakından ilişkilidir. Kimi bireyler stresli dönemlerde duygusal boşluğu doldurmak için daha çok yerken, kimileriyse tam tersine iştah kaybı yaşayabilir. Bu durum, içsel denge arayışının bir yansımasıdır.







9. Sosyal ortamlardan uzaklaşmak istiyor musunuz?

İnsanlarla iletişim kurmaktan kaçınma, davetleri reddetme ve yalnız kalma isteği bazen bir korunma mekanizmasıdır. Kişi anlaşılmama ya da yargılanma ihtimaline karşı kendini izole ederek duygusal güvenliğini korumaya çalışır. Ancak bu durum uzun vadede yalnızlık hissini derinleştirir.

10. Geleceğe dair umutsuzluk veya isteksizlik mi hissediyorsunuz?

Zaman zaman umutsuz hissetmek normaldir, ancak bu duygunun sürekli ve yoğun yaşanması mutlaka dikkate alınmalıdır. Umutsuzluk kişinin gelecekle bağının zayıfladığını ve kontrol duygusunun azaldığını gösterebilir Değişimin mümkün olmadığına inanıldığında bu his kişi için yaşamın anlamını da azaltabilir.







Bahar depresyonuna karşı 6 kritik öneri

Klinik Psikolog Seda Akcan, bahar depresyonuna karşı 6 kritik öneride bulundu:

1. Biyolojik ritminizi yeniden yapılandırın. Mevsim geçişi insanın biyolojik saatini de etkilediği için; uyku düzeninde değişiklik, sabahları zor uyanma ya da gün içinde dalgalanan enerji hali sık görülür. Biyolojik ritminizi; her gün aynı saatlerde uyuyup- uyanarak, sabahları gün ışığına maruz kalarak ve gece ekran kullanımını sınırlandırarak dengeleyebilirsiniz.

2. Duygularınızı bastırmak yerine anlamlandırın. Bahar ayları toplumda genellikle 'canlanma' ve 'mutluluk' ile ilişkilendirilir. Ancak iç dünyanız bu beklentiyle örtüşmediğinde, ikincil bir suçluluk ve yetersizlik hissedebilirsiniz. 'Böyle hissetmemeliyim' düşüncesi duygusal yükü arttırır. Duygunuzu fark etmek, isimlendirip kabul etmek psikolojik esnekliğinizi artırarak içsel dengenizi korumaya katkı sağlayabilir.

3. Kendinizden beklentinizi yeniden düzenleyin. Enerjiniz düşükken kendinizden yüksek performans beklemeniz özgüveninizi zedeleyebilir. Bu nedenle büyük hedefler yerine küçük, ulaşılabilir ve sürdürebilir hedefler belirleyin. Tamamladığınız küçük adımlar, kontrol duygunuzu güçlendirir ve motivasyonunuzu kademeli olarak artırır.

4. Bedensel aktiviteyi bir zorunluluk değil, destek aracı olarak görün. Fiziksel hareket zihni de dengeler. Açık havada yürüyüş, hafif egzersi ve düzenli hareket; stres hormonlarını azaltır, mutluluk hormonlarının artmasına destek olur. Özellikle doğayla temas, zihinsel yükü hafifletmede oldukça etkilidir. Ancak yoğunluk değil süreklilik önemlidir.

5. Sosyal temasınızı bilinçli şekilde sürdürün.
6. Profesyonel desteği geciktirmeyin.

Havza'da tarih tekerrür etti: 'Sorunların arkasından mı koşacağız, tedbir mi alacağız?'

Samsun'un Havza ilçesi, son günlerde etkili olan sağanak yağışların ardından taşan dere yatakları nedeniyle sel sularına teslim oldu. Altyapının yetersiz kalması ve plansız kentleşme iddiaları bölgede tansiyonu yükseltirken, Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi'den sert bir çıkış geldi

16.05.2026 00:13:00 / Güncelleme: 16.05.2026 09:58:44
Hasan Gündoğdu
Havza'da tarih tekerrür etti: 'Sorunların arkasından mı koşacağız, tedbir mi alacağız?'
Havza'da tarih tekerrür etti: 'Sorunların arkasından mı koşacağız, tedbir mi alacağız?'
Konuya ilişkin açıklamada bulunan Kepekçi, "Havza'da 1988 ve 1998'de ne yaşandıysa bugün de aynı ihmaller devam ediyor. Vatandaş yapay gündemlerle oyalanırken gerçek sorunlar sümen altı ediliyor" dedi.






Tarihi İlçe Sular Altında: Kronikleşen İhmal
 
Samsun genelinde etkili olan olumsuz hava şartları, Havza ilçesinde hayatı durma noktasına getirdi. Şiddetli yağışlar sonrası ilçe merkezinden geçen dere yataklarının taşması sonucu çok sayıda ev, iş yeri ve tarım arazisi sular altında kaldı. Araçların sürüklendiği, altyapının tamamen çöktüğü ilçede vatandaşlar büyük maddi zarara uğradı.
 
Afetin hemen ardından sahaya inen BTP teşkilatları, yaşanan felaketin sadece "doğal bir olay" olarak geçiştirilemeyeceğini vurguladı. 







BTP Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi Havza'nın Milli Mücadele tarihindeki önemini hatırlatan şu ifadeleri kullandı:
 
"Havza sıradan bir Anadolu ilçesi değildir; Havza Genelgesi ile Milli Mücadele'nin ilk örgütlü çağrısının yapıldığı, Mustafa Kemal Paşa'nın millet iradesini ayağa kaldırdığı yerdir. Buranın tarihi bize, 'Tedbir almayan milletler, krizlerin peşinden sürüklenir' mesajını verir. Ancak biz gerçekten ders alıyor muyuz? Havza'da 1988'de büyük taşkın yaşandı, 1998'de yeniden afet oldu, bugün yine aynı manzaraları izliyoruz. Aynı dere yatakları, aynı plansızlık... Asıl mesele yağmur değil; risk yönetimi oluşturmamak ve afet gelmeden tedbir almamaktır."







"Somali'ye Milyarlar, Havza'ya 50 Milyon TL"
 
Türkiye'de vatandaşların sel, geçim derdi, borç ve üretim kriziyle boğuştuğu bir dönemde toplumun sürekli yapay gündemlerle meşgul edildiğini savunan Doç. Dr. Kepekçi, bütçe ve yardım politikalarındaki eşitsizliğe dikkat çekti. Hükümetin dış yardımları ile yerel afet bütçelerini kıyaslayan Kepekçi, çarpıcı veriler paylaştı:
 
Somali'ye açıklanan yardım: Yaklaşık 30 milyon dolar
 
Havza'ya taahhüt edilen ilk destek: Yaklaşık 50 milyon TL.







Salgın hastalık riski kapıda!
 
Afet sonrasındaki sürecin sadece maddi hasarlarla bitmediğini, ikinci bir kriz dalgasının kapıda olduğunu belirten Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi, kanalizasyon taşmaları ve içme suyu kontaminasyonu (kirlenmesi) nedeniyle özellikle çocuklar ve yaşlılar için ciddi enfeksiyon riski bulunduğunu hatırlattı.

BTP teşkilatlarının ilk andan itibaren sahada vatandaşların mağduriyetlerini takip ettiğini belirten Kepekçi, kalıcı çözümün merhum Prof. Dr. Haydar Baş'a ait olan Milli Ekonomi Modeli'nde olduğunu ifade etti.







BTP'den Havza İçin 5 Acil Eylem Planı
 
Klasik sistemde sigortanın bile artık sadece yüksek gelirlilerin erişebildiği bir "lüks güvenlik" haline geldiğini söyleyen Kepekçi, Milli Ekonomi Modeli perspektifiyle acilen atılması gereken adımları şu şekilde özetledi:
 
1. Afet Bölgesi İlanı: Havza ilçesi vakit kaybetmeksizin resmi olarak afet bölgesi ilan edilmelidir.
 
2. Faizsiz Esnaf Desteği: Mağdur olan küçük esnafa faizsiz ve geri ödemesiz nakdi destek sağlanmalıdır.
 
3. Temel Afet Güvence Sistemi: Sosyal güvenliği piyasa şartlarına terk etmeyen, devlet destekli bir güvence sistemi kurulmalıdır.
 
4. Merkezi Altyapı ve Islah: Dere ıslahı ve altyapı çalışmaları yerel idarelerin bütçesine bırakılmamalı, merkezi planlamayla çözülmelidir.
 
5. Mobil Sağlık Ekipleri: Salgın ve kontaminasyon riskine karşı ilçede acilen mobil sağlık tarama ekipleri oluşturulmalıdır.
 
BTP Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi, Havza halkına geçmiş olsun dileklerini ileterek açıklamasını şu soruyla noktaladı: "Havza bugün aslında tüm Türkiye'ye soruyor: Biz hâlâ sorunların arkasından mı koşacağız, yoksa artık önceden tedbir alan bir devlet aklı mı inşa edeceğiz?"

Bağımsız Türkiye Partisi camiasının acı günü

BTP Almanya Teşkilatı Başkanı Kamil Asanoğlu’nun annesi, aynı zamanda BTP Almanya teşkilat yöneticileri Ali Asanoğlu ve Osman Asanoğlu’nun da annesi olan Zeynep Asanoğlu hayatını kaybetti

15.05.2026 18:11:00
Hasan Gündoğdu
Bağımsız Türkiye Partisi camiasının acı günü
Bağımsız Türkiye Partisi camiasının acı günü
Merhume Zeynep Asanoğlu için Samsun Büyük Camii'nde cenaze töreni düzenlendi.






Törene Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş, Samsun Valisi Orhan Tavlı, parti yöneticileri, teşkilat mensupları ve çok sayıda vatandaş katıldı.






BTP lideri Hüseyin Baş, cenaze namazı öncesinde Asanoğlu ailesine başsağlığı dileklerini iletti.






Cuma namazının ardından cenaze namazını kıldıran oğlu Osman Asanoğlu cenazeye katılan BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'a, Samsun Valisi Orhan Tavlı'ya ve tüm katılımcılara teşekkür etti.






Merhume Zeynep Asanoğlu'nun naaşı daha sonra Samsun merkeze bağlı Derecik Mezarlığı'ndaki aile kabristanlığında dualarla toprağa verildi.






Meclis'te 'taciz skandalı' davasında ara karar

Meclis lokantasında staj yapan lise öğrencilerine yönelik cinsel istismar davasında mütalaa açıklandı. Savcılık 5 sanık hakkında en üst sınırdan ceza talep ederken, nihai karar için duruşma 5 Haziran’a ertelendi

15.05.2026 16:00:00
Haber Merkezi
Meclis'te 'taciz skandalı' davasında ara karar
Meclis'te 'taciz skandalı' davasında ara karar
TBMM'de stajyer kız öğrencilere yönelik cinsel istismar ve taciz iddialarıyla açılan davada kritik bir viraj geride kaldı.

Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada esasa ilişkin mütalaasını açıklayan savcılık, 5 sanık hakkında "sarkıntılık yapmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı" ve "çocuğa karşı cinsel taciz" suçlarından 16 yıl 6'şar aya kadar hapis cezası talep etti.

Mahkeme heyeti, tarafların savunmalarını hazırlaması için sonraki duruşmayı 5 Haziran tarihine erteledi.

Soruşturmanın geçmişi ve iddianame detayları

Skandal, 4 Aralık 2025'te Meclis'te staj yapan bir lise öğrencisinin Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğü'ne başvurmasıyla ortaya çıktı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada, TBMM lokantasında stajyer olarak görev yapan 18 yaşından küçük 4 mağdur öğrencinin sistematik olarak tacize maruz kaldığı tespit edildi. İddianamede Meclis personeli olan sanıklar H.İ.G., D.U., İ.B., R.Ç. ve R.S.'nin çocuklara yönelik zincirleme şekilde istismarda bulundukları aktarıldı.

Tahliye ve yeniden tutuklama süreci

Davanın hukuki sürecinde yaşanan gelişmeler kamuoyunda yakından takip edildi

Kasım ve Aralık 2025 döneminde yürütülen operasyonlarla 5 Meclis çalışanı gözaltına alındı ve 4'ü tutuklandı.

9 Şubat'ta görülen duruşmada mahkeme, tutuklu sanıkların tahliyesine karar verdi ancak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tahliye kararına hemen itiraz etti.

Üst mahkeme itirazı haklı bularak sanıkların tekrar tutuklanmasına hükmetti. Sanıklardan D.U., İ.B. ve R.S. cezaevine gönderilirken, firari sanık H.İ.G. hakkında yakalama kararı çıkarıldı.

Meclis çatısı altında yaşanan skandala Ankara Barosu Çocuk Hakları Merkezi ve milletvekilleri sert tepki gösterdi. TBMM Çocuk Hakları Alt Komisyonu üyeleri davaya müdahillik talebinde bulunarak yargılama sürecini yakından izlemeyi sürdürüyor.

Mahkeme heyeti, mütalaaya karşı sanık ve müdafi avukatlarının süre talebini kabul ederek nihai kararın beklendiği duruşmayı 5 Haziran tarihine bıraktı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.