logo
19 MAYIS 2026

Terör lordları

22.08.2005 00:00:00
Türkiye'de PKK terör eylemlerine olanca hızıyla devam ederken; Kuzey Irak'taki Kürt gruplar da bulundukları bölgeleri tamamen kontrol altına almak amacıyla Türkmenler dahil diğer etnik ve siyasi gruplar üzerinde adam kaçırma, cinayet ve diğer yıldırma faaliyetlerini ara vermeden sürdürüyor.

-Terörden medet umuyorlarTürkiye'de Abdullah Öcalan ve militanları; kuzey Irak'ta Barzani ve Talabani ve peşmergeleri... Ortak özellikleri amaçlarına 'terör' yöntemiyle ulaşmak. Destek aldıkları kaynaklar da aynı: ABD ve AB... Nitekim ABD'de yayınlanan Washington Post'un haberine göre, peşmergeler kuzey Irak'ta Türkmen, Sünni Arap ve diğer toplumlara mensup yüzlerce kişiyi kaçırarak Erbil, Süleymaniye, Dohuk, Akra ve Şaklava kentlerindeki cezaevlerinde topluyor. Bu şekilde kaçırılarak hapsedilenlerin sayısının 500 civarında olduğu tahmin ediliyor.

-Şu yapılana bakın!The Washington Post, aslında Irak güvenlik güçlerinin mensubu konumundaki peşmergelerin, Kürt çıkarlarına aykırı davrandığını düşündükleri yetkilileri ve siyasi liderleri dövdüğünü ve tehdit ettiğini de kaydetti. Görgü tanıklarına dayanılarak verilen bir örnekte, yüzü gözü kanlar içindeki bir yetkilinin, bu halde bir kamyonetin arkasında bir kasabada ibret olsun diye dolaştırıldığı belirtildi. BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, ne DEHAP, ne de PKK'nın kendiliğinden konuşmadığına dikkat çekerek "Dün Hicaz Bölgesini Osmanlı'dan kopartmak için Hüseyin bin Ali'yi konuşturan yabancı irade ne ise, bugün PKK ve DEHAP'ı konuşturan irade de odur. Bunu millet olarak görmediğimiz müddetçe de bizim gerçek hainin kim olduğunu tespit etmemiz mümkün olamayacaktır" dedi.Son günlerde medya organlarında ve Ankara kulislerinde konuşulan yeni Anayasa değişiklikleri konusundaki soruları cevaplandıran BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, "Yeni Anayasa taslağında Türkiye'yi kuran iki milletin varlığının adları, bu adların Kürtler ve Türkler zikredileceği söyleniyor. Bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusunu, "Türk Milleti'nin tarifi Lozan'da inançlara göre yapılmıştır. Müslümanlar olanlar bir millet, olmayanlar azınlık olarak kayıt altına alındı. Bu tarifle oynamak Türkiye'yi bölmeye ve parçalanmaya götürür" şeklinde cevapladıİngiliz'in dün üstlendiği misyonu, bugün Atlantik ötesinden gelenler devraldıBugün tezgahlanan oyunun benzerlerinin geçmişte de oynandığına dikkat çeken BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, "Yeri gelmişken size bir misal vereceğim. İmparatorluk döneminde birliği, vahdeti, beraberliği neresi temin ediyordu? Hilafet makamı, yani Sultan. O günkü padişah, halife olan padişah temin ediyordu. İngiliz baktı ki, burası birliği temin etmede merkez kaldığı sürece, biz Osmanlının tasarruf ettiği topraklarda istediğimiz oyunu oynayamayacağız. Bu sefer ne yaptı? Onların tasarruf ettiği topraklarda İttihad-ı İslam adı altında cemiyet kurdular. Yani İslam Birliği cemiyetini kurdular. Ve bunu o zamanki Cemalettin Efgani denilen bir zata kurdurdular. Peki kardeşim, sen İslam birliğini kuruyorsun; ama burada birliği sağlayan ve koruyan bir merkezi otorite var, sana ne gerek var? Niye bunun etrafında bir ve beraber olmuyorsun, şayet dağınıklık var, tefrika var, fitne varsa...? Oyun, Osmanlı "merkezli otorite"yi dağıtmak için burada yeni bir birlik kurmak lazım oyunudur. Ortaya kim çıkıyor? İslam adına işte Cemalettin Efgani. Anadolu'dan bir tane yardımcısı çıkıyor; Üstad, onun yanına yardımcısı olarak geçiyor. Şunu demek istiyorum. Aynı adamlar, aynı İngilizler kalkıyor, Kürt Teali Cemiyetini kurduruyorlar. Yani Kürtlerin böyle bir iddiası yok, bir Kürtlük iddiaları yok, bir vatan bulma iddiaları yok. Zaten vatanları var. Bir devlet kurma iddiası yok. Kürt Teali Cemiyetini aynı el, aynı İngiliz kurduruyor. Şimdi dün bunu yapan İngiliz, halef selef meselesi, daha mütekamil bir devlete yerini ve misyonunu terk ediyor. Okyanus'un ötesine terk ediyor. Aynı işi o yapıyor. Anadolu'daki PKK harekatı senin, benim, vatandaşın harekâtı değil. Vatandaşın ihtiyaçlarından kaynaklanan bir hareket değil. Talimatla zuhur eden bir harekettir. O bakımdan milletle yakından uzaktan alakası yoktur. Bu gerçeğin altını da kalın çizgiyle çizmek için de, vatandaş, "Bizim böyle bir problemimiz yok. Sayın Başbakan, niye buraya geldin?" dercesine onun toplantısına gitmemiştir. Olayın manası budur. Millet burada masumdur" şeklinde konuştu.Irak'taki tezgahtarlar Güneydoğu'muzu ateşliyorIrak'taki ve Kuzey Irak'taki gelişmelerin bölgesel terörizme yaptığı kayda değer katkılarına da dikkat çeken BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, "Biz bunu daha evvel söyledik. Kırmızı çizgilerimizi tamamen ihlal edip Musul ve Kerkük'te hakimiyet kurulacak, bu bölgede bir Kürt devleti fiili olarak, yarın da resmen hayata geçecek. İddialara göre, benim de tahminim, bizim Güneydoğu ile hadiseleri buluşturmak ve bunların ikisini federe bir yapıya kavuşturmaktır. Sayın Başbakan'ın aslında cinayet mertebesindeki sözünün altında yatan bir başka gerçek de bu, denilebilir veya düşünülebilir. Ama, Başbakan'ın bunu kastederek söylediğini hiç zannetmiyorum. Aksi takdirde mesuliyeti mucip büyük bir hadise olur. Şimdi burada oyun bellidir. Biz, Kerkük ve Musul'u niye kaybettik? Kırmızı çizgilerimiz vardı, Kıvrıkoğlu döneminde. Ne oldu ki, biz bütün bunlardan vazgeçtik. Okyanus'un ötesinden birileri gelip sana talimat veriyor, "emret komutanım, emret padişahım" diyorsun, sen de onun dediklerine tabi oluyorsun. Bunların izahı kesinlikle yapılamaz. Bu, adım adım Türk coğrafyasının evvela orada, sonra da Anadolu'da bölünmesine doğru giden yollardır ki, zararın neresinden dönerseniz kârdır hesabıyla devlet ve milletin ayıkması ve bütün bunların önüne geçmesi zamanı gelmiştir ve de geçmiştir, geçmektedir. Başbakan'ın açıklamalarının ardından Batı başkentlerinde, "Türkiye bu işin tarafıdır. Bir komisyon kuralım" diyorlar. Bütün bunlar Türk devletini idam sehpasına çekmenin adıdır. Artık milletin ayıkması lazım. Çok samimi konuşuyorum; bunları konuştukça sinirlerimiz de bozuluyor. Böyle şey mi olur? Memleket gidiyor, vatan gidiyor, devlet bölünüyor, kimsenin sesi çıkmıyor. Böyle şey olmaz" şeklinde konuştu. Asıl perde arkasındakileri görmek lazımBaşbakan'ın son verdiği mesajların ardından, DEHAP ve eski DEP milletvekillerinin "PKK ve Başbakanın verdiği sözleri tutmasını bekliyoruz" şeklindeki açıklamalar, kendisine hatırlatıldığında, BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, "Bu hayırlı bir gidişat değil. Ne DEHAP, ne PKK kendiliğinden konuşmuyor. Dün Hüseyin bin Ali'yi konuşturan yabancı irade ne ise, bugün PKK ve DEHAP'ı konuşturan irade de odur. Bunu millet olarak görmediğimiz müddetçe de bizim gerçek hainin kim olduğunu tespit etmemiz mümkün olamayacaktır" dedi. Terörün arka planındaki asıl odakları görmedikçe netice almanın mümkün olamayacağının altını çizen BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, "Terör aslında yabancıların senaryosudur. Tiyatroyu oynatanlar, rejisörler onlar, senaryoyu hazırlayanlar onlar, oyuncuları bizimkiler. Aydın dediğin de onun verdiği rolü paylaşan adam, PKK dediğin de onun verdiği rolü paylaşan insandır. Elbette onlar kalkıp arkasındaki gücü ele vermezler. Arkasındaki gücü görecek olan irade sizsiniz, millettir ve devlettir, devleti korumakla görevli olanlardır. Elbette kalkıp diyemez ki "Bizi şunlar, bunlar itekliyor." Tabii ona uzanmadıktan, onun boynunu ele almadıktan sonra terörün önüne geçmek muhaldir. İmkan dışı bir olaydır. Terörün önüne geçebilmek için yabancı bağlantıları bir defa Türkiye sınırları içerisinde yaşayan insanların tamamen aşması ve onların bihakkın üstesinden gelmesi lazım. Bunu yapamadığımız, daha doğrusu bunları karşımıza almadığımız müddetçe terör ciddiyetini devam ettirecektir. Millet için tehlike olduğunu her zaman her yerde gösterecektir. Olayı kısaca odaklayan, senaryo haline getiren, insanımıza yaşatan yabancı odaklardır. Bunun iç problemle hiç bir alakası yoktur. Oradaki su problemi, yol problemi, elektrik problemi eğer bu meseleyi ele alırsan bir vatan meselesidir. Vatanın problemidir. Bu bir bölgeye ait mesele değil ki. Bu, doğusunda da, batısında da, güneyinde de, kuzeyinde de var. Her tarafta var. O halde, bunlar, memleketin, milletin meselesi değil. Bunu istismar ederek gündem edenlerin arkasındaki irade güç odakları, yabancı güç odakları oynamak istiyor. Bunu da hepimizin görmesi lazım. Milletin görmesi lazım. Devletin görmesi lazım. Bunu gördük; ne oldu? O zaman ona uzanan, onunla el ele tutan eli de tespit etmemiz gayet kolay olur. Ona da tenbihatımız gayet hukuki olur. 'Sen millet adına değil, devlet adına değil, nefsin adına, onun adına konuşuyorsun, onun adına hoparlörlük yapıyorsun' denilir" şeklinde konuştu.Anadolu'da birlik mayasını Alparslan cennetmekân attıLozan Anlaşması'nda kayıt altına alına Türk Milleti tarifinin afakî olmadığına dikkat çeken BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş "Malumunuz, medeniyeti, kültürü, siyaseti, dili, dini bir olan insan topluluklarının adına millet denir. Bunların örfleri birdir, adetleri birdir, gelenekleri birdir. Hülasa bir kader birlikleri vardır. Milletler bunlardır. Şimdi bu tabloya baktığımız zaman Lozan'da bir şey tescil edildi; "Biz bir milletiz" dendi. Ama bu tarif, afaki bir düşünce üzerine bina edilmedi. Dolayısıyla, her ne kadar sağdan soldan ülkeyi bölmek için, imparatorluk döneminden bu tarafa fitne çıkartıp bazı etnik unsurları devreye koymak istemişler ise de aslında milletin tamamı Türk milletidir. Bunun tamamı "Türk"tür. Peki, bu dediğimiz etnik gruplar nedir? Bunun boylarıdır. Neden boylarıdır? Alparslan Anadolu'ya geldikten sonra burada yaşayan insanların tamamını aynı kültürde, aynı medeniyette, aynı siyasette biraraya getirdi. Bütün bunların adına da Türk Milleti dendi. Müslüman Türk Milleti dendi. Hiç kimse etinin ve kemiğinin soyuna, boyuna bakmadı, "Biz buyuz" dedi. Bu çok iyi bilindiği için bu milleti bölüp parçalamak, dağıtıp atmak için uzun yıllardan beri planlar, programlar yapılıyor, projeler hayata geçiriliyor. O bakımdan Türk milleti, Müslüman Türk kimliği genelde bu şemsiye altında bulunan herkesi kuşatır ve bunun dışına kimse çıkamaz. Devletin yapısı da budur. Buna aykırı bir iddia ile ortaya çıkmak, kimin ağzından olursa olsun, devlete husumettir, devlete düşmanlıktır. Vatanın bölünmesini, parçalanmasını isteyip arzı etmek, hayata geçirmek manasına gelir" şeklinde konuştu.Türk Milleti tek vücut, tek yürektirDoğusuyla batısıyla, güneyiyle kuzeyiyle biz, tek vücut, tek yürek, bir bilek, bir milletiz" diyen BTP Genel başkanı Prof. Dr. Baş, "Bizim adımız Müslüman Türk milletidir. Örfümüz birdir, adetimiz birdir, geleneğimiz birdir, siyasetimiz birdir, kültürümüz birdir, dinimiz birdir, dilimiz birdir. Ama içimizde boylardan ayrı ayrı dilde konuşanlar var. O bizim zenginliğimizden kaynaklanan bir görüntüdür. Hiç de bir mahsuru yoktur.Çanakkale Savaşındaki şehitlerimize baktığımız zaman, bütün bu bahsettiğimiz boyların Ehl-i Sâlib'e karşı omuz omuza mücadele ettiklerini ve gerektiğinde koyun koyuna can verdiklerini görüyoruz" dedi.

Hatay'da minibüs dolusu göçmen yakalandı

Hatay'da polis ekipleri tarafından takibe alınan 2 araçta yapılan aramada 16 kaçak göçmen yakalanırken, olayla ilgili yakalanan 3 organizatör tutuklandı

19.05.2026 10:02:00
İhlas Haber Ajansı
Hatay'da minibüs dolusu göçmen yakalandı
Hatay'da minibüs dolusu göçmen yakalandı
Araç sürücüsüne trafik kurallarını ihlalden 15 bin TL ceza uygulandı.







Hatay Emniyet Müdürlüğü görevlilerince göçmen kaçakçılığıyla mücadele kapsamında yapılan çalışmalar aralıksız sürüyor. Polis ekiplerinin çalışmalarında 16 Nisan tarihinde Belen-İskenderun yolu üzerinde takip neticesinde durdurulan minibüs içerisinde yapılan aramada, Türkiye'de geçerli oturma izni olmadığı anlaşılan 16 yabancı uyruklu göçmen yakalandı.








Olayla ilgili olarak 3 organizatör yakalanarak gözaltına alındı ve çıkarıldığı adli makamlarca tutuklanarak cezaevine teslim edildi. 






Ayrıca, araç sürücüsüne trafik kural ihlallerinden 15 bin TL idari para cezası yazılarak araç trafikten men edildi. Yakalanan yabancı uyruklu göçmenler gerekli incelemeler sonrası İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildi.

Kapadokya'da balon turlarına hava engeli


 
 
Kapadokya'da 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Türk bayrakları ile gerçekleştirilecek balon turu da olumsuz hava koşullarından dolayı iptal edildi.

19.05.2026 08:53:00
AA
 Kapadokya'da balon turlarına hava engeli
 Kapadokya'da balon turlarına hava engeli

Kapadokya'da sıcak hava balonu turları olumsuz hava koşulları nedeniyle 3 gündür gerçekleştirilemiyor.
Nevşehir ve çevresinde aralıklarla etkili olan yağmur ve rüzgar, balon turlarına engel oldu. Turistlerin bölgenin tarihi ve doğal güzelliklerini gökyüzünden izlemelerine olanak sunan balon turları 17 Mayıs'tan beri yapılamıyor.
19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla sepetlerine asılacak Türk bayrakları ile uçuş yapmak üzere hazırlanan balonlar, sabah gün doğumu vaktinde Göreme beldesindeki uçuş alanlarına sevk edildi.

Tur, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) Nevşehir Koordinatörlüğünün değerlendirmesinin ardından olumsuz hava koşullarından dolayı iptal edildi. Değerlendirme sonucunu bekleyen ekipler daha sonra araçlarla alandan ayrıldı.
Balon turlarının hava koşullarının normalleşmesinin ardından yeniden bölge semalarını renklendirmesi bekleniyor.

Bölgede uygun hava koşullarında yılda ortalama 220 gün yapılabilen sıcak hava balonu turları, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına bağlı SHGM Nevşehir Koordinatörlüğünün değerlendirmesi sonucu, hava şartlarının elverişli olması durumunda verilen izinle gerçekleştiriliyor.

İklim değişikliği fındıkta bile sulamayı zorunlu hale getirdi!


 
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, iklim değişikliklerinin tarımsal üretim üzerinde baskıları artırdığı ve fındıkta sulamanın zorunlu hale geldiğini söyledi. 

19.05.2026 00:55:00 / Güncelleme: 19.05.2026 00:58:37
AA
İklim değişikliği fındıkta bile sulamayı zorunlu hale getirdi!
İklim değişikliği fındıkta bile sulamayı zorunlu hale getirdi!

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, iklim değişikliklerinin tarımsal üretim üzerinde baskıları artırdığı ve fındıkta sulamanın zorunlu hale geldiğini söyledi.

Prof. Dr. Demir, "Meyvecilikte, fındık üretiminde krizler yaşadık. Eskiden Karadeniz Bölgesi'nde fındıkta sulamaya ihtiyaç yok gibi bir algı vardı. Ama özellikle küresel ısınmayla ve küresel iklim değişimiyle beraber bu algı değişmeye başladı. Karadeniz Bölgesi'nde yaşanan bu süreç fındıkta da sulamayı zorunlu hale getirmiştir. Yani fındıkta sulama artık bir lüks değil, zorunlu bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkmaktadır" dedi.


Prof. Dr. Demir, yapılan araştırmalar sonucunda fındıkta sulamayla verimde yaklaşık yüzde 20 ile 60 arasında artış gözlemlendiğini vurgulayarak, şöyle devam etti: "Tabii bu arazinin coğrafyasına, topografik eğime, ürettiğimiz ürünün çeşidine ve iklim faktörlerine bağlı olarak değişmektedir. Fındıkta sulama yapmadığımız zaman sadece verim düşüklüğü değil, aynı zamanda üretilen ürünlerde kalite, ürün iriliğinde, tane çapında, boş fındık oranının artması gibi pek çok problemle karşılaşıyoruz. Onun için de bizim mutlak suretle artık özellikle Samsun başta olmak üzere Karadeniz'in sahil kesimi öncelikle yani 450 metre rakımın altındaki bölgeler öncelikle olmak üzere önümüzdeki süreçlerde sıcak yaz aylarında ciddi anlamda sulamayı düşünmek ve projelerini almak durumundalar."

Tarsus'ta dehşet

Mersin'in Tarsus ilçesinde silahlı saldırı düzenleyen bir şüpheli farklı yerlerde şu ana kadar 4 kişiyi öldürdü 8 kişiyi de yaraladı

18.05.2026 19:10:00
Haber Merkezi
Tarsus'ta dehşet
Tarsus'ta dehşet
Mersin'in Tarsus ilçesinde silahlı saldırgan 4 kişiyi öldürdü.

Olay, Tarsus ilçesine bağlı Kadelli Dörtler Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, şüpheli M.Ö., Sabri Pan'a ait lokantaya gelerek silahla ateş açtı. Açılan ateş sonucu işletme sahibi Sabri Pan kaldırıldığı hastanede, iş yerinde çalışan Ahmet Ercan Can ise olay yerinde hayatını kaybetti.

Araçla kaçan saldırgan Kaburgediği Mahallesi sınırlarında  hayvan otlatan gençlerden Yusuf Oktay ile Yenimahalle sınırlarında evinin oradaki tır şoförü Abdullah Koca'yı da öldürdü. Şüpheli, bu sırada gittiği güzergahta 8 kişiyi de yaraladı.

İhbar üzerine olay yerlerine çok sayıda  jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Güvenlik güçleri çevrede geniş güvenlik önlemi alırken, şüphelinin yakalanması için helikopter destekli çalışmaların devam ettiği bildirildi.

Saldırganın açtığı ateş sonrasında şu ana kadar 4 kişinin hayatını kaybettiği, 8 kişinin yaralandığı, yaralı sayısının artabileceği öğrenildi. Yaralılar ambulanslarla ilçe devlet hastanesine getirilerek tedavi altına alındı.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

El değiştiren ekranlar ve kararan yayınlar

TMSF kayyumları, adli operasyonlar ve kara para soruşturmalarıyla sarsılan Türkiye medyasında televizyon kanalları peş peşe el değiştiriyor. Kararan ekranların ve susturulan gazetecilerin gölgesinde bağımsız yayıncılık dijital mecralara taşınıyor

18.05.2026 15:00:00
Eyüp Kabil
El değiştiren ekranlar ve kararan yayınlar
El değiştiren ekranlar ve kararan yayınlar
Türkiye televizyon yayıncılığı sektörü, son yıllarda mali soruşturmalar, idari yaptırımlar, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) devirleri ve peş peşe gelen mülkiyet değişiklikleriyle tarihinin en hareketli ve sancılı dönemlerinden birini yaşıyor.

Özellikle Habertürk, Show TV, Flash Haber ve TELE1 gibi kamuoyunun yakından takip ettiği televizyon kanalları, adli ve idari operasyonların odağında yer alarak köklü değişimler geçirdi.

Habertürk ve Show TV

Medya patronaj haritasındaki en büyük kırılmalardan biri Ciner Yayın Holding bünyesindeki kanallarda yaşandı. Habertürk TV, Show TV, Bloomberg HT ve HT Spor gibi dev markalar, Aralık 2024'te Turgay Ciner'in medya sektöründen çekilme kararıyla Bilgi Üniversitesi ve Doğa Koleji'nin de sahibi olan Can Grubu'na satıldı. Bu işlemle kanallar ilk büyük el değiştirmesini yaşadı.

Ancak Can Grubu dönemi uzun sürmedi. Eylül 2025'te İstanbul Küçükçekmece Başsavcılığı tarafından Can Holding'e yönelik yürütülen bir soruşturma kapsamında, aralarında Habertürk ve Show TV'nin de bulunduğu 121 şirkete jandarma operasyonu düzenlendi. Şirketlerin yönetimi TMSF'ye (kayyum) devredildi.

Habertürk ve Show TV, 1 yıla yakın süredir TMSF kayyumu yönetiminde yayın faaliyetlerini sürdürüyor ve ilerleyen süreçte devlet eliyle yeniden ihale edilerek satılmayı bekliyor.

Flash Haber TV

Türkiye'nin en eski televizyon markalarından olan ve bir dönem kapanıp ardından logodaki yeşil rengi kırmızıya çevirerek muhalif bir çizgiyle geri dönen Flash Haber TV, hukuki süreçlerin en sert vurduğu kanallardan biri oldu. Kanal, kurucusu Ömer Ziya Göktuğ'un vefatının ardından süreç içinde mülkiyet krizleriyle karşılaştı ve yürütülen bir kara para aklama soruşturması neticesinde TMSF kontrolüne geçti.

TMSF, kanalı Ağustos 2025'te ihale yoluyla satışa çıkardı. Ekim 2025'te yapılan açık artırmayı Öz Er-Ka İnşaat'ın sahibi Eşref Keleş kazandı ve kanal yeni sahibine geçti. Ancak hukuki ve mali yüklerin getirdiği açmazlar aşılamadı.

Flash Haber TV, geçtiğimiz gün itibarıyla tüm canlı yayın faaliyetlerine son verdiğini resmen duyurdu. Yönetim, basın emekçilerinin tazminatlarını ödeyerek ekranı kararttı; kanal şu an yeni bir ihale ve teknik ekipman satış süreci başlayana kadar yalnızca arşiv/tekrar yayınları yapıyor.

TELE1

Son yıllarda medya özgürlüğüne yönelik en sert ve mülkiyet hakkını doğrudan hedef alan operasyonlardan biri TELE1 TV'ye yönelik gerçekleştirildi. Kanal, yalnızca RTÜK'ün ağır idari cezalarıyla yıpratılmakla kalmadı, topyekûn bir hukuki ve idari operasyonun odağı oldu.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen geniş kapsamlı bir "casusluk" soruşturması gerekçe gösterilerek Ekim 2025'te Terörle Mücadele (TEM) ekipleri TELE1 Genel Merkezi'ne şafak baskını düzenledi. Kanalın kurucusu ve Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ gözaltına alınarak tutuklandı. Yaklaşık 6 aydır Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan Yanardağ, bu davanın kanala el koymak için üretilmiş bir kumpas olduğunu savunmaktadır.

Yanardağ'ın gözaltına alındığı günün akşamında, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kanala kayyum olarak atandı. 24 Ekim 2025 Cuma günü saat tam 19.28'de, ana haber bülteni sunucusu Murat Taylan canlı yayındayken içeri giren kayyum heyeti yayını zorla kestirdi. Yönetimi devralan kayyum, haber programlarını tamamen kaldırarak kanalı belgesel yayınına geçirdi ve internet sitesine haber girişini yasakladı.

Kayyum yönetiminin bağımsız yayıncılık çizgisini tamamen ortadan kaldırması üzerine, TELE1'in tüm ekran yüzleri, muhabirleri ve editörleri 31 Ekim 2025'te toplu olarak istifa ederek iş bıraktı.

İş bırakan bağımsız basın emekçileri, "Yalanlara teslim olmayacağız" şiarıyla bir araya geldi ve TELE2 Haber platformunu kurdu. Kanalın kapatıldığı simgesel saat olan 14 Kasım Cuma saat 19.28'de YouTube ve sosyal medya hesapları üzerinden canlı yayın hayatına başladılar. TELE2 Haber şu an dijital platformlarda bağımsız haberciliği sürdürüyor; ancak nisan ayında RTÜK tarafından lisans dayatması yapılarak 72 saat içinde erişim engeli getirilmesi tehdidiyle karşı karşıya bırakıldı.

Devlet kontrolündeki TELE1 ise adeta içi boşaltılmış bir yapıya dönüştü. TMSF, Nisan 2026'da TELE1'i 28 milyon TL gibi oldukça düşük (kelepir) bir muhammen bedelle resmen satışa çıkardı. Merdan Yanardağ, cezaevinden avukatları aracılığıyla yaptığı açıklamada, kanalın değerinin bu bedelin en az 15 katı olduğunu belirterek, "Emek ve irademizle var ettiğimiz kanalı yandaşlara peşkeş çekmek istiyorlar" diyerek yağma sürecine sert tepki gösterdi. Kanalın ihale yoluyla satışı için kritik süreç devam ediyor.

Ekol TV

Medya dünyasına en iddialı ve yüksek bütçeli girişlerden birini yapan Ekol TV, kuruluşuyla kapanışı arasında geçen kısa sürede adli operasyonlar ve karanlık sermaye tartışmalarının odağı haline geldi.

Kanal, ünlü hukukçu Prof. Dr. Ersan Şen'in liderliğinde büyük iddialarla kurulma aşamasına geçti. Ancak Ersan Şen, kanal henüz resmi yayın hayatına başlamadan yönetimden ve hisselerinden aniden ayrıldı.

Ersan Şen'in çekilmesiyle kanalı Azerbaycan kökenli ünlü iş insanı Mübariz Mansimov Gurbanoğlu satın aldı ve kanal Nisan 2024'te onun patronajında yayın hayatına başladı.

Ekol TV, yayın hayatı boyunca yasa dışı bahis ve kara para aklama iddialarına yönelik yürütülen adli dosyalarla anıldı. Medya kulislerinde dolaşan iddialar, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanala yönelik kapsamlı bir kara para soruşturması başlatmasıyla somutlaştı.

Adli kıskacın daralmasıyla birlikte, ana yatırımcı Mübariz Mansimov Ekim 2025'te tüm finansal desteğini kanaldan aniden çekti.

Şirketin yaşadığı yapısal ve mali kriz, 22 Aralık 2025'te resmi bir açıklamayla yayın faaliyetlerinin tamamen durdurulması ve yaklaşık 300 basın emekçisinin işten çıkarılmasıyla sonuçlandı.

Kanal yayını sonlandırmış olsa da hukuki süreç ve şirketin arkasındaki devir trafiği bitmedi. Şubat 2026'da, İstanbul Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma devam ederken, Ekol Medya şirketi Ticaret Sicil Gazetesi'ndeki resmi kayıtlara göre Bişar Özbey ve Mirza Ekici'ye devredildi.

Yeni yönetim "Kanalı tamamen satın almadık, frekansı ve stüdyoları devraldık" açıklamasında bulundu. Ekol TV'nin spor kanalı kanadı olan Ekol Spor ise Cengiz Topel Yıldırım'a satıldı. Ekol TV'nin kendisi şu an yayın hayatı tamamen sonlanmış, içi boşaltılmış ve adli makamların kara para incelemeleri altında bir tabela şirketine dönüşmüş durumdadır.

Türkiye'de ana akım televizyon kanalları artık yalnızca habercilik performanslarıyla değil; mahkeme koridorları, kara para soruşturmaları, holding operasyonları ve TMSF ihaleleriyle anılan mali birer özne haline gelmiş durumda.

Çorlu şehitlerini binler uğurladı

Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde uğradıkları saldırı sonucu şehit olan polis memurları Erkan Tütüncüler ile Emrah Koç için cenaze namazı kılındı. Şehit polisler, dualar ve gözyaşları eşliğinde son yolculuklarına uğurlandı   

18.05.2026 14:49:00
İHA
Çorlu şehitlerini binler uğurladı
Çorlu şehitlerini binler uğurladı
Çorlu İlçe Emniyet Müdürlüğü kadrosunda görev yapan şehit polis memurları Erkan Tütüncüler ile Emrah Koç için ilk olarak Çorlu İlçe Emniyet Müdürlüğü önünde resmi tören düzenlendi. Ardından şehitler için Çorlu ilçesindeki Hacı Mehmet Şirikçi Camii'nde öğle namazını müteakip cenaze namazı kılındı.

Cenaze törenine İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Emniyet Genel Müdürü Ali Fidan, Tekirdağ Valisi Recep Soytürk, milletvekilleri, protokol üyeleri, emniyet personeli ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Cenaze namazının ardından şehit polisler, dualar eşliğinde uğurlandı. Cadde boyunca toplanan binlerce vatandaş, şehitleri son yolculuklarına uğurladı.

Şehit Polis Memuru Emrah Koç'un naaşı, defnedilmek üzere Çorlu Hava Meydan Komutanlığı'ndan Van iline gönderildi. Şehit Polis Memuru Erkan Tütüncüler ise Çorlu Şehitliği'nde toprağa verilecek.

İmamoğlu'nun diploma davasında İstinaf başvurusu da reddedildi, dosya Danıştay'a taşınacak

İstanbul 7. İdari Dava Dairesi, CHP'nin tutuklu cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun diploma iptaline karşı İstanbul 5. İdare Mahkemesi’nde açtığı davanın reddedilmesi üzerine yaptığı istinaf başvurusunu reddetti. Ekrem İmamoğlu'nun avukatları, oy birliğiyle alınan karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde Danıştay'a temyiz yoluna başvurulabilecek

18.05.2026 13:51:00
Haber Merkezi
İmamoğlu'nun diploma davasında İstinaf başvurusu da reddedildi, dosya Danıştay'a taşınacak
İmamoğlu'nun diploma davasında İstinaf başvurusu da reddedildi, dosya Danıştay'a taşınacak
İstanbul 7. İdari Dava Dairesi, CHP'nin tutuklu cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun diploma iptaline karşı İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nde açtığı davanın reddedilmesi üzerine yaptığı istinaf başvurusunu reddetti. Ekrem İmamoğlu'nun avukatları, oy birliğiyle alınan karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde Danıştay'a temyiz yoluna başvurulabilecek.

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun avukatları, İmamoğlu'nun üniversite lisans diplomasının iptaline karşı açtığı davada, İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nce ret kararı verilmişti.

İdare Mahkemesi'nin ret kararının gerekçesinde, "yatay geçişe imkan sağlanma sırasında idarece yapılan hataların, gözden kaçan, dikkatsizlik neticesinde (sehven) yapılan hatalar seviyesinde olmadığı, böylesine ağır hukuki sakatlık halleri ile hatalı durumların davacı tarafından bilinmiyor olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu" belirtildi.

Ekrem İmamoğlu'nun avukatları, İdare Mahkemesi kararına karşı, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'ne istinaf yoluna başvurdu.

Kararın kaldırılması istenmişti
İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nin 23 Ocak 2026 günlü kararının, "davaya konu işlemin, yetkili ve görevli olmayan makam tarafından yetki gaspı yapılmak suretiyle tesis edildiği, Fakülte Yönetim Kurulu tarafından karar verilmesi gerekirken Üniversite Yönetim Kurulu'nca karar alındığı, Üniversite Yönetim Kurulu'nun İşletme Fakültesinin Dekanı olmaksızın teşekkül ettirilmesinin hukuka aykırı olduğu" iddialarıyla istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması ve işin esası hakkında yeniden bir karar verilmesi istendi.

Edinilen bilgiye göre, İstanbul 7. İdari Dava Dairesi, Ekrem İmamoğlu'nun avukatlarının yaptığı istinaf başvurusunu reddetti.

Oy birliğiyle reddedildi
İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdare Dava Dairesi, davacının istinaf aşamasındaki duruşma talebini de yerinde görmeyerek, başvuruyu dosya üzerinden inceledi.

Daire'nin gerekçesinde, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrasında, ''Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir'' hükmüne yer verildiği hatırlatıldı.

"İdare Mahkemesi kararı usule uygun"
Gerekçede, "İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının, usul ve hukuka uygun olup, istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verildiği" bildirildi.

Danıştay'a taşınacak
Ekrem İmamoğlu'nun avukatları, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdare Dava Dairesi'nin oy birliğiyle 13 Mayıs 2026'da aldığı karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde Danıştay'a temyiz yoluna başvurulabilecek.

Adana'da satırlı kavga: 1 ölü, 2 yaralı

Adana'da iki grup arasında çıkan satırlı kavgada 1 kişi öldü, 1'i ağır 2 kişi yaralandı

18.05.2026 11:51:00
İhlas Haber Ajansı
Adana'da satırlı kavga: 1 ölü, 2 yaralı
Adana'da satırlı kavga: 1 ölü, 2 yaralı
Olay, gece saatlerinde Yüreğir ilçesi Doğankent Gazipaşa Mahallesi Kıyıboyu Caddesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, Suriye uyruklu iki grup arasında henüz belirlenemeyen sebeple tartışma çıktı. Kısa sürede kavgaya dönüşen olayda taraflar birbirine satırlarla saldırdı. Arbedede Z.E. ve 2 kişi yaralandı.

İhbar üzerine bölgeye sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerince yapılan kontrollerde Z.E.'nin öldüğü belirlenirken, yaralı 2 kişi hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Yaralılardan birinin durumunun ağır olduğu öğrenildi.

Jandarma olaya karışan şüphelileri yakalamak için çalışma başlattı.

Bahçeli'den Öcalan için statü istemesinin sebebini açıkladı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, iktidarın "Terörsüz Türkiye", DEM Parti'nin ise "Barış ve Demokratik Toplum" olarak nitelendirdiği yeni çözüm sürecine ilişkin yeni bir hamleye ihtiyaç olduğunu söyledi

18.05.2026 10:50:00 / Güncelleme: 18.05.2026 10:55:14
Haber Merkezi
Bahçeli'den Öcalan için statü istemesinin sebebini açıkladı
Bahçeli'den Öcalan için statü istemesinin sebebini açıkladı
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, iktidarın "Terörsüz Türkiye", DEM Parti'nin ise "Barış ve Demokratik Toplum" olarak nitelendirdiği yeni çözüm sürecine ilişkin yeni bir hamleye ihtiyaç olduğunu söyledi.

Türkgün gazetesine değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, PKK lideri Abdullah Öcalan'ın statüsüyle ilgili "Öcalan'ın münfesih [feshedilmiş] PKK'nın kurucu önderliği yerine örgüt üzerindeki etkinliğini sürdürebileceği bir yapı inşa edilmeli" dedi.

Öcalan'ın mahkumiyet halinin sürdürülerek kendisine yeni bir sosyal statü verilmesinin, PKK ve bileşenlerinin silah bırakma sürecinin daha sağlıklı bir şekilde yürütülmesine imkan tanıyacağını belirten Bahçeli, bu yeni statü için "Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü" önerisinde bulundu.

Öcalan'a verilebilecek koordinatör statüsünün, örgütün tasfiye süreci ile sınırlı kalacağını söyleyen Bahçeli, "Bu koordinatörlük, Kürtlerin lider ve temsilcisi, etnik ve kategorik hakların savunuculuğu gibi hususları kapsamamaktadır" dedi.

MHP lideri koordinatörlük önerisini ilk olarak 5 Mayıs'taki partisinin grup toplantısında dile getirmişti. Bu öneriye DEM Parti de destek vermişti.

PKK'nın "mono-liderlik mekanizmasına" sahip olduğunu söyleyen Bahçeli, örgütün faaliyetlerinin kesin olarak son bulması için, bir kez daha "kurucu önder" olarak tanımladığı Öcalan'ın etki gücünün artırılması gerektiğini savundu.

Bahçeli, sürecin başından beri Öcalan'ı tarif ederken "kurucu önderlik" ifadesini kullanmasını da şu sözlerle açıkladı:

"Parçalı yapılarla terörsüz Türkiye yolunda yürümek sonuç almayı geciktirecek, provokasyonları artıracak, dış müdahalelere imkan verecek, örgüt içi çatışma dinamiklerini öne çıkararak görünür kılacak ve sonuç almayı zorlaştıracaktır.

"Başından beri 'örgütün kurucu önderi' ifadesinin kullanılması da bu endişeyi gidermeye, olası riskleri azaltmaya ve en hızlı şekilde terörsüz Türkiye hedefine ilişkin sonuç almaya yöneliktir."

MHP lideri ayrıca sürecin sürdürülebilmesi için iki ayrı komisyon önerdi.

Bunlardan ilki TBMM'de kurulacak ve her siyasi partiden belirlenecek üyelerle oluşturulacak bir "takip komisyonu".

Diğeri ise cumhurbaşkanı yardımcısının liderliğinde Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı' ile Milli İstihbarat Başkanlığı'ndan oluşan bir "Tasfiye ve Düzenleme Sürecini Yönlendirme ve Milli Birlik" komisyonu.

Bahçeli, bu ikinci komisyonun topluma süreci anlatacak ve "olası kara propagandalara karşı koyacak bir iletişim boyutu olacağını", ayrıca süreçle ilgili devlet kurumları arasında işbirliği sağlayacağını söyledi.

Operasyon adresi Antalya, para trafik hacmi 11 milyar 400 milyon TL

Antalya merkezli 20 ilde yasa dışı bahis operasyonu: 183 şüphelinin adresine eş zamanlı baskın

18.05.2026 10:33:00
İhlas Haber Ajansı
Operasyon adresi Antalya, para trafik hacmi 11 milyar 400 milyon TL
Operasyon adresi Antalya, para trafik hacmi 11 milyar 400 milyon TL
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen yasa dışı bahis soruşturması kapsamında Antalya merkezli 20 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonda 183 şüphelinin yakalanması için operasyon düzenlendi






Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen yasa dışı bahis soruşturması kapsamında Antalya merkezli 20 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonda 183 şüphelinin yakalanması için operasyon düzenlendi. Şüphelilerin 10 ayrı yasa dışı bahis ofisi kurduğu ve hesaplarında 11 milyar 400 milyon TL işlem hacmi bulunduğu tespit edildi.









Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince 7258 Sayılı Futbol ve Diğer Müsabakalarda Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkındaki Kanuna muhalefet suçuna yönelik teknik takip destekli projeli çalışma başlatıldı.









Yapılan çalışmalar kapsamında şüphelilerin Antalya'da toplam 10 adet yasa dışı bahis ofisi kurdukları belirlendi. Şahısların banka hesapları ve kripto varlıkları üzerinde yapılan incelemelerde toplam 11 milyar 400 milyon TL işlem hacmi ve hesap hareketliliği olduğu tespit edildi.









Soruşturma kapsamında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen talimat doğrultusunda, Antalya merkezli toplam 20 ilde 183 şüpheli şahsın yakalanmasına yönelik bu sabah eş zamanlı operasyon başlatıldı. Operasyonların sürdüğü ve şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışmaların devam ettiği öğrenildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.