logo
27 HAZİRAN 2026

Teröristler kurbağa etiyle besleniyor

14.01.2008 00:00:00
Terör örgütlerinin kendi içerisinde yaşadığı hesaplaşmalarda, militanlarına çok acımasız davrandığı ve vahşi yöntemler uyguladığı gözler önüne serildi.

 

Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı, internet sitesinde terör örgütleri hakkında bilgi verirken, bilinmeyen bazı konuları "Bunları biliyor muydunuz?" başlığıyla yayımladı. İnternet sitesinde, terör örgütü PKK, sol terör örgütü DHKP/C ve dini referans alan radikal örgütlerde yaşanan iç hesaplaşmalar, örgütlerin çelişkileri ve militanlarına verdiği değer ortaya konuluyor.

İnternet sitesinde, terör örgütü PKK hakkında ortaya konulan bazı tespitler şöyle sıralandı:

-Örgüte katılarak aç, susuz, sefalet içerisinde faaliyet gösterirken sağlığı bozulan militanların tedavilerinin yaptırılmayarak ölüme terk edildiklerini veya intihar türü eylemlere gönderilerek ölüme zorlandıklarını,

-Örgüt içerisindeki kadın militanların erkeklerin zevk aracı olduğunu, erkek militanların da homoseksüel ilişkilere girdiklerini, örgütte kısa bir süre de olsa kalan genç kızların istemedikleri ilişkilere zorlandıklarını, direnenlerin de ajan, provokatör ve iş birlikçi iddiasıyla öldürüldüklerini,

-Kimi zaman günlerce bir lokma ekmekten yoksun kalan militanların katır, eşek, kaplumbağa, kurbağa gibi hayvanların etiyle beslenmeye çalıştıklarını,

-Örgüte katılanların ömrünün fazla olmadığını, 3-4 yıl yaşayanların sayısının çok az olduğunu, onun için sorumluları hariç, örgüttekilerin yaş ortalamasının 18-20 civarında bulunduğunu,

-Örgütten kaçmanın çok zor olduğunu, kaçıp da yakalananların örgüt tarafından çoğunlukla öldürüldüklerini, örgütten kaçıp kurtulma girişiminde bulunan veya örgüte uyum sağlayamayanların üzerinde naylon yakma, buz üzerinde bekletme, aç-susuz bekletme ve örgütten dışlama şeklinde cezalandırıldıklarını,

-Örgüt mensuplarının, örgüte destek veren köylerden bazılarına erzak temini için gittiklerinde bazı ailelerin kızlarına, ölüm tehdidiyle tecavüz ettiklerini,

-Avrupa'da terörist örgüt imajından kurtulmaya çalışan örgütün; yurt içi ve yurt dışında terörist başının idamının engellenmesi adına "idama hayır" kampanyaları düzenlerken, diğer taraftan sadece örgütten ayrılmak istediklerini söyledikleri için veya terör örgütünün gerçek yüzünü görerek kaçma girişiminde bulunan ve başarısız olan örgüt mensupları hakkında sözde mahkemeler kurarak idam kararı verip uygulandığını ve bunları diğer örgüt mensuplarına ibret olsun diye videoya kaydederek seyrettirdiklerini,

-Yurt dışındaki ve yurt içerisindeki yandaşlarına kardeşlik, barış, sevgi ve hoşgörüden bahseden terör örgütünün, özellikle kendi kadrolarında duygusal ilişkiye giren ve evlenmek isteyenler hakkında ölüm emri verdiğini biliyor muydunuz?

SOL TERÖR ÖRGÜTLERİ Emniyet Genel Müdürlüğünün sitesinde DHKP/C, TKP/ML-TİKKO ve MLKP terör örgütlerinde yaşanan bazı olaylar da şöyle sıralanıyor:

-Yaptıkları en ufak harcamalardan dahi militanlarından hesap soran örgütün üst düzey sorumlularının yurt dışında zevk-sefa içinde yaşadıklarını,

-Örgütün üst düzey elemanları arasında her türlü ilişkinin serbest olmasına rağmen alt düzey elemanlar arasında duygusal ilişkilerin büyük cezalara sebep olduğunu, itiraz dahi edemediklerini,

-Yaptıklarının boş olduğunu ve kendilerinin kullanıldığını anlayarak örgütten ayrılmaya karar veren örgüt mensuplarının "iş birlikçi, hain ve şerefsiz" olarak suçlandığını, öldürülme korkusuyla bu zor şartlara katlandığını,

-Gençleri, sözde uyuşturucudan koruma propagandaları yapan Dev-Sol örgütünün, bizzat gelir temin etmek amacıyla 1980 yılı ilkbaharında örgüt liderlerinden P. G., E. C. ve A. T. vasıtasıyla yurt dışına 4 kilogram eroin sevkıyatı yaptığını,

-Dev-Sol örgütü üst düzey yöneticilerinden P.G'nin, örgüte maddi destek sağlamak için uyuşturucu madde ticaretinden elde edilen örgüte ait 400 bin frangı çaldığı gerekçesiyle terör örgütü elebaşı tarafından 11 Temmuz 1991 tarihinde Paris'te öldürtüldüğünü,

-Dev-Sol terör örgütü liderinin Fransa'daki cezaevinden tahliyesi sonrasında uyuşturucu trafiğinin hızlandığını, uyuşturucu trafiği ve mafya ilişkilerinin örgütün diğer kadrolarından gizlendiğini,

-Dev-Sol terör örgütüne yönelik 27 Temmuz 1993 tarihinde yapılan operasyonda yakalanan S.Ö'in ikametinde 2 bin 65 gram esrarın yakalandığını,

-DHKP/C'ye yönelik 12-25 Eylül 1995 tarihlerinde İstanbul'da yapılan operasyonlarda yakalanan 6 şahısla birlikte 500 gram esrarın ele geçirildiğini,

-DHKP/C'ye yönelik 18 Nisan 1995 tarihinde İstanbul'da yapılan operasyonda R.T'nin 10 kilogram eroin ile yakalandığını, R.T. ve C.T'nin, terör örgütü liderinin talimatları doğrultusunda yurt dışına uyuşturucu madde götürdüklerini, elde edilen para ile örgüte silah alındığını,

-DHKP/C terör örgütü içerisindeki faaliyetlerinden dolayı İstanbul Emniyet Müdürlüğünce 3 Aralık 1997 tarihinde yakalanan S.Y'nin ifadesine göre, örgütsel eyleme çıktıklarında ve örgüt adına para toplamaya giderken örgüt mensuplarının devamlı olarak uyuşturucu madde kullandıklarını,

-İstanbul Sabancı Center'da 9 Ocak 1996 tarihinde Özdemir Sabancı ve iki kişiyi öldüren DHKP/C örgüt mensuplarından İ.A'nın 5 ay süreyle saklandığı evde, ev sahibinin baldızına tecavüz ettiğini,

-28 Mayıs 1998 günü yakalanan DHKP/C örgüt mensubu E.G'nin birlikte kaldığı hücre evinde içki alemi yapan örgüt mensuplarının kendisine tecavüz etmek istemeleri üzerine evden kaçtığını,

-Tokat kırsal alanında faaliyet yürüten TKP/ML terör örgütü mensuplarından 15 yaşındaki terörist kıza, örgüt içerisinde tecavüz edildiğini, -Sivas-Tokat kırsal alanında faaliyet gösteren DHKP/C terör örgütü mensubu S. G'nin kırsal hayata dayanamayıp, şehre dönmek istemesi sonucu örgüt tarafından öldürüldüğünü, örgüt yayını Kurtuluş gazetesinde "düşmanla çatışmanın şiddetli olduğu bir esnada, düşman saflarına geçmek istediği için öldürüldü" şeklinde yalan haber yazıldığını,

-1996 yılı sonu ve 1997 yılı başlarında, Sivas-Tokat kırsalında faaliyet gösteren 31 DHKP/C terör örgütü mensubundan 9'unun örgütten firar ettiğini,

-Kışı Karadeniz kırsal alanında sığınakta geçiren örgüt mensuplarından M.Y'nin ayaklarının donması üzerine sağ ayağının 4, sol ayağının ise 1 parmağının DHKP/C sözde grup komutanı S.Y. tarafından demir testeresi ile kesildiğini,

-Tunceli kırsal alanında faaliyet yürüten DHKP/C örgüt mensuplarından S. B'nin örgütten ayrılmak istemesi üzerine hainlikle suçlanarak cezalandırılmak amacıyla çizmelerinin içine kar doldurulduğunu, ayaklarının soğuk suda bekletilerek dondurulduğunu ve tuvalet ihtiyacını gidermeme cezası verildiğini; bunun üzerine soğuktan donan ayak parmaklarının dışkı içerisinde uzun süre kalmasından dolayı çürüdüğünü, çürüyen parmaklarının da makasla kesildiğini,

-MLKP terör örgütü mensuplarının, A.A. ve T.A. isimli örgüt mensubu arkadaşlarını, İstanbul yakınlarında ormanlık alanda iki gün süresince işkence ederek sorguladıklarını ve silahla öldürdüklerini,

-Tunceli kırsal alanında faaliyet yürüten TKP/ML-TİKKO'nun 10 mensubunun, örgüt mensubu arkadaşları tarafından işkence yapılarak sorgulandığını, bazılarının işkenceye dayanamayarak öldüğünü, bazılarının da işkence sonrası silahla öldürüldüğünü,

-TKP/ML terör örgütü Merkez Komitesinin almış olduğu infaz kararı doğrultusunda, Tunceli ili Mazgirt ilçesi Aşağıoyumca köyünde 8 yaşındaki S.K. isimli çocuğun örgüt mensupları tarafından öldürüldüğünü,

-1999 yılında TKP/ML-TİKKO'ya katılan "Savaş" kod isimli örgüt mensubunun örgüt içinde huzursuzluk çıkardığı gerekçesiyle ajanlıkla suçlandığını, örgüt mensupları tarafından 2 gün sorgulandığını ve 3 örgüt mensubu tarafından öldürüldüğünü biliyor muydunuz?

SA? TERÖR ÖRGÜTLERİ Emniyetin internet sitesinde yer alan "sağ terör örgütleri" başlığıyla sıralanan dini referans alan terör örgütleri hakkında da şu olaylara yer veriliyor:

-Hizbullah terör örgütünün mali kaynak sağlamak için cinayet, hırsızlık, gasp ve soygun eylemlerini gerçekleştirdiğini, hatta örgüt mensuplarının 1995 yılı içerisinde çeşitli il ve ilçelerdeki camilerden halı ve kilim çaldıklarını,

-İBDA/C terör örgütünün, ideolojisiyle ters düşmesine rağmen, Marksist-Leninist ideolojiye sahip PKK ve DHKP/C gibi terör örgütlerini destekleyip, yayın organlarında bu örgütleri savunduğunu, -İslami Hareket Örgütü mensuplarının İslam ilkeleriyle bağdaşmayacak şekilde her yolu kendilerine mübah sayan bir zihniyete sahip olduklarını, banka soygunları, otomobil ve eşya hızsızlıkları yaptıklarını,

-Anadolu merkez olmak üzere şer'i esasların hakim olacağı federal yapıda bir İslam Devleti kurmayı amaçlayan Hilafet Devleti örgütü lideri Muhammet Metin Kaplan'ın zimmetine para geçirdiğini ve bu sebeple örgüt içerisinde sürtüşmeler yaşanarak bölünmelerin meydana geldiğini,

-Hizbullah terör örgütü liderinin zekat adı altında toplanan haraçlarla İstanbul'un lüks semtlerinin birinde 120 bin dolara alınan villada oturduğunu, örgüt mensuplarının ise yoksulluk ve sıkıntı içerisinde ailelerinden uzakta yaşadığını,

-Ö.E isimli pavyonda çalışan bir kadının Hizbullah terör örgütü mensubu M.S.K ile evlendiğini, örgütün bu evliliği tasvip etmeyerek Ö.E'yi, M.S.K'nın kardeşi ve amcasının oğluna öldürttüğünü, daha sonra örgütün önce M.S.K'yı sonra da Ö.E'yi öldüren M.S.K'nın kardeşi ve amcasının oğlunu kendi örgüt mensuplarına öldürttüğünü ve mezar evlere gömdüğünü,

-Hizbullah terör örgütü tarafından domuz bağıyla öldürülüp gömülen ve daha sonra yapılan kazı çalışmalarında çıkartılan 72 cesetten 14'ünün kendi örgüt mensupları olduğunu biliyor muydunuz?

Açlık grevindeki öğretmenlerden Yusuf Tekin’e yanıt

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in açlık grevi yapan öğretmenlere yönelik "Önce gelip Bakanlığa şikayet etselerdi" açıklamasına eylemcilerden yanıt geldi. Resmi kanalları defalarca denediklerini belirten öğretmenler, "Dilekçelerimiz işleme alınmadı, randevu taleplerimiz reddedildi" dedi

26.06.2026 19:20:00
Haber Merkezi
Açlık grevindeki öğretmenlerden Yusuf Tekin’e yanıt
Açlık grevindeki öğretmenlerden Yusuf Tekin’e yanıt
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in, hak gasplarına karşı açlık grevi başlatan öğretmenlerle ilgili yaptığı son açıklamalar gündemdeki yerini koruyor. Bakan Tekin'in, "Keşke açlık grevi yapmadan önce şikayetlerini gelip Bakanlığa söyleseydiler. Şikâyet yoksa kim tedbir alacak?" şeklindeki sözlerine, eylemi sürdüren öğretmenlerden jet hızıyla yanıt geldi. Öğretmenler, idari yolları tüketmedikleri yönündeki iddiaları kesin bir dille yalanladı.

"Yasal tüm yolları tükettik"

Açlık grevindeki öğretmenler adına yapılan ortak açıklamada, Bakan Tekin'in "Hukuk devletinde önce idari işlem için itiraz edilir" sözlerine tepki gösterildi. Aylardır seslerini duyurmak için her yolu denediklerini belirten öğretmenler, süreci şu sözlerle özetledi:

"Çalıştığımız kurumlardaki hukuksuzluklara dair hazırladığımız raporları ve şikayet dilekçelerini defalarca Bakanlık evrak kaydına sunduk. Sorunları bizzat aktarmak için Bakanlık bürokratlarından ve Sayın Yusuf Tekin'den aylarca randevu talep ettik ancak hiçbirine olumlu dönülmedi. Okullarımıza gelen müfettişlere uğradığımız mobbingi ve haksızlıkları tek tek anlattık, hiçbir idari soruşturma açılmadı."

"Açlık grevi keyfi bir seçim değildir"

Öğretmenler, açlık grevi eyleminin idari yolların tamamen tıkanması ve kendilerine başka bir çare bırakılmaması sebebiyle başladığını vurguladı. "Hukuk devleti vurgusu yapanlar, önce vatandaşına kulak tıkamayı bırakmalıdır" diyen eylemciler, şu ifadeleri kullandı:

"Kimse durup dururken, keyfi bir şekilde bedenini açlığa yatırmaz. Bizler bu ülkenin öğretmenleriyiz. Keşke Sayın Bakan, 'Şikayet yok' demek yerine, haftalardır Bakanlık binasının birkaç yüz metre ötesinde devam eden çığlığımızı duymayı seçseydi. Kapılar yüzümüze kapanmasaydı, bugün burada açlık grevinde değil, sınıflarımızda öğrencilerimizin başında olurduk."

"Evrak numaralarımızı paylaşmaya hazırız"

Bakanlığın "Bize ulaşmış bir şikayet yok" iddiasına karşı öğretmenler, ellerindeki hukuki belgeleri işaret etti. Bakanlığa sunulan dilekçelerin tarih ve evrak numaralarını kamuoyuyla paylaşmaya hazır olduklarını belirten eğitimciler, somut bir adım atılana ve hakları iade edilene kadar eylemlerini sürdürmekte kararlı olduklarını yineledi.

Eğitim sendikaları ve demokratik kitle örgütleri de yaptıkları açıklamalarla öğretmenlere destek vererek, Milli Eğitim Bakanlığı'nı inkarcı tutumu bırakıp acilen diyalog kanallarını açmaya davet etti.

Böcek ailesi davasında karar

Fatih'te anne ve baba ile iki çocuklarının zehirlenerek hayatını kaybetmesine ilişkin davada ilaçlama firmasının sahibi ve oğlu 18'er yıl, otel sahibi 13 yıl 4 ay, ilaçlamayı yapan sanık 12 yıl 2 ay 20 gün hapis cezasına çarptırıldı

 

26.06.2026 18:10:00
Anadolu Ajansı
Böcek ailesi davasında karar
Böcek ailesi davasında karar

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya 4'ü tutuklu 6 sanık ile tarafların avukatları ve hayatını kaybeden Böcek ailesinin yakınları katıldı.

Duruşmayı çok sayıda yabancı basın mensubu da takip etti.

Maktul Çiğdem Böcek'in annesi Aysu Çelik, acısının asla dinmeyeceğini belirterek, sanıkların gereken cezaları almasını istedi.

Maktul Servet Böcek'in babası müşteki Yılmaz Böcek de sanıkların ceza almalarının acılarını dindirmeyeceğini ancak tek dileklerinin en üst sınırdan ceza verilmesi olduğunu ifade etti.

"Keşke otel yanıp kül olsaydı da bu insanlar ölmeseydi"

Otel sahibi tutuklu sanık Hasan Oğlak, savunmasında hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı dilediğini ve çok üzgün olduğunu söyledi.

Oğlak, "Keşke otel yanıp kül olsaydı da bu insanlar ölmeseydi. Üzüntümü anlatacak tek kelimem yok. İlaçlama şirketi, bize oteli kapatmamız ya da tahliye etmemiz konusunda bir şey söylemedi. Aksine bize bu ilaçların insan sağlığına etkisinin olmadığını söyledi. Benim bu olayda kusurum ya da ihmalim yok. Kişilerin ilaçtan vefat ettiklerini düşünmüyorum. Beraatimi istiyorum." dedi.

İlaçlama firmasının yetkilisi tutuklu sanık Serkan Kışı da aileye başsağlığı dileyerek, ölümlerin ilaçlamadan olmadığını, bilirkişi ve Adli Tıp Kurumu raporlarında çelişkilerin bulunduğunu iddia etti.

İlaçlama firmasının çalışanı tutuklu sanık Doğan Cağferoğlu ise bu şirkette yeni çalışmaya başladığını, hatasının "sertifikanın üstüne çok düşmemesi" olduğunu söyledi.

Firmada çalıştığı sürece bir sıkıntı yaşanmadığını ifade eden Cağferoğlu, tahliyesini istedi.

İlaçlama firmasının sahibi ile oğluna 18'er yıl hapis cezası

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, ilaçlama firmasının sahibi sanık Zeki ve oğlu Serkan Kışı'yı "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan alt sınırdan uzaklaşarak, iyi hal indirimi uygulamadan 18'er yıl hapis cezasına çarptırdı.

Heyet, otel sahibi Hakan Oğlak'ı "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan 13 yıl 4 ay, ilaçlamayı yapan sanık Doğan Cağferoğlu'nu da 12 yıl 2 ay 20 gün hapis cezasına mahkum etti.

Otel çalışanları Muhammad Moeen Ud Dın Chıshtı ve Rustemsha Batyrov ise beraat etti.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianamede sanıklar Zeki ve oğlu Serkan Kışı, Doğan Cağferoğlu, Hakan Oğlak ve Muhammad Moeen Ud In Chıshtı'nın, "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6'şar aya kadar hapisle cezalandırılmaları talep edilmişti. Rustemsha Batyrov hakkında ise "taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istenmişti.

İddianamede, Fatih'te 13 Kasım 2025'teki zehirlenme olayında Çiğdem Böcek ile çocukları Kadir Muhammet (6) ve Masal'ın (3) zehirlenme sonucu hayatını kaybettiği, aynı olaydan dolayı tedavi gören baba Servet Böcek'in de 17 Kasım 2025'te yaşamını yitirdiği kaydediliyordu.

Maktullerin sağlık durumu nedeniyle beyanlarının alınamadığı, olayın ilk aşamada gıda zehirlenmesi sebebiyle olduğunun değerlendirildiği belirtilen iddianamede, mağdurların olay öncesi yemek yedikleri yerlerle ilgili soruşturmanın genişletildiği, kokoreç, midye, lokum ve unlu mamuller yedikleri ve meşrubat içtikleri işletmelerin sahiplerinin tespit edildiği aktarılıyordu.

İddianamede, bu iş yerlerindeki ürünlerden alınan örneklerin İlçe Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğüne teslim edildiği bildiriliyordu.

1. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan otopsi raporuna göre aile bireylerinin ölümünün, kaldıkları otelde böcekleri öldürmek amacıyla uygulanan ilaca bağlı zehirlenme sonucu meydana geldiği iddianamede yer alıyordu.

İddianamedeki bilirkişi raporunda ölümlerin gıda zehirlenmesi sonucu gerçekleşmediği, bu nedenle dosyada adı geçen gıda işletmelerinin herhangi bir kusurunun bulunmadığı vurgulanıyordu.

Bilirkişi raporuna göre yanlış kimyasal (alüminyum fosfit) kullanılması, yetkisiz personel çalıştırılması ve gerekli güvenlik önlemleri alınmadan işlem yapılması nedeniyle sertifikasız ve izinsiz faaliyet gösteren ilaçlama firmasının yetkilileri sanıklar Zeki ve Serkan Kışı'nın asli kusurlu oldukları kaydedilen iddianamede, ilaçlama firması çalışanı sanık Doğan Cağferoğlu'nun ilaçlama konusunda herhangi bir sertifikasının, bilgisinin ve deneyiminin bulunmamasına rağmen işlemi gerçekleştirdiği için asli kusurlu olduğu ifade ediliyordu.

İddianamedeki raporda otel sahibi sanık Hakan Oğlak ise yetkisiz ve ehliyetsiz kişilerle çalışarak uygun olmayan biyosidal ürünlerle, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alınmaksızın ilaçlama faaliyetinin yürütülmesine onay verdiği, kimyasal risk içeren ilaçlama işlemi sırasında oteli tahliye etmeyip acil durum personeli bulundurmayarak konaklayanların can güvenliğini sağlama konusundaki özen yükümlülüğünü ağır biçimde ihlal ettiğinden asli kusurlu olarak yer alıyordu.

Niğde'de havai fişek fabrikasında patlama

Niğde'de havai fişek fabrikasında patlama meydana geldi. Meydana gelen patlamanın ardından yangın çıkarken, 1 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi ağır yaralı

26.06.2026 17:56:00 / Güncelleme: 26.06.2026 18:06:02
İhlas Haber Ajansı
Niğde'de havai fişek fabrikasında patlama
Niğde'de havai fişek fabrikasında patlama
Niğde'nin Bor ilçesine bir havai fişek fabrikasında patlama meydana geldi. Patlamada 1 kişinin hayatını kaybettiği öğrenilirken, çıkan yangını söndürmek için çalışma başlatıldı.  

İlçede bulunan bir havai fişek fabrikasında henüz bilinmeyen bir nedenden dolayı patlama meydana geldi. Patlamanın ardından fabrikada yangın çıkarken, ihbar üzerine bölgeye itfaiye, polis, jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Jandarma ve polis ekipleri çevrede güvenlik önlemi alırken, itfaiye ekipleri de patlamanın ardından çıkan yangına müdahale etti.

Gelen bilgilere göre 1 kişi hayatını kaybederken, 1 kişi de yaralandı, çıkan yangının ise kontrol altına alındığı bildirildi

Mansur Yavaş'tan AKP'ye geçen belediye başkanlarına mesaj: Hesabını seçmenlerine verirler

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP'den istifa ederek AKP'ye geçen belediye başkanlarıyla ilişkin olarak, "Eğer bu seçmen başka bir partiden belediye başkanı seçmek isteseydi seçerdi zaten. Onların kendi tercihi, kendi seçmenlerine hesabını verirler" dedi

26.06.2026 15:03:00
Haber Merkezi
Mansur Yavaş'tan AKP'ye geçen belediye başkanlarına mesaj: Hesabını seçmenlerine verirler
Mansur Yavaş'tan AKP'ye geçen belediye başkanlarına mesaj: Hesabını seçmenlerine verirler
Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Mamak metrosu şantiyesinde yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı ve incelemelerde bulundu.

Burada yetkililer tarafından Yavaş ve Şahin'e projenin güncel durumuna ilişkin slayt üzerinden bilgi verildi. Görüşmede, 5 istasyonun fiilen yapımına başlandığı ifade edildi.

Toplantıda proje takvimi de değerlendirildi. Çalışmaların 16 Temmuz 2025 tarihinde başladığı hatırlatıldı. Projenin 14 Ocak 2029'da tamamlanmasının beklendiği kaydedildi.

Yavaş, bilgilendirmenin ardından ziyaret için ayarlanan bir belediye otobüsüne binerek basın mensupları ile şantiye alanına geçti.

Yavaş, projenin bitim tarihiyle ilgili "Seçimden önceye çekeriz inşallah." ifadesini kullandı.

Yavaş, NATO Zirvesi hazırlıkları vesilesiyle trafiğin kapatılması sonucu birçok iyileştirmeyi yapma fırsatı bulduklarını belirterek, NATO'nun burada yapılmasının Ankara'nın tanıtımı açısından da olumlu olduğunu kaydetti.

Bazı belediye başkanlarının parti değiştirmesine ilişkin soru üzerine Yavaş, "Eğer bu seçmen başka bir partiden belediye başkanı seçmek isteseydi seçerdi zaten. Onların kendi tercihi, kendi seçmenlerine hesabını verirler. Bizim bu anlamda bir kaybımız yok" dedi.

CHP’de "Hain Kemal" sloganına süresiz tedbir

Cumhuriyet Halk Partisi, Garip Dede Cemevi'nde yaşanan ve "inanç mekânlarının ruhuna aykırı" olarak nitelendirilen protestoların ardından sert bir yaptırım kararı aldı. CHP İstanbul İl Başkanlığı, "Hain Kemal" sloganı atan 63 partilinin üyeliği, tedbiren askıya alındı
 

26.06.2026 14:10:00
Haber Merkezi
CHP’de "Hain Kemal" sloganına süresiz tedbir
CHP’de "Hain Kemal" sloganına süresiz tedbir
CHP İstanbul İl Başkanlığı, Garip Dede Cemevi'ndeki "Hain Kemal" sloganı atan 63 partili için harekete geçti. İnanç mekânlarının siyasi hesaplaşmalara alet edilmesini "ahlaki açıdan kabul edilemez" olarak tanımlayan parti yönetimi, görüntü ve fotoğraflardan tespit edilen 63 üye hakkında disiplin mekanizmasını çalıştırdı. Olay, Özgür Özel'in cemevine gelişi sırasında kendisini karşılayan partililerin slogan atması sırasında yaşandı.

Konuyla ilgili açıklamayı mahkeme kararıyla CHP İstanbul İl Başkanlığı görevine getirilen Gürsel Tekin yaptı. Tekin cemevlerinin siyasetin veya nefret dilinin değil, birliğin ve kardeşliğin merkezi olduğuna vurgu yaptı. Tekin şunları kaydetti:

"Cemevleri ve dergâhlar; siyasetin, kutuplaşmanın ve nefret dilinin değil, birliğin, kardeşliğin, rızalığın ve toplumsal barışın mekânlarıdır. Hiç kimse bu kutsal mekânları siyasi hesaplaşmaların ve ayrıştırıcı söylemlerin sahnesi haline getiremez."

Alevi inancının özüne dikkat çeken Tekin, inanç merkezlerinde sergilenen kışkırtıcı tavırların hiçbir şekilde mazur görülemeyeceğini belirtti. Açıklamada, "Bir inanç merkezinde insanları birbirine karşı kışkırtan, hakaret ve hedef göstermeyi meşrulaştıran her tutum; siyasi olduğu kadar ahlaki açıdan da kabul edilemez. Alevi inancının özünde kin değil muhabbet, ayrıştırmak değil birleştirmek vardır" dedi.

Tekin, 63 partilinin üyeliğinin tedbiren askıya alındığını duyurdu.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de erken seçim tartışmasına girdi

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Londra’da yatırımcılara yaptığı sunumda erken seçim ihtimalinin “oldukça düşük” olduğunu söyledi. Şimşek’in açıklaması, Külliye'den gelen “öne alınmış seçim” formülü ve JPMorgan’ın erken seçim tahminiyle yeniden alevlenen tartışmanın ortasına düştü

26.06.2026 12:49:00
Haber Merkezi
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de erken seçim tartışmasına girdi
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de erken seçim tartışmasına girdi
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Londra'da yatırımcılara yaptığı sunumda erken seçim ihtimalinin "oldukça düşük" olduğunu söyledi. Şimşek'in açıklaması, Külliye'den gelen "öne alınmış seçim" formülü ve JPMorgan'ın erken seçim tahminiyle yeniden alevlenen tartışmanın ortasına düştü.

Son dönemde siyaset kulislerinde ve piyasa raporlarında yeniden hareketlenen erken seçim tartışmalarına Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de dahil oldu.

Londra İklim Eylemi Haftası kapsamında İngiltere'de yatırımcılarla bir araya gelen Şimşek, Türkiye'nin ekonomik görünümüne ilişkin sunumunda siyasi takvime de değindi. Şimşek, erken seçim olasılığının "oldukça düşük seviyede" kaldığını söyledi.

"ERKEN SEÇİM OLASILIĞI DÜŞÜK"
Şimşek'in sunumunda, ekonomi programına yönelik siyasi desteğin sürdüğü mesajı öne çıktı. Bakan Şimşek, iktidarın "Terörsüz Türkiye sürecinin yolunda ilerlemeye devam ettiğini" savunarak erken seçim ihtimalinin "oldukça düşük seviyede kaldığını" ifade etti.

Yatırımcılara enflasyon mesajı da veren Şimşek, "enflasyonun daha yavaş bir hızda da olsa düşüşünü sürdürmesinin muhtemel olduğunu" söyledi.

Şimşek, "süregelen dezenflasyon" olarak tanımladığı sürecin arkasındaki başlıkları da şöyle sıraladı:

"Sıkı para politikası duruşu, destekleyici maliye ve gelir politikaları, arz yönlü tedbirler, genişleyen negatif çıktı açığı ve hizmet enflasyonunda kalıcı katılığa dair kanıt bulunmaması."

"DIŞ KIRILGANLIK AZALDI"
Bakan Şimşek, cari açığın arttığını ancak yönetilebilir seviyede kaldığını savundu. Dış finansman tarafında ise daha iyimser bir tablo çizerek "dış kırılganlıkların azaldığını" kaydetti.

Büyümedeki yavaşlama ve eşel mobil sisteminin gelirler üzerindeki etkisine de değinen Şimşek, bütçe açığı hedefinin gayrisafi yurt içi hasılaya oranla yüzde 3,5 seviyesinde "hala rahatlıkla ulaşılabilir durumda olduğunu" ileri sürdü.

Şimşek, Ocak-Haziran 2026 döneminde iç borç çevirme oranının yüzde 86,4 seviyesinde gerçekleştiğini, yıl geneli için belirlenen yüzde 106 hedefinin altında kalındığını aktardı. Bakan, yıl sonunda bu oranın yaklaşık yüzde 100 civarında gerçekleşmesinin daha olası olduğunu söyledi.

YATIRIMCILARA VERGİ VE İKLİM MESAJI
Şimşek'in Londra temaslarında yalnızca erken seçim ve ekonomi programı yoktu. Bakan, yatırımcılara Türkiye'nin yabancılara sunduğu vergi avantajlarını da anlattı.

Londra İklim Eylemi Haftası kapsamındaki konuşmasında ise iklim finansmanı başlığına geniş yer ayırdı. Şimşek, "İklim eylemi yalnızca çevreyi korumakla ilgili değil, büyümeyi, istikrarı ve refahı korumakla ilgili" dedi.

İklim krizinin artık geleceğe ait soyut bir risk olmadığını vurgulayan Şimşek, "İklim kaynaklı şoklar halihazırda altyapıyı, tedarik zincirlerini, gıda sistemlerini ve kamu maliyesini aksatıyor" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin COP31'e Antalya'da ev sahipliği yapacağını hatırlatan Şimşek, "Dünyanın eksikliği taahhüt değil, uygulama" mesajı verdi. Bakan, iklim hedeflerinin artık uygulanabilir projelere ve finansmana dönüşmesi gerektiğini söyledi.

Şimşek, Çin dışındaki gelişmekte olan ekonomilerin 2030'a kadar her yıl yaklaşık 2,4 trilyon dolarlık iklim finansmanına ihtiyaç duyduğunu, mevcut finansmanın ise bunun ancak onda biri civarında kaldığını belirtti.

"ASIL SORUN SERMAYE EKSİKLİĞİ DEĞİL"
Şimşek, iklim finansmanında asıl meselenin para yokluğu değil, projelerin finansman bulabilecek hale getirilmesi olduğunu söyledi.

Bakan Şimşek, "Asıl zorluk sermaye eksikliği değil. Asıl zorluk, iklim önceliklerini yatırım yapılabilir fırsatlara dönüştürmek" dedi.

Gelişmekte olan ekonomilerin finansman ihtiyacına da dikkat çeken Şimşek, Çin hariç gelişmekte olan ekonomilerin her yıl yaklaşık 2,4 trilyon dolarlık iklim finansmanına ihtiyaç duyduğunu belirtti. Mevcut finansmanın ise bunun ancak onda biri civarında kaldığını söyledi.

Türkiye'nin COP31 kapsamındaki "İklim Uygulama Köprüsü" girişimini anlatan Şimşek, hedeflerini şu sözlerle özetledi:

"Amacımız basit: Ülkelerin iklim planlarından yatırıma hazır projelere, finansman ihtiyaçlarından da bankalarca finanse edilebilir proje havuzlarına geçmesine yardımcı olmak."

Venezuela’da art arda meydana gelen 7,2 ve 7,5 büyüklüğündeki depremlerin ardından bölgeye Türkiye'den yardım ekibi gönderilecek

Venezuela’da art arda meydana gelen 7,2 ve 7,5 büyüklüğündeki depremlerin ardından bölgeye Türkiye'den yardım ekibi gönderilecek

26.06.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 Venezuela’da art arda meydana gelen 7,2 ve 7,5 büyüklüğündeki depremlerin ardından bölgeye Türkiye'den yardım ekibi gönderilecek
 Venezuela’da art arda meydana gelen 7,2 ve 7,5 büyüklüğündeki depremlerin ardından bölgeye Türkiye'den yardım ekibi gönderilecek
Venezuela'da art arda meydana gelen 7,2 ve 7,5 büyüklüğündeki depremlerin ardından bölgeye Türkiye'den yardım ekibi gönderilecek.
Venezuela'da 40 saniye arayla meydana gelen 7,2 ve 7,5'lik depremlerin ardından arama ve kurtarma çalışmaları sürüyor.

Peş peşe depremlerin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan , sosyal medya hesabından Venezuela halkı için taziye mesajı yayımlamış ve Venezuela halkının yanında olduğunu sözlerine eklemişti.

AFAD, Türkiye'den bölgeye yardım ekibi göndereceğini açıkladı.

Yapılan açıklamaya göre, askeri nakliye uçağıyla İstanbul, İzmir ve Denizli'den 38 kişilik AFAD Arama-Kurtarma ve insani yardım ekibi, Sağlık Bakanlığı'ndan 5 kişilik UMKE ekibi, Türk Kızılay'dan 2 kişilik insani yardım ekibi, 2 arama köpeği ve 3 adet donanımlı arama-kurtarma aracının Venezuela'nın deprem yaşanan bölgesine gönderilmesi planlandı.

Milli Savunma Bakanlığı (MSB) ayrıca bir askeri uçak ile İnsani Yardım Tugayından ekipmanlarıyla birlikte 22 kişilik bir ekip gönderilecek.

Her iki uçağın da bugün saat 11.15'te İstanbul Atatürk Havalimanı'ndan yola çıkarılması planlanıyor.

Venezuela 7,2 ve 7,5 büyüklüğünde iki büyük depremle sarsıldı. Yerel saatle 18.00 sıralarında meydana gelen 7,2'lik ilk depremden 40 saniye sonra 7,5'lik deprem, halkı sokağa döktü.

Başkent Karakas'ta yıkılan binalar var.

Depremlerin merkez üssü ülkenin kuzeyindeki Moron kasabası yakınları. Karakas kentine 160 km mesafedeki 7,2'lik ilk sarsıntı, 22 km derinlikte kaydedildi.

Saniyeler sonra aynı bölgede 10 km derinlikte 7,5 büyüklüğünde ikinci bir deprem yaşandı. Başkentte bazı binalar yerle bir oldu. Arama kurtarma ekiplerinin çalışması sürürken depremde hayatını kaybedenlerin sayısı 235'e yükseldi.

Olağanüstü hal ilan edilirken başkentteki Simon Bolivar Havalimanı da yıkıntılar nedeniyle kapatıldı. Büyük paniğin yaşandığı deprem sonrası çok sayıda bina tedbir amacıyla boşaltıldı. İletişim hatlarında kısa süreli kesintiler yaşanıyor.

Türkiye, Venezuela'ya destek için yola çıkıyor

Türkiye'nin arama kurtarma ve insani yardım ekiplerini taşıyacak iki uçak, bugün İstanbul Atatürk Havalimanı'ndan Venezuela'ya hareket edecek

 

26.06.2026 11:11:00
Anadolu Ajansı
Türkiye, Venezuela'ya destek için yola çıkıyor
Türkiye, Venezuela'ya destek için yola çıkıyor

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığından (AFAD) yapılan açıklamaya göre, Venezuela'nın Yaracuy bölgesinde arka arkaya 2 depremin meydana geldiği bilgisi alınmasının ardından AFAD tarafından, Dışişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğü başta olmak üzere ilgili kurumlarla irtibat sağlanarak hazırlıklara başlandı.

Genelkurmay Başkanlığı ile gerçekleştirilen görüşmeler neticesinde, tahsis edilen A-400M tipi askeri nakliye uçağıyla İstanbul, İzmir ve Denizli'den 38 kişilik AFAD Arama-Kurtarma ve insani yardım ekibi, Sağlık Bakanlığından 5 kişilik UMKE ekibi, Türk Kızılaydan 2 kişilik insani yardım ekibi, 2 arama köpeği ve 3 donanımlı arama-kurtarma aracının Venezuela'ya gönderilmesi planlandı.

Milli Savunma Bakanlığı ayrıca bir A-400M tipi askeri uçak ile İnsani Yardım Tugayından ekipmanlarıyla birlikte 22 kişilik bir ekip göndermeyi kararlaştırdı.

Her iki uçağın da bugün saat 11.15'te İstanbul Atatürk Havalimanı'ndan yola çıkarılması planlanıyor.

Dışişleri Bakanlığı ve Venezuela'daki Türk Büyükelçiliği ile irtibat halinde gelişmelerin takip edildiği bildirildi.

Sınırda Türkiye'ye sokulmak istenen çok sayıda silah ele geçirildi

Bulgaristan'ın Türkiye sınırındaki Kapitan Andreevo Sınır Kapısı'nda gerçekleştirilen operasyonda, kaçak yollarla ülkeye sokulmaya çalışılan 73 adet savaş tabancası ele geçirildi

26.06.2026 10:24:00
İhlas Haber Ajansı
Sınırda Türkiye'ye sokulmak istenen çok sayıda silah ele geçirildi
Sınırda Türkiye'ye sokulmak istenen çok sayıda silah ele geçirildi
Bulgaristan'ın Türkiye sınırındaki Kapitan Andreevo Sınır Kapısı'nda gerçekleştirilen operasyonda, kaçak yollarla ülkeye sokulmaya çalışılan 73 adet savaş tabancası ele geçirildi.

Edirne Kapıkule Sınır Kapısından çıkış yaparak Bulgaristan üzerinden Hollanda'ya parsiyel yük taşıyan Türk plakalı bir tır, risk analizi kapsamında detaylı kontrole alındı.



X-ray taramasında araçta şüpheli yoğunlukların tespit edilmesi üzerine yapılan fiziki aramada, sürücü kabinindeki iki yatağın şilteleri arasına gizlenmiş 50 adet savaş tabancası bulundu. Tırın sol tarafındaki dolapta ise yük sabitleme kemerlerinin altına saklanmış 23 adet daha tabanca ele geçirildi.

Operasyonda toplam 73 savaş tabancasına el konulurken, olayla ilgili Haskovo Bölge Savcılığı'nın gözetiminde gümrük görevlisi tarafından ön soruşturma başlatıldı. Yetkililer, silahların kaçakçılık amacıyla taşındığının değerlendirildiğini belirtti.

Şile Belediyesine yönelik soruşturmada 16 şüpheli gözaltına alındı

Şile Belediyesine yönelik soruşturma kapsamında düzenlenen üçüncü operasyonda 16 şüpheli gözaltına alındı

26.06.2026 09:35:00
AA
Şile Belediyesine yönelik soruşturmada 16 şüpheli gözaltına alındı
Şile Belediyesine yönelik soruşturmada 16 şüpheli gözaltına alındı

İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında Şile Belediyesinde doğrudan temin, imar, ruhsat ve iskan işlemlerinde usulsüzlük yapıldığı ve rüşvet alınarak haksız menfaat sağlandığı tespit edildi.

İstanbul ve İzmir'de belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon düzenleyen ekipler, 16 şüpheliyi gözaltına aldı.

Zanlılar, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü.

Soruşturma

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca, Şile Belediyesine yönelik "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "irtikap", "rüşvet" ve "ihaleye fesat karıştırma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında aralarında Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı'nın da bulunduğu 6 şüpheli, 10 Temmuz 2025'te gözaltına alınmıştı.

Belediye Başkanı Kabadayı, Oğuz Kaçmaz, Tuncay Tolga Özçakmak, Ali Şafak ve Evren Buçhan tutuklanmış, Aslı Kotan ise adli kontrol kararıyla serbest bırakılmıştı.

HTS kayıtları ve MASAK raporundaki hesap hareketlerinin incelenmesinin ardından haklarında gözaltı kararı verilen 22 şüpheli ise 23 Aralık 2025'te düzenlenen eş zamanlı operasyonda gözaltına alınmıştı. Bu şüphelilerden de 15'i tutuklanmış, 7'si adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakılmıştı. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.