logo
16 TEMMUZ 2026

‘Terörle Mücadele’ küresel bir güvenlik maskesi mi?

Uluslararası ilişkiler ve güvenlik zirvelerinde sıkça dile getirilen "sınır aşan terörizmle ortak mücadele" söylemleri, kağıt üzerinde kusursuz bir iş birliği tablosu çizse de sahadaki gerçekler çok daha farklı bir krize işaret ediyor

16.07.2026 08:23:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
‘Terörle Mücadele’ küresel bir güvenlik maskesi mi?
‘Terörle Mücadele’ küresel bir güvenlik maskesi mi?
Uluslararası ilişkiler ve güvenlik zirvelerinde sıkça dile getirilen "sınır aşan terörizmle ortak mücadele" söylemleri, kağıt üzerinde kusursuz bir iş birliği tablosu çizse de sahadaki gerçekler çok daha farklı bir krize işaret ediyor.

Güvenlik politikaları uzmanları ve insan hakları savunucuları, küresel güçlerin "terörle mücadele" adı altında yürüttüğü stratejilerin aslında kendi jeopolitik çıkarlarını korumak, kitleleri gözetlemek ve asıl insani krizlerin üstünü örtmek için bir kılıf olarak kullanıldığını savunuyor.

Süslü teknolojik terimler ve "uluslararası ortaklık" vurgularıyla cilalanan mevcut mücadele stratejileri, ciddi yapısal çelişkiler ve samimiyetsizlikler barındırdığı gerekçesiyle sert eleştirilerin hedefinde.







"Ortak Mücadele" Söyleminin Samimiyetsizliği ve Vekalet Savaşları

"Terörün dini, dili, ırkı olmaz" ya da "ortak düşmana karşı ortak akıl" gibi diplomatik klişeler, gerçek dünyadaki çıkarlar çatışması karşısında hızla anlamını yitiriyor. Bugün sınır aşan terör örgütlerinin varlığını sürdürebilmesinin en büyük sebebi, yine küresel güçlerin bu örgütleri birer "vekil güç"  olarak kullanmasıdır.

Çifte Standartlar: Bir devletin "terörist" olarak tanımladığı ve ulusal güvenliğine tehdit gördüğü bir yapılanma, bir diğer küresel güç tarafından "özgürlük savaşçısı" veya "sahadaki müttefik" olarak fonlanıp silahlandırılabiliyor. Bu durum, uluslararası iş birliği iddialarının sahteliğini en net şekilde ortaya koyuyor.

İstihbaratın Silahlandırılması: Bilgi paylaşımı yapıldığı iddia edilen mekanizmalar, çoğu zaman müttefik görünen ülkelerin birbirini dinleme, manipüle etme veya kendi çıkarları doğrultusunda yanlış yönlendirme araçlarına dönüşüyor.







Teknoloji ve Gözetim Toplumu: Güvenlik mi, Özgürlüklerin Sonu mu?

Haberlerde övgüyle bahsedilen "yapay zeka destekli termal kameralar", "akıllı sınır sistemleri" ve "finansal akışların dijital takibi" gibi unsurlar, aslında bireysel özgürlükleri ve mahremiyeti tehdit eden devasa bir gözetim devletinin (surveillance state) altyapısını oluşturuyor.

Kitlesel Gözetim: Teröristleri yakalamak amacıyla geliştirilen yüz tanıma teknolojileri ve yapay zeka algoritmaları, bugün demokratik ülkelerde bile muhalif grupların, hak savunucularının ve sıradan vatandaşların günlük yaşamını gözetlemek için kullanılıyor.

Finansal Cadı Avı: FATF gibi kurumların kara para ve terör finansmanını engelleme gerekçesiyle getirdiği katı kurallar, çoğu zaman insani yardım derneklerinin, sivil toplum kuruluşlarının ve hak arayışındaki aktivistlerin fon kaynaklarının haksız yere kesilmesine veya dondurulmasına yol açıyor.







Sivrisinekleri Kovalarken Bataklığı Beslemek

Mevcut stratejilerin en çok eleştirilen yönü, terörün sadece askeri ve teknolojik yöntemlerle çözülebileceğine olan sığ inançtır. Küresel güvenlik politikaları, terörü üreten sosyo-ekonomik ve politik "bataklığı" kurutmak yerine, sürekli olarak ortaya çıkan "sivrisineklerle" savaşmayı tercih ediyor.







Gerçek tehdit emperyal müdahaleler mi?

Birçok siyaset bilimciye göre; Ortadoğu, Afrika ve Güney Asya'daki sınır aşan terörün ana kaynağı, batılı güçlerin geçmişte ve bugün yürüttüğü işgal, askeri müdahale ve kaynak sömürüsü politikalarıdır.

Yaratılan otorite boşlukları ve yıkılan devlet yapıları terör için en verimli toprağı hazırlarken, bugün aynı güçlerin "mücadele stratejisi" adı altında yeni askeri pazarlar yaratması ciddi bir ikiyüzlülük olarak değerlendiriliyor.

Askeri bütçelere, sınır duvarlarına ve siber takip yazılımlarına harcanan milyarlarca dolar; küresel eşitsizliği azaltmak, eğitimi desteklemek ve istikrarsız bölgelerdeki insani dramları çözmek için harcanmadığı sürece, sınır aşan terörizm sadece isim değiştirerek var olmaya devam edecektir.

Sonuç olarak; bugünkü küresel mücadele stratejileri dünyayı daha güvenli bir yer yapmaktan ziyade, silah endüstrisini besleyen ve devletlerin otoriterleşmesini meşrulaştıran bir kısırdöngüden ibarettir.

Denizli'de korkutan yangın kontrol altına alındı

Denizli'nin Pamukkale ilçesinde dünyaca ünlü travertenlerin yakınındaki ormanlık alanda çıkan yangın, ekiplerin havadan ve karadan yürüttüğü yoğun çalışmaların ardından kontrol altına alındı. Yangının çevredeki yeşil alanlarda yol açtığı hasar, helikopterden çekilen görüntülerle gözler önüne serildi

13.07.2026 11:05:00
İHA
 
Denizli'de korkutan yangın kontrol altına alındı
Denizli'de korkutan yangın kontrol altına alındı
Edinilen bilgiye göre, Pamukkale ilçesine bağlı Pamukkale Mahallesi'ndeki ormanlık alanda dün başlayan ve rüzgarın etkisiyle sarp araziye yayılan yangına müdahale kararlılıkla sürdürüldü.






Denizli Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı, Orman Bölge Müdürlüğü ve sarp bölgelerde hortum taşıyarak destek veren atlı jandarma timlerinin koordineli çalışmasıyla alevlerin önü kesildi. Büyük korkuya neden olan yangının kontrol altına alınmasının ardından, helikopterle havadan yapılan incelemelerde alevlerin etkilediği geniş ormanlık alan görüntülendi. 






Kaydedilen görüntülerde, yangının boyutu ve yeşil alanların küle döndüğü anlar net bir şekilde yer aldı. Bölgede yeni bir parlamanın önüne geçilmesi amacıyla ekiplerin karadan yürüttüğü soğutma çalışmaları aralıksız şekilde devam ediyor.








Jandarma ekiplerinin yangının çıkış nedenine ilişkin başlattığı geniş çaplı soruşturma ise sürüyor.

İnsan meselesi ve insan haklarına bakış -1-

İnsanlığın beşeriyet sahnesine çıktığı günden beri pek çok meselesi olmuştur. Bunlar siyasi, hukuki, sosyal, kültürel, iktisadi vb birçok meseledir

12.07.2026 04:19:00
Haber Merkezi
 
İnsan meselesi ve insan haklarına bakış -1-
İnsan meselesi ve insan haklarına bakış -1-
İnsanlığın beşeriyet sahnesine çıktığı günden beri pek çok meselesi olmuştur. Bunlar siyasi, hukuki, sosyal, kültürel, iktisadi vb birçok meseledir.

Ancak bunların başında bizzat insanın kendisi" gelir. Zira toplumlara yön veren, tarihi seyir içindeki tüm hadiselerin sebebi ve sonucu ya insandır, ya da insan ile alakalıdır. Batı dünyası maddeyi tanımada, fizik, kimya formülleri bulmada zamanla mesafeler kaydetmiştir, ama aynı başarıyı kendini tanımada elde edememiştir.

Batı toplumlarında geliştirilen siyasi ve iktisadi modeller insanı tanımadığı için insandan yola çıkmamış, aksine geliştirdikleri modellere uygun insan tipini tarif etmişlerdir.







İnsan gerçek manası ile tanınmadığı için insan hakları ve insanın ihtiyaçları kavramı da olması gerektiği biçimde ele alınamamıştır. Liberal– kapitalist modeller insan ihtiyaçlarını ve haklarını hedef alarak geliştirilmiş modeller değildir. İhtirasları, bencil kaygıları kendine ölçü alarak yola çıkmış bu tarz modellerin insanlığa fayda vermemesi son derece normaldir.

Sosyalizmin ve onun ilerlemiş aşaması komünizmin netice vermemesinin en temel sebebi de refaha kavuşturmayı düşündüğü insanı tanımamış olmasından kaynaklanmaktadır.

Adaleti tesis etmede, insanlığın can, mal, namus vb. güvenliğini sağlamada, toplum refahının yükseltilmesinde en mükemmel kural ve kaideleri ortaya koysak dahi, bunları hayata geçirecek olan insanı yetiştiremedikten sonra bu kuralların bir anlamı yoktur. İnsanı tanımadan, ona uygun siyasi iktisadi modelleri hayata geçirmeden ve onu özüne uygun şekilde yetiştirmeden insanoğlunun dertlerinin bitmesi mümkün değildir.







Tarihte İnsanı tanıyan onun yetiştirilmesine önem veren, eğitimini dikkate alan ve bireylerinin kabiliyetlerini doğru bir şekilde değerlendirebilen topluluklar, yeryüzünde adaletin ve insan haklarının tahsisine katkı sağlamışlardır. Türk milletinin tarihindeki altın sayfaların sebebi insanı tanımada ki başarısı ve insan haklarına olan bağlılığıdır.

Türk Dil Kurumu'nun Türkçe sözlüğüne göre, "huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli kimse" olarak ifade edilen insan tarifini taşıyanların oluşturdukları topluluklar, bu vasıfları taşımayanlar karşısında sayıca her zaman az olsalar da; medeniyetinin bugün geldiği nokta, bu az zümrenin tarih sahnesindeki gayretleri neticesindedir







TARİHTEN GÜNÜMÜZE İNSAN HAKLARI

Esasında insan haklarının tarihi serüveni dünyanın her yerinde homojen olarak gelişmemiştir. Bugün dahi insan haklarına bağlılık açısından bütün dünyanın aynı noktada olmadığını görmekteyiz. Batı toplumlarında kadının ruhu olup olmadığının konuşulduğu dönemde Türk tarihinde kadın toplumun en yetkili makamlarında görev alabiliyordu. Bu örnekleri çoğaltabiliriz.

Ancak hem liberal–kapitalist modellerin, hem de Marksist düşüncenin insan hakları, özgürlük, adalet vb. temel kavramları nasıl ele aldığını anlamak için; insan haklarının tarihi serüvenini Batı dünyasında yaşanan olaylar açısından değerlendireceğiz.

Batı tarihinde, gücü elinde bulunduran ile, idare edilen arasında sürekli olarak bir kavga söz konusudur. Kral ile halk, derebeyi ile köylü, işçi ile işveren arasında her dönem hakların elde edilmesi ve korunması için bir mücadelenin olduğunu görüyoruz.







Bu mücadele günümüzde de özellikle işçi ve işveren arasında olmak üzere halen bütün sahalarda devam etmektedir. Batı tarihinde insan hakları mücadelesi, bireylerin ellerinden özgürlüklerini alan devlet idaresine karşı verilen bir mücadeledir.

Batı toplumunda insan hakları ile ilgili birçok antlaşmanın yapılması, beyannamelerin yayınlanması bu toplumlardaki yöneten ile yönetilenler arasında süregelen kavgaların varlığına işaret etmektedir.

Diğer taraftan Türk tarihinde böyle bir sürecin yaşanmamış olması, insan hakları ihlallerinin olmadığını; yöneten ile yönetilen arasında kavga yerine kardeşliğin olduğunu bize göstermektedir. Türk hakanları, kendilerini vatandaşlarının ihtiyaçlarını karşılamakta sorumlu görürlerdi.

Eğer bunu yapamayacaklarsa o vatandaşların kendilerine başka hakan aramaları istenirdi. Yani Türk tarihinde idareci olmak vatandaşlarına insan haklarını yaşatmak demekti. Elbette hakların yaşanıldığı bir toplumda bu hakların olmadığı toplumlardaki gibi kavgaların olmasını beklemek mümkün değildir." Devam edecek (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Antalya'da termometreler 38 dereceyi gösterdi: Sahiller doldu

Antalya'da yüzde 55 nem oranıyla birlikte termometreler 38 dereceyi gösterince tatilciler Konyaaltı Sahili'ne akın etti

11.07.2026 16:56:00
İHA
 
Antalya'da termometreler 38 dereceyi gösterdi: Sahiller doldu
Antalya'da termometreler 38 dereceyi gösterdi: Sahiller doldu
Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, Antalya kent merkezinde hava sıcaklığı 30 derece olarak ölçüldü. Nem oranının yüzde 55 seviyelerine çıkmasıyla birlikte hissedilen sıcaklık daha da arttı.






Termometrelerin 38 dereceyi gösterdiği kentte, yüksek nemin etkisiyle birlikte sıcak havadan bunalan vatandaşlar, serinlemek için dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili'ni tercih etti. Deniz suyu sıcaklığının 29 dereceyi bulduğu sahilde yoğunluk oluşurken, vatandaşların bir bölümü denize girerek serinlemeye çalıştı.








Kimi vatandaşlar sahil bandındaki çim alanlarda piknik yapıp gölgelik bölgelerde dinlenirken, bazıları ise son dönemlerde ilgi gören ayakta kürek sörfü (SUP) yaparak denizin ve güneşli havanın tadını çıkardı.








"Isparta'dan yüzmek için geldik"

Arkadaşlarıyla birlikte Isparta'dan Antalya'ya denize girmek için gelen Tolunay Şenbaş, kente sık sık geldiklerini belirterek, "Isparta'dan geldik. Antalya'ya sık sık geliyoruz, on numara şehir bence. Bu yüzden sürekli geliyoruz, hafta sonu yüzmeye geliyoruz. Deniz çok güzeldi, tam yüzmelikti. Antalya'yı çok seviyoruz, cennet bence" dedi. Şenbaş'ın arkadaşı Melih Doğan ise, "Isparta'dan yüzmek için geldik, Antalya'yı seviyoruz. Sürekli geliyoruz" ifadelerini kullandı.




















logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.