logo
08 MAYIS 2026

Tırnakçılar bu kez yakayı ele verdi

Rize'de büfe işletmecisi çiftin dikkati 'Tırnakçı' diye tabir edilen dolandırıcıların yakayı ele vermesine neden oldu

22.09.2020 17:27:00
Tırnakçılar bu kez yakayı ele verdi
Tırnakçılar bu kez yakayı ele verdi
Olay Rize Merkez Piriçelebi mahallesi üzerindeki bir büfede meydana geldi. Yaşanan olayda büfeye alışveriş yapmaya gelen iki kişi önce bir paket sigara istedi. Cüzdanından 100 lira çıkartan şahıs, paranın işletmeci Ayşegül Memişoğlu tarafından fark edilmesini sağladı. Sonra başka ürünlere yöneldi. Sürekli fiyat soran ve bir kaç malzemenin parasını bozuk paralarla vermeye çalışan şahıs 100 lirayı unutturmaya çalıştı. Böylelikle vermediği 100 liranın üzerini isteyerek hem sigara hem de 100 lira kara geçmeyi planladı ancak olay planladığı gibi gelişmedi. Memişoğlu 'Parayı vermediniz' diye sürekli tekrar edince bu kez müşteri görünümlü şahıs arkadaşının "Arabada sigara var neden alıyorsun" demesi üzerine "Öyle mi almayayım o zaman" diyerek bütün aldıklarını bırakarak büfeden uzaklaştı. Bunu fark eden Ayşegül Memişoğlu'nun eşi Seçkin Memişoğlu önce eşinden olayı teyit etti daha sonra 2 şahsın peşine takıldı. Bu esnada polisi arayan Memişoğlu takibi de ihmal etmedi. Sonrasında 5 işletmeye daha giren iki şahıs polisin gelmesiyle gözaltına alındı.

"Bu başımıza gelen ilk olay değil ama bu kez peşini bırakmadık"

Olay anı yaşadıklarını anlatan işletmeci Ayşegül Memişoğlu, kendisinden saklamaya çalıştığı parayı ısrarla isteyince şahsın alışverişten vazgeçtiğini dile getirerek "Bu zaten benim başıma gelen ilk olay değildi. Büfe de fazla fazla karşılaşıyoruz bu tip olaylarla. Biz bunlara kendi aramızda 'Tırnakçı' diyoruz. Biri geliyor mesela bir sigara istiyor. Siz onu verirken o cebinden yüz lira çıkarıyor parayı size gösteriyor fakat vermiyor. Biz ona sigarayı uzatıyoruz fakat o oradan başka bir ürün daha istiyor. Çıkardığı yüz lirayı cüzdanın altına sokarak 2. aldığı ürünün parasını çıkarıyor. Bu şekilde kafa karıştırarak 100 lirayı unutturmaya çalışıyor. Biz duruma alışık olduğumuz için parayı unutmuyoruz istediğimizde ise aldığı her şeyi bırakıp alışverişi sonlandırıyorlar. Bende parayı istedim, vermedi. Ben 'parayı alabilir miyim'' dedim o başka bir şey dedi, ben '100 lirayı alabilir miyim' dedim o başka bir şey istedi. En son baktı ki 100 lirayı alacak benden suyu, sigarayı ne aldıysa bıraktı, alışverişe son verdi, gitti" dedi.
Olayı fark eder etmez şahısları takip ettiğini ve şahısların kendi işletmelerinden sonra 5 dükkana daha girdiklerini gördüğünü dile getiren Seçkin Memişoğlu ise "Eşimin yanına geldiğimde bir şey olduğunu anladım. Bir tırnakçı elindeki 100 lirayı verdi vermedi, aldı almadı bir şeyler oldu. Genelde bu tip şeyler önemsenmez ama ben önemsedim. Arkadaşları takip etmeye başladım ve o arada polisi aradım. Olurda polis bulamaz diye de takip ettim" ifadelerini kullandı.

Diğer iş yerlerinde de aynı numarayı yapmaya çalışmışlar

Şahısların diğer işletmelerde de aynı numarayı yapmaya çalıştığını gördüğünü sözlerine ekleyen Seçkin Memişoğlu "Bizim dükkandan çıktıktan sonra karşıda bir pastaneye girdiler. Çikolata almaya çalıştılar, aynı işlemi yapmaya çalıştılar. Onlar çıktıktan sonra esnaf arkadaşa sordum ne oldu diye. '100 lira uzattı, verdi sonra parayı aldı, alacaklarını bıraktı gitti' dedi. Onu da tırnaklayamadılar, oradan çıkıp hemen yan tarafta ki başka bir bakkala girdiler. O da yine esnaf arkadaşımız, oradan çıktıktan sonra sordum 'Ne oldu' diye. O da aynı şeyleri 'Büyük para verdiler, uzattılar, aldılar, tırnaklamaya çalıştılar' dedi. Karşıya başka bir esnaf arkadaşa geçtiler o sırada sivil polis arkadaşlar geldi. Takip ettiler, bir sonra ki bakkala girdiklerinde aynı işlemi yapınca arkadaşları aldılar" şeklinde konuştu. İHA

Kübra'yı hayattan koparanlar, sosyal medya hesabına girip yaşıyor süsü vermiş

Burdur'da cinayete kurban giden 30 yaşındaki Kübra Yapıcı'nın vücut bütünlüğü bozulan cenazesi için Antalya Adli Tıp Kurumu Morgu'na gelen aileden DNA örneği alındı. Baba Yunus Yapıcı, ise olayla ilgili ilginç bir detay paylaştı. Tutuklanan zanlıların cinayet sonrası Kübra'nın sosyal medya hesabına giriş yapıp beğeni atarak kızlarının yaşadığı süsünü verdiğini söyleyen Baba Yapıcı, "Haberi aldığımız sabahın akşamında Instagram'ında giriş ve beğeni gördük. Biz 'yaşıyor' deyip sevindik. Oysa kendileri girmiş ve onlar atmış. Bunu yaptıysa hayatta dedik, sabahında ölüm haberini aldık" dedi

08.05.2026 07:00:00
İHA
Kübra'yı hayattan koparanlar, sosyal medya hesabına girip yaşıyor süsü vermiş
Kübra'yı hayattan koparanlar, sosyal medya hesabına girip yaşıyor süsü vermiş
Antalya'da yaşayan ve 30 Nisan'dan beri haber alınamayan Kübra Yapıcı'nın (30) cesedi, ekipler tarafından yapılan çalışmalar neticesi dün gece yakılmış halde bulunmuştu. Yapılan incelemede Yapıcı'nın silahla öldürülerek gömüldüğü, ardından gömüldüğü yerden çıkarılarak yakıldığı ortaya çıkmıştı. İlyas Umut D. olayı itiraf ederken, gece saatlerinde yapılan operasyonla Ataberk S. de ekipler tarafından gözaltına alınmıştı. Bucak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada cinayette kullanılan silah Burdur'un Ağlasun ilçesinde, Yapıcı'nın cesedinin bir bölümü ise Antalya'nın Korkuteli ilçesindeki barajda bulundu.






Zanlılar tutuklandı

Şüpheli İlyas Umut D. ile Ataberk S., emniyetteki işlemlerin ardından bugün tutuklanma talebi ile adliyeye sevk edildi. 2 cinayet zanlısı şüpheli çıkarıldıkları mahkemece "kadına karşı kasten öldürme" suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.









Anne ve baba DNA örneği verdi

Yapıcı ailesi, öğle saatlerinde kızlarının cenazesini alabilmek için Antalya Adli Tıp Kurumu'na geldi. Vücut bütünlüğü bozulan kızlarının kimlik tespiti için DNA örneği veren anne ve babanın son derece üzgün olduğu görüldü. Örneğin alınmasının ardından Kübra Yapıcı'nın babası ile annesi ifade için emniyete götürüldü. Adli tıp morgundaki işlemler sürerken baba Yunus Yapıcı, İHA kameralarına özel açıklamalarda bulundu.
 
 







"Bu işe en dahil olanlar her kimse en yüksek cezayı almasını istiyorum"

Yüreğinin yandığını belirten Yapıcı, kadın ve çocuk cinayetlerine verilen cezaların artırılmasını talep etti. Yapıcı, "Bu tip canilerin ortada gezmemesi gerek. Kimsenin çocuğunun canı bu kadar ucuz olmamalı. Bir daha gün yüzü görmemeli. En azından kadın ve çocuk katillerine idam çıkmasını istiyorum. Planlı yapılan bir cinayetin etkin pişmanlığı olmasın. Bu işe dahil olanlar her kimse en yüksek cezayı almasını istiyorum" dedi.
 
"







"Onlar öldürsünler diye mi, kızım geceleri üşümemesi için nöbet tuttum"

Tüm Türkiye halkına ve yetkililere teşekkür eden baba Yapıcı, "Ben bakamıyorum haberlere ama anlatıyorlar. Türkiye halkına ve yetkililerimize desteklerinden dolayı teşekkür etmek istiyorum. Bundan sonra da unutturmayıp bu desteklerinin devamını istiyorum. Çünkü bu şekilde gitmez, gitmeyecek. Buna bir çözüm bulunması lazım. Bu acıyı yaşayan biliyor. Herkes empati yapsın ona göre karar verilsin. Ben onun çocukluğunda sabahlara kadar uyku uyumadım, nöbet tuttum. Üşümesin diye üstünü örtüp büyüttüm. Onun için mi büyüttüm. Bunu yaşayan bilir. Herkes kendi çocuğunu gözünün önüne alsın ve ona göre karar versin. Benim tek ricam, en ufak dahil olana bile en az ağırlaştırılmış müebbet verilsin" diye konuştu.
 







"Tabancayı koyduğu yeri neden işaretlemiş?"

Olaydaki Suç aleti tabancanın saklandığı yerin işaretlenmiş olmasını da değerlendiren Yapıcı, "Silahın yerini niye belirlemiş gömdüğü yerde' Unutunca oradan çıkaracak ki işaret koymuş. Demek ki ikinciye bir daha niyetin var. Yazık herkes evladını bunlar için büyütmüyor. Bu insanın ciğerini parçalıyor. Ne yapacağımızı şaşırdık. Kafamız yerinden gitti. Bugün bana yarın sana. Buna hep birlikte dur dememiz lazım. Tüm Türkiye sağ olsun, hepsinden Allah razı olsun. Halk ile devlet el ele bunu bitirmeli."
 
 







"İnstagram'ından beğeni yapmışlar, yaşıyor sandık"

Baba yapıcı, cinayetin planlı bir şekilde işlendiğini ileri sürerek, "Haberi aldığımız sabahın akşamında İnstagram'ına giriş ve beğeni gördük. Biz 'yaşıyor' deyip sevindik. Oysa kendileri girmiş ve onlar atmış. Sosyal medya hesabına girdiyse hayatta dedik, sabahında ölüm haberini aldık. Çocuğumun telefonunun şifresini açmak için 60'ın üstünde deneme yapmışlar. Bir de diyorlar borcu var. Çocuk parasız değil ki sizden para alsın. Siz çocuğun IBAN'ını boşaltmak için bunu yaptınız. Parayı aldılar mı almadılar mı onu bilmiyorum ama uğraştıklarını ve yapamadıklarını duydum" ifadelerini kullandı.
 

'Fatih Keleş'in oğlu olmak suç değildir'

'Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü' davasında, İBB iştiraki İBB Spor Kulübü Başkanı tutuklu sanık Fatih Keleş'in oğlu olan tutuklu sanık Mustafa Keleş savunma yaptı. Sanık Mustafa Keleş, "Savcılık, benim ve babamın örgüt yöneticisi olduğumuzu iddia ediyor ama benim babamla baba-oğul olmak dışında bir bağım yok. Ben bir örgüt üyesi değilim. İllegal faaliyette bulunmadım. Şirketin hesaplarına erişimim yok. Fatih Keleş'in oğlu olmak suç değildir" dedi

07.05.2026 18:55:00 / Güncelleme: 07.05.2026 19:00:50
İhlas Haber Ajansı
'Fatih Keleş'in oğlu olmak suç değildir'
'Fatih Keleş'in oğlu olmak suç değildir'
'Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü' davasının ilk duruşmasının 34. oturumunun görülmesine devam ediliyor. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Silivri Yerleşkesi'nde bulunan duruşma salonunda sanık savunmalarının alınmasına devam edildi. Duruşmada, iddianamede 'rüşvet alma' suçunu işlediği öne sürülen ve İBB iştiraki İBB Spor Kulübü Başkanı tutuklu sanık Fatih Keleş'in oğlu olan tutuklu sanık Mustafa Keleş savunma yaptı.

"Benim babamla baba-oğul olmak dışında bir bağım yok"

Sanık Keleş savunmasında, babasının 13 aydır, amcasının ise 12 aydır tutuklu olduğunu belirterek, "11 ay sonra burada konuşabilme fırsatı bulabildim. Bana savcılıkta rüşvet alıp almadığım soruldu. Ben de rüşvet almadığımı söyledim. Bana, örgütle ilgili bir soru sorulmadı. Kuzenimle beraber hakimlik sorgusuna girdik ve beraber tutuklandık. Kuzenimle ben aynı anda gözaltına alındık. Savcılık, benim ve babamın örgüt yöneticisi olduğumuzu iddia ediyor ama benim babamla baba-oğul olmak dışında bir bağım yok. Savcılık beni, 'örgütü denetleyen örgüt üyesi' olarak betimliyor.

Bir örgüt yok ve ben bu örgütün üyesi değilim. Babamın tanıdığı olan Murat Gülibrahimoğlu'nun firmasında alma personeli olarak çalıştım. Bu işe başladığımda 23 yaşındaydım. İşten çıkarıldığım 2025 yılına kadar bu firmada kaldım. Bu durum, HTS kayıtlarından bakılabilir. Benim işim, hırdavat malzemeleri, ofis mobilyaları gibi şirkete gerekli ürünleri şirkete satın almaktı. Cebeci Maden firmasında çalışmadığım açıktır. Bu husus yapılan tespitlerle ortadadır. Benim muhasebe programlarına erişimim yoktur. Ben bir örgüt üyesi değilim. İllegal faaliyette bulunmadım. Şirketin hesaplarına erişimim yok. Fatih Keleş'in oğlu olmak suç değildir. Tahliyemi talep ediyorum" ifadelerini kullandı.

Ekrem İmamoğlu duruşmada söz aldı

Mustafa Keleş'in savunmasının ardından Ekrem İmamoğlu söz aldı. Sanık İmamoğlu ağlayarak Mustafa Keleş'e, "Sevgili Mustafa, değerli oğlum. Bu olaylar yaşanmasaydı, bir bayramda karşılaşsaydık 'Okulun nasıl gidiyor'' diye sorabilirdim sana. Benim adıma 'örgüt lideri' olarak bir firmayı denetlediğini yazmış bu lanet iddianame. Seninle hayatımız boyunca çocukluğundan beri bayramdan bayrama karşılaşıp sarılmanın dışında bir sohbetimiz oldu mu' Allah hiçbir babaya, anneye böyle bir evlat işkencesi yaşatmasın" diyerek soru yöneltti. Keleş ise bu soruya, "Hayır" yanıtını verdi.

Duruşma, diğer tutuklu sanıkların savunmalarının alınmasına devam edilebilmesi için 11 Mayıs Pazartesi gününe ertelendi.

"Konkordato süreci kötüye kullanılıyor"

Adalet Bakanı Akın Gürlek, konkordato sürecinin kötüye kullanıldığını, bu konuda yeni bir düzenleme yapmayı düşündüklerini belirterek, "Bir defadan sonra şirket yeniden hayatta kalabiliyorsa hayatta kalacak, kalamıyorsa da iflasına karar vereceğiz" dedi.

07.05.2026 18:23:00
İhlas Haber Ajansı
"Konkordato süreci kötüye kullanılıyor"
"Konkordato süreci kötüye kullanılıyor"
Adalet Bakanı Akın Gürlek, konkordato sürecinin kötüye kullanıldığını, bu konuda yeni bir düzenleme yapmayı düşündüklerini belirterek, "Bir defadan sonra şirket yeniden hayatta kalabiliyorsa hayatta kalacak, kalamıyorsa da iflasına karar vereceğiz" dedi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Ege Bölgesi milletvekilleriyle Ankara Hakimevi'nde düzenlenen istişare toplantısında bir araya geldi. Bölge milletvekilleriyle yapılan toplantıların faydalı geçtiğini ifade eden Gürlek, "Bu toplantılar hem bölgenin sorunlarını anlamak açısından hem de eksiklikleri görmek açısından bize fayda getiriyor" diye konuştu.
Milletvekillerinin öneri ve değerlendirmelerinin önemli olduğunu vurgulayan Gürlek, "İstişarede fayda var" ifadelerini kullandı.

"Konkordato süreci kötüye kullanılıyor"
Konkordato uygulamasının kötüye kullanıldığına dikkat çeken Bakan Gürlek, "Konkordato aslında iş adamlarına, fabrika sahiplerine, iş dünyasına bir anlamda yaşama şansı tanımak, iflastan önceki bir adım ama maalesef bu süreç kötüye kullanılıyor" dedi.
Konkordato konusunda yeni bir düzenleme üzerinde çalıştıklarını belirten Gürlek, "Bir bilirkişi raporuyla konkordato kararı alıyorlar. Ondan sonra sistemi kilitliyorlar" ifadelerini kullandı.
Konkordato kararının yalnızca bir kez alınabilmesine yönelik düzenleme düşündüklerini kaydeden Gürlek, "Bir defadan sonra da artık şirket yeniden hayatta kalabiliyorsa hayatta kalacak, kalamıyorsa da artık şirketin iflasına karar vereceğiz" şeklinde konuştu.

"5 günde tebligat yapılmış sayılacak"
E-Tebligat düzenlemesine ilişkin de açıklamalarda bulunan Gürlek, söz konusu yasanın halen TBMM gündeminde olduğunu belirterek, "Yeni düzenleme ile artık 5 günlük süre içerisinde tebligat yapılmış sayılacak" dedi.
12'nci Yargı Paketi hazırlıklarının sürdüğünü ifade eden Gürlek, "Özellikle bu kanun paketinde bölgelerin ihtiyaçları ve milletvekillerimizin önerileri bizim için çok önemli. Bu konu henüz bitme aşamasına gelmedi" diye konuştu.
Sosyal medyada kimlik doğrulama sistemine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Gürlek, sosyal medya platformlarıyla görüşmeler yapıldığını belirtti. Gürlek, sosyal medyaya kimlikle giriş konusunda bir geçiş süreci öngördüklerini ifade etti. Bakan Gürlek ayrıca, "Yargının Etkinliği Bürosu" ile "Alo Adalet" sistemlerinin uyumlu hale getirilmesi için çalışma yürüttüklerini söyledi.İHA

BTP camiasının acı günü: Necati Yağcı son yolculuğuna uğurlandı

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Bolu İl Başkanı Mustafa Yağcı'nın babası, aynı zamanda BTP Mengen İlçe Başkanı olan Necati Yağcı hayatını kaybetti

07.05.2026 18:07:00 / Güncelleme: 08.05.2026 00:47:11
Hasan Gündoğdu
BTP camiasının acı günü: Necati Yağcı son yolculuğuna uğurlandı
BTP camiasının acı günü: Necati Yağcı son yolculuğuna uğurlandı
Mengen'de geniş katılımlı cenaze töreni

Necati Yağcı için Bolu'nun Mengen ilçesinde cenaze töreni düzenlendi. Öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazına çok sayıda vatandaşın yanı sıra Bağımsız Türkiye Partisi yöneticileri ve teşkilat mensupları katıldı.



Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş, merhum Necati Yağcı için taziye mesajı yayımlarken cenazeye çelenk gönderdi.



Cenaze törenine BTP Genel Başkan Yardımcıları Sabri Terzi ve Yenal Arman, MYK Üyeleri Ali Nezir ve Haydar Özdoğan, BTP Karabük İl Başkanı Latif Danakol, BTP Düzce İl Başkanı Ertan Ergül ve BTP Eskişehir İl Başkanı Fahri Gürgenburan da katılım sağladı. Ayrıca Bolu Bağımsız Milletvekili İsmail Akgül de cenazede hazır bulundu.



Dualarla defnedildi

Merhum Necati Yağcı'nın naaşı, öğle namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrası dualarla son yolculuğuna uğurlandı.



Bağımsız Türkiye Partisi camiası, uzun yıllardır teşkilat çalışmalarında görev alan Necati Yağcı'nın vefatı nedeniyle büyük üzüntü yaşarken, sevenleri ve yakınları cenaze töreninde Yağcı ailesini yalnız bırakmadı.




12. Yargı Paketi'nde radikal değişiklikler

12. Yargı Paketi’yle süresiz nafaka kalkıyor, duruşmalar 3 ayı aşamayacak, hakim hukuki konuda bilirkişiye gidemeyecek; gündüz kuşağı programları ve hobi bahçelerine de sıkı düzenlemeler geliyor

07.05.2026 18:05:00
Eyüp Kabil
12. Yargı Paketi'nde radikal değişiklikler
12. Yargı Paketi'nde radikal değişiklikler
Adalet Bakanlığı'nın hazırlıklarını yoğunlaştırdığı 12. Yargı Paketi, Türk hukuk sisteminde uzun yıllardır beklenen köklü reformları bir arada getiriyor. Kamuoyunda büyük yankı uyandıran pakette, aile hukuku, yargılama usulleri, medya yayıncılığı ve imar sorunları gibi kritik başlıklar yer alıyor.

Kulislerde yer alan son bilgilere göre paket, yargılamaları hızlandırmayı, mahkeme yükünü azaltmayı ve vatandaşların adalete erişimini kolaylaştırmayı hedefliyor. Düzenlemelerin önümüzdeki günlerde TBMM'ye sunulması ve yaz aylarında yasalaşması bekleniyor.

Süresiz nafaka uygulaması

Paketin en dikkat çeken maddesi, yıllardır tartışma konusu olan süresiz nafaka uygulaması. Mevcut sistemde boşanma sonrası yoksulluk nafakası süresiz bağlanabiliyor ve bu durum özellikle kısa süreli evliliklerde uzun yıllar süren mağduriyetlere yol açıyordu.

Yeni düzenlemeyle süresiz nafaka uygulamasına son verilmesi ve nafakanın evlilik süresi, tarafların ekonomik durumları, kusur oranları ile yeniden evlenme ihtimali gibi objektif kriterlere göre sınırlandırılması öngörülüyor. Böylece nafaka yükü altında yeni bir hayat kuramayan vatandaşlara rahatlama sağlanırken, ihtiyaç sahibi tarafın korunması için geçiş hükümleri getirilmesi planlanıyor.

Duruşma ertelemeleri

Yargılamaların yıllarca uzamasını önlemek amacıyla önemli bir adım da duruşma ertelemelerinde atılıyor. Pakete göre, duruşmalar yazılı gerekçe sunulmadıkça 3 aydan daha fazla ertelenemeyecek. Bu kural, dosyaların raflarda aylarca beklemesinin önüne geçerek "makul sürede yargılanma" hakkını güçlendirecek. Uzmanlar, özellikle çekişmeli boşanma, tazminat ve miras davalarında büyük bir rahatlama yaratacağını belirtiyor.

Bilirkişi

Hakimlerin yetki alanını netleştirecek bir başka düzenleme ise bilirkişi uygulamasıyla ilgili. Hakim, artık hukuki niteliği olan konularda bilirkişiye başvuramayacak. Bilirkişi incelemesi yalnızca teknik, bilimsel veya uzmanlık gerektiren hususlarda istenebilecek. Bu değişiklik, gereksiz rapor talepleri, çelişkili bilirkişi görüşleri ve ek incelemelerle uzayan davaların azaltılmasını sağlayacak.

Gündüz kuşağı programlarına düzenleme

Paket, yargı alanının ötesinde medya ve imar konularına da el atıyor. Televizyonların gündüz kuşağı programlarına önemli kısıtlamalar getirilmesi bekleniyor. "Paralel mahkeme" gibi işlev gören, kişilerin özel hayatını ifşa eden ve yargılama standartlarını taklit eden yayın içerikleri sıkı denetime tabi tutulacak. RTÜK standartlarının güçlendirilmesiyle linç kültürüne ve mahremiyet ihlallerine son verilmesi hedefleniyor.

Bir diğer kritik başlık ise hobi bahçeleri sorunu. Tarım arazileri üzerine kurulan ve sayısı 100 bini aşan hobi bahçeleri nedeniyle binlerce dava birikmişti. Pakette bu alana özel düzenleme getirilerek kaçak yapılaşma sorununun hukuki çerçeveye kavuşturulması, mülkiyet haklarının korunması ve tarım topraklarının muhafaza edilmesi amaçlanıyor. Cumhurbaşkanı talimatıyla hazırlanan yönetmelik çalışmalarının da paketle yasalaşması bekleniyor.

Adalet Bakanlığı yetkilileri, paketin hazırlanmasında barolar, hakim-savcı dernekleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla geniş istişarelerde bulunduklarını vurguluyor. 12. Yargı Paketi'nin yasalaşmasıyla yargı sisteminin daha etkin, hızlı ve güvenilir hale gelmesi, milyonlarca vatandaşı doğrudan etkileyecek köklü bir dönüşüm yaratması öngörülüyor.

Danıştay'dan Akbelen kararı: Milas'taki acele kamulaştırmalar durduruldu

Danıştay 6. Ceza Dairesi, Muğla'nın Milas ilçesinde İkizköy Mahallesi'ne bağlı Akbelen mevkinde, altı mahalle için özel mülkün acele kamulaştırma kararlarının yürütmesini durdurdu

07.05.2026 16:44:00
Haber Merkezi
Danıştay'dan Akbelen kararı: Milas'taki acele kamulaştırmalar durduruldu
Danıştay'dan Akbelen kararı: Milas'taki acele kamulaştırmalar durduruldu
5 Mayıs'ta taraflara tebliğ edilen kararda, bölgede "acelelik hali" bulunmadığı ve acele kamulaştırmanın uygulanması hâlinde giderilmesi güç veya imkânsız zararların doğacağı ifade edildi.

10 Ocak'ta Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Akbelen ormanı çevresindeki Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, İkizköy, Karacaağaç ve Karacahisar mahallelerindeki 679 parsellik tarım arazisi acele kamulaştırılmıştı.

Araziler madene ruhsatlı ve bölgenin yakınındaki Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerine yakıt sağlamak amacıyla kömür madenine çevrilmek isteniyordu.

Akbelenli köylüler kararı sevinçle karşıladı.

Köylüler yaptıkları basın açıklamasında benzer bir kararın Anayasa Mahkemesi tarafından atılmasını beklediklerini söylediler.

Açıklamada, "Bu karar tamamen iptal edilinceye, bu şirketler köyümüzden defolup gidinceye kadar kazandık demeyeceğiz" denildi.

Madencilik yasasının iptali için muhalif 260 milletvekilinin ortak imzasıyla Anayasa Mahkemesi'ne 17 Eylül 2025'te iptal davası açılmıştı. Bu dava henüz sonuçlanmadı.

'Bu kararla İkizköylüler kimseyi bağına bahçesine sokmaz'
Akbelenli köylülerin avukatlığını üstlenen Cangı Avukatlık Bürosu'ndan Arif Ali Cangı ve İpek Sarıca'ya göre Danıştay kararı, acele kamulaştırmaların şirketlerin çıkarına yapıldığını tartışmasız hale getirdi.

Cangı ve Sarıca kararla birlikte acele kamulaştırmaya dayalı tüm idari işlemlerin geçersiz sayıldığını ve el koyma girişimleri, bilirkişi incelemeleri ve bedel tespiti süreçlerinin artık hukuken uygulanamayacağını belirtti.

Avukatlar Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen 649 el koyma davasının da dayanaksız kaldığını ifade etti. Açıklamalarında, bu davaların başka bir işleme gerek kalmadan reddedilmesi gerektiği belirtildi.

Danıştay kararının herkes için bağlayıcı olduğu hatırlatılarak, Milas'taki 7 köyü kapsayan 679 parsel için alınan acele kamulaştırma kararından derhal dönülmesi çağrısı yapıldı.

Öte yandan, acele kamulaştırma süreçlerini kolaylaştırdığı belirtilen 7554 sayılı kanunun iptali için Anayasa Mahkemesi'nde açılan davanın kritik olduğu vurgulandı.

Cangı, söz konusu kararın kesinleşmesi beklenmeden uygulanması gerektiğini söyledi.

Cangı, "Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, Danıştay'ın kararını Cumhurbaşkanlığı'na göndermeli ve iptalini istemeli. Cumhurbaşkanlığı da acele kamulaştırmayı durdurma kararı vermeli" dedi.

Cumhurbaşkanlığı'nın da bu karardan dönmesi gerektiğini kaydeden Cangı, "Bu kararı eline alan İkizköylüler kimseyi bağına bahçesine sokmaz" diye konuştu.

Cangı ve Sarıca'nın açıklamasında, Akbelen protestoları sırasında tutuklanan Esra Işık'ın durumuna da dikkat çekildi.

Tutuklamaya dayanak olan süreçlerin hukuki temelini yitirdiği belirtilerek, Işık'ın derhal serbest bırakılması istendi.

ODTÜ Bahar Şenliği'nde yaşanan olaylara ilişkin inceleme başlattı

ODTÜ, 37. Uluslararası Bahar Şenliği sırasında öğrenciler arasında yaşanan olaylara ilişkin üniversite yönetiminden açıklama geldi. Yönetim, olaylarla ilgili inceleme başlatıldığını açıkladı

07.05.2026 16:19:00
Haber Merkezi
ODTÜ Bahar Şenliği'nde yaşanan olaylara ilişkin inceleme başlattı
ODTÜ Bahar Şenliği'nde yaşanan olaylara ilişkin inceleme başlattı
Orta Doğu Teknik Üniversitesi, üniversite kampüsünde düzenlenen 37. Uluslararası Bahar Şenliği etkinlikleri sırasında yaşanan olaylara ilişkin kamuoyuna açıklama yaptı. Üniversiteden yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:

"Bugün üniversitemizde gerçekleştirilen 37. Uluslararası Bahar Şenliği etkinlikleri sırasında, bir grup öğrenci arasında yaşanan şiddet unsuru içeren olayları derin bir üzüntüyle karşılıyor ve şiddetle kınıyoruz. Orta Doğu Teknik Üniversitesi; köklü geçmişi boyunca ifade özgürlüğünü, çoğulculuğu, karşılıklı saygıyı ve birlikte yaşam kültürünü merkeze alan bir üniversite olmuştur.

Üniversitemizin huzur ve dayanışma ortamıyla bağdaşmayan hiçbir şiddet eyleminin kabul edilmesi mümkün değildir. Bahar Şenlikleri, ODTÜ'nün farklılıkları bir araya getiren, dostluk ve ortak yaşam kültürünü güçlendiren en önemli geleneklerinden biridir. Yaşanan bu üzücü olayların, üniversitemizin temsil ettiği ortak değerleri gölgelemesine izin verilmemesi gerektiğine inanıyoruz.

"OLAYLA İLGİLİ İNCELEME SÜRECİ BAŞLATILDI"
Türk bayrağı, bu toprakların ortak hafızasını, fedakarlıklarını ve milletçe paylaştığımız en kıymetli değerleri temsil etmektedir. Bayrağımıza yönelik saygısızlık oluşturan hiçbir davranışın kabul edilemeyeceğini önemle vurguluyor; bu konudaki hassasiyetimizi kamuoyuyla içtenlikle paylaşıyoruz. Olayla ilgili inceleme süreci başlatılmış olup, şiddet olaylarına karıştığı tespit edilen kişiler hakkında gerekli süreçler ivedilikle yürütülecektir.

Tüm öğrencilerimizi ve paydaşlarımızı; sağduyulu, saygılı ve yapıcı bir İletişim dili benimsemeye, ODTÜ'nün köklü kültürüne ve ortak yaşam anlayışına birlikte sahip çıkmaya davet ediyoruz. Üniversitemizin huzur ve güven ortamının korunması konusundaki kararlılığımızı kamuoyu ile saygıyla paylaşırız."

Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasının 30. duruşmasında ara karar açıklandı

Aziz İhsan Aktaş suç örgütüne ilişkin, 6'sı görevinden uzaklaştırılan 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu, 11'i tutuklu 200 sanığın yargılandığı dava dosyası, esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için savcılığa gönderildi

07.05.2026 13:25:00
AA
Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasının 30. duruşmasında ara karar açıklandı
Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasının 30. duruşmasında ara karar açıklandı
İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan 30. duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ve Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara'nın da aralarında bulunduğu 8 tutuklu sanık katıldı.

Sanıkların yakınları da duruşmada izleyici olarak yer aldı.

Önceki celselerde sanık avukatlarının talepleri alınan duruşmada, mahkeme heyeti ara kararını açıkladı.

Heyet, duruşmaya mazeret bildirerek katılmayan avukatların devam eden celselerde savunma yapabileceklerine karar verdi.

Ulaşılamadığı için 3 mağdur ve 1 tanığın duruşmada ifadelerinin alınamadığını belirten mahkeme, bu kişilerin beyanlarının alınmasından vazgeçerek dosyadaki ifadelerinin okunmasına hükmetti.

Mahkeme heyeti, avukatların yetkisizlik, görevsizlik, durma ve tefrik gibi taleplerinin reddine karar vererek, esas hakkındaki mütalaasını hazırlamak için dosyanın iddia makamına gönderilmesini kararlaştırdı.

Cumhuriyet savcılığının esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için 1 hafta süre istemesi üzerine duruşma 14 Mayıs Perşembe gününe ertelendi.

İddianameden
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 579 sayfalık iddianamede, Beşiktaş Belediyesi, Avcılar Belediyesi, Esenyurt Belediyesi, İstanbul ASFALT Fabrikaları San. ve Tic. AŞ ile İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Genel Müdürlüğü "suçtan zarar gören", 19 kişi "mağdur", 200 kişi ise "sanık" olarak yer alıyor.

İddianamede, sanıklardan Aziz İhsan Aktaş'ın "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", 42 fiilden "ihaleye fesat karıştırma", 4 fiilden "edimin ifasına fesat karıştırma", 5 fiilden "resmi belgede sahtecilik", 21 fiilden "özel belgede sahtecilik", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", 10 fiilden "rüşvet verme", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "gerçeğe aykırı fatura düzenleme" suçlarından 187 yıldan 450 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve suçtan sağladığı mal varlıklarının müsadere edilmesi isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara'nın 2 fiilden "ihaleye fesat karıştırma" ve "rüşvet alma" suçlarından 5 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilen iddianamede, görevinden uzaklaştırılan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'in 2 fiilden "ihaleye fesat karıştırma" ve 2 fiilden "özel belgede sahtecilik" suçlarından 3 yıldan 9 yıla kadar hapisle cezalandırılması öngörülüyor.

İddianamede, görevlerinden uzaklaştırılan Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile hakkındaki adli kontrolün kaldırılmasının ardından görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere'nin "rüşvet alma" suçundan 4 yıldan 12'şer yıla kadar hapisle cezalandırılması talebinde bulunuluyor.

Ayrıca iddianamede, görevinden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat'ın "suç örgütüne üye olma", 26 fiilden "ihaleye fesat karıştırma", 3 fiilden "resmi belgede sahtecilik", 19 fiilden "özel belgede sahtecilik", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 4 fiilden "rüşvet alma", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "haksız mal edinme" suçlarından 133 yıldan 337 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve suçtan elde ettiği mal varlıklarının müsadere edilmesi isteniyor.

İstanbul'da DEAŞ operasyonunda 11 zanlı yakalandı

İstanbul'da terör örgütü DEAŞ'la iltisaklı faaliyet yürüttüğü ve sosyal medya kanalları aracılığıyla propaganda yaptığı belirlenen 11 şüpheli gözaltına alındı

07.05.2026 09:50:00
AA
İstanbul'da DEAŞ operasyonunda 11 zanlı yakalandı
İstanbul'da DEAŞ operasyonunda 11 zanlı yakalandı

İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ve İstihbarat şubeleri ekipleri, terör örgütü DEAŞ'ın faaliyetlerinin engellenmesi ve deşifre edilmesine yönelik çalışma yürüttü.

Bu kapsamda terör örgütüyle iltisaklı faaliyet yürüten ve sosyal medya kanalları aracılığıyla propaganda yapan şüphelilerin kimlik ve adresleri tespit edildi.

Belirlenen adreslere düzenlenen eş zamanlı operasyonda 11 şüpheli gözaltına alındı.

Şüpheliler, işlemleri için emniyete götürüldü. 

KIZILELMA Endonezya yolcusu

Baykar ile Endonezya merkezli PT Republik Aero Dirgantara (Republikorp) arasında Bayraktar KIZILELMA İnsansız Savaş Uçağı Çerçeve Anlaşması imzalandı

06.05.2026 16:56:00
AA
KIZILELMA Endonezya yolcusu
KIZILELMA Endonezya yolcusu
Türkiye ve Avrupa'nın en büyük savunma, havacılık ve uzay sanayi kümelenmesi SAHA İstanbul organizasyonuyla İstanbul Fuar Merkezi'nde SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı gerçekleştiriliyor.

Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu fuarda Savunma Sanayii Başkanlığı ile firmalar arasında imza törenleri gerçekleştiriliyor.

Program kapsamında Baykar ile Endonezya merkezli PT Republik Aero Dirgantara arasında Bayraktar KIZILELMA İnsansız Savaş Uçağı Çerçeve Anlaşması imzalandı.

Fuarda konuşan SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı ve Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar, Baykar adına çok önemli bir tarihi anlaşmaya imza attıklarını belirtti.

Bayraktar TB2'nin kendi kategorisinde en çok ihraç edilen insansız hava aracı sistemi olduğuna işaret eden Bayraktar, "Dünyanın ilklerinden olan insansız savaş uçağı teknolojisi Bayraktar KIZILELMA, 2022 yılında ilk uçuşunu gerçekleştirmişti. O zamandan bu yana çok yoğun bir şekilde uçuş faaliyetleri devam ediyordu. Geçtiğimiz sene seri imalat faaliyetleri tamamlandı ve bu sene içerisinde hedefimiz Bayraktar KIZILELMA'yı ülkemizin hizmetine sunmak." diye konuştu.

Anlaşmanın tarihi bir öneme sahip olduğuna değinen Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bayraktar KIZILELMA için ilk defa bir ihracat anlaşmasına imza atmış olduk. Dolayısıyla bundan dolayı ülkemiz adına ve kardeş ülke Endonezya adına gururluyuz. Bu anlaşmayla birlikte hedefimiz 12 adetten oluşan bir Bayraktar KIZILELMA filosunu 2028 yılında başlamak üzere teslim etmek. Ama bu anlaşmada aynı zamanda ilave 4 filo yani 48 uçak da ileriye dönük opsiyonel olarak yer almaktadır.

Burada sadece sistemlerin tedariki değil aynı zamanda lokal bir şekilde Endonezya'da bakım idamesine yönelik lokal üretim lokal bakım merkezinin kurulması da bu anlaşmanın kapsamı içerisinde. Endonezya ile malumunuz geçtiğimiz yıl Bayraktar AKINCI ve Bayraktar TB2 kontratlarını imzalamıştık. Bu da aslında 3. tip ürün oluyor."

Republikorp Grup Başkanı Norman Joesoef ise anlaşmadan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, iki kurum arasındaki işbirliğinin devam etmesi konusunda çok istekli olduklarının altını çizdi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.