Trabzon’da 30 milyon liralık şov tartışması
AK Partili Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, bordo-mavili kulübe destek gerekçesiyle 6 bin 661 adet forma satın aldıklarını duyurdu
06.08.2026 11:24:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi
Paylaşım için uygulama menüsünde yer alan
simgesini kullanınız.





Süper Lig ekiplerinden Trabzonspor'un dünyaca ünlü futbolcu Mohamed Salah'ı kadrosuna katmasının ardından kentte başlayan transfer coşkusu, siyasetin ve kamu kaynaklarının kullanım biçimine dair büyük bir tartışmanın fitilini ateşledi.
AK Partili Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, bordo-mavili kulübe destek gerekçesiyle 6 bin 661 adet forma satın aldıklarını duyurdu.
Ancak tek bir formanın 4 bin 500 TL olduğu hesaba katıldığında, ortaya çıkan 29 milyon 974 bin 433 TL'lik fatura, kamuoyunda "Bu değirmenin suyu nereden geliyor?" sorusunu sormayı zorunlu kıldı.

CHP'li belediyelerin düzenlediği her kültür-sanat etkinliği ve konser organizasyonu için adeta fırtınalar koparılıp jet hızıyla müfettişler görevlendirilirken, AK Partili bir belediyenin tek bir kalemde yaklaşık 30 milyon lirayı gözden çıkarması derin bir çifte standart tartışmasına yol açtı.
Ülkede derin bir ekonomik kriz yaşanırken, emekliler ve asgari ücretliler ay sonunu getiremezken bir yerel yönetimin asli görevlerini bir kenara bırakıp profesyonel bir spor kulübünün "kampanya sorumlusu" gibi hareket etmesi sert eleştirilerin odağında.
Yanıt bekleyen sorular: Faturayı kim ödüyor?

Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Eylül 2025'te bizzat yaptığı açıklamada belediye bütçesinden spor kulüplerine doğrudan nakdi yardım yapılmasının yasal olarak mümkün olmadığını itiraf etmişti.
O dönem çözümü "belediyeden ihale alan, iş yapan firmalardan rica ederek" bilet ve forma aldırmakta bulduklarını söyleyen Genç'in bu son hamlesi, akıllara çok daha tehlikeli bir soruyu getiriyor:
Zoraki bağış mı, kamu kaynağı mı?
Bu 30 milyon liralık dev bütçe halkın vergilerinden, yani belediye kasasından mı çıktı, yoksa yine belediyeyle iş yapan, hakediş bekleyen, ruhsat veya imar izni kovalayan şirketlerden "rica" edilerek mi toplandı?
Belediye başkanlığı gibi kamu gücünü elinde bulunduran bir makamın, ticari ilişkisi olan şirketlerden bu boyutta finansal taleplerde bulunması, gönüllü bir destekten ziyade fiili bir baskı mekanizması değil midir?
Satın alınan bu 6 bin 661 forma kime, hangi kriterlere göre ve hangi yollarla dağıtılacaktır? Neden belediye idaresi bu sürecin şeffaf bir dökümünü halka sunmamaktadır?
CHP'ye soruşturma, AK Parti'ye muafiyet!
Yerel yönetimlerdeki asıl çürüme, denetim mekanizmalarının rengine göre değişen çifte standartlı işleyişinde yatıyor.
Muhalif belediyelerin en küçük bütçeli halk konserleri, kreş harcamaları veya sosyal yardımları "kamu zararı" kılıfıyla inceleme yağmuruna tutulurken; bir yanda çöp konteyneri bile bulamayan mahalleler, bozuk yollar ve altyapı sorunları dururken AK Partili belediyenin lüks bir transfer için şov malzemesi üretmesi görmezden geliniyor.
Trabzon halkının su faturaları, yol yatırımları ve sosyal hizmetler için harcanması gereken enerjinin ve kaynak ilişkilerinin, milyon dolarlar kazanan futbol endüstrisine meze yapılması "belediyecilik" değil, tamamen göz boyama siyasetidir.
Halk, şeffaf olmayan bu milyarlık transfer ekosistemlerine sponsor edilen belediye imkanlarının ve kamusal gücün hesabının sorulmasını, yargının ise sadece muhalefete değil, iktidar belediyelerine karşı da eşit mesafede durmasını talep ediyor.
AK Partili Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, bordo-mavili kulübe destek gerekçesiyle 6 bin 661 adet forma satın aldıklarını duyurdu.
Ancak tek bir formanın 4 bin 500 TL olduğu hesaba katıldığında, ortaya çıkan 29 milyon 974 bin 433 TL'lik fatura, kamuoyunda "Bu değirmenin suyu nereden geliyor?" sorusunu sormayı zorunlu kıldı.

CHP'li belediyelerin düzenlediği her kültür-sanat etkinliği ve konser organizasyonu için adeta fırtınalar koparılıp jet hızıyla müfettişler görevlendirilirken, AK Partili bir belediyenin tek bir kalemde yaklaşık 30 milyon lirayı gözden çıkarması derin bir çifte standart tartışmasına yol açtı.
Ülkede derin bir ekonomik kriz yaşanırken, emekliler ve asgari ücretliler ay sonunu getiremezken bir yerel yönetimin asli görevlerini bir kenara bırakıp profesyonel bir spor kulübünün "kampanya sorumlusu" gibi hareket etmesi sert eleştirilerin odağında.
Yanıt bekleyen sorular: Faturayı kim ödüyor?

Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Eylül 2025'te bizzat yaptığı açıklamada belediye bütçesinden spor kulüplerine doğrudan nakdi yardım yapılmasının yasal olarak mümkün olmadığını itiraf etmişti.
O dönem çözümü "belediyeden ihale alan, iş yapan firmalardan rica ederek" bilet ve forma aldırmakta bulduklarını söyleyen Genç'in bu son hamlesi, akıllara çok daha tehlikeli bir soruyu getiriyor:
Zoraki bağış mı, kamu kaynağı mı?
Bu 30 milyon liralık dev bütçe halkın vergilerinden, yani belediye kasasından mı çıktı, yoksa yine belediyeyle iş yapan, hakediş bekleyen, ruhsat veya imar izni kovalayan şirketlerden "rica" edilerek mi toplandı?
Belediye başkanlığı gibi kamu gücünü elinde bulunduran bir makamın, ticari ilişkisi olan şirketlerden bu boyutta finansal taleplerde bulunması, gönüllü bir destekten ziyade fiili bir baskı mekanizması değil midir?
Satın alınan bu 6 bin 661 forma kime, hangi kriterlere göre ve hangi yollarla dağıtılacaktır? Neden belediye idaresi bu sürecin şeffaf bir dökümünü halka sunmamaktadır?
CHP'ye soruşturma, AK Parti'ye muafiyet!
Yerel yönetimlerdeki asıl çürüme, denetim mekanizmalarının rengine göre değişen çifte standartlı işleyişinde yatıyor.
Muhalif belediyelerin en küçük bütçeli halk konserleri, kreş harcamaları veya sosyal yardımları "kamu zararı" kılıfıyla inceleme yağmuruna tutulurken; bir yanda çöp konteyneri bile bulamayan mahalleler, bozuk yollar ve altyapı sorunları dururken AK Partili belediyenin lüks bir transfer için şov malzemesi üretmesi görmezden geliniyor.
Trabzon halkının su faturaları, yol yatırımları ve sosyal hizmetler için harcanması gereken enerjinin ve kaynak ilişkilerinin, milyon dolarlar kazanan futbol endüstrisine meze yapılması "belediyecilik" değil, tamamen göz boyama siyasetidir.
Halk, şeffaf olmayan bu milyarlık transfer ekosistemlerine sponsor edilen belediye imkanlarının ve kamusal gücün hesabının sorulmasını, yargının ise sadece muhalefete değil, iktidar belediyelerine karşı da eşit mesafede durmasını talep ediyor.








































































