Trabzon'da 446 ev sel ve taşkın riski altında
Trabzon'da hava sıcaklarının artmasıyla sonucu eriyen kat kütleleri toprak kaymalarını beraberinde getirdi. Kar kütlelerinin erimesiyle derelerde de su seviyesi yükselince gözler bu sefer dere yataklarındaki evlere çevrildi. Dere yataklarındaki yapılaşma ile dikkati üzerine çeken Trabzon'da 446 ev için sel ve taşkın riski onayı verildi





Trabzon'da Akçaabat ilçesinde 50, Araklı ilçesinde 95, Arsin ilçesinde 28, Beşikdüzü ilçesinde 2, Çarşıbaşı ilçesinde 2, Çaykara ilçesinde 33, Dernekpazarı ilçesinde 1, Düzköy ilçesinde 1, Hayrat ilçesinde 15, Köprübaşı ilçesinde 7, Maçka ilçesinde 49, Ortahisar ilçesinde 48, Of ilçesinde 6, Sürmene ilçesinde 19, Şalpazarı ilçesinde 23, Tonya ilçesinde 5, Vakfıkebir ilçesinde 7 ve Yomra ilçesinde 55 ev olmak üzere 446 yapının sel ve taşkın riski taşıdığı tespit edildi.
Prof. Dr. Osman Bektaş: 'Risk devamlı büyüyor'
Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, sahil kesiminde ilçelerin dere yataklarına kurulduğuna dikkat çekti. Bektaş, 'Jeolojik faktörleri iyi değerlendirip yasa ve yönetmenliklerimizi yaptıktan sonra o yönetmenliklere tam olarak bağlı kalmamız lazım. Aksi takdirde bu mümkün değildir. Bir taraftan bölgenin artan nüfusu buna bağlı olarak gelişen bir şehirleşme var. Bu şehirleşme ister istemez yer talebinde bulunuyor. Bu yer talebi Doğu Karadeniz Dağları da denize doğru dik indiği için yer oldukça kısıtlı. Bunun üzerine gözler dere yataklarına çevriliyor. Düz dere yatakları şehirleşme açısından son derece önemli uygun yerler. Sahil kesimlerinde zaten önemli ilçelerimiz, illerimiz hep dere yataklarının üzerinde kurulmuştur. Eskiden insanlar su nerde ise oraya gidip yerleşmiştir. Ancak suyu veya heyelanı veya doğal afetleri artık bugün çok iyi yönetmemiz gerekir. Niçin' Çünkü risk faktörü sürekli artıyor. Olabilecek olan bir heyelan veya sel karşısında yaşanacak can ve mal kaybıdır risk budur. Heyelan tehlikesi geçmişte de vardı bugün de var. Değişen hiçbir şey yok aynı tehlike geçmişte de vardı bugünde var. Değişen ne var' Risk devamlı büyüyor. Çünkü can ve mal kaybı sürekli artıyor. Nüfus sürekli artıyor yapılaşma sürekli artıyor. En son yaşadığımız Dereli'deki olayda dere yataklarına yaptığımız binalar orada yaşayan insanların fazla olması nedeniyle risk arttı ve can ve mal kaybı arttı. Aynı felaket bundan 100 sene önce yaşanmış olsaydı can ve mal kaybı olmayacaktı veyahut ta çok az olacaktı. Yani riskle tehlike arasındaki fark bu' dedi.














































































