logo
08 AĞUSTOS 2026

Trabzon’un köklü hafızası: OF

Doğu Karadeniz'in en karakteristik yerleşim yerlerinden biri olan Of, Solaklı ve Baltacı derelerinin denize döküldüğü stratejik konumuyla asırlardır bölgenin en önemli cazibe merkezleri arasında yer alıyor

04.04.2026 00:10:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Trabzon’un köklü hafızası: OF
Trabzon’un köklü hafızası: OF
Doğu Karadeniz'in en karakteristik yerleşim yerlerinden biri olan Of, Solaklı ve Baltacı derelerinin denize döküldüğü stratejik konumuyla asırlardır bölgenin en önemli cazibe merkezleri arasında yer alıyor.

Hem ekonomik gücü hem de sosyal yapısıyla dikkat çeken ilçe, tarihin derinliklerinden gelen mirasını modern çağın dinamikleriyle birleştirerek korumaya devam ediyor.







Of isminin kökeni hakkında çeşitli rivayetler bulunsa da bölgenin yerleşim tarihi antik çağlara kadar uzanmaktadır.

İlkçağda Kolhis kültürünün bir parçası olan bölge, zamanla Miletli gemicilerin uğrak noktası haline gelmiş ve Roma ile Bizans dönemlerinde önemli bir sahil yerleşimi olarak kayıtlara geçmiştir.







1461 yılında Trabzon'un Fatih Sultan Mehmet tarafından fethiyle Osmanlı idaresine giren Of, bu dönemden itibaren bölgenin eğitim ve kültür merkezi olma misyonunu üstlenmiştir. Osmanlı tapu tahrir defterlerinde kalabalık nüfusu ve tarımsal potansiyeliyle öne çıkan ilçe, tarih boyunca idari yapısını koruyarak günümüze ulaşmıştır.






Of ilçesi, Karadeniz'in derin tarihini ve zengin kültürünü sadece genel anlatılarla değil, günümüze kadar ulaşmış somut eserleri ve kuşaktan kuşağa aktarılan özel lezzet isimleriyle de temsil etmektedir. Bölgenin kimliğini oluşturan bu spesifik değerler, ilçenin geçmişiyle bugünü arasındaki bağı simgelemektedir.






Bölgenin Sembolü Haline Gelen Tarihi Eserler

Of mimarisinde taş işçiliği ve ahşap sanatının en nadide örnekleri, dini yapılar ve konaklarda kendisini göstermektedir. Bu yapılar arasında mimari tekniği ve süslemeleriyle öne çıkanlar şunlardır:







Çakıroğlu İsmail Ağa Konağı: Bölgenin en görkemli sivil mimari örneklerinden biri olan bu konak, 19. yüzyılın taş ve ahşap işçiliğinin zarafetini günümüze taşımaktadır. Geniş avlusu ve detaylı süslemeleriyle ilçenin en önemli taşınmaz kültür varlıklarından biri olarak kabul edilir.

Pınaraltı Köyü Camii: Ahşap oymacılığı ve süsleme sanatı bakımından Karadeniz'in en değerli ibadethaneleri arasındadır. Caminin tavan ve minber süslemeleri, bölge insanının sanata verdiği önemi göstermektedir.

Hapsiyaş Köprüsü: Of ve Çaykara yolu üzerinde, Solaklı Çayı üzerinde yer alan bu kiremitli köprü, estetik görüntüsüyle ilçenin simge yapılarından biridir. 1935 yılında inşa edilen bu kemer köprü, bölgedeki ulaşım tarihinin estetik bir parçasıdır.







Of Mutfağının Tescilli Ve Geleneksel Lezzetleri

Of mutfağı, Karadeniz'in genel mutfak kültüründen izler taşısa da bazı lezzetler ilçenin ismiyle özdeşleşmiş durumdadır. Bu sofraların başrolünde yer alan özel yemek isimleri şöyledir:

Of Çayı: İlçenin dünyaca tanınan en önemli tarım ürünüdür. Kendine has kokusu ve aromasıyla Of Çayı, bölgenin gastronomi kültürünün temelini oluşturur.







Hamsili Ekmek ve Laz Böreği: Karadeniz mutfağının klasiklerinden olan bu iki lezzet, Of'ta en orijinal haliyle hazırlanmaktadır. Özellikle şerbetli ve muhallebili bir tatlı olan Laz Böreği, özel günlerin vazgeçilmezidir.

Karalahana Çorbası ve Sarması: Bölgede "pancar" olarak da adlandırılan karalahanadan yapılan bu yemekler, iç yağı ve mısır yarmasıyla zenginleştirilerek sunulur.

Korkota Çorbası: Mısır yarması ve ayran ile hazırlanan bu geleneksel çorba, yörenin en eski ve besleyici tarifleri arasında yer almaktadır.

Hamsi Kayganası: Yumurta, un ve yeşilliklerle karıştırılan hamsilerin tavada pişirilmesiyle elde edilen bu özel lezzet, Of mutfağının pratik ve sevilen yemeklerindendir.

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.