Dört, beş ay önce (birileri iyice anlasın diye) Türkiye Cumhuriyeti’nin, Şırnak ilinin, Uludere ilçesinin ki, burası sınır bölgesi artı teröristlerin Türkiye’ye girişte sıklıkla kullandıkları bir dağlık alan.
Bu arazide TSK bir hava harekatı ile 34 kişiyi etkisiz hale getirdi. Neden? Bir istihbarat alınmıştı ve bu bölge terör, teröristlerin cirit attığı bir bölgeydi. Pardon! Siz terörist misiniz, sorma şansı da yoktu askerin.
Ölen bu 34 vatandaş terörist değil kaçakçıymış meğer. Ama cenazelerini terör örgütü mensupları, yine bu terör örgütünün bayrak ve sloganları ile defnettiler. Fırsatı yakalamışken askere, devlete diyebildiklerini dediler…
Türkiye ise bu istihbaratı ve kaynağını tartıştı günlerce. ABD denildi, İsrail denildi, MİT denildi vs. Ama kimse sahiplenmedi. Muallakta kaldı.
Bekir Çoşkun “paşa” deyinceye kadar genelkurmay sustu. Başbakanın “sır küpüm” dediği, MİT başkanı izinsiz zaten konuşmuyor. Garip olan başbakanda suskunlar kervanında. Haliyle hükümette suskun. Bu suskunlukta piyasa haliyle kravatlı terörist ve sözcülerine artı beceriksiz muhalefete kaldı. Konuştular, bağırdılar, çağırdılar, tehdit ettiler… O kadar.
Daha sonra Erdoğan ise hem askere (!), hem öldürülenlere sahip çıkarak yine birilerinin üstüne çıktı. Hatta hanımını ve birkaç bakanı ölü evlerine göndererek gözyaşı döktürdü. Sonra ölenlerin ailelerine, şehit ailelerine veremedikleri rakamları vererek tam bir sosyal ve siyasi zafer kazanmak üzereyken “kadim dostun”! bir gazetesi, bir çuval inciri berbat etti.
Bu arada ABD ve İsrail yapımı hava araçları da çok tartışıldı. 100 kişi ile 200 kişi ile vs. ve katır sırtında ağır silahlarla Türkiye’ye girip, karakol basan, onlarca askerimizi şehit eden teröristleri göremeyen bu uçaklar, 34 kaçakçıyı nasıl ve niçin görmüştü? Tabi bu soruların cevapları da havada kaldı…
Evet, ABD’nin en etkin gazetelerinden biri bu istihbaratın kaynağını açıkladı. Kaynak ABD idi. Ben şaşırmadım ama şaşıranlar çoktu. Ve bir anda herkesin dili çözüldü…
Başbakan, kendini geçti ABD hükümetini korumaya kalktı. Bu haber mevcut yönetimi (ABD) zora düşürmek için yapılmış uydurma bir haberdir, dedi.
Sonra Galatasaray’ın alacağı kupaya bile karışan (FB stadında almasını sağlayan) Erdoğan, güvenlik yetkilerini askere ve polise verdiklerini ve onlarda bu yetkileri kullandıklarını anlattı. Ve 500’e yakın generali, albayı, binbaşısı vs. tutuklu bir ülkenin başbakanı tarihi bir soru sordu; “Eğer biz TSK’mıza, polisimize güvenmiyorsak, terörle mücadeleyi kimle yapacağız?”
Kiminle?..
Sonra İçişleri Bakanı direk genelkurmayı gösterdi; Emir paşaların, biz masumuz… Haliyle asıl sözü, sözcü söyledi. Hükümet sözcüsü Hüseyin Çelik, emir komutanlardan, dedikten sonra bu emrin araştırılacağını, hata, ihmal, kusur varsa bunun hesabının sorulacağını beyan etti.
Dört aydır para ve gözyaşı dışında icraatı olmayan hükümetin sözcüsü şimdi, ise bu konunun asla örtbas edilmeyeceğini açıkladı ve bu dört beş aylık süreçte başbakana yapılan (konu ile ilgili) itham ve eleştirileri terbiyesizlik, haksızlık ve ayıp olarak nitelendirdi.
Genelkurmay ne der? Veya bir şey der mi? Bir açıklama yapma gereği duyar mı? Bilmiyorum.
Ben ise geçen gün okuduğum bir fıkrayı yazarak bir şeyler demiş olayım;
“İyice yaşlanmış olan cami hocası vaaz verirken bazen ne söyleyeceğini unutup, şaşırabiliyormuş. İşin dalgasında olan genç köylüler, hocaya: “Hocam, senin bir tarafına bir ip bağlayalım. Sen yanlış yaptığında çekeriz ipi, sen de düzeltirsin, demişler.
Hoca da kabul etmiş. Ertesi gün hoca başlamış vaazına: “Meuzu...” demiş, ipi çekmişler. Hoca hemen değiştirmiş, “Eeeuzu...” demiş, yine ipi çekmişler. Hoca yine değiştirmiş, “Neuzu...” demiş. Bunu duyan diğer köylüler; Ne yapıyorsun hocam? diye sorunca, hoca; “İp deyyusun elinde... Benim elimden bir şey gelmiyor!” demiş.”
Ey vatandaş! İp kimin elinde?
Bu arazide TSK bir hava harekatı ile 34 kişiyi etkisiz hale getirdi. Neden? Bir istihbarat alınmıştı ve bu bölge terör, teröristlerin cirit attığı bir bölgeydi. Pardon! Siz terörist misiniz, sorma şansı da yoktu askerin.
Ölen bu 34 vatandaş terörist değil kaçakçıymış meğer. Ama cenazelerini terör örgütü mensupları, yine bu terör örgütünün bayrak ve sloganları ile defnettiler. Fırsatı yakalamışken askere, devlete diyebildiklerini dediler…
Türkiye ise bu istihbaratı ve kaynağını tartıştı günlerce. ABD denildi, İsrail denildi, MİT denildi vs. Ama kimse sahiplenmedi. Muallakta kaldı.
Bekir Çoşkun “paşa” deyinceye kadar genelkurmay sustu. Başbakanın “sır küpüm” dediği, MİT başkanı izinsiz zaten konuşmuyor. Garip olan başbakanda suskunlar kervanında. Haliyle hükümette suskun. Bu suskunlukta piyasa haliyle kravatlı terörist ve sözcülerine artı beceriksiz muhalefete kaldı. Konuştular, bağırdılar, çağırdılar, tehdit ettiler… O kadar.
Daha sonra Erdoğan ise hem askere (!), hem öldürülenlere sahip çıkarak yine birilerinin üstüne çıktı. Hatta hanımını ve birkaç bakanı ölü evlerine göndererek gözyaşı döktürdü. Sonra ölenlerin ailelerine, şehit ailelerine veremedikleri rakamları vererek tam bir sosyal ve siyasi zafer kazanmak üzereyken “kadim dostun”! bir gazetesi, bir çuval inciri berbat etti.
Bu arada ABD ve İsrail yapımı hava araçları da çok tartışıldı. 100 kişi ile 200 kişi ile vs. ve katır sırtında ağır silahlarla Türkiye’ye girip, karakol basan, onlarca askerimizi şehit eden teröristleri göremeyen bu uçaklar, 34 kaçakçıyı nasıl ve niçin görmüştü? Tabi bu soruların cevapları da havada kaldı…
Evet, ABD’nin en etkin gazetelerinden biri bu istihbaratın kaynağını açıkladı. Kaynak ABD idi. Ben şaşırmadım ama şaşıranlar çoktu. Ve bir anda herkesin dili çözüldü…
Başbakan, kendini geçti ABD hükümetini korumaya kalktı. Bu haber mevcut yönetimi (ABD) zora düşürmek için yapılmış uydurma bir haberdir, dedi.
Sonra Galatasaray’ın alacağı kupaya bile karışan (FB stadında almasını sağlayan) Erdoğan, güvenlik yetkilerini askere ve polise verdiklerini ve onlarda bu yetkileri kullandıklarını anlattı. Ve 500’e yakın generali, albayı, binbaşısı vs. tutuklu bir ülkenin başbakanı tarihi bir soru sordu; “Eğer biz TSK’mıza, polisimize güvenmiyorsak, terörle mücadeleyi kimle yapacağız?”
Kiminle?..
Sonra İçişleri Bakanı direk genelkurmayı gösterdi; Emir paşaların, biz masumuz… Haliyle asıl sözü, sözcü söyledi. Hükümet sözcüsü Hüseyin Çelik, emir komutanlardan, dedikten sonra bu emrin araştırılacağını, hata, ihmal, kusur varsa bunun hesabının sorulacağını beyan etti.
Dört aydır para ve gözyaşı dışında icraatı olmayan hükümetin sözcüsü şimdi, ise bu konunun asla örtbas edilmeyeceğini açıkladı ve bu dört beş aylık süreçte başbakana yapılan (konu ile ilgili) itham ve eleştirileri terbiyesizlik, haksızlık ve ayıp olarak nitelendirdi.
Genelkurmay ne der? Veya bir şey der mi? Bir açıklama yapma gereği duyar mı? Bilmiyorum.
Ben ise geçen gün okuduğum bir fıkrayı yazarak bir şeyler demiş olayım;
“İyice yaşlanmış olan cami hocası vaaz verirken bazen ne söyleyeceğini unutup, şaşırabiliyormuş. İşin dalgasında olan genç köylüler, hocaya: “Hocam, senin bir tarafına bir ip bağlayalım. Sen yanlış yaptığında çekeriz ipi, sen de düzeltirsin, demişler.
Hoca da kabul etmiş. Ertesi gün hoca başlamış vaazına: “Meuzu...” demiş, ipi çekmişler. Hoca hemen değiştirmiş, “Eeeuzu...” demiş, yine ipi çekmişler. Hoca yine değiştirmiş, “Neuzu...” demiş. Bunu duyan diğer köylüler; Ne yapıyorsun hocam? diye sorunca, hoca; “İp deyyusun elinde... Benim elimden bir şey gelmiyor!” demiş.”
Ey vatandaş! İp kimin elinde?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Ortadoğu bataklığında Türkiye, kime dost kime düşman? / 14.01.2026
- Bilal Erdoğan ‘dindar insan’ tarifini biliyor mu? / 13.01.2026
- Peygamberimiz (s.a.a.v) enflasyon hakkında ne diyor? / 12.01.2026
- DEAŞ’lılar Türk vatandaşı olamaz mı? / 08.01.2026
- Devlet Bahçeli ‘15 Temmuz’u, ABD gerçekleştirdi’ mi demek istiyor? / 07.01.2026
- Erdoğan’a, Maduro eleştirileri / 06.01.2026
- Trump: ‘Bizim dostumuz yoktur, menfaatlerimiz vardır’ / 05.01.2026
- Peygamberimizin, İmam Ali üzerinden bize mesajları -2- / 03.01.2026
- Peygamberimizin, İmam Ali üzerinden bize mesajları -1- / 02.01.2026
- Zamanın sonunda yaşadığımızın farkında değil misiniz? / 01.01.2026
- Bilal Erdoğan ‘dindar insan’ tarifini biliyor mu? / 13.01.2026
- Peygamberimiz (s.a.a.v) enflasyon hakkında ne diyor? / 12.01.2026
- DEAŞ’lılar Türk vatandaşı olamaz mı? / 08.01.2026
- Devlet Bahçeli ‘15 Temmuz’u, ABD gerçekleştirdi’ mi demek istiyor? / 07.01.2026
- Erdoğan’a, Maduro eleştirileri / 06.01.2026
- Trump: ‘Bizim dostumuz yoktur, menfaatlerimiz vardır’ / 05.01.2026
- Peygamberimizin, İmam Ali üzerinden bize mesajları -2- / 03.01.2026
- Peygamberimizin, İmam Ali üzerinden bize mesajları -1- / 02.01.2026
- Zamanın sonunda yaşadığımızın farkında değil misiniz? / 01.01.2026































































































