Öyle diyordu ulema geçinenler, topluma, insanlığa merhamet, adalet dersi vermeye kalkışan siyasi liderler.
Ne oldu da mazlumu görmezden gelmek zorunda kaldınız? Bu görmezden gelmeniz dünyada zillet ahirette ise ebedi azap olacağını hiç kimse söylemdi mi?
Çok gerileye gitmeye de gerek yok! Yandaş-muhalif medyamız (!) Suriye'den her akşam katledilmiş (!), yaralanmış, feryat eden çocukların olduğu haberleri saatlerce verir, o dehşet görüntüleri üzerinden Esad karşıtı yorumlar yapılırdı.
O görüntüleri izteyen her insan 'Allah belanı versin Esad' derdi. Çünkü siyasilerde, medyada Esad'ı katil ilan etmiş, bu haberlerle de halkın önüne atmıştı.
Gün oldu! 'Beyaz Bereliler mi, miğferliler mi' diye bir yardım kuruluşu gündeme geldi. Yanılmıyorsam Fransa merkezli. Gelmişler, İslam coğrafyasında katledilen, kurşunlanan, aç bırakılan Müslümanlara yardım ediyorlarmış.
Ne çokta dua almışlardır!
Ama ortaya çıktı ki, Suriye'de 'Esad katletti' dedikleri çocukların görüntüleri film sahnelerindeki gibi makyaj ve organizasyonlarla bunları çekmişler.
Başları, İstanbul'da bir otelde öldürüldü. Bir daha da 'Esad çocukları katlediyor' demediler. Başka şeyler, dediler.
168 ilkokul öğrencisi
ABD, kız çocuklarının öğrenim gördüğü ilkokulu vurdu. Yaşları 7 ile 12 arasında değişen 168 kız çocuğu ve öğretmenlerini öldürdü, bir o kadarını yaraladı, sakat bıraktı.
Uzmanlar, ABD'nin bu okulu bilerek hedef aldığını ifade ederek şöyle dediler: 'Bu, füzenin ABD tarafından kullanıldığını ve hedefin kasıtlı olarak seçildiğini kanıtlıyor. Çünkü füze belirlenen hedefi bulduktan sonra dalış moduna geçiyor!
ABD bu saldırıdan sonra 7 tane daha okulu bilerek bombaladı…
Ne oldu biliyor musunuz?
AKP olsun, MHP olsun, CHP olsun, yandaş veya karşıt medya olsun hiç birisi Saddam için Kaddafi için Esad için kurdukları cümlelerin binde birini bu vahşet sahipleri için kuramadılar.
Asrın lideri Sayın Erdoğan bile 'İsrail kışkırtmasıyla başlayan ve bölgeyi ateşe atan bu saldırıları kınıyoruz. Komşularımız ve kardeşlerimiz olarak İran halkının acısını yürekten paylaşıyoruz' sözleriyle ABD'nin ismini zikretmeden kınadı.
Bakın Avrupa'nın birçok başkentinde ABD, İsrail büyükelçilikleri önünde gösteriler, yapılıyor, suçlamalar yöneltiliyor.
Bizzat ABD'de birçok ünlü kişi, Trump'a 'sapık, katil, cani' gibi tabirlerle hitap ediyor.
Ülkemiz ve İslam coğrafyasında ise ABD'nin, Trump'ın isimleri anılmaktan imtina ediliyor.
Ya! Böylesi içler acısı bir durumdayız!
İsim veriyorum
TRT, TRT Haber, NTV, Habertürk, CNN Türk, A Haber, Sözcü TV, Halk TV, Haber Global, TV100, TGRT Haber, 24 TV, TVNet, Ülke TV, Kanal 7 ve diğerleri…
Tek soru: ABD-İsrail'in, İran'a saldırı görüntülerini, ortaya çıkan yıkımı, son saniye saldırı haberlerini, Trump'ın alçakça açıklamalarını detaylarıyla veriyorsunuz.
Hadi habercilik, diyelim.
İran tarafından da bir o kadar misilleme yapılıyor, bir o kadar açıklama yapılıyor, bir o kadar görüntü paylaşılıyor.
Neden vermiyorsunuz? Sosyal medya olmasa insanımız, İran, ABD'yi kızdırdı şimdi ölümü bekliyor' psikolojisine girecek.
'Yenilmez' dediğiniz putunuz ABD kaybediyor, kaybedecek.
Bir de tarafsızım diyenler var
Yok yok! Halil Konakçı gibi mezhep üzerinden dolaylı olarak Amerikancı olduklarını açıklayanlardan bahsetmiyorum.
'Zaten onlar Şii' diye bir düşünceye kapılanlar bizzat Yüce Allah (c.c) mühürlenmiş mahluklardır. 'Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerinin üzerinde bir de perde vardır. Ve büyük azap onlaradır.' (Bakara 7)
Emperyalizmin Bitmeyen Oyunu: Mezhep Savaşı Tuzağı
Bin yıllık bu gerçeği BTP Lideri Hüseyin Baş dile getirdi ve şöyle dedi:
"Emperyalizm tüm vahşiliğiyle bölgemizde.
Hiçbir ahlaki sınır tanımadıklarını defalarca gösterdiler.
Devlet başkanları öldürülüyor, çocuklar topluca füzelerle katlediliyor.
Uluslararası hukuk fiilen ortadan kaldırılmış durumda.
Irak'ta, Afganistan'da, Gazze'de, Lübnan'da, Suriye'de ve şimdi de İran'da yaşananlar ortada.
Adına Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) denilen vahşi plan tüm gaddarlığıyla sürdürülüyor.
Bu saldırı sadece bombalarla yapılmıyor; fitneyle, fesatla ve kışkırtmalarla da yürütülüyor.
Bu fitnelerin en tehlikelilerinden biri de Müslümanları mezhep kavgasına sürükleme planıdır.
ABD–İsrail ikilisi yine, yeniden İslam dünyasında bir Şii–Sünni çatışması çıkarmak istiyor.
Amaç; Müslümanları birbirine düşürerek işgallerini ve katliamlarını kolaylaştırmaktır.
Gazze'de katledilenler Sünniydi, İran'da ise Şii…
Ama Haçlı-Siyonist zihniyet katlederken kimsenin mezhebine bakmadı, bakmıyor.
Sünni de katledildi, Şii de…
Çünkü hepsi BOP'un önünde engel olarak görülüyor.
Şimdi ise aynı planın yeni aşamasında Müslümanlar bir kez daha birbirine düşürülmek isteniyor.
Ne yazık ki bu sinsi plana ülkemizde de destek verenler var.
Cami kürsülerinde ve sosyal medyada kendilerine yer bulan bazı kişiler, mezhep ayrımını körükleyerek fitne ateşine odun taşımaktadır.
Çok net olarak şunu söyleyebiliriz:
Bu tavır bir ajan faaliyetidir.
Bu tavır ABD–İsrail planlarına hizmettir.
Bu tavır ülkemizin dini ve milli bütünlüğüne yönelik bir operasyondur.
Bugün Türkiye'nin ve İslam dünyasının ihtiyacı olan şey ayrışmak değil, birleşmektir.
Sünni de biziz, Şii de biziz.
Hepimiz Müslümanız.
Biz kardeşiz.
Bizi birbirimize düşürerek vatanlarımızı elimizden almak isteyenlerin oyununa gelmemeliyiz.
Bu sinsi tuzağı yıllar önce deşifre edip her fırsatta toplumu uyaran ebedi liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş olmuştur.
O, bu zehrin panzehirini de ortaya koymuş ve şu gerçeği ifade etmiştir:
"Tevhidin merkezi Ehl-i Beyt'tir."
Evet…
Hangi mezhepten olursak olalım ortak paydamız Ehl-i Beyt'tir.
Yine Prof. Dr. Haydar Baş'ın sıkça dile getirdiği hadis-i şerifte buyurulduğu gibi:
"Ehl-i Beyt, Nuh'un gemisi gibidir. Ona binen kurtulur."
Bugün İslam dünyasının bu Haçlı-Siyonist fırtınadan kurtulmasının yolu da Ehl-i Beyt ortak paydasında buluşmaktan geçmektedir.
Eğer bu gerçeği görmez ve mezhep fitnesine kapılırsak, hepimiz emperyalist planların hedefi oluruz.
Bağımsız Türkiye Partisi olarak her zaman ve her şartta kırmızı çizgimiz; ülkemizin milli ve dini bütünlüğüdür.
Bu bütünlüğü korumak için dün olduğu gibi bugün de, yarın da kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz."
Teşekkürler Sayın Başkan…
Ne oldu da mazlumu görmezden gelmek zorunda kaldınız? Bu görmezden gelmeniz dünyada zillet ahirette ise ebedi azap olacağını hiç kimse söylemdi mi?
Çok gerileye gitmeye de gerek yok! Yandaş-muhalif medyamız (!) Suriye'den her akşam katledilmiş (!), yaralanmış, feryat eden çocukların olduğu haberleri saatlerce verir, o dehşet görüntüleri üzerinden Esad karşıtı yorumlar yapılırdı.
O görüntüleri izteyen her insan 'Allah belanı versin Esad' derdi. Çünkü siyasilerde, medyada Esad'ı katil ilan etmiş, bu haberlerle de halkın önüne atmıştı.
Gün oldu! 'Beyaz Bereliler mi, miğferliler mi' diye bir yardım kuruluşu gündeme geldi. Yanılmıyorsam Fransa merkezli. Gelmişler, İslam coğrafyasında katledilen, kurşunlanan, aç bırakılan Müslümanlara yardım ediyorlarmış.
Ne çokta dua almışlardır!
Ama ortaya çıktı ki, Suriye'de 'Esad katletti' dedikleri çocukların görüntüleri film sahnelerindeki gibi makyaj ve organizasyonlarla bunları çekmişler.
Başları, İstanbul'da bir otelde öldürüldü. Bir daha da 'Esad çocukları katlediyor' demediler. Başka şeyler, dediler.
168 ilkokul öğrencisi
ABD, kız çocuklarının öğrenim gördüğü ilkokulu vurdu. Yaşları 7 ile 12 arasında değişen 168 kız çocuğu ve öğretmenlerini öldürdü, bir o kadarını yaraladı, sakat bıraktı.
Uzmanlar, ABD'nin bu okulu bilerek hedef aldığını ifade ederek şöyle dediler: 'Bu, füzenin ABD tarafından kullanıldığını ve hedefin kasıtlı olarak seçildiğini kanıtlıyor. Çünkü füze belirlenen hedefi bulduktan sonra dalış moduna geçiyor!
ABD bu saldırıdan sonra 7 tane daha okulu bilerek bombaladı…
Ne oldu biliyor musunuz?
AKP olsun, MHP olsun, CHP olsun, yandaş veya karşıt medya olsun hiç birisi Saddam için Kaddafi için Esad için kurdukları cümlelerin binde birini bu vahşet sahipleri için kuramadılar.
Asrın lideri Sayın Erdoğan bile 'İsrail kışkırtmasıyla başlayan ve bölgeyi ateşe atan bu saldırıları kınıyoruz. Komşularımız ve kardeşlerimiz olarak İran halkının acısını yürekten paylaşıyoruz' sözleriyle ABD'nin ismini zikretmeden kınadı.
Bakın Avrupa'nın birçok başkentinde ABD, İsrail büyükelçilikleri önünde gösteriler, yapılıyor, suçlamalar yöneltiliyor.
Bizzat ABD'de birçok ünlü kişi, Trump'a 'sapık, katil, cani' gibi tabirlerle hitap ediyor.
Ülkemiz ve İslam coğrafyasında ise ABD'nin, Trump'ın isimleri anılmaktan imtina ediliyor.
Ya! Böylesi içler acısı bir durumdayız!
İsim veriyorum
TRT, TRT Haber, NTV, Habertürk, CNN Türk, A Haber, Sözcü TV, Halk TV, Haber Global, TV100, TGRT Haber, 24 TV, TVNet, Ülke TV, Kanal 7 ve diğerleri…
Tek soru: ABD-İsrail'in, İran'a saldırı görüntülerini, ortaya çıkan yıkımı, son saniye saldırı haberlerini, Trump'ın alçakça açıklamalarını detaylarıyla veriyorsunuz.
Hadi habercilik, diyelim.
İran tarafından da bir o kadar misilleme yapılıyor, bir o kadar açıklama yapılıyor, bir o kadar görüntü paylaşılıyor.
Neden vermiyorsunuz? Sosyal medya olmasa insanımız, İran, ABD'yi kızdırdı şimdi ölümü bekliyor' psikolojisine girecek.
'Yenilmez' dediğiniz putunuz ABD kaybediyor, kaybedecek.
Bir de tarafsızım diyenler var
Yok yok! Halil Konakçı gibi mezhep üzerinden dolaylı olarak Amerikancı olduklarını açıklayanlardan bahsetmiyorum.
'Zaten onlar Şii' diye bir düşünceye kapılanlar bizzat Yüce Allah (c.c) mühürlenmiş mahluklardır. 'Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerinin üzerinde bir de perde vardır. Ve büyük azap onlaradır.' (Bakara 7)
Emperyalizmin Bitmeyen Oyunu: Mezhep Savaşı Tuzağı
Bin yıllık bu gerçeği BTP Lideri Hüseyin Baş dile getirdi ve şöyle dedi:
"Emperyalizm tüm vahşiliğiyle bölgemizde.
Hiçbir ahlaki sınır tanımadıklarını defalarca gösterdiler.
Devlet başkanları öldürülüyor, çocuklar topluca füzelerle katlediliyor.
Uluslararası hukuk fiilen ortadan kaldırılmış durumda.
Irak'ta, Afganistan'da, Gazze'de, Lübnan'da, Suriye'de ve şimdi de İran'da yaşananlar ortada.
Adına Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) denilen vahşi plan tüm gaddarlığıyla sürdürülüyor.
Bu saldırı sadece bombalarla yapılmıyor; fitneyle, fesatla ve kışkırtmalarla da yürütülüyor.
Bu fitnelerin en tehlikelilerinden biri de Müslümanları mezhep kavgasına sürükleme planıdır.
ABD–İsrail ikilisi yine, yeniden İslam dünyasında bir Şii–Sünni çatışması çıkarmak istiyor.
Amaç; Müslümanları birbirine düşürerek işgallerini ve katliamlarını kolaylaştırmaktır.
Gazze'de katledilenler Sünniydi, İran'da ise Şii…
Ama Haçlı-Siyonist zihniyet katlederken kimsenin mezhebine bakmadı, bakmıyor.
Sünni de katledildi, Şii de…
Çünkü hepsi BOP'un önünde engel olarak görülüyor.
Şimdi ise aynı planın yeni aşamasında Müslümanlar bir kez daha birbirine düşürülmek isteniyor.
Ne yazık ki bu sinsi plana ülkemizde de destek verenler var.
Cami kürsülerinde ve sosyal medyada kendilerine yer bulan bazı kişiler, mezhep ayrımını körükleyerek fitne ateşine odun taşımaktadır.
Çok net olarak şunu söyleyebiliriz:
Bu tavır bir ajan faaliyetidir.
Bu tavır ABD–İsrail planlarına hizmettir.
Bu tavır ülkemizin dini ve milli bütünlüğüne yönelik bir operasyondur.
Bugün Türkiye'nin ve İslam dünyasının ihtiyacı olan şey ayrışmak değil, birleşmektir.
Sünni de biziz, Şii de biziz.
Hepimiz Müslümanız.
Biz kardeşiz.
Bizi birbirimize düşürerek vatanlarımızı elimizden almak isteyenlerin oyununa gelmemeliyiz.
Bu sinsi tuzağı yıllar önce deşifre edip her fırsatta toplumu uyaran ebedi liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş olmuştur.
O, bu zehrin panzehirini de ortaya koymuş ve şu gerçeği ifade etmiştir:
"Tevhidin merkezi Ehl-i Beyt'tir."
Evet…
Hangi mezhepten olursak olalım ortak paydamız Ehl-i Beyt'tir.
Yine Prof. Dr. Haydar Baş'ın sıkça dile getirdiği hadis-i şerifte buyurulduğu gibi:
"Ehl-i Beyt, Nuh'un gemisi gibidir. Ona binen kurtulur."
Bugün İslam dünyasının bu Haçlı-Siyonist fırtınadan kurtulmasının yolu da Ehl-i Beyt ortak paydasında buluşmaktan geçmektedir.
Eğer bu gerçeği görmez ve mezhep fitnesine kapılırsak, hepimiz emperyalist planların hedefi oluruz.
Bağımsız Türkiye Partisi olarak her zaman ve her şartta kırmızı çizgimiz; ülkemizin milli ve dini bütünlüğüdür.
Bu bütünlüğü korumak için dün olduğu gibi bugün de, yarın da kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz."
Teşekkürler Sayın Başkan…
Akın Aydın / diğer yazıları
- Hani mazlumun dini sorulmazdı yoksa ajan mısınız? / 13.03.2026
- Ortadoğu’ya 100 yıl önceki ameliyat mı gerçekleştiriliyor? / 11.03.2026
- Arap devletlerinin derin zilleti / 10.03.2026
- Dolara karşı Milli Ekonomi Modeli ile bağımsızlık yürüyüşü / 09.03.2026
- NATO’nun hedefi Türkiye ve İslam Coğrafyasıdır / 08.03.2026
- Sıra Türkiye’de mi? / 07.03.2026
- Ramazanda bedbaht olmak / 06.03.2026
- Haçlı-Siyonist zihniyetin, Kürt ve NATO kartları masada / 05.03.2026
- İran, ABD gemilerini kapana kıstırdı / 03.03.2026
- İslam İşbirliği Teşkilatı’nın sadece adında ‘İslam’ var / 02.03.2026
- Ortadoğu’ya 100 yıl önceki ameliyat mı gerçekleştiriliyor? / 11.03.2026
- Arap devletlerinin derin zilleti / 10.03.2026
- Dolara karşı Milli Ekonomi Modeli ile bağımsızlık yürüyüşü / 09.03.2026
- NATO’nun hedefi Türkiye ve İslam Coğrafyasıdır / 08.03.2026
- Sıra Türkiye’de mi? / 07.03.2026
- Ramazanda bedbaht olmak / 06.03.2026
- Haçlı-Siyonist zihniyetin, Kürt ve NATO kartları masada / 05.03.2026
- İran, ABD gemilerini kapana kıstırdı / 03.03.2026
- İslam İşbirliği Teşkilatı’nın sadece adında ‘İslam’ var / 02.03.2026





























































