logo
13 EYLÜL 2026

Tunus susuzluğun pençesinde


 
Tunus Su Gözlemevi, yaz mevsiminin zirvesi ve artan sıcaklıklarla birlikte Tunus'un ciddi bir içme suyu kriziyle karşı karşıya olduğunu duyurdu.

11.08.2026 01:05:00
AA
 
Tunus susuzluğun pençesinde
Tunus susuzluğun pençesinde

Tunus Su Gözlemevi, yaz mevsiminin zirvesi ve artan sıcaklıklarla birlikte Tunus'un ciddi bir içme suyu kriziyle karşı karşıya olduğunu duyurdu. Gözlemevi tarafından yayımlanan raporda, temmuz ayında içme suyu temininde yaşanan aksaklıklara ilişkin 608 bildirim kaydedildiği, bunun yılın başından bu yana en yüksek aylık sayı olduğu belirtildi.

Rapora göre, bildirimler özellikle kıyı şeridi ve turistik bölgelerde yoğunlaştı. Bu durumun, yaz aylarında artan nüfus ve tüketim baskısıyla bağlantılı olduğu kaydedildi. Öte yandan, su kriziyle bağlantılı protesto eylemlerinin sayısı da Temmuz ayında 34'e yükseldi.

Bu sayı, Haziran ayında 23 olarak aktarılmıştı. Resmi verilere göre, ülkedeki baraj doluluk oranı yüzde 60 seviyesinde olmasına rağmen bazı bölgelerde içme suyu kesintileri ve dağıtım sorunları devam ediyor.

Şam'da konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Cumhurbaşkanımızın yakın gelecekte Suriye'ye bir ziyareti planlanmakta. Bu açıdan da ziyaretimiz önem taşımakta." ifadelerini kullandı

Şam'da konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Cumhurbaşkanımızın yakın gelecekte Suriye'ye bir ziyareti planlanmakta. Bu açıdan da ziyaretimiz önem taşımakta." ifadelerini kullandı

13.09.2026 18:00:00
Haber Merkezi
 
Şam'da konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Cumhurbaşkanımızın yakın gelecekte Suriye'ye bir ziyareti planlanmakta. Bu açıdan da ziyaretimiz önem taşımakta." ifadelerini kullandı
Şam'da konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Cumhurbaşkanımızın yakın gelecekte Suriye'ye bir ziyareti planlanmakta. Bu açıdan da ziyaretimiz önem taşımakta." ifadelerini kullandı
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye'ye resmi ziyaret gerçekleştirdi. Bakan Fidan, Suriyeli mevkidaşı Esad Hasan Şeybani ile ortak basın toplantısı düzenledi.

Bakan Fidan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Suriye-Türkiye ilişkileri son 2 yılda büyük bir ivme kazanmış durumda. Suriye, Türkiye ile değil dünya ile ilişkilerinde yeni başlangıç yapmak zorunda kaldı. Eski Suriye'nin gitmesi yeni Suriye'nin gelmesi bölgeye istirar ve barış getiren bir husus olmuştur. Suriye devleti, hükümeti bölge ülkeleriyle her alanda iş birliğini geliştirme konusunda büyük bir gayret göstermektedir. Suriye'nin her geçen gün yaralarını daha da fazla sardığını görüyoruz. Bölgemizdeki bütün savaşlar tıpkı Suriye'de olduğu gibi teker teker biter.

Cumhurbaşkanımızın yakın gelecekte Suriye'ye bir ziyareti planlanmakta. Bu açıdan da ziyaretimiz önem taşımakta.

YPG/SDG'nin kendini feshetmesi yönündeki deklerasyonu önemli ve kıymetli buluyoruz. Bu adım vakit geçirilmeden pratiğe geçirilmesi gerekiyor, sahada hayata geçirilmelidir.

İsrail'in izlediği politikalar terörle mücadelede olumlu gidişatın önündeki en büyük engel. İsrail'in saldırıları ortak mücadeleye de zarar vermekte. İsrail saldırıları ile Suriye'yi istikrarsızlaştırmak istiyor. DEAŞ gibi terör örgütlerine destek vermektedir. Burada yaşanan istikrarsızlıkta İsrail'in parmağı olduğunu biliyoruz, kendileri de inkar etmiyor. Suriye'nin egemenliğini tam olarak sağlamış, komşuları için istikrar üreten bir ülke olmasını temenni ediyoruz.

İşadamlarımızın karşılıklı ortaklık bizim gündemimizi oldukça meşgul etmekte. İnanılmaz bir talep var. Altyapıyı, zemini hazırlamaya çalışıyoruz. Sanayicilerimizin büyük bir ilgisi var. 10 yıldan fazla kalmış Suriyeli kardeşlerimiz var. Bunların hareket geçirdiği network'ü var. Bu iki ülke açısından önemli.

İKİ GÜNLÜK ZİYARETİN AYRINTILARI

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın iki günlük Suriye ziyareti kapsamında, Bakan Şeybani ile görüşmesinin ardından Cumhurbaşkanı Ahmed Şara tarafından kabul edilecek, İçişleri Bakanı Enes Hattab ile de bir araya gelecek.

Ziyarette, Türkiye ile Suriye arasında 8 Aralık 2024'ten bu yana gelişen ilişkiler, ticaret, enerji, ulaşım ve bölgesel bağlantısallık projeleri ele alınacak. İki ülke arasındaki işbirliğinin hukuki ve kurumsal zemininin güçlendirilmesi de gündemde olacak.

Fidan'ın görüşmelerde, Suriye'deki entegrasyon sürecini ve SDG'nin kendini feshetmesi başta olmak üzere alınan kararların zamanında uygulanmasını gündeme getirmesi bekleniyor. Devlet otoritesinin kapsayıcı biçimde güçlendirilmesi ve Türkmenler dahil tüm toplumsal kesimlerin eşit vatandaşlık temelinde sürece katılması da ele alınacak.

Türkiye'nin Suriye'nin toprak bütünlüğü, egemenliği ve ekonomik toparlanmasına desteğini yinelemesi beklenirken, Suriye'nin güneyindeki gelişmeler ve İsrail'in saldırılarının ülkenin güvenlik ve istikrarına etkisi de görüşmelerin başlıkları arasında yer alacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Samsun Şehir Hastanesi'nin açılış törenine katıldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 12 Eylül darbesinin Türkiye'nin büyümesine ve kalkınmasına ağır darbeler indirdiğini ifade edip "Darbeler defteri artık kapanmıştır." dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Samsun Şehir Hastanesi'nin açılış töreninde konuştu

13.09.2026 17:20:00
Haber Merkezi
 
 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Samsun Şehir Hastanesi'nin açılış törenine katıldı
 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Samsun Şehir Hastanesi'nin açılış törenine katıldı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 12 Eylül darbesinin Türkiye'nin büyümesine ve kalkınmasına ağır darbeler indirdiğini ifade edip "Darbeler defteri artık kapanmıştır." dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Samsun Şehir Hastanesi'nin açılış töreninde konuştu. 

Şehir hastaneleri konusunda muhalefetin "israf" eleştirilerine tepki gösteren Erdoğan, "Hizmet ve eser karşıtlarına iyi ki kulak asmamışız." dedi. Sağlıkta Türkiye'nin parmakla gösterilen ülke haline geldiğine işaret eden Erdoğan, "Önceden vatandaşlarımız sağlık hizmeti almak için yurt dışına giderdi. Şimdi bu tablo tersine döndü." diye konuştu.


Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarının satırbaşları şöyle:

Samsun bizim göz bebeğimiz. Samsun'a yatırımlarla geldik. Bu sevgimizi lafta bırakmıyoruz burada olduğu gibi hizmete aldığımız dev projelerle ortaya koyuyoruz.

ŞEHİR HASTANESİ AÇILIYOR

Laf ola beri gele yok. Şehir Hastanemizin bugünden itibaren hizmete girmesiyle Samsun bütün vasıflarına sağlık şehri unvanını ekleyecek. 234 bin metrekare alan üzerine bin 27 adet deprem izolatörü kullanılarak inşa edildi. Depreme karşı her türlü dayanıklılığa sahip. Hastane bölgenin sağlık üssü olarak hizmet verecek.

Bin 458 yatak kapasitesi, 230 yoğun bakım yatağı, yüksek teknolojiyle donatılmış 40 ameliyathanesi ve ağız diş sağlığı ünitesi var. Uzman hekim sayımızı 4, toplam hekim sayımızı 3 katına çıkardık. Son iki yılda bin 510 yeni sağlık çalışanının şehrimize atamasını yaptık.

Şehir hastanemi hükümetlerimiz döneminde Samsun'a kazandırdığımız sağlık tesislerinden sadece bir tanesidir. Samsun'un toplam yatak kapasitesi 5 bin 415'e yükseldi.

MUHALEFETE TEPKİ

Maalesef ilk günden itibaren şehir hastaneleri muhalefetin eleştiri odağı oldu. Bu hastanelere ne gerek var dediler. İsraf dediler. Eleştirilerinin hiçbiri doğru çıkmadı. Şehir hastaneleri 100 yılın sağlık krizi olan koronavirüs salgınında mücadelemizde çok önemli misyonlar üstlendi. 

Hizmet ve eser karşıtlarının eleştirilerine iyi ki kulak asmamışız diyoruz. Her imkanın bulunduğu modern sağlık tesislerini Türkiye'ye zamanında kazandırdı.

12 EYLÜL DARBESİ

12 Eylül darbesi sadece milletimizin gönlünde derin yaralar açmadı. Büyük acılar yaşattı.

Aynı zamanda büyümeye de ağır darbeler indirdi. Terör başta olmak üzere bugün hala enerjimizi tüketen sorunun temelinde 12 Eylül darbesi var.

Terör eylemlerinden 15 Temmuz ihanetine kadar millet iradesine uzanan kirli eller kırıldı. Darbe defteri kapanmıştır. Bir daha açılmasına izin vermeyecektir. 12 Eylül ve 28 Şubat'ın faillerinin Türk adaletine hesap vermeyesini sağlayarak bu konudaki kararlılığımızı gösterdik. Milletin iradesine gölge düşürülmesine izin vermeyeceğiz."

Eğitim-Bir-Sen'den yeni eğitim-öğretim yılı açıklaması

Eğitim-Bir-Sen; 2026-2027 eğitim öğretim yılından beklentilerini yazılı bir açıklama yaparak yayımladı

13.09.2026 17:20:00
İhlas Haber Ajansı
 
Eğitim-Bir-Sen'den yeni eğitim-öğretim yılı açıklaması
Eğitim-Bir-Sen'den yeni eğitim-öğretim yılı açıklaması
Eğitim-Bir-Sen; 2026-2027 eğitim öğretim yılından beklentilerini paylaştı. Eğitimin ve eğitim çalışanlarının sorunlarının yalnızca okulun ilk günü konuşulup ardından unutulmadığı; kalıcı çözümlerin hayata geçirildiği, Türkiye'yi geleceğe güven ve refah içinde taşıyacak nitelikli ve verimli bir eğitim öğretim yılı olması Eğitim-Bir-Sen tarafından temenni edildi. Bu anlayışla yeni eğitim öğretim yılının eğitim çalışanlarına, öğrencilere, velilere ve Türk milletine hayırlı olmasını dileyen Eğitim-Bir-Sen, yazılı açıklama yayımladı. Eğitim-Bir-Sen'in açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

"Sorunların kalıcı çözüme kavuşturulmasını, güçlü ve büyük Türkiye idealine ulaşmamızı sağlayacak eğitim politikalarının geliştirilmesini ve uygulanmasını bekliyoruz. Yeni döneme umutla bakmamızı sağlayan gelişmelerin başında PISA 2025 sonuçları gelmektedir. Türkiye'nin fen bilimleri, okuma becerileri ve matematik alanlarında ortaya koyduğu başarı, son yıllarda eğitime yapılan yatırımlar kadar öğretmenlerin emeğinin, gayretinin ve fedakârlığının da bir sonucudur. PISA 2025'te elde edilen bu başarıda büyük pay sahibi olan öğretmenlerimizi takdir ediyor, ortaya koydukları emek ve özveri için kendilerine teşekkür ediyoruz. Bu memnuniyet verici tabloya rağmen PISA 2025 sonuçları, bölgeler ve okul türleri arasındaki başarı farklarının arttığını da göstermekte ve eğitimde eşitsizliğin giderilmesi adına daha atılması gereken çok sayıda adımın varlığını ortaya koymaktadır. Milli Eğitim Bakanlığının mülakat mağduru öğretmenler için PIKTES öğretmen alımı süreci üzerinden ürettiği çözüm, eğitim öğretim yılının başında olumlu bir gelişme olmuştur. Yine iller arası mazerete bağlı yer değişikliğinde ikinci bir hak tanınması ve 2023'te atanan sözleşmeli öğretmenlere yer değişikliği imkânı verilmesi de eğitim çalışanlarının beklentilerine karşılık veren, yerinde bir adımdır. Ancak öğretmen açığı, öğretmen istihdamının bölgeler arası dengesiz dağılımı, iş güvencesiz ücretli öğretmen istihdamı, çalışma barışını ve iş motivasyonunu bozan sözleşmeli öğretmenlik, yer değişikliği taleplerinin karşılanamaması, kariyer basamaklarına esas hizmet süresi tespitindeki eksiklikler, ek ders ücretlerinin yetersizliği, okul yöneticiliğinin kariyer mesleği yerine ikincil görev olarak yürütülmeye çalışılması, gittikçe büyüyen norm kadro fazlası personel sorunu, norm kadro fazlası personelin sürekli yer değişikliğine tabi tutulması, okulların güvenlik görevlisi, yardımcı personel ve bütçe sorunu ile şiddet gibi konularda beklentileri karşılayan adımlar hâlâ atılmış değildir. Görüldüğü üzere, eğitimde vakit kaybına tahammülü olmayan ve yapılması gereken çok iş, çözüme kavuşturulmayı bekleyen onlarca sorun bulunmaktadır. Bu sorunların ertelenmeden çözülmesi, öğretmenlerin ve eğitim çalışanlarının işlerinin başına motivasyonu yüksek ve çalışma şartları iyileştirilmiş şekilde gitmelerini sağlayacak adımların atılması, ülkemizin geleceği için olmazsa olmazdır. Yetkililer, eğitim çalışanlarının beklentilerini karşılamalı ve çalışma şartlarını iyileştirecek politikaları hayata geçirme gayretinde olmalıdır."

Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin 3 şüpheliye tutuklama talebi

Eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde ölümüne ilişkin yeniden başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüphelilerden 3'ü tutuklama, 6'sı adli kontrol talebiyle hakimliğe sevk edildi

13.09.2026 05:00:00
AA
 
Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin 3 şüpheliye tutuklama talebi
Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin 3 şüpheliye tutuklama talebi

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca, Silivri Cezaevi'nde 2011'de yaşamını yitiren eski MİT görevlisi Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan biri muhabir, biri kameraman ve 7'si sağlık çalışanı 9 şüphelinin Silivri Adliyesi'ndeki savcılık işlemleri tamamlandı.

Savcılıkça ifadeleri alınan şüphelilerden muhabirin de arasında olduğu 3'ü tutuklama talebiyle hakimliğe gönderildi.

Kameramanın da arasında bulunduğu 3 şüpheli "yurt dışına çıkış yasağı" ve "imza atmak", diğer 3'ü ise "yurt dışına çıkış yasağı" şeklinde adli kontrol uygulanması talebiyle hakimliğe sevk edildi.

Şüphelilerin, hakimlikteki işlemleri sürüyor.

Muhabirin "2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'na muhalefet" ile "örgüt üyeliği", kameramanın "2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'na muhalefet", diğer 7 şüphelinin ise "örgüt üyeliği" ve "kasten öldürme" suçlarından hakimliğe sevk edildiği öğrenildi.

Ne olmuştu?

Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından, Silivri Cezaevi'nde 2011'de yaşamını yitiren eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturmaya yönelik açıklama yapmıştı.

Kozinoğlu'nun tutuklu bulunduğu Silivri 1 No'lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda 12 Kasım 2011'de rahatsızlanarak Silivri Devlet Hastanesi'ne sevk edildiğini anımsatan Gürlek, "Hastaneye ulaştırıldığında hayatını kaybetmiş olduğu tespit edilmiştir. Olayın ardından yürütülen soruşturmada kamera kayıtları ve tıbbi belgeler incelenmiş, ceza infaz kurumu, jandarma ve sağlık personeli ile koğuş arkadaşları ve müteveffanın eşinin tanık ifadeleri alınmış, 10 Nisan 2012'de kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir." ifadelerini kullanmıştı.

Bakan Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığınca dosyanın yeniden incelendiğini belirterek, şunları kaydetmişti:

"Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından yapılan değerlendirmeler ışığında Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla takipsizlik kararı kaldırılmış ve soruşturma yeniden başlatılmıştır. Yeni soruşturma kapsamında gizlilik kararı alınmış, özel bir soruşturma ekibi oluşturularak olayın tüm yönleriyle yeniden aydınlatılmasına yönelik kapsamlı çalışmalar başlatılmıştır. Bugün gelinen aşamada, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımızca olay tarihinde ceza infaz kurumunda görev yapan 11 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmış, 10 şüpheli gözaltına alınmış, 1 şüphelinin ise FETÖ firarisi olarak yurt dışında bulunduğu tespit edilmiştir."

Gözaltına alınan 10 şüpheliden biri tutuklanmış, 7'si adli kontrol şartıyla olmak üzere 9 şüpheli serbest bırakılmıştı.

Soruşturma kapsamında devam eden çalışmalarda, biri muhabir, biri kameraman ve 7'si sağlık çalışanı olmak üzere 9 şüpheli daha gözaltına alınmış, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilmişti.

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine, Kozinoğlu'nun kesin ölüm nedeninin ve ölümünde üçüncü kişilerin müdahalesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla alınan karar kapsamında feth-i kabir işlemi gerçekleştirilmişti. 

Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun mezarı açıldı

 
Eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde ölümüne ilişkin yeniden başlatılan soruşturma kapsamında açılan mezarından örnekler alındı. Örnekler, incelenmek üzere nakil aracıyla Adli Tıp Kurumuna gönderildi.

12.09.2026 13:48:00 / Güncelleme: 12.09.2026 14:51:00
AA
 
Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun mezarı açıldı
Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun mezarı açıldı
 
İstanbul Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine 2011 yılında hayatını kaybeden eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun kesin ölüm sebebinin ve ölümünde üçüncü kişilerin müdahalesi bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla alınan feth-i kabir kararı kapsamında 3 adli tıp uzmanı, 1 kimyager ve 1 otopsi teknikerinden oluşan heyet, Ümraniye'deki mezarlığa gelerek mezarın açılması için çalışma başlattı. Heyetin çalışmasıyla açılan mezardan kemik, toprak ve diğer örnekler alındı. Örnekler, incelenmek üzere nakil aracıyla Adli Tıp Kurumuna gönderildi. Alınan örnekler, ceza infaz kurumuna ait kamera görüntüleri, 112 kayıtları ve hastane belgeleriyle birlikte değerlendirilecek.
İncelemelerin ardından Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Kurulunca Kozinoğlu'nun kesin ölüm nedeni ile ölümünde üçüncü kişi müdahalesi bulunup bulunmadığına ilişkin mütalaa hazırlanacak.
 
Kabri neden açıldı?
 
Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından, Silivri Cezaevi'nde 2011'de yaşamını yitiren eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturmaya yönelik açıklama yapmıştı.
 
Eski MİT görevlisi Kozinoğlu'nun tutuklu bulunduğu Silivri 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda 12 Kasım 2011 tarihinde rahatsızlanarak Silivri Devlet Hastanesine sevk edildiğini anımsatan Gürlek, "Hastaneye ulaştırıldığında hayatını kaybetmiş olduğu tespit edilmiştir. Olayın ardından yürütülen soruşturmada kamera kayıtları ve tıbbi belgeler incelenmiş, ceza infaz kurumu, jandarma ve sağlık personeli ile koğuş arkadaşları ve müteveffanın eşinin tanık ifadeleri alınmış, 10 Nisan 2012 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir" ifadelerini kullanmıştı.
 
Bakan Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığınca dosyanın yeniden incelendiğinin altını çizerek, şunları kaydetmişti:
"Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından yapılan değerlendirmeler ışığında Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla takipsizlik kararı kaldırılmış ve soruşturma yeniden başlatılmıştır. Yeni soruşturma kapsamında gizlilik kararı alınmış, özel bir soruşturma ekibi oluşturularak olayın tüm yönleriyle yeniden aydınlatılmasına yönelik kapsamlı çalışmalar başlatılmıştır. Bugün gelinen aşamada, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımızca olay tarihinde ceza infaz kurumunda görev yapan 11 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmış, 10 şüpheli gözaltına alınmış, 1 şüphelinin ise FETÖ firarisi olarak yurt dışında bulunduğu tespit edilmiştir."
 
Gözaltına alınıp adliyeye sevk edilen 10 şüpheliden 1'i tutuklanmış, 7'si adli kontrol şartıyla olmak üzere 9 şüpheli serbest bırakılmıştı.
Devam eden çalışmalarda, biri muhabir, biri kameraman ve 7'si sağlık çalışanı olmak üzere 9 şüpheli daha gözaltına alınmıştı.
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Kozinoğlu'nun kesin ölüm nedeninin ve ölümünde üçüncü kişilerin müdahalesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla feth-i kabir kararı alınmıştı.
 

Gazilere abluka, Öcalan’a dubleks villa!

Gaziler haklarını isterken polis ablukası ve engellemelerle karşı karşıya kalırken, Abdullah Öcalan için İmralı’da dubleks villa inşa edildiğine ilişkin açıklamalar kamuoyunda büyük tepki yarattı

12.09.2026 11:25:00
Haber Merkezi
 
Gazilere abluka, Öcalan’a dubleks villa!
Gazilere abluka, Öcalan’a dubleks villa!
Gaziler haklarını isterken polis ablukası ve engellemelerle karşı karşıya kalırken, Abdullah Öcalan için İmralı'da dubleks villa inşa edildiğine ilişkin açıklamalar kamuoyunda büyük tepki yarattı. "Gazilere yer yok, terör örgütü elebaşına villa var" eleştirileri yükseldi.

AK Parti eski milletvekili Şamil Tayyar, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin gazeteci Nagehan Alçı'ya Abdullah Öcalan için İmralı'da "bahçeli ev" yapıldığını söylediğini belirterek, konuya ilişkin dikkat çeken ayrıntılar paylaştı.

Tayyar'ın mesajı

"Madem Devlet Bey, Gazeteci Nagehan Alçı'ya Abdullah Öcalan için İmralı'da bahçeli ev inşa edildiğini açıkladı, biz de biraz açalım.

Mevzudan uzunca süredir haberdardık, bilgiyi aktarana sözümüzden hiç gündeme getirmedik.

Artık söz hükmünü yitirdi.

Devlet Beyin açıkladığı "bahçeli ev" dubleks bir villa.

250 metrekare kapalı alanı var. İki katı kadar bahçesi.

Hem barınma hem çalışma ofisi olarak planlanmış.

Her türlü teknik altyapısı mevcut, görüntülü telefon ve internet imkanı var.

Öcalan henüz yerleşmedi ama villanın ofis şartlarından ihtiyaç halinde yararlanıyor.

Öcalan'ın statü konusundaki ısrarlı talebi Cumhurbaşkanımızdan döndü, silah bırakma işlemi kesinleşmeden adım atmak istemiyor. Doğrusu da bu.

Gaziler Ankara'da günlerce bekledi

Türkiye'nin bağımsızlığı ve güvenliği uğruna mücadele eden gaziler ise geçtiğimiz günlerde Ankara'da haklarını ve taleplerini duyurmak için günlerce eylem yaptı.

Gazilerin basın açıklamalarının engellendiği, polis ablukası altında tutuldukları, Meclis'e girişlerinin engellendiği ve bazı çevrelerce "provokatörlükle" itham edildikleri yönündeki görüntü ve açıklamalar kamuoyuna yansıdı.

Ortaya çıkan tablo şu soruyu gündeme getiriyor:

Bu ülke için canını ortaya koyan gaziler haklarını anlatmak için Ankara'da polis ablukasıyla karşılaşırken, terör örgütünün başındaki isim için İmralı'da 250 metrekarelik dubleks villa hazırlanması hangi vicdana sığar?

Vatan için mücadele eden gazilere gösterilmesi gereken saygı ve imkânlar tartışma konusu olurken, İmralı'da terör örgütü elebaşına villa tahsis edildiği iddiası, yalnızca siyasi değil, aynı zamanda vicdani bir hesaplaşmayı da zorunlu kılıyor.

İstanbul'da okullara ilk gün ayarı


 
 
İstanbul'daki okullarda 14 Eylül'de dersler 10.00-15.00 saatleri arasında yapılacak.
 

12.09.2026 08:11:00
AA
 
İstanbul'da okullara ilk gün ayarı
İstanbul'da okullara ilk gün ayarı

İstanbul'daki resmi ve özel tüm ilkokul, ortaokul ve liselerde 14 Eylül Pazartesi günü derslerin 10.00-15.00 saatleri arasında yapılmasının kararlaştırıldığı duyuruldu. İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünden yapılan açıklamada, 2026-2027 eğitim öğretim yılının 14 Eylül Pazartesi günü başlayacağı hatırlatıldı.

3 milyona yakın kişiyi ilgilendiriyor

Kent genelinde 2 milyon 800 bin öğrenci, 161 bin 453 öğretmen ve 19 bin civarında okul servisinin yeni dönemin ilk günü trafiğe çıkacağı aktarılan açıklamada, velilerin de öğrencilerini araçlarıyla okullara götürmesiyle birlikte oluşabilecek yoğunluğun ulaşımda aksaklıklara yol açmaması amacıyla önemli bir düzenleme yapıldığı belirtildi.
Açıklamada, "Bu kapsamda, İstanbul'daki resmi ve özel tüm ilkokul, ortaokul ve liselerde 14 Eylül 2026 Pazartesi günü ilk derslerin 10.00-15.00 saatleri arasında yapılması kararlaştırıldı. Alınan kararla hem öğrencilerin ve öğretmenlerin okullarına güvenle ulaşabilmesi hem de şehir içi trafiğin düzenli ve kontrollü şekilde işlemesi hedefleniyor" ifadelerine yer verildi.

Kadınlarda 4 kat fazla görülüyor!


 
 
Tiroit bezi hücrelerinin kontrolsüz şekilde çoğalmasıyla oluşan tiroit kanserinin toplumda görülme sıklığı giderek artıyor. Öyle ki son veriler 40 yılda görülme oranının 3 kat arttığını ortaya koyuyor.

12.09.2026 00:10:00
Murat Çorbacı
 
Kadınlarda 4 kat fazla görülüyor!
Kadınlarda 4 kat fazla görülüyor!

Özellikle kadınları etkileyen kanser türleri arasında yer alan tiroit kanserinde son yıllarda artış yaşanıyor. Bu artışın nedenleri arasında sağlıksız beslenme, kanser yapıcı maddelere daha fazla maruz kalma ve obezite gibi etkenler yer alsa da günümüzde şüpheli nodüllere erken tanı konulabilmesi de büyük rol oynuyor. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Köstek, modern teknolojiler sayesinde tiroit kanserinin günümüzde erken dönemde tespit edilebildiğine ve ciddi sonuçlara yol açmadan tedavi edilebildiğine dikkat çekerek, "Erken tanı için özellikle ailesinde tiroit kanseri öyküsü bulunan ve radyasyon tedavisi almış kişilerin, herhangi bir yakınmaları olmasa bile tarama amacıyla tiroit bezlerinin ultrasonografi ile değerlendirilmesi yaşamsal önem taşımaktadır" dedi. Ayrıca tiroit nodülü bulunan kişilerin düzenli takiplerini aksatmamaları gerektiğini belirten Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Köstek, "Eğer nodüller yakın zamanda ultrasonografi ile değerlendirilmediyse hastalarımıza en kısa zamanda tetkiklerini planlamalarını önermekteyiz" şeklinde konuştu.

Boyundaki her şişlik kanser anlamına gelmiyor, ancak…

Boynun ön kısmında, nefes borusunun hemen üzerinde yer alan kelebek şeklindeki tiroit bezi; metabolizmanın düzenlenmesinden kalp hızının ayarlanmasına ve vücut ısısının kontrolüne kadar çok sayıda yaşamsal işlevde rol oynayan hormonları üretiyor. Bu dokuda yer alan hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalması sonucunda tiroit kanseri gelişiyor. Aslında tiroit nodülleri toplumda oldukça yaygın görülüyor ve bunların yalnızca küçük bir bölümü kanser taşıyor. Birçok alt tipi bulunan tiroit kanserinde en sık görülen ve daha yavaş seyreden papiller tip öne çıkıyor. Bunun dışında daha hızlı seyreden 'anaplastik tip' daha ölümcül sonuçlara yol açabilse de papiller tip tiroit kanserine kıyasla çok daha nadir görülüyor. Tiroit bezindeki hormon üretmeyen hücrelerden kaynaklanan bir başka alt tipi de medüller tiroit kanseri olarak adlandırılıyor.

İyot eksikliğinden obeziteye birçok nedeni var

Tiroit kanseri erkeklere kıyasla kadınlarda 4 kat daha fazla görülüyor. Kadınlarda neden daha sık rastlandığına dair net bir bilgi bulunmamakla birlikte bazı hormonların ve otoimmün hastalıkların etkisi olduğu düşünülüyor. Tiroit kanserinin tek bir sebebi olmamakla beraber, özellikle iyot eksikliği önemli bir etken olduğu için kara lahana gibi iyot eksikliğine yol açabilecek sebzeleri fazla tüketmekten kaçınmak gerekiyor. Ayrıca sağlıksız beslenme, obezite ve tütün ürünlerinin kullanılması da tiroit kanseri riskini artırıyor. Doç. Dr. Mehmet Köstek, çocukluk çağında radyasyon tedavisi gören veya ailesinde tiroit kanseri ya da guatr öyküsü bulunan kişilerin de daha fazla risk altında olduğunu belirtiyor.

Erken dönemde belirti vermeyebiliyor

Tiroit bezinin boyunda, kasların hemen altında yer alması nedeniyle kitle büyümeden dışarıdan fark edilmeyebiliyor veya çevre dokulara yayılmadan belirgin bir bulgu vermeyebiliyor. Bu nedenle hastalık, genellikle başka sebeplerle yapılan incelemelerde veya check-up için başvuran hastalarda tesadüfen teşhis ediliyor. Kanser ilerledikçe hastalar boyunda şişlik, seste çatallanma veya kısıklık gibi ses şikayetleri, nefes darlığı, yutkunma güçlüğü ve boyunda baskı hissi gibi sorunlarla hekime başvurabiliyor. Doç. Dr. Mehmet Köstek, ancak bu belirtiler ortaya çıktıktan sonra tedavi sürecinin zorlaştığını ifade ederek, "Dolayısıyla ileri aşamaya gelmeden önce şüpheli nodüllerin erken dönemde saptanması ve tedavi edilmesi büyük önem taşımaktadır" diye konuştu.

Tanıda biyopsi kritik rol oynuyor

Tiroit nodülünün kötü huylu olup olmadığının belirlenmesinde biyopsi işlemi kritik bir rol oynuyor. Hekiminiz, tiroit ultrasonunda şüpheli tiroit nodülleri tespit ederse, belirli risk bulgularını taşımanız halinde biyopsi planlıyor. Biyopsi sonucunda kanserle uyumlu tanı konulursa kötü huylu dokunun vücuda yayılmadan önce çıkarılması için cerrahi tedavinin planlanması aşamasına geçiliyor.

Ömür boyu ilaç kullanmaya gerek kalmayabiliyor

Tüm kanser türlerinde olduğu gibi tiroit kanserinde de erken tanı ve tedavinin yaşamsal önem taşıdığını anlatan Doç. Dr. Mehmet Köstek, sözlerine şöyle devam etti: "Erken tanı konulan tiroit kanserinde yalnızca tiroit bezinin bir tarafının alınması yeterli olabilmekte ve bu sayede hastaların ömür boyu hormon ilacı kullanma ihtiyacı ortadan kalkabilmektedir. Ameliyat sonrasında 'atom tedavisi' olarak bilinen radyoaktif iyot tedavisine duyulan gereksinim de önemli ölçüde azalmaktadır. İleri evrede ise tiroit bezinin alınmasıyla birlikte lenf bezlerinin de çıkarılması gerekebilmektedir. Bu ameliyatlar çok daha uzun süren ve komplikasyon riski daha yüksek olan ameliyatlardır. Ayrıca ileri evre tiroit kanserinde ömür boyu tiroit ilacı kullanmaya ihtiyaç duyulmaktadır."

Cerrahi yöntemde başarı oranı oldukça yüksek

Erken tanı konulan tiroit kanserinde cerrahi yöntem tedavinin ilk ve önemli basamağını oluşturuyor. Günümüzde tiroit kanseri cerrahisinden son derece başarılı sonuçlar elde ediliyor ve hastaların yaşam süreleri etkilenmeden hayatlarına devam etmeleri sağlanabiliyor. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Köstek, ameliyatın boynun ön kısmında yaklaşık dört santimetrelik bir kesiden gerçekleştirildiğini anlatarak, "Hastalarımız ertesi gün taburcu edilmekte ve 3-4 gün içerisinde normal yaşamlarına dönebilmektedir. Deneyimli cerrahlar tarafından, uygun cerrahi teknikle gerçekleştirilen operasyon sonrası komplikasyon riski ise çok düşüktür" bilgisini verdi.

Otopsiden korkunç gerçek çıktı

Elazığ'ın Karakoçan ilçesinde müstakil bir evde çıkan yangında can verdikleri düşünülen Ağa ve Hayriye Üykü çiftinin otopsisinde sırtlarında kurşun izleri tespit edildi. Altınları çalındıktan sonra delilleri karartmak amacıyla evleri yakılan talihsiz çiftin ölümüyle ilgili 4 şüpheli gözaltına alınırken, acılı oğul Düzgün Üykü, "2 bileziğe, 1 yüzüğe tav olup insanları katledebiliyorlar" sözleriyle isyan etti

11.09.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
Otopsiden korkunç gerçek çıktı
Otopsiden korkunç gerçek çıktı
Elazığ'ın Karakoçan ilçesine bağlı Koçyiğitler köyü Ürünlü mezrasında yaşanan ve ilk etapta kayıtlara "ev yangını faciası" olarak geçen olayın arkasından tüyler ürperten bir çifte cinayet ve yağma çıktı.

İki katlı müstakil evde henüz belirlenemeyen bir nedenle çıkan yangına müdahale eden Karakoçan Belediyesi itfaiye ekipleri, alevleri söndürdükten sonra içeride 7 çocuk sahibi Ağa ve Hayriye Üykü çiftinin cansız bedenlerine ulaştı. Dumandan zehirlenerek öldükleri tahmin edilen yaşlı çiftin cenazeleri, otopsi işlemleri için Fırat Üniversitesi Hastanesi morguna kaldırıldı.

Gerçek otopsi raporuyla ortaya çıktı: Sırtlarından vurulmuşlar!

Morga kaldırılan cenazeler üzerinde yapılan ön otopsi incelemesi, olayın seyrini tamamen değiştirdi. Uzmanların yaptığı incelemede, Ağa ve Hayriye Üykü çiftinin vücutlarında, özellikle de sırt bölgelerinde kurşun izlerine rastlandı. Canilerin, yaşlı çifti silahla vurarak katlettikten sonra cinayete "yangın süsü" vermek ve delilleri yok etmek amacıyla evi ateşe verdikleri belirlendi.

Vahşetin arkasındaki neden: Altın yağması

Cinayet şüphesi üzerine soruşturmayı derinleştiren jandarma ekipleri, evde yaptıkları detaylı aramalarda çarpıcı bir bulguya daha ulaştı. Hayriye Üykü'ye ait olduğu bilinen altın ve bazı değerli ziynet eşyalarının evde olmadığı ve çalındığı saptandı. Sadece 4-5 hanenin yaşadığı tenha mezrada, çiftin gece saatlerinde kapıyı açmış olmasından yola çıkan ekipler, faillerin aileyi tanıyan ya da mezra çevresini iyi bilen en az iki kişi olabileceği ihtimali üzerinde duruyor. Yürütülen çok yönlü teknik ve fiziki takip sonucunda olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen 4 şüpheli gözaltına alındı.

Gözyaşları içinde toprağa verildiler

Otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından yakınları tarafından teslim alınan Ağa ve Hayriye Üykü'nün cenazeleri, Ürünlü mezrasına getirildi. Kılınan cenaze namazının ardından yaşlı çift, köy sakinlerinin ve yakınlarının gözyaşları arasında aile kabristanında yan yana toprağa verildi.

"Biz kaza biliyorken vahşet çıktı: 2 bilezik için can alıyorlar"

Cenaze töreninin ardından metanetini koruyarak açıklamalarda bulunan çiftin oğlu Düzgün Üykü, adaletin yerini bulmasını isteyerek şu yürek yakan ifadeleri kullandı:

"Kimsenin hak etmediği bir ölüm şekli... Para için, pul için can almaya, kıymaya gerek yok. Sonuç olarak insanoğlu nefsine yenik düşebiliyor; 2 bileziğe, 1 yüzüğe tav olup insanları katledebiliyor." (Açıklamanın tam metni için ilgili kaynaklara başvurulabilir).

Jandarma ekiplerinin, cinayetin tüm ortaklarını ve kayıp ziynet eşyalarını ortaya çıkarmak için bölgedeki arama kurtarma köpekleriyle yürüttüğü geniş çaplı soruşturma devam ediyor.

Lüks düğünün ardından çember daralıyor

Sosyal medyada sergilenen kilolarca altın ve lüks yaşamın ardından başlatılan soruşturmada sarsıcı gelişmeler yaşanıyor. "Vanlı Kara Haydar" lakaplı Mehmet Fatih Tançalan'ın tutuklanmasının ardından, 222 milyon liralık gizemli para trafiğini ortaya çıkaran MASAK raporu dosyaya girdi. Soruşturma kapsamında kayınvalide gözaltına alınırken, sosyal medya fenomeni gelin Çağla Öz Tançalan'ın firari olarak arandığı bildirildi

11.09.2026 17:30:00
Haber Merkezi
 
Lüks düğünün ardından çember daralıyor
Lüks düğünün ardından çember daralıyor
Kamuoyunda "Vanlı Kara Haydar" ismiyle tanınan Mehmet Fatih Tançalan ile sosyal medya fenomeni eşi Çağla Öz Tançalan'ın geçtiğimiz pazar günü Van'da gerçekleştirdiği şatafatlı düğün, adli makamları harekete geçirdi. Geline takılan kilolarca altın ve lüks yaşam paylaşımlarının ardından, Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada çember giderek daralıyor.

"Devleti aşağılama" (TCK 301) ve "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" suçlamalarıyla gözaltına alınan Mehmet Fatih Tançalan çıkarıldığı nöbetçi mahkemece tutuklanırken, firari durumdaki eşi Çağla Öz için yakalama kararı çıkarıldı. Soruşturmanın son dalgasında ise kayınvalide İstanbul'da yakalandı.

74 bin liralık gelire karşılık 222 milyon liralık trafik!

Soruşturma kapsamında Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından hazırlanan rapor, çiftin paravan olduğu değerlendirilen finansal ağını gözler önüne serdi. Raporda öne çıkan çarpıcı detaylar şunlar oldu:

Gelir Uyumsuzluğu: Mehmet Fatih Tançalan'ın 2020 yılından itibaren resmi kayıtlardaki toplam ticari kâr beyanının sadece 74 bin 281 TL olduğu görüldü. SSK kaydı bulunmasına rağmen prime esas kazanç bilgisine rastlanmadı.

Devasa Banka Hareketleri: Çiftin resmi gelirleriyle tamamen çelişen bir servet artışı tespit edildi. Mehmet Fatih Tançalan'ın banka hesaplarında yaklaşık 115 milyon TL, eşi Çağla Öz Tançalan'ın hesaplarında ise 107 milyon TL'yi aşkın para hareketi belirlendi. Çiftin toplam banka transfer trafiği 222 milyon TL'yi aştı.

Lüks Araçlar: Çiftin üzerine kayıtlı, mali profilleriyle uyuşmayan çok sayıda ultra lüks otomobilin alım, satım ve devir işlemleri mercek altına alındı.

"Altınlar emanet, Dubai'den kazanıyorum" savunması çöktü

Mehmet Fatih Tançalan ifadesinde, düğünde sergilenen ve milyonlarca lira değerinde olan takıların, kuyumcudan reklam amaçlı "emanet" alındığını iddia etmişti. Ancak MASAK raporunda yer alan kuyumcu faturası, takıların bir kısmının doğrudan satıldığını kanıtlayarak bu savunmayı çürüttü.

Tançalan'ın, paranın kaynağını Dubai üzerinden yürütülen "mail order" ticaretine dayandırma çabası da boşa çıktı. İncelemelerde, yurt dışından çiftin hesaplarına yasal finansal kanallar aracılığıyla gelen herhangi bir fon transferine rastlanmadığı açıklandı.

Fenomen gelin firarda, annesi gözaltında!

Operasyonun ardından sosyal medya hesaplarını aniden kapatarak sessizliğe bürünen fenomen gelin Çağla Öz Tançalan, hakkında verilen gözaltı kararına rağmen henüz yakalanamadı ve polis ekiplerince her yerde aranıyor.

Buna karşın, MASAK raporunda şüpheli para hareketlerinde rolleri olduğu belirlenen isimlere yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda, Çağla Öz'ün annesi N.O. İstanbul'da, şüphelilerden M.S.T. ise Van'ın Muradiye ilçesinde gözaltına alındı.

Kabarık suç dosyası ve şok iddialar

Tutuklanan Mehmet Fatih Tançalan'ın UYAP adli sicil taramasında 37 ayrı soruşturma ve 20 kovuşturma kaydı olduğu belirlendi. Öte yandan, ünlü sanatçı Ferdi Tayfur'un damadı Muhammet Aydın da Tançalan'ın tutuklanmasının ardından şok bir iddiada bulunarak, "Vanlı Kara Haydar yaklaşık bir ay önce benim iş yerime çökmeye çalıştı, elimde tüm yazışma ve mesaj kayıtları var" açıklamasını yaptı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek de konuya ilişkin yaptığı resmi açıklamada net bir mesaj vererek, "Sanal şöhret, suçun ve suç gelirlerinin gizlenmesine perde olamayacaktır" ifadelerini kullandı. Van Cumhuriyet Başsavcılığı'nın geniş çaplı kara para aklama soruşturması çok yönlü olarak devam ediyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.