Turistik Doğu Ekspresi seferlerine başladı
Sonuçta Turistik Doğu Ekspresi, bir projeden çok bir fark edişin ürünüdür. İnsanların hızdan yorulduğunu, yolun kendisini özlediğini anlayan bir bakışın sonucudur. Raylar hep oradaydı; değişen şey, o raylara bakma biçimimiz oldu.
25.12.2025 18:49:00
Bayram ÇOŞGUN
Bayram ÇOŞGUN





Turistik Doğu Ekspresi'nin ortaya çıkışı, aslında modern dünyanın unuttuğu bir ihtiyacın fark edilmesiyle başladı: yavaşlamak. Uzun yıllar boyunca Doğu Ekspresi, öğrencilerin, askerlerin ve memleket yolcularının treniydi. Saatler süren yolculuklar bir zorunluluktu; manzaralar ise çoğu zaman fark edilmeden geçip giderdi. Ancak bir noktada bu uzun yol, bir külfet olmaktan çıkıp bir deneyime dönüşmeye başladı.
Sosyal medyada paylaşılan kar manzaraları, buharlı pencereler ve rayların arasından süzülen gün doğumları, Doğu Ekspresi'ni beklenmedik biçimde popülerleştirdi. İnsanlar trenle gitmenin sadece "ucuz" değil, aynı zamanda "anlamlı" bir yolculuk olduğunu yeniden keşfetti. Bu ilgi, sıradan bir ulaşım hattının taşıyabileceğinden çok daha büyük bir talep yarattı. İşte tam bu noktada, klasik Doğu Ekspresi'nin ruhunu koruyup ona yeni bir kimlik kazandırma fikri doğdu.
Turistik Doğu Ekspresi, bu talebin bilinçli bir karşılığı olarak tasarlandı. Amaç sadece yolcu taşımak değil; Doğu Anadolu'nun doğasını, tarihini ve kültürünü yolculuğun aktif bir parçası hâline getirmekti. Bu yüzden seferler seyrekleştirildi, yataklı vagonlar tercih edildi ve en önemlisi, bazı şehirlerde uzun molalar planlandı. Tren artık duraklardan sadece geçmiyor, duruyor ve yolcusunu şehre davet ediyordu.
Bu yeni tren anlayışı, demiryolunu turizmin merkezine yerleştirdi. Erzurum'da sokaklara çıkan yolcular, Erzincan'da çay içen gezginler, Kars'a varmadan önce zaten Doğu'yla bağ kurmuş oluyordu. Turistik Doğu Ekspresi böylece bir "varış treni" değil, başlı başına bir "yolculuk fikri" hâline geldi.
Sosyal medyada paylaşılan kar manzaraları, buharlı pencereler ve rayların arasından süzülen gün doğumları, Doğu Ekspresi'ni beklenmedik biçimde popülerleştirdi. İnsanlar trenle gitmenin sadece "ucuz" değil, aynı zamanda "anlamlı" bir yolculuk olduğunu yeniden keşfetti. Bu ilgi, sıradan bir ulaşım hattının taşıyabileceğinden çok daha büyük bir talep yarattı. İşte tam bu noktada, klasik Doğu Ekspresi'nin ruhunu koruyup ona yeni bir kimlik kazandırma fikri doğdu.
Turistik Doğu Ekspresi, bu talebin bilinçli bir karşılığı olarak tasarlandı. Amaç sadece yolcu taşımak değil; Doğu Anadolu'nun doğasını, tarihini ve kültürünü yolculuğun aktif bir parçası hâline getirmekti. Bu yüzden seferler seyrekleştirildi, yataklı vagonlar tercih edildi ve en önemlisi, bazı şehirlerde uzun molalar planlandı. Tren artık duraklardan sadece geçmiyor, duruyor ve yolcusunu şehre davet ediyordu.
Bu yeni tren anlayışı, demiryolunu turizmin merkezine yerleştirdi. Erzurum'da sokaklara çıkan yolcular, Erzincan'da çay içen gezginler, Kars'a varmadan önce zaten Doğu'yla bağ kurmuş oluyordu. Turistik Doğu Ekspresi böylece bir "varış treni" değil, başlı başına bir "yolculuk fikri" hâline geldi.





























































































