logo
12 MAYIS 2026

Türk imamdan ABD'ye dava

19.04.2002 00:00:00
11 Eylül olaylarından sonra yabancı uyruklulara karşı başlatılan operasyonlar çerçevesinde ABD'de tutuklanan İbrahim Türkmen adlı Türk imam, kendisine etnik ve dinsel ayırımcılık yapıldığı gerekçesiyle ABD Adalet Bakanı John Ashcroft ve FBI Başkanı Robert Mueller aleyhine New York'ta federal mahkemeye dava açtı

11 Eylül'ün ardından ABD'de Müslümanlara karşı estirilen 'terör dalgası'na karşı ilk dava bir Türk tarafından açıldı. İbrahim Türkmen adlı Türk imamın 4 Ekim 2000 tarihinde 6 aylık turist vizesiyle Amerika'ya geldiği ve vizesi 4 Nisan 2001 tarihinde sona erdikten sonra da bu ülkede kalarak çalışmaya karar verdiği öğrenildi. Türkmen'in kazandığı parayı eşi ile 4 kızına yolladığı bildiriliyor. Türkmen'in 13 Ekim 2001 tarihinde hiçbir gerekçe gösterilmeksizin tutuklandığı, 1 hafta sonra da vize süresini aşmakla suçlandığı ifade edildi.

2 dava arkadaşı daha varTürkmen ile birlikte, tutuklu olan Pakistan uyruklu Asif-ur-Rahman Safi ve Fransız vatandaşı Seyid Emced el Cefri de dava açtılar. 3 Müslüman mağdur, Ashcroft ve Mueller'den belirtilmeyen miktarda tazminat talep ediyorlar. Dava dilekçesinde, sanıklara yapılan kötü muamelenin, ABD anayasası ile uluslararası hukuka aykırı olduğu da kaydedildi.

Söz konusu kişiler, terör örgütleriyle ilişkileri olmadığı halde, 11 Eylül'den sonra Amerikan Göç ve Muhaceret Dairesi (INS) ile FBI tarafından ortak yürütülen operasyonlar çerçevesinde haksız yere tutuklanarak hapse atıldıklarını dile getiriyorlar. Türkmen ile birlikte diğer 2 mağdur Müslüman, hapishanede dövüldüklerini ve kötü muameleye maruz kaldıklarını da bildirdiler.

Türkmen ve diğer 2 tutuklu Müslüman mağdur ile aynı konumda bulunan başka mağdurların da da bu davaya katılabilecekleri bildiriliyor. Avukatlar, yaklaşık 87 kişinin benzer durumda olduğunu ifade ediyorlar.

Sınırdışı edilmeye razılarResmi kaynakların verdiği bilgiye göre, 11 Eylül olaylarından sonra INS ve FBI 1000'den fazla Müslüman'ı gözaltına aldı ve bunların 327'si halen tutuklu.

İbrahim Türkmen ve diğer 2 sanığın sınırdışı edilmeyi kabul ettikleri, ancak Amerikan makamlarının, "soruşturma tamamlanmadı'' gerekçesiyle bunları hapiste tutmaya devam ettikleri de ortaya çıktı. Amerikan soysuzluğu ile karşı karşıya bulunan Türkmen ve diğer 2 mağdurun mahkemeye verdikleri dilekçede, "resmi yetkililerin kendilerini yasal süreden çok daha uzun bir zamandır cezaevinde tuttuğu'' kaydedildi.

Yetkililerin, mağdurların terör örgütleriyle bağlantıları olup olmadığını araştırdıkları, ancak bu konuda ortada kanıt olmadığı belirtiliyor. Dilekçede, "suçu kanıtlanmayan kişinin masum kabul edilmesi kuralı ihlal edilerek bizlere, masumiyetimiz ispatlanana kadar suçlu muamelesi yapılmaktadır'' görüşüne yer verildi.

ABD'de insanlık zaten ölmüştü, şimdi de defnedildiMüslüman mağdurların cezaevinde küçük ve penceresiz hücrelerde tutuldukları ve hücreden her çıkarılışlarında en mahrem yerlerine kadar arandıkları dilekçede vurgulandı. Müslümanların dinsel vecibelerini yerine getirmelerine izin verilmediği de belirtiliyor.

Heybeliada Ruhban Okulu açılmamalı

Bartholomeos Atina’da Heybeliada Ruhban Okulu’nu açma provokasyonu yaparken, hükümetin “diyalog” ve “jest” politikası millî egemenliğimizi etkiliyor. Türkiye, Lozan’a aykırı bu ekümenik tehdide boyun eğmemeli; Ruhban Okulu kapalı kalmalı 

12.05.2026 12:10:00
Eyüp Kabil
Heybeliada Ruhban Okulu açılmamalı
Heybeliada Ruhban Okulu açılmamalı
Atina'da resmi bir ziyaret sırasında Yunan Parlamentosu'nda ve 35. patriklik yıl dönümü töreninde konuşan Fener Rum Patriği Bartholomeos, Heybeliada Ruhban Okulu'nun Eylül ayında "görkemli bir açılış"la faaliyete geçeceğini iddia etti.

Yenileme çalışmalarının tamamlanmak üzere olduğunu belirten Bartholomeos, bu açıklamasıyla bir kez daha Türkiye'nin iç işlerine müdahale eden, Lozan Antlaşması'na aykırı ve millî egemenliğimizi hiçe sayan bir tutum sergiledi.

Bu sözler, Yunanistan'da büyük heyecan yaratırken, Türkiye'de haklı bir tepkiyle karşılandı. Heybeliada Ruhban Okulu, 1971 yılında Türk hukukuna göre kapatılmış bir kurumdur. Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenlik alanı içinde bulunan bu okulun statüsü, azınlık hakları kisvesi altında yabancı bir dinî merkezin eğitim faaliyetine dönüştürülmek istenmesi, açık bir millî güvenlik ve egemenlik meselesidir. Okulun açılması, Fener Rum Patrikhanesi'nin "ekümenik" iddialarını güçlendirerek, Türkiye'deki Rum cemaatinin ötesinde küresel bir Ortodoks merkezi haline gelmesine zemin hazırlayacaktır. Bu da, tarih boyunca defalarca görüldüğü üzere, dış güçlerin Türkiye'ye karşı kullandığı bir araçtır.

Sadece bir açılış duyurusu değil

Bartholomeos'un Atina'da yaptığı konuşma, sadece bir "açılış duyurusu" değil, aynı zamanda Yunanistan'la ortak bir gündem oluşturma ve uluslararası kamuoyunu Türkiye'ye karşı mobilize etme çabasıdır. Patriğin "barış, insan hakları ve dinler arası diyalog" gibi genel geçer ifadeleri arkasına sığınarak Türkiye'yi "dini özgürlükleri engellemekle" suçlama taktiği, klasik bir dış propaganda yöntemidir. Oysa gerçek şudur: Türkiye, azınlıklara yönelik en geniş hakları sağlayan ülkelerden biridir. Ancak bu haklar, Türk devletinin üniter yapısını ve millî güvenliğini tehdit edecek şekilde istismar edilemez.

Heybeliada Ruhban Okulu'nun kapalı kalması, Türkiye'nin egemenlik hakkıdır. Okulun yeniden açılması, patrikhanenin siyasi emellerini besleyecek, yabancı ajanlık faaliyetlerine kapı aralayacak ve Lozan'ın ruhuna aykırıdır. Türkiye, kendi topraklarında bir "Vatikan benzeri" dinî devletin filizlenmesine izin vermemelidir.

Patrikhane'nin istihbarat bağlantıları göz ardı edilmemeli

Hükümetin tutumu ise eleştiriyi hak ediyor. Uzun yıllardır "yeniden açacağız, diyalogla çözeceğiz, AB ve ABD'ye jest yapacağız" yaklaşımı, millî çıkarlar karşısında yetersiz ve tehlikeli bir uzlaşmacılıktır.

Erdoğan'ın geçmişte "çalışıyoruz" açıklamaları ve son dönemde hızlanan restorasyon izinleri, Bartholomeos'a cesaret vermiştir. İktidar, "yumuşak güç" ve "komşularla iyi ilişkiler" adına stratejik tavizler verirken, Patrikhane'nin siyasi emellerini ve yabancı istihbarat bağlantılarını göz ardı etmemelidir. Bu yaklaşım, Lozan'ın ruhuna aykırıdır ve Türkiye'yi "Vatikan benzeri" bir yapının gölgesinde bırakma riski taşımaktadır. Millî güvenlik meselelerinde "diyalog" bahanesiyle adım atmak, uzun vadede egemenlik kaybına yol açar.

Heybeliada Ruhban Okulu'nun kapalı kalması, Türkiye Cumhuriyeti'nin vazgeçilmez egemenlik hakkıdır. Bartholomeos'un Atina'daki gövde gösterisi ve hükümetin yumuşak tutumu, bu gerçeği değiştirmez. Türkiye, kendi topraklarında dinî bir "devlet içinde devlet" oluşumuna izin vermemeli.

33 ilde FETÖ operasyonu: 69 gözaltı

İçişleri Bakanlığı, jandarma ekiplerince FETÖ terör örgütüne yönelik 33 ilde düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 69 şüpheliden 43'nün tutuklandığını bildirdi

12.05.2026 11:47:00 / Güncelleme: 12.05.2026 14:06:54
İhlas Haber Ajansı
33 ilde FETÖ operasyonu: 69 gözaltı
33 ilde FETÖ operasyonu: 69 gözaltı
Bakanlıktan operasyonlarla ilgili yapılan açıklamada, "Jandarma Genel Komutanlığı Terörle Mücadele (TEM) Daire Başkanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde İl Jandarma Komutanlıklarınca 33 ilde FETÖ'ye yönelik düzenlenen operasyonlarda 69 şüpheli yakalandı.

Şüphelilerden 43'ü tutuklandı. 7'si hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğerlerinin işlemleri devam ediyor. Yakalanan şüphelilerin; terör örgütünün güncel yapılanması içerisinde faaliyet yürüttükleri, örgüt içerisinde sorumlu şahıslar ile irtibatta bulundukları, terör örgütüyle iltisaklı sözde yardım kuruluşlarına finans sağladıkları, sosyal medya hesapları üzerinden terör örgütü propagandası yaptıkları ve yurt dışına kaçma girişiminde bulundukları tespit edildi" ifadeleri yer aldı.

16 ilde DEAŞ'ı fonlayan 43 şüpheli yakalandı

Terör örgütü DEAŞ'a yönelik İstanbul merkezli 16 ilde düzenlenen operasyonda, örgüte para aktardıkları tespit edilen 43 şüpheli yakalandı

12.05.2026 10:39:00
İhlas Haber Ajansı
16 ilde DEAŞ'ı fonlayan 43 şüpheli yakalandı
16 ilde DEAŞ'ı fonlayan 43 şüpheli yakalandı
Terör örgütü DEAŞ'a yönelik İstanbul merkezli 16 ilde düzenlenen operasyonda, örgüte para aktardıkları tespit edilen 43 şüpheli yakalandı. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından yapılan incelemede, DEAŞ ile iltisaklı olduğu değerlendirilen kripto cüzdan adreslerinin, örgüt bağlantılı Telegram kanalları üzerinden para toplama faaliyetlerinde kullanıldığı, elde edilen fonların soğuk cüzdanlara aktarılarak takibinin zorlaştırıldığı anlaşıldı.

Edinilen bilgilere göre, İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, küresel terör örgütü DEAŞ'a yönelik büyük çaplı çalışma gerçekleştirdi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmaya dayanarak harekete geçen terör polisi, terörizmin finansmanına yönelik faaliyetlerin tespiti ve deşifre edilmesine ilişkin gerçekleştirilen çalışmalarda, DEAŞ'ın para trafiğini deşifre etti.

Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı (MASAK) tarafından yapılan incelemede, DEAŞ ile iltisaklı olduğu değerlendirilen kripto cüzdan adreslerinin, örgüt bağlantılı Telegram kanalları üzerinden para toplama faaliyetlerinde kullanıldığı, elde edilen fonların soğuk cüzdanlara aktarılarak takibinin zorlaştırıldığı anlaşıldı.

Açık kaynak ve MASAK verilerinde, söz konusu kripto cüzdan adreslerinin terörizmin finansmanı kapsamında kullanıldığı tespit edilirken, 2021-2025 yılları arasında yaklaşık 170 bin dolar fon toplandığı ve bu paraların DEAŞ mensuplarına aktarıldığı belirlendi. Ayrıca tespit edilen şüphelilerin, terör örgütleri kapsamında adli işlem kaydı bulunan şahıslarla para transfer ilişkisi olduğu da anlaşıldı.

Yapılan teknik ve fiziki takibin ardından belirlenen kişilerin yakalanması için operasyonun düğmesine basıldı.

Bu sabah İstanbul merkezli olarak Ankara, Antalya, Bilecik, Bursa, Hatay, İzmir, Kayseri, Kilis, Konya, Malatya, Mersin, Sakarya, Şanlıurfa, Trabzon ve Van illerini de kapsayan toplam 16 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonda 43 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüphelilerin üzerlerinde ve ikametlerinde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyal ele geçirilerek muhafaza altına alındı.

Gözaltına alınan 43 şüpheli sorgulanmak üzere İstanbul TEM Şube'ye götürüldü. Zanlılar hakkında yürütülen tahkikat işlemleri devam ediyor.

Virüs salgına dönüşür mü?


 
Hantavirüs görülen kruvaziyer gemisinin yolcu ve mürettebatını taşıyan uçaklar Hollanda'da Eindhoven Havalimanı’na indi. Uçakları karşılayan görevliler özel koruma kıyafetleri giydi. Yolcular karantinaya alındı. Benzer görüntüler 6 yıl önce Covid-19 salgınında yaşanmıştı. 

12.05.2026 06:45:00
HABER MERKEZİ/AA
Virüs salgına dönüşür mü?
Virüs salgına dönüşür mü?

Hantavirüs görülen kruvaziyer gemisinin yolcu ve mürettebatını taşıyan uçaklar Hollanda'da Eindhoven Havalimanı'na indi







Hantavirüs görülen MV Hondius kruvaziyer gemisinin yolcu ve mürettebatını taşıyan uçakların çevresinde, Eindhoven Havalimanı'nda koruyucu kıyafetli ekipler hazır bulundu.
Hantavirüs vakalarının olduğu yolcu gemisi MV Hondius da İspanya'nın Tenerife kentinden ayrılarak Rotterdam'a hareket etmişti.







Gemiden tahliye edilerek Madrid'e getirilen 14 İspanyol yolcudan birinin PCR hantavirüs testi pozitif çıktı.







Fransa'da 13 kişi hantavirüs nedeniyle karantinada tutuluyor. İtalya'da da 4 kişi Hantavirüs şüphesiyle tedbiren karantinada tutuluyor. "MV Hondius" gemisinden tahliye edilen Fransa ve ABD vatandaşı iki kişinin hantavirüs testleri pozitif çıkmıştı.







Avrupa Birliği (AB) Komisyonu sözcülerinden Eva Hrncirova, hantavirüs vakalarının tespit edildiği "MV Hondius" gemisindeki vatandaşların üye ülkelere dönüşü için Birliğin Sivil Koruma Mekanizması aracılığıyla 4 uçuş gerçekleştirildiğini bildirdi.









Dünya Sağlık Örgütü, hantavirüste küresel bir risk olmadığını açıklamıştı.

Hantavirüsün merkezi gemi dümeni Hollanda'ya kırdı


 
Hantavirüs vakalarının olduğu yolcu gemisi İspanya'ya ait Atlas Okyanusu'nda bulunan Kanarya Adaları'ndaki Tenerife kentinden ayrılarak Hollanda'nın Rotterdam kentine hareket etti. Tahliyeye katılan herkes koruma kıyafeti giydi. Bu durum Covid-19 dönemindeki tahliyeleri hatırlattı. 

12.05.2026 05:52:00 / Güncelleme: 12.05.2026 06:00:14
HABER MERKEZİ/AA
Hantavirüsün merkezi gemi dümeni Hollanda'ya kırdı
Hantavirüsün merkezi gemi dümeni Hollanda'ya kırdı

Hantavirüs vakalarının olduğu yolcu gemisi İspanya'ya ait Atlas Okyanusu'nda bulunan Kanarya Adaları'ndaki Tenerife kentinden ayrılarak Hollanda'nın Rotterdam kentine hareket etti

İki gündür Tenerife'de liman girişinde demir atarak bekleyen MV Hondius, kötü hava şartları sebebiyle son yolcuların karaya çıkartılmasında kolaylık olması açısından Sahil Güvenlik kurumunun tavsiyesiyle kısa süreliğine limana yanaştırıldı.

Tahliye operasyonuna katılan tüm askeri, sivil personel ve yolculara olası bir virüs bulaşma riskine karşı koruma kıyafetleri giydirildi.

Gemi Hollandalı şirkete ait...

Muhittin Böcek'in gelini Zuhal Böcek ek ifade verdi

Yolsuzluk soruşturmasında tutuklanan Muhittin Böcek'in gelini Zuhal Böcek, etkin pişmanlıktan yararlanmak için savcılığa ek ifade verdi. Şüpheli mal varlığı ve tartışmalı mesajlara dair detaylı beyanda bulunan Böcek'in ifadeleri davanın seyrini değiştirebilir

11.05.2026 19:20:00
Haber Merkezi
Muhittin Böcek'in gelini Zuhal Böcek ek ifade verdi
Muhittin Böcek'in gelini Zuhal Böcek ek ifade verdi
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'in gelini Zuhal Böcek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından yürütülen yolsuzluk ve rüşvet soruşturması kapsamında bugün ek ifade verdi.

"Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" suçlamasıyla daha önce tutuklanan Zuhal Böcek'in, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak amacıyla başvuru yaptığı ve bu kapsamda detaylı beyanlarda bulunduğu öğrenildi.

Soruşturma sürecindeki kritik gelişmeler

Zuhal Böcek, eşi Gökhan Böcek ve kayınpederi Muhittin Böcek'in ardından etkin pişmanlıktan yararlanmak için savcılığa ek ifade verdi.

Önceki ifadelerinde, eşine attığı "belediye araçlarıyla kokain taşıma" ve "75 milyon lira aklama" içerikli mesajları "eşini korkutmak amacıyla" yazdığını iddia etmişti. Yeni ifadesinde bu konulara dair daha somut bilgiler verip vermediği gizlilik kararı nedeniyle henüz netleşmedi.

Zuhal Böcek'e, satın aldığı milyonluk daireler ve banka hesaplarındaki şüpheli para hareketleri soruldu. Böcek, bu birikimlerin aile desteği ve araç satışı ile yapıldığını savunmuştu. Önceki beyanlarında, Muhittin Böcek'in adaylık süreci için para verdiği yönündeki söylentileri duyduğunu ancak somut bir bilgisinin olmadığını ifade etmişti.

Soruşturma kapsamında Muhittin Böcek, oğlu Gökhan Böcek ve gelini Zuhal Böcek'in mal varlıklarına el konulmuş durumda. Savcılığın, alınan bu yeni ifadeler doğrultusunda soruşturmayı derinleştirmesi bekleniyor.

41 sanıklı iddianame

Toplam 41 kişinin yargılandığı davada, Muhittin Böcek ve oğlu Mustafa Gökhan Böcek "icbar suretiyle irtikap", "mal varlığı değerlerini aklama" ve "nüfuz ticareti" ile suçlanıyor. Eski Emniyet Müdürü İlker Arslan'ın da aralarında bulunduğu diğer sanıklar arasında belediye personeli ve iş insanları yer alıyor.

702 sayfalık iddianamedeki öne çıkan iddialar şunlardır:

• Sanıkların toplam 258 milyon TL değerindeki mal varlığına el konuldu.

• Zuhal Böcek'in lüks araç ve gayrimenkul alımları, Gökhan Böcek'in 1 milyon Euro'luk para transferi iddiaları ve kişisel harcamalar dosyaya yansıdı.

• Zuhal Böcek'in, belediye araçlarıyla suç unsuru taşındığına dair mesajlarının delil olarak sunulduğu, ancak bunları eşini korkutmak için yazdığını savunduğu belirtilmekte.

"Casusluk" davasının ilk duruşması sona erdi

"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davası kapsamında tutuklanmasının ardından İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu ile Hüseyin Gün, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ hakkında "casusluk" suçundan 20'şer yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın ilk duruşması tamamlandı

11.05.2026 17:46:00 / Güncelleme: 11.05.2026 18:33:23
Anadolu Ajansı
"Casusluk" davasının ilk duruşması sona erdi
"Casusluk" davasının ilk duruşması sona erdi

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki salonda yapılan duruşmada, savunması alınan İmamoğlu'na çapraz sorgu yapıldı.

Mahkeme başkanı, İmamoğlu'na, "İddianamede, Hüseyin Gün'ün internet ortamına sızdırılmış verilerden analiz yaptırdığı, Necati Özkan aracılığıyla size bu verilerle ilgili tavsiyelerde bulunduğu iddia ediliyor. Böyle bir şey oldu mu, sizin bundan haberiniz var mıydı olduysa'" sorusunu yöneltti.

Bunun üzerine İmamoğlu, "Necati Bey'le birlikte 4 seçim kazandık. Cumhurbaşkanlığı kampanyasında da beraber çalışıyorduk. Hiçbir sohbetimizde, çalışmamızda kendi sentezleyip bize aktarmış olduğu sunuşların dışında, işte 'Şu şunun ifadesidir, şu şunun göstergesidir, şu bunun şeysidir.' diye bir şey dinlemediğim gibi ben Hüseyin Gün ismini ilk defa burada hücrede yatarken, o ismin tutuklandığını ve bir itirafçılıkla benim hakkımda konuşturulduğunu duydum. Öyle bir diyaloğumuz olmadı." cevabını verdi.

Daha sonra duruşmada, Ekrem İmamoğlu'nun avukatlarının beyanları dinlendi.

Duruşma, tutuklu sanıklar Merdan Yanardağ ile Necati Özkan'ın savunmasının alınması için yarına ertelendi. 

Türk yolcuların testleri negatif çıktı

Sağlık Bakanlığı, Hollanda bandıralı MV Hondius yolcu gemisinde hantavirüs vakalarının tespit edildiği salgında bulunan üç Türk vatandaşının test sonuçlarının negatif olduğunu açıkladı. Üç vatandaş, önerilen süre boyunca karantinada tutulacak

11.05.2026 17:40:00
Haber Merkezi
Türk yolcuların testleri negatif çıktı
Türk yolcuların testleri negatif çıktı
Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan resmi açıklamada, "Üç vatandaşımızın sonuçlarının negatif olduğu saptanmış olup, önerilen süre boyunca karantinada tutulacaklardır" denildi. Bu gelişme, gemideki tahliye operasyonunun ardından kamuoyunda büyük ilgi gören konuya dair önemli bir rahatlama sağladı.

Hollanda bayraklı MV Hondius gemisi, Nisan 2026'da Arjantin'in Ushuaia limanından ayrılarak Güney Atlantik'te seyir halindeyken hantavirüs salgınıyla gündeme geldi. Gemideki vakalar, bir yolcunun solunum yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetmesiyle ortaya çıktı. Şu ana kadar gemide 8 kişi hastalandı ve 3 kişi hayatını kaybetti. Virüs, genellikle kemirgenlerin idrar, dışkı veya salyasıyla temas yoluyla bulaşıyor; ancak nadir de olsa sınırlı insandan insana bulaşma riski tartışılıyor.

Gemide 23 ülkeden yaklaşık 147 yolcu ve mürettebat bulunuyordu. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve ilgili ülkelerin sağlık otoriteleri koordinasyonunda tahliye operasyonları başlatıldı. Yolcular, İspanya'nın Tenerife adasındaki Granadilla de Abona limanına getirilerek ülkelerine gönderiliyor. Tahliye sırasında bazı ülkelerin vatandaşlarında pozitif vakalar tespit edildi; örneğin Fransa ve ABD'den tahliye edilenlerde pozitif sonuçlar raporlandı.

Türk vatandaşlarının durumu

Sağlık Bakanlığı, 8 Mayıs 2026 tarihli ilk açıklamasında Türkiye'de henüz pozitif hantavirüs vakası tespit edilmediğini vurgulamıştı. 9 Mayıs'ta ise gemideki üç Türk vatandaşının 10 Mayıs'ta (dün) Türkiye'ye getirileceği duyuruldu. Bakanlık, bu vatandaşlarda herhangi bir semptom veya hastalık bulgusu olmadığını belirtmişti.

Bugün yapılan son açıklamada test sonuçlarının negatif çıktığı teyit edildi. Üç Türk vatandaşı, İstanbul'a ulaştıktan sonra Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda evlerinde veya belirlenen izolasyon noktalarında karantinaya alındı. Karantina süresi, uluslararası protokollere ve Bakanlığın risk değerlendirmesine göre belirlenecek.

Bakanlık yetkilileri, sürecin uluslararası otoritelerle eş güdüm içinde titizlikle yürütüldüğünü ve kamuoyunun yalnızca resmi açıklamalara itibar etmesi gerektiğini hatırlattı.

Hantavirüs hakkında bilinmesi gerekenler

Hantavirüs enfeksiyonları, solunum yoluyla veya temasla bulaşabilen ciddi bir hastalık. Belirtileri arasında ateş, kas ağrıları, baş ağrısı ve ilerleyen aşamalarda solunum yetmezliği yer alıyor. Erken müdahale kritik önem taşıyor. Türkiye'de rutin olarak izlenen bulaşıcı hastalıklar arasında yer alıyor ancak bu tür gemisel salgınlar nadir görülüyor.

Uzmanlar, yolcuların ve yakınlarının hijyen kurallarına uyması, semptom durumunda hemen sağlık kurumlarına başvurması konusunda uyarıyor. DSÖ, olayın kontrol altında olduğunu belirtiyor; ancak izleme devam ediyor.

Rehin alınan taksicinin cesur müdahalesi kamerada

Ticari taksi şoförünü rehin alan silahlı şahsın polis ekiplerine ateş açarak uzun süre direndiği olayda yeni görüntüler ortaya çıktı. İlçede başlayan kovalamacanın şehir merkezinde sona erdiği olayda taksicinin soğukkanlı müdahalesi araç içi kamerasına yansıdı 

11.05.2026 15:30:00
Haber Merkezi
Rehin alınan taksicinin cesur müdahalesi kamerada
Rehin alınan taksicinin cesur müdahalesi kamerada
Gaziantep'te kız arkadaşıyla birlikte ticari taksi şoförünü rehin alan silahlı şahsın polis ekiplerine ateş açarak uzun süre direndiği olayda yeni görüntüler ortaya çıktı. İlçede başlayan kovalamacanın şehir merkezinde sona erdiği olayda taksicinin soğukkanlı müdahalesi araç içi kamerasına yansıdı.

Olay, öğleden sonra Araban ilçesinde yaşandı. İddiaya göre, Semih Ç. (31) ve kız arkadaşı olduğu iddia edilen Gülbahar Y. (36), silahla ticari taksi sürücüsünü rehin alarak araçla kaçmaya başladı. İhbar üzerine harekete geçen polis ekipleri, şüphelilerin bulunduğu taksiyi takibe aldı. İlçeden başlayan kovalamaca, Gaziantep şehir merkezine kadar sürdü.

Kaçış sırasında polis ekiplerine silahla ateş açan şüpheli, uzun süre teslim olmamak için direndi. Şehir merkezinde durdurulan araç çevresinde geniş güvenlik önlemi alınırken, olay anları vatandaşların cep telefonu kameraları ile ticari takside bulunan araç içi kameraya yansıdı.

Rehin şoförün soğukkanlı müdahalesiyle yakalandı

Ortaya çıkan araç içi görüntülerinde ise taksi şoförünün şüpheliyi etkisiz hale getirmek için müdahalede bulunduğu, aracın kapısını açarak polis ekiplerinin şüpheliyi araçtan almasına yardımcı olduğu anlar yer aldı.

Olayın ardından gözaltına alınan zanlının işlemleri sürüyor

Akbelen direnişçisi 42 gün sonra tahliye edildi

Akbelen Ormanı’nı korumak için 31 Mart’tan beri tutuklu bulunan 25 yaşındaki yaşam savunucusu Esra Işık, Danıştay’ın acele kamulaştırma kararına ilişkin yürütmeyi durdurma hükmü sonrası 42 günün ardından bugün tahliye edildi 

11.05.2026 15:05:00
Haber Merkezi
Akbelen direnişçisi 42 gün sonra tahliye edildi
Akbelen direnişçisi 42 gün sonra tahliye edildi
Muğla'nın Milas ilçesine bağlı İkizköy'de Akbelen Ormanı ve tarım arazilerini korumak için verdiği mücadeleyle tanınan 25 yaşındaki yaşam savunucusu Esra Işık, bugün tahliye edildi.

31 Mart 2026'da acele kamulaştırma sürecine karşı düzenlenen protestolar sırasında gözaltına alınan ve "görevi yaptırmamak için direnme" suçlamasıyla tutuklanan Işık, yaklaşık 42 gündür Şakran Cezaevi'nde tutuluyordu. 28 Nisan'da Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki ilk duruşmada tahliye talebi reddedilmiş, dava 1 Haziran'a ertelenmişti.

Danıştay'ın acele kamulaştırma kararına ilişkin yürütmeyi durdurma kararı vermesinin ardından avukatları, tutukluluk incelemesinin duruşmalı yapılmasını ve Işık'ın derhal tahliyesini talep etmişti. Bu gelişme üzerine bugün tahliye kararı çıktı.

Ailenin açıklaması

Tahliye haberi üzerine Akbelen direnişçileri ve köylüler sevinç gösterisi yaparken, Işık'ın annesi İkizköy Muhtarı Nejla Işık daha önce yaptığı açıklamada "Ne evladımızdan vazgeçeceğiz ne de toprağımızdan. Dimdik ayaktayız" demişti.

Sosyal medyada ve direniş çevrelerinde "Geç de olsa adalet" ve "Esra özgür" paylaşımları yoğunluk kazandı. Birçok kullanıcı, Işık'ın 42 gün boyunca "boşuna" cezaevinde tutulduğunu belirtti.

Esra Işık'ın tahliyesiyle Akbelen direnişi yeni bir ivme kazanırken, 1 Haziran'daki duruşmada dava süreci devam edecek. Köylüler ve yaşam savunucuları, orman ve zeytinliklerin korunması için mücadeleye devam edeceklerini vurguluyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.