logo
13 NİSAN 2026

Türk tipi başkanlık=Karma rejim

04.02.2016 00:00:00
Özgürlükler ihlâl ediliyor ve hukuk devleti yerlerde sürünüyorsa, "sorunlu demokrasi" ya da "yalancı demokrasi"dir bunun adı. Ve giderek otoriterleşmeye yol açar.
Otoriterleşmenin yolları genelde askeri darbelerden geçer. Özellikle 1960'lı ve 1970'li yıllarda görülen otoriterleşme süreçlerinin önemli bir kısmı askeri darbe yoluyla gerçekleşmiştir. Bu yıllarda, Latin Amerika ve Afrika ülkeleri başta olmak üzere birçok yerde, devletin kurumlarından biri olan silahlı kuvvetler, şiddet kullanarak, siyasete müdahale etmiş, parlamentoyu ve seçimle gelmiş hükümeti feshetmiştir. Askerlerden oluşturulan bir konsey veya tek bir askerin liderliğinde hareket eden bir grup ülke yönetimini devralmıştır. Darbeler sadece yarı-demokrasi veya demokrasi olarak adlandırılan rejimlerde değil, otoriter rejimlerde de gerçekleşmiştir. Ancak yerini aldığı rejimin niteliği ne olursa olsun, başarıyla tatbik edilmiş tüm darbeler baskıcı yönetimler kurmuşlardır. Kimi zaman bu tarz yönetimler kısa süreli olmuş ve darbeler seçimler yoluyla demokratikleşmenin kapılarını aralamışlardır.
Ülkemizde 1960, 1971 ve 1980 yıllarında yaşanan müdahalelerde otoriter bir rejim kurulmadan, kısa süreli askeri yönetimlerle, düzgün işlemediği düşünülen sistemin onarılması(!) amaçlanmıştır. Ancak darbeler sonucu, demokrasi hayli örselenmiştir ve de bugün yaşadıklarımız, müdahalelerin izlerini taşımaktadır.
Otoriterleşmenin yolu askeri müdahalelerden ibaret değildir. Bir başka yol da, muhalefetin sindirilmesidir. Darbe yoluyla geçişin ani ve net olmasına karşın, muhalefetin sindirilmesi yolu belli bir süreci, bir zaman aralığını gerektirir.
AKP, bu zaman aralığını muhalefetin sindirilmesi yönünde çok iyi değerlendirerek, hukuk devleti yerine polis devletini ikame etmiş, iktidarının korku ve baskıdan, şiddetten beslenmesini sürdürmüştür.
Demokrasi gereği seçimler yapılıyor olsa da, yönetimin demokratik sayılabilmesi için gerekli diğer koşullar yerine getirilmiyor. Özgürlükler ihlâl edilirken, yargı siyaseten kuşatılıyor, iktidar kendi hukukunu(hukuksuzluğunu) inşa ediyor.
Aynı darbelerde olduğu gibi, muhalefeti sindirme yöntemi de demokrasiyi yıkmaktadır.
Çok partili seçimler ve demokratik kurumlar görüntüde varolduğu halde uygulama, "seçimli otoriterlik" modelini önümüze koymaktadır.
Erdoğan'ın kafasındaki başkanlık türü, demokrasi ve diktatörlüklerin özelliklerini birleştiren, demokrasi ve diktatörlüklerin arasında kalan geniş bir gri alan figürüdür.
Adını koyalım bunun: karma rejim!
Türkiye, parlamenter rejimde uzun bir geçmişle siyasi kültüre sahiptir. Bu kültürle beslenerek eksiklikler giderilebilir, hatalar onarılabilir.
Kerameti kendinden menkul başkanlık vakasını hangi siyasal kültürün hangi literatürüne koyacağız belli olmazken, karma rejimin karambol golünü kendi kalemizde görmeyelim.            
 
Prof. Dr. Ali Ünal Emiroğlu / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.