logo
28 TEMMUZ 2026

Türkiye ABD'nin Dolar sömürüsünden nasıl kurtulur?

BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'ın 'milli paralarla ticaret' sistemi ABD'nin sömürü düzenine son veriyor. Sistemi ilk olarak Rusya'nın başını çektiği BRICS ülkeleri hayata geçirdi. Rusya aynı zamanda sistemi Türkiye'ye tavsiye etti.

07.12.2016 00:00:00
 
YENİ MESAJ/İSTANBUL
Türkiye tarihinin en büyük ekonomik darboğazlarından birini yaşıyor. Ne yapılan tavsiyeler, ne alınan önlemler fayda ediyor. Bu kritik dönemeçte döviz kurları tırmanışını sürdürüyor. 
Kısa süre içinde TL karşısında yüzde yaklaşık yüzde 13 değer kazanarak 3.5 lira sınırı aşan ABD Doları, Türk ekonomisini zor bir sürece soktu. Dolardaki artışa bağlı olarak benzinden cep telefonuna hemen hemen tüm sektörlerde büyük zamlar ardı ardına gelirken, gelişmeler Türkiye'nin fiili bir devalüasyon içerisinde olduğunu gösteriyor.
Çözüm nerede?
Peki, çözüm ne? Türkiye bu girdaptan nasıl kurtulacak? Bu konuda en dikkat çekici çözümler on yıllardır Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'tan geliyor. BTP lideri 27 Şubat 2013 tarihinde Rusya Parlamentosu Duma'da yaptığı konuşmada bu konuya şu sözlerle dikkat çekmişti: "Milli Ekonomi Modeli'ne göre devletin mutlak surette ekonomiye müdahil olması lazımdır. Kur politikalarını devletlerin bizzat FOREX piyasasının dışında kendisinin belirlemesi lazım. Dış ticarette de milli paraların kullanılması lazım. Bütün bunlar olduğu takdirde devletlerin kalkınmaması mümkün değildir."
11 yıl önce tehlikeye işaret etmişti
BTP Lideri Prof. Dr. Haydar Baş, her fırsatta ABD'nin dolarıyla dünyayı sömürmesinin önüne ancak uluslararası ticarette milli paraların kullanılmasıyla geçilebileceğini ifade ediyor. BTP Genel Başkanı, ABD'nin Dolarla dünyayı sömürdüğüne ilk kez 27 Kasım 2005 tarihinde İstanbul'da yapılan 1. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi'nde dikkat çekmişti.
BTP Lideri yaklaşık 11 yıl önce yaptığı bu konuşmada şunları söylemişti: "ABD bütçesi her sene 600 milyar dolar açık veriyor ama buna rağmen ayakta duruyor. Nasıl bunu karşılıyor? ABD yaptığı ithalatı, kendi parasıyla yapıyor. Kendi parasıyla yaptığı için de dolar dünyanın en güçlü parası gibi görünüyor. Adam kâğıdını boyuyor, sana para diye veriyor. Dolar diye karşılıksız parayı sana veriyor. Böylece yıllık açığı 600 milyar dolar olmasına rağmen ABD dimdik ayakta duruyor. Tabi böyle hizmetkâr devletler olursa, köle siyasiler olursa olacağı da budur. "
Türkiye'nin milli parası yok!
'Milli Para' tanımı ekonomi literatürüne Milli Ekonomi Modeli (MEM) ile Pof. Dr. Haydar Baş tarafından yerleştirilen yeni bir ekonomi terimi olma özelliğini taşıyor. Ancak BTP Lideri'nin Milli Para tanımında da çok kritik ayrıntılar var. Konuşmalarında Türk Lirası örneği veren Prof. Dr. Haydar Baş, "Türk Lirası,  Amerikan Doları'nın tercümesidir" ifadesini kullanıyor.
BTP Lideri geçtiğimiz Cumartesi akşamı Meltem TV'de katıldığı programda Türkiye'nin milli parası olmadığını söylemiş ve şu dikkat çekici ifadeleri kullanmıştı: "Şimdi herkes milli paraya dönelim diyor ama milli paranın ne olduğunu hiç kimse bilmiyor. Cebinizde taşıdığınız para milli para değildir. Ama Hocam, üzerinde 50 Türk Lirası, 100 Türk Lirası yazıyor, bu milli para değil mi? Hayır milli para değil. Bu Amerikan Doları'nın tercümesi olan paradır. Bizim cebimizdeki paraların tamamı Türk Lirası konvertibl olsun diye yani her yerde geçsin diye gittiler sendikasyon adı altında krediler, yani döviz aldılar, Hazine'ye koydular ve bu paranın mukabilinde üzerinde Türk Lirası yazan parayı bastılar. Bizim paramız Hazine'de mevcut olan dövizin karşılığı olan TL'dir, yani bize ait değildir. Milletlerin yıllık kazancının adına Gayri Safi Milli Hâsıla (GSMH) denir. Bizim her yıl kazandığımız bir para var.
Şimdi bu GSMH'nin karşılığında bizim piyasaya para sürmemizi gerekirken maalesef bunu yapmadık, yapamadık. Bize müsaade etmediler. Dediler ki, 'Siz kendi paranızı basıp piyasaya süremezsiniz. Sizin paranız geçerli olmaz.' Türkiye'de en çok sevilen, bizim de sevdiğimiz Özal bile bu kuralı değiştiremedi. Ne yaptı? Aldı Amerika'nın dolarını hazineye koydu, onun karşılığında Türk Lirasını bastı. Senelerden beri gerçek Türk lirası piyasada yoktur arkadaşlar. Şimdi ben bu işi yapmaya varım. Şimdi siz de var mısınız Türk lirasını esaretten kurtarmaya."
BTP Lideri'nin projesini Rusya Türkiye'ye tavsiye etti
Rusya BTP liderinden aldığı Milli Paralarla Ticaret formülünü farklı zaman dilimlerinde Türkiye'yi yönetenlere de tavsiye etmişti. Devlet Başkanı Putin, 1 Aralık 2014 tarihinde Ankara'ya gerçekleştirdiği ziyarette Cumhurbaşkanı Erdoğan ile düzenlediği ortak basın toplantısında iki ülke arasında ticaretin milli paralarla yapılması gerektiğini söylemişti. Bu gelişmeden sonra Türkiye, Rusya ve İran arasında yapılan görüşmelerde bu konu defalarca gündeme geldi.
Rusya ilk uygulayan ülke oldu
Prof. Dr. Haydar Baş'ın Rusya başta olmak üzere birçok ülkede uygulanan Milli Ekonomi Modeli'nin en stratejik başlıklarından birini para politikası oluşturuyor. Milli Ekonomi Modeli'nde uluslararası ticarette ABD Doları yerine milli paraların kullanılması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Haydar Baş'ın bu tezi Rusya'nın başını çektiği BRICS ülkeleri tarafından uygulanıyor.
Rusya, BTP Lideri'nin bu projesini Devlet Başkanı Putin'in ekonomi danışmalarından Victor Minin'in kendisiyle yaptığı görüşmeden sonra uygulamaya başladı. Prof. Dr. Haydar Baş bu görüşmeyi 22 Mart 2015 tarihinde İstanbul'da yapılan 9. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi'nde şu şekilde anlatmıştı: "Victor dedi ki mortgage (tutsat) krizi sonrası 'ABD çöktü'... 'Nereden biliyorsun' bunu dedim. 'Bizim adamlar öyle bir bilgi geçtiler' dedi, 'Yok Victor, ABD çökmez' dedim. Durdu 'ya nasıl çökmez' dedi. 'ABD çöktü, yani o zaman gerçekten bankalar çöktü, büyük şirketler battı gidiyor' dedi ama ben yine 'ABD çökmez' dedim. 'ABD'de çöken sistemdir, kapitalizm çöktü. Amerika'nın çökmesi asla mümkün değil' dedim. Ben bunu söyleyince Victor Minin daha da hayretler içerisinde kaldı. Bu tartışma yaklaşık bir saat sürdü, çökerdi çökmezdi diye..
Bunun üzerine 'Victor sana bir soru soracağım' dedim. 'ABD'de kaç tane kurum var. Birçok kurum var ama ABD'yi ayakta tutan iki tane kurum var birincisi para kurumu, ikincisi de ordusu. Bu iki kurum olduğu müddetçe ABD'yi kimse çökertemez' dedim. Bunu söyleyince Victor Minin durdu. Victor Minin 'peki bunun üstesinden nasıl gelinir?' diye bana sorunca şunu söyledim, 'bakın şimdi ABD kâğıdı boyalıyor Dolar adında basıyor. Bir tır parayı getirse Moskova'ya istediği malı alabilir mi, Avrupa'ya getirse, Türkiye'ye getirse alabilir mi, Uzakdoğu'ya, Afrika'ya getirse alabilir mi alır. Şimdi nasıl batsın bu adamlar! Dünyayı eşek etmiş biniyor, at etmiş sürüyorlar...' Bu örneği verince meseleyi daha iyi anladı fakat 'nasıl kurtulacağız bundan' diye sormayı sürdürdü. Bendeniz de 'söyleyeceklerimi aynen Rus hükümetine ileteceksin. ABD'nin çöküşünün sırrı Haydar Hoca'da... Ben ona düşman değilim bunu iyi bilin, benim gücümün Amerika'nın da üstünde olduğunu anlamanız için söylüyorum. Bağımsızlığımızı elde edeceğiz, iki milli paraları devreye koyacağız ve Doları devreden çıkaracağız.' Victor Minin bunu kabul etti 'anladım' dedi. Victor Allah selametini versin Müslüman oldu ve Ali Victor adını aldı. O bana 'Hocam çok yoruluyorsun sen. Yorulmana gerek yok' diyince 'niye' dedim. Victor bana 'bütün dünya sana gelmeye mecburdur ki Komünizmi biz bitirdik, Kapitalizmi bütün dünya bitiriyor.  Hiçbir şey yok onda yaşadık bunu gördük. İstese de istemese de dünya sürünerek sana gelecek' ifadelerini kullandı" şeklinde konuştu.

Hem aşırı sıcak hem şiddetli poyraz geliyor!

Hafta sonundaki serinlemenin ardından sıcaklıklar yeniden tırmanışa geçti. Termometrelerin 43 dereceyi göreceği batı ve güney illeri için "orman yangını" uyarısı yapılırken, Marmara ve Ege'de saatte 65 kilometreyi bulacak poyraz fırtınası bekleniyor

28.07.2026 14:10:00
Haber Merkezi
 
Hem aşırı sıcak hem şiddetli poyraz geliyor!
Hem aşırı sıcak hem şiddetli poyraz geliyor!
Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Türkiye genelini etkisi altına alacak yeni hava dalgasına ilişkin güncel tahmin raporunu yayımladı. Hafta başından itibaren kademeli olarak artan hava sıcaklıklarının, özellikle Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde mevsim normallerinin üzerine çıkacağı belirtildi. Yüksek sıcaklıklara eşlik edecek kuvvetli rüzgarlar ise afet riskini beraberinde getiriyor.


Ege ve Akdeniz kavrulacak: 43 derece sınırı!


Hava tahmin uzmanlarının paylaştığı verilere göre, bu hafta Antalya, Diyarbakır ve Şanlıurfa gibi illerde sıcaklıklar 41 dereceyi aşacak. Ege ve Akdeniz'in iç kesimlerinde ise lokal olarak termometrelerin 43 dereceye kadar tırmanması bekleniyor. Uzmanlar, özellikle kronik rahatsızlığı olanların, yaşlıların ve çocukların günün en sıcak saatleri olan 11.00 ile 16.00 arasında dışarı çıkmaması gerektiğinin altını çiziyor.


Poyrazın hızı 65 kilometreye çıkacak


Sıcak hava dalgasıyla birlikte Marmara ve Ege kıyılarında rüzgar da vites yükseltiyor. Çarşamba gününden itibaren etkisini artıracak olan poyrazın, İstanbul'da saatte 55 kilometre, İzmir ve Manisa çevrelerinde ise 65 kilometre hıza ulaşacağı tahmin ediliyor. Rüzgarın sıcaklık hissini bir miktar azaltacağı ancak nem oranını düşürerek yangın riskini maksimum seviyeye çıkaracağı bildirildi.


Kritik yangın uyarısı geldi


Meteoroloji uzmanları, kuvvetli rüzgar ve aşırı sıcakların birleştiği Akdeniz ve Güney Ege şeridi için kritik bir çağrıda bulundu. Ormanlık alanların yakınlarında ateş yakılmaması, sigara izmariti atılmaması ve cam atıkların doğada bırakılmaması konusunda yerel yönetimler ve vatandaşlar teyakkuza çağrıldı.


Bugünkü güncel sıcaklıklar


• İstanbul: 32°C (Az bulutlu ve poyraz etkili)

• Ankara: 31°C (Açık ve güneşli)

• İzmir: 37°C (Kuvvetli rüzgarlı ve sıcak)

• Antalya: 41°C (Aşırı sıcak ve kuru hava)

Kırmızı bültenle aranan 27, ulusal seviyede aranan 38 kişi yakalandı

İçişleri Bakanlığı tarafından kırmızı bültenle aranan 27, ulusal seviyede aranan 38 kişinin yakalanarak Türkiye'ye getirildiği bildirildi

28.07.2026 11:24:00 / Güncelleme: 28.07.2026 11:26:40
İHA
 
Kırmızı bültenle aranan 27, ulusal seviyede aranan 38 kişi yakalandı
Kırmızı bültenle aranan 27, ulusal seviyede aranan 38 kişi yakalandı
İçişleri Bakanlığı'nın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan M.Y., İ.A., T.F., Ü.C., E.B., Ö.G., B.G., Ö.H., A.K., M.E., T.A., H.U., H.Y., M.Y., E.Ç., Ö.M.F., İ.H.K., H.K., M.Y., M.H.Ö., B.G., H.D., T.B., M.Y., İ.K., B.V. ve M.K. ile ulusal seviyede aranan N.K., M.A., H.Ö., A.A., Y.Ç., D.Ç., M.Ç., M.A.C., B.U., E.B., T.Ş., N.T., O.E., S.D., E.Ç., B.V., A.A., K.H., İ.C., H.E., T.T., S.A., M.Ç., E.K., U.Ş., U.K., F.Ö., B.Ç., Ü.D., Y.Ü., M.G., B.A., M.Ö., S.Ç., H.K., M.D., S.O. ve Ö.A.'nın yakalandığı belirtildi.



Aranan şahıslardan 51'inin Gürcistan'da, 7'sinin Almanya'da, 2'sinin Belçika'da, 1'inin Avusturya'da, 1'inin Bosna Hersek'te, 1'inin Ukrayna'da, 1'inin Yunanistan ve 1'inin Kuzey Makedonya'da yakalanarak Türkiye'ye geri getirildiği bildirildi. Bakanlık tarafından yapılan paylaşımda şu ifadelere yer verildi:

"EGM Interpol-Europol Daire Başkanlığı, Adalet Bakanlığı görevlileri, KOM, İstihbarat ve Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlıkları, Siber, Asayiş ve TEM Daire Başkanlıklarınca yurt dışına kaçan ve haklarında arama kararı bulunan şahısların izini titizlikle sürdük.



İlgili ülkelerin kolluk birimleriyle yürütülen ortak iş birliğiyle yakalanan şahısların ülkemize iadeleri sağlandı. Kırmızı bültenle ve ulusal seviyede aradığımız, organize suç örgütü üyelerini, zehir tacirlerini yakalayıp ülkemize geri getirmeye devam ediyoruz.

Kahraman Polislerimizi, Başkanlıklarımızı, Daire Başkanlıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz. Adalet Bakanlığı görevlilerine teşekkür ediyoruz."

Omurga sağlığını korumak için bunları yapın


 
Omurga, insan vücudunun ana taşıyıcı kolonu ve merkezi sinir sisteminin koruyucu kalkanı olarak tanımlanıyor. Kemikler (omurlar), diskler, eklemler, bağlar ve kaslardan oluşan bu kusursuz yapı, günlük yaşam aktivitelerimizin temelini oluşturuyor. 

28.07.2026 10:51:00
MURAT ÇORBACI
 
Omurga sağlığını korumak için bunları yapın
Omurga sağlığını korumak için bunları yapın

Omurga, insan vücudunun ana taşıyıcı kolonu ve merkezi sinir sisteminin koruyucu kalkanı olarak tanımlanıyor. Kemikler (omurlar), diskler, eklemler, bağlar ve kaslardan oluşan bu kusursuz yapı, günlük yaşam aktivitelerimizin temelini oluşturuyor. Uyku ürünlerinin yanlış seçimi, tütün kullanımı ve modern çağın getirdiği hareketsiz yaşam tarzı gibi tüm olumsuz etkenler omurga sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor. Bu nedenle günlük alışkanlıklarda yapılabilecek küçük ama bilinçli değişiklikler, bireyin ilerleyen yıllarda ve yaşlarda hareket özgürlüğünü korumaya yardımcı oluyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi İleri Omurga Merkezi'nden Prof. Dr. Turgut Akgül, omurga sağlığını korumak için yapılması gerekenler hakkında bilgi verdi. 

1. Duruş biyomekanizmanızı düzenleyin

Duruş bozuklukları, omurganın doğal fizyolojik eğriliklerinin (servikal lordoz, torakal kifoz, lomber lordoz) bozulmasına yol açmaktadır. Bilgisayar başında, ayakta veya yürürken başın omuzların tam üzerinde, omuzların geride ve omurganın dik pozisyonda olması gerekmektedir. Başın öne doğru her 2.5 cm eğilmesi, boyun omurlarına binen yükü yaklaşık 4.5 kg artırmaktadır. Bu durum, uzun vadede boyun fıtığına ve kas spazmlarına zemin hazırlamaktadır.

2. Hareketsizlikten çok aktif bir yaşamı tercih edin

Omurlar arasındaki şok emici yastıkçıklar olan disklerin doğrudan bir kan akışı yoktur. Bu yapılar, sünger gibi çalışarak sadece hareket sırasında çevredeki sıvılardan besin ve oksijen almaktadır. Uzun süreli oturma eylemi, disk içi basıncı artırmakta ve disklerin beslenmesini engellemektedir. Her 45 dakikada bir pozisyon değiştirmek, kısa yürüyüşler yapmak ve omurgayı esnetmek disk dejenerasyonunu yavaşlatmaya yardımcı olur.

3. Her zaman çömelerek eğilin

Yerden bir cisim kaldırırken yapılan en büyük hata, dizleri kilitleyerek doğrudan belden eğilmektir. Bu hareket, bel omurlarına ve disklerine binen mekanik yükü devasa boyutlara ulaştırmaktadır. Onun yerine, ağırlık merkezini alçaltmak için dizleri ve kalçayı bükerek çömelmek, yükü gövdeye en yakın pozisyonda tutmak ve kalkış gücünü bacak kaslarından almak ağırlık kaldırmanın en doğru halidir. Yükü kaldırırken gövdeyi sağa veya sola döndürmekten (rotasyon) kesinlikle kaçınılmalıdır.

4. Sırt kaslarınızı güçlendirin

Omurganın istikrarını sağlayan yegane unsur, çevresini saran kas dokusudur. Özellikle karın, bel ve pelvik taban kaslarından oluşan merkez (core) bölgesi, omurga için doğal bir korse işlevi görmektedir. Zayıf kaslar, tüm yükün omurga kemiklerine ve disklere binmesine neden olmaktadır. Klinik pilates, yüzme veya özel statik egzersizlerle bu kas grubunu güçlendirmek, mekanik bel ağrılarının en etkili koruyucusudur.

5. Uyurken de omurganıza destek verin

Hayatın yaklaşık üçte biri uykuda geçmektedir. Kaliteli uyku; kasların gevşemesi, omurgayı destekleyen dokuların toparlanması ve vücudun kendini onarma süreçleri için büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle omurganın doğal eğriliklerini destekleyen, orta sertlikte ve vücut yapınıza uygun ortopedik bir yatak ile uygun bir yastık tercih edilmelidir. Yüzüstü yatış, boyun omurlarında aşırı dönmeye neden olabileceği için genellikle önerilmez; sırtüstü veya yan yatış pozisyonları omurga sağlığı açısından daha uygundur.

6. Vücut ağırlığınızı koruyun

Vücutta taşınan her fazla kilo, yerçekiminin de etkisiyle özellikle bel (lomber) bölgesi omurlarına, disklerine ve faset eklemlerine ekstra basınç olarak yansımaktadır. Bu kronik yüklenme, kireçlenme (osteoartrit) ve disk yırtılmaları riskini katlayarak artırmaktadır. Dengeli ve profesyonel bir diyet programı ile ideal kiloya ulaşmak, mekanik omurga ağrılarının tedavisinde atılacak ilk ve en önemli adımdır.

7. Çalışma ortamınızı ergonomik kurallara göre düzenleyin

Masa başı çalışanlar için çalışma istasyonunun tasarımı kritik öneme sahiptir. Bilgisayar monitörünün üst kenarı tam göz hizasında olmalı, klavye ve mouse kullanımı sırasında dirsekler 90 derece açıyla desteklenmelidir. Seçilecek ofis sandalyesi, belin doğal çukurunu (lomber lordoz) destekleyecek bir yastıkçığa sahip olmalı ve ayaklar yere tam ve düz bir şekilde temas etmelidir.

8. Tütün ürünlerinden uzak durun

Sigara içmek, yalnızca akciğer ve kalp sağlığını değil, omurga sağlığını da derinden etkilemektedir. Tütün ürünlerindeki kimyasallar ve nikotin, kan damarlarını daraltarak (vazokonstriksiyon) omurga disklerine giden kan akışını ve oksijenlenmeyi bozmaktadır. Bu durum, hücresel düzeyde erken yaşlanmaya, disklerin su içeriğini kaybedip kurumasına ve osteoporoza (kemik erimesi) zemin hazırlamaktadır.

9. Omurgayı destekleyen düzenli egzersizler yapın

Yürüyüş, bisiklet veya yüzme gibi düşük etkili kardiyovasküler egzersizler, omurga etrafındaki kaslara kan pompalanmasını artırmakta, esnekliği geliştirmekte ve endorfin salgılanmasını tetikleyerek doğal bir ağrı kesici etki yaratmaktadır. Haftada en az 150 dakika orta tempolu egzersiz yapmak, hem genel eklem sağlığını hem de omurga mobilitesini korumanın anahtarıdır.

10. Bedeninizin verdiği alarm sinyallerini göz ardı etmeyin

Her bel veya boyun ağrısı masum değildir. Ağrınız istirahatle geçmiyorsa, geceleri uykudan uyandırıyorsa, bacaklara veya kollara yayılan elektriklenme, uyuşma, karıncalanma ya da güç kaybı (örneğin ayak bileğini kaldıramama) eşlik ediyorsa vakit kaybetmeden özellikle omurga sağlığı ile ilgilenen bir hekime başvurulmalıdır. 

Dolap'ta plaj ürünlerinde satışlar yüzde 170 arttı

Daha bilinçli, işlevsel ve sürdürülebilir tüketim tercihleri, yaz alışverişinde ikinci el ürünleri öne çıkardı. Dolap verilerine göre plaj ve deniz ürünlerinin satışları yüzde 170 artarken, bu ürünlerin ortalama satış süresi bir haftanın altına indi. Düğün, nişan ve mezuniyet sezonunun en çok aranan ürünü olan abiye elbiselerin toplam siparişler içindeki payı ise yüzde 40'a ulaştı

28.07.2026 10:51:00 / Güncelleme: 28.07.2026 10:54:13
İhlas Haber Ajansı
 
Dolap'ta plaj ürünlerinde satışlar yüzde 170 arttı
Dolap'ta plaj ürünlerinde satışlar yüzde 170 arttı
Türkiye'nin önde gelen ikinci el alışveriş platformlarından Dolap'ın verileri, deniz ve plaj ürünleri ile özel günler için yapılan tercihlerde yeniden kullanım kültürünün yaz alışverişine güçlü biçimde yansıdığını ortaya koydu. Kullanıcılar yalnızca yeni ürünlere yönelmek yerine, kısa süre veya sınırlı sayıda kullanılacak ürünlerde ikinci el alternatifleri değerlendiriyor. Özellikle tatil, düğün, mezuniyet ve davet sezonlarında ihtiyaçların dönemsel olması, ikinci el alışverişi daha bilinçli ve sürdürülebilir bir seçenek haline getiriyor. Döngüsel ekonomi ile dijitalleşmeyi buluşturup ikinci el alışverişi erişilebilir bir modele dönüştüren Dolap'taki kullanıcıların yaz sezonu ürünlerinde yaptığı aramalarda, düğün, nişan ve mezuniyet elbiseleri ilk sırada yer aldı. Abiye elbiseleri şort ve bermudalar, terlik ve sandaletler, mayolar, deniz şortları, bikini takımları, pareolar ve plaj ürünleri izledi.

Yazlık ürünler Dolap'ta yeniden dolaşıma girdi

Dolap'taki alışverişlerde, plaj elbisesi, deniz şortu, mayo, bikini takımı, plaj çantası, pareo, mayokini, plaj havlusu gibi ürünlerdeki satışlar yüzde 170'lik bir artış kaydetti. Aynı kategorilerdeki sipariş adedi ise yüzde 140 yükseldi.

Dolap'taki kullanıcılar sandalet, terlik, şort ve bermuda gibi tatil sezonu ürünlerinin satışında da yüzde 70'lik bir artış elde etti.

Yaz sezonunun gözdesi abiye elbiseler

Düğün-mezuniyet sezonunun etkisiyle kullanıcıların favorisi haline gelen abiye elbiselerin satışları son iki ayda yüzde 20 arttı. Dolap'taki satıcıların yaz mevsiminin başlamasıyla verdiği 660 bin elbise ilanı göze çarparken, abiye elbiselerin tüm siparişler içindeki payı aynı dönemde artarak yüzde 40'a ulaştı.

Plaj ve deniz ürünleri bir haftadan kısa sürede satılıyor

Yazlık ürünlerdeki talep, satış hızına da yansıdı. Dolap'ta plaj ve deniz ürünlerinin yer aldığı kategoride ortalama satış süresi bir haftanın altında gerçekleşti.

Satıcılar ile alıcılar arasında güvenli, pratik ve sürdürülebilir bir alışveriş köprüsü kuran Dolap'taki satışlarda ilk beş şehir ise, İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Antalya olarak listelendi.

Ticaret Bakanlığı'ndan tüketicilere uyarı


 
Ticaret Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada "Restoran, kafe ve benzeri işletmelerde servis, masa, kuver ücreti veya benzeri adlarla fiyat listesinde yer almayan ilave ücret talep edilemez, Açıkta satılan ürünlerde, ürünün konulduğu kap veya ambalajın ağırlığı (dara) fiyatlandırmaya dahil edilemez" denildi.

28.07.2026 09:43:00
HABER MERKEZİ/AA
 
Ticaret Bakanlığı'ndan tüketicilere uyarı
Ticaret Bakanlığı'ndan tüketicilere uyarı

Ticaret Bakanlığı, vatandaşların alışveriş ve hizmet alma süreçlerinde sık karşılaşabilecekleri uygulamalara ilişkin temel hususlara yönelik hatırlatmada bulunarak, restoran, kafe ve benzeri işletmelerde servis, masa, kuver ücreti veya benzeri adlarla, fiyat listesinde yer almayan ilave ücretin talep edilemeyeceğini bildirdi.
Bakanlıktan yapılan açıklamada, vatandaşların alışveriş süreçlerinde doğru bilgilendirilmesini sağlamak, haksız uygulamaların önüne geçmek ve şeffaf ticaret ortamını güçlendirmek amacıyla çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğü bildirildi.

Masa ve kuver ücreti almak yasak

Vatandaşların, alışveriş ve hizmet alma süreçlerinde karşılaşabilecekleri uygulamalara ilişkin temel hususlara yönelik bilgi verilen açıklamada, "Restoran, kafe ve benzeri işletmelerde servis, masa, kuver ücreti veya benzeri adlarla, fiyat listesinde yer almayan ilave ücret talep edilemez. Bahşiş ise tamamen tüketicinin kendi iradesine bağlı olup, gönüllülük esasına dayalıdır" ifadesi kullanıldı.
Açıklamada, menülerin "yalnızca" karekod (QR kod) ile sunulamayacağına işaret edilen açıklamada, işletmelerin, dijital erişimin yanında tüketicilerin görebileceği basılı fiyat listelerini de bulundurmakla yükümlü olduğu bildirildi.

Etiket fiyatı geçerli

Etiket fiyatıyla kasa fiyatının farklı olduğu durumlarda tüketici lehine olan, yani daha düşük fiyatın uygulandığı anımsatılan açıklamada, şunlar kaydedildi: "Açıkta satılan ürünlerde, ürünün konulduğu kap veya ambalajın ağırlığı (dara) fiyatlandırmaya dahil edilemez. Tüketici yalnızca satın aldığı ürünün net ağırlığı üzerinden ödeme yapar. Haklarını bilen tüketici, adil ticaretin en güçlü destekçisidir. Bakanlık olarak piyasalarda şeffaflığı, dürüst ticareti ve tüketici memnuniyetini esas alan denetim ve düzenlemelerimizle vatandaşlarımızın haklarını korumaya, tüketicilerimizin ekonomik menfaatlerini güvence altına almaya ve güvenilir ticaret ortamını güçlendirmeye devam ediyoruz."

Çerçeve Yasa bu hafta Meclis'e geliyor

İktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı yeni çözüm sürecinde en kritik aşamaya girildi. PKK'nın tasfiyesi ve silah bırakma sürecinin hukuki altyapısını oluşturacak 10-12 maddelik "çerçeve yasa" teklifinin bu hafta TBMM Başkanlığı'na sunulması bekleniyor. Meclis tatile girmeden yasalaşması hedeflenen düzenlemenin sınırları netleşirken, siyasi kulisler hareketlendi

27.07.2026 18:30:00
Haber Merkezi
 
Çerçeve Yasa bu hafta Meclis'e geliyor
Çerçeve Yasa bu hafta Meclis'e geliyor
Ekim 2024'te MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin çağrısıyla başlayan, Temmuz 2025'te örgüt üyelerinin Kuzey Irak'ta sembolik olarak silah yakması ve Şubat 2026'da TBMM Komisyon raporunun kabul edilmesiyle ilerleyen süreçte, hukuki zemin nihayet şekilleniyor.

Cumhurbaşkanlığı, TBMM Başkanlığı ve Adalet Bakanlığı yetkililerinin ortaklaşa hazırladığı taslak metinde yasanın sınırları ana hatlarıyla belirlendi.

Yasa, PKK'nın silah bıraktığının ve kendisini resmen feshettiğinin teyit edilmesiyle yürürlüğe girecek.

İlk aşamada suça karışmamış örgüt mensuplarının eve dönüşü kolaylaştırılacak ve denetimli serbestlik hükümleri uygulanacak.

Çerçeve Yasa kapsamında dönüş yapan bu kişilere, topluma entegrasyon sürecinde beş yıl boyunca siyaset yasağı getirilmesi öngörülüyor.

Kandil'deki örgüt yöneticilerine ve lider kadrosuna ilk etapta dönüş yolu açılmayacak.

Yasanın uygulama süresinin 3 yıl olması ve ihtiyaç halinde 6 aylık periyotlarla uzatılması planlanıyor.


DEM Parti ve PKK kanadından açıklamalar


Yasa teklifi öncesinde TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, AK Parti, MHP, CHP ve DEM Parti gruplarını ziyaret ederek temas trafiğini yürüttü.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, yasanın muhtemelen bu hafta geleceğini belirterek, "Bu yasa her şey değil ama çok önemli bir aşamadır. Kategorik ayrımlar yapmamalı, tam bir yasa olmalıdır" dedi. DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ise yasanın "yeni bir başlangıcın ilk adımı" olduğunu, siyasete katılım ile dönüşleri hukuki güvenceye bağlaması gerektiğini vurguladı ve yasa sonrasında Meclis'te bir "barış izleme ve takip kurulu" kurulmasını talep ettiklerini açıkladı.

KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu da taslağı beklediklerini ifade ederek, "Süreci zaten doğru buluyoruz, destekliyoruz. Yeni adımların ön adımı olacaksa teşvik eden bir yaklaşım içinde oluruz" açıklamasıyla taslağı görmeyi beklediklerini dile getirdi.


Ankara kulisi


Ankara kulislerinde en çok tartışılan konuların başında Abdullah Öcalan'ın hukuki durumu geliyor. Edinilen bilgilere göre, MHP lideri Bahçeli'nin daha önce değindiği statü adımlarına AK Parti mesafeli yaklaşıyor.

Yasada Öcalan'a özel bir hukuki statü yer almayacak, mevcut hükümlü durumu korunacak. Ancak fiili bir esneklik sağlanarak İmralı'ya gazeteci, yazar ve akademisyenlerin gitmesinin önünün açılması planlanıyor. Kulislere yansıyan bir diğer bilgiye göre ise terörist başı Öcalan'ın bu taslağa olumlu baktığı, eksiklerin sonraki süreçlerde tamamlanabileceğini ilettiği belirtiliyor.


Ne zaman yasalaşacak?


Takvim konusunda DEM Parti yöneticileri, teklifin Meclis yaz tatile girmeden Adalet Komisyonu ve Genel Kurul aşamalarından geçerek yasalaşacağına dair bilgileri teyit etti.

Siyasi partiler arasında büyük ölçüde mutabakat sağlandığı ve yasanın en geç Ağustos ayı ortasına kadar yasalaşmasının hedeflendiği aktarılıyor. Kulislere düşen "B Planı" senaryosuna göre, takvim sıkışırsa Meclis tatile girse dahi Adalet Komisyonu çalışmaya devam edecek ve Genel Kurul olağanüstü çağrılarak süreç tamamlanacak.

Gastronomide yeni lüksün adı “Cozy Dining”

Lüks restoran anlayışı radikal bir kabuk değişiminden geçiyor; Michelin ve Gault&Millau listelerini altüst eden yeni trend, şatafatlı sunumlar yerine "samimiyet", "atıksızlık" ve "hikâyesi olan yerel malzeme" üzerine kuruluyor

27.07.2026 18:30:00
Eyüp Kabil
 
Gastronomide yeni lüksün adı “Cozy Dining”
Gastronomide yeni lüksün adı “Cozy Dining”
Küresel gastronomi dünyası, uzun yıllardır hakimiyetini sürdüren ağır, gösterişli ve aşırı teknik odaklı "fine dining" konseptine veda ediyor. Michelin Rehberi ve Gault&Millau Türkiye gibi prestijli oluşumların 2026 değerlendirmelerinde de ağırlığını hissettiren yeni akım, odağına "cozy dining" (konforlu ve samimi yemek) kültürünü aldı.

Kristal kadehler, kusursuz beyaz örtüler ve garsonların mesafeli tavırları yerini; ahşap masalara, şefle doğrudan diyalog kurulabilen açık mutfaklara ve her bir malzemenin topraktan tabağa uzanan şeffaf hikâyesine bırakıyor.


Gösteriş bitti, "duyusal maksimalizm" başladı


Yeni dönemde restoran tasarımları ve servis süreçleri ne kadar sadeleşiyorsa, damakta bırakılan tatlar da bir o kadar katmanlı ve cesur hale geliyor. Gastronomi analistlerinin "duyusal maksimalizm" olarak tanımladığı bu akım, şekere ya da yapay aromalara sığınmadan; doğru asidite, fermantasyon teknikleri ve dumanlı ocakbaşı dokunuşlarıyla tabağın özünü parlatmayı hedefliyor.

Mutfak Dostları Derneği ve Le Cordon Bleu Türkiye temsilcilerinin ortak öngörülerine göre önümüzdeki dönemin vazgeçilmez mutfak enstrümanları şunlar olacak:

• Sabır Gerektiren Teknikler: Haftalarca olgunlaştırılmış (aged) ürünler, ev yapımı misolar, kombuchalar ve koji bazlı soslar.

• Ateş ve Duman: Geleneksel ocakbaşı ve odun ateşi tekniklerinin, batı mutfak disiplinleriyle harmanlanması.

• Mutfak Odaklı Mocktail'ler: Yemeğin aromasını tamamlayan botanik özlü ve fermente içecek eşleşmeleri.


Tabaktaki lüksün yeni ölçüsü: İzlenebilirlik ve atıksızlık


Tüketiciler artık sadece tabağın lezzetine değil, o tabağın gezegene olan maliyetine de bakıyor. Restoranların menülerine entegre etmeye başladığı yeni nesil QR kod sistemleri, sipariş edilen bir balığın hangi denizden, ne zaman ve hangi sürdürülebilir yöntemle avlandığını; zeytinyağının ise hangi yerel üreticinin bahçesinden sıkıldığını müşteriye saniyeler içinde kanıtlıyor.

Bununla birlikte, mutfakta sıfır atık felsefesi artık bir halkla ilişkiler malzemesi olmaktan çıkıp zorunlu bir işletme ahlakına dönüştü. Sebze kabuklarından hazırlanan imza soslar, bayat ekmeklerin fermente edilerek yeni reçetelere dahil edilmesi ve IQF (bireysel hızlı dondurma) gibi hücresel yapıyı koruyan teknolojilerin mutfağa girmesi, gün sonu gıda firesini neredeyse sıfıra indiriyor. Michelin'in sürdürülebilirliğe verdiği "Yeşil Yıldız" ödülleri, şeflerin yaratıcılık yarışında artık en az geleneksel yıldızlar kadar büyük bir prestij unsuru.


Solo dining: Yalnız yemek yemek artık bir ritüel


Yeme-içme alışkanlıklarındaki bir diğer çarpıcı kırılma ise tek kişilik masalarda yaşanıyor. Geçmişte "aceleyle geçiştirilen bir durum" olarak kodlanan yalnız yemek yemek (solo dining), modern şehir insanı için bilinçli ve odaklanmış bir kişisel terapi ritüeline dönüştü.

Yeni nesil restoranlar, sadece tekil misafirlerin ağırlanabileceği şef tezgahı (chef's table) konseptlerini büyüterek, yemeği bir sosyal zorunluluktan çıkarıp tamamen duyusal bir deneyim haline getiriyor.


İstanbul dünya gastronomi radarında devleşiyor


Uluslararası seyahat ve lezzet endekslerinin yayımladığı küresel raporlara göre, İstanbul, sokak lezzetleri ile yüksek mutfak kültürünü harmanlama kabiliyeti sayesinde dünyanın en iyi 10 gastronomi şehri arasındaki yerini sağlamlaştırdı.

Uzmanlar, Türkiye'nin coğrafi işaretli ürün zenginliğinin ve Anadolu mutfağı köklerinin modern tekniklerle dünyaya anlatılmasının, gastronomi turizmini önümüzdeki dönemde çok daha stratejik bir konuma taşıyacağını vurguluyor.

Öğretmenlerin ders programları artık e-Okul’a emanet

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 2026-2027 eğitim-öğretim yılı planlaması kapsamında okul yöneticilerinin en büyük yüklerinden biri olan haftalık ders programı hazırlama sürecini tamamen dijitalleştirerek yapay zekâ destekli merkezi bir e-Okul modülüne devrediyor

27.07.2026 16:30:00
Eyüp Kabil
 
Öğretmenlerin ders programları artık e-Okul’a emanet
Öğretmenlerin ders programları artık e-Okul’a emanet
Milli Eğitim Bakanlığı, eğitimde dijitalleşme ve bürokrasinin azaltılması vizyonu doğrultusunda radikal bir adım daha atıyor. MEB bünyesinde geliştirilen yeni algoritma ve e-Okul entegrasyonu sayesinde önümüzdeki eğitim döneminden itibaren binlerce okulda haftalık ders programları okul idarecileri tarafından manuel olarak değil, sistem tarafından otomatik olarak hazırlanacak.

Pilot uygulamalarının Fen, Anadolu ve Sosyal Bilimler liselerinde başlatılması planlanan proje, okullardaki yönetim yükünü azaltmayı ve ders dağılımındaki insan kaynaklı eşitsizlikleri ortadan kaldırmayı hedefliyor.

Yapay zekâ ders çakışmalarını ve boş dersleri bitirecek

Geliştirilen yeni modül, her okulun kendi öğretmen kadrosunu, norm durumlarını, seçmeli ders havuzunu ve laboratuvar gibi fiziksel alan kapasitelerini saniyeler içinde analiz etme yeteneğine sahip.

Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerinden sızan bilgilere göre sistemin eğitim dünyasına getireceği temel çözümler şunlar olacak:

-Farklı sınıfların veya öğretmenlerin aynı saatte aynı derse ya da salona atanması problemi tamamen tarih olacak.

-Öğretmenlerin haftalık ders yükleri, gün içerisindeki blok ders saatleri ve boş geçen "pencere" saatler yapay zekâ tarafından en ideal şekilde dengelenecek.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında genişletilen seçmeli ders havuzunun öğrenci taleplerine göre en verimli şekilde eşleştirilmesi otomatik sağlanacak.

Okul müdürlerinin günler süren mesaisi dakikalara iniyor

Her yıl eylül ayı öncesinde okul müdürleri ve müdür yardımcılarının günlerce üzerinde çalıştığı, öğretmenlerin özel durumları ve istekleri doğrultusunda defalarca revize edilen ders programı tablosu, artık tek bir panel üzerinden yönetilecek.

Ağustos ayının sonunda tüm okul yöneticilerinin erişimine açılması beklenen e-Okul ders planlama modülü, okul yönetimlerine sadece sisteme veri girişi yapma ve nihai onay mekanizmasını çalıştırma rolünü yükleyecek. Eğitim sendikaları, bu adımın okul idarecilerinin zamanını evrak ve planlama işlerine değil, doğrudan eğitim kalitesini artırmaya ve rehberlik faaliyetlerine ayırmasına olanak tanıyacağını belirterek gelişmeyi olumlu karşılıyor.

Eğitimde "bireyselleştirilmiş" yapay zekâ dönemi genişliyor

MEB'in dijital dönüşüm hamlesi sadece idari süreçlerle sınırlı kalmıyor. 2026 yılı vizyon programı doğrultusunda uzaktan eğitim altyapısı ve yapay zekâ destekli bireysel öğrenme platformu MEBİ, öğrenme analitiği araçlarıyla güncelleniyor. Ders programlarının dijitalleşmesiyle entegre olarak, öğrencilerin eksik kaldığı kazanımlar e-Okul sistemi üzerinden tespit edilecek ve dijital platformlar aracılığıyla kişiye özel telafi içerikleri önerilecek.

"Öğretmen odasındaki adalet duygusunu pekiştirecek"

Eğitim analistleri, okul yönetimlerinin ders programı hazırlarken zaman zaman insiyatif almak durumunda kaldığını ve bunun öğretmenler arasında haksızlık algısı yaratabildiğini hatırlatıyor. Yeni sistemin merkezi ve objektif kriterlere dayanması sayesinde öğretmen odalarındaki motivasyonun artacağı, "zor ve verimsiz gün kombinasyonlarının" yapay zekâ eliyle adil bir şekilde dağıtılacağı vurgulanıyor.

Kazada can veren 5 kişinin cenazeleri defnedildi

Antalya'nın Manavgat ilçesinde minivanın uçuruma yuvarlandığı kazada yaşamını yitiren 5 kişinin cenazeleri Konya'da toprağa verildi

27.07.2026 14:32:00
Anadolu Ajansı
 
Kazada can veren 5 kişinin cenazeleri defnedildi
Kazada can veren 5 kişinin cenazeleri defnedildi

Antalya'daki işlemlerin ardından memleketleri Konya'ya gönderilen aynı aileden Erol Arslan (48), Ayla Arslan (46), İlayda Arslan (15), Ebrar Arslan (12) ile Metehan Uğurlu'nun (4) cenazeleri, merkez Karatay ilçesindeki Aliyenler Mezarlığı'na getirildi.

Cenazeler, burada öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazının ardından defnedildi. Törende, Arslan ile Uğurlu ailelerinin yakınları gözyaşı döktü.

Hayatını kaybedenlerden Ebrar Arslan'ın, 2 gün sonra doğum günü olduğu öğrenildi.

Taşağıl-Derebucak Yolu Beydiğin Mahallesi'nde dün meydana gelen kazada kontrolden çıkan Erol Arslan (48) yönetimindeki 42 AKL 36 plakalı minivan, uçuruma yuvarlanmış, kazada sürücü ile araçta bulunan Ayla Arslan (46), İlayda Arslan (15), Ebrar Arslan (12), Metehan Uğurlu (4) hayatını kaybetmiş, yaralanan Abdurrahman (28) ve Hatice Uğurlu (23) hastaneye kaldırılmıştı.

264 eski vekil CHP'den istifa etti: YENİ Parti'yi destekliyoruz

Önceki dönemlerde görev yapmış 264 CHP milletvekili, "butlan" yönetimindeki CHP’den istifa ederek Özgür Özel liderliğindeki YENİ Parti’yi destekleyeceklerini duyurdu

27.07.2026 14:25:00
Haber Merkezi
 
264 eski vekil CHP'den istifa etti: YENİ Parti'yi destekliyoruz
264 eski vekil CHP'den istifa etti: YENİ Parti'yi destekliyoruz
Önceki dönemlerde görev yapmış 264 CHP milletvekili, "butlan" yönetimindeki CHP'den istifa ederek Özgür Özel liderliğindeki YENİ Parti'yi destekleyeceklerini duyurdu.

Cumhuriyet Halk Partisinin (CHP) 38'inci Olağan Kurultayı hakkında verilen "mutlak butlan" kararının ardından partiden istifa eden bir grup isim, Özgür Özel liderliğinde kurulan YENİ Parti'ye destek vereceklerini açıkladı.
Yapılan ortak açıklamada, söz konusu kararın CHP'nin iradesini ve demokratik süreçleri yok saydığı savunuldu. Açıklamada, kararın "Cumhuriyeti, parlamenter yaşamı ve demokrasiyi kuran 103 yıllık kurucu partinin iradesini ayaklar altına aldığı" belirtilerek, CHP'nin kişisel iktidar aracına dönüştürüldüğü ileri sürüldü.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Cumhuriyet Halk Partisinin laiklik, demokrasi, hukuk devleti ve sosyal devlet gibi Cumhuriyet'in temel değerlerinin en önemli taşıyıcısı olduğuna inanan bizler, bu değerlerin mevcut yapı altında savunulmasının olanaksız hale geldiğine üzüntüyle tanıklık ediyoruz. Bu nedenle ortaya çıkan meşruiyet krizinin bir parçası olmayacağız."

"YENİ OLUŞUMA DESTEK VERİYORUZ"
CHP'den istifa ettiklerini duyuran isimler, demokrasi, hukukun üstünlüğü, çoğulculuk, sosyal demokrasi ve Cumhuriyet'in kurucu değerlerine bağlı bir siyasi anlayışın oluşturulmasına katkı sunmak amacıyla YENİ Parti'yi destekleyeceklerini açıkladı.

Açıklamada, parti içi demokrasiyi ve tüm üyelerin katılımıyla yapılacak önseçimi esas alan YENİ Parti'nin siyasal anlayışının inşasına katkı sağlanacağı belirtildi.

Özgür Özel'in liderliğindeki hareketin Türkiye'de yeni bir umut yaratacağı savunularak şu ifadeler kullanıldı:

"Sayın Özgür Özel başkanımızın liderliğini yaptığı siyasi hareketin; Atatürk'ümüzün Cumhuriyetimizin harcına kattığı yüce toplumsal barışı, sarsılmaz dayanışmayı, kardeşlik ve hoşgörü ruhunu yeniden şahlandıracağına inanıyoruz."

Açıklamanın devamında, YENİ Parti'nin toplumun tüm kesimlerini ortak gelecek ülküsü etrafında bir araya getireceği ve iktidar alternatifi oluşturacağı ifade edildi.

CHP'nin tarihsel mirası ile Cumhuriyet'in temel değerlerini sahipleneceklerini belirten isimler, açıklamalarını şöyle tamamladı:

"Halkımızın desteğiyle, CHP'nin tarihsel mirasını ve Cumhuriyet'in temel değerlerini ödünsüz sahiplenecek YENİ Parti'ye destek olacağımızı, Türkiye'yi aydınlık yarınlara taşımak için çalışacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz."

CHP'DEN İSTİFA EDENLER
İstifa ederek YENİ Parti'ye destek veren önceki dönem milletvekilleri arasında kamuoyunun yakından tanıdığı çok sayıda isim de yer aldı. Mustafa Balbay, Süheyl Batum, Mehmet Haberal, Oktay Ekşi, Dursun Çiçek, Onur Öymen ve Fikri Sağlar listenin öne çıkan isimleri oldu. Sabahat Akkiraz, İbrahim Kaboğlu, Kemal Anadol, Rıza Türmen, Haluk Koç ve Atilla Kart da açıklamaya imza atan isimler arasında yer aldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.