logo
23 HAZİRAN 2026

Türkiye ecnebi işgali ve ipoteği altında

29.03.2006 00:00:00
Ekonomimizi borsaya,dövize ve faize bağlı olmaktan dolayısı ile yabancılara bağımlı olmaktan kurtarmadığımız sürece daha çok kara çarşambalar, kara cumalar yaşayacağız herhalde. Sakın, hükümetin bu konuda herhangi bir tedbiri var mı diye sormayın... Türk medyası ekonominin iyiye gidip gitmediğine bu üç değişkene bakarak karar verir. Eğer döviz düşüyorsa her şey yolundadır. Borsa değer kazanıyorsa ülkede bayram havası vardır. Ve yine faizler düşmüşse tamamen düzlüğe çıktık demektir. Arkasından ülkemiz bir anda pat diye krize girer. Her şey tersine döner. Bu sefer de siyasi istikrarsızlıktan bahsedilir. Konu saptırılır.. Oysa hakikatte işler çok farklıdır. Eğer üretim azalıyorsa, tüketim daralmışsa, ithalat ile ihracat arasında açık artmaktaysa, stoklar artıyorsa ülkenin krize girmesi kaçınılmazdır. Maalesef bu gün ki tablo bu... Ekonomimizi borsaya,dövize ve faize bağlı olmaktan dolayısı ile yabancılara bağımlı olmaktan kurtarmadığımız sürece daha çok kara çarşambalar, kara cumalar yaşayacağız herhalde. Hükümetin bu konuda herhangi bir tedbiri var mı diye sormayın. Çünkü onlara göre ekonomi demek zaten, borsa, faiz, döviz demek. Dikkat edin ekonomi kurmaylarının ağzından her gün bu konularda bir çok açıklama duyuyoruz. Ama ya işsizlik problemi, ithalatın aşırı artması,borçlarımızın katlanması veya içeride talebin daralması v.b bu konularda kaç açıklama duydunuz ? Bu ve benzeri konuları raştırmacı yazar Ersal YAVİ ile konuştuk.YENİ MESAJ: Bir ülkenin kaynakları ve parası onun varlık ve bağımsızlığının simgesi olduğunu ve bunların değerini, denetimini koruma becerisini gösteremeyen ülkelerin para ile alınıp satıldığının altını çiziyorsunuz. Bu tesbitinizi ülkemiz açısından değrlendirir misiniz? YAVİ: IMF, Dünya Bankası, AB ve ABD'nin buyrukları, ekonomik programın sürdürülmesi, içeriden ve dışarıdan ortak çalışan para ve piyasa yapıcı, yağmacı aktörler Türkiye ekonomisini ve mali yapısını Zeplin balonu gibi şişirerek havalarda uçuruyorlar. Bu garip tabloya bir de AKP iktidarının deneyimsiz, denetimsiz, tutarsız politikaları eklenince, her şeyin başı olan maliyedeki disiplinsizlik ülkedeki tüm yapıları giderek artan türbülanslarla sarsmaktadır. Zaten küreselleşme fırtınası ile ortaya çıkan kıran kırana rekabet, asimetrik yapılar, yüksek teknoloji ve hızlı operasyonlar dünya genelinde güçsüz ve gelişmekte olan işletmeleri acımasızca vurmakta, iflaslar, işsizlik, talep daralması, yatırımların durmasıyla birlikte para talebindeki duraksama, faizlerin düşmesine, fonların boşta kalmasına neden olmaktadır.Öte yandan ulus ötesi şirketler doğrudan yatırım yapmak yerine, özelleştirme kapsamında satışı yapılan verimli işletmelere, üretim maliyetleri düşük, getirisi daha kârlı para piyasalarına yönelmekteler. Çekirge istilasına dönen bu saldırıya uğrayan ülkelerden biri de Türkiye...Bu süreçle birlikte ABD, AB ve Japonya'da sayısı 500 civarında olan ve Çok Uluslu Girişim (ÇUG) denilen bu şirketler dünyadaki toplam yatırımların %80'ini, ticaretin de %50'sini ele geçirdiler. Bunlar ya kendilerine ait veya onları destekleyen birer küresel ajan olan büyük finans, aracı ve derecelendirme kuruluşlarıyla ortak hareket ediyorlar. Kısacası Çok Uluslu Girişim tüm dünyayı kendisinin pazarı ve mülkiyeti haline getirme amaçlı zorlama ve güdümlü politikalarla "parasal faşizm" yaratmaktadır.    Yabancı sermaye mi yağmacılık mı?Bu gerçeklik doğrultusunda aşağıda verilen bilgiler ve tablolarda görüleceği gibi doğrudan yatırımla hiçbir ilgisi olmayan ve "yabancı sermaye girişi" denilen yağmacılık ile "sıcak para" denilen spekülatif döviz fonlarının istilasına uğramış olan ülkemiz  bu  şirketlerin ve ajanlarının mali tutsaklığına düşmüş durumda. Finans Kulüp Başkanı Tevfik Altınok şöyle diyor: "Yabancı yatırımcının borsadaki bir yıllık getirisi %60. Devlet tahvili ve hazine bonosundaki getirisi %25 civarındaysa söylenecek pekbir şey kalmıyor demektir. Bugün global sermaye dünyanın neresine gidilirse gidilsin bu denli bir kazancı elde edemez. Düşük kur, yüksek faiz politikasına devam edildiği müddetçe sıcak para Türkiye'ye gelmeye devam edecektir."Türkiye panikteTürkiye'de bankacılık sektörünün %80'i, borsanın %76'sı yabancıların eline geçmiş durumda. Yabancı yatırımcıların(!)  panik cehennemine çevirdiği Türkiye'den her an kaçabilecek 33 milyar dolar tutarındaki devlet kağıtları da yabancıların elinde olup Takasbankta saklanmaktalar. Bunlara bir güvence olarak gösterilen merkez bankasındaki 60 milyar dolara yaklaşan rezerv ise tamamen göstermelik. Çünkü Küresel aktörlerin ve IMF talimatlarıyla döviz alan merkez bankası hesabındaki (!) bu dövizler, yabancıların denetiminde orada yığılarak durdukça ulusal ekonomiye hiç bir yararı yok. (Zaten bu paranın tamamının da orada durduğu zannedilmesin.) Sadece spekülatif yabancı para hareketlerine kaynaklık eden, sıcak para kaçışının kasası durumundaki bu rezervler olası büyük sıcak para kaçışlarında ancak 510 milyar dolarlık kısmıyla etkili olabilir. Merkez Bankası'nın geçtiğimiz haftalarda çok konuşulan ve bir günde toplam rezervin 10'da 1'i tutarındaki 5.5 milyar dolarlık rekor düzeyindeki döviz alımının ardındaki gerçek şu. Bu operasyonun planlayıcılarının kimlerin olduğu resmen açıklanmasa da baş aktörler Raymond James, Deutschebank ve Citibank. Onları diğer yerli ve yabancılar izliyor. Operasyon emrinin ise Morgan Stanley'in müşterilerinden geldiğini piyasa koridorlarından öğreniyoruz. Bankanın bu müdahalesiyle iyi bir zamanlama ve taktik uygulayarak pozisyon açmak için fırsat kollayan piyasa oyuncuları büyük rantlar sağladılar. Bu spekülatörler YTL'ye dönerek bir iki gün içinde %2'ye yakın oranda (100 milyon dolardan fazla) para kazandılar. Oysa büyük miktarlarda yapılan bu operasyonu dolar ile dışarda yapsalardı yıl boyu beklemeleri gerekecekti.YENİ MESAJ: Merkez Bankası'nın 5.5 Milyar Dolar karşılığı  yaklışık 6.6 Milyar değerli YTL nereye gitti?YAVİ: Rivayet muhtelif; ancak biz tahmin edelim. Bu paranın büyük bir bölümü gecelik faizin yüksekliği nedeniyle Merkez Bankası hesabında kaldı. Bir kısmı da Brezilya bonolarının piyasadan çekilecek olmasının yarattığı panik ile Türkiye hazine kağıtlarına gitti. Burada ilginç bir tespitimizi de belirtelim. 2003'ten bu yana 23 defa müdahale eden yani döviz alan Merkez Bankası'nın hesabına 37.7 milyar dolar geçti. Özellikle 22 Ocak 2005'ten itibaren bankanın her döviz alımı ardından borsaya yabancı para giriyor, endeks yükseliyor, döviz ve faiz düşüyor. Paniklenen spekülatörler sayesinde orta yerde tahterevalli oyunu oynanıyor. Borsa yukarı, döviz aşağı; döviz yukarı,borsa aşağı. Bu oyunlarda başı dönen ise Türkiye.(Market MakersMoney Makers)Yabancı piyasa yapıcılarının işgali ve ipoteği altındaki  TürkiyeBankalar, fon veya kaynak fazlası olanlar ile bunlara ihtiyacı olanlara aracılık yaparlar. Yani para satarlar ve bu satıştan faiz adı altında para kazanırlar. Türkiye'yi yönetenler Batı kapitalizmiyle uyum sağlama ve küreselleşme adına para piyasaları ve bankacılıkla ilgili olarak 1980 sonrasında başlatılan ve son yıllarda giderek artan sayıda hukuka aykırı ve tartışmalı pek çok yasa çıkardılar. Bunlar her defasında bankacıların istediği şekilde oldu.Türk bankacılığı taşıdığı potansiyel sayesinde yabancı ortaklıklarda en fazla öne çıkan sektör. YKB, Dışbank, TEB, C Kredi ve Kalkınma Bankası yabancı ortaklık veya çoğunluk hisse satışı yaptı. 2006 yılında yabancı ortaklık veya çoğunluk hisse satışı operasyonlarının devam etmesi bekleniyor. Bu çerçevede kulislerde konuşulanlara bakılırsa Citibank, Dexia Bank, DZ Bank, Intesa, Deutsche Bank, Societe Generale ve Rabobank gibi büyük uluslararası bankalar, ortaklık için Türkiye'de arayış içinde. Yabancı ortaklık için masaya oturan aşağıdaki üç bankaya baktığımızda; Akbank, 17.5 milyar dolar. Denizbank 2 milyar 696 milyar dolar, Finansbank 5 milyar 362 milyon dolar piyasa değerinde. Son iki bankada çoğunluk hissesi satılabilir. Yarı yarıya ortaklık da olabilir. Yani elde kalanlar da yabancılarla evlenecekler. Ne diyelim hayırlı olsun (!)YENİ MESAJ: Türkiye'de gerekli politik, ekonomik ve sosyal stabilize sağlanmamış olmasına, potansiyel istikrarsızlıklara, bu alanlardaki parametrelerin ironik bir biçimde iyi gösterilmesine rağmen Türkiye'de neden yabancı bankacıların payı büyük bir hızla artmakta?YAVİ:  General Electric, UniCreditto, BMP Paribas, Rabobant ve Fortis gibi yabancı bankalar 2005 yılında Türkiye'yi istila etmeye başladılar. Morgan Stanley ve Standart and Poors derecelendirme kuruluşları, "Türkiye'deki bankalar halen ucuz, satın alın" çağrısı yaptı. Ardından dünyanın önde gelen ABD merkezli yatırım bankası ve borsa aracı kuruluşlarından olan  Merrill Lynch Türkiye'de yatırım bankası kurma kararı aldı. Bu nedenle BDDK ile görüştüler. Gerekli izin, yer ve kadro çalışmalarını sürdürüyor. Merrill Lynch dünyanın en başarılı para yönetim şirketlerinden Black Rock'ın %50'ye yakın hissesini satın alan ve 1 trilyon dolarlık fonu kontrol edebilen tek bir şirket. Yayınladığı "2006 yılı global ekonomi tahmin raporu"nda "Türkiye için tehlikenin cari açık veya petrol fiyatlarının artışı değil, erken veya zamanında yapılacak seçimde ortaya çıkabilecek parçalı meclis ve bunun sonucunda kurulabilecek muhtemel koalisyon hükümetleridir." diyor. Yani bu para karteli haddini aşarak Türkiye'nin nasıl yönetilebileceği konusunda siyaset yapmaktan da geri durmuyor. Bu durum söyleşinin başında da belirttiğimiz   gibi mali denetimi yitiren devletler para ile alınır satılırlar gerçeğinin çok sayıdaki örneğinden sadece biri.Yabancı bankalar kendi pazarlarında büyüyemiyorlar. Gelişmekte olan para piyasaları ve ekonomilerdeki potansiyeli görerek bu ülkelerde yatırım yapmayı ve büyümeyi hedeflemiş durumdalar. Türkiye de bu hedef ülkelerden birisi. Mevcut nüfusu ve hızlı artışı, büyük bir pazar olması ile IMF çıpası ve Avrupa Birliği müzakere masasındaki Türkiye, yapılan yasal değişikliklerle risksiz ülkeler arasında görünmektedir. (Öte yandan 3U konseptiyle en ucuzlaştırılmış, en uydulaştırılmış, en uslandırılmış hale getirilme süreci devam etmektedir.)Türk bankacılık sektöründe yabancı oranı (2005 sonu itibariyle)BULGARİSTAN  %18SLOVENYA %19MACARİSTAN %19ÇEK CUMHURİYETİ %20POLONYA %25TÜRKİYE %80RUSYA FEDERASYONU %85(Kaynak: Standart and Poors)Ulusal Bankacılığının %80'i yabancıların elinde olan Türkiye'ye karşın Avrupa Birliği'ne üye veya üye adayı olan Doğu Avrupa ülkelerinde bu oran %20 civarında olması çok dikkat çekici. Başta Almanya olmak üzere güçlü Batı Avrupa ülkelerinin ulusal bankacılık sektöründe böylesine ters yüz edilmiş bir oranı görmek mümkün değildir. Başta Ziraat Bankası olmak üzere kamu bankalarının özelleştirilmesi de programda. Geride kalan birkaç ulusal banka da yabancılarla anlaşmak üzere masaya oturmuş durumda. Oysa Türkiye'de 1980'de 4 yabancı banka vardı. Bunların 1995'teki mevduat payları %4'tü.

Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te çıkan yangında yakınlarını kaybedenler, Bolu Adliyesi önünde açıklama yaptı

23.06.2026 17:00:00
AA
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Adliye önünde pankart açan aileler adına konuşan, olayda 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, yangının üzerinden 17 ay 2 gün geçtiğini belirtti.

"Davada birinci derece kusurlu gösterilen Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeliyle ilgili maalesef bugüne kadar herhangi bir hukuki gelişme olmadı." diyen Gültekin, 40 yıllık avukat olarak ilgili personel hakkında iddianame düzenlenmemesini izah edemediğini söyledi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e kurulan komisyonla aydınlatılan cinayetler dolayısıyla bir vatandaş olarak teşekkür ettiğini belirten Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca 'Suç işleyen herkes yakasından tutulacak ve yargı önüne çıkarılacak.' sözünü de önemsiyorum ve güven duyuyorum. Sayın Adalet Bakanım, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının 1. derece kusurlu olduğunu tespit etti. Netice itibarıyla Turizm Bakanı yargılama müsaadesi vermedi, buna rağmen Danıştay bu kararı kaldırarak, 'Yargılanmalılar, hesap vermeliler.' dedi. Sayın Bakanım, sizden 78 canımız adına rica ediyorum. Gecikmeden, mümkünse bugün, değilse yarın bu dosyanın iddianamesinin düzenlenmesi için talimat verin. Aksi halde bu sürecin ilerlemeyeceğini düşünüyoruz."

Devletine ve milletine bağlı insanlar olduklarını vurgulayan Gültekin, "17 aydır sabırla bekliyoruz ancak bu duyarsızlık karşısında sabrımız tükenmiştir. Savcılığa gidiyoruz, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeli bekleniyor.' deniyor. Diğerlerinde beklenmezken burada neden bekleniyor'" ifadelerini kullandı.

Gültekin, ailelerin 17 ay 2 gündür uyumadıklarını dile getirerek, "Nefesimiz yettiği sürece bu davanın takipçisi olacağız. Evlatlarıma her gün söz veriyorum ve sözümü tutacağım. Bu olayda zerre kadar ihmali olan herkes yargı önüne çıkacak ve hesap verecek. Biz davamızdan vazgeçmeyiz." dedi.

"Gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır"

Yangında kardeşi ve iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş da "Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiş olmasına rağmen neden hala iddianame hazırlanmadığını" sordu.

Sarıtaş, İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi görevlilerinin Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Aynı bilirkişi raporlarında aynı derecede sorumlu gösterilen bakanlık görevlileri için hukuk neden aynı şekilde işletilmemektedir' Bizim talebimiz ayrıcalık değil, eşitliktir. İl Özel İdaresi ve Belediye görevlileri için işletilen hukuk, Bakanlık görevlileri için de işletilmelidir. Birinci dosyada esas alınan sorumluluk tespitleri doğrultusunda Bakanlık görevlileri hakkında gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri hakkındaki soruşturma izinleri derhal tamamlanmalıdır."

Sarıtaş, Bakanlık yetkililerinin önceki dosyayla paralel şekilde Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi. 

Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki imha sahasında, Assan Grup isimli firmanın patlatma faaliyeti sırasında meydana gelen patlamada özel şirket çalışanı 2 personelin hayatını kaybettiği açıklandı

23.06.2026 16:59:00
Anadolu Ajansı
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde imha sahasında mühimmatın kazara patlaması sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, saat 14.00 sıralarında Yahşihan ilçesi Bedesten mevkisindeki imha sahasında, gerçekleştirilen AR-GE faaliyetleri esnasında mühimmatın kazara patlaması sonucu özel şirket çalışanı 2 personelin vefat ettiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Olayın ardından AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlar süratle bölgeye sevk edilmiş, bölgede gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. Meydana gelen olayla ilgili adli ve idari inceleme başlatılmış olup süreç ilgili makamlarca titizlikle takip edilmektedir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz."

Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor

Özel sektörde çalışan eğitim emekçileri ile mülakat mağduru öğretmenlerin taban maaş, iş güvencesi ve atama hakkı talebiyle Ankara'da başlattığı süresiz açlık grevi eylemi kararlılıkla devam ediyor. Polis müdahalelerine ve fenalaşan arkadaşlarına rağmen geri adım atmayan öğretmenler, Çalışma Bakanlığı ile randevu masası kurulana kadar Başkent'i terk etmeyeceklerini duyurdu

23.06.2026 14:50:00
Haber Merkezi
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında bir araya gelen eğitimciler ile mülakat mağdurlarının 14 Haziran'da Ankara'da başlattığı eylemler kapsamında yürütülen süresiz açlık grevi devam ediyor.

Sendika genel merkez binası önünde devam eden grev boyunca bazı öğretmenler kan şekerinin düşmesi ve halsizlik nedeniyle ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavileri tamamlanan eğitimciler, "Hakkımızı almadan eve dönüş yok" diyerek grev alanına yeniden geri döndü.

Masada iki net talep var

Direnişteki öğretmenler, eylemlerinin temel çıkış noktasını oluşturan iki hayati konunun çözüme kavuşturulmasını istiyor.

2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının geri getirilmesini isteyen özel okul ve kurs öğretmenleri, kamudaki meslektaşlarıyla eşit ücret hakkı ve asgari ücrete mahkûm edilmeyecekleri yasal bir düzenleme talep ediyor.

2025 KPSS'de yüksek puan almalarına rağmen mülakat komisyonlarının kararları nedeniyle atama hakları ellerinden alınan 1611 öğretmenin haklarının iade edilmesi de isteniyor.

Görüşmeler tıkandı, Bakanlık önünde müdahale

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kendilerine geçen yıl sözü verilen "Özel Okul Öğretmenlerinin Çalışma Hayatı" başlıklı toplantının, işveren derneklerinin ikna edilememesi gerekçesiyle bir yıldır ertelendiğini açıkladı.

Öğretmenlerin taleplerini iletmek ve muhatap bulabilmek amacıyla Çalışma Bakanlığı önüne yaptığı yürüyüş ve oturma eylemine ise emniyet güçleri sert müdahalede bulundu. Çıkan arbedede çok sayıda sendika üyesi ve destekçi eğitimci ters kelepçe yöntemiyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Ülke genelinden destek yağıyor

Ankara'daki açlık grevi sürerken eyleme destek sesleri dalga dalga büyüyor. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikalarının yanı sıra İzmir, İstanbul, Bursa ve Mersin gibi pek çok şehirde öğretmenler sokağa çıkarak Ankara'daki meslektaşlarına yönelik polis müdahalelerini protesto etti. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da yayımladıkları mesajlarla öğretmenlerin insanca yaşam ücreti ve iş güvencesi taleplerinin derhal yasalaştırılması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan bugün, muhalefet milletvekillerinin mülakat mağdurları ve özel sektör öğretmenlerinin sorunlarını görüşmek üzere TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nu olağanüstü toplama talebi resmen reddedildi. Komisyon Başkanı Ayşen Gürcan, içtüzük gereği komisyonların önlerinde havale edilmiş bir kanun teklifi olmadan toplanamayacağını gerekçe göstererek talebi geri çevirdi.

Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu tarafından yapılan ortak deklarasyonda; mülakatların tamamen kaldırılacağı sözünün bizzat hükümet yetkilileri tarafından verildiği hatırlatıldı. Öğretmenler, "Söz tutmak bizim kültürümüzde namustur. Bizi 'Gidin, durulun' diyerek uyutamayacaksınız. Hakkımızı alana kadar Ankara'da sokaklarda kalmaya ve açlık grevine destek vermeye devam edeceğiz" mesajını yineledi.

Van'da kahreden kaza: 1 şehit

Van-Erciş kara yolunda meydana gelen trafik kazasında 1 jandarma personeli şehit oldu, 5 kişi yaralandı

23.06.2026 14:00:00 / Güncelleme: 23.06.2026 14:02:45
Haber Merkezi
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'ın Erciş ilçesinde Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğu trafik kazasında 3'ü jandarma personeli 5 kişi yaralandı.

Van-Erciş kara yolunda sürücüsünün ismi öğrenilemeyen 06 DJA 494 plakalı hafif ticari araç, jandarma personelinin bulunduğu araca arkadan çarptı.

Çevredekilerin haber vermesi üzerine kaza yerine 112 Acil Sağlık, polis, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Kazada yaralanan 3 jandarma personeli ile hafif ticari araçta bulunan 2 kişi, ambulanslarla Erciş Şehit Rıdvan Çevik Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Bir süre trafiğe kapanan yol, araçların kaldırılması ve incelemelerin tamamlanmasının ardından geçişlere açıldı.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, kazada Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğunu açıkladı.

Şehit olan jandarma personelinin Adana nüfusuna kayıtlı olduğu öğrenildi.

6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden sahte fatura ve hayali ihracat işlemlerinin yapıldığının tespit edilmesi üzerine düzenlenen operasyonda, 6 şirkete el konulduğunu, 10 şirkete kayyum atandığını, 27 zanlı hakkında adli işlem başlatıldığını bildirdi

23.06.2026 12:00:00
AA
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada,  suç, kaçakçılık, vergi usulsüzlükleri ve kamu kurumlarını hedef alan nitelikli dolandırıcılıkla mücadeleyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, İçişleri, Hazine ve Maliye, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarıyla eş güdüm içinde kararlılıkla sürdürdüklerini vurguladı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Jandarma Komutanlığı, Vergi Denetim Kurulu, MASAK, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, EPDK ve TMSF ile koordineli şekilde önemli bir operasyon gerçekleştirdiklerini belirten Gürlek, şunları kaydetti:

"Soruşturma kapsamında, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden yıllık yaklaşık 350-400 bin ton LPG ithalatı gerçekleştirildiği, doğan ÖTV ve KDV yükümlülüklerinin sahte fatura organizasyonu ve hayali ihracat işlemleriyle bertaraf edilmeye çalışıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda bu sabah İstanbul, Ankara, Bursa, Kırıkkale, Kırşehir, Mardin, Konya, Hatay ve Niğde illerinde eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, toplam 6 şirkete el konulmuş, 10 şirkete kayyum atanmış, 27 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmıştır. Devletimizin vergi güvenliğini, ekonomik düzenini ve kamu kaynaklarını hedef alan hiçbir organize yapıya müsamaha göstermeyeceğiz. Suçtan elde edilen gelirlerin izini sürecek, sahte fatura ve hayali ihracat düzenekleriyle kamu zararına sebep olan yapılara karşı hukuki süreçleri kararlılıkla işleteceğiz."

Gürlek, soruşturma ve operasyon sürecinde görev alan kurum ve kamu görevlilerine teşekkür etti.

Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı

Ankara'da seyir halindeki Berşan Yücel idaresindeki 06 FFA 414 plakalı otomobil, akaryakıt istasyonunun önünde park halindeki 04 AAV 432 plakalı kamyona çarptı. Feci kazada 4 kişi hayatını kaybetti

23.06.2026 10:30:00
Haber Merkezi
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Ankara'nın Polatlı ilçesinde otomobilin kamyona çarpması sonucu 4 kişi hayatını kaybetti.  

Kaza, Polatlı ilçesi İstiklal Mahallesi Borsa Yolu üzerinde meydana geldi.

Seyir halindeki bir otomobil henüz bilinmeyen bir nedenle önünde bulunan kamyona çarptı. Çarpmanın etkisiyle otomobil hurdaya dönerken, araçta bulunan 4 kişiden Hasan Devran Kart (20), Berşan Yücel (24) ve Şükran Yanok (21) olay yerinde hayatını kaybetti. Kazada ağır yaralanan 1 kişi ise olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.

Araçtan ağır yaralı halde çıkarılan Raziye Yanok (21) ise kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve hayatını kaybetti.

İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edilirken ekipler olay yerinde güvenlik önlemleri aldı. Hayatını kaybedenlerin cenazeleri yapılan incelemelerin ardından morga kaldırıldı.

Kaza anı güvenlik kamerasına da yansıdı.

Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İBB Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı

 

23.06.2026 10:13:00
Anadolu Ajansı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, Maltepe'de kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Karaal'ın kaçırıldığı iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye götürülen şüphelilerin buradaki işlemleri tamamlandı.

Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen zanlılardan 6'sının tutuklanmasına, 6'sının ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına hükmedildi.

Ne olmuştu?

Başsavcılık, Karaal'ın Maltepe'de kaçırıldığı iddiasına ilişkin soruşturma başlatmış, mağdurun bulunması ve şüphelilerin yakalanması için polise talimat vermişti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerinin çalışmalarının ardından Tuzla'da bir inşaat alanında bulunan Karaal'ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilmişti.

Soruşturma kapsamında olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen toplam 12 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, Anadolu Adalet Sarayı'na sevk edilmişti. Savcılıkta ifadeleri alınan şüphelilerden 6'sı tutuklama, 6'sı ise adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti. 

Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine tehdit mesajları gönderen sanığa 7 yıl 20 gün hapis cezası

Kadıköy'de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine yönelik tehdit içerikli mesajlar gönderen ve paylaşımlar yapan sanık, 3 farklı suçtan 7 yıl 20 gün hapis cezasına çarptırıldı

22.06.2026 13:55:00 / Güncelleme: 22.06.2026 13:58:11
İHA
Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine tehdit mesajları gönderen sanığa 7 yıl 20 gün hapis cezası
Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine tehdit mesajları gönderen sanığa 7 yıl 20 gün hapis cezası
Kadıköy'de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden 15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine yönelik tehdit içerikli mesajlar gönderen ve paylaşımlar yaptığı iddia edilen Furkan Ay'ın (19) yargılandığı davanın karar duruşması görüldü. Bakırköy 13. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya tutuksuz sanık Furkan Ay katılmazken, tarafların avukatları hazır bulundu. Müşteki sıfatındaki Minguzzi ailesi ise duruşmaya katılmadı.

7 yıl 20 gün hapis cezası

Alınan savunma ve beyanların ardından kararını açıklayan mahkeme, sanık Furkan Ay'ın, 'birden fazla kişiyle tehdit', 'kişinin hatırasına hakaret' ile 'kişisel verileri hukuka aykırı şekilde ele geçirme veya yayma' suçlarında toplamda 7 yıl 20 gün hapis cezasına çarptırılmasına, 'suçu ve suçluyu övme' suçundan ise beraatına hükmetti.

İddianameden:

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, Yasemin Akıncılar Minguzzi 'müşteki', Furkan Ay ise 'şüpheli' sıfatıyla yer aldı.

"Yakında sizin ve oğlunuzun tabutunun yanında olacağım. Mezarının adresini biliyoruz. Emanetleri doldurduk, hazırda bekleyin"

Hazırlanan iddianamede, Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen sanal devriye faaliyeti kapsamında, aile bireylerinin tehdit mesajları raporuna yer verildi. Mesajlarda, "Sevmezsiniz ama iyi tanırsınız, Berat abim. Yakında beni de iyi tanıyacaksınız. Adım Ademcan. Bursa Yıldırım'dayım. Yakında sizin ve oğlunuzun tabutunun yanında olacağım. Mezarının adresini biliyoruz. Emanetleri doldurduk, hazırda bekleyin. Ademcan ismini iyi hatırlayın, eceliniz yanımda" şeklinde mesaj attığı, hayatını kaybeden Ahmet Minguzzi'ye küfür ettikleri aktarıldı.

Müşteki Yasemin Minguzzi'nin cep telefonuna Nisan 2025'te şüpheli Furkan Ay tarafından soruşturmaya konu mesajları atıldığı, şüphelinin suçtan kurtulmaya yönelik ifade verdiği, şüphelinin müştekinin kişisel verilerini hukuka aykırı şekilde ele geçirerek, mesajları attığı aktarıldı.

13 yıla kadar hapis cezası talebi

İddianamede, Furkan Ay hakkında 'kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek veya yaymak', 'birden fazla kişi ile birlikte tehdit' ile 'kişinin hatırasına hakaret' suçlarından 4 yıl 3 aydan 13 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi

22.06.2026 13:13:00
Haber Merkezi
 Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi
 Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi.
Tutuklu İBB Başkanı İmamoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı videolu paylaşımda, şunları söyledi:
"Sevgili gençler, bu filmi tam 10 yıl önce Cumhuriyet ve demokrasiye darbe girişiminde bulunanlara karşı, milletimize bir uyarı olarak paylaşmıştım. Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz. Bugün en büyük değerlerimiz olan Cumhuriyet ve demokrasiyi koruyup geliştirmek için hep birlikte büyük azim ve kararlılıkla mücadele etmek şarttır."

Türkiye'nin deprem haritası 13 yıl sonra güncellendi. 215 yeni fay keşfedildi

Maden Tetkik ve Arama (MTA) ayrıntılı çalışmalarının ardından Türkiye Diri Fay Haritası'nın 13 yıl sonra güncellendi

22.06.2026 13:00:00
Haber Merkezi
Türkiye'nin deprem haritası 13 yıl sonra güncellendi. 215 yeni fay keşfedildi
Türkiye'nin deprem haritası 13 yıl sonra güncellendi. 215 yeni fay keşfedildi
Maden Tetkik ve Arama (MTA) ayrıntılı çalışmalarının ardından Türkiye Diri Fay Haritası'nın 13 yıl sonra güncellendi.

Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürü Vedat Yanık, MTA'nın ayrıntılı saha çalışmaları ve akademik araştırmalarla sağladığı veri birikimi desteğiyle Türkiye Diri Fay Haritası'nın 13 yıl sonra güncellendiğini bildirdi.

Yanık, Bilimsel Etkinlikler Haftası ve MTA Genel Müdürlüğü 91. Kuruluş Yıl Dönümü kapsamında "Türkiye Diri Fay Haritası-2026"nın tanıtım programındaki konuşmasında, yeni harita sürümünün kamuoyuyla paylaşılmasından dolayı memnun olduklarını söyledi.

Yanık, MTA'nın yaklaşık bir asırlık süreçte, Batman'daki ilk petrol keşfinden Eskişehir-Beylikova'daki dünyanın en stratejik Nadir Toprak Elementleri sahalarına, Elazığ-Maden, Sinop-Boyabat ve Kahramanmaraş'taki zengin bakır yataklarından sanayinin can damarı olan yüzlerce endüstriyel ham madde kaynağına kadar sayısız keşfe imza attığını ifade etti.

Küresel dengelerin değiştiğini ve madenlere ihtiyacın arttığını belirten Yanık, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Artan enerji ihtiyacı, sürdürülebilir kaynak yönetimi, iklim değişikliği ve kritik hammaddelere yönelik amansız rekabet, yerbilimlerinin stratejik önemini her geçen gün daha da artırıyor. MTA, bu yeni dünya düzeninde de en ön safta yer alarak modern teknolojilerle desteklenen yerli, yenilikçi ve çevreye duyarlı arama faaliyetlerini kararlılıkla sürdürüyor. Bugün, kuruluş yıl dönümümüzü taçlandıran son derece hayati bir ulusal veri altyapısını, 'Türkiye Diri Fay Haritası-2026' sürümünü yayımlamanın gururunu paylaşıyoruz. Alp-Himalaya orojenez kuşağında yer alan ülkemiz için aktif tektonik yapının güncel ve doğru verilerle ortaya konulması, yalnızca bilimsel bir çalışma değil, ulusal güvenlik, sürdürülebilir kalkınma ve afet risklerinin azaltılması adına stratejik bir zorunluluktur."

Yanık, haritanın 2013'te yayımlanmasından bu yana geçen 13 yılda, ayrıntılı saha çalışmaları ve akademik çalışmalarla önemli büyüklükte veri birikiminin sağlandığına dikkati çekti.

2022'de yatırım programına alınan güncelleme projesinin, yoğun bir emeğin ardından tamamlandığına işaret eden Yanık, "2013 basımında 485 olan diri fay sayısı, yeni veriler ışığında bu haritada 700'e yükseldi. Bu harita ve hazırladığımız sayısal veri tabanı, deprem tehlike analizleri, kritik altyapı yatırımları ve ulusal zarar azaltma politikalarımız için temel bir başvuru kaynağı olacak." değerlendirmesinde bulundu
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.