logo
13 EYLÜL 2026

Türkiye kaz gibi yolunuyor

Kaz Dağları'nın yolan Kanadalı maden şirketi buradan çıkaracağı altın ve gümüşten 2025 yılına kadar 826.7 milyon dolar gelir elde edecek. Hükümet yetkililerine göre Türkiye bundan 5 yıl boyunca toplam 33 milyon dolar gelir elde edecek. Kanadalı şirketin kasasına girecek para ise 793,4 milyon dolar. Peki doğa harikası bir bölgeyi bu kadar az paraya satmaya değer mi?

06.08.2019 00:00:00
 
Türkiye kaz gibi yolunuyor
Türkiye kaz gibi yolunuyor
YENİ MESAJ / DETAY HABER

ABD, Kanada, Meksika ve Türkiye'de projeleri bulunan Kanadalı maden şirketi Alamos Gold'un Çanakkale'nin merkeze bağlı Kirazlı Köyü yakınlarındaki altın ve gümüş madeni projesinde çalışmalar durmaksızın devam ediyor.

Ağaç kesimleri ve kazılar aralıksız sürüyor. Maden sahasının yakınındaysa projeye karşı direniş için 26 Temmuz'da başlatılan nöbet eylemi de büyüyerek devam ediyor. Su ve Vicdan Nöbeti'nde çadırların ve ziyaretçilerin sayısı her geçen gün artarken, konu ülke kamuoyunun da dikkatini çekiyor. 'Su ve Vicdan Nöbeti' kapsamında eylemciler 24 saat kampta kalıyor.

Çadırların sayısı her geçen gün artıyor. Şirket maden sahasını çalışmalarını sürdürmekte, eylemcilerse projeye karşı mücadelede ısrarlı görünüyor. Peki projenin içeriği tam olarak ne? Eylemciler neye karşı çıkıyor? Şirket ve resmi yetkililer projeyi nasıl savunuyor? Yöredeki halk ne düşünüyor?

Çıkarılacak altının parasal değeri

Alamos Gold'un Kirazlı dışında Türkiye'de iki projesi daha bulunuyor: Ağı Dağı ve Çamyurt. Üç proje de Çanakkale il sınırları içerisinde yer alıyor.

Şirket, Türkiye'deki faaliyetlerini iştiraki olan, yüzde 100 sahibi olduğu Doğu Biga Madencilik üzerinden yürütüyor. Yerli şirket ve ortak kanun gereği alınıyor. Alamos Gold, çıkardığı altının yüzde 4'ünü devlete vermek zorunda. Kirazlı, şirketin Çanakkale merkez ile Çan ilçesi arasında kalan bölgede yer alan projesi.

Burası kent merkezine yaklaşık 26 kilometre uzaklıkta. Proje kapsamında şirket 2020 yılında üretime geçmeyi ve beş yıllık süreç boyunca yaklaşık 16 ton ve 105 ton gümüş üretmeyi planlıyor. Söz konusu altının bugünkü parasal karşılığı 4 milyar 160 milyon TL ya da 756 milyon dolar...

Gümüşün karşılığı ise 389 milyon TL, yani 70.7 milyon dolar. Toplam gelir 826.7 milyon dolar. Bunun yüzde 4'ü devlete kalacak, o da 33 milyon dolar ediyor. Yandaş bir şirkete verilen bir günlük avanta kadar!

Alamos Gold'un internet sayfasının Kirazlı bölümünde, projenin 'düşük sermaye ve üretim giderlerine sahip olduğu ancak getirisinin son derece yüksek olduğu' belirtiliyor.

Kârlı bir proje

Alamos Gold'un CEO'su John McCluskey, 22 Mayıs'ta İngiltere'nin başkenti Londra'da düzenlenen Kanada Madencilik Sempozyumu'nda yaptığı sunumda, "Projenin iç verimlilik oranı yüzde 44. İşe başladığımızda 1 doların 3 Türk lirası, şu anda ise 6 lira olduğunu düşünürsek bu kârlı bir proje. Bu gerçekten istisnai bir proje" demişti.

Kirazlı Altın ve Gümüş Madeni Projesi'nin ÇED olumlu kararına karşı açılan dava sürerken, Çanakkale Valiliği tarafından şirkete gayrı sıhhi müessese izni verilince şirket proje alanında çalışmalarına başladı.

BBC Türkçe'ye konuşan Çanakkale Belediye Başkan Yardımcısı Rebiye Ünüvar, "Bu havza, Çanakkale'nin tek içme suyu olan Atikhisar Barajı'nı besliyor. Burası bizim hem içme suyu kaynağımız hem de tarımsal sulama kaynağımız. Buradaki madencilik açık, vahşi madencilik olduğu için altın ya da gümüş siyanürle ayrıştırılacak. Buradaki kirlenmenin de hem yüzey sularıyla hem de yer altı sularıyla direkt barajımıza akması söz konusu" şeklinde konuştu.

Köylüler iş derdinde

Köy muhtarı Ali Alaca, maden projesi ilk gündeme geldiğinde kendisinin projeye karşı çıktığını ancak gelinen noktada artık ekmek mücadelesi verdiklerini dile getirerek, "Şu saatten sonra uğraşsan da yapılabilecek bir şey olmadığını düşünüyorum. Saha boşaltılmış, ağacı kesilmiş, hafriyat alanları oluşturulmuş, galeriler tamamen faaliyete geçmiş ama çevreciler de bir taraftan faaliyete geçmiş. Bu madenin önüne geçip durdurabileceklerine de inanmıyorum. Şu saatten sonra onların yanında olmamak hayırlı diye düşünüyorum. Mücadelemiz ekmek davasına düştü. Oğlun vardır, çoluğun çocuğun vardır, köyden çalışabilecek 20 tane insan vardır, onları koyarsın bundan sonra. Yürüyerek hiçbir şey olmaz. Bergama'da da yürüdüler, Ankara'ya yürüdüler, soyunarak yürüdüler ama sonuçta sıfıra sıfır elde var sıfır. Sonuçta ne oldu maden açıldı, çalıştırıldı. Tabii ki de içim sızlıyor ama şu saatten sonra yapacak bir şey olduğunu düşünmüyorum. Alaca, köylerinde 20'ye yakın kişinin maden projesinde işe girdiğini, bunun da köye geri göçe neden olduğunu ifade etti. Köylülerin aldığı maaş ayda 2500-3 bin TL. Maden projesine karşı çıkılmasını savunan köyün eski muhtarlarından Reyhan Kaymak ise projenin köylüler arasında husumete neden olduğunu ifade ederek, şunları söyledi: "İlk taşlayanlar işe ilk başlayanlar oldu. Adam, ineğini, koyununu satıyor, gidiyor madende çalışmak istiyor. İnsanlara çok hoş bir iş gibi geliyor. Sabahleyin servis gelip alıyor onları, tekrar akşam evine bırakıyor, yarını hiç düşünen yok. Şimdi köylüler arasında husumetler oluştu. Komşuluk ilişkileri gittikçe daralmaya başladı. Biz eskiden Orman Müdürlüğü için çalıştık. O sahada topraktaki buzu çapayla kırdık, bir bir onları iğne kadar çam fidanlarını diktik. O talan edilen ağaçları biz diktik. Yaban hayatı  tamamen karıştı. Geyikler köyümüzün yakınlarına, 300 metre, 500 metreye kadar indiler. 

Yaban hayvanları köye inmeye ve köylünün hayvanlarına zarar vermeye başladılar. 

Gündüz saat 2'de köylünün koyunlarını yiyorlar güpegündüz. En çok zarar görecek olan bizim köydür. İş insanlara çok ideal bir iş gibi geliyor şu anda ama bunun yarının düşünen yok. Bence çaresizlikten değil. Bu zamana kadar maden mi vardı da geçiniliyordu? Annem 74 yaşında, ne aç ne susuz kaldık. İnsan, ben bir şey yapmak istiyorum dediği zaman karnını doyurur bir şekilde."

Maden şirketleri bölgeyi parsellemiş

Çanakkale Kent Konseyi Çevre Meclisi Başkanı Pınar Bilir, yörede 40'a yakın maden projesinin olduğunu, Kirazlı'daki mücadelenin diğer projelerin de önüne geçmek adına çok önemli olduğunu belirtiyor.

Projenin ÇED olumlu kararının iptaline karşı Çanakkale Belediyesi ile Kaz Dağı ve Madra Dağı Belediyeler Birliği tarafından açılan dava devam ediyor. Geçen hafta ayrıca 195 bin ağaç kesimine dair ilgili kişi tüzel kişi ve kamu görevlilerinin cezalandırılması istemiyle suç duyurusunda bulunulmuştu.

Şirket ne diyor?

Şirket adına BBC'nin soruları cevaplayan Proje Müdürü Çağın Şen, öncelikle tüm çalışmalarının yasal izinlerle yürütüldüğünü belirterek, şunları kaydetti: "Kirazlı Altın Gümüş Madeni Projesi tüm uluslararası standartları barındıran ve tüm yasal uygulamaları tamamlamış bir projedir. Ayrıca, benzer çalışma yapısında olan Meksika maden işletmemizin aldığı Uluslararası Çevre Koruma Ödülü'nü de proje kadar çevreye de gösterdiğimiz hassasiyetin bir örneği olarak paylaşabiliriz."

Şirket, projenin Atikhisar Barajı için herhangi bir risk teşkil etmediğini savunuyor. Çevredeki ekosistemin de geri dönülmez bir şekilde bozulacağı eleştirilerini kabul etmeyen şirket, projenin sonunda tüm alanın rehabilite edileceğini öne sürüyor.

Şirket ayrıca 8 Ağustos Perşembe günü düzenlenecek basın toplantısıyla, projeye yönelik iddialara ilişkin detaylı açıklama yapacağını belirtti.



Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin 3 şüpheliye tutuklama talebi

Eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde ölümüne ilişkin yeniden başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüphelilerden 3'ü tutuklama, 6'sı adli kontrol talebiyle hakimliğe sevk edildi

13.09.2026 05:00:00
AA
 
Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin 3 şüpheliye tutuklama talebi
Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin 3 şüpheliye tutuklama talebi

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca, Silivri Cezaevi'nde 2011'de yaşamını yitiren eski MİT görevlisi Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan biri muhabir, biri kameraman ve 7'si sağlık çalışanı 9 şüphelinin Silivri Adliyesi'ndeki savcılık işlemleri tamamlandı.

Savcılıkça ifadeleri alınan şüphelilerden muhabirin de arasında olduğu 3'ü tutuklama talebiyle hakimliğe gönderildi.

Kameramanın da arasında bulunduğu 3 şüpheli "yurt dışına çıkış yasağı" ve "imza atmak", diğer 3'ü ise "yurt dışına çıkış yasağı" şeklinde adli kontrol uygulanması talebiyle hakimliğe sevk edildi.

Şüphelilerin, hakimlikteki işlemleri sürüyor.

Muhabirin "2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'na muhalefet" ile "örgüt üyeliği", kameramanın "2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'na muhalefet", diğer 7 şüphelinin ise "örgüt üyeliği" ve "kasten öldürme" suçlarından hakimliğe sevk edildiği öğrenildi.

Ne olmuştu?

Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından, Silivri Cezaevi'nde 2011'de yaşamını yitiren eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturmaya yönelik açıklama yapmıştı.

Kozinoğlu'nun tutuklu bulunduğu Silivri 1 No'lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda 12 Kasım 2011'de rahatsızlanarak Silivri Devlet Hastanesi'ne sevk edildiğini anımsatan Gürlek, "Hastaneye ulaştırıldığında hayatını kaybetmiş olduğu tespit edilmiştir. Olayın ardından yürütülen soruşturmada kamera kayıtları ve tıbbi belgeler incelenmiş, ceza infaz kurumu, jandarma ve sağlık personeli ile koğuş arkadaşları ve müteveffanın eşinin tanık ifadeleri alınmış, 10 Nisan 2012'de kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir." ifadelerini kullanmıştı.

Bakan Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığınca dosyanın yeniden incelendiğini belirterek, şunları kaydetmişti:

"Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından yapılan değerlendirmeler ışığında Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla takipsizlik kararı kaldırılmış ve soruşturma yeniden başlatılmıştır. Yeni soruşturma kapsamında gizlilik kararı alınmış, özel bir soruşturma ekibi oluşturularak olayın tüm yönleriyle yeniden aydınlatılmasına yönelik kapsamlı çalışmalar başlatılmıştır. Bugün gelinen aşamada, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımızca olay tarihinde ceza infaz kurumunda görev yapan 11 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmış, 10 şüpheli gözaltına alınmış, 1 şüphelinin ise FETÖ firarisi olarak yurt dışında bulunduğu tespit edilmiştir."

Gözaltına alınan 10 şüpheliden biri tutuklanmış, 7'si adli kontrol şartıyla olmak üzere 9 şüpheli serbest bırakılmıştı.

Soruşturma kapsamında devam eden çalışmalarda, biri muhabir, biri kameraman ve 7'si sağlık çalışanı olmak üzere 9 şüpheli daha gözaltına alınmış, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilmişti.

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine, Kozinoğlu'nun kesin ölüm nedeninin ve ölümünde üçüncü kişilerin müdahalesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla alınan karar kapsamında feth-i kabir işlemi gerçekleştirilmişti. 

TESK Başkanı Palandöken: "Esnafları uyararak öğrencilerimizi, kötü alışkanlıklardan uzak tutmak için gerekli tedbirleri almalarını istiyoruz"

Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Esnafları uyararak öğrencilerimizi, kötü alışkanlıklardan uzak tutmak için gerekli tedbirleri almalarını istiyoruz" dedi

12.09.2026 12:31:00 / Güncelleme: 12.09.2026 13:18:40
İHA
 
TESK Başkanı Palandöken: "Esnafları uyararak öğrencilerimizi, kötü alışkanlıklardan uzak tutmak için gerekli tedbirleri almalarını istiyoruz"
TESK Başkanı Palandöken: "Esnafları uyararak öğrencilerimizi, kötü alışkanlıklardan uzak tutmak için gerekli tedbirleri almalarını istiyoruz"
Yeni eğitimin öğretim döneminin başlamasından önce açıklamalar yapan Palandöken, "İlk, orta ve lisede yaklaşık 18 milyon öğrenci eğitim görüyor. Dolayısıyla 1 milyon 200 binin üzerinde öğretmenimiz var. Ülkemizde yaklaşık 75 bini aşkın okulumuz var. Yeni eğitim öğretim yılında 30 bine yakın güvenlik görevlisi görev yapacak. Dolayısıyla biz aileleri, başta tabii ki çevredeki esnafları uyararak öğrencilerimizi, kötü alışkanlıklardan uzak tutmak için gerekli tedbirleri almalarını istiyoruz. Bununla birlikte ailelerin de eğitim döneminde çocukların okul aile birlikleriyle ve öğretmenleriyle temasını geliştirmesi lazım" dedi.

"Okul çevrelerinde kötü alışkanlıklara karşı tedbir alınmalı"

Okul çevrelerinin güvenliği konusunda uyarılarda bulunan Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Korsan satıcıların veya illegal örgütlerin ürünlerini satan, bağımlılık kazandıran içeriklerden uzak tutulması lazım. En önemlisi çocuklarımızı kontrol etmemiz. Bunların geleceğini daha güvenli, daha emin, gözümüz gibi koruduğumuz; sınıflara yeni başlayandan liseyi bitirip üniversiteye gidinceye kadarki ebeveynlik görevlerimizi de harfiyen yerine getirmemiz lazım. Gidiş geliş saatleri başta olmak üzere, çevresindeki arkadaşları, okuldaki hareketleri mercek altında olması lazım. Hem çevredeki esnaflarımızla birlikte hem de servis araçlarımızla, onların bakımlarıyla güvenli bir şekilde öğrencileri indirip bindiren araçlarda bulunması gereken eğitici ablalarının, koruyucu ablalarının çok dikkatli bir şekilde; evlerinin bulunduğu caddenin, sokağın ve trafik akışını iyi hesap edip indirilip bindirilmesine de dikkat etmesi lazım" diye konuştu.

"Servis şoförlerimizin yeterlilikleri ve araçların bakımı önemli"

Yeni eğitim-öğretim döneminde servis şoförlerinin mesleki yeterliliklerinin ve araç bakımlarının çok önemli olduğuna işaret eden Palandöken, "İnşallah 2026-2027 öğretim yılı başarılı bir şekilde neticelenir. Kazasız belasız ve çocuklarımızın yetişmesindeki, eve geliş gidiş saatlerindeki, beslenmeleri, harcadıkları zamanların, kimlerle birlikte olduklarının da kontrol edilmesi lazım. En önemlisi kolluk kuvvetleri. Hem yerel yönetimler hem de emniyet güçlerinin çok sık takip etmesi çok önemli. Çocukları taşıyan servis araçlarının bakımlı aynı zamanda da can güvenlikleriyle ilgili bütün sorunlar halledilmiş bir vaziyette, servisleri yapılmış, okula getirip götürmelerinde ilgili Oda belgesine dayanan, sertifikaları olan şoförlerimizin bu konuda uyarılmasıyla ilgili tedbirler alındı. Bizim umudumuz inşallah bu sene çok daha dikkatli ve çok daha disiplinli bir şekilde okul hayatlarını idame ettirecek yavrularımıza hepimiz birlikte, toplum olarak da sahip çıkacağız. Onların yetişmeleri, toplumun refaha ermesi, daha iyi neticeleri alması için, hepimize gerekli olan bir uygulama olacak inşallah" ifadelerini kullandı.

Sakın ses kaydınızı kaptırmayın!


 
 
Hepimiz sevdiğimiz birinin sesini tanıyabileceğimizi düşünürüz. Ancak klonlama teknolojisi baş döndürücü bir hızla ilerliyor. Dolandırıcıların ikna edici bir deepfake oluşturmak için tek ihtiyacı olan şey birkaç saniyelik bir ses kaydı. Teknoloji etkileyici olsa da  basit bir teknik dolandırıcıları durdurabilir: Önceden kararlaştırılmış bir güvenlik kelimesi.
 

12.09.2026 00:10:00
Hasan Gündoğdu
 
Sakın ses kaydınızı kaptırmayın!
Sakın ses kaydınızı kaptırmayın!

Siber güvenlikte küresel bir lider olan ESET, deepfake dolandırıcılığına karşı alınabilecek önlemleri inceledi; önlemleri sıraladı.
En yaygın dolandırıcılık yöntemlerinden biri, bir akrabayı rastgele arayarak, sevdiklerinin kaçırıldığını düşünmelerini sağlamak için tasarlanmış deepfake ses kaydı dinletmek. Bu sanal kaçırma dolandırıcılıkları, sosyal medya hesaplarından elde edilen kişisel ayrıntılar kullanılarak daha gerçekçi hâle getirilebilir. Dolandırıcılar, saldırı için en uygun zamanı seçmek amacıyla kurbanın veya akrabalarının sosyal medya profillerini de takip edebilirler. Dolandırıcılar için en önemli nokta, kurbanın akrabalarını belirsizlik içinde tutmak ve travmaya uğratmaktır. Bu amaçla, klonlanmış sesi her seferinde sadece birkaç saniye kullanır, hıçkırık sesleriyle karıştırır ve tüm olayı daha inandırıcı ve kaotik hâle getirmek için arka plan gürültüsü ekleyebilirler.

Güvenlik kelimesi nedir?

Bir dolandırıcılığı fark etmek için yapabilecek en basit ama en etkili şeylerden biri, aile üyeleriyle bir "güvenli kelime" üzerinde anlaşmaktır. Bu, aile üyesinin sesinizin deepfake ile değiştirilmiş olabileceğini düşündüğünde isteyebileceği, hatırlanması kolay bir kelime veya cümle olmalıdır. Bir dolandırıcı, güvenli kelimenin ne olduğunu öğrenmenin hiçbir yoluna sahip olmayacaktır; böylece ailenizi fidye ödemesi için kandırmaya yönelik herhangi bir komplo ortaya çıkarılır. Bu kelime hem akılda kalıcı hem de sıra dışı olmalıdır. Ayrıca sosyal medya paylaşımlarınızı okuyarak elde edilebilecek bir şey olmamalıdır.

Güvenlik kelimesini unutulursa ne olur?

Birisi güvenlik kelimesini hatırlayamazsa bir yedek planın olması önemlidir. Yapılacak en iyi şey, aile üyelerini aramayı sonlandırmaya ve ardından adres defterlerinde kayıtlı olan numaranızdan geri aramaya teşvik etmektir. Ya da kurduğunuz mevcut bir grup üzerinden size mesaj göndermelerini sağlayın. Bu, başınızın dertte olup olmadığını onlara anında gösterecektir.  Alternatif olarak, sadece aile üyelerinin bileceği başka bir soru sormayı deneyebilirler. Bu, internette araştırılabilecek herhangi bir bilgi olmamalıdır. Ayrıca bir şeylerin ters gittiğini hissederlerse asla para veya kişisel bilgi göndermemeleri gerektiğini de bilmelidirler.

Deepfake dolandırıcılığına kurban gittiyseniz ne yapmalısınız?

Deepfake teknolojisi her geçen gün daha da inandırıcı hâle geliyor. Siz veya bir aile üyeniz dolandırıldıysa:
Dolandırıcıyla iletişimi derhal kesin.
Bankanızla iletişime geçerek olanları açıklayın ve dolandırılan paranın bloke edilmesi veya iade edilmesi için bir yol olup olmadığını sorun.
İlgili tüm hesaplarda ifşa olmuş olabilecek parolaları değiştirin. Bu, iki faktörlü kimlik doğrulamayı (2FA) etkinleştirmek ve parola yöneticisinde saklanan her hesap için güçlü, benzersiz parolalara geçmek için iyi bir fırsattır.
İlgili tüm kanıtları (telefon numaraları, kayıtlar) saklayın.
Dolandırıcılığı ilgili makamlara  bildirin.

Bir ücret karşılığında paranızı geri alacağını veya hesaplarınızı güvence altına alacağını vaat eden ikincil dolandırıcılarına karşı tetikte olun. Yalan söylüyorlar. Onlara ödeme yapmak, kayıplarınızı sadece artıracaktır.

Iğdır'da askeri araç devrildi: 1 şehit, 2 yaralı

Iğdır'ın Aralık ilçesinde devriye görevi yapan askeri aracın devrilmesi sonucu meydana gelen kazada 1 asker şehit oldu, 2 asker yaralandı

11.09.2026 21:27:00
İhlas Haber Ajansı
 
Iğdır'da askeri araç devrildi: 1 şehit, 2 yaralı
Iğdır'da askeri araç devrildi: 1 şehit, 2 yaralı
Iğdır'ın Aralık ilçesinde devriye görevi yapan askeri aracın devrilmesi sonucu meydana gelen kazada 1 asker şehit oldu, 2 asker yaralandı.

Kaza, bugün saat 15.30 sıralarında Aralık ilçesinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Şehit Bülent Aydın Karakolu'nda görev yapan personelin içerisinde bulunduğu askeri araç, devriye görevi sırasında henüz belirlenemeyen bir nedenle kontrolden çıkarak devrildi.

Kazada araçta bulunan askerlerden 1'i şehit oldu, 2 asker yaralandı. İhbar üzerine bölgeye sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralı askerler, olay yerindeki ilk müdahalelerinin ardından ambulanslarla Nevruz Erez Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı.

Şehit olan asker ile yaralanan 2 askerin kimlikleri henüz açıklanmadı. Askerlerin kimliklerinin, yapılacak resmi açıklamanın ardından kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor. Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.

Bebek katilinin talepleri bitmiyor

Nagehan Alçı’nın Devlet Bahçeli ile görüşmesine ilişkin aktardığı sözler, İmralı tartışmasını yeni bir boyuta taşıdı

11.09.2026 21:21:00
Haber Merkezi
 
Bebek katilinin talepleri bitmiyor
Bebek katilinin talepleri bitmiyor
Nagehan Alçı'nın Devlet Bahçeli ile görüşmesine ilişkin aktardığı sözler, İmralı tartışmasını yeni bir boyuta taşıdı.

Alçı'nın anlatımına göre Bahçeli, Abdullah Öcalan için İmralı'da önünde bahçesi bulunan, "ev konforunda" bir yaşam alanı hazırlandığını söyledi. Öcalan'ın ise bu yere geçmeyi reddettiği ve gerekçesinin "statü" talebi olduğu ileri sürüldü.

Peki Türkiye, terör örgütü PKK'nın elebaşı için "statü" tartışmasının yapılabildiği bir noktaya nasıl geldi?

Türkiye yıllarca terörle mücadelede binlerce insanını kaybetti. Asker, polis, korucu ve siviller terör saldırılarında hayatını kaybetti. Şehit aileleri acılarını yıllarca taşıdı.

Bugün ise Türkiye'nin gündeminde, terör örgütünün elebaşı Abdullah Öcalan'ın hangi şartlarda yaşayacağı, kendisine nasıl bir yaşam alanı sağlanacağı ve daha da önemlisi "statü" talep edip etmediği tartışılıyor.

Nagehan Alçı'nın Devlet Bahçeli ile görüşmesine ilişkin aktardığı ifadeler bu nedenle büyük önem taşıyor.

Alçı'nın anlatımına göre Bahçeli, Öcalan için İmralı'da bahçeli, insani yaşam koşullarına sahip ve ev konforunda bir yer hazırlandığını söyledi. Öcalan'ın ise buraya geçmeyi reddettiğini ve bunun nedeninin "statü" talebi olduğunu belirtti.

Şehitlerin ardından "statü" tartışması



Türkiye'nin hafızasında terör saldırılarının acıları hâlâ canlıyken, kamuoyunun karşısına "Öcalan ne istiyor?" sorusunun çıkması toplumda ciddi rahatsızlık oluşturuyor.

Buradaki temel mesele yalnızca İmralı'daki fiziki koşullar değildir. Asıl soru şudur:

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, yıllarca terörle mücadele ettiği bir örgütün elebaşının taleplerini neden bu kadar ayrıntılı biçimde tartışmak zorunda kalmaktadır?

Bir terör örgütünün elebaşının yaşam koşullarının iyileştirilmesi ayrı bir tartışma konusu olabilir. Ancak bunun ötesine geçilerek "statü" talebinin gündeme gelmesi, kamuoyunun cevap beklediği çok daha ciddi soruları ortaya çıkarıyor.

"Bebek katili" üzerinden yeni bir siyasi denklem mi?

Öcalan, 1999 yılında yakalanarak Türkiye'ye getirildi. Hakkındaki ağır suçlamalar ve PKK'nın gerçekleştirdiği saldırılar nedeniyle Türkiye'nin yakın tarihindeki en tartışmalı isimlerden biri oldu.

Aradan geçen yılların ardından bugün tartışmanın "statü" noktasına taşınması, Türkiye'nin terörle mücadele anlayışında neyin değiştiği sorusunu gündeme getiriyor.

Devletin terör sorununu bitirmek istemesi elbette anlaşılabilir. Ancak terörün sona erdirilmesi adına atılan adımların şehitlerin hatırası, hukukun üstünlüğü ve vatandaşların adalet duygusu açısından da izah edilebilir olması gerekir.

Türkiye'nin cevabını beklediği sorular

İmralı'da gerçekten bahçeli ve ev konforunda yeni bir yaşam alanı mı oluşturuldu?

Bu yapı hangi karar ve hangi yetkiyle hazırlandı?

"Statü" talebi gerçekten gündemde mi?

Bu ifade hukuki olarak ne anlama geliyor?

Türkiye'nin terörle mücadele politikasında hangi yeni aşamaya geçiliyor?

Ve en önemlisi: Şehit ailelerine bu süreç nasıl anlatılacak?

Türkiye'nin terör sorununu çözmesi, silahların susması ve yeni acıların yaşanmaması herkesin isteğidir. Ancak çözüm adına yapılan her adımın toplumun vicdanında karşılık bulması gerekir.

Çünkü mesele artık yalnızca İmralı'daki bir mahkûmun yaşam koşulları değildir.

Mesele, Türkiye Cumhuriyeti'nin terör karşısındaki devlet ciddiyetinin, şehitlerin hatırasının ve adalet duygusunun nasıl korunacağıdır.

Ve Türkiye'nin sormaya hakkı vardır: Terörün elebaşının talepleri neden sürekli gündemde? Türkiye bu noktaya nasıl getirildi?

Seçil Erzan yeniden hakim karşısında

Yüksek faiz vaadi ile kurduğu fona Fatih Terim gibi isimlerin de dahil olduğunu söyleyerek aralarında tanınmış futbolcuların da bulunduğu 30'dan fazla kişiyi milyonlarca lira dolandırdığı iddiasıyla 102 yıl 4 ay hapis ile 753 bin 880 lira adli para cezasına çarptırılan tutuklu Seçil Erzan, İstinafın bozma kararının ardından yeniden hakim karşısına çıktı

11.09.2026 20:36:00
İhlas Haber Ajansı
 
Seçil Erzan yeniden hakim karşısında
Seçil Erzan yeniden hakim karşısında
Yüksek faiz vaadi ile kurduğu fona Fatih Terim gibi isimlerin de dahil olduğunu söyleyerek aralarında tanınmış futbolcuların da bulunduğu 30'dan fazla kişiyi milyonlarca lira dolandırdığı iddiasıyla 102 yıl 4 ay hapis ile 753 bin 880 lira adli para cezasına çarptırılan tutuklu Seçil Erzan, İstinafın bozma kararının ardından yeniden hakim karşısına çıktı.

Erzan duruşmada "Tekraren yargılandığım için çok inançlıyım. Ben adil yargılanmadığımı düşünüyorum. 3 buçuk yıl boyunca söylediğim hiçbir şeye itibar edilmedi. Aleyhime kararlar verildi. Sadece katılanların söylediği mutlak doğru kabul edildi. Kimseye benim borcum yok ama borçlu durumunda kaldım. Arda Turan'ın 1 kuruş alacağı varsa bana bin yıl ceza verin. 1'e 5 imkansızken 1'e 5 veren başka Seçil Erzan yok. Ben bir sistem hiçbir şey kurmadım. Ben her şeyimi verdim. 1 liram yok" dedi.

Yüksek faiz vaadi ile kurduğu fona Fatih Terim gibi isimlerin de dahil olduğunu söyleyerek aralarında tanınmış futbolculardan Arda Turan, Fernando Muslera, Emre Belözoğlu ve Selçuk İnan'ın da bulunduğu 30'dan fazla kişiyi milyonlarca lira dolandırdığı iddiasıyla 102 yıl 4 ay hapis ile 753 bin 880 lira adli para cezasına çarptırılan Denizbank Levent Şubesi eski Müdürü Seçil Erzan hakkında verilen karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi tarafından bozulmuştu.

Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin hüküm kurarken birleşen dosyalara ilişkin bilgilere kararda yer vermediğini, bu durumun denetimi zorlaştırdığını kaydetmişti. Daire, istinaf başvurularını yerinde bularak, yargılama sürecinde bazı usul kurallarının uygulanmadığını belirtmişti. Dosya yargılamanın yeniden yapılması için İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmişti.
Bu kapsamda Erzan yeniden hakim karşısına çıktı.

"Kimseye benim borcum yok ama borçlu durumunda kaldım"

Duruşmada söz verilen Seçil Erzan "Tekraren yargılandığım için çok inançlıyım. Ben adil yargılanmadığımı düşünüyorum. 3 buçuk yıl boyunca söylediğim hiçbir şeye itibar edilmedi. Aleyhime kararlar verildi. Sadece katılanların söylediği mutlak doğru kabul edildi. Ben her şeyin ne olduğunu özetlemek istiyorum. Birincisi hakkımda bir önce yargılandığım mahkemede savcılıkta verdiğim beyanlar ile diğer beyanlarım arasında çelişki bulunduğu gerekçesi ile sadece savcılık beyanlarım esas alındı. Ben yeterli hukuki desteği alamadım. O dönem bir takım yönlendirmeler ile ifade verdim.

Size şu an her şeyi doğru açık şekilde anlatmak istiyorum. Ben kaçmadım, ben o sabah telefonumu kapattım izinliydim, Çorlu'ya gittim. Kendimde değildim çok kötüydüm. O gün telefonumu açamıyordum. Benden para almak isteyen, kapıya dayananlar vardı. Kendi rızam ile bankaya gidip başıma gelen durumu o halimle 2 gün boyunca anlatmaya çalıştım. O gün bile darp edildim ben. Annemin gözünün önünde darp edilip senetler verdim. Kimseye benim borcum yok ama borçlu durumunda kaldım. Banka anlamaya çalıştı. Serum takıldı bana. Bana banka yetkilileri bir avukat yönlendi. Savcıya gittim, beyanlarımda da savcıya sığındım o gün. Her şeyi açık doğruluğu ile anlatmaya çalıştım. Söylediğim her şey bağlamından koparılmış. Para bende değil onu anlattım o gün. Bankanın avukatı 'yukardan baskı varmış seni tutuklanıyorsun' dedi" ifadelerini kullandı.

"Arda Turan'ın 1 kuruş alacağı varsa bana bin yıl ceza verin"

Seçil Erzan devamında "Ben korku, baskı altında herkese fon dedim o gün. Bunu bana söyleyen avukatların elinde bir mektup var onu sunmak istiyorum. Ben fon demedim. Ben banka ile görüşmeler yaptım. Ben o gece bana ne dedilerse karşısına yazdım. Bu fon beyanları bir temele oturtuldu. 'Ben kandırdım, iradelerini fesada uğrattım' bu oturtuldu. Ben bir sistem kurmadım. Yüksek faiz vaadi ile somutlaştırılacak bir davranışım yok. Arda Turan'ın 1 kuruş alacağı varsa bana bin yıl ceza verin.

Bana verdiği parayı 15 günde aldı. Bana küfürler etti. Bu bir sistemse bu sistemi yöneten kim' 1'e 5 imkansızken 1'e 5 veren başka Seçil Erzan yok. Ben bir sistem hiçbir şey kurmadım. Ben her şeyimi verdim. 1 liram yok. Ödeyemedim, ödemek için her şeyi yaptım. Her şeyi sattım. Öldürmüyorlar ölmek lüks. O parayı bulacaksın. Hiç kimsenin iradesini fesada uğratma kastım olmadı. Arkadaşlarımın geri ödemelerini yapamadım. Annemin babamın bütün her şeyini sattım. Yeter ki kapansın bitsin. Faiz oranı ile kimseyi kandıramazsınız" dedi.
Duruşmaya öğle arası verildi.

İBB önünde olaylı eylem

Fatih Saraçhane'de bulunan İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde toplanan çalışanlar, Sosyal Denge Sözleşmesi (SDS) sürecinde taleplerinin karşılanmadığı gerekçesiyle eylem yaptı. Saraçhane'yi terk etmeyeceklerini söyleyen işçiler, belediye binasına girmeye çalışınca gerginlik yaşandı. Barikatları aşmaya çalışan eylemciler, polis ekipleri tarafından sakinleştirildi

11.09.2026 17:27:00 / Güncelleme: 11.09.2026 17:32:26
İhlas Haber Ajansı
 
İBB önünde olaylı eylem
İBB önünde olaylı eylem
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Saraçhane önünde toplanan Tüm Yerel Çalışanları Sendikası'na (Tüm Yerel-Sen) bağlı çalışanlar, SDS sürecinde tıkandıklarını belirterek eylem yaptı. Saraçhane'deki belediye binası önünde gerçekleştirilen basın açıklamasında, sözleşme masasındaki tutumlar eleştirildi.

"Şantajla karşı karşıyayız"

Grup adına konuşma yapan Sendika Başkanı Sezgin Sevin, "Biz hep söyledik, biz kıran döken bir sendika değiliz, biz belediye başkanlarını zor durumda bırakmak için çöp dağları sendikası değiliz. Biz vuran, kesen, asan bir sendika değiliz. Ama nereye kadar. Emekçinin hakkı peşkeş çekildiği zaman biz vuran, kıran, döken bir sendika haline geliriz. Tıpkı bugün burada olduğu gibi. Buradan şantajcı İBB yetkililerine, sarı sendikaya sesleniyorum. İETT'de imzaladığınız toplu sözleşmeden dolayı "bizler de İETT'de gizli kapaklı olarak toplu sözleşme imzaladık. Yüzde yüz 20 dışında bir şey vermedik. Sizlerde gelin toplu sözleşmeyi imzalayalım. Kaçak, göçek, el altından duymaz' diyen İBB yetkilileri, isterseniz toplu sözleşmemizi kesin sonuna kadar direneceğiz, isterseniz hiç vermeyin sonuna kadar mücadele edeceğiz. Maalesef İBB'nin genel sekreter yardımcısı Zeynep Akçabay, bu hanımefendinin kibrini, egosunu yenersek 20 bin memur arkadaşımız çoluğunun çocuğunun rızkını alacak" dedi.



Sendika Başkanı Sezgin Sevinç, haklarını alana kadar Saraçhane'yi terk etmeyeceklerini vurgulayarak süresiz eylem mesajı verdi. Sevinç, alanın terk edilemeyeceğini belirtirken, tüm çalışanlar kurum kimlik kartlarını çıkarmaya davet edildi.

Açıklamanın ardından "Haklıyız, kazanacağız" sloganları eşliğinde kurum kartlarını gösteren belediye çalışanları, tepkilerini göstermek üzere İBB binasına doğru yürüyüşe geçti. İçeri alınmayan çalışanlar, barikatları yerlere atarak belediyeye girmeye çalıştı. Kısa süreli gerginlik ve izdiham polis ekipleri tarafından sonlandırıldı.

Kiracı vahşetinde detaylar ortaya çıktı

Maltepe'de ev sahibi ve eşini silahla öldürüp, olay yerindeki avukatı ise ağır yaralayan şüphelinin ifadesi ortaya çıktı. Şüpheli ifadesinde, karşı tarafın kendisine hakaret ettiğini, daha sonra evine giderek ruhsatsız tabancasını aldığını ve olayın gerçekleştiğini beyan etti

11.09.2026 16:30:00
İHA
 
Kiracı vahşetinde detaylar ortaya çıktı
Kiracı vahşetinde detaylar ortaya çıktı
Maltepe'de ev sahibi çifti öldüren şüphelinin ifadesi ortaya çıktı.

Olay, dün öğle saatlerinde Maltepe'de meydana gelmişti. Gülsuyu Mahallesi Taşocağı Sokak'ta çıkan tartışmada ev sahibi Osman A. ile eşi Nursen A'yı öldürdüğü, avukat Emir Ali S.'yi ise ağır yaraladığı gerekçesiyle özel harekat polislerince gözaltına alınan Mehmet T.,'nin Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği'ndeki işlemleri tamamlandı. Zanlı, hastanedeki sağlık kontrolünün ardından Anadolu Adliyesi'ne götürüldü. Öte yandan soruşturmanın detaylarına ulaşıldı.

Cinayetin detayları ve şüphelinin ifadesi ortaya çıktı

Şüpheli Mehmet T.'nin yaklaşık 30 yıldır binada kiracı olduğu, maktul tarafın ise Almanya'da yaşadığı ve binanın tamamının sahibi olduğu öğrenildi. Hayatını kaybeden çiftin, yaklaşık 10 yıl önce binayı satmak istediği, Mehmet T.,'nin de binaya talip olduğu ve bu kapsamda binada tadilat yaptırdığı belirlendi. Şüphelinin, tadilat masrafları ve satışla ilgili olarak ev sahibi tarafa bir miktar para verdiği, ancak binanın bir bölümünün kaçak olması nedeniyle anlaşmanın gerçekleşmemesi üzerine verdiği paranın yanı sıra tadilat masraflarını da geri istediği öğrenildi. Taraflar arasında yapılan anlaşmanın ardından binadaki kiraların Mehmet T. tarafından toplandığı, bu süreçte taraflar arasında alacak verecek meselesi nedeniyle anlaşmazlık yaşandığı belirtildi.

Maktul tarafın bu süreçte Türkiye'ye geldiği, açılan dava sonucunda sürecin kendi lehlerine sonuçlanmasının ardından olaydan bir gün önce binanın zemin katındaki giriş bölümünde bulunan dükkanların tahliye ettirildiği öğrenildi. Mehmet T.'nin de söz konusu dükkanlardan birini ofis olarak kullandığı ve tahliye işlemi sırasında maktul tarafın olayda yaralanan avukatıyla birlikte bulunduğu belirtildi. Taraflar arasında burada tartışma yaşandığı, karşı tarafın ertesi gün yeniden geleceklerini söylediği öğrenildi.

Şüpheli Mehmet T.'nin ifadesinde, bu sırada karşı tarafın kendisine hakaret ettiğini, daha sonra evine giderek ruhsatsız tabancasını aldığını ve olayın gerçekleştiğini beyan etti. Ayrıca şüphelinin, kalabalığa ateş etmesinin amacının karşı tarafı dağıtmak olduğunu savunduğu, olayın ardından teslim olacağını ancak polis ekiplerinin gelmesi üzerine teslim olduğunu söylediği öğrenildi.

Bayraktar AKINCI Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA), İHA-300 süpersonik balistik füzesi ile gerçekleştirdiği atış testinde hedefi tam isabetle vurdu

Bayraktar AKINCI Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA), İHA-300 süpersonik balistik füzesi ile gerçekleştirdiği atış testinde hedefi tam isabetle vurdu

11.09.2026 14:10:00
AA
 
 Bayraktar AKINCI Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA), İHA-300 süpersonik balistik füzesi ile gerçekleştirdiği atış testinde hedefi tam isabetle vurdu
 Bayraktar AKINCI Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA), İHA-300 süpersonik balistik füzesi ile gerçekleştirdiği atış testinde hedefi tam isabetle vurdu
Bayraktar AKINCI Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA), İHA-300 süpersonik balistik füzesi ile gerçekleştirdiği atış testinde hedefi tam isabetle vurdu.

Baykar'dan yapılan açıklamaya göre, şirket tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen Bayraktar AKINCI TİHA, operasyonel yeteneklerini geliştirmeye ve uzun menzilli farklı mühimmat entegrasyonlarını artırmaya devam ediyor. Bu kapsamda yapılan testte ROKETSAN tarafından geliştirilen İHA-300 süpersonik balistik füzesi ile 250 kilometrenin üzerindeki menzilde yer alan hedef başarıyla vuruldu.

Test faaliyeti kapsamında Tekirdağ'da bulunan Çorlu Uçuş Eğitim ve Test Merkezi'nden kalkış yapan Bayraktar AKINCI, Karadeniz üzerindeki test sahasına intikal etti. Sinop açıklarında icra edilen testte deniz üzerindeki hedef, Bayraktar AKINCI'dan ateşlenen İHA-300 mühimmatı tarafından tam isabetle vuruldu. Atış testinin başarıyla sonuçlanmasının ardından Bayraktar AKINCI, planlanan rotayı takip ederek Çorlu'ya geri döndü.

Daha önce İHA-122 ve İHA-230 süpersonik füzelerinin Bayraktar AKINCI'ya entegrasyonu başarıyla tamamlanmıştı. İHA-300 füzesinin de başarılı entegrasyonu ile AKINCI'nın uzun menzilli ve yüksek etkili taarruz kapasitesi yeni bir seviyeye taşındı. Farklı görev ihtiyaçlarına yönelik çok çeşitli mühimmatları hem kara hem de hava hedeflerine karşı kullanabilen AKINCI, sahip olduğu geniş milli mühimmat yelpazesiyle stratejik görev kabiliyetini bir kez daha ortaya koydu.

Milli mühimmatlarla görev çeşitliliği
Bugüne kadar milli TİHA'nın geliştirme ve mühimmat entegrasyon faaliyetleri kapsamında MAM-L, MAM-L TV, MAM-T, MAM-T IIR/TV, MAM-C, TOLUN mühimmat ailesi, TEBER-81, TEBER-82, LAÇİN, LGK-81, LGK-82, HGK-82, GÖKÇE Güdüm Kiti, GÖZDE Güdüm Kiti, KGK-82-SİHA, İHA-230 Süpersonik Füze, TV arayıcı ve lazer arayıcı başlıklı İHA-122 Süpersonik Füze, ÇAKIR Seyir Füzesi ile EREN Yüksek Hızlı Çok Amaçlı Dolanan Mühimmat başarıyla entegre edildi.

Farklı menzil, güdüm ve harp başlığı seçeneklerine sahip bu mühimmat çeşitliliği sayesinde AKINCI, yakın mesafeden uzun menzile uzanan, farklı hedef türlerine karşı görev yapabilen katmanlı bir harekat ve taarruz kabiliyeti kazandı.

İhracat şampiyonu
Başlangıçtan bugüne tüm projelerini tamamen öz kaynakları ile yürüten Baykar, 2025 yılında da insansız hava aracı segmentinde dünyanın en büyük ihracatçısı olmaya devam etti. Son 3 yılda dünya SİHA pazarında liderliğini sürdüren Baykar, 2025 yılında ulaştığı 2,2 milyar dolarlık ihracat hacmiyle kendi rekorunu tazeledi.

Son yıllarda gelirlerinin yüzde 90'ını ihracattan elde eden Baykar, Türkiye'nin yüksek teknoloji ihracatının lokomotifi oldu.

2023, 2024 ve 2025 yıllarında Türkiye'deki tüm sektörlerde en çok ihracat yapan ilk 10 firma arasına girerek İhracatın Şampiyonları Ödülü alan Baykar, 2021, 2022, 2023 ve 2024 yıllarında Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre savunma ve havacılık sektörünün ihracat lideri oldu. 2023'te sektör ihracatının üçte birini tek başına yapan Baykar, 2024 yılında da savunma ve havacılık sektörü toplam ihracatının dörtte birini tek başına gerçekleştirerek Türkiye'yi küresel SİHA ihracat pazarında lider konuma taşıdı.

Dünyanın en büyük insansız hava aracı şirketi olan Baykar, Bayraktar TB2 SİHA için 36 ülkeyle, AKINCI TİHA için ise şimdiye kadar 16 ülke ile olmak üzere toplamda 39 ülkeyle ihracat anlaşması imzaladı.

İBB'nin bina denetimleri, çürük binaları ortaya koydu. 40 bin binayı inceleyen ekipler, 20 bininin çok riskli olduğunu belirledi. En kötü durumdaki ilçeler belli oldu

İBB'nin bina denetimleri, çürük binaları ortaya koydu. 40 bin binayı inceleyen ekipler, 20 bininin çok riskli olduğunu belirledi. En kötü durumdaki ilçeler belli oldu

11.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
İBB'nin bina denetimleri, çürük binaları ortaya koydu. 40 bin binayı inceleyen ekipler, 20 bininin çok riskli olduğunu belirledi. En kötü durumdaki ilçeler belli oldu
İBB'nin bina denetimleri, çürük binaları ortaya koydu. 40 bin binayı inceleyen ekipler, 20 bininin çok riskli olduğunu belirledi. En kötü durumdaki ilçeler belli oldu
17 Ağustos depreminin 27'nci yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin bina denetim raporları ortaya çıktı. Temmuz 2020 ile Temmuz 2026 arasında vatandaşların talebi üzerine ekipler 40 bin binada inceleme yaptı. Karar gazetesinden Selin Işık'ın haberine göre gerçekleştirilen testler sonucunda 20 bin binanın 'yüksek' veya 'çok yüksek' riskli durumda olduğu belirlendi.
İncelenen 40 bin binanın 20 bininin yüksek veya çok yüksek riskli olduğu belirlendi. En kötü durumdaki ilçeler ise Avcılar ve Zeytinburnu oldu.

EN KÖTÜ YERLER AVCILAR İLE ZEYTİNBURNU
İBB verileri riskli binaların çoğunun 1999'dan önce yapıldığını gösterdi. Avcılar'da incelenen binaların yüzde 19,07'si, Zeytinburnu'nda yüzde 14,59'u yüksek riskli durumda. Bu oran Bağcılar'da yüzde 8,34, Küçükçekmece'de 7,8, Fatih'te 5,65, Esenyurt'ta 5,03. Bu ilçeleri Bahçelievler yüzde 3,79, Silivri 3.40, Bakırköy 3.27 ve Esenler 3,27 ile takip etti. Başvuru talebi en çok Kadıköy'den, en az ise Sultanbeyli'den geldi. 6 Şubat Depremleri sırasında inceleme talepleri artsa da bir süre sonra düşüş yaşanması dikkat çekti.

İSTANBUL'DA KENTSEL DÖNÜŞÜM ACİLİYETİ
Türkiye genelinde 6 milyon bağımsız birim risk altındayken, kentsel dönüşüm aciliyetinin en yüksek olduğu şehir, ülke genelindeki 2 milyon acil dönüşüm ihtiyacının yaklaşık üçte birini (600 bin bağımsız birim) tek başına barındıran İstanbul oldu.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, kentsel dönüşüm çalışmalarının 2012'de resmi olarak başlamasıyla 1 milyon 7 bin bağımsız bölümün dönüşümünün tamamlandığını, 291 bin bağımsız bölümün dönüşümünün ise devam ederek toplam 1 milyon 298 bin bağımsız bölümün dönüştürüldüğünü açıkladı.

1999 ÖNCESİNE DİKKAT
Vatandaşların dijital ortamdaki ve yazılı başvuruları üzerine şimdiye kadar 142 bin bina ziyaret edildi. Çoğunluğu 6 Şubat depremlerinden sonra olmak üzere Hızlı Tarama yöntemi için toplam 173 bin 189 başvuru yapıldı. Hızlı Tarama Yöntemleri ile Bina İncelemesi Projesi, resmen 23 Temmuz 2020'de yapılan tanıtım toplantısıyla başlayarak, Avcılar ve Silivri pilot bölgeleriyle hayata geçti. Tam 6 yıl boyunca yapılan başvuru ve incelemelerin ardından Temmuz 2026 verileri de dahil olmak üzere İstanbul genelinde 40 bin binanın yarısının 'yüksek ve çok yüksek riskli' (D ve E sınıfı) kategorisinde yer aldığı görüldü. İBB'ye ait verilerde riskli yapıların çoğunun 1999'dan önce yapılmış olduğuna dikkat çekildi.

100 BİN KİŞİNİ TAHLİYESİ PLANLANIYOR
İBB'nin incelemelerindeki verilere göre öncelikli binalardan şimdiye kadar 2 bin 330 binanın (22 bin 527 bağımsız birimin) yıkımı gerçekleştirildi. Ayrıca 612 binada resmi işlem başlatıldığı belirtilirken bu binaların yıkılmasıyla da bağımsız birim sayısı 28 bin 263'e yükselecek. Bu dönüşüm kapsamında riskli binalardan tam 100 bin kişinin tahliye sürecinin gerçekleşmesi planlanıyor. Hızlı tarama yöntemine yapılan başvuruların yüzdeliklerin ilçe kapsamında dağılımına bakıldığında en çok başvuru Kadıköylülerden gelirken, en az talepte bulunan ilçe ise Sultanbeyli oldu.

EN RİSKSİZ BÖLGELER
Yine ilçelerin risk dağılım oranlarında Şile yüzde sıfır, Çekmeköy yüzde 0,6 ile en düşük riskli ilçeler arasında yer alırken şu ilçeler takip etti: yüzde 0,08 ile Beykoz, yüzde 0,27 ile Başakşehir ve Sarıyer, yüzde 0,30 ile Sancaktepe, yüzde 0,32 ile Adalar, yüzde 0,36 ile Çatalca ve Sultanbeyli, yüzde 0,37 ile Beşiktaş.

19 İLÇEDE RİSKLİ BİNA ORANI
Ümraniye: Yüzde 0,48
Ataşehir: Yüzde 0,52
Arnavutköy: Yüzde 0,57
Şişli: Yüzde 0,58
Eyüpsultan: Yüzde 0,64
Beylikdüzü: Yüzde 0,73
Tuzla: Yüzde 0,88
Kartal: Yüzde 0,89
Üsküdar: Yüzde 0,91
Kağıthane: Yüzde 0,94
Pendik: Yüzde 0,95
Kadıköy: Yüzde 0,10 (Yüzde 1,10)
Beyoğlu: Yüzde 1,17
Sultangazi: Yüzde 1,21
Maltepe: Yüzde 1,23
Gaziosmanpaşa: Yüzde 1,56
Bayrampaşa: Yüzde 2,09
Güngören: Yüzde 2,33
Büyükçekmece: Yüzde 2,58
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.