logo
10 AĞUSTOS 2026

Türkiye'nin ilk kıtalararası balistik füzesi

Türkiye, SAHA 2026 Fuarı’nda ilk kıtalararası balistik füzesi Yıldırımhan’ı tanıttı. 6 bin km menzilli, hipersonik hızdaki yerli füze, savunma sanayisinde stratejik bir dönüm noktası olarak tarihe geçti

07.05.2026 15:00:00
Eyüp Kabil
 
Türkiye'nin ilk kıtalararası balistik füzesi
Türkiye'nin ilk kıtalararası balistik füzesi
Türkiye'nin savunma, havacılık ve uzay sanayiindeki iddiası bir kez daha dünya gündemine damga vurdu. İstanbul Fuar Merkezi'nde 5-9 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı'nın ilk gününde Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Ar-Ge birimi, Türkiye'nin ilk kıtalararası balistik füzesi (ICBM) Yıldırımhan'ı kamuoyuna tanıttı. 6 bin kilometre menzili, hipersonik hızı ve yerli teknolojisiyle dikkat çeken füze, Türkiye'yi stratejik caydırıcılıkta yeni bir lige taşıyor.






SAHA 2026

Bu yıl rekor katılımıyla dikkat çeken SAHA 2026, 1700'den fazla firma ve 120'den fazla ülkeden delegasyonları ağırlıyor. Fuar, sadece bir sergi alanı olmanın ötesinde, Türkiye'nin savunma sanayii ihracatını artırma ve uluslararası iş birliklerini güçlendirme platformu olarak öne çıkıyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın da ziyaret ettiği fuarda, deniz, hava ve uzay platformlarından insansız sistemlere kadar pek çok yenilik sergilenirken, Yıldırımhan fuarın tartışmasız yıldızı haline geldi.

Fuarın halka açık olacağı 9 Mayıs'a kadar ziyaretçiler, Türkiye'nin yerli ve milli savunma hamlelerini yakından inceleme fırsatı bulacak. Yetkililer, fuarın milyarlarca dolarlık iş hacmi yaratacağını ve Türkiye'yi küresel savunma tedarik zincirinde daha da güçlü kılacağını belirtiyor.






Yıldırımhan'ın teknik özellikleri

Yıldırımhan, Türkiye'nin bugüne kadar ürettiği en büyük ve en uzun menzilli füze olarak kayıtlara geçti. MSB Ar-Ge tarafından geliştirilen füze, 6 bin kilometre menzil kapasitesine sahip. Bu mesafe, kıtalararası bir vuruş kabiliyeti anlamına geliyor ve Türkiye'yi nükleer başlık taşıma potansiyeliyle stratejik bir aktör konumuna getiriyor.

Füzenin en dikkat çekici yanı, sıvı yakıtlı roket motoru. N2O4-UDMH (nitrojen tetroksit ve asimetrik dimetilhidrazin) bazlı yakıt sistemi, füzenin hipersonik hızlara (Mach 9 ila Mach 25 arası) ulaşmasını sağlıyor. 3 bin kilogramlık faydalı yük kapasitesiyle hem konvansiyonel hem de ileri teknolojili başlıkları taşıyabiliyor. Fuarda füzenin maketiyle birlikte roket motoru da sergilenerek, yerli mühendisliğin somut bir örneği olarak ziyaretçilerin beğenisine sunuldu.

Uzmanlar, sıvı yakıtlı sistemin Yıldırımhan'ı daha esnek ve yeniden doldurulabilir kıldığını, bu sayede operasyonel üstünlük sağladığını vurguluyor. Füzenin test atışının ise Somali'de inşası devam eden uzay fırlatma tesisinden yapılacağı belirtiliyor.






Tamamen milli ve gizli bir proje

Yıldırımhan projesi, MSB Ar-Ge'nin öncülüğünde yıllardır süren sessiz bir çalışmanın ürünü. Daha önce Tayfun gibi orta menzilli balistik füzelerle adını duyuran Türkiye, bu proje ile "kıtalararası" ligine yükseldi. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, fuarda yaptığı açıklamada, "Ülkemizin ilk sıvı roket yakıtlı, hipersonik hızda seyir yapabilen, şu ana kadar yaptığımız en uzun menzilli Yıldırımhan füzemiz var" diyerek projenin önemini vurguladı.

Proje, yerli sanayinin yüzde 100'e yakın katkısıyla gerçekleştirildi. Bu gelişme, Türkiye'nin dışa bağımlılığı azaltma ve savunma teknolojilerinde tam bağımsızlığa ulaşma hedefiyle örtüşüyor. Yetkililer, füzenin sadece askeri değil, uzay çalışmalarına da katkı sağlayacağını ifade ediyor.






Dünya medyasında geniş yankı buldu

Yıldırımhan'ın tanıtımı, uluslararası medyada geniş yer buldu. Batı basını, Türkiye'nin bu hamlesini "savunma sanayisinde kırılma noktası" olarak nitelendirirken, bazı çevreler bölgedeki güç dengelerini değiştirebileceğini tartışıyor. Özellikle hipersonik teknolojinin zor engellenir niteliği, füzenin caydırıcılığını artırıyor.

Komşu ülkeler ve müttefikler arasında ise temkinli bir takip söz konusu. Türkiye'nin NATO üyesi olarak bu tür bir kapasiteye sahip olması, ittifak içindeki tartışmaları da beraberinde getirebilir. Ancak Ankara, projenin savunma amaçlı ve bölgesel istikrara katkı sağlayıcı olduğunu savunuyor.






Türkiye savunma sanayiinde yeni bir çağ

Yıldırımhan'ın SAHA 2026'da tanıtılması, Türkiye'nin savunma sanayiindeki yükselişinin yeni bir halkası. İnsansız hava araçlarından denizaltılara, elektronik harp sistemlerinden balistik füzelere kadar uzanan yerli üretim yelpazesi, Türkiye'yi küresel bir oyuncu haline getiriyor. İhracat rakamlarının her geçen yıl rekor kırması ve fuar gibi etkinliklerin artan uluslararası ilgisi, bu ivmenin devam edeceğinin işareti.






Gelecekte Yıldırımhan'ın seri üretimine geçilmesi ve testlerin başarıyla tamamlanması bekleniyor. Bu gelişme, genç mühendisler ve savunma sektörü için de ilham kaynağı olacak. Türkiye, artık sadece tüketen değil, üreten ve ihraç eden bir savunma devi olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

Ortak değerlerin kaybı ve ötekileştirme mekanizması

Modern toplumların karşı karşıya kaldığı en yıkıcı sosyolojik tehditlerden biri olan kutuplaşma, toplumsal dokuyu günden güne zedeliyor

10.08.2026 00:55:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Ortak değerlerin kaybı ve ötekileştirme mekanizması
Ortak değerlerin kaybı ve ötekileştirme mekanizması
Modern toplumların karşı karşıya kaldığı en yıkıcı sosyolojik tehditlerden biri olan kutuplaşma, toplumsal dokuyu günden güne zedeliyor.

Bireylerin ve grupların kendilerini keskin sınırlar üzerinden tanımlamasıyla derinleşen "Biz ve Onlar" ayrımı, ortak paydalarda buluşmayı zorlaştırırken, toplumsal diyaloğun yerini katı bir ötekileştirmeye bırakıyor.

Farklı fikirlerin zenginlik olarak görülmesi gereken platformlarda dahi uzlaşı zeminlerinin hızla kaybolması, sosyal barışı ve birliktelik duygusunu ciddi şekilde tehdit ediyor. Bu zihinsel ayrışma, bireylerin birbirlerine karşı duyduğu güveni zedelerken, ortak bir gelecek vizyonu etrafında kenetlenmeyi de imkansız hale getiriyor.







Dijital Yankı Odaları ve Algı Yönetimi

Kutuplaşma dinamikleri incelendiğinde, bu durumun sadece siyasi veya fikri ayrışmalarla sınırlı kalmadığı, günlük yaşamın her alanına sirayet ettiği görülüyor.

İletişim kanallarının ve özellikle dijital mecraların yankı odalarına dönüşmesi, bireylerin yalnızca kendi görüşlerini pekiştiren içeriklere maruz kalmasına yol açıyor. Algoritmaların tüketicilere sürekli benzer fikirleri sunması, farklı seslerin duyulmasını engelliyor.

Bu durum, karşı tarafın argümanlarını anlamak yerine onları doğrudan bir tehdit veya öteki olarak algılama eğilimini güçlendiriyor. Zamanla derinleşen bu zihinsel yarılma, bireyler arasındaki empati bağlarını kopartarak toplumsal hoşgörüyü ortadan kaldırıyor.







Gündelik Hayata Yansıyan Keskin Hatlar

Ayrışma hissi yalnızca teorik tartışmalarda kalmayıp, mahallelerden iş yerlerine, sosyal ilişkilerden aile içi diyaloglara kadar sızıyor. Bireyler, karşı gruptakilerin bilgi düzeyini, niyetini ve hatta ahlaki değerlerini sorgulamaya başladıkça, rasyonel zemin tümüyle ortadan kalkıyor.







Toplumun farklı kesimleri arasında paylaşılan kamusal alanlar giderek daralırken, insanlar kendilerini güvende hissettikleri homojen grupların içine çekiliyor.

Bu durum, farklı kültürlerin ve fikirlerin birbirini besleme potansiyelini yok ederek toplumu durağan ve tepkisel bir yapıya büründürüyor.







Onarım Süreci ve Onarıcı İletişim Dili

Sosyologlar ve toplumbilimciler, kutuplaşma ile mücadelede en kritik adımın kapsayıcı bir dil geliştirmek ve ortak değerler etrafında buluşabilme becerisini yeniden kazanmak olduğunu vurguluyor.







Sağlıklı bir kamuoyunun oluşabilmesi, farklı kitlelerin birbirini dinleme ve anlama iradesi göstermesine bağlı. Toplumsal yarılmanın önüne geçebilmek için eğitimden medyaya kadar pek çok alanda yapıcı söylemlerin benimsenmesi gerekiyor.

Bireylerin kriz anlarında dahi ortak akla başvurabilmesi, "Biz" tanımının ötekileştirmeden, tüm toplum unsurlarını kapsayacak şekilde genişletilmesiyle mümkün kılınabilir.

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.

Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama

Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı

03.08.2026 10:50:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında tabancayla vurarak öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı. Şüphelinin ifadesinde cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdüğü öğrenilirken, olayla ilgili gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 15 şüpheliden 13'ü tutuklandı.






Olay, 24 Temmuz'da merkez Seyhan ilçesi Gülbahçesi Mahallesi 13362. Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, Reyhan Acar (24) sokakta bir kişinin tabancayla açtığı ateş sonucu kanlar içerisinde yere yığılırken, saldırgan olay yerinden kaçtı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan Acar, ambulansla kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, cinayeti aydınlatmak için yaklaşık 750 saatlik güvenlik kamerası görüntüsünü mercek altına aldı. Yapılan çalışmalar sonucunda saldırıyı Bilal F.'nin (24) gerçekleştirdiği belirlendi. Şüphelinin eşi Öykü F. (22) ile birlikte İstanbul'a kaçtığını tespit eden ekipler, soruşturmayı derinleştirdi. Çalışmalarda Bilal F.'nin kaçmasına ve saklanmasına yardım ettiği öne sürülen 13 kişinin kimliği de belirlendi.







Yunanistan'a kaçma planı başarısız oldu

Yapılan araştırmalarda Bilal F. ile eşi Öykü F.'nin Edirne'ye giderek Yunanistan'a kaçmayı planladığı tespit edildi. Ancak polis uygulamasını fark eden şüphelilerin ayçiçeği tarlasına kaçarak izlerini kaybettirdiği, bir gece burada saklandıktan sonra yeniden İstanbul'a döndükleri öğrenildi.







Yakalanmamak için 3 saatte bir adres değiştirdi, petshopta yakalandı

Cinayet dedektifleri, şüphelilerin İstanbul Bahçeşehir'de bir sitede saklandığını belirledi. Özel Harekat polislerinin de desteğiyle düzenlenen operasyonda Öykü F. sitenin bahçesinde yakalanırken, Bilal F. adreste bulunamadı. Bölgedeki güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, zanlının yakalanmamak için yaklaşık 3 saatte bir adres değiştirdiğini belirledi. İzini süren polis, Bilal F.'yi siteye yakın bir petshopta saklanırken yakalayarak gözaltına aldı.

Bilal F.'nin yakalanmasının ardından harekete geçen ekipler, şüphelinin Adana'dan kaçmasına ve İstanbul'da saklanmasına yardım ettiği belirlenen 13 kişiyi de eş zamanlı operasyonlarla gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında bulunan Fırat T.'nin cinayet suçundan 39 yıl, Şeyhmus Y.'nin ise yine cinayet suçundan 37 yıl kesinleşmiş hapis cezasıyla arandığı öğrenildi.









Cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdü

Emniyetteki sorgusunda Bilal F.'nin "Reyhan ile ilişkimiz vardı. Başkasıyla görüştüğünü düşündüğüm için kıskançlık krizine girdim. Bu nedenle saldırıyı gerçekleştirdim" dediği öne sürüldü.

Emniyetteki işlemlerinin ardından Bilal F. ve eşi Öykü F. ile birlikte 15 şüpheli adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkartılan Bilal F. ve 12 şüpheli tutuklanırken, Bilal F.'nin eşi Öykü F. ile 1 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.