logo
24 HAZİRAN 2026

TÜSİAD YİK Başkanı konuştu, ortalık karıştı


 
 
TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Ömer Aras'ın 9 sayfalık konuşması ise gündemi belirledi. Hükümet cephesi konuşmayı "TÜSİAD'ın 28 Şubat sicilini" hatırlatarak, eleştirdi. Muhalefet ise konuşmayı beğendi. 

13.02.2025 21:54:00
AHMET TURAN YİĞİT
TÜSİAD YİK Başkanı konuştu, ortalık karıştı
TÜSİAD YİK Başkanı konuştu, ortalık karıştı

TÜSİAD olağan Genel Kurul toplantısı 13 Şubat 2025 Perşembe günü (bugün) İstanbul'da Swissotel'de düzenlendi. Toplantının açılış konuşmaları TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Ömer Aras ve TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan tarafından yapıldı.
Genel Kurul Toplantısı'nda TÜSİAD tarafından hazırlanan "Perspektif 2025: Dönüşüm ve Gelecek için Yol Haritası ve Öneriler" isimli kitapçık kamuoyu ile paylaşıldı. Kitapçık, 2025 yılı için iş dünyasının öncelikli gördüğü önerileri içeriyor.
Kitapçığa link üzerinden ulaşabilirsiniz: https://tusiad.org/tr/yayinlar/raporlar/item/11753-perspektif-2025-donusum-ve-gelecek-icin-yol-haritasi-oneriler.

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Ömer Aras'ın 9 sayfalık konuşması ise gündemi belirledi. Hükümet cephesi konuşmayı "TÜSİAD'ın 28 Şubat sicilini" hatırlatarak, eleştirdi. Muhalefet ise konuşmayı beğendi. Hükümetin ihalelerle desteklediği çok sayıda iş insanı ise TÜSİAD üyesi...

İşte Aras'ın konuşmasının tam metni... Hızlı okumak isteyenler için önemli noktaların altını çizdik... Yerinde takip ettiğimiz konuşmanın oldukça alkış aldığını hatırlatalım. 

Sayın Genel Kurul Başkanlık Divanı, TÜSİAD'ın Değerli Üyeleri, Değerli Konuklar, Değerli Basın Mensupları, Hepinizi saygıyla selamlıyorum.Hoş geldiniz.
Ülke olarakmoralimiz bozuk.Güven bunalımı yaşıyoruz. 
Kartalkaya'da 78 canımız yanarakhayatını kaybetti. Yangın çıkabilir ama78 kişi ölmez. Ölüyorsa nedeni usulüne uygun yapılmayan binalar ve denetimsizliktir. Çöken bir sistemdir. Bu olay yakın tarihte olduğu için henüz yüreklerimizde.
Ancak unutmayalım ki geçen sene tam bugün (13 Şubat) Erzincan'ın İliç ilçesindeki altın madeninde oluşan heyelan sonucu 9 işçi hayatını kaybetmişti.
İki yıl önce yaşadığımız büyük depremdeon binlerce insanımızı usulüne uygun yapılmadığı için çöken binalar altında kaybettik.
2014 yılında Soma kömür madeninde çıkan yangında 301 işçi hayatını kaybetti.
Tüm bu ve benzer ölümlerin arkasında tesis sahiplerinin yönetmeliklere uygun yatırımları maliyet nedeniyle yapmaması ve denetim eksikliği var. 
California'da kocaLos Angeles şehri yandı, Japonya'da çok daha şiddetli depremler oldu. Kaç kişi öldü? 

Lütfen bakın ve mukayese edin. Bizdeki ölümlerin nedeni maliyet odaklı kural tanımazlık ve denetimsizliktir.
Kurallarımız vardır ama uymayan çoktur, yeterli denetim yoktur. Bu ölümlerin ana nedeni sistem bozukluğudur.
Maliyeti güvenliğin önüne koyan iş sahipleri, hak etmediği koltuğa oturan özel sektör iş insanları ve kamu yöneticileridir. Onların yarattığı ve uyguladığı sistemdir. 
Bu sistemin nasıl düzeleceği çok net bellidir.Sistemin kendi kendini düzeltme mekanizması olmalıdır.
Sorumlular görevden ayrılmalı, hesap vermeli ve yerlerine yetkin kişiler gelmelidir.


Son haftalarda politik hayatta da olağanüstü olaylar yaşıyoruz. Seçilmiş belediye başkanları görevden alınıyor yerlerine kayyum atanıyor. Bir siyasi parti lideri hakkında önce soruşturma başlatılıyor sonrafarklı bir nedenle tutuklanıyor. 
Birçok sanatçının menajerliğini yapan bir iş kadını hakkında önce soruşturma başlatılıyor sonra farklı bir nedenle tutuklanıyor. 
Bir büyükşehir belediye başkanı hakkında,yaptığı konuşmalar nedeniylebasın toplantısından dakikalar sonra soruşturmalar açılıyor.
Bilir kişi görüşmesini yayınlayan gazeteciler göz altına alınıyor, genel yayın yönetmeni tutuklanıyor.
Yeni mezun teğmenler ordudan ihraç ediliyor. 

Bu olaylarda suç vardır yoktur diyemeyiz. Ancak çok kısa sürede arka arkaya gelen bu olayların toplumda endişe yarattığını ve güveni sarstığını söyleyebiliriz.
Ayrıca tutukluluğun istisna değil kural haline gelmesi gibi kangrenleşmiş bir sorunun kanunlar değişse de çözülmediğini görüyoruz. 
Kişiyi, bir gün dahi olsa, özgürlüğünden mahrum edecek tutuklama ve adli kontrol kararlarının, hatta gözaltı kararlarının ne denli titiz verilmesi gerektiğiniyıllar sonra gelen tahliyelerde, beraat kararlarında görüyoruz.

Ancak bugünkü endişe ve güvensizlik ortamına rağmen ülkemizin geleceği ile ilgili umudumuzu hiç kaybetmiyoruz.
Çünkü biliyoruz ki doğru politikalarla ülkemiz kalkınır ve vatandaşlarımız kendilerini mutlu ve huzurlu hisseder.
Bu nedenle inandığımız doğruları bıkmadan usanmadan dile getireceğiz.
"Söylesek de hiçbir şey değişmiyor" zihniyetine kapılamayız. 
Bizim görevimiz doğru bildiklerimizi söylemektir.
Mevcut uygulamaları eleştirmekle kalmayıp yeni politikalar önermektir.
TÜSİAD'ın bu amaçla hazırladığı ve bugün sizlere dağıtılan "Perspektif: 2025 Dönüşüm ve Gelecek için Yol Haritası & Öneriler" adlı kitapçık 11 temel maddeyle dönüşümlere hazır ve küresel rekabette öne çıkan bir ülke yaratmamız için yol gösteriyor.

Değerli Üyeler,

Bugünkü konuşmamda dünyada ve ülkemizde geçtiğimiz yılın bir değerlendirmesini yapmak ve daha iyi bir Türkiye'ye nasıl hazırlanmamız gerektiğini, hangi yapısal reformlara öncelik vermemiz gerektiğini, elealmak istiyorum.
2024 yılına baktığımızda öncelikle jeopolitik dengelerdeki değişiminhız kazandığını görüyoruz.
Dünyada güç mücadelesi şiddetlendi, ticaret, teknoloji, enerji, sermaye hareketleri gibi birçok alana yayıldı.
Bölgemiz, Ukrayna, Gazze veSuriye'de yaşanan savaşların yıkıcı etkilerini en derin şekilde yaşadı.
Hatta bugünlerde ABD Başkanı Trump'ın Gazze'yle ilgili söylemleri,bölgedeki hassas dengeleri ve insan haklarını göz ardı eden bir yaklaşımı yansıtmakta.
Bu tür öneriler, bölgedeki mevcut sorunları çözmek bir yana,zaten kutuplaşmış dünyada krizleri daha da derinleştirebilir ve kalıcı barış umutlarını zedeleyebilir.
2024 yılı dünya demokrasi tarihi açısından önemli bir yıl oldu. Dünyanın yarısından fazlası sandık başına gitti.
Farklı ülkelerdeki seçmenlerin verdiği mesaj geçmiş dönemin kurumsal yapılarının bugününsorunlarına çare olmadığınıortaya koydu.
Milliyetçi, korumacı ve popülist politikalar giderek daha fazla destekbulmaya başladı.
Küresel düzlemde enflasyonla mücadelede gösterilen başarılı performans, ekonomik büyümede ve gelir dağılımında gösterilemedi.
Avrupa ve Çin gibibüyük ekonomilerdekifarklı yapısal sorunlar ciddi bir yavaşlamayaneden oldu.
Amerika'daenflasyon kontrol altına alınsa da gelir dağılımı bozulmaya devam etti. 
2024 yılında enerji kullanımında önemli bir dönüşüm yaşadık. Yenilenebilir enerji üretimi, özellikle güneş verüzgar santrallerinin ekonomik olarak daha cazip hale gelmesiyle, ciddi şekilde arttı.

Uluslararası Enerji Ajansı Direktörü Fatih Birol'un belirttiği gibi dünya 2024 yılından itibaren hızla elektrik çağına giriyor. Fosil yakıt üretimi artarken talebi düşüyor.
Bu değişim, küresel güç dengelerini de ciddi şekilde etkileyecek. Gerekli önlemleri almamız halinde netenerji ithalatçısı olan ülkemizin dış açığına olumlu katkı yapacak.
Enerji dönüşümü yanı sıra dünyada büyük bir Yapay Zeka yarışı var.
Kısa süre önce Çin'den çıkan bir uygulamanın Amerikan şirketlerinde trilyon dolarlık değer kayıplarına yol açtığını gördük. Bu yarışın daküresel güç paylaşımındabüyük etkileri olacak.
2024'te dünyada fiziksel, ekonomik ve teknolojik savaşlar nedeniyle tedarik zincirlerindeönemli değişiklikler oldu. Ucuzluk yerine güvenön plana çıktı. Korumacılık artış trendine girdi.
Avrupa başta olmak üzere tüm coğrafyalarda "verimlilik arttırarak rekabetçi olmak" hedefi global norm haline geldi.
2025 yılı politik belirsizliklerin yanı sıra dünya ticaretinde enerji ve teknolojinin yarattığı verimlilik farkları ve artan korumacılık nedeniyle yükselen gümrük duvarlarının öne çıktığı bir yıl olacak.
Akılcı politikalar üretebilirsek önemli ekonomik fırsatlar yakalayabiliriz.
Bu noktada, Türkiye'nin AB entegrasyon sürecinin yeniden canlandırılmasının önemini hatırlatmak isterim.
Halen en önemli ekonomik ortağımız olan AB ile Gümrük Birliğimizin güncellenmesi başta olmak üzere, adımların her iki tarafta hızlandırılması gerekiyor.Çünkü bu, her iki tarafın da menfaatine.

Değerli üyeler,

2024 yılını ülkemizde ne şekilde geçirdik diye baktığımızda Mart ayında yapılanyerel seçimler sonucunda birçok ilimizde belediye yönetimininel değiştirdiğini gördük. 
Politik gücün barış içinde el değiştirmesi ülkemizde demokrasinin gücünü tekrar tüm dünyaya göstermiş oldu.
Ancak, seçimler sonrasında seçilmişlerin görevden alınarak atanmışlarıngöreve getirilmesi demokrasimizi zedeledi.


2024 yılında ekonomi yönetiminin uyguladığı program olumlu sonuçlar vermeye başladı.
Enflasyon beklenen hızda olmasa da geriliyor,cari açık sürdürülebilir seviyelerde, Merkez Bankası rezervleri güçleniyor, CDS ülke risk primi düşüyor.
Uluslararası derecelendirme şirketleri de bu olumlu gelişimi görüp ülke kredi notumuzu yükseltti.Ancak, doğrudan yabancısermaye girişleri sınırlı.


Yatırımcılar için güven ortamını henüz oluşturamadık. Enflasyonla mücadele kararlılığı 2025 yılında da devam etmeli. 
Ancak, ihracatçılarımızın pazarlarını kaybetmemelerine de azami özen göstermeliyiz, destek vermeliyiz.
Türkiye'nin güçlü ihracat olmadan sağlıklı ve sürdürülebilir bir büyüme gerçekleştiremeyeceğini bilmeliyiz. 

Hepimizin bildiği gibi enflasyonla mücadelede elimizde üç ana politika enstrümanı var.
Birincisi, Merkez bankasının uyguladığı para politikası.
Faizlerin 2025 yılında enflasyonla mücadeleye uygun olarak kontrollü şekilde düşeceğini tahmin ediyoruz. 
İkincisi, maliye politikası. 
Kamunun da özel sektör şirketleri ve vatandaşlarımız gibi eşit düzeyde kemer sıkması şart.
Enflasyonla mücadele için 2025 yılında kamuda yapılacak tasarrufun daha etkin olmasını bekliyoruz.
Devletin bütçe disiplinine uyması, kamu harcamalarını kontrol etmesi ve kamuda tasarrufu arttırması şart.
Ayrıca vergi gelirlerinin arttırılması için kayıt dışı ile ciddi şekilde mücadele edilmesi gerekiyor.
Para ve maliye politikaları, faiz, vergi, bütçe gibi somut rakamlarla ifade edilen ve takip edilebilen politikalar olduğu için anlaşılması ve değerlendirmesi nispeten kolay kavramlar.
Enflasyonla mücadelede üçüncü politika enstrümanı olan yapısal reformlar ise çok geniş bir kavram.
Ülkemizde yaşadığımız bu inatçı enflasyonu bir daha çift haneli seviyelerdegörmemek üzere kalıcı olarak indirmek, orta gelir tuzağından çıkmak, kişi başı geliri 20 bin doların üstüne yükseltmek ve dünyada sayılı ekonomiler arasına girebilmek içinmutlaka yüksek teknoloji ile verimliliği arttırmalı, mal ve hizmet ihracatına dayalı ekonomik büyüme modeline geçmeliyiz. 
Yapısal reformları gerçekleştirmeden bu değişimleri yapamayız.

Değerli üyeler,

Uzun vadede sürdürülebilir bir büyüme ve sağlam bir ekonomik yapı için elbette birçok alanda yapılacak reformlar var ancak en önemlileri TUSİAD kitapçığında da belirtilen iki ana yapısal reform.
Birincisi, insana değer katan eğitim ve liyakat.
İkincisi, hukukun üstünlüğü ve bağımsız yargı.
Hedefimiz bu reformların yarattığı güven ortamıyla beslenen ekonomik kalkınma olmalıdır.
Bu iki reformu hakkıyla gerçekleştirebilirsek diğer tüm reformlar kolaylıkla yapılabilecektir. 
Dünya ile rekabet edebilmemiz için özel sektörde ve kamu bürokrasisinde iyi eğitilmiş yüksek vasıflara sahip ve liyakate uygun atanmış insanlar olması şart.
Ayrıca bilimde, sanatta, sporda, tüm alanlarda ileri gitmek için her şeyden önce nitelikli insan gerekiyor.
İyi yetişmiş insanlar hukukun üstünlüğünün ve adil yargının olduğu bir ortamda çalıştığı taktirde ekonomi başta olmak üzere her konuda başarının yolu açılacaktır.  
Bu konuda toplumsal fikir birliğine ihtiyacımız var. 
Tekrar ediyorum,yapmamız gereken en önemli yapısal reform, gençlerimizi iyi yetiştirmek, layık oldukları yere getirmek ve mevcut işgücünü de tekrar eğitip çağın gerektirdiği yetkinliklerle donatmaktır.

Şimdi soruyoruz...
"Hukukun üstünlüğüne ve adil yargıya kim sahip çıkacak?
"Sanayide ve hizmet sektöründe ülkemizin rekabetçi gücünü kim ön plana çıkaracak?
"Gelişen teknolojiye, yapay zeka çağına, kim ayak uyduracak?
"Sanatta, kültürde ve sporda dünya çapında başarılara kim imza atacak?
"Eşitliği, etik değerleri, dayanışmayı ve paylaşımcılığı kim savunacak?
"Gelir dağılımınıkim düzeltecek?
"Bağımsız kurumlarla devletin kurumsal yapısını kim güçlendirecek?
"Kuvvetler ayrılığı, denetim ve denge mekanizmalarını kim etkinleştirecek?
"Demokratik, laik ve sosyal hukuk devletine kim sahip çıkacak?
Bu soruların cevabını "Liyakatla atanan iyi yetişmiş insanımız" diyerek cevaplayabilirim.

Eğer geleceğimizin teminatı gençlerimizse, temel vazifemiz, gençlerimizi bilim ve etik değerler temelinde iyi yetiştirmek olmalıdır.
Eğitimi okul öncesinden başlayan ve hayat boyu devam eden bir süreç olarak görmeliyiz.
Öncelikle, okul öncesi eğitimin zorunlu ve ücretsiz olmasını sağlamalıyız.
Bunun için eğitim sistemine büyük iş düşüyor.
Eğitimde dünya ilerekabet edebilmek için öğretmen ve akademisyen kalitemizi yükseltmeliyiz.
Eleştirel düşünen, iyi yönetişim için üniversitelerinde uygulanan yönetime tepki veren öğretim üyelerine
kulak vermeliyiz. Değerli hocalarımızı kaybetmemeliyiz.

Türkiye'nin PISA araştırmasına dahil olduğu 2003 yılından bu yana okuma, matematik ve fen bilimleri alanlarının tümünde OECD ortalamasının altında kaldığını görüyoruz.
Eğer bizim çocuklarımızın performansı sürekli olarak gelişmiş ülkelerin çocuklarının gerisinde kalıyorsa,bilelim ki bu çocukların değil bizim hatamızdır.
Müfredat değişikliklerini şeffaf ve katılımcı bir yaklaşımla yapmalıyız.
Geri bildirimler içinbu alanda çalışan uzmanlara ve sivil toplum örgütlerine makul süreler vermeliyiz.
Tüm kademelerde, çocuklarımız için, laik Cumhuriyet değerlerine, bilimsel düşünce ve akla dayalı, 21.yüzyıl becerilerini kazandıran sosyal etkileşim ve etik temelli, fırsat eşitliğine dayalı, çağdaş bir eğitim eko sistemini hayata geçirmeliyiz.
Eğitim sistemini, siyasetin, siyasi partilerle ilişkilendirilen yapıların ve tarikatların etki alanının dışına taşımalıyız.
Bunun taşıdığı hayati önemi 15 Temmuz darbe girişimi hepimize öğretmiş olmalı.
Ayrıca, verimliliği yüksek bir ekonomi için üniversitelerle teknoloji üreten sanayi iş birliğinde araştırma geliştirmeyi ve girişimciliği desteklemeliyiz.
2024 yılında ülkemizde farklı aşamalardaki yeni girişimlere 469 farklı işlemle1 milyar 100 milyon dolar yatırım yapıldı.
Bu büyüklükle Avrupa'da 11. sıradayız.
Önümüzdeki dönemde girişimci ekosistemini hızla büyütmeliyiz.
Eğitim ekosistemimizin iyileştirilmesi konusunda hepimizin üstüne düşen sorumluluklar var.
Yaşadığımız teknolojik gelişimbilgiye erişimi demokratikleştirdiği gibi kaliteli ve etkili öğrenme sistemlerine ulaşmayı da kolaylaştırdı.
Gençlerin okul dışında,hafta sonlarında, yaz tatillerinde kendilerini dünyadaki yaşıtları ile rekabet edebilecek şekilde geliştirmesi için imkanlar yaratılması gerekiyor.
Bu imkanları merkezi hükümet, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve şirketler olarak hep birlikte yaratmak zorundayız. 

Gençler arasında beyin göçü her sene hızlanıyor.
Yurt dışına göç eden 25-29 yaş arası nüfus geçen sene 110 bine yaklaşmış. 

İyi eğittiğimiz gençleri ülkemizde tutmak içinbaşta ekonomik özgürlükler olmak üzere tüm özgürlük alanlarını genişletmeliyiz.
Gençlerin arzu ettiği kültürel, sosyal ve sportif hayatın koşullarını oluşturmalıyız.
İyi yetiştirdiğimiz genç kuşakları başka ülkelere kaptırmamalıyız.
Tüm atamalarda liyakat ilkesini gözetmeli, kayırmacılığa ve nepotizme geçit vermemeliyiz.
Bu gençlerimizekarşı ahlaki sorumluluğumuz olduğu kadar,ülkemizin geleceğinin, kurumlarımızın sağlamlığının da teminatıdır.
Değerli üyeler,
Son olarak üzerinde durmak istediğim nokta hukuk devleti ve adil yargının ayrılmaz bir parçasını oluşturan eşitlik konusu.
Cumhuriyetin, demokrasinin, hukuk devletinin, laikliğin tanımları eşitlik kavramı üzerinde yükselir.
Bu kavramların gerçek anlamda hayata geçirilmesi adil ve huzurlu bir toplumsal yapıyı mümkün kılar.
Aksi halde, toplumsal gerilimler, kutuplaşma, ekonomik kaynakların verimsiz kullanılması, refah kaybı, beyin göçü, demokrasiye inancın zayıflaması, radikal akımların güçlenmesi gibi sorunların önü alınamaz.
Toplumsalcinsiyet eşitsizliği, kalkınmanın tüm boyutlarını negatif etkiliyor.
Kadınların ekonomik, siyasi ve toplumsal hayatta erkeklerle eşit şekilde temsil edilmesi ekonomikkalkınma, adaletsizlikle mücadele ve toplumsal refah yaratarak ilerlemenin olmazsa olmaz koşuludur.
Türkiye de kadınların iş gücüne katılımı %37 iken batıda bu oran %52'dir.
Bir an için bizde de %52 olsa 5 milyon ek işgücü demektir. Verimlilik demektir.
Ayrıca 35 yaş altında eğitimde ve işgücünde olmayan 7 milyon gencimiz var.
Fırsat eşitliği sağlayıp kadınları ve gençleri işgücüne kazandırabilsek milli gelirde çok ciddi bir artış sağlarız. 
Ülkemizde gelir dağılımındaki eşitsizlik son yıllarda artmaktadır.
Yüksek enflasyon herkese eşit uygulanan adil olmayan bir vergidir ve gelir dağılımını bozmaktadır. 

Emeklilere yapılan zammın, hayat pahalılığını telafi edemediği ortadadır.
Bu durum hep söylediğimiz, enflasyonla mücadele yükünün adil paylaşılması ilkesinin daha etkili uygulanması gerektiğine işaret ediyor.
Ekonomik politikalarda bu konu dikkate alınmalı, sosyal devlet ilkesi gözetilmelidir.
Eşitlik iş dünyamızda da gereklidir.
Serbest piyasa koşulları işlemeli, kamu ihaleleri, denetimler, kayıt dışı ile mücadele, krediye erişim gibi konularda adil yaklaşım sergilenmelidir.
Bu konularda kayırmacılık ekonomik verimsizliği doğuran temel nedendir.
Eşitliği toplumsal güven için, adil yargının uygulanmasında, yolsuzluklarla mücadelede ve ifade özgürlüğünde de görmek isteriz.

Değerli üyeler,

2025 yılında dünya için olduğu kadar Türkiye açısından da önemli bir kavşaktayız.
Yurt dışında ve yurt içinde ekonomik ve siyasi gelişmeler hem büyük fırsatlar hem de büyük riskler yaratıyor. 
Bu süreci mutlaka çok iyi yönetmeliyiz. 
Türkiye'mizin, dünyada sözü geçen, bölgesinde istikrarın teminatı olan, ekonomisi istikrarlı, demokrasisi sağlam, hukuk devleti ilkeleri yerleşmiş, toplumu huzurlu bir ülke olması yönünde elbirliği ile çalışmalıyız.
Bunu ancak hukukun üstünlüğü ve bağımsız yargının yarattığı güven ortamındaiyi yetişmiş,liyakatla göreve gelmiş insanlar ve eşitlikçi bir yaklaşımla yapabiliriz.
Bunu yaptığımız taktirde en önemli yapısal reformu gerçekleştirmiş olacağız.
Bizi yönetenlere iyi niyetle önerilerimizi aktarmak görevimizdir.
Hepimiz bu doğrultuda üstümüze düşeni yerine getirmeliyiz.

Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime burada son verirken dikkatiniz için hepinize teşekkür ediyorum.

Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı

Yapay zekadan fiziksel dünyaya geçiş hızlanırken, bu yılın parlayan yıldızları kanser aşıları, kuantum simülasyonları ve sıfır elektrikle soğutma sağlayan malzemeler oldu

24.06.2026 16:00:00
Eyüp Kabil
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu (WEF), her yıl merakla beklenen ve geleceği şekillendirecek olan "Top 10 Emerging Technologies" (2026'nın En Önemli 10 Gelişen Teknolojisi) raporunu yayımladı. Frontiers iş birliğiyle yapay zeka analizleri kullanılarak hazırlanan rapor, teknoloji yarışının artık sadece yazılım ve sohbet botlarından ibaret olmadığını; doğrudan sağlık, enerji, altyapı ve gıda gibi fiziksel alanlara kaydığını net bir şekilde ortaya koyuyor.

2026 yılı, laboratuvarda geliştirilen teorik buluşların küresel ölçekte ticari ve kitlesel üretime geçtiği kritik bir kırılma noktası olarak kayıtlara geçiyor.


Sağlıkta devrim: Kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşıları


Raporda en çok dikkat çeken unsurların başında sağlık sektöründeki dönüşüm geliyor. Tek tip kanser tedavisi dönemi, yerini hastanın kendi tümör hücrelerine göre tasarlanan kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşılarına bırakıyor.

Çalışma Prensibi: Hastanın tümör dokusu dizilenerek benzersiz mutasyonlar ve proteinler tespit ediliyor.

Bağışıklık Eğitimi: Tespit edilen bu işaretlere özel üretilen mRNA aşısı, hastanın kendi bağışıklık sistemine kanserli hücreleri bulup yok etmeyi öğretiyor.

Klinik Başarı: Güney Karolina'da gerçekleştirilen güncel bir melanom (cilt kanseri) klinik denemesinde, bu kişiselleştirilmiş aşıyı immünoterapi ile birlikte alan hastaların ölüm veya hastalığın nüksetme riskinde yüzde 40 ila yüzde 50 oranında azalma gözlendi.

İlaç keşif süreçlerinde ise Kuantum Simülasyonları devreye giriyor. Klinik denemelere giren her 10 ilaçtan 9'unun başarısız olduğu ilaç sektöründe, kuantum bilgisayarlar moleküllerin atomik seviyedeki davranışlarını simüle ederek milyarlarca kombinasyonu önceden test edebiliyor. IBM ve Moderna ortaklığında yürütülen protein katlanması simülasyonları, yeni ilaçların laboratuvar süreçlerini yıllardan günlere indirmeyi başardı.


İklim ve enerji: Elektriksiz soğutma ve çevre temizliği


2026 yılı küresel sıcaklık rekorlarıyla mücadele ederken, teknoloji dünyası enerji tüketmeyen alternatif çözümlere odaklanıyor. Pasif radyatif soğutma malzemeleri, üzerlerine gelen güneş ışığını doğrudan atmosferin dışına, uzay boşluğuna geri yansıtarak binaların hiç elektrik harcamadan serin kalmasını sağlıyor.

Enerji ve çevre başlıklarında öne çıkan diğer kritik teknolojiler ise şu şekilde devrim yaratıyor:

Doğrudan Lityum Çıkarımı (DLE): Geleneksel buharlaştırma havuzları yerine, tuz düzlüklerinden birkaç saat içinde batarya kalitesinde lityum üreterek elektrikli araç devrimini hızlandırıyor.

PFAS İmhası: Doğada asla yok olmadığı için "sonsuz kimyasallar" olarak bilinen PFAS maddelerini zararsız bileşenlere ayırarak içme sularını temizliyor.

Hassas Fermentasyon: Genetik olarak programlanmış mikroplar yardımıyla, hayvancılığa ihtiyaç duymadan tanklarda gıda bileşenleri ve ilaç ham maddeleri üretiyor.


Siber güvenlikte yeni çağ: Kafes Tabanlı Kriptografi


Yapay zeka ve kuantum bilgisayarların işlem gücü arttıkça, mevcut internet şifreleme yöntemlerinin siber korsanlar tarafından kırılma riski de büyüyor. WEF raporu, gelecekteki kuantum saldırılarına karşı dijital dünyayı koruyacak olan Kafes Tabanlı Kriptografi (Lattice-based cryptography) teknolojisini yılın en stratejik güvenlik hamlesi olarak ilan etti.

Verileri karmakarışık geometrik kafes yapıları içine gizleyen ve sistemin içine yapay "gürültüler" ekleyen bu yeni nesil matematiksel şifreleme, hem klasik hem de kuantum bilgisayarlarla yapılacak siber saldırıları imkansız hale getiriyor. Teknoloji halihazırda Apple'ın iMessage gibi küresel platformlarında aktif olarak kullanılmaya başlanmış durumda.


"Yazılımdan fiziksel dünyaya geçiş"


Frontiers Baş Editörü Frederick Fenter, bu yılki listeyi değerlendirirken yapay zekanın itici güç olmaya devam ettiğini ancak en büyük etkinin artık yazılım dünyasından fiziksel dünyaya (fabrikalara, hastanelere ve enerji şebekelerine) geçtiğini vurguluyor. 2026 yılı, insanlığın gıda güvensizliği, iklim değişikliği ve tedavisi olmayan hastalıklar karşısında teknolojiyi en somut şekilde sahaya sürdüğü yıl olarak tarihe geçmeye aday görünüyor.

Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!

Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.
 

24.06.2026 13:40:00
AA
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.

Etkinlikte konuşan Almanya'nın Denizcilik Ekonomisi ve Turizmden Sorumlu Hükümet Koordinatörü Christoph Ploss, ağır işleyen vize işlemlerinin turistler ve iş dünyası önünde büyük bir bariyer oluşturduğuna dikkat çekerek, bu sorunu aşmak adına Ulusal Turizm Stratejisi kapsamında dijital vize dönemine geçileceğini duyurdu.

"Mesafe kat ettik"
Yoğun bürokrasinin pek çok kişiyi Almanya'ya seyahat etmekten alıkoyduğunu belirten Ploss, "Konuyu Dışişleri Bakanımızla şahsen görüştüm ve kendisinin de yakından ilgilenmesiyle ciddi mesafeler katettik. Bu yıl ve önümüzdeki yıl atacağımız adımlarla hayata geçecek dijital vize kolaylığının, Türk-Alman dostluğunu çok daha ileriye taşıyacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.

Yığılmalar engellenebilir
Söz konusu dijital dönüşüm; vize başvurularının tamamen çevrimiçi platformlara aktarılmasını, basılı etiketlerin kaldırılarak dijital vizelere geçilmesini ve sınır kontrollerinde biyometrik doğrulama teknolojilerinin kullanılmasını kapsıyor.

Bu yeni sistemle birlikte başvuru yığılmalarının engellenmesi, evrakta sahteciliğin önüne geçilmesi, sınır güvenliğinin artırılması ve seyahatlerin çok daha hızlı hale getirilmesi hedefleniyor.

Almanya'ya vize işlemleri
Almanya'ya vize işlemleri, kısa süreli ziyaretler için Schengen vizesi ve 90 günden uzun süreli kalışlar için ulusal vize olarak ikiye ayrılıyor.

Türk vatandaşları için Schengen vizesi, 90 gün içindeki seyahatler için gerekli. Uzun süreli ikamet (iş, aile birleşimi gibi) için ulusal vize başvurusu yapılıyor.

Başvurular, Almanya'nın Türkiye'deki dış temsilcilikleri aracılığıyla veya resmi randevu sistemiyle gerçekleştiriliyor. Gerekli belgeler arasında Schengen başvuru formu, seyahat amacına uygun evraklar ve finansal durum kanıtı bulunuyor.

Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi

Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi

24.06.2026 11:34:00
Haber Merkezi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi.
AFAD verilerine göre, Düzce'de 3.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Deprem saat 08.46'da meydana gelirken sarsıntı 11,32 kilometre derinlikte gerçekleşti.
Deprem Sakarya ve İstanbul'da da hissedildi.

Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki imha sahasında, Assan Grup isimli firmanın patlatma faaliyeti sırasında meydana gelen patlamada özel şirket çalışanı 2 personelin hayatını kaybettiği açıklandı

23.06.2026 16:59:00
Anadolu Ajansı
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde imha sahasında mühimmatın kazara patlaması sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, saat 14.00 sıralarında Yahşihan ilçesi Bedesten mevkisindeki imha sahasında, gerçekleştirilen AR-GE faaliyetleri esnasında mühimmatın kazara patlaması sonucu özel şirket çalışanı 2 personelin vefat ettiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Olayın ardından AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlar süratle bölgeye sevk edilmiş, bölgede gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. Meydana gelen olayla ilgili adli ve idari inceleme başlatılmış olup süreç ilgili makamlarca titizlikle takip edilmektedir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz."

Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor

Özel sektörde çalışan eğitim emekçileri ile mülakat mağduru öğretmenlerin taban maaş, iş güvencesi ve atama hakkı talebiyle Ankara'da başlattığı süresiz açlık grevi eylemi kararlılıkla devam ediyor. Polis müdahalelerine ve fenalaşan arkadaşlarına rağmen geri adım atmayan öğretmenler, Çalışma Bakanlığı ile randevu masası kurulana kadar Başkent'i terk etmeyeceklerini duyurdu

23.06.2026 14:50:00
Haber Merkezi
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında bir araya gelen eğitimciler ile mülakat mağdurlarının 14 Haziran'da Ankara'da başlattığı eylemler kapsamında yürütülen süresiz açlık grevi devam ediyor.

Sendika genel merkez binası önünde devam eden grev boyunca bazı öğretmenler kan şekerinin düşmesi ve halsizlik nedeniyle ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavileri tamamlanan eğitimciler, "Hakkımızı almadan eve dönüş yok" diyerek grev alanına yeniden geri döndü.

Masada iki net talep var

Direnişteki öğretmenler, eylemlerinin temel çıkış noktasını oluşturan iki hayati konunun çözüme kavuşturulmasını istiyor.

2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının geri getirilmesini isteyen özel okul ve kurs öğretmenleri, kamudaki meslektaşlarıyla eşit ücret hakkı ve asgari ücrete mahkûm edilmeyecekleri yasal bir düzenleme talep ediyor.

2025 KPSS'de yüksek puan almalarına rağmen mülakat komisyonlarının kararları nedeniyle atama hakları ellerinden alınan 1611 öğretmenin haklarının iade edilmesi de isteniyor.

Görüşmeler tıkandı, Bakanlık önünde müdahale

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kendilerine geçen yıl sözü verilen "Özel Okul Öğretmenlerinin Çalışma Hayatı" başlıklı toplantının, işveren derneklerinin ikna edilememesi gerekçesiyle bir yıldır ertelendiğini açıkladı.

Öğretmenlerin taleplerini iletmek ve muhatap bulabilmek amacıyla Çalışma Bakanlığı önüne yaptığı yürüyüş ve oturma eylemine ise emniyet güçleri sert müdahalede bulundu. Çıkan arbedede çok sayıda sendika üyesi ve destekçi eğitimci ters kelepçe yöntemiyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Ülke genelinden destek yağıyor

Ankara'daki açlık grevi sürerken eyleme destek sesleri dalga dalga büyüyor. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikalarının yanı sıra İzmir, İstanbul, Bursa ve Mersin gibi pek çok şehirde öğretmenler sokağa çıkarak Ankara'daki meslektaşlarına yönelik polis müdahalelerini protesto etti. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da yayımladıkları mesajlarla öğretmenlerin insanca yaşam ücreti ve iş güvencesi taleplerinin derhal yasalaştırılması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan bugün, muhalefet milletvekillerinin mülakat mağdurları ve özel sektör öğretmenlerinin sorunlarını görüşmek üzere TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nu olağanüstü toplama talebi resmen reddedildi. Komisyon Başkanı Ayşen Gürcan, içtüzük gereği komisyonların önlerinde havale edilmiş bir kanun teklifi olmadan toplanamayacağını gerekçe göstererek talebi geri çevirdi.

Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu tarafından yapılan ortak deklarasyonda; mülakatların tamamen kaldırılacağı sözünün bizzat hükümet yetkilileri tarafından verildiği hatırlatıldı. Öğretmenler, "Söz tutmak bizim kültürümüzde namustur. Bizi 'Gidin, durulun' diyerek uyutamayacaksınız. Hakkımızı alana kadar Ankara'da sokaklarda kalmaya ve açlık grevine destek vermeye devam edeceğiz" mesajını yineledi.

Van'da kahreden kaza: 1 şehit

Van-Erciş kara yolunda meydana gelen trafik kazasında 1 jandarma personeli şehit oldu, 5 kişi yaralandı

23.06.2026 14:00:00 / Güncelleme: 23.06.2026 14:02:45
Haber Merkezi
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'ın Erciş ilçesinde Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğu trafik kazasında 3'ü jandarma personeli 5 kişi yaralandı.

Van-Erciş kara yolunda sürücüsünün ismi öğrenilemeyen 06 DJA 494 plakalı hafif ticari araç, jandarma personelinin bulunduğu araca arkadan çarptı.

Çevredekilerin haber vermesi üzerine kaza yerine 112 Acil Sağlık, polis, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Kazada yaralanan 3 jandarma personeli ile hafif ticari araçta bulunan 2 kişi, ambulanslarla Erciş Şehit Rıdvan Çevik Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Bir süre trafiğe kapanan yol, araçların kaldırılması ve incelemelerin tamamlanmasının ardından geçişlere açıldı.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, kazada Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğunu açıkladı.

Şehit olan jandarma personelinin Adana nüfusuna kayıtlı olduğu öğrenildi.

AVM'de racon kesenler enselendi


 
Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

23.06.2026 10:54:00
HABER MERKEZİ/AA
AVM'de racon kesenler enselendi
AVM'de racon kesenler enselendi

Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında hakkında soruşturma başlatılan Ferhat A. ve 5 şüpheliyle ilgili gözaltı kararı, arama ve el koyma talimatı vermişti.

Bugün düzenlenen operasyonla Ferhat A, Ergin V, Seyit Ahmet A, Mustafa G, Eyüp V. ve Yusuf Y. gözaltına alındı.

Zanlılar, sağlık kontrolünün ardından emniyete götürüldü.

Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı

Ankara'da seyir halindeki Berşan Yücel idaresindeki 06 FFA 414 plakalı otomobil, akaryakıt istasyonunun önünde park halindeki 04 AAV 432 plakalı kamyona çarptı. Feci kazada 4 kişi hayatını kaybetti

23.06.2026 10:30:00
Haber Merkezi
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Ankara'nın Polatlı ilçesinde otomobilin kamyona çarpması sonucu 4 kişi hayatını kaybetti.  

Kaza, Polatlı ilçesi İstiklal Mahallesi Borsa Yolu üzerinde meydana geldi.

Seyir halindeki bir otomobil henüz bilinmeyen bir nedenle önünde bulunan kamyona çarptı. Çarpmanın etkisiyle otomobil hurdaya dönerken, araçta bulunan 4 kişiden Hasan Devran Kart (20), Berşan Yücel (24) ve Şükran Yanok (21) olay yerinde hayatını kaybetti. Kazada ağır yaralanan 1 kişi ise olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.

Araçtan ağır yaralı halde çıkarılan Raziye Yanok (21) ise kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve hayatını kaybetti.

İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edilirken ekipler olay yerinde güvenlik önlemleri aldı. Hayatını kaybedenlerin cenazeleri yapılan incelemelerin ardından morga kaldırıldı.

Kaza anı güvenlik kamerasına da yansıdı.

Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İBB Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı

 

23.06.2026 10:13:00
Anadolu Ajansı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, Maltepe'de kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Karaal'ın kaçırıldığı iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye götürülen şüphelilerin buradaki işlemleri tamamlandı.

Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen zanlılardan 6'sının tutuklanmasına, 6'sının ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına hükmedildi.

Ne olmuştu?

Başsavcılık, Karaal'ın Maltepe'de kaçırıldığı iddiasına ilişkin soruşturma başlatmış, mağdurun bulunması ve şüphelilerin yakalanması için polise talimat vermişti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerinin çalışmalarının ardından Tuzla'da bir inşaat alanında bulunan Karaal'ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilmişti.

Soruşturma kapsamında olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen toplam 12 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, Anadolu Adalet Sarayı'na sevk edilmişti. Savcılıkta ifadeleri alınan şüphelilerden 6'sı tutuklama, 6'sı ise adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti. 

Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ile mülakat mağduru eğitimcilerin Ankara’da başlattığı açlık grevi eylemi 8. gününe girdi

22.06.2026 21:30:00
Haber Merkezi
Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!
Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ile mülakat mağduru eğitimcilerin Ankara'da başlattığı açlık grevi eylemi 8. gününe girdi.

15 Haziran'dan bu yana taban maaş, güvenceli çalışma hakları ve mülakatların kaldırılması talebiyle direnen öğretmenler, sağlık sorunlarına ve polis müdahalelerine rağmen eylemlerini kararlılıkla sürdürüyor.

Öğretmenlerin Hayati Mücadelesinde 8. Gün: Sağlık Durumları Kritik, Direniş Sürüyor

Ankara'da Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası genel merkezi önünde nöbet tutan öğretmenlerin açlık grevi eylemi birinci haftasını geride bırakarak 8. gününe ulaştı.

Günlerdir yalnızca su, şeker ve B12 vitaminiyle beslenen eğitimcilerin sağlık durumları giderek kritik bir aşamaya evriliyor. Süreç içerisinde ciddi sağlık sorunları yaşayan bazı öğretmenlerin hastaneye kaldırıldığı öğrenildi.

Talepler Net: "Taban Maaş ve Güvenceli Çalışma"



Özel kurumlarda çalışan ve ataması yapılmayan öğretmenler, yaşam standartlarının iyileştirilmesi ve mesleki onurlarının korunması için şu temel talepleri öne sürüyor:

Özel sektördeki eğitim emekçileri için taban maaş uygulamasının yeniden yasal koruma altına alınması.

Atamalarda adaletsizliğe yol açtığı belirtilen mülakat sisteminin son bulması ve verilen sözlerin tutulması.
Kısa süreli sözleşme dayatmalarına son verilmesi ve eksiksiz sigorta primi yatırılması.

Baskı ve Engellemelere Rağmen Geri Adım Yok

Eylemin başından bu yana öğretmenler pek çok kez emniyet güçlerinin sert müdahaleleriyle karşı karşıya kaldı. Geçtiğimiz günlerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde açıklama yapmak isteyen 9 öğretmen gözaltına alınmış ve saatler sonra serbest bırakılmıştı.

Son olarak Ankara Kızılay'daki Madenci Anıtı'na yürümek isteyen eğitimcilerin önü polis barikatlarıyla kesildi ve öğretmenler biber gazlı müdahaleye maruz kaldı. İstanbul Taksim'de TÖZOK önünde destek eylemi yapan öğretmenlere de müdahale edilerek gözaltılar gerçekleştirildi.

Siyasi partilerin, demokratik kitle örgütlerinin ve sendikaların ziyaret ederek destek verdiği öğretmenler, "Milli Eğitim Komisyonu Toplansın" çağrısını yineleyerek talepleri karşılanana kadar Ankara'daki nöbet alanını terk etmeyeceklerini vurguluyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.