logo
15 TEMMUZ 2026

Tuzsuz yaşama alışma kılavuzu: Tansiyonu dengede tutmanın yolları

Tıp dünyasında "sessiz katil" olarak adlandırılan yüksek tansiyon (hipertansiyon), dünya genelinde milyonlarca insanı tehdit ediyor

15.07.2026 00:16:00 / Güncelleme: 15.07.2026 01:52:56
Abdülkadir Gündoğdu
 
Tuzsuz yaşama alışma kılavuzu: Tansiyonu dengede tutmanın yolları
Tuzsuz yaşama alışma kılavuzu: Tansiyonu dengede tutmanın yolları
Tıp dünyasında "sessiz katil" olarak adlandırılan yüksek tansiyon (hipertansiyon), dünya genelinde milyonlarca insanı tehdit ediyor.

Kalp krizinden felce, böbrek yetmezliğinden damar tıkanıklığına kadar pek çok ciddi hastalığın arkasında yatan bu sinsi gücün en büyük besleyicisi ise mutfağımızın başköşesinde duruyor: Tuz (Sodyum).

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), günlük tuz tüketiminin 5 gramı (yaklaşık bir tatlı kaşığı) aşmamasını öneriyor. Ancak ülkemizde ortalama günlük tuz tüketimi bu miktarın neredeyse üç katı. Peki, tansiyonu dengede tutmak için lezzetten ödün vermeden "tuzsuz" ya da "az tuzlu" bir yaşama nasıl geçiş yapabiliriz? İşte adım adım tuzsuz yaşama alışma rehberi.







1. Damak Tadınızı Yeniden Programlayın (21 Gün Kuralı)

Tuz bir alışkanlıktır ve damak tadı sandığınızdan çok daha hızlı adapte olur. Tuzu aniden kesmek yerine kademeli olarak azaltmak, bu süreci çok daha sürdürülebilir kılar.

Tuzluğu Masadan Kaldırın: Yemeğin tadına bakmadan tuz atma alışkanlığından vazgeçin. Sadece tuzluğu masadan uzaklaştırmak bile tuz tüketimini %30 oranında azaltır.

21 Gün Sabredin: Dilimizdeki tat tomurcukları yaklaşık 3 haftada bir kendini yeniler. Yavaş yavaş azalttığınızda, 21 günün sonunda eskiden normal gelen yiyeceklerin size çok tuzlu geldiğini fark edeceksiniz.







2. Baharatların ve Aromaların Gücünü Keşfedin

Tuzu azaltmak, lezzetsiz yemekler yemek anlamına gelmez. Sodyumun yarattığı eksikliği doğal lezzet artırıcılarla kapatabilirsiniz:

Asit Dokunuşu: Limon suyu, elma sirkesi veya nar ekşisi, yemeklerdeki tuz algısını taklit ederek damağı uyarır.

Sarımsak ve Soğan: Yemeklerin temelini sarımsak ve soğanla güçlü tutmak, tuz ihtiyacını büyük oranda azaltır.

Baharat Dünyası: Kimyon, karabiber, kekik, biberiye, sumak ve pul biber gibi baharatlar yemeklerinize derinlik kazandırır.







3. Gizli Sodyum Tuzaklarına Dikkat Edin ve Doğru Tercihler Yapın

Tuz tüketimimizin neredeyse %75'i yemek pişirirken kendi ellerimizle eklediğimiz tuzdan değil, tükettiğimiz paketli, işlenmiş ve hazır gıdalardan gelir. Bu gizli sodyum kaynaklarından kaçınmak için alışveriş alışkanlıklarımızı değiştirmemiz gerekir:

Hazır çorbalar ve bulyonlar yerine; ev yapımı, taze kemik ve sebze sularını tercih edin.

Konserveler ve salamura gıdalar yerine; taze mevsim sebzelerini ya da dondurulmuş katkısız ürünleri tüketin.

Sucuk, salam, sosis gibi yüksek sodyumlu şarküteri ürünleri yerine; fırınlanmış taze tavuk, hindi veya kırmızı eti beslenme planınıza dahil edin.

Soya sosu ve hazır salata sosları yerine; zeytinyağı, limon ve hardal ile kendi doğal soslarınızı hazırlayın.







4. Potasyum: Sodyumun Doğal Düşmanı

Tansiyonu dengede tutmanın bir diğer yolu da vücuttaki sodyumu dengeleyecek potasyum yönünden zengin beslenmektir. Potasyum, böbreklerin fazla sodyumu idrar yoluyla dışarı atmasına yardımcı olur ve damarları rahatlatır.

Zengin Kaynaklar: Muz, avokado, ıspanak, patates (fırınlanmış), kayısı ve yoğurt potasyum açısından oldukça zengindir.

Önemli Not: Böbrek rahatsızlığı olan kişilerin potasyum tüketimini artırmadan önce mutlaka doktorlarına danışmaları gerekir.

"Tuzsuz yaşama geçiş, bir mahrumiyet diyeti değil; vücudunuza, kalbinize ve damarlarınıza verdiğiniz en güzel hediyedir."







Sonuç: Kararlı Adımlarla Sağlıklı Geleceğe

Tuzsuz ya da az tuzlu beslenmeye başlamak ilk birkaç gün zorlayıcı gelebilir. Ancak tansiyonunuz dengelendikçe, sabahları daha zinde uyandıkça ve vücudunuzdaki ödem azaldıkça bu değişimin hayat kalitenizi ne kadar artırdığını göreceksiniz. Kendinize zaman tanıyın, mutfakta yaratıcı olun ve kalbinizi korumak için bugün ilk adımı atın.

Denizli'de korkutan yangın kontrol altına alındı

Denizli'nin Pamukkale ilçesinde dünyaca ünlü travertenlerin yakınındaki ormanlık alanda çıkan yangın, ekiplerin havadan ve karadan yürüttüğü yoğun çalışmaların ardından kontrol altına alındı. Yangının çevredeki yeşil alanlarda yol açtığı hasar, helikopterden çekilen görüntülerle gözler önüne serildi

13.07.2026 11:05:00
İHA
 
Denizli'de korkutan yangın kontrol altına alındı
Denizli'de korkutan yangın kontrol altına alındı
Edinilen bilgiye göre, Pamukkale ilçesine bağlı Pamukkale Mahallesi'ndeki ormanlık alanda dün başlayan ve rüzgarın etkisiyle sarp araziye yayılan yangına müdahale kararlılıkla sürdürüldü.






Denizli Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı, Orman Bölge Müdürlüğü ve sarp bölgelerde hortum taşıyarak destek veren atlı jandarma timlerinin koordineli çalışmasıyla alevlerin önü kesildi. Büyük korkuya neden olan yangının kontrol altına alınmasının ardından, helikopterle havadan yapılan incelemelerde alevlerin etkilediği geniş ormanlık alan görüntülendi. 






Kaydedilen görüntülerde, yangının boyutu ve yeşil alanların küle döndüğü anlar net bir şekilde yer aldı. Bölgede yeni bir parlamanın önüne geçilmesi amacıyla ekiplerin karadan yürüttüğü soğutma çalışmaları aralıksız şekilde devam ediyor.








Jandarma ekiplerinin yangının çıkış nedenine ilişkin başlattığı geniş çaplı soruşturma ise sürüyor.

Antalya'da termometreler 38 dereceyi gösterdi: Sahiller doldu

Antalya'da yüzde 55 nem oranıyla birlikte termometreler 38 dereceyi gösterince tatilciler Konyaaltı Sahili'ne akın etti

11.07.2026 16:56:00
İHA
 
Antalya'da termometreler 38 dereceyi gösterdi: Sahiller doldu
Antalya'da termometreler 38 dereceyi gösterdi: Sahiller doldu
Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, Antalya kent merkezinde hava sıcaklığı 30 derece olarak ölçüldü. Nem oranının yüzde 55 seviyelerine çıkmasıyla birlikte hissedilen sıcaklık daha da arttı.






Termometrelerin 38 dereceyi gösterdiği kentte, yüksek nemin etkisiyle birlikte sıcak havadan bunalan vatandaşlar, serinlemek için dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili'ni tercih etti. Deniz suyu sıcaklığının 29 dereceyi bulduğu sahilde yoğunluk oluşurken, vatandaşların bir bölümü denize girerek serinlemeye çalıştı.








Kimi vatandaşlar sahil bandındaki çim alanlarda piknik yapıp gölgelik bölgelerde dinlenirken, bazıları ise son dönemlerde ilgi gören ayakta kürek sörfü (SUP) yaparak denizin ve güneşli havanın tadını çıkardı.








"Isparta'dan yüzmek için geldik"

Arkadaşlarıyla birlikte Isparta'dan Antalya'ya denize girmek için gelen Tolunay Şenbaş, kente sık sık geldiklerini belirterek, "Isparta'dan geldik. Antalya'ya sık sık geliyoruz, on numara şehir bence. Bu yüzden sürekli geliyoruz, hafta sonu yüzmeye geliyoruz. Deniz çok güzeldi, tam yüzmelikti. Antalya'yı çok seviyoruz, cennet bence" dedi. Şenbaş'ın arkadaşı Melih Doğan ise, "Isparta'dan yüzmek için geldik, Antalya'yı seviyoruz. Sürekli geliyoruz" ifadelerini kullandı.




















Aksaray'da feci kaza: 3 ölü

Sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği otomobil şarampole takla atarken kazada 3 kişi yaşamını yitirdi

10.07.2026 14:38:00
İhlas Haber Ajansı
 
Aksaray'da feci kaza: 3 ölü
Aksaray'da feci kaza: 3 ölü
Aksaray'da sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği otomobil şarampole takla atarken kazada 3 kişi öldü, 1 kişi de ağır yaralandı.






Kaza sabah saat 07.45 sıralarında Aksaray - Konya kara yolu Yenikent beldesi kavşağı yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Konya'dan Aksaray istikametine seyreden Adem Gündüz (55) idaresindeki 50 AEG 167 plakalı otomobil, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kontrolden çıkarak şarampole takla attı. Kazayı gören diğer sürücüler durumu hemen 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekibi sevk edildi. 






Kısa sürede olay yerine gelen ekipler yaralılara müdahale ederken, araçta yolcu olarak bulunan anne Çiğdem Gündüz (52) ve oğlu Emircan Gündüz'ün (25) olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Ağır yaralanan araç sürücüsü Adem Gündüz ile araçta bulunan diğer oğlu Bedirhan Gündüz (18) ise ambulanslarla Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi'ne kaldırıldı.

Burada tedavi altına alınan yaralılardan baba Adem Gündüz de yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olay yerinde yapılan incelemelerin ardından anne ve oğlun cenazeleri otopsi yapılmak üzere hastane morguna kaldırıldı.

Kazayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatıldı.

Siber savaşlar ve klavyelerin silaha dönüşmesi

Geleneksel savaş konsepti kabuk değiştiriyor. Artık orduların gücü sadece tanklar, füzeler ya da savaş uçaklarıyla ölçülmüyor

08.07.2026 00:20:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Siber savaşlar ve klavyelerin silaha dönüşmesi
Siber savaşlar ve klavyelerin silaha dönüşmesi
Geleneksel savaş konsepti kabuk değiştiriyor. Artık orduların gücü sadece tanklar, füzeler ya da savaş uçaklarıyla ölçülmüyor.

Günümüz dünyasında tek bir satır kod, bir ülkenin elektrik şebekesini çökertebiliyor, su kaynaklarını zehirleyebiliyor ya da nükleer tesisleri işlemez hale getirebiliyor. "Siber Savaş" olarak adlandırılan bu yeni nesil tehdit, ulus devletlerin en büyük güvenlik açığı haline gelen kritik altyapıları hedef alıyor. Klavyeler, sessiz ama yıkıcı birer kitle imha silahına dönüşmüş durumda.







Görünmez Cephe: Kritik Altyapılar Neden Hedefte?

Kritik altyapılar; enerji, ulaşım, sağlık, finans ve haberleşme gibi bir ülkenin toplumsal düzenini ve ekonomik bekasını sürdürebilmesi için hayati önem taşıyan sistemlerdir. Bu sistemlerin büyük oranda dijitalleşmesi ve endüstriyel kontrol sistemlerinin (ICS/SCADA) internete bağlı hale gelmesi, siber saldırganlar için devasa bir oyun alanı yarattı.

Uzmanlar, siber savaşların konvansiyonel savaşlardan daha tehlikeli olabileceği konusunda hemfikir. Çünkü bu savaşta:

Maliyet Düşük, Yıkım Büyük: Bir füzeyi üretmek ve fırlatmak milyonlarca dolar gerektirirken, gelişmiş bir zararlı yazılım (malware) çok daha düşük maliyetle benzer bir kaosu tetikleyebiliyor.







Faili Meçhul Saldırılar: Siber alanda saldırının arkasında kimin olduğunu kesin olarak kanıtlamak (attribution sorunu) oldukça zor. Devletler, paravan hacker gruplarını kullanarak sorumluluktan kaçabiliyor.

Fiziki Sınırların Yok Olması: Bir ülkenin kalbine saldırmak için binlerce kilometre yol kat etmek gerekmiyor; bir tıkla kıtalararası yıkım başlatılabiliyor.







Tarihten Dersler: Dijital Silahların İlk Ayak İzleri

Klavyelerin nasıl birer silaha dönüştüğünü anlamak için geçmişteki dönüm noktalarına bakmak yeterli:

Stuxnet (2010): Siber savaşın "Miladı" kabul edilen bu zararlı yazılım, İran'ın Natanz nükleer tesisindeki santrifüjleri sabote etti. İlk kez dijital bir kod, fiziki bir yıkıma yol açtı.

Ukrayna Elektrik Şebekesi Saldırısı (2015): Rus yanlısı bilgisayar korsanları, "Sandworm" saldırısıyla Ukrayna'da yüz binlerce insanı kış ortasında karanlıkta bıraktı.

Colonial Pipeline (2021): ABD'nin en büyük akaryakıt boru hattına yapılan fidye yazılımı (ransomware) saldırısı, ülkede lojistik krize ve pompalarda uzun kuyruklara neden oldu.







Türkiye Siber Savunmanın Neresinde?

Türkiye, jeopolitik konumu nedeniyle siber saldırıların en yoğun hedefi olan ülkelerden biri. Bu durum, savunma stratejilerinde radikal adımların atılmasını zorunlu kıldı.

Siber Güvenlik Başkanlığı: Türkiye, siber siber savunma ekosistemini tek bir çatı altında toplamak amacıyla adımlarını hızlandırdı.

USOM (Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi): BTK bünyesinde faaliyet gösteren USOM ve kurumlardaki SOME'ler (Siber Olaylara Müdahale Ekipleri), kritik altyapılara yönelik tehditleri 7/24 izliyor ve yerli siber istihbarat araçlarıyla engelliyor.

Yerli Yazılım Hamlesi: Savunma sanayiindeki yerlilik oranı, siber güvenlik yazılımlarına da yansıtılıyor. Kritik altyapılarda yabancı yazılımlara olan bağımlılığı azaltmak, en öncelikli milli güvenlik politikası haline gelmiş durumda.







Uzmanlar Uyarıyor: "Dijital Kıyamet" Uzak Değil

Siber güvenlik stratejistleri, gelecekteki olası bir büyük savaşın ilk olarak siber alanda başlayacağını öngörüyor. Bir ülkenin finans sisteminin kilitlenmesi, hastanelerdeki cihazların durdurulması ve sinyalizasyon sistemlerinin sabote edilmesi, konvansiyonel bir ordunun işgalini kolaylaştıracak en önemli unsurlar.

Sonuç olarak; siber güvenlik artık sadece bilgi işlem departmanlarının bir sorunu değil; bir ülkenin ulusal egemenlik ve beka meselesidir. Klavyelerin arkasındaki güçler, modern dünyanın yeni orduları olarak mevzi almaya devam ediyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.