logo
15 TEMMUZ 2026

Bir millet nasıl ayağa kalkar?

15.07.2026 00:00:00
 
Tarih, ayağa kalkmayı başaran milletlerin hikâyeleriyle doludur.

Ancak dikkat edilirse, hiçbir millet yalnızca silahıyla, parasıyla ya da nüfusuyla ayağa kalkmamıştır.

Önce fikri ayağa kalkmıştır.

Sonra insanı…

Ardından devleti…

Ve en sonunda ekonomisi…

Bugün gelişmiş ülkelere baktığımızda ortak bir özellik görürüz.

Almanya, II. Dünya Savaşı'nın ardından neredeyse tamamen yıkılmıştı. Şehirleri harabeye dönmüş, sanayisi çökmüş, milyonlarca insanını kaybetmişti. Buna rağmen kısa sürede Avrupa'nın üretim merkezi hâline geldi.

Japonya, Hiroşima ve Nagazaki'de tarihin en büyük yıkımlarından birini yaşadı. Fakat birkaç on yıl içinde dünyanın teknoloji devi oldu.

Güney Kore, 1960'lı yıllarda dünyanın en yoksul ülkeleri arasındaydı. Bugün ise dünyanın en büyük sanayi ve teknoloji ihracatçılarından biri.

Bu ülkelerin ortak noktası neydi?

Doğal kaynakları mı?

Hayır.

Petrolleri mi?

Hayır.

Altın madenleri mi?

Hayır.

Ortak noktaları; üretime dayalı bir kalkınma anlayışını benimsemeleri, eğitime yatırım yapmaları, bilim ve teknolojiye önem vermeleri ve en önemlisi de millet olarak ortak bir hedef etrafında birleşmeleriydi.

Çünkü hiçbir millet yalnızca para basarak zenginleşmez.

Hiçbir millet yalnızca borçlanarak kalkınmaz.

Hiçbir millet yalnızca sloganlarla büyümez.

Gerçek kalkınma; fikirle başlar, üretimle güçlenir ve adaletle kalıcı olur.

Bugün Türkiye'nin de kendisine sorması gereken soru tam olarak budur:

Biz nasıl ayağa kalkacağız?

Daha fazla borçlanarak mı?

Daha fazla ithalat yaparak mı?

Daha fazla tüketerek mi?

Yoksa kendi insanımıza güvenerek, kendi üretimimizi artırarak ve kendi fikirlerimizi hayata geçirerek mi?

Kurtuluş Savaşı bunun en güzel örneğidir.

1919'da Anadolu'nun elinde güçlü bir ekonomi yoktu.

Modern bir sanayi yoktu.

Zenginlik yoktu.

Ama bir inanç vardı.

Bir hedef vardı.

Ve bağımsız yaşama iradesi vardı.

Millet, sahip olduğu imkânların büyüklüğüyle değil, ortaya koyduğu iradenin gücüyle ayağa kalktı.

Bugün de ihtiyaç duyduğumuz şey tam olarak budur.

Ekonomik bağımsızlığını güçlendiren…

Üreten…

Bilimi önceleyen…

Tarımını ve sanayisini ihmal etmeyen…

Gençlerine umut veren…

Adalet duygusunu güçlendiren bir Türkiye…

Prof. Dr. Haydar Baş, yıllar önce "Bir milletin en büyük serveti yetişmiş insanıdır." derken aslında kalkınmanın merkezine insanı koyuyordu.

Çünkü fabrika yapılabilir.

Yol yapılabilir.

Baraj yapılabilir.

Ama bunların hepsini yapacak olan yine insandır.

İyi yetişmiş, özgüven sahibi, ülkesine inanan insanlar olmadan hiçbir kalkınma modeli başarıya ulaşamaz.

Bugün dünyanın en değerli şirketlerine baktığımızda da aynı gerçeği görüyoruz.

Onları güçlü yapan yalnızca sermayeleri değildir.

Fikir üretme kabiliyetleridir.

İnovasyondur.

Nitelikli insan kaynağıdır.

Türkiye'nin de en büyük gücü ne yer altı zenginlikleridir ne de coğrafi konumudur.

En büyük gücü; 86 milyon insanıdır.

O hâlde yapılması gereken bellidir.

Milletin üretme azmini artıran…

Eğitimi güçlendiren…

Bilimi destekleyen…

Ekonomiyi insan merkezli hâle getiren…

Hukuka ve adalete güveni tesis eden bir anlayışı hâkim kılmak…

Çünkü bir millet, yalnızca ekonomik büyüme rakamlarıyla ayağa kalkmaz.

İnsanına yeniden umut verebildiği gün ayağa kalkar.

Gençleri geleceğini başka ülkelerde değil, kendi ülkesinde aramaya başladığı gün ayağa kalkar.

Üreten kazanırken, çalışan hakkını alırken, emek değer gördüğü gün ayağa kalkar.

Ve en önemlisi…

Kendi fikirlerine güvenmeye başladığı gün ayağa kalkar.

İşte bu nedenle mesele yalnızca ekonomik göstergeleri iyileştirmek değildir.

Asıl mesele, yeniden kendine inanan, üreten ve geleceğini kendi elleriyle kuran bir millet olabilmektir.

Çünkü bir millet, önce fikriyle ayağa kalkar. Sonra ekonomisi, devleti ve geleceği onun peşinden gelir.
 
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.