Türkiye Cumhuriyeti'nin yakın tarihindeki en büyük kırılma noktalarından biri olan 15 Temmuz 2016 askeri darbe girişimi, Türk Silahlı Kuvvetleri içerisine sızmış FETÖ (Fethullahçı Terör Örgütü) mensubu bir ihanet şebekesinin devleti ve millet iradesini rehin alma teşebbüsüydü.
Tankların, uçakların ve namluların doğrudan doğruya sivil halka yöneltildiği o karanlık gece, asil Türk milletinin, emniyet güçlerinin ve vatansever askeri unsurların göğsünü siper etmesiyle aydınlığa kavuştu.
"Demokrasi ve Milli Birlik Günü" olarak tarihe kazınan bu anma günü, hain kalkışmanın millet iradesine çarparak darmadağın olduğu muazzam bir direnişin sembolüdür.
Türk milleti, üzerinde kirli hesaplar kuranların yerli uşakları eliyle sahneye koyduğu bölme ve iç savaş senaryolarını tek bilek tek yürek halinde tarihin çöp sepetine fırlatmıştır.
Ancak unutulmamalıdır ki coğrafyamızın sunduğu stratejik önem ve derinlik, bu tarz işgal ve bölme girişimlerinin ne ilk ne de son olacağını bizlere ihtar etmektedir.
Kadim atalarımızın "Su uyur, düşman uyumaz" vecizesi, gaflet uykusuna dalmanın bedelinin ne denli ağır olacağını hatırlatan ebedi bir uyarıdır.
Düşmanın her an fırsat kolladığı küresel ve bölgesel bir atmosferde, yapısal tedbirleri alarak bir sonraki muhtemel tehdide karşı her daim teyakkuz halinde bulunmak hayati bir zorunluluktur.
Şayet toplumsal hafızamızı diri tutamaz ve rehavete kapılırsak, geleceğimizin karanlığa gömülmesi kaçınılmaz bir akıbet haline gelecektir.
Çeyrek asırlık haklılık: Uyarıları kulak ardı edilen lider
15 Temmuz gecesi meydanlara dökülen milyonların zihnindeki o ani direnç ve vatan savunması refleksi, tesadüfen oluşmuş bir duygu değildir.
Hain darbe girişimini bir gecede bertaraf eden ferasetin kaynağını, FETÖ ile yıllarca kol kola yürüyenlerde, örgütü palazlandırarak devlete ortak edecek kadar güçlendirenlerde aramak büyük bir yanılgıdır.
Bu toplumsal şuurun kökleri, çeyrek asrı aşkın bir süre boyunca bu sinsi yapıya karşı tek başına adeta bayrak açan Bağımsız Türkiye Partisi'nin (BTP) ebedi lideri Prof. Dr. Haydar Baş'ın ektiği tohumlarda gizlidir.
Siyasi ve akademik çevrelerin FETÖ elebaşından övgüyle bahsettiği, adeta aynı fotoğraf karesine girebilmek için sıraya girdiği 1990'lı ve 2000'li yıllarda, devletin kapıları bu örgüte sonuna kadar açılırken haykıran tek ses O'na aitti.
Prof. Dr. Haydar Baş; "Dinlerarası Diyalog" ve "Ilımlı İslam" adı altında yürütülen küresel organizasyonların aslında birer Vatikan projesi olduğunu deşifre etmişti.
Bu projelerin Türk milletinin dini ve milli direncini kırma, insanımızı kendi öz değerlerinden kopararak Hıristiyanlaştırma ve nihayetinde vatanı işgale açık hale getirme faaliyeti olduğunu miting meydanlarında, televizyon ekranlarında ve hazırladığı dosyalarla durmaksızın anlattı.
Ne yazık ki dönemin muktedirleri bu özverili çabaları görmezden gelmiş, Prof. Dr. Baş'ın sesini kısmaya çalışırken hain örgütü el üstünde tutmuşlardır.
İşte bu yüzden, bugün 15 Temmuz'u kutlayan her bir siyasi aktörün ve devlet kademesinin merhum lidere hem çok büyük bir minnet hem de tarihi bir özür borcu bulunmaktadır.
Her alanda tam bağımsızlık ve kurtuluş reçeteleri
Prof. Dr. Haydar Baş, yalnızca FETÖ tehdidi konusunda değil, Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı tüm yapısal krizlerde de haklılığı zamanla tescillenen tek lider olmuştur.
O, ülkemizin her alanda dışa bağımlı hale getirilmeye çalışıldığı bir çağda, "Ne AB ne ABD, tek çözüm Bağımsız Türkiye" şiarıyla tam bağımsızlığın manifestosunu yazmıştır.
Toplumu ayrıştırmak için körüklenen yapay gerilimlere karşı geliştirdiği tezler, bugün de elimizdeki en güçlü panzehirlerdir.
"Dinsiz Atatürk" iftirası üzerinden devlet ile milleti karşı karşıya getirme projesine karşı "Atatürk Vatandır" tezini ortaya koyarak bu sinsi oyunu bozmuştur.
İslam coğrafyasını kana bulamak amacıyla planlanan Şii-Sünni çatışması tezgahına karşı, "Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt" yaklaşımıyla sarsılmaz bir birlik köprüsü inşa etmiştir.
En önemlisi de borca dayalı kapitalist sistemin ülkelerin boynuna geçirdiği ekonomik esaret ipini, bugün dünyada birçok ülkenin uyguladığı, tüketim eksenli tek sistem olan "Milli Ekonomi Modeli" ile parçalayıp atmıştır.
Haydar Hoca, öngörüleriyle sadece geçmişi değil, bugünü ve yarını da aydınlatan evrensel bir rehberdir.
Geleceğin teminatı: Haydar Baş duruşu
BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş da 15 Temmuz'un yıl dönümü vesilesiyle yayımladığı tarihi mesajında, meselenin özünü ve geleceğe bakan yönünü çarpıcı tespitlerle ortaya koymuştur.
Hüseyin Baş, Türk milletinin asil duruşuyla bir gecede nasıl tarih yazdığını vurgularken, istiklalimizden asla vazgeçmeyeceğimizin altını çizmiştir.
Merhum liderin sarsılmaz imanından aldığı cesaretle, her türlü iftira ve saldırıya rağmen Hakk'ı haykırdığını ifade eden BTP lideri, eğer o dönemde bu hayati uyarılar dikkate alınmış olsaydı, ülkemizin ne FETÖ belasına duçar olacağını ne de 15 Temmuz ihanetini yaşayacağını açıkça beyan etmiştir.
Hüseyin Baş'ın da belirttiği üzere: "Mehmet Akif'in, 'Allah bu millete bir daha istiklal marşı yazdırmasın' dediği gibi, Allah bu millete bir daha 15 Temmuz göstermesin! Ülkemizin milli birlik ve beraberliğinin teminatı ve ihtiyacı dün olduğu gibi bugün de Bağımsız Türkiye kadrolarıdır, Haydar Baş duruşudur."
15 Temmuz darbe girişiminin püskürtülmesi milletimizin eşsiz bir zaferidir; fakat bu zaferin arkasındaki fikri altyapı ve uyanış, ömrünü vatanına adayan Prof. Dr. Haydar Baş'ın tavizsiz duruşunun bir neticesidir.
Gelecekte benzeri felaketlerle karşılaşmamak, içeriden ve dışarıdan gelecek her türlü hibrit işgal girişimini daha başlamadan yok etmek istiyorsak, O'nun ortaya koyduğu milli, dini ve ekonomik reçetelere sıkı sıkıya sarılmak zorundayız.
Bu duygu ve bilinçle, aziz milletimizin Demokrasi ve Milli Birlik Günü'nü kutluyor, şehitlerimizi rahmetle anıyoruz.
- Müzakere masasından cephe hattına: Orta Doğu'da çöken mutabakatlar / 14.07.2026
- Avrupa Parlamentosu’nun 'hadsiz' Kıbrıs kararı: AB'nin düşen maskesi / 13.07.2026
- Avrupa’nın göbeğindeki kara leke: Srebrenitsa Soykırımı / 12.07.2026
- S-400 kumarı: Türkiye’nin F-35 inadı ile bölgesel dengeler arasındaki hassas çizgi / 11.07.2026
- Ankara'daki NATO zirvesi ve stratejik sıkışma / 10.07.2026
- Ankara’da NATO Zirvesi: Gerçekler ve tuzaklar / 09.07.2026
- İşgalden hürriyete: Adı destan, kendi Kurtuluş Savaşı / 08.07.2026
- Siyasetin tıkanan çarkları arasında yükselen BTP güneşi / 07.07.2026
- BTP’nin üye rekoru ve gençlik kampı heyecanı / 03.07.2026
























































