logo
08 AĞUSTOS 2026

TZOB: 3.4 milyon kurbanlık kesilecek

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, kurbanlık fiyatlarını değerlendirdiği basın açıklamasında, 'Bu yıl yaklaşık 785 bin büyükbaş, 2 milyon 600 bin küçükbaş olmak üzere toplamda 3 milyon 385 bin kurbanlık hayvan kesileceğini tahmin ediyoruz' dedi.

21.06.2023 09:06:00
İhlas Haber Ajansı
 
TZOB: 3.4 milyon kurbanlık kesilecek
TZOB: 3.4 milyon kurbanlık kesilecek
Kurban kesmenin, dinî bir vecibe olmasının yanı sıra çeşitli ekonomik faaliyetleri de içinde barındıran bir ibadet olduğunu hatırlatan Bayraktar, 'Allah'ın rızasını kazanmak için yapılan bu ibadetin dinî açıdan belirli kuralları olduğu gibi ekonomik açıdan da yasal ve etik kurallara uygun olması gerekir. Tarım ve Orman Bakanlığı; hayvancılık işletmelerinden doğrudan yapılan satışlar hariç, kurbanlık hayvanların; hayvan pazarı ve canlı hayvan borsası yanı sıra Kurban Hizmetleri Komisyonlarınca alınan kararlar doğrultusunda belirlenen kurbanlık hayvan satış yerlerinde ve özel kurbanlık kesimi yapılacak işletmelerde alınıp satılabileceğini, belirlenen bu yerlerin dışında kurbanlık hayvan alım ve satımlarına müsaade edilmeyeceğini belirtmektedir. Dolayısıyla her yıl buralarda vatandaşlarımıza kurbanlık satışı yapılmaktadır' dedi.

'Kesilecek kurbanlık sayısında geçen yıla göre en az yüzde 10 oranında azalma olacağını öngörüyoruz'

Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre ülkede 2018 yılında 866 bin 143 büyükbaş, 2 milyon 682 bin küçükbaş, 2019'da 891 bin 670 büyükbaş, 2 milyon 823 bin küçükbaş, 2020'de 963 bin 143 büyükbaş, 2 milyon 812 bin küçükbaş, 2021'de 987 bin 422 büyükbaş, 2 milyon 730 bin küçükbaş, 2022'de ise 871 bin 791 büyükbaş ve 2 milyon 643 bin küçükbaş hayvan kesildiğini belirten TZOB Genel Başkanı Bayraktar, "Alım gücünün et ve canlı hayvan fiyat artışlarına yetişememesi nedeniyle bu yıl büyükbaş kesimlerinde geçen yıla göre yüzde 10 civarında bir azalış tahmin ederken, küçükbaş kesimlerinde ise fazla bir değişiklik beklemiyoruz. Son yıllardaki kurban satışlarını da göz önünde tuttuğumuzda, bu yıl 785 bin büyükbaş ve 2 milyon 600 bin küçükbaş hayvan olmak üzere toplamda 3 milyon 385 bin kurbanlık hayvan kesileceğini tahmin ediyoruz" diye konuştu.

Ülke geneli kurbanlık hayvan fiyatları

Kurbanlık fiyatlarının ve satış şeklinin illere göre farklılık gösterdiğini söyleyen TZOB Genel Başkanı Bayraktar şöyle devam etti:
"Kimi yerlerde canlı ağırlık (baskül) ve et (karkas) fiyatı üzerinden, kimi yerlerde ise canlı hayvan (kabala) üzerinden pazarlık yöntemiyle, ya da hisseli satışlar yapılmaktadır. Son zamanlarda özellikle büyükşehirlerde kesim fiyatı da hayvan satış fiyatına dâhil edilmektedir. Kurbanlık hayvan fiyatları; illere, canlı ağırlığa, ırkına (yerli-kültür) ve büyükbaşta inek, düve, tosun, küçükbaşta koyun, koç, keçi olmasına göre farklılık göstermektedir. Ziraat Odalarımızdan aldığımız verilere göre ülkemizde ortalama fiyatların; hayvan başına büyükbaşta 35 bin ile 145 bin lira, küçükbaşta ise 4 bin lira ile 15 bin lira arasında değişeceği, canlı ağırlık fiyatının da kilogram başına büyükbaş hayvanlarda 120 lira ile 185 lira, küçükbaş hayvanlarda 100 lira ile 185 lira arasında olacağı tahmin edilmektedir. Bu fiyatlar bayram yaklaştıkça talebe göre değişebilecektir. Ülke ortalamasına bakıldığında, büyükbaş hayvanların canlı kilogram fiyatının 147 lira 7 kuruş, küçükbaş canlı kilogram fiyatlarının ise 129 lira 62 kuruş olduğu görülmektedir. Fiyatlar, geçen yıla göre, büyükbaşta yüzde 140,5, küçükbaşta ise yüzde 103,9 oranında artmıştır. Ortalama fiyat kilogram başına büyükbaşta 61 lira 15 kuruştan 147 lira 7 kuruşa, küçükbaşta ise 63 lira 57 kuruştan 129 lira 62 kuruşa çıkmıştır. Canlı kilogram olarak büyükbaş hayvan fiyatları, satışların en fazla olduğu üç büyük ilimizde, İstanbul'un Avrupa yakasında 170 lira ile 185 lira, Anadolu yakasında 170 lira ile 180 lira, Ankara'da 140 lira ile 160 lira, İzmir'de 160 lira ile 170 lira arasında değişmektedir. Küçükbaş hayvan fiyatları ise canlı kilogram olarak, İstanbul'un Avrupa yakasında 160 lira ile 185 lira, Anadolu yakasında 170 lira ile 180 lira, Ankara'da 130 lira ile 150 lira, İzmir'de 140 lira ile 155 lira arasında seyretmektedir. Büyükbaş hayvanlarda hisseli satışlar da yapılmaktadır. Hisse fiyatları illere göre değişmekle birlikte 7 bin lira ile 20 bin lira arasında değişmektedir. Bazı illerimizde hisseli satışlarda kişi başı hisse bedeli; İstanbul'da 8 bin lira ile 20 bin lira, Ankara'da 7 bin lira ile 15 bin lira, İzmir ve Çanakkale'de 10 bin lira ile 15 bin lira, Antalya'da 11 bin lira ile 12 bin lira, Denizli'de 8 bin lira ile 17 bin lira, Gaziantep'te 8 bin lira ile 12 bin lira, Balıkesir'de 15 bin lira ile 16 bin lira, Trabzon'da 7 bin 500 lira ile 11 bin 500 lira, Karaman'da 14 bin lira ile 15 bin lira, Kayseri'de 11 bin lira ile 12 bin lira, Yozgat ve Sivas'ta 12 bin lira ile 17 bin lira arasında değişmektedir."

"Girdi maliyetlerindeki artışlar ve yüksek et fiyatları bu yılki kurbanlık fiyat artışında etkili oldu"

"Başta yem olmak üzere işçilik, veteriner, ilaç, elektrik, nakliye vb. gibi masraflar da meydana gelen artışlar kurbanlık fiyatlarını artırmıştır" diyen Bayraktar şunları kaydetti:
"Üreticilerimizin işletmelerinde çalıştırdıkları bir işçiye ödedikleri brüt asgari ücret geçen yıl 5 bin 4 lira iken bu yıl yüzde 100 artışla 10 bin 8 liraya yükselmiştir. İşletmelerinde kullandıkları elektriğin kilovatı geçen yıl 207 lira 94 kuruş iken bu yıl yüzde 3 artışla 213 lira 99 kuruşa yükselmiştir. Geçen yıl tonunu bin 863 liraya aldıkları saman bu yıl yüzde 99,7 artışla 3 bin 721 lira, 3 bin 101 liraya aldıkları kuru yonca otu yüzde 85,3 artışla 5 bin 746 lira, bin 431 liraya aldıkları mısır silajı yüzde 70,2 artışla 2 bin 435 lira, 4 bin 265 liraya aldıkları buğday kepeği bu yıl yüzde 34,2 artışla 5 bin 725 lira, 5 bin 977 liraya aldıkları besi yemi bu sene yüzde 21,1 artışla 7 bin 236 lira olmuştur. Mazot fiyatlarında ise geçen yıla göre bir düşüş yaşansa da nakliye fiyatları hala yüksektir. Geçen yıl Kars ilinden; Ankara'ya 25 bin liraya giden nakliye aracı bu yıl 28 bin liraya, İstanbul'a 35 bin liraya giden araç 38 bin liraya, Bursa ve İzmir'e 35 bin liraya giden araç 40 bin liraya gitmiştir. Artan bu maliyetlerin yanında yüksek et fiyatları da kurbanlık fiyatlarını artırmıştır. Geçtiğimiz dönem de damızlık hayvanların kesime gitmesiyle birlikte besiye alınan hayvan sayısındaki azalış et fiyatlarını ciddi oranda artırmış, geçen yıl 96 lira 93 kuruş olan ortalama dana karkas fiyatı bu yıl yüzde 146,36 oranında artarak 238 lira 76 kuruşa yükselmiştir."

'Hayvan satış yerlerindeki çadırlardan hala yüksek kiralar alınmaktadır'

Kurbanlık satmak isteyen üreticilerin, büyükşehirlerde her ilçede farklı olmak üzere satış yerlerine çadır kirası ödediğini kaydeden Bayraktar, fiyatların illere ve ilçelere göre farklılık arz ettiğine dikkat çekerek, "Kurban çadırlarından yüksek ücretler alınmaması yönünde belediyelere her yıl çağrıda bulunmamıza rağmen, ne yazık ki bu yüksek fiyat uygulaması devam etmektedir. Kurban satıcıları 15 gün kaldıkları sürede; Ankara'da 8 bin lira ile 14 bin lira, Bursa'da 12 bin lira ise 25 bin lira, İzmir'de 15 bin lira ile 30 bin lira, İstanbul'da ise 40 bin lira ile 60 bin lira civarında çadır kirası ödemişlerdir. Bu konudaki talebimizi tekrarlamakta fayda görüyoruz. Üreticilerimiz kurbanlık hayvanını satmak için büyükşehirlere geldiğinde nakliye ücreti ve çadır kirasının yanında burada kaldıkları süre boyunca yaptıkları harcamalar da eklendiğinde ortalama 1 büyükbaş hayvan fiyatı kadar masraf etmektedir. Yani üreticilerimiz 1 büyükbaş hayvanını sadece satış yerlerinde kurbanlıklarını satmak için gözden çıkarmak durumunda kalıyor. Belediye başkanları bu konuda hassasiyet göstermelidir. Gelin üreticimizin elinden tutalım, onlara destek olalım. Hayvan satış yerlerinden mümkünse ücret almayın ya da cüzi bir fiyattan kiralayın. Bu alanları bir gelir kapısı olarak değil bir hizmet kapısı olarak görelim. Üreticimizin maliyeti ne kadar düşerse vatandaşın kesesine de o kadar olumlu etki edecektir" ifadelerini kullandı.

Vakıf ve derneklerin vekâlet ücretleri

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Kurban Bayramı döneminde birçok dernek ve vakfın, hayır işlemeyi düşünen vatandaşların verdiği vekâletle onlar adına kurban kesmek için faaliyet içine girdiklerini vurgulayarak, "Dernek ve vakıflara yatırılan paraların kurban kesiminde kullanılması ve bunların iyi bir şekilde denetlenmesi çok önemlidir. Vekâleten kurban kesmeyi taahhüt eden bu kuruluşların, bu dönemde ne kadar hayvanı nereden aldığı, hangi şartlarda ve nerelerde ne kadar kurbanlık kestiği, vekâleti veren kurban sahibinin vekâletinin yerine getirilip getirilmediği yetkili kurumlar tarafından sıkı bir şekilde kontrol edilmelidir. Aksi takdirde hem hayır işlemeyi düşünen vatandaşlarımızın hem de üreticilerimizin mağduriyeti söz konusu olabilecektir. Ayrıca dernek ve vakıflar kar amacıyla hareket etmemeli, toplu alımlarda üreticinin hakkını koruyacak fiyat politikası uygulamalıdır" şeklinde konuştu.

'2023 yılında kurbanlık hayvanlara 69,3 milyar lira ödeneceği tahmin edilmektedir'

Bayraktar, şöyle devam etti:
'Ortalama 400 kilogram canlı ağırlığa sahip büyükbaş hayvanın canlı kilosunun 147,07 lira civarında satılacağı düşünüldüğünde bayram süresince kesilecek yaklaşık 785 bin büyükbaş hayvana ödenecek para 46 milyar 180 milyon lirayı bulacaktır. Bir küçükbaş hayvanın ortalama 8 bin 900 liradan satılacağı tahminiyle, kesilecek yaklaşık 2 milyon 600 bin küçükbaş hayvana ödenecek paranın ise 23 milyar 140 milyon lira olacağı, toplamda halkımızın kesilecek 3,4 milyona yakın kurbanlık için 69,3 milyar liraya yakın para ödeyeceği tahmin edilmektedir.'

'Ekonomiye kazandırılacak tahmini deri değeri 363,8 milyon lira'

"Standartlara uygun kesilmiş ve tuzlanmış yaş koyun derisinin adeti yaklaşık 30 liraya satılmaktadır. Tahmini 2 milyon 600 bin küçükbaş hayvan kesileceği hesap edildiğinde küçükbaş hayvanların derilerinin ekonomik değeri yaklaşık olarak 78 milyon lirayı bulacaktır" bilgilerini veren Bayraktar şu değerlendirmeyi yaptı:
"Ayrıca 400 kilogramlık bir sığırdan ortalama 30 kilogram deri çıkmaktadır. Standartlara uygun elde edilmiş, tuzlanmış sığır derisinin kilosunun 16 lira olduğu göz önüne alındığında kesilecek 785 bin büyükbaş hayvandan elde edilecek derinin değeri 376,8 milyon liraya ulaşacaktır.
Toplam olarak kurbanlıklardan standartlara uyulursa yaklaşık 454 milyon 800 bin liralık deri geliri elde edilecektir. Fakat kurbanlıklar çoğu yerde ehil olmayan kişiler tarafından kesildiği için deride ciddi olarak ekonomik kayıp oluşmaktadır. Bu kaybın yüzde 20'ler civarında olduğu ve toplam kaybın 91 milyon lirayı bulduğu tahmin edilmektedir. Buna göre, kayıplar nedeniyle, Kurban Bayramı'nda ekonomiye kazandırılacak tahmini derinin değeri 363 milyon 840 bin lira civarında kalmaktadır.
Ziraat Odalarımızdan gelen bilgilere göre son yıllarda özellikle küçükbaş hayvan derilerini kimse almamakta, bu deriler mecburen çöpe atılmaktadır. Bu ülkemiz açısından önemli bir kayıptır. Yetkililerin bu konuya eğilmesi, ekonomik kaybın önüne geçecek tedbirleri almasını bekliyoruz."

'Kasaplara ödenen tahmini para 1,5 milyar lirayı bulacaktır'

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, şunları kaydetti:
'Kurban bayramları son yıllarda kasaplar için önemli bir gelir kapısı olmuştur. Kasaplar, hayvanları kesme, yüzme, parçalama gibi işler için yaptıkları işe göre farklı bir ücret almaktadır. Kimileri sadece kesip dörde bölmekte, kimileri ise detaylı parçalamaktadır. Ücretler de buna göre değişmektedir.
Kasaplar büyükbaş hayvanda sadece kesip, derisini yüzüp, dörde bölmek için bin 500 lira ile 3 bin lira arası, detaylı parçalamak için ise 3 bin 500 lira ile 5 bin lira arası, küçükbaşta ise 300 lira ile 600 lira arası ücret talep etmektedirler.
Büyükbaş hayvanlarının ortalama yarısının kasaplar tarafından yaklaşık 2 bin 250 lira ücret mukabilinde kesileceği tahminiyle, 392 bin 500 büyükbaş hayvan için kasaplara ödenecek meblağ 883 milyon lirayı aşacaktır.
Aynı şekilde küçükbaş hayvanların yarısının kasaplar tarafından ortalama 450 lira ücret karşılığında kesileceği hesabıyla 1 milyon 300 bin küçükbaş hayvan için kasaplara ödenecek tutar 585 milyon lirayı bulacaktır.
Buna göre, kasaplara ödenecek bedel toplamda tahmini 1 milyar 468 milyon lirayı bulacaktır.
Bunların yanı sıra kelle, işkembe, bağırsak gibi sakatatlar kurban kesenler tarafından çoğunlukla alınmamakta, kesim yerlerine veya toplayıcılara bırakılmaktadır. Bu da ciddi bir ekonomik değer oluşturmaktadır.'

Bayraktar sözlerini şöyle sürdürdü:
'Kurban Bayramı için milyonlarca hayvan besiye alınmakta, uzun süre beslenmekte ve 4 gün gibi kısa bir sürede kesilmektedir. Bu süreç ekonomik olarak ciddi bir hareketlenmeye yol açmaktadır. Beslenme amaçlı hayvan alımları ve beslenen kurbanlıkların satışları için ödenen para, yem, veteriner hizmetleri, hayvanların satış merkezlerine nakilleri, satış yeri kiraları, kişisel masraflar, kasap kesim ücretleri ve derilerin satılmasına kadar birçok ticari faaliyet bu dönemde yapılmakta ve bütün bunlar da ekonomik anlamda büyük meblağlara ulaşmaktadır. Yoğun emek sarf edilen ve böylesi yüksek meblağların döndüğü bu faaliyet alanı yasal çerçeveye oturtulmalıdır. Vakıf ve dernekler kesim öncesi belirledikleri alım miktarlarını Bakanlığa bildirmeli, ne kadar hayvanı nereden, kaç liraya aldığını, hayvan küpesi kayıtlarıyla vekâleti nasıl paylaştırdığını, elde edilen etleri nerelerde nasıl dağıttığını belgelemesi istenilmelidir. Ayrıca vakıf ve derneklerin yurtdışı fiyatlarını ülke içi fiyatlarına göre daha düşük tutması birçok vatandaşın ucuz diye oralara yönelmesine neden olmakta, bu da iç pazar satışlarını olumsuz etkilemektedir. Buna yönelik düzenleme yapılmalıdır. Kurbanlık hayvan nakillerinde üreticilere nakliye desteği sağlanmalıdır. Kurbanlık hayvan pazarlarındaki çadırların belediyelerce düşük ücrete kiralanması sağlanmalıdır. Her yıl belediyelerce belirlenen kurbanlık kesim alanlarında ciddi yoğunluk oluşmaktadır. Yoğunluğun oluşması ve kesim yerlerinde yaşanan mağduriyetler vatandaşların kurban kesim alanı tercihlerini kısıtlamaktadır. Belediyelerin yaşanan yoğunluklara karşı kesim alanlarını artırması, kesim yerlerinde hijyen kurallarına dikkat edilmesi noktasında tedbirler alması son derece önemlidir.'

'Et ve Süt Kurumu bayram sonrasında elde kalan hayvanları üreticiyi mağdur etmeyecek bir fiyattan almalıdır'

Üreticilerin, satışların geçen yıla göre yavaş seyrettiğini ifade ettiğini aktaran Bayraktar, "Temennimiz talebin canlanarak satışlarda beklenilen hızın yakalanması, üreticilerin hayvanlarının tamamını uygun fiyata satarak emeklerinin karşılığını almasıdır. Satışların beklendiği gibi gerçekleşmemesi durumunda bayram döneminde satılamayan hayvanlar, Et ve Süt Kurumu tarafından üreticilerin yaptığı ek masraflar da dikkate alınarak üreticiyi mağdur etmeyecek bir fiyattan satın alınmalıdır. Bu kurbanlık yetiştiriciliğinde sürdürülebilirlik açısından çok önemlidir" diye konuştu.İHA

BTP Lideri Baş günler öncesinden ‘mezhep savaşı’ ve ‘BOP’ uyarısı!

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, Orta Doğu’da tırmanan istikrarsızlık ve bölgesel çatışma risklerine karşı tarihi bir adım atarak "Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı imzaladı

08.08.2026 17:10:00
Haber Merkezi
 
BTP Lideri Baş günler öncesinden ‘mezhep savaşı’ ve ‘BOP’ uyarısı!
BTP Lideri Baş günler öncesinden ‘mezhep savaşı’ ve ‘BOP’ uyarısı!
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, Orta Doğu'da tırmanan istikrarsızlık ve bölgesel çatışma risklerine karşı tarihi bir adım atarak "Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı imzaladı.

Suudi Arabistan'ın Mekke kentinde bir araya gelen liderler, bölgedeki güç dengelerini kökten değiştirecek ortak bir savunma paktına imza attı. Dev anlaşmanın hemen ardından Beyaz Saray'dan ilk değerlendirme geldi.

Trump: "Bu iş yakında bitiyor"



Mekke'deki tarihi imza töreninin ardından Oval Ofis'te gazetecilerin karşısına çıkan ABD Başkanı Donald Trump, bölgedeki askeri hareketliliğe ve İran'a yönelik operasyonlara değindi. Trump, Orta Doğu'daki çatışma ortamının sonuna yaklaşıldığını savunarak, "Bence bu iş çok yakında sona erecek. Karşı tarafın uzun süre dayanabileceğini düşünmüyorum" dedi.

Öte yandan Trump, Amerikan ordusunun mühimmat stoklarına ilişkin soruya, bazı silah türlerinde sınırsız tedarike sahip olduklarını ancak yüksek hassasiyetli bazı füze stoklarında sınırlar bulunduğunu kabul ederek yanıt verdi. Trump ayrıca, karşı tarafın kendileriyle bir anlaşma arayışında olduğunu ve yeni bir askeri darbe almak istemediklerini iddia etti.

"Birimize yapılan saldırı hepimize yapılmıştır"

Mekke Ortak Savunma Anlaşması, katılımcı üç ülkeden herhangi birine yapılacak silahlı bir saldırıyı, tüm üye ülkelere yapılmış sayan kolektif bir caydırıcılık maddesi içeriyor. Anlaşma uyarınca savunma sanayisi, askeri eğitim, ortak caydırıcılık ve lojistik iş birliğinin tüm boyutlarıyla geliştirilmesi hedefleniyor.

Paktın mimarları, bu ortaklığın üçüncü bir ülkeye karşı doğrudan bir saldırı ittifakı olmadığını, aksine bölgedeki enerji koridorlarını korumayı ve kolektif güvenliği tesis etmeyi amaçladığını vurguluyor.

Washington sorumluluğu bölgeye mi devrediyor?



Uluslararası analistler, Mekke Anlaşması'nın Trump yönetiminin Orta Doğu stratejisiyle de uyumlu olduğunu belirtiyor. Trump'ın "bölgesel yük paylaşımı" politikasını destekleyen uzmanlar, Washington'ın doğrudan askeri müdahaleler yerine bölgedeki müttefiklerinin güvenlik sorumluluğunu daha fazla üstlenmesini tercih ettiğini, Mekke Paktı'nın da bu stratejinin bir parçası olduğunu ifade ediyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise imzalanan "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"na ilişkin yaptığı resmi açıklamada, kolektif caydırıcılığı temel alan bu paktın hiçbir ülkeyi hedef almadığını ve bölgenin huzurunu amaçlayan tüm kardeş ülkelerin katılımına açık olduğunu belirtti. Erdoğan, paktın meşru müdafaa hakkını teyit ettiğini vurgulayarak bölgesel istikrar mesajı verdi.

BTP Lideri Hüseyin Baş: "Dış politikadaki tek pusulamız milletin çıkarları olmalıdır"



Anlaşmadan günler önce (3 Ağustos) yayınladığı mesajda BTP Lideri Hüseyin Baş şöyle diyordu:

'ABD ve stratejik ortağı İsrail'in yıllardır ateşe verdiği coğrafyamızda kaos her geçen gün daha da büyüyor.

Gazze'de aylardır devam eden insanlık dramı, Lübnan'a yönelik saldırılar, Suriye'deki istikrarsızlık, İran'a yönelik tehditler ve bugün Yemen üzerinden yaşanan gelişmeler birbirinden bağımsız değildir. Bunların tamamı, Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında bölgeyi yeniden şekillendirmeye yönelik aynı planın farklı aşamalarıdır.

ABD ve İsrail, bölge ülkelerini birbirine düşüren, mezhep ve etnik ayrılıkları derinleştiren politikalarla Ortadoğu'yu sürekli çatışma içinde tutmak istemektedir. Çünkü parçalanmış ve birbirleriyle mücadele eden ülkeler, küresel güçlerin müdahalesine her zaman daha açık hale gelir.

İran'a yönelik saldırılarda da aynı senaryo işletildi. Ağır bir karşılık gördüklerinde "ateşkes" çağrısı yapıp toparlanmaya çalıştılar; ardından yeniden saldırgan politikalarına döndüler. Bu anlayışın değişmeyeceği açıktır. Çünkü mesele barış değil, bölgeyi sürekli kriz içinde tutmaktır.

Bugün en büyük tehlikelerden biri de savaşın mezhep eksenine taşınmak istenmesidir. Böyle bir senaryo gerçekleşirse kazanan ne bölge halkları ne de İslam dünyası olacaktır. Kazanan yalnızca bölgeyi yıllardır dizayn etmeye çalışan küresel güçler olacaktır.

Bu nedenle Yemen'de yaşanan son gelişmeler son derece dikkatle değerlendirilmelidir.

Türkiye, güvenliğini doğrudan ilgilendirmeyen bölgesel çatışmaların tarafı haline gelmemeli; hiçbir küresel planın veya askeri bloklaşmanın parçası olmamalıdır. Dün Gazze'de yaşanan katliam karşısında etkili bir duruş sergileyemeyen uluslararası çevrelerin bugün Yemen konusunda ortaya koyduğu hassasiyet de sorgulanmalıdır.

Türkiye'nin dış politikadaki pusulası; milletimizin çıkarları olmalıdır.

Bağımsız Türkiye Partisi olarak anlayışımız nettir.

Türkiye'nin görevi yeni savaş cephelerinin tarafı olmak değil, bölgede barışı, adaleti ve diplomatik çözümü savunan öncü ülke olmaktır.

Tam bağımsız Türkiye; hiçbir küresel gücün eksenine girmeyen, kendi iradesiyle karar alan, komşularıyla iyi ilişkiler kuran ve bölgesinde güven veren güçlü bir devlettir.

Bugün Türkiye'nin ihtiyacı da tam olarak budur."

Yazın bacaklarda pıhtı tehlikesi artıyor


 
 
Bacakta ani gelişen şişlik, ağrı, kızarıklık ve sıcaklık artışı çoğu zaman önemsenmiyor. Oysa bu belirtiler, yaşamsal risk taşıyan ve halk arasında 'pıhtı oluşması' olarak bilinen derin ven trombozunun ilk sinyalleri olabiliyor.

08.08.2026 15:04:00
Murat Çorbacı
 
Yazın bacaklarda pıhtı tehlikesi artıyor
Yazın bacaklarda pıhtı tehlikesi artıyor

En sık bacaklarda, özellikle de baldır ve uyluk bölgesindeki toplardamarlarda pıhtı oluşumuyla seyreden derin ven trombozu, dünya genelinde her yıl yaklaşık 10 milyon kişide teşhis edilen ciddi bir hastalık. Derin ven trombozunun en büyük tehlikesi ise pıhtının koparak akciğer damarlarına ulaşması ve yaşam kaybıyla sonuçlanabilecek akciğer embolisine (pulmoner emboli) neden olabilmesi. Ayrıca bacakta kalıcı şişlik, ağrı, ağırlık hissi, ciltte renk değişikliği, sertleşme ve iyileşmesi güç olan yaralarla seyreden kalıcı damar hasarına da yol açabiliyor. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ahmet Arif Ağlar, erken dönemde başlanan tedavi sayesinde pulmoner embolinin ve kalıcı damar hasarının önüne geçilebildiğini belirterek, "Özellikle tek bacakta gelişen şişlik ve ağrı gibi belirtiler asla ihmal edilmemelidir. Bu şikayetler derin ven trombozunun en önemli uyarı işaretleri arasında yer alır ve zaman kaybetmeden hekim değerlendirmesi gerektirir" dedi.

Yaz aylarında sıvı kaybı pıhtılaşma riskini artırıyor

Derin ven trombozu (DVT) genellikle bacakların derin toplardamarlarında kan pıhtısı oluşması sonucu gelişen ciddi bir damar hastalığı olarak tanımlanıyor. Güncel sağlık kılavuzlarına göre; hareketsizlikten obeziteye, geçirilmiş ameliyatlardan kansere, ileri yaştan hamileliğe kadar pek çok faktör pıhtı oluşumuna zemin hazırlıyor. Genetik yatkınlığın da tetikleyici olabildiği bu tabloda derin ven trombozu riskinin yaz aylarında artış gösterdiğini anlatan Dr. Ahmet Arif Ağlar, şu bilgileri verdi: "Bunun nedeni ise artan sıcaklık ve terlemeye bağlı gelişen sıvı kaybının, yeterli sıvı tüketilmediğinde kanın koyulaşmasına ve pıhtılaşma eğiliminin artmasına sebep olabilmesidir. Özellikle ileri yaşta olan, kronik hastalığı bulunan, diüretik kullanan ve uzun süre güneş altında çalışan kişilerde bu risk daha belirgin hale gelmektedir. Ayrıca yaz tatillerinde uzun süre hareketsiz kalınan uçak, otobüs veya otomobil yolculukları da bacak toplardamarlarında kan akımını yavaşlatarak derin ven trombozu gelişme riskini artırabilmektedir."

Yeterli su tüketmek, bol hareket etmek şart!

Dr. Ahmet Arif Ağlar, derin ven trombozuna karşı yaz aylarında bazı önlemlerin mutlaka alınması gerektiğini vurgularken, "Yeterli sıvı tüketmek, uzun yolculuklarda düzenli aralıklarla hareket etmek, özellikle 4-6 saatten uzun yolculuklarda belirli aralıklarla ayağa kalkıp birkaç dakika yürümek ve  yüksek risk grubundaki kişilerin hekimin önerdiği koruyucu önlemleri  uygulaması büyük önem taşımaktadır" diye konuştu. 

Kardeniz'in en güzel kalesi


 
 
Rize'nin Çamlıhemşin ilçesindeki Çat Vadisi'nde sarp kaya üzerine kurulu Zil Kale, her mevsim doğa ve tarih tutkunlarının ilgisini çekiyor.

08.08.2026 14:32:00
Haber Merkezi
 
Kardeniz'in en güzel kalesi
Kardeniz'in en güzel kalesi

Rize'nin Çamlıhemşin ilçesindeki Çat Vadisi'nde 1. derece arkeolojik sit alanında sarp bir kaya üzerine kurulu Zil Kale, her mevsim ziyaretçilerin uğrak noktaları arasında yer alıyor.


Kandil bu işe çok kızacak!

Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde Jandarma İnsansız Hava Aracı (JİHA) destekli düzenlenen narkotik operasyonunda 253 kilogram esrar ele geçirildi, 1 şüpheli gözaltına alındı

08.08.2026 09:57:00
İhlas Haber Ajansı
 
Kandil bu işe çok kızacak!
Kandil bu işe çok kızacak!
Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde Jandarma İnsansız Hava Aracı (JİHA) destekli düzenlenen narkotik operasyonunda 253 kilogram esrar ele geçirildi, 1 şüpheli gözaltına alındı.

İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Jandarma Genel Komutanlığı Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, 7'nci Hudut Alay Komutanlığı ve Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde uyuşturucu ticareti yapanlara yönelik çalışma başlatıldı.



Yüksekova İlçe Jandarma Komutanlığı Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin gerçekleştirdiği titiz istihbari çalışmalar sonucunda belirlenen adrese operasyon düzenlendi. Havadan JİHA'ların da destek verdiği operasyonda, 253 kilogram esrar ele geçirildi, uyuşturucu ticareti yaptığı değerlendirilen 1 şüpheli yakalandı.

Açıklamada, uyuşturucuyla mücadeleye yönelik operasyonların kararlılıkla ve kesintisiz bir şekilde devam edeceği vurgulanarak, operasyonu başarıyla yürüten ve emeği geçen tüm güvenlik güçleri ile Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı tebrik edildi.

Narko-terör



PKK terör örgütü, uluslararası raporlarda ve güvenlik kaynaklarında uyuşturucu ticaretini en birincil finansman kaynağı olarak kullanan tipik bir "Narko-Terör" örgütü olarak tanımlanmaktadır.

Soğuk Savaş sonrası dönemde devlet sponsorluklarının azalmasıyla birlikte PKK, silah temini, lojistik altyapı ve militan iaşesini sürdürebilmek için uyuşturucu kaçakçılığı ağlarına doğrudan entegre olmuştur

Dev finansal hacim



Europol ve uluslararası istihbarat raporlarına göre, PKK'nın uyuşturucu ticaretinden elde ettiği yıllık gelirin 1.5 milyar ile 3 milyar dolar arasında olduğu tahmin edilmektedir.

Bu devasa nakit akışı; silah alımlarında, kampların idamesinde ve kara para aklama faaliyetlerinde kullanılmaktadır.

232 belediye başkanı CHP’den istifa etti

YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Tüzün, ana muhalefet partisinde büyük bir kırılma yaşandığını belirterek, 232 belediye başkanının CHP'den istifa ettiğini ve büyük bölümünün yeni partiye katıldığını açıkladı. Tüzün, ağustos ayı sonuna kadar bu sayının 300'ü aşacağını öngördüklerini ifade etti

07.08.2026 19:00:00
Haber Merkezi
 
232 belediye başkanı CHP’den istifa etti
232 belediye başkanı CHP’den istifa etti
TBMM'de basın toplantısı düzenleyen Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, yerel yönetimler bazında Türk siyasi tarihinin en büyük kitlesel geçiş dalgalarından birinin yaşandığını iddia etti. Özgür Özel liderliğinde CHP'den ayrılan 91 milletvekilinin kurduğu YENİ Parti saflarına, belediye başkanlarının da hızla eklenmeye başladığı belirtildi.

İstifaların kurumsal dağılımı ve 28 il detayı

Toplantıda istifa eden belediye başkanlarının kırılımını net rakamlarla paylaşan Tüzün, yerel yönetim temsilcilerinin resmi kayıt işlemlerine başladığını dile getirdi. Paylaşılan verilere göre istifa eden 232 belediye başkanının kurumsal dağılımı şu şekilde:

• Büyükşehir ilçelerine bağlı 109 ilçe belediye başkanı

• İllere bağlı 54 ilçe belediye başkanı

• Beldelere bağlı 50 belde belediye başkanı

• İl belediye başkanlığı düzeyinde başvuran 17 isim

Tüzün, yaşanan bu istifa dalgasının ardından Türkiye genelindeki 28 ilde hiç CHP'li belediye başkanı kalmadığını ileri sürdü. Bu iller arasında Aydın, Bursa, Balıkesir, Hatay, Bolu, Bilecik, Çanakkale, Kocaeli, Manisa, Samsun ve Trabzon gibi kritik büyükşehir ve merkez iller yer alıyor.

"Ay sonunda sayı 300'ü geçecek"

Büyükşehir belediye başkanlarının geçiş takvimine de değinen Tüzün, ağustos ve eylül aylarında yapılacak belediye meclis toplantılarındaki aritmetik dengelerin korunmasının önemine dikkat çekti. Meclis dengeleri gözetildiği için birçok başkanın istifasını beklettiğini söyleyen Tüzün, "Belediye başkanlarımızın bizzat tarafımı arayarak ilettikleri beyanlar doğrultusunda, ağustos ayı sonu itibarıyla istifa edenlerin sayısının 300'ü geçeceğini tahmin ediyoruz" dedi.

Büyükşehirlerde son durum ne?

Gazetecilerin İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollere yönelik sorularını yanıtlayan Yaşar Tüzün, güncel durumu şu sözlerle özetledi: "İstanbul ve Ankara ile ilgili şu an için herhangi bir resmi görüşme ya da geçiş açıklaması söz konusu değil. Eskişehir, Muğla ve Tekirdağ gibi iller süreci kendi içlerinde değerlendirecek."

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçeceği iddialarını yalanlayan Tüzün, kendisinin geçmişteki başarılı çalışmalarını hatırlatarak "Biz kendisiyle YENİ Partimizde buluşmayı umut ediyoruz" açıklamasında bulundu.

CHP'li 19 il belediye başkanından 17'sinin partiye başvurduğunu belirten Tüzün, Bartın Belediye Başkanı'nın kararını haftaya açıklayacağını, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere'nin ise CHP'de kalmayı tercih ettiğini ve bu karara saygı duyduklarını vurguladı.

YENİ Parti'nin yerel yönetimlere dair temel ilkelerini ve vizyon belgesini ise önümüzdeki günlerde kapsamlı bir lansmanla kamuoyuna duyuracağı bildirildi.

Adalet Komisyonu önünde gerginlik

Kamuoyunda "Terörsüz Türkiye" düzenlemesi olarak bilinen 12 maddelik kanun teklifinin görüşmeleri olaylı başladı. Toplantı salonunun kapısında İYİ Partili vekiller ile AK Partili üyeler arasında salonun küçüklüğü ve kapıların açılmaması nedeniyle sert tartışmalar yaşandı

07.08.2026 17:20:00
Haber Merkezi
 
Adalet Komisyonu önünde gerginlik
Adalet Komisyonu önünde gerginlik
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), tarihi adımlardan biri olarak nitelendirilen "Terörsüz Türkiye" sürecinin hukuki çerçevesini belirleyecek yasa teklifi için kritik bir viraja girdi.

Resmi adı "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" olan 12 maddelik düzenleme, bugün saat 15.30 itibarıyla TBMM Adalet Komisyonu'nda masaya yatırıldı. Ancak görüşmeler öncesinde komisyon salonunun girişinde tansiyon yükseldi.

Kapıda "salon" kavgası: İYİ Partili vekiller tepki gösterdi

Komisyon Başkanı Cüneyt Yüksel başkanlığında toplanacak kurul öncesinde, salon kapısının geç açılması ve toplantının fiziki olarak yetersiz, küçük bir salonda yapılması muhalefetin tepkisini çekti.

TBMM Adalet Komisyonu salonu önünde bekleyen İYİ Parti milletvekilleri ile AK Parti milletvekilleri arasında sert sözlü tartışmalar yaşandı. İYİ Partili vekiller, böylesine kritik bir kanun teklifinin kamuoyundan ve milletvekillerinden kaçırılarak dar alanlarda müzakere edilmek istendiğini öne sürdü. Gerginliğin ardından komisyon, tartışmaların gölgesinde ilk oturumuna başladı.

Komisyon başkanı yüksel: "Bir af düzenlemesi değil"

Gergin başlayan toplantının açılış konuşmasını yapan Komisyon Başkanı Cüneyt Yüksel, düzenlemenin içeriğine dair net mesajlar verdi. Söz konusu teklifin kesinlikle bir genel af niteliği taşımadığını vurgulayan Yüksel, "Bu teklif, milletimizin 40 yılı aşkın sürelik kanayan yarasını sarma iradesinin somut bir tezahürüdür. Tarihi bir sorumluluğu yerine getiriyoruz" ifadelerini kullandı.

12 maddelik teklif neleri içeriyor?

Meclis Başkanlığına sunulan ve önümüzdeki hafta Genel Kurul'dan geçmesi planlanan teklifin öne çıkan hukuki detayları şunlar:

MGK Şartı ve 6 Aylık Süre: Düzenlemenin hayata geçmesi için Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) terör örgütünün fiilen lağvedildiğini ve silah bıraktığını Resmi Gazete'de ilan etmesi gerekiyor. Bu ilanın ardından örgüt mensuplarına adli makamlara başvurmaları için 6 aylık süre tanınacak.

Ceza Ertelemeleri: Silah bırakma şartına uyanların; örgüt üyeliği, yardım ve propaganda gibi suçlardan aldıkları cezalar belirli sürelerle ertelenecek. 15 yıl altı hapis cezaları için 5 yıl, 15 yıl üzeri cezalar için 10 yıl infaz erteleme uygulanacak.

Hak Yoksunluğu Kontrolü: Cezası ertelenen kişilere erteleme süresine göre 2 ya da 3 yıl boyunca seçme ve seçilme gibi hak yoksunlukları uygulanacak. Süreç içinde yeni bir terör suçu işlenirse erteleme kararı düşecek ve infaz kaldığı yerden devam edecek.

Öcalan ve Yönetim Kadrosu Kapsam Dışı: Düzenlemede 1 Haziran 2005 öncesindeki ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis cezaları ile kasten adam öldürme gibi ağır suçlar tamamen kapsam dışı bırakıldı. Böylece teröristbaşı Abdullah Öcalan ve Kandil'deki tepe yöneticilerin yasadan yararlanmasının hukuken önüne geçildi.

Komisyondaki görüşmelerin hızla tamamlanarak kanun teklifinin önümüzdeki hafta Genel Kurul'a indirilmesi ve yasalaşması bekleniyor.

"Terörsüz Türkiye" sürecinde bugüne nasıl gelindi?

1 Ekim 2025 – İlk Sinyal: MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM yeni yasama yılı açılış resepsiyonunda DEM Partili milletvekilleriyle tokalaşarak yeni bir sürecin kapısını araladı.

22 Ekim 2025 – Tarihi Çağrı: Devlet Bahçeli, parti grup toplantısında teröristbaşı Abdullah Öcalan'a hitaben, örgütü tasfiye ettiğini ve silah bıraktığını haykırması şartıyla "Umut Hakkı" kullanımı dahil yasal düzenlemelerin yapılabileceği tarihi çağrısını gerçekleştirdi.

Ekim - Aralık 2025 – Siyasi Trafik: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bahçeli'nin çağrısına tam destek verdiğini açıkladı. AK Parti, MHP ve DEM Parti hukukçuları arkada yasal zemin oluşturmak için teknik çalışmalara başladı.

Bahar 2026 – Bölgesel Görüşmeler: Sınır ötesindeki gelişmeler ve Türkiye'nin diplomatik adımları doğrultusunda terör örgütünün tasfiye sürecine yönelik uluslararası ve bölgesel istişareler yürütüldü.

5 Ağustos 2026 – Teklif Meclis'te: AK Parti, MHP ve DEM Parti gruplarından 360 milletvekilinin ortak imzasıyla hazırlanan 12 maddelik yasa teklifi resmi olarak TBMM Başkanlığına sunuldu.

7 Ağustos 2026 (Bugün) – Komisyonda İlk Oturum: Teklif, TBMM Adalet Komisyonu'nda muhalefet partilerinin fiziki alan yetersizliği protestoları ve sert tartışmalar eşliğinde ilk kez görüşülmeye başlandı.

Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik paylaşımlar yapan kişiye ev hapsi

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik sosyal medya paylaşımları nedeniyle gözaltına alınan şüpheli hakkında "konutunu terk etmemek" şeklindeki adli kontrol tedbiri uygulandı

07.08.2026 17:02:00 / Güncelleme: 07.08.2026 17:07:18
Anadolu Ajansı
 
Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik paylaşımlar yapan kişiye ev hapsi
Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik paylaşımlar yapan kişiye ev hapsi

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, 5 Ağustos'ta avukatı aracılığıyla Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu şikayet dilekçesinde, X sosyal medya platformunda "2007 Hakan Safi" isimli, 20 üyeden oluşan bir sohbet grubu kurulduğunu, gruba üye hesap kullanıcılarının kendisi ve 18 yaşından küçük kızına yönelik sistematik bir şekilde "kişisel verileri hukuka aykırı olarak yayma", "tehdit" ve "hakaret" içerikli paylaşımlarda bulunduğunu iddia etti.

Şikayet üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, söz konusu sosyal medya hesaplarının tespiti için İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan çalışma kapsamında şüpheli Cengiz Y. gözaltına alındı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan zanlı, Bakırköy Adliyesine sevk edildi.

Sevk yazısında "mağdurun ismi ve fotoğrafının kişisel veri kapsamında olduğu" değerlendirmesi

Burada savcılığa çıkarılan zanlı, "kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak" suçundan tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine gönderildi.

Savcılığın sevk yazısında, somut olayda mağdurun ismi ve fotoğrafının kişisel veri kapsamında olduğu, eylemin hukuka aykırı olarak ve mağdurun rızası dışında gerçekleştirildiği belirtildi.

Yazıda, şüphelinin, mağdura yönelik "kişisel verileri hukuka aykırı olarak yaymak" suçunu işlediği hususunda kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, öngörülen ceza miktarı ile olayın oluş şekli de dikkate alınarak tutuklanmasına karar verilmesi talep edildi.

Sulh ceza hakimliği, şüpheli Cengiz Y. hakkında "konutunu terk etmemek" şeklindeki adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verdi.

Sokak ve muhalefet ayakta

TBMM Başkanlığı’na sunulan ve kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak bilinen “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” ülkede tansiyonu yükseltti. Taslağın altına imza atan siyasi aktörlere yönelik sokaktaki öfke çığ gibi büyürken, muhalefet kanadından gelen sert açıklamalar ve sivil toplumun protestoları siyasetin gündemini tamamen değiştirdi

07.08.2026 15:20:00
Haber Merkezi
 
Sokak ve muhalefet ayakta
Sokak ve muhalefet ayakta
Meclis Adalet Komisyonu'nda görüşülmeye başlanan 12 maddelik yasa teklifi, toplumun geniş bir kesiminde büyük bir infiale yol açtı. AK Parti, MHP, DEM Parti ve HÜDA-PAR'lı milletvekillerinin ortak imzalarıyla TBMM'ye getirilen düzenlemeye karşı birçok şehirde eş zamanlı protesto gösterileri düzenleniyor.

Özellikle şehit yakınları, gazi dernekleri ve milliyetçi hassasiyeti yüksek sivil toplum kuruluşları meydanlara inerek yasanın geri çekilmesini talep ediyor. Sokaktaki vatandaşlar, örgüt suçlarına yönelik ceza ertelemesi ve adli kontrolle tahliye yollarının açılmasını "hukukun katledilmesi" olarak yorumluyor. İmza atan liderlerin ve milletvekillerinin fotoğraflarının taşındığı eylemlerde, "Gazi Meclis'te terör meşrulaştırılamaz" sloganları atılıyor.


Muhalefetten sert itiraz: "Lozan'a değil, Sevr'e imza atıyorlar!"


Siyasi arenada yasa teklifine en sert ve tavizsiz tepki İYİ Parti'den geldi. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Meclis kürsüsünden yasa metnini imzalayan MHP lideri Devlet Bahçeli ve Cumhur İttifakı ortaklarına adeta ateş püskürdü. Dervişoğlu, yapılan hamleyi tarihi bir benzetmeyle eleştirerek şu ifadeleri kullandı:

"Yasanın altına imza atarken gururla poz veriyorlar. Siz Lozan'a değil, Sevr'e imza atıyorsunuz ve ne yaptığınızın farkında bile değilsiniz. Çerçeve yasa olarak adlandırılan bu ihanet belgesini asla kabul etmeyeceğiz!"

İYİ Parti, yasa teklifinin TBMM Başkanlığı tarafından sahiplerine iade edilmesini talep ederken, Genel Kurul aşamasında her bir maddeye karşı çok sert ve kitlesel bir direnç göstereceklerinin sinyalini verdi.


Yeni Parti kanadı: "Özensiz ve kötü hazırlanmış bir metin"


Sürece dair usul ve yöntem eleştirilerini sürdüren Yeni Parti (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel de düzenlemeyi hedef aldı. Teklifin kapalı kapılar ardında, toplumsal mutabakat aranmadan ve adeta "boş kâğıda imza toplanarak" hazırlandığını belirten Özel, "Özensiz, kötü hazırlanmış bir teklif. Yaklaşımımızda bir değişiklik yok ancak sürecin yürütülüş biçimi baştan aşağı yanlıştır" diyerek iktidarın aceleci tutumuna tepki gösterdi.


İmzacıların savunması: "Terörsüz Türkiye için tarihi eşik"


Tepkilerin odağındaki AK Parti ve MHP kanadı ise eleştirileri "küresel odakların hezeyanları" olarak nitelendiriyor. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, düzenlemenin iki yıllık bir emeğin ürünü olduğunu ve bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatlarıyla şekillendiğini vurguladı. Çelik, "Bu hamle, bölgemize dönük emperyalist saldırganlığa verilmiş en büyük cevaptır" diyerek yasayı savundu.

HÜDA-PAR cephesinden ise "Türkiye'nin normalleşmesi adına bazı hususlara gözümüzü kapattık ve imzayı attık" itirafı gelirken, muhalefet kanadından ise metnin referanduma götürülerek nihai kararın millete bırakılması gerektiği çağrısını yapıyor.


11 Ağustos'a kadar yasalaştırılması hedefleniyor


Toplumsal öfke ve sokak protestoları eşliğinde Adalet Komisyonu'na gelen yasa teklifinin, iktidar bloku tarafından hızlandırılmış bir takvimle en geç 11 Ağustos Salı gününe kadar Meclis Genel Kurulu'ndan geçirilmesi planlanıyor. Ancak sokaktaki tansiyonun ve muhalefetin tırmandırdığı direncin, Meclis Genel Kurulu'ndaki görüşmeleri tarihin en gerilimli oturumlarından birine dönüştürmesine kesin gözüyle bakılıyor.


Tepkiler sokakta dalga dalga büyüyor


TBMM Başkanlığı'na sunulan ve kamuoyunda büyük bir kutuplaşmaya yol açan "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" sonrası sokağın ateşi düşmüyor. Başta büyük şehirler olmak üzere Türkiye genelinde protestoların merkezi haline gelen iller netleşirken, sivil toplum kuruluşları ve kadın hareketleri de 11 Ağustos Salı günü gerçekleşecek Genel Kurul oylamasına kadar sürdürecekleri yeni eylem planlarını yürürlüğe koydu.


Protestolar hangi illerde yoğunlaşıyor?


Yasa teklifine yönelik toplumsal öfke ve kitlesel yürüyüşler, özellikle milliyetçi hassasiyetlerin yüksek olduğu kentler ile metropollerde kritik noktalara ulaşmış durumda.

Protestoların idari merkezi konumunda olan başkentte, özellikle Güvenpark ve TBMM çevresinde şehit yakınları, gaziler ve sivil toplum örgütleri oturma eylemi ve açlık grevlerini sürdürüyor.

İstanbul Kadıköy, Beşiktaş ve Çağlayan Adliyesi önünde toplanan binlerce kişi, "hukukun üstünlüğü" vurgusuyla taslağın derhal geri çekilmesini talep ediyor.

İzmir Alsancak, Bornova ve Antalya Akdeniz Üniversitesi kampüsü çevresinde gençlik örgütleri ve sivil inisiyatiflerin düzenlediği yürüyüşlere polis müdahaleleri yaşanıyor.

Eskişehir, Kocaeli, Çanakkale, Adana, Mersin, Trabzon, Sakarya ve Bartın gibi illerde de yerel sivil toplum platformları öncülüğünde kitlesel basın açıklamaları gerçekleştiriliyor.


Sivil toplum ve kadın hareketlerinin "yeni eylem planı"


Bu arada yasa metninde yer alan "infaz erteleme mekanizmaları" ve "koşullu siyaset izinleri" gibi maddelere karşı çıkan sivil toplum, süreci kilitlemek amacıyla üç ana ayaktan oluşan çok yönlü bir eylem haritası hazırladı.

Örgütler, taslakla kurulması planlanan "Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu" gibi yapılarda kadınların ve toplumun geniş kesimlerinin eşit söz hakkına sahip olacağı bir güvence getirilmesini istiyor.

Sivil toplum kuruluşları, barış ve bütünleşme süreçlerinin kapalı kapılar ardında yürütülemeyeceğini savunarak Türkiye'nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 1325 sayılı kararını gündeme taşıyor. Uluslararası hukuk zemininde meşruiyet arayan sivil toplum, kadınların karar alma ve izleme mekanizmalarına dahil edilmediği hiçbir yasal çerçeveyi tanımayacaklarını duyuruyor.

Eğitim-İş ve Hürriyetçi Eğitim Sen gibi büyük eğitim sendikaları, yasa teklifinin Meclis gündemine gelmesiyle birlikte eş zamanlı olarak seslerini yükseltmeye başladılar.

Hürriyetçi Eğitim Sen Genel Başkanı Levent Kuruoğlu, kamuoyunda Çerçeve Yasa olarak bilinen düzenlemeye karşı net bir duruş sergilediklerini açıkladı. Sendika, örgüt liderlerine ya da üyelerine yönelik getirilebilecek olası af veya infaz erteleme girişimlerinin karşısında olduklarını vurgulayarak, "Eli kanlı terör örgütü PKK'ya ve terörist başına af getirecek her türlü girişimin karşısındayız; şehit öğretmenlerimizin aziz hatıralarının yanındayız" açıklaması yaptı.


"Çerçeve Yasa" sosyal medyayı da salladı


Meclis Adalet Komisyonu'nda görüşmeleri süren 12 maddelik yasa teklifi, sosyal medya platformlarında cumhuriyet tarihinin en büyük dijital reaksiyonlarından birine sahne oluyor. Aralarında kamuoyunun yakından tanıdığı aydınlar, emekli bürokratlar ve hukukçuların yer aldığı 242 isim, yayımladıkları ortak bildiriyle sosyal medyada fitili ateşledi.

Kısa sürede yüz binlerce etkileşim alan bildiride, "Terörsüz Türkiye adı altında terör örgütü mensuplarına örtülü af getirilmesine, teröristbaşının muhatap alınmasına ve milli egemenliğin zedelenmesine Türk milleti olarak hayır diyoruz" ifadelerine yer verildi. Kampanya, "Çerçeve Yasaya Hayır" etiketleriyle kısa sürede milyonlarca kullanıcıya ulaştı.


Ekşi Sözlük ve forumlar ayakta


Sözlük platformları ve siyasi forumlarda da yasa teklifinin şifreleri masaya yatırıldı. "5 ağustos 2026 çerçeve yasanın meclise sunulması" başlığı altında binlerce yorum birikirken, kullanıcılar özellikle yasadaki "10 yıllık infaz erteleme" maddesine dikkat çekti.

Dijital analizlerde ve yorumlarda öne çıkan en büyük endişe ise "Lübnanlaşma" tehlikesi oldu. Kullanıcılar, kapalı kapılar ardında ve toplumsal mutabakat aranmadan hazırlanan bu metnin, Türkiye'yi etnik ve çoklu bir yönetim yapısına sürükleyerek kırılganlaştıracağını savunuyor. Meclis'teki partilerin "boş kağıtlara imza atarak" bu süreci yürütmesi ise dijital tabanda çok ciddi bir güvensizlik dalgası yarattı.


Milletvekillerine "istifa" çağrısı


Sosyal medyadaki öfkenin bir diğer hedefi ise taslağın altında ortak imzası bulunan milletvekilleri oldu. AK Parti, MHP, DEM Parti ve HÜDA-PAR'ın yanı sıra bazı CHP'li vekillerin de teklife destek verdiğinin ortaya çıkması, partilerin tabanlarında adeta deprem etkisi yarattı.

İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu'nun Meclis kürsüsünden yaptığı "Lozan'a değil, Sevr'e imza atıyorsunuz" konuşmasına ait videolar TikTok ve X platformlarında izlenme rekorları kırarken; seçmenler, kendi partilerinden imza veren milletvekillerinin hesaplarını etiketleyerek "İstifa edin" ve "O imzayı geri çekin" çağrıları yapıyor. Sosyal medyadaki bu büyük dijital ablukanın, 11 Ağustos Salı günü yapılması planlanan Genel Kurul oylamasına kadar artarak sürmesi bekleniyor.

KKKA'da önemli gelişme; aşının ilk fazı tamamlanmak üzere

Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı aşısının çalışmalarında ilk fazın tamamlanmak üzere olduğunu söyleyerek, "Birinci fazla birlikte ikinci ve üçüncü faz sürecini de tamamlayıp aşının hazır olması süreçlerine doğru düzenli istikrarlı bir ilerleme içerisindeyiz" dedi

07.08.2026 14:20:00
İhlas Haber Ajansı
 
KKKA'da önemli gelişme; aşının ilk fazı tamamlanmak üzere
KKKA'da önemli gelişme; aşının ilk fazı tamamlanmak üzere
ERÜ bünyesinde çalışmalarına devam eden ve Turkovac'ı geliştiren Prof. Dr. Aykut Özdarendeli başkanlığındaki Aşı Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü'nde çalışmalar aralıksız devam ediyor. KKKA aşısı için çalışmalarını sürdüren ekip, aşıda ilk faz çalışmalarını tamamlamak üzere. Çalışmalar hakkında bilgiler veren ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, çalışmaların sürdüğü laboratuvarın daha kapsamlı bir hale geleceğini söyleyerek, "Çok büyük bir laboratuvara kavuşuyoruz.

Bu alanda stratejik araştırmalar yapabileceğimiz kapsamlı bir laboratuvar imkanının olması bizim için önemli. Cumhurbaşkanımızın destekleriyle bu laboratuvar imkanına sahip olabilmemiz sadece Kayseri için değil, ülkemiz ve tüm insanlık için de stratejik bir öneme sahip. Laboratuvarımızın da yıl sonu itibarıyla hazırlıklarımız bitmek üzere. İnşaatımız tamamlandı. Laboratuvarın teknik cihazlar anlamında son bağlantıları devam etmekte" dedi.

"Birinci fazla birlikte ikinci ve üçüncü faz sürecini de tamamlayıp aşının hazır olması süreçlerine doğru düzenli istikrarlı bir ilerleme içerisindeyiz"

Çalışmalarına devam edilen KKKA aşısı hakkında bilgiler veren Altun, "Aykut Özdarendeli hocamız çalışmalarını sürdürüyor. Özellikle çalışmalarına Kırım Kongo Kanamalı Virüslü ateşli hastalığı dediğimiz kene ısırmasının sebep olduğu rahatsızlıkla ilgili aşı çalışmalarına devam ediyor. Birinci fazla ilgili ciddi mesafe almış durumdayız. Burada biz elimizden geldiği kadar bu aşı süreçlerini yönetirken de ulusal ve uluslararası boyutta bunun kabul edilmesi bizim için esastır.

Biz hocamıza o süreçlerini de kolaylaştırmak için destek oluyoruz. Yaz aylarına başladığımızda hep gündemimize gelen bir rahatsızlık süreci olarak durmakta ama biz bu konularda Sağlık Bakanlığımızla ve Sağlık Müdürlüğümüzle koordineli bir şekilde çalışmalarımıza devam ediyoruz. Benim tahminim birinci fazla birlikte ikinci ve üçüncü faz sürecini de tamamlayıp aşının hazır olması süreçlerine doğru düzenli istikrarlı bir ilerleme içerisinde olduğumuzu söylemek istiyorum" diye konuştu.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.
 

07.08.2026 11:06:00
AA
 
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.

Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bugün Suudi Arabistan'da ortak savunma anlaşması imzalayacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, günübirlik çalışma ziyareti için bu sabah Suudi Arabistan'a hareket etmişti.

Pakistan, ABD-İran savaşını sona erdirmek için arabuluculuk çalışmalarında bulunurken, Türkiye Gazze'de ateşkesin sağlanması yönünde diplomatik alanda aktif rol oynadı.

Pakistan ve Suudi Arabistan, 2025'te ortak bir savunma anlaşması imzalayacaklarını duyurmuştu.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 17 Eylül'de "Ortak Stratejik Savunma Anlaşması" imzalamıştı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.