Tüm dünyanın da yakından izlediği, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin, İran Cumhurbaşkanı Reisi'nin katılımı ile İran'ın başkenti Tahran'da önceki gün gerçekleşen Astana Formatında 7. Üçlü Zirve Toplantısında çok önemli görüşmeler yapıldı ve kararlar alındı.
Liderler 16 maddelik bir bildiri üzerinde uzlaştı.
Ben bugün altının çizilmesini önemli gördüğüm beş maddesindeki içeriğe dikkatinizi çekmek istiyorum.
Buna göre bildiride üç liderin uzlaştığı temel noktalar şunlar:
• Suriye'de üç ülkenin işbirliği güçlendirilecek.
• Suriye'nin egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne üç ülke bağlı kalacak ve aykırı hareket edilmeyecek. Kim tarafından yapılırsa yapılsın hiçbir eylemin söz konusu ilkeleri zayıflatmaması gerektiğine işaret edildi. Suriye'nin çeşitli bölgelerindeki gayrimeşru özyönetim teşebbüsleri dahil olmak üzere, terörle mücadele kisvesi altında sahada yeni gerçeklikler yaratılmasına dair her türlü girişim reddedildi.
• Terörün her tür ve biçimiyle mücadele için üç ülke Suriye'de birlikte çalışılacak.
• Suriye ihtilafına askeri çözüm getirilemeyeceğine ve ihtilafın yalnızca BM kararı çerçevesinde, Suriyelilerin öncülüğü ve sahipliğinde bir siyasi süreç yoluyla sona erdirilebileceği teyit edildi.
• Diğer ülkelerdeki sığınmacıların ve ülke içinde yerlerinden edilmiş Suriyelilerin, ülkelerindeki asıl ikamet yerlerine güvenli ve gönüllü geri dönüşlerinin kolaylaştırılmasında uzlaşıldı.
Üç liderin de imza attığı bildiride kararlaştırılan sadece yukarıdaki maddelerin gereği Türkiye, Rusya ve İran tarafından harfiyen yapılsa 11 yıldan fazla bir süredir devam eden ve bölgenin en büyük istikrarsızlık kaynağı konumundaki Suriye krizinin tamamen çözüme kavuşturulması mümkün olur.
Bildiride yer alan maddelerin ne kadarının uygulanacağını zaman gösterecek. Ancak Suriye krizinde taraf olan üç ülke liderlerinin bir araya gelerek uzlaşabilmeleri bile çok çok önemli.
Her buluşmada beklenilen kadar olmasa da alının kararların kısmen uygulanmasıyla ilerleme sağlanabildiği için Astana süreci hâlâ devam edebiliyor.
Suriye krizine çözüm bulmak için bundan önce gerçekleşen buluşmalarda da ülkenin toprak bütünlüğüne ve siyasi sürece vurgu yapılmıştı.
Ancak sanıyorum ilk kez ülke içinde evlerini terk etmek zorunda kalmış olan ve ülke dışında sığınmacı konumundaki Suriyelilerin 'gönüllü ve güvenli' geri dönüşlerinde 'asıl ikamet yerleri' vurgusu yapıldı.
Bu çok önemli bir nokta.
Zira Suriye'nin kuzeyinde özellikle ABD desteğindeki PKK/YPG kontrolündeki Fırat'ın doğusunda yerlerinden edilmiş Suriyeli Arapların bu bölgelere dönüşü ABD-PKK'nın demografik oyununu bozacak bir gelişme olacaktır.
Zaten başta Putin ve Reisi olmak üzere üç lider de ABD'nin Suriye'nin kuzey doğusundaki askeri varlığından duydukları endişeyi ikili görüşmelerde ve yayımladıkları ortak bildiride güçlü vurgularla dile getirdiler.
Suriyeli sığınmacıların ülkelerinde daha önce ikamet ettikleri bölgelere dönebilmeleri ülkede tam olarak barış sağlandığında başka huzursuzlukların çıkmasının önüne de geçecektir.
Bu karar aynı zamanda da sığınmacıların dönüşünü kolaylaştıracak bir gelişmedir. Zira kendi ülkelerinde bile olsa daha önce hiç yaşamadıkları bir bölgeye dönüş yapmak pek çok belirsizliği beraberinde getirdiği için sığınmacılar için endişe kaynağıydı.
Türkiye Suriye'nin İdlib kentinde 200 bin konut inşa etmek 1 milyon Suriyeli sığınmacıyı bu konutlara yerleştirmenin planlarını yapıyor.
Ancak o konutların inşa edildiği toprak son bildiride toprak bütünlüğüne vurgu yapılan Suriye devletine ait. Hatta belki de tapuları eskiden o bölgede yaşayan Suriyelilere ait. O zaman bugün yerleştirdiğiniz Suriyelilere yarın oralardan çıkın denmeyeceğiniz hiçbir garantisi yok. Türkiye'nin böyle bir garantiyi vermesinin de bir anlamı yok. Zira ne İran, ne Rusya ne de Türkiye Suriye'de kalıcı değil.
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024
























































