logo
19 TEMMUZ 2026

Ülkemizde istismar edilen konular

Milli devlet anlayışında millet ile devlet ‘birbiri ile çatışan’ iki unsur değildir. Aksine millet-devlet beraberliği bütün sorunların çözümünde ve devletin bekasında temel kabul edilmektedir

19.07.2026 00:54:00
Haber Merkezi
 
Ülkemizde istismar edilen konular
Ülkemizde istismar edilen konular
"Milli devlet anlayışında millet ile devlet 'birbiri ile çatışan' iki unsur değildir. Aksine millet-devlet beraberliği bütün sorunların çözümünde ve devletin bekasında temel kabul edilmektedir…" (Prof. Dr. Haydar Baş Sosyal Devlet-Milli Devlet sh:23)

"Cumhuriyetin kabulünün ilk döneminde, Cumhuriyetimizin kurucusu M. Kemal, saltanat yerine yeni bir yönetim biçimi olan cumhuriyeti getirirken; saltanatı din biçiminde algılayanlar yeni yönetimi yani cumhuriyeti, saltanat karşıtı algılamak yerine, din karşıtı olarak algıladılar. Milli devlet bu yanılgıyı düzeltmektedir…

Dün krallık sistemi ile demokrasinin yeryüzünde yaşanmasına imkân tanımayan düşünce sistemi, şimdi de dünya krallığı kurma adına devletlerin iç işlerine karışarak, dünya çapında firmalar adeta yeni krallar olarak karşımıza çıkmaktadırlar…

Mutlu bir azınlığın ihtiras ve zevklerine cevap vermek üzere değil, milletin haklarına ve ihtiyaçlarına odaklanmış olan Milli Devlet, kapitalist anlayışlarda olduğu gibi başkalarının elindekini sömürerek büyüyen değil, aksine vererek, hizmet ve ikram ederek büyüyen bir devlet anlayışını hayata geçirmektir…" (Sosyal Devlet-Milli Devlet sh:24-25)







Etnik farklılıklar

"Devletin parçalanması için istismar edilen değerlerden biride etnik farklılıklardır. İnsan hakları adı altında –azınlık hakları- kavramı gündem edilerek, etnik farklılıkların kavga unsuru olarak algılanmasına çalışılmaktadır…

Etnik farklılıkların bir kavga sebebi olarak öne sürüldüğü günümüzde, hedef tahtasına konmuş devletlerin iç bünyelerindeki birlik ve beraberlikleri zayıflatılmakta, iç çatışmalara zemin hazırlan-maktadır. Hatta güçlü devletler zayıflatılıp, parçalanarak küçük ve zayıf devletçikler haline getirilmek istenmektedir…"   
                                                               
Dini, dili, tarihi, kültürü vs. medeniyeti aynı olan bu etnik grupların vücuda getirdiği millet –Türk Milleti- olup, bu grupların birinin, diğerinden farkı yoktur. Çünkü hepsi aynı kaynaktan beslenip, zaman içinde aynı maya ile yoğrulup gelmişlerdir…" (Sosyal Devlet-Milli Devlet sh:33–34)







Müslümanlar, İslam'ı yaşayamıyor

"Özellikle Müslüman ülkelerde dindarların, kendi topraklarında –inançlarını yaşayamadıkları- iddiası ile kitleler önce kendi devleti ile kavgalı hale getirilmiş ancak AB ve ABD gibi sözde uygar toplumlarda yaşanacağı yalanları ile devletten koparılan kitleler emperyal devletlerin istismarına açık hale getirilmiştir.

Bunu izleyen bu sürecin hemen ardından da –dinler arası diyalog- adı altında, kendi kültüründen ve toprağından koparılan kitlelerin dinleri değiştirilerek topraklarının ve kaynaklarının global odaklar tarafından sömürülmesine tepkisiz hale getirilmek istenmektedir…

İşin ilginç tarafı, dün güya din adına kendi devletleri ile kavga edenler, bugün kendi inançları ile taban tabana zıt olmasına rağmen yabancı devletlerle kol kola vaziyettedirler.







CIA ajanı diyor ki;

Eski CIA ajanı Philip Agee diyor ki;-"Liberal demokrasi ve çoğulculuk denen şey sonuçta bu amaçlarımız için bir araçtı. Özgür seçimler demek, gerçekte bizim desteklediğimiz adaylara gizliden para ödeyerek müdahale etmemiz demektir. Hür sendikalar demek, bizim kendimize bağlı sendikalar kurma hürriyetimiz demektir. Basın özgürlüğü demek, bizim hazırladığımız materyalleri kendisi yazmış gibi yayınlanan gazetecilere ödeme yapma özgürlüğümüz demekti." (Sosyal Devlet-Milli Devlet sh:105–06)







İslam coğrafyası üzerine yapılan planlar

"Büyük Ortadoğu projesi (BOP) Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Kafkaslarda yer alan 22 Müslüman ülkenin rejimlerini, sınırlarını, kimyasını değiştirmek, kaynaklarını sömürmek, bütün bunları gerçekleştirebilmek içinde bu ülkeleri misyonerlik faaliyetleri ile kendi inançlarından kopararak, işgale karşı tepkisiz, ılımlı hale getirmektir. Misyonerlik ile maksatta içi boşaltılmış, dejenere edilmiş bir İslam anlayışını bu ülkelere hâkim kılabilmektir…" (Sosyal Devlet-Milli Devlet sh:342)







İslam dinine karşı oluşturulan projeler

"Üç büyük din imajıyla Hıristiyanlık da, hak din olan İslam'la beraber anılacak böylece meşruet kazanacaktır. Özellikle İslam dünyasında kökleşmiş kin ve acılar unutulacak, böylece Müslümanların, Hıristiyanlara olan tepkileri azalacak, İslam dünyasının hafızası, Hıristiyan dünyasına karşı tepkisiz ve süt liman hale dönüştürülecektir. Böylece Müslümanlara ve İslam coğrafyasına nüfus etme imkân ve fırsatı kazanılmış olacaktır." (Din Tahripçilerine K.Kerimin Cevabı sh:188)

"Dini bütünlük zaafa uğrarsa, imandan kaynaklanan vatan sevgisi de zaafa uğrar. İşte bu hal milli bütünlüğün, o da toprak bütünlüğünün tehlikeye düşmesine neden olur…"                                                              (Din Tahripçilerine K.Kerimin Cevabı sh:198)

Mutlaka görülmesi gereken nadide güzellik


 
Artvin'in ve Türkiye'nin en görkemli turizm merkezlerinden Borçka Karagöl Tabiat Parkı'nda ziyaretçi yoğunluğu yaşanıyor.

18.07.2026 12:21:00
HABER MERKEZİ/AA
 
Mutlaka görülmesi gereken nadide güzellik
Mutlaka görülmesi gereken nadide güzellik

Borçka ilçe merkezine 27 kilometre uzaklıktaki Borçka Karagöl Tabiat Parkı, yaz döneminde yurt içi ve yurt dışından gelen ziyaretçilerini ağırlıyor.







Günde binlerce turistin ziyaret ettiği 368 hektar alana sahip tabiat parkı, Karagöl'ü, bozulmamış doğası, yaşlı ormanları, zengin bitki örtüsü ve yürüyüş yollarıyla doğa tutkunlarının vazgeçilmezleri arasında yer alıyor.







Bahar ve yaz aylarında yeşilin, sonbaharda ise sarı, turuncu, kırmızı ve kahverenginin onlarca tonunu sergileyen tabiat parkı, göl çevresindeki ağaçların gölgelerinin suya yansımasıyla ziyaretçilerine görsel şölen sunuyor.







Göl üzerinde yapılan kayık gezintisi de ziyaretçilerden yoğun talep görüyor.







Bütün güzellikler burada

Çanakkale'den bölgeye gelen ve Karagöl'ü gezen Şükrü Ataç, Karadeniz'in doğal güzelliklerini görmek amacıyla kente geldiklerini ve en çok etkilendikleri yerlerden birinin Karagöl olduğunu söyledi. Bölgenin temiz havası ve eşsiz doğasını çok beğendiklerini dile getiren Ataç, "Karadeniz'in güzelliklerini görmek için geldik. Gerçekten çok mutlu olduk. Cenab-ı Allah tabiatın bütün güzelliklerini buralara vermiş. Çok güzel günler geçiriyoruz" dedi. Ataç, doğal alanların gelecek nesillere aktarılması gerektiğine işaret ederek, "Buraları çok iyi korumalıyız. Dünyanın su sıkıntısı yaşayacağı bir dönemde böyle bir coğrafyaya sahip olmak büyük bir nimet. Karagöl dünyanın cenneti. İnşallah bu güzellikleri korumayı başarırız" ifadelerini kullandı.






Gezi hayatındaki eksik parça tamamlandı

İzmir'den gelen Birol Kutkan da doğal güzelliğine hayran kaldığı Karagöl'ün herkesin rotasında yer alması gerektiğini belirtti. Karagöl'ün beklentilerinin üzerinde bir doğaya sahip olduğunu ifade eden Kutkan, "Buraya gelince sanki gezi hayatımdaki eksik bir parça yerine oturdu. Muhteşem bir manzara, eşsiz bir yeşillik var. Gölün kıyısındaki doğal koylar, balıklarla dolu alanlar insanı adeta büyülüyor" dedi.







Kutkan, uzun yıllar dağcılık ve doğa yürüyüşleri yaptığını, buna rağmen Karagöl'ü daha önce keşfedememiş olmasına şaşırdığını dile getirerek, "Eminim benim gibi burayı henüz bilmeyen çok kişi vardır. Kesinlikle herkesin rotasında olması gereken bir yer" diye konuştu.

Murat Nehri'nde kaybolan Berat'ın cansız bedenine ulaşıldı

Murat Nehri'ne düşerek kaybolan 10 yaşındaki Berat Karakaya'nın cansız bedenine ulaşıldı

17.07.2026 11:59:00
İhlas Haber Ajansı
 
Murat Nehri'nde kaybolan Berat'ın cansız bedenine ulaşıldı
Murat Nehri'nde kaybolan Berat'ın cansız bedenine ulaşıldı
Muş'taki Murat Nehri'ne düşerek kaybolan 10 yaşındaki Berat Karakaya'nın cansız bedenine ulaşıldı.






Muş merkeze bağlı Özdilek köyünde 10 Temmuz'da Murat Nehri'ne düşerek kaybolan 10 yaşındaki Berat Karakaya'nın cansız bedeni, arama çalışmalarının 8. gününde düştüğü noktadan yaklaşık 4 kilometre uzaklıkta bulundu. Karakaya'nın cansız bedeni, düştüğü noktadan yaklaşık 4 kilometre uzaklıkta kıyı taraması yapan amcası tarafından bulundu. Amcası tarafından kıyıya çıkarılan Karakaya için daha sonra arama kurtarma ekipleri ve aileye haber verildi.








Muş AFAD İl Müdürlüğü koordinesinde 8 gündür yürütülen arama çalışmalarına İl Jandarma Komutanlığı, Van Jandarma Sualtı Arama Kurtarma timleri, Van Emniyet Müdürlüğü dalgıç polisleri, Siirt, Bitlis ve Erzurum AFAD ekipleri ile Diyarbakır jandarma dalgıç ekipleri, aile bireyleri ve köylüler de destek verdi. Yaklaşık 170 personelin görev aldığı arama çalışmalarında Murat Nehri boyunca hem su üstünde hem de su altında kapsamlı tarama faaliyetleri yürütülmüş, çalışmaların daha etkin sürdürülebilmesi amacıyla Alparslan-1 ve Alparslan-2 barajlarındaki su akışı da belirli süreyle durdurulmuştu.








Berat Karakaya'nın cenazesi, olay yerinde yapılan incelemenin ardından otopsi işlemleri için Muş Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.

Erdek'te fırtına ve dolu yağışı: Ağaçlar devrildi, çatılar uçtu

Marmara Denizi üzerinde etkili olan süper hücre fırtınası, Balıkesir'in Erdek ilçesi başta olmak üzere Kapıdağ Yarımadası, Bandırma ve Manyas Gölü çevresinde etkisini gösterdi. Şiddetli yağış, dolu ve fırtına nedeniyle Erdek'te su baskınları yaşanırken, devrilen ağaçlar araçlarda hasara neden oldu. Kapıdağ Yarımadası'na düşen yıldırım ise örtü yangınına yol açtı

14.07.2026 08:00:00
İHA
 
Erdek'te fırtına ve dolu yağışı: Ağaçlar devrildi, çatılar uçtu
Erdek'te fırtına ve dolu yağışı: Ağaçlar devrildi, çatılar uçtu
Balıkesir'in Erdek ilçesinde saat 22.00 sıralarında sağanak yağış, fırtına ve dolu etkili oldu. Edinilen bilgiye göre, hava muhalefeti nedeniyle Erdek ilçe merkezi ile Narlı ve İlhanlar Mahallelerinde çeşitli maddi hasarlar meydana geldi. Fırtınanın etkisiyle şiddetini artıran rüzgar bazı bölgelerde ağaçların devrilmesine ve çatıların uçmasına neden oldu.








Kapıdağ Yarımadası'nın Küçükova Mahallesi'nde de kuvvetli rüzgâr nedeniyle devrilen bir ağacın altında kalan park halindeki araçta hasar oluştu. Kapıdağ Yarımadası'na düşen yıldırımın ardından çıkan örtü yangınına itfaiye ekipleri müdahale ederek alevleri kontrol altına aldı.








Vatandaşların ihbarları üzerine Balıkesir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı'na bağlı Erdek İtfaiye Grup Amirliği ekipleri hızla sahaya yönlendirildi. İtfaiye personeli, peş peşe gelen ihbarları değerlendirerek devrilen ağaçların yoldan kaldırılması ve uçan çatıların oluşturduğu tehlikelerin giderilmesi için çalışma başlattı.

Ekiplerin ilçe genelindeki vakalara müdahalelerinin aralıksız devam ettiği öğrenildi.














Denizli'de korkutan yangın kontrol altına alındı

Denizli'nin Pamukkale ilçesinde dünyaca ünlü travertenlerin yakınındaki ormanlık alanda çıkan yangın, ekiplerin havadan ve karadan yürüttüğü yoğun çalışmaların ardından kontrol altına alındı. Yangının çevredeki yeşil alanlarda yol açtığı hasar, helikopterden çekilen görüntülerle gözler önüne serildi

13.07.2026 11:05:00
İHA
 
Denizli'de korkutan yangın kontrol altına alındı
Denizli'de korkutan yangın kontrol altına alındı
Edinilen bilgiye göre, Pamukkale ilçesine bağlı Pamukkale Mahallesi'ndeki ormanlık alanda dün başlayan ve rüzgarın etkisiyle sarp araziye yayılan yangına müdahale kararlılıkla sürdürüldü.






Denizli Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı, Orman Bölge Müdürlüğü ve sarp bölgelerde hortum taşıyarak destek veren atlı jandarma timlerinin koordineli çalışmasıyla alevlerin önü kesildi. Büyük korkuya neden olan yangının kontrol altına alınmasının ardından, helikopterle havadan yapılan incelemelerde alevlerin etkilediği geniş ormanlık alan görüntülendi. 






Kaydedilen görüntülerde, yangının boyutu ve yeşil alanların küle döndüğü anlar net bir şekilde yer aldı. Bölgede yeni bir parlamanın önüne geçilmesi amacıyla ekiplerin karadan yürüttüğü soğutma çalışmaları aralıksız şekilde devam ediyor.








Jandarma ekiplerinin yangının çıkış nedenine ilişkin başlattığı geniş çaplı soruşturma ise sürüyor.

Kaza sonrası olay yerinden kaçmak isteyen şahıs, minibüsü vatandaşların ve polisin üzerine sürdü: 1 ölü, 1'i polis 2 yaralı

Kayseri'nin Tomarza ilçesinde otomobilin ve minibüsün çarpıştığı kaza sonrası olay yerinden kaçmaya çalışan sürücü, minibüsü polis memuru ve olay yerinde bulunan vatandaşın üzerine sürdü. Olayda 1 kişi hayatını kaybetti, 1'i polis 2 kişi yaralandı

13.07.2026 05:33:00 / Güncelleme: 13.07.2026 05:42:30
İHA
 
Kaza sonrası olay yerinden kaçmak isteyen şahıs, minibüsü vatandaşların ve polisin üzerine sürdü: 1 ölü, 1'i polis 2 yaralı
Kaza sonrası olay yerinden kaçmak isteyen şahıs, minibüsü vatandaşların ve polisin üzerine sürdü: 1 ölü, 1'i polis 2 yaralı
Edinilen bilgiye göre, ilçeye bağlı Cumhuriyet Mahallesi'nde meydana gelen olayda, R.O. yönetimindeki 42 ASC 593 plakalı minibüsle R.M. yönetimindeki 38 APT 597 plakalı otomobil çarpıştı. Kaza sonrası iki sürücü ve yakınları arasında kavga çıktı. İhbar üzerine bölgeye polis ekipleri sevk edildi.





Polis ekiplerinin müdahalesiyle kavga son bulurken, kaza sonrası aracını kenara çekmek için direksiyon başına geçen R.O., minibüsü görevli polis memuru M.M.Ç. ve vatandaşların üzerine sürdü. Ekiplerin ikaz ateşi üzerine de durmayarak, ilerlemeye devam eden R.O.'nun kullandığı minibüs ekipler tarafından lastiklere ateş edilerek, durduruldu. R.O.'nun çarpması sonucu polis memuru M.M.Ç. ve vatandaşlardan İ.K. ile Faruk Utgan yaralandı.


 
Olay yerine çağrılan sağlık ekipleri tarafından yapılan ilk müdahalede Faruk Utgan'ın hayatını kaybettiğini belirlendi. Yaralı polis memuru M.M.Ç. ve İ.K.'de olay yerindeki ilk müdahalenin ardından Tomarza Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.
 
Olay yerinde ekipler tarafından yakalanan R.O. gözaltına alınırken, Faruk Utgan'ın cansız bedeni otopsi yapılmak üzere hastane morguna kaldırıldı.
 
Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

 

İnsan meselesi ve insan haklarına bakış -1-

İnsanlığın beşeriyet sahnesine çıktığı günden beri pek çok meselesi olmuştur. Bunlar siyasi, hukuki, sosyal, kültürel, iktisadi vb birçok meseledir

12.07.2026 04:19:00
Haber Merkezi
 
İnsan meselesi ve insan haklarına bakış -1-
İnsan meselesi ve insan haklarına bakış -1-
İnsanlığın beşeriyet sahnesine çıktığı günden beri pek çok meselesi olmuştur. Bunlar siyasi, hukuki, sosyal, kültürel, iktisadi vb birçok meseledir.

Ancak bunların başında bizzat insanın kendisi" gelir. Zira toplumlara yön veren, tarihi seyir içindeki tüm hadiselerin sebebi ve sonucu ya insandır, ya da insan ile alakalıdır. Batı dünyası maddeyi tanımada, fizik, kimya formülleri bulmada zamanla mesafeler kaydetmiştir, ama aynı başarıyı kendini tanımada elde edememiştir.

Batı toplumlarında geliştirilen siyasi ve iktisadi modeller insanı tanımadığı için insandan yola çıkmamış, aksine geliştirdikleri modellere uygun insan tipini tarif etmişlerdir.







İnsan gerçek manası ile tanınmadığı için insan hakları ve insanın ihtiyaçları kavramı da olması gerektiği biçimde ele alınamamıştır. Liberal– kapitalist modeller insan ihtiyaçlarını ve haklarını hedef alarak geliştirilmiş modeller değildir. İhtirasları, bencil kaygıları kendine ölçü alarak yola çıkmış bu tarz modellerin insanlığa fayda vermemesi son derece normaldir.

Sosyalizmin ve onun ilerlemiş aşaması komünizmin netice vermemesinin en temel sebebi de refaha kavuşturmayı düşündüğü insanı tanımamış olmasından kaynaklanmaktadır.

Adaleti tesis etmede, insanlığın can, mal, namus vb. güvenliğini sağlamada, toplum refahının yükseltilmesinde en mükemmel kural ve kaideleri ortaya koysak dahi, bunları hayata geçirecek olan insanı yetiştiremedikten sonra bu kuralların bir anlamı yoktur. İnsanı tanımadan, ona uygun siyasi iktisadi modelleri hayata geçirmeden ve onu özüne uygun şekilde yetiştirmeden insanoğlunun dertlerinin bitmesi mümkün değildir.







Tarihte İnsanı tanıyan onun yetiştirilmesine önem veren, eğitimini dikkate alan ve bireylerinin kabiliyetlerini doğru bir şekilde değerlendirebilen topluluklar, yeryüzünde adaletin ve insan haklarının tahsisine katkı sağlamışlardır. Türk milletinin tarihindeki altın sayfaların sebebi insanı tanımada ki başarısı ve insan haklarına olan bağlılığıdır.

Türk Dil Kurumu'nun Türkçe sözlüğüne göre, "huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli kimse" olarak ifade edilen insan tarifini taşıyanların oluşturdukları topluluklar, bu vasıfları taşımayanlar karşısında sayıca her zaman az olsalar da; medeniyetinin bugün geldiği nokta, bu az zümrenin tarih sahnesindeki gayretleri neticesindedir







TARİHTEN GÜNÜMÜZE İNSAN HAKLARI

Esasında insan haklarının tarihi serüveni dünyanın her yerinde homojen olarak gelişmemiştir. Bugün dahi insan haklarına bağlılık açısından bütün dünyanın aynı noktada olmadığını görmekteyiz. Batı toplumlarında kadının ruhu olup olmadığının konuşulduğu dönemde Türk tarihinde kadın toplumun en yetkili makamlarında görev alabiliyordu. Bu örnekleri çoğaltabiliriz.

Ancak hem liberal–kapitalist modellerin, hem de Marksist düşüncenin insan hakları, özgürlük, adalet vb. temel kavramları nasıl ele aldığını anlamak için; insan haklarının tarihi serüvenini Batı dünyasında yaşanan olaylar açısından değerlendireceğiz.

Batı tarihinde, gücü elinde bulunduran ile, idare edilen arasında sürekli olarak bir kavga söz konusudur. Kral ile halk, derebeyi ile köylü, işçi ile işveren arasında her dönem hakların elde edilmesi ve korunması için bir mücadelenin olduğunu görüyoruz.







Bu mücadele günümüzde de özellikle işçi ve işveren arasında olmak üzere halen bütün sahalarda devam etmektedir. Batı tarihinde insan hakları mücadelesi, bireylerin ellerinden özgürlüklerini alan devlet idaresine karşı verilen bir mücadeledir.

Batı toplumunda insan hakları ile ilgili birçok antlaşmanın yapılması, beyannamelerin yayınlanması bu toplumlardaki yöneten ile yönetilenler arasında süregelen kavgaların varlığına işaret etmektedir.

Diğer taraftan Türk tarihinde böyle bir sürecin yaşanmamış olması, insan hakları ihlallerinin olmadığını; yöneten ile yönetilen arasında kavga yerine kardeşliğin olduğunu bize göstermektedir. Türk hakanları, kendilerini vatandaşlarının ihtiyaçlarını karşılamakta sorumlu görürlerdi.

Eğer bunu yapamayacaklarsa o vatandaşların kendilerine başka hakan aramaları istenirdi. Yani Türk tarihinde idareci olmak vatandaşlarına insan haklarını yaşatmak demekti. Elbette hakların yaşanıldığı bir toplumda bu hakların olmadığı toplumlardaki gibi kavgaların olmasını beklemek mümkün değildir." Devam edecek (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.